Bölüm 69: Bir Restoranda Her Zaman Olan Olaylar


 

Çeviri: 8De4thTheKid8 Düzenleme: Tiantuga

 

 

Liu Meng’i kurtardıktan sonra, Bai Yunfei kaldığı hana geri döndü.

Bir misafir odasında, Liu Meng’i nazikçe bir yatağa yatırdı ve endişeli bir ses tonuyla sordu, “Meng’er, nasıl hissediyorsun? Bir yerin yaralandı mı?”

Liu Meng gülümsedi ve yavaşça konuştu, “İyiyim. Endişelenmene gerek yok, Yunfei. Bana zorla bir ilaç verdiler ve bütün bedenim güçsüz düştü. Ama büyük bir sorun olmasa gerek. İyileştiğimi hissedebiliyorum. Sanırım en geç yarın sabaha kadar iyi olurum…”

“Gerçekten mi? Emin misin?” Bai Yunfei dikkatlice onun yüzünün rengine baktı. Bir süre düşündükten sonra, yine endişeli bir şekilde dedi, “Sanırım Yeşil Söğüt Okulu’ndaki kıdemlilerden gelip sana bir bakmalarını istemeliyim. Onlara biraz iş çıkarmış olacağım ama ancak senin iyi olduğundan emin olduktan sonra endişelenmeyi bırakabilirim.”

Yunfei ayağa kalkmak istediği sırada, Liu Meng’in onun sol elini tuttuğunu hissetti. Sesini hafifçe yükselterek dedi, “Buna gerçekten hiç gerek yok, Yunfei. Onlardan bu ilacın yalnızca vücudumu bir süreliğine felç ettiğini, düşünme yetimi zayıflattığını, ruh gücümü yönlendirmemi imkânsız hale getirdiğini ve bütün vücudumu güçsüz hale getirdiğini duydum…”

Eli onun tarafından tutulunca, Yunfei biraz rahatsız hissetti. Tekrar yatağa oturdu ve kısık sesle dedi, “Öyleyse… Pekâlâ, eğer yarın sabaha kadar hala iyileşmezsen, yardım etmeleri için seni Yeşil Söğüt Okulu’na götüreceğim.”

Liu Meng gülümsedi. Yüzü hafifçe kızarmıştı. Uzun mu uzun bir süre Bai Yunfei’ye baktı ve ardından nazikçe dedi, “Beni kurtardığın için teşekkürler, Yunfei. Kesinlikle geleceğini biliyordum.”

Bai Yunfei utangaç bir şekilde gözlerini başka tarafa çevirdi ve hafifçe öksürüp dedi, “Böyle söyleme, Meng’er. Ne de olsa onların hedefi bendim. Senin kaçırılmanın tek sebebi benim önceden onları kışkırtmış olmam.”

“Ama onları benim için kışkırtmadın mı?”

Bunu dedikten sonra Liu Meng sözlerinin başka bir anlama daha geldiğini fark edince yüzü daha da kızardı. Başını eğdi ve Bai Yunfei’ye tekrar bakmaya cesaret edemedi.

ÇN=İngilizce çevirmen açıklama koymamış ben de anlamadım. Büyük ihtimal sapık anlamlardır işte.

DN: Çevirmen fesat çıktı kaçın gari.

Hizmetçi kız Xiao Ning tüm bu süreç boyunca yan taraftan gözlerini geniş geniş açmış onları izliyordu. O ikisi arasında şu an böyle bir hava olduğunu görünce, gözlerini devirdi ve istemsizce bir kahkaha patlattı. Ardından sanki onların kıdemlisiymiş gibi davranarak rol icabı kibirli bir şekilde dedi, “Siz ikinize bir şey söyleyeyim. Belli ki ikiniz de aynı şeyi istiyorsunuz. Öyleyse niçin hala birbirinizi anlamıyormuş gibi davranıyorsunuz?”

“Öhö öhö öhö!!” Bai Yunfei birkaç kez kuru kuru öksürdü ve ardından ayağa kalkıp dedi, “Meng’er şu an vücudun çok zayıf, bu nedenle erkenden uyumalısın. Ben de gidip dinleneceğim. Az önce yaptığım savaştan dolayı oldukça yoruldum. Eğer herhangi bir konuda konuşmak istiyorsan, yarına kadar bekleyelim.”

Ardından oldukça utanmış bir şekilde kapıdan dışarı çıktı. Arkasından, Xiao Ning’in sevimli kahkahası ve Liu Meng’in onu kısık sesle azarlaması duyulabiliyordu.

Odadan dışarı çıktıktan sonra, Bai Yunfei kapıyı kapattı. Tekrar arkasını döndüğünde, yüzündeki utangaç ifade çoktan kaybolmuş ve yerini ciddiyete bırakmıştı!

Birkaç saniye sessizce kapının dışında bekledi ve duyulamayacak kadar hafifçe iç çekti. Ardından merdivenlerden aşağı indi, hancıyı buldu ve başka bir oda kiraladı. Ardından sessizce kendini odaya kapattı.

………

Ertesi gün, Bai Yunfei Liu Meng’i tekrar gördüğünde,  iyi gözüküyordu. Üstelik oldukça mutlu görünüyordu. Xiao Ning’in onun için aldığı kahvaltıyı yedikten sonra, Yunfei’ye caddede dolaşmayı teklif etti.

Bugün hava bulutluydu, ama kötü bir hava yoktu. Güneş olmamasına rağmen, hava serinletici ve ferahtı. Bai Yunfei caddelerde amaçsızca dolaşarak iki kızı takip etti.

“Sorun ne, Yunfei? Sabahtan beri dalgın görünüyorsun. Dün yaralandığın için mi?” Liu Meng’in oldukça endişeli sesini duyunca, Bai Yunfei kafasını kaldırdı ve gözlerini kırpmadan kendisine bakan endişeli ve kaygılı gözleriyle narin ve güzel bir yüz gördü.

Bai Yunfei biraz gözlerini başka yöne çevirdi ve rahatsız olmuş bir şekilde dedi, “Hayır, ben iyiyim. Sadece merak ediyorum… Eğer Long ailesinin adamları biz bu şekilde caddede yürürken bizi bulursa…”

Liu Meng şaşırdı ve gülerek dedi, “Endişelenmene gerek yok. Long Taogu sana dün onları yenersen eğer bir daha sana sorun çıkartmayacaklarını söylemedi mi? Üstelik diğer iki adam senin tarafından yaralandılar. Bu kadar çabuk iyileşmeleri olası değil.”

“Onların söylediği şeye inanabilir miyiz…?” Bai Yunfei içinden zoraki bir şekilde gülümsedi ama yüzünde bunu belli etmedi. Yunfei biraz canlandı ve dedi “Öyleyse, gezmeye devam edelim ve almak istediğimiz şeyleri alalım. Daha sonra…”

“Daha sonra, sana söylemem gereken bir şeyler var, Yunfei…” Liu Meng aniden konuyu değiştirdi, yüzü hafifçe kızararak dedi.

Bai Yunfei sözlerini yarıda kesti ve kuşkuyla dedi, “Bana söylemen gereken ne var?”

“Bunu, bir süre sonra söyleyeceğim!” Liu Meng cevap vermekten kaçındı ve gözleriyle kaçamak bir bakış attı. Gülümseyerek dedi, “Hadi şimdi gezmeye devam edelim. Bu caddenin havasını çok seviyorum! Bir süre sonra acıktığımızda, yemek yiyecek bir yer buluruz!”

Bunu dedikten sonra, Bai Yunfei’nin tepkisini beklemeden Xiao Ning ile birlikte yürümeye koyuldu. İki kız, caddenin yanlarındaki çeşitli dükkânlar hakkında oldukça heyecanlı bir şekilde kısık sesle konuşmaya başladılar. Bai Yunfei fark edilmeyecek bir şekilde hafifçe suratını astı. En sonunda, iç çekti. Onları takip etmekten başka çaresi yoktu.

……..

Şehrin batı tarafında, benzer bir şekilde hareketli bir caddede, tamamen siyah kıyafetler içinde hoşnutsuz bir yüz ifadesiyle uzun boylu ve zayıf bir delikanlı kalabalığın içinde yavaşça yürüyordu. Kulağına kadar gelen kısa saçları ve oldukça yakışıklı bir görünümü vardı ama üzerinde uğursuz bir hava vardı.

“Küçük amca Yang gerçekten de sinir bozucu. Kartepe Şehri’ne gitmek için ayrıldığından beri o kadar gün geçti, niçin hala geri dönmedi?!” Yürüdüğü esnada, bu genç alçak sesle memnuniyetsiz bir şekilde mırıldanıyordu, “Okuldan dışarı çıkmak çok zordu. Hala ondan beni daha fazla yere götürmesini bekliyorum.

“Ama neyse ki Yeşil Söğüt Şehri’nde kalacak kadar akıllıydım. Yoksa küçük amcamın aksine, bütün gün o siyah cüppeli kasvetli adamların yanında kalmaya dayanamazdım.” Kafasını kaldırdı. Yüzündeki mutsuz ifade çoktan büyük ölçüde azalmıştı. Gözleri caddede ileri geri dolanıyordu, “He he, bu Yeşim Söğüt Şehri’nde gerçekten de bir sürü genç güzel kız var. Şehirdeki son birkaç günümde, neredeyse zevkten ölecektim.”

Gözlerini baştan çıkarıcı genç bir kadından çeken genç adam, hafifçe karnını ovuşturdu ve kendi kendine dedi, “Hadi önce gidip yemek yiyecek bir yer bulayım. Daha sonra beğendiğim bir kadına rast gelebilir miyim diye bakayım. He he…”

……

Öğle vakti, oldukça lüks bir restoranın ikinci katında, Bai Yunfei ve iki kız pencere kenarında bir masada oturuyorlardı. Masa, birçok olağanüstü göz alıcı yemeklerle donatılmıştı. İki kız zarif bir şekilde yemeklerini yiyorlardı ama Bai Yunfei dalgın bir şekilde pencereden dışarıdaki caddeye bakıyordu. Ne düşündüğü anlaşılamıyordu.

“Sen niçin yemiyorsun, Yunfei? Bu yemekleri sevmiyor musun?” Liu Meng’in sesi duyuldu. Bai Yunfei gözlerini çevirdi ve oldukça endişeli bir şekilde kendisine bakmakta olan genç kıza baktı.

Ancak onunla yalnızca bir anlığına göz teması kurduktan sonra, gözlerini masadaki yemeğe çevirdi ve kafasını hafifçe sallarken dedi, “Hayır, az önce bir şey düşünüyordum da…”

“Hala Long ailesi konusunda mı endişeleniyorsun? Bütün sabahı caddelerde gezerek geçirdik ama hiçbir şey olmadı, değil mi? Çok fazla kafa yorma…” Liu Meng gülümsedi ve bir parça kurutulmuş balık hava kesesi alıp onu Bai Yunfei’nin tabağına koydu ve dedi, “Çabuk yemeğini ye tamam mı? Görüyor musun, daha tabağındaki yemeğin yarısı duruyor.”

ÇN=Google görsellerde fish maw diye aratırsanız nasıl bir şey olduğu çıkar. Bu yabancılar ne abuk subuk şeyler yiyor yav.

Bai Yunfei kafasıyla onayladı ve ardından yavaşça yemeğini yemeye başladı. Ama onu gören herhangi biri yemeğe dikkatini vermediğini söyleyebilirdi.

“Doğru ya, Yunfei. Sana bir soru sormak istiyordum. Dün Long ailesindeki o üç kişiyle savaşırken… Ne silahı kullandın? Niçin, niçin o şey… Bir tuğla gibi görünüyordu?” Liu Meng’in meraklı sesi duyuldu. Görünüşe göre o ve Xiao Ning çoktan yemeği bitirmiş, çenelerini elleriyle destekleyerek Bai Yunfei’ye bakıyorlardı. Görünüşe göre aniden bir şey hatırladığı için bu soruyu sormuştu.

Bai Yunfei’nin elindeki yemek çubukları hafifçe titredi. Aldığı bir parça sebze tabağın içine geri düştü. Elini çekti ve yemek çubuklarını tabağın üstüne koydu. Bir süre tereddüt ettikten sonra dedi, “Evet, o gerçekten de yalnızca bir tuğlaydı.”

“Ne?” Liu Meng hafifçe bağırdı. Güzel gözleri genişçe açıldı ve şaşkınca ona baktı, “Bu nasıl mümkün olabilir? Bu kadar… Korkutucu bir tuğlayı nereden buldun? Acaba… O bir ruh silahı, değil mi?”

“Evet, öyle de diyebilirsin.” Bai Yunfei kafasını eğdi ve yumuşak bir ses tonuyla cevap verdi.

“Gerçekten mi? Bu müthiş! Daha önce hiç bu tarz bir silah duymamıştım. Üstelik bu… Oldukça özel gibi görünüyor.  Onu sen yapmış olabilir misin? Acaba sen Zanaat Okulu’nun bir öğrencisi misin?” Liu Meng canlı bir ses tonuyla sordu. İfadesi hala merak doluydu.

Bai Yunfei bir süre sessiz kaldı ve ardından dedi, “Hayır… Benim ustam bana bunu verdi. Bir de o kırmızı mızrak var. Ustam geçmişte bu ikisini bana verdi…”

“Oh?” Liu Meng bir şey düşünüyormuş gibi gözlerini kırptı. Ardından gülümseyen gözlerle dedi, “Oh, anlıyorum. Ustan sana onlardan bahsetmene izin vermedi değil mi? O zaman daha fazla bu silahlar hakkında soru sormayacağım…”

“Aslında…” Bai Yunfei kaşlarını çattı. Tam bir şey söylemek istediği esnada bir yaygara koptu ve onun sözünü yarıda kesti.

“Bayım, ikinci kat gerçekten tamamen dolu. Lütfen bir süre birinci katta kalın…” Bir garsonun usanmış sesi duyuldu ve bunu ayak sesleri takip etti.

“İkinci katta pencere kenarında bir yer istiyorum. Yer yoksa ne olmuş yani? Yalnızca o insanlara gitmelerini söyleyin!”

Bu kibirli sesle beraber, tamamen siyah kıyafetler içinde bir genç merdivenlerden yukarı çıktı. Etrafa bakındı ve ardından beklenmedik bir şekilde Bai Yunfei ve iki kızın oturduğu masayı işaret edip kendisiyle beraber yukarı çıkmış olan yanındaki garsona dedi, “O yeri istiyorum. Onlara oradan kalkmalarını söyle. Onların hesabını ben ödeyeceğim!”

Konuşurken, Liu Meng’e gözlerini dikti ve gözleri beklenmedik bir şekilde parıldadı. Birkaç saniye kendinden geçtikten sonra birdenbire yüksek sesle gülmeye başladı.

“Ha ha!! Bu yerde böyle güzel bir kızla karşılaşacağımı kim düşünürdü ki?! Fena değil, fena değil, görünüşe göre bugün çok şanslıyım!” Azgın bir şekilde konuşurken, bu genç oraya doğru yürümeye başladı.

Liu Meng ve Xiao Ning şok olmuş ifadelerle bu genç adama baktılar. Ama Bai Yunfei hafifçe kaşlarını çattı. Ona bir bakış attı ve ardından kafasını eğip masadaki yemeğe bakmaya devam etti. Gözleri hafifçe parlıyordu.

“He he, genç kız, şehirde benimle birlikte gezmeye çıkmak ister misin? Görüyorsun, yanındaki sessiz herifi, ilk bakışta onun güçsüz ve zayıf olduğu anlaşılıyor. Onu umursama. Hadi benimle gel!” Bu genç adamın kibri ve ne istediğini doğrudan söylemesi oldukça dayanılmazdı. Ama o bu sözleri sanki doğru ve adilmiş gibi söylüyordu. Bu derece kibirli olmak onun için sıradan bir alışkanlık gibiydi, dahası, kibirli olmakta oldukça başarılıydı da.

Sebepsiz yere, Bai Yunfei değişik hissetmişti. Niçin böyle olduğunu bilmiyordu. Göz açıp kapayıncaya kadar, bu his zihnini tıkayan bir öfkeye dönüşerek, oldukça dayanılmaz hale geldi.

DN: Heyt be kızına laf atılan Bai Yunfei Gaza geldi bam bam güm güm kesicek herkesi

Aniden kafasını kaldırdı. Beklenmedik bir şekilde yüzünde nadiren görülen acımasız bir ifade belirmişti. Ve buz gibi bir ifadeyle genç adama gözlerini dikti.

“Defol!”

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Sosyal

Duyurular


Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 345

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 307

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 244

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 239

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 214

Chaotic Sword God
Chaotic Sword God
Beğeni Sayısı: 168

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 143

Legendary Moonlight Sculptor
Legendary Moonlight Sculptor
Beğeni Sayısı: 134

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 89

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 79

Site İstatistikleri

  • 1710 Üye Sayısı
  • 38 Seri Sayısı
  • 3243 Bölüm Sayısı
  • 1 Premium Seri Sayısı


Epik Novel © 2017 | Tüm hakları saklıdır.

footerlogo

visamaster

creator