Bölüm 37: Şeytan Lord'un Kalesi (4)


 

Çevirmen: Godrogen Düzenleyici: Bluishgray

 

“Savaşmalıyız. Bunun haricinde 2 kapı daha var, eğer şimdi kristalleri harcarsak kalan 2 kapı için ne yapmayı planlıyorsunuz?”

 

“… kahretsin.”

 

Taejin Hansoo’nun sözleri üzerine dişlerini sıktı.

 

‘O aklını mı kaçırdı? Eğer kristallerini vermek istemiyorsan söyle gitsin.’

 

Düzgünce düşünebilen birisi o devasa yaratığa saldırmak istemezdi.

 

Gene de kendi düşüncesinden emin değildi. Çünkü Hansoo’nun söylediği şey doğru seçenek gibiydi.

 

“Şimdiye kadar kılıcını deli gibi sallayan sen değil miydin? O halde biraz daha canlı olmayı dene.”

 

“… Sikiyim.”

 

Konuşmasını bitiren Hansoo kılıcını yavaşça çekmişti.

 

Taejin bunu görünce dişlerini gıcırdattı.

 

‘Lanet olsun gerçekten yapılabilir mi?’

 

Diğer şeyleri çok iyi bilmese de bir şeyden emindi.

 

Şu Hansoo’nun dövüş becerisi basit değildi canavarımsıydı. Ve böyle biri ona denemesini söylediğinde, bu değişik bir şekilde yapılabilir gibi gözüküyordu.

 

Üstelik psişik güçlerinin de olduğunu iddaa ediyordu.

 

‘Ben gerçekten deliyim.’

 

Onu desteklemek için hiçbir sebebi yoktu ancak söyledikleri çok cazip gelmeye başlamıştı.

 

Taejin aklındakileri reddederek dişlerini sıktı.

 

‘Hayır. Onun gibi adamlara dikkat etmem gerekiyor.’

 

Başlangıçta kılıç kullanmakta iyi olan birileri, onu ve arkadaşlarını pusuya düşürüp kolayca bastırmışlardı. 5 kişiydiler ve güçlüydüler. Taejin onlardan birinin hayatta kalmasına izin verdi çünkü diğer 5 i olmadan gelişemeyeceğini düşünmüştü.

 

O zaman bunun doğru seçim olduğunu düşünmüşlerdi ancak düştükleri en büyük yanılgı onun yalnız kalacağını düşünmeleriydi.

 

Ancak tek başına dönmedi. Taejin’in arkadaşlarını öldürdüler ve Taejin de kaçarak hayatta kaldı. Ve ne zaman Taejin güçlerini uyandırıp daha fazla güç kazandığında geri dönüp hepsini öldürdü.

 

O gün bir söz verdi.

 

O herif kadar tehlikeli insanları bir daha hayatta bırakmanın uygun olmayacağını söyledi.

 

Hansoo sorun teşkil etmiyordu. Mükemmel bir şekilde normal bir olmasına rağmen, Hansoo’nun Guntae gibi birinin klanına katılması sorundu.

 

Guntae’nin tek bir bakışla tehlikeli biri olduğunu anlayabilirdiniz. Bu yüzden onunla ittifak kurmuştu ancak bu kararı vermesindeki en büyük sebep ona karşı savaşabileceğini düşünmesiydi.

 

Ancak Hansoo gibi biri onun emirleri altına girseydi durdurulamaz olurdu. Kendi damgasını verdiği insanlar için en iyisini yapmak zorundaydı.

 

Taejin kendi kendine düşünürken Hansoo sonunda hareketlendi.

 

‘Sonunda bu şeyi kullanabileceğim.’

 

Hansoo’nun silahını satın almasının en büyük sebebi ilk etaptaki bu kapı bekçisiydii. İnsanları Eres gibi kontrol edip yönetemedi. Ama en iyi olduğu şeyi yapabilirdi.

 

“Ben önde savaşacağım.”

 

Diğerlerinin seçme şans yoktu.

 

“Hadi gidelim. Sadece Özel kuvvetler seviyesindeki insanlar ve uzun menzilli saldırıları olan insanlar beni izlesinler. Öyle görünüyor ki bazılarınız psişik güçlerinizi kombine şekilde kullanabiliyor. Ayrıca şifacılar 500 m geride bekleyecekler.”

 

Hansoo’nun aurası yakındaki birçok kişinin korkmasına sebep oldu. Eğer büyü dirençleri yoksa sadece ayak bağı olurlardı.

 

“…”

 

“Ne yapıyorsunuz? Benimle gelmeyecek misiniz? Eğer benimle gelmezseniz şu şeyi buraya çekerim.”

 

“Şu çılgın piç.”

 

O şeye tek başına atlayacakmış gibi görünen Hansoo’yu gören herkes korkudan altlarına yaptılar. Hansoo onları görünce güldü.

 

“Emirlerimi düzgünce uygulayın. En azında yemeğiniz için azcık uğraşın.”

 

“…”

 

Daha sonra Hansoo elindeki tırpanla çılgınca dev canavarın kafasına zıpladı.

 

Booooommm!

 

Kuaaaaaanggg

 

Kafasına darbe yiyen kapı bekçisi çılgınca kükredi ve peri sessizce konuştu.

 

“Nee. Bu da ne? Savaşıyorlar. Killjoy.” (peri ya birine sesleniyor ya da kurdun adı bu :D anlamadım bu kim)

 

Herkes perinin tatmin olmamış sesini duydu. (Gaza geldiler :D)

 

“Lanet olsun… İLERLEYİNNNNN!!”

 

“Mümkün oldukça çok buff kullanın. Aron’un okunu kullanabilen herkes buraya gelsin ve saldırsın!”

 

Ve herkes Hansoo’nun olduğu yere doğru koşmaya başladı.

 

‘Tam da düşündüğüm gibi. Bu yaratık Abyss’in 7.katı temel alınarak yaratılmış.’

 

Bu gerçeğiyle kıyaslanamayacak kadar zayıftı ancak saldırı şekli ve büyüleri aynıydı.

 

‘O halde onun hareketlerini okuyabilirim.’

 

Kadududuk

 

Kuaaaaaa!

 

Kapı bekçisi vücuduna dolanan zincirleri parçalamak için kafasını salladı. Tabii ki Hansoo’nun tek başına koca kurdu bastırması imkansızdı. Boyu ve büyüklüğü farklı gücü farklı bir konuydu. Genelde Hansoo kurdun eklemlerini kitlenmesi için etrafında uçup duruyordu.

 

Böylece ne zaman kurt hareket etse vücudu iyice sıkışıyordu. Ve koşmaya çalışacağı zaman, ön ve arka ayakları birbirine dolanacaktı.

 

Kudududuk

 

Dekrados’un Hükmünü kullanmaya başladığında sürekli olarak kurdun manasını emmeye başladı.

 

‘…Zorlukla tutuluyor.’

 

Beklediği gibi kurt ortalama bir şey değildi. Zincirleri sürekli gevşetip sıkarak onun hareketlerini kısıtlıyordu. Hansoo onu bir top şeklinde bağlamak istiyordu. Çünkü ancak o zaman kurdu durdurabilirdi.

 

Hansoo hiç durmadan zincirleri gevşetip sıkıyordu çünkü zincirlerin kopmasını istemiyordu. Hareketlerini tamamen bastıramıyordu ancak kurdun hareketleri kötüleşmişti.

 

“Ön bacaklarından kaçının!”

 

Aşağıda kemikleri parçalayan Özel Kuvvetler Hansoo bağırırken her yöne dağılmışlardı.

 

Boom!

 

Charururuk (bu korelilerin efektler hakkında bişeyler yapmaları lazım)

 

Hansoo zincirleri gevşetirken canavar özgür kalan ön bacaklarını salladı. Ancak Hansoo bunu bilerek yapmıştı. Savuşturmanın en kolay olduğu bölgeyi seçmişti.

 

Kirik. Kiririk.

 

Hansoo zincirleri sıkıp gevşeterek canavarın yönünü değiştiriyordu.

 

Kuuuuuuaaannngg!

 

Canavar daha da sinirlendi çünkü kendisiyle oynanıyormuş gibi hisseti ancak etrafta zincirleriyle dolaşan Hansoo bunu umursamadı.

 

‘Tsk. İstediğim gibi hareket edemiyorum ama …’

 

Bütün gücüyle zincirleri kontrol etmeye odaklandı. Bu seviyedeki bir yaratık şaka değildi. Ancak kılıcı sallamak gibi şeyler başkaları tarafından da yapılabilirdi.

 

Kududuk. Kududuk.

 

“Acele edin ve eklemlerine vurun.”

 

“Kemikler parçalandığında tekrar yerlerine geldiğinden vurduğunuz yerlere birşeyler sıkıştrın.”

 

Hansoo Taejin’in adamlarından gelen bitmez tükenmez sesleri duyduğunda başını salladı.

 

‘Oldukça iyi gidiyorlar.’

 

Şeytanlar çeşitli yetenekler kullanıyorlardı. Bu yüzden özel kuvvetler fazlaca tecrübe kazanmışlardı ve dağılan kemikler geri geldiği için endişelenmediler ve ayak bileklerini etkisiz hale getirdiler.

 

Grrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr

 

O sırada kurdun mavi yanan gözleri sönmeye başladı ve ağzından garip bir şok dalgası gelmeye başladı.

 

‘Bu biraz zor.’

 

Eğer o şey patlarsa buradakilerin yarısı sefil duruma düşerdi.

 

Bu davetsiz misafirleri yok etmek için kapı bekçilerine verilen bir güçtü.

 

Charuruk. (bu ne amınağ)

 

Hansoo canavara uçarken zincirlerin başından tuttu.

 

Kurururu

 

Hansoo elindeki orağın yeteneğini kullanmaya başlayınca manasını hızlıca tüketmeye başladı. Ve Hansoo orağını kurdun çenesine öyle bir savurdu ki..

 

BOOOM!

 

Kwadududuk

 

Canavarın kemikten boynu o kadar kalındı ki, tüm gücünü kullandığı saldırı kafasından geri döndü, ancak kafasını uçurmuştu.

 

Hasoo bu saldırının canavarın kafasını kopartmasını beklememişti. Hansoo’nun amacı kemikler arasında görünen mavi bilyeyi parçalamaktı.

 

‘Tutuşturma Taşı’

 

Cehennem ateşi ancak kafatasının içindeki taşla kendi manasını reaksiyona soktuğunda serbest bırakılabilirdi.

 

Keldian’dan ve Hansoo Şeytani Yeşim Kristalini elde etmek için çıktıkları bir yolda bu bilgiyi edinmişlerdi. Basitçe Tutuşturma Taşını koparırsan cehennem ateşi tamamlanamazdı.

 

Hansoo kabaca elini kemiklerin arasına itti ve boncuğu çıkarttı.

 

Chiiiik

 

Hansoo’nun etini pişiren inanılmaz sıcaklıktan büyü direnci sayesinde korundu. Hansoo tutuşturma taşını yere attı ve yanmış eliyle zincirleri tutmaya devam etti.

 

Hansoo’ya bakan Taejin’in adamlarından biri ona verilen görevi düşünüyordu.

 

Klan üyeleri sert ifadeler takındılar. Guntae’nin klanına böyle biri katılırsa ve kılıcını onlara doğru tutsa çok tehlikeli olurdu.

 

Ancak Hansoo şu anda bütün gücünü canavara harcıyordu ve zor zamanlar geçiriyordu. Eğer saldırsalardı onu öldürmek için bir şansları olabilirdi.

 

Ancak Taejin başını salladı.

 

Klan üyeleri kafa karışıklığı içerisinde beklediler ve Taejin tekrar canavara saldırdığı için konuşma fırsatı bulamadılar. Ve kısa zaman içinde arı sürüsü gibi kurda saldıran Özel kuvvetler yüzünden canavar yavaş yavaş parçalara ayrılmaya başladı.

 

“Oldukça kolaydı  değil mi? İşte, rünleri alabilirsiniz.”

 

Hansoo katkılarına göre Klan Lordlarına rünleri dağıtırken gülümsüyordu.

 

Taejin kısa bir süre Hansoo’ya baktı ve konuştu.

 

“Neden yalnız başına ortalıkta dolaşıyorsun? Sendeki güç ve psişik güçler bir klan kurmak için yeterli değil mi ? “

 

O kadar güç ve psişik güçler. Ve vücudundan yayılan çok tuhaf bir aura. Bunlar lider olmak için yeterli değil miydi?

 

Bu kadar güçle muhtemelen oradakilerden daha büyük bir klan kurabilirdi. Hayır isteseydi onlar bile Hansoo’ya katılırlardı.

 

Hansoo gülümsedi. İlerlemesi lazımdı ancak yanına insanları alsaydı ancak beli bükülürdü. Ve bu kadar çok kişiyle ilgilenseydi çok meşgul olurdu.

 

“Herkesin kendince sebepleri var. Muhtemelen sizin de vardır.”

 

“…”

 

Taejin bir süre Hansoo’ya baktı ardından Guktae’ya baktı.

 

‘Bu piç bana tuzak kurdu.’

 

O bunu Guntae’nin yanına kar bırakacak biri değildi. Taejin bir süre Hansoo’ya baktıktan sonra tek bir şey söyledi.

 

“Guntae’ye dikkat et.”

 

Bundan daha fazlasını söylemedi.

 

Guntae’nin kendisini hedeflediğini ve bir anlaşmazlık yarattığını söyleyecek olsaydı herkes tehlikede olurdu.

 

Hansoo eğer Guntae ye birşeyler yapmak isteseydi bile diğer klan lordları boş boş beklemezlerdi. Diğer klan lordları Hansoo’dan neferet ederlerdi ve Hansoo tarafıdan bir baskı hissederlerdi.

 

Hansoo’yla karşılıklı yarar sağladıkları için rahattılar ancak böyle bir durumda çok hassas tepki verirlerdi.

 

‘En azından ona söylediğim için kafam rahatladı…’

 

Taejin adamlarının yanına dönerken Hansoo kafasını salladı ve gözlerini Guntae’ye dikti.

 

Guntae diline dokundu.

 

‘Tsk. Yani neler döndüğü ortaya çıktı.’

 

Neler karıştırdığı bulunmuştu ama önemli değildi. Hansoo’yla arası iyiydi ayrıca bilseler bile, bir şey yapamazlardı. Klanındaki insanlara değer veren birisi nasıl pervasızca savaşabilirdi ki ?

 

Hansoo’yu bir süre yalnız bırakmanın en iyisi olacağını düşündü.

 

Pratik yapmalıydı çünkü kapı bekçilerini avlamak için ona ihtiyaçları vardı.  Kararını verdikten sonra Guntae’de adamlarının arasına döndü.

 

Kudududk

 

Guntae sonunda son kapı bekçisinin yok olduğunu gördüğünde mırıldandı.

 

‘….Sonunda burdayız.’

 

Bulundukları yerden devasa kale ve içindeki devasa kristal gözüküyordu.

 

‘Bi bakalım. Yaklaşık bin kişi kaldı.’

 

Ardından bileklerine baktı. 8 tane minyatür kristal vardı. Büyük bir miktar değildi çünkü diğer  12 klan lorduyla paylaşmak zorunda kalmıştı gene de hala çok güzel eserler satın alabilirdi.

 

“İlerlemeden önce yaralarımızı tedavi edip dinlenmeliyiz.”

(Ç.N: Arkadaşlar çok hızlı ilerledi anladığım kadarıyla bütün kapıları geçmişler ama anlatmıyor oraları. :( )

 

Guntae diğer klan Lordlarınında duyabileceği şekilde emirler vermeye başladı.

Ç.N—Arkadaşlar ben godrogen 2 3 bölüm daha çevirip bu seriyi bırakacağım eğer yorumlarınız beni teşvik ederse devam edebilirim :) Seri gerçekten çok yorucu. Sorun İngilizce çeviride. Gerçekten bu seriyi çevirmek sıkıntıdan başka bir şey değil. Eğer gerçekten çok isterseniz devam edebilirim. Ama önce yorumlara davranın. :)

 




Yorumlar


Giriş Yap

Sosyal

Duyurular


Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 345

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 307

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 244

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 239

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 214

Chaotic Sword God
Chaotic Sword God
Beğeni Sayısı: 168

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 143

Legendary Moonlight Sculptor
Legendary Moonlight Sculptor
Beğeni Sayısı: 134

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 89

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 79

Site İstatistikleri

  • 1710 Üye Sayısı
  • 38 Seri Sayısı
  • 3243 Bölüm Sayısı
  • 1 Premium Seri Sayısı


Epik Novel © 2017 | Tüm hakları saklıdır.

footerlogo

visamaster

creator