Bölüm 442: İlahi Anka'yı Yenmek


 

Çeviri: Useless Düzenleme: Fikrim yok :D

Swoosh!!! 
 
Yun Che'yi zorla kontrol etmek için yanan kan özüne güvenen Feng Xiluo delice gülerken yüzü bozulmuştu. Delice kahkahası sırasında aniden korkutucu ve olağan dışı bir sıcaklık hissetti, tüm bedeni sanki alevler içinde yanıyormuş gibi hissetti. Kan özünü yakarak elde ettiği güçlü Anka alevi o anda sanki devasa bir dalga tarafından yutulan kano gibi yok oldu. 
 
“WARGHHHH…” 
 
Arenada zavallı bir çığlık tamamen yankılandı. Aralıksız olarak devam eden alevler aniden Feng Xiluo'nun olduğu yöne doğru çöktü. Tamamen alevler ile tutuşan bir figür alev denizinden uçtu, birkaç Derebeyi tarafından oluşturulan bariyere, bir rüzgar tarafından uçurulan ölü bir yaprak gibi çarptı.  
 
"Xiluo!!" 
 
"On Dördüncü Prens!!" 
 
Feng Xiluo'nun anka cübbesi son derece özel ve yok edilmesi inanılmaz derecede zor olan bir altından üretilmişti. Yanan figürün üzerindeki altın kalıntılardan, İlahi Anka Tarikatı'nın üyeleri bu kişinin kesinlikle Feng Xiluo olduğunu anladı, şok ifadeleri ortaya çıkardı. 
 
En yakındaki Feng Feiyan yıldırım gibi ona ilerledi ve Feng Xiluo'nun alevlerini tamamen söndürmek için anında kaynak enerjisini kullandı. 
 
Feng Xiluo tamamen pörsümüştü, nefes alışı hafifti ve tamamen bilinçsizdi. Saçı tamamen yanmıştı. Bedeni yanıklarla kaplıydı ve en ciddi yeri tüm yanıklar siyahtı. Bunun dışında iç yaralanmalar almış gibi gözükmüyordu. Yanıklar ciddi olsa da yine de dışsal yaralanmalardı. İlahi Anka Tarikatı'nın toplayabildiği kaynaklar ile birkaç yara kalacak kadar düzeltilebilirdi... Feng Feiyan'ın yetenekleri ile Yun Che'nin bilerek onu tekmeleyerek alev denizinden attığı söylenebilirdi. Aksi halde Feng Xiluo birkaç saniye içinde yanarak ölmüş olacaktı. 
 
Ancak yüzü anında aşırı öfkeli hale geldi. Çünkü Feng Xiluo'nun şu anki durumunun nedeni... açıkça kan özünü yakmasındandı!! 
 
O, bu nesildeki İlahi Anka Tarikatı'nın bir numaralı dâhisiydi. Nasıl olur da kan özünü yakıp hayatından ve yeteneğinden bu şekilde vazgeçebilirdi!! 
 
İki Anka alevi çarpıştığında her şey alevler içinde kalmıştı ve neler olduğunu söyleyemiyordu. Eğer Feng Xiluo'nun kan özünü yakacağını bilseydi maça karışır ve hemen bunu durdururdu. 
 
Feng Feiyan olduğu yerde dumanlarla kaplanmıştı. Feng Xiluo'yu yüzlerce kez tokatlamak ve elleri ile Yun Che'yi yok etmek istiyordu. Ancak o anda, Feng Hengkong yanında büyüklerle geldi. Çatılmış kaşları ile sordu: "Ağabey, Xiluo nasıl?" 
 
Feng Feiyan dişlerini gıcırdattı ve konuştu: "Oldukça iyi ancak... kan özünü yakmış!" 
 
"Ne!" Feng Hengkong ve diğer büyüklerin yüzleri aniden değişti. 
 
"Piç!" Feng Hengkon yumruklarını sıkıca sıktı ve yüzü yeşile döndü. Kızdığı kişi Yun Che değil Feng Xiluo idi. Küçüklükten beri Feng Xiluo emsalsiz bir yeteneğe sahipti ve büyürken aynı yaş grubunda kimse ona denk değildi. Bu da onun kibirli olmasına neden olmuştu. Ondan büyük olan on üçüncü kardeşine bile saygı göstermiyordu. Ancak böyle bir yeteneğe sahipken kibri doğaldı. Feng Hengkong her zaman ondan memnun olmuştu ve hiçbir zaman onu azarlamamıştı. 
 
Ancak bugün kendinden daha küçük bir düşman ile karşılaşmış ve tamamen aşılmıştı! Nasıl yenilgiyi kabul edebilirdi? Üstelik maçtan önce herkesin önünde Yun Che'ye hakaret edip aşağılamıştı. Ne yaparsa yapsın ve ne derse desin Yun Che'nin yaşamı tamamen ellerindeymiş gibi davranmıştı. Onun tarafından yenildiğinde iradesi anında dağılmıştı! 
 
Bu dağılma çıldırmasına ve kan özünü yakmasına neden olacak boyuttaydı! 
 
Kaybetmek hiç şüphesiz utanç vericiydi ama onun yeteneği ile kesinlikle dünyaya hükmeden bir Hükümdar haline gelecekti! Ancak kan özünü yaktığından bunun sonucunda kendi yeteneğini de yok etmişti. Geleceği eskisi kadar limitsiz olmayacaktı. İlahi Anka Tarikatı için bu büyük bir kayıptı. 
Öfkesi içinde Feng Hengkong oğluna olan hayal kırıklığı içinde boğuldu. 
 
Onu daha çok şok eden şey ise Feng Xiluo'nun kan özünü yakmasına rağmen yine de Yun Che tarafından tamamen yenilmesiydi. 
 
Yun Che'nin biraz önceki ani Anka alevi patlaması ona büyük bir baskı hissettirmişti... Bu açıkça Anka'nın Dünya Şiiri'nin daha yüksek bir seviyesiydi!!! 
 
"Tedavi için onu Yeşim Anka Salonu'na gönderin." Feng Hengkong'un sözleri inanılmaz miktarda bastırılmış öfke içeriyordu. Öfkeli bir şekilde kafasını çevirdi ve aşağı bakarken gözleri kemik delici bir kanasusamışlık ile parladı.. 
 
Anka alevleri sonunda katman katman söndü, Yun Che'nin siluetini ortaya çıkardı. Yun Che tek dizinin üzerindeydi derince nefes alıyordu. Ancak herhangi bir yaralanması yoktu; saçı bile tamamen normaldi. Öfkeli Anka alevlerinin içinde yanmamıştı!! 
 
Bastığı yer hala Anka Sahnesi'nin içiydi. Ancak neredeyse üç metrelik sahne şimdi kayıptı. Yun Che'nin ayağının altında eski yeşim taştan oluşan sahne yerine siyah kömür molozları vardı. 
 
Derebeyleri tarafından oluşturulan bariyer kayboldu ve yanık kokusu sıcaklık ile birlikte tüm arenaya yayıldı. Bir bakışta herkes afallamış ifadelerleydi ve bundan kurtulamıyorlardı. O noktada kimse duygularını açıklayacak bir şey bulamıyordu. 
 
Tarif edilemez bir düşünce ve görünüş... Sanki tüm inançlarını tersine çeviriyordu. 
 
Üç yüz bin kadar kaynak uygulayıcısının olduğu arena... En zayıfından en güçlüsüne bunu tahmin edememişti. 
 
Tek bir kişi bile! 
 
Zihinleri heyecanlı bir şekilde tek bir cümleyi haykırıyordu... 
 
İlahi Anka İmparatorluğu... YENİLDİ!! 
 
Mavi Rüzgâr Ülkesi tarafından yenildi! 
 
İlahi Anka İmparatorluğu'nun genç neslinin en güçlüsü Mavi Rüzgar'dan biri tarafından yenildi... Ve bu kişi ondan çok daha gençti!!! 
 
Kimse böyle bir sonuca inanmaya cüret edemiyordu ve hayal etmeye de cüret edemiyorlardı! Beş bin yıldan beri kimse bunu başaramamıştı. 
 
Ancak bugün, bunun gerçek olduğu ana tanık olmuşlardı!! Bu maç beş bin yıllık bir tarihi rekoru yok etmişti!! Genç bir kaynak uygulayıcısı beş bin yıllık bir rekoru ezip geçmişti. 
 
Feng Hengkong patlamak üzere olsa da ne hareket etti ne de konuştu... Çünkü Feng Xiluo'nun yaraları nasıl olursa olsun, Yun Che'nin statüsü ve soyu ne olursa olsun burası Gökyüzü Kaynak Yedi Ulus Sıralama Turnuvasıydı. Yun Che üç yüz bin insanın ve Dört Büyük Kutsal Bölge'nin önünde dürüstçe Feng Xiluo'yu yenmişti... 
 
(Ç.N: 3 milyon değil miydi bunlar. Ne ara üç yüz bin oldular. Yazar arada yazdığını unutuyor. Yaşlandı sanırım.) 
 
İlahi Anka Tarikatı'nın Tarikat lideri olarak şu an Yun Che ye karşı bir şey yaparsa bu hiç şüphesiz İlahi Anka İmparatorluğu'nun saygınlığını ve korkutuculuğunu yok edecek ve herkesin alayını çekecekti. 
Aynı zamanda Yun Che'nin de sadece bu nedenle böyle davranmaya cüret ettiğini de biliyordu! 
Ancak onun duygularını kontrol etmesi diğer büyüklerin de edecekleri anlamına gelmiyordu. Feng Xiluo taşındıktan sonra Feng Feiyan'ın bedeni indi ve tamamen öfke ve küçümseme ile Yun Che'ye baktı: "Mavi Rüzgâr’dan gelen küçük velet, sen gerçekten... On Dördüncü Prensimizi yaralamaya cüret ettin! Ölümüne... susamışsın!!" 
 
'Feng Xiluo'nun kan özünü yakmaya zorlanması' konusunu açmamıştı aksi halde bu şakaların arasında bile şaka olacaktı. 
 
Feng Xiluo açıkça zayıf değildi, onu yendikten sonra çok yaralanmamış olsa da yine de bir zorluğu vardı. Ayağa kalkacak enerjiye sahip değilmiş gibi nefes alıyordu ama yine de vahşice bakarak haklı bir şekilde karşılık verdi: "Yani ne olmuş! Burası Kaynak Gökyüzü Yedi Ulus Sıralama Turnuvası'nın maçı ve Feng Xiluo'yu dürüst bir şekilde yendim! Maç sırasında yaralanmalar düşük seviye yeteneklerinin sonucudur! Siz İlahi Anka İmparatorluğu yaralanmayı kaldıramayan ezikler misiniz? Sizi öfkelendirdiğim için beni mi öldüreceksin?!" 
 
"Sen!" Feng Feiyan aşırı kızgındı ve şimdi Yun Che ona karşılık verince yüz rengi değişmişti. Ancak daha tepki veremeden koltuklardan başka bir kızgınlık bağırışı geldi: 
 
"Aynen öyle! Bu bir turnuva maçı. Yaralanmak ve ölmek kişinin zayıflığının bedelidir. Eğer yeteneği yoksa nasıl başkalarını suçlayabilirsin! Nasıl olurda Yun Che'yi suçluyorsunuz!" Ling Jie boğazını temizledi ve tüm kaynak gücünü toplayarak bağırdı. 
 
(ç.n: Helal len  İşte adam adam <3 ) 
 
Ling Jie yeni bitirdiğinde Hua Minghai de yüksek sesle bağırdı: "Aynen öyle! Maç sırasında biri ölse bile bunun intikamı alınmaz. Bu sıralama turnuvasının değişmez gerçeği ve bir aptalın bile bildiği kuralıdır. Üstelik bu kural siz İlahi Anka İmparatorluğu tarafından koyuldu. Bu kural diğerlerinin yaralanmasına izin veriyor da sizin İlahi Anka Tarikatınızın yaralanmasına izin vermiyor mu?!" 
 
İkisi bitirdiğinde tüm arena yaygaracı bir hal aldı. Mavi Rüzgâr’dan gelen tüm heyecanlı ve çalkalanmış kaynak uygulayıcıları da bağırmaya başladı... Çok geçmeden giderek daha fazla insan bağırdı. Sadece Mavi Rüzgar'dan gelen kişiler değil diğer beş ülkeden gelen insanlar da Yun Che'ye tezahürat ederek adaletsizliği engellemeye çalıştılar. Yun Che'nin Feng Xiluo'yu yenmesi sadece Mavi Rüzgar'ın değil aynı zamanda tüm altı ulusun gururuydu. Altı ulus için böyle bir peri masalı ilk kez oluşmuştu! 
 
Göz açıp kapayıncaya kadar tüm arena yaygara ile çalkalandı... 
 
"Birçok turnuvada birçok kaynak uygulayıcısı yaralandı ve bu meseleler üstelenmedi. Şimdi İlahi Anka Tarikatı'nın öğrencisi yaralanınca size kim üsteleme hakkını veriyor! Görünüşe göre şimdi intikam almak istiyorsunuz?" 
 
"Onurlu İlahi Anka Tarikatı bu kadar mı?" 
 
"Bir aptal bile Yun Che'nin merhamet gösterdiğini bilir. Eğer öyle olmasaydı On Dördüncü Prens çoktan kül olmuştu. Yun Che'ye teşekkür etmek yerine onu sorgulayıp tehdit mi ediyorsunuz?" 
 
"Gökyüzü Kaynak'ın bir numaralı tarikatı olarak biraz saygınlığınız olsun!" 
 
"Eğer bunu istiyorsanız, neden sadece turnuvayı kazıyıp atmıyorsunuz?! Diğer altı ulusun insanları öldürülüp yaralanıyorlar ama İlahi Anka insanları yaralanamıyor mu?" 
 
"Eğer Yun Che'den intikam almaya cüret ederseniz sizden on kat daha zayıf olsak da altı ulus sizi nesiller boyu hor görecektir!! 
 
……………… 
 
……………… 
 
Kargaşa hızlıca yayıldı ve tüm arena çok geçmeden Yun Che'nin yanında yer aldı. Son birkaç bağırış neredeyse herkesi sağır ediyordu. Eğer sadece bir kişi olsaydı İlahi Anka Tarikatı'nın baskısı karşısında mutsuz, memnuniyetsiz ve onlardan hoşlanmamış olsa bile onları sorgulamaya cüret edemezdi. Ancak altı ulustan gelen milyonlarca kişi olunca bundan etkilenmiyorlardı. Daha fazla kişi konuştukça daha sert hale geliyordu... Yun Che'nin İlahi Anka Tarikatı'nı yenesi altı ulusun gururuydu ve diğer kaynak uygulayıcıları da bundan gurur duyuyordu. Onların İlahi Anka Tarikatı'nı sorgulayabilmeleri hiç şüphesiz memnun edici bir deneyimdi. 
 
(Ç.N: 3 milyon oldu şimdi de  Yazar kesin sarhoş. ) 
 
Ve bu da, Yun Che'nin görmeyi umduğu ya da tahmin ettiği bir şeydi. 
 
---------------ÇEVİRMEN NOTU-------------- 
 
Yun Che neler yapacak? Gelen tepkiler İlahi Ankayı nasıl etkileyecek? Maçlar bitti mi? Diğer 9 kişi neler yapacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman... Bekleyin, okuyun ve öğrenin :) 
 
Birkaç (1) bölüm atacağım 



Yorumlar


Giriş Yap

Sosyal

Duyurular


Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 345

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 307

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 244

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 239

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 214

Chaotic Sword God
Chaotic Sword God
Beğeni Sayısı: 168

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 143

Legendary Moonlight Sculptor
Legendary Moonlight Sculptor
Beğeni Sayısı: 134

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 89

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 79

Site İstatistikleri

  • 1710 Üye Sayısı
  • 38 Seri Sayısı
  • 3243 Bölüm Sayısı
  • 1 Premium Seri Sayısı


Epik Novel © 2017 | Tüm hakları saklıdır.

footerlogo

visamaster

creator