Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Angoria - Angoria Bölüm 17: Çabuk ol ve arkamdan uzaklaş!!


 

 

 

Bir ağacın yanında kollarını üstten ağaca sıkıca mıhlamış ve ağzı sulanarak siyah tavşana bakan adamın ağzı o kadar açılmış ve salya akıtmıştı ki, bir lama kendisini görmüş olsa mesleği olan salya akıtmak ve tükürmeyi bırakabilirdi. Gözleri fıldır fıldır dönüyor ve ağzından buharlar çıkarıyordu. Boğanın kırmızı perdeyi gördüğü anda hırçınlaşması gibi hırçın bir biçimde bakıyor ve '' Sen buralara nereden düştün söyle bakalım güzellik '' diye kulağına fısıldıyordu.

Kung Lao kaynak gücünün geliştiğine şükretmişti. Şuan bu azgın herifi duyabilmesinin tek sebebi kaynak gücünden başka bir şey değildi. Tam olarak net duyamamış olsa bile en azından fısıltı kulağına çok kısık bir sesle de olsa geliyordu.

''Sana ben neler yaparım varya ufff!!!'' diye fısıltıdan bağırtıya dönüştürmüş ve gözlerini bir saniye bile ayırmadan siyah tavşana bakışmalarını sürdürmüştü. Siyah Tavşan söylenen sözlerden sonra gözlerinin dolmasını kontrol edememişti. Neden bilmiyordu ama Shimao Che'yi ilk gördüğünde bile bu kadar çok korkmamıştı...

Kung Lao olan biten her şeyi izlemişti. Doğru zamanı kollamaya başlamıştı, zihninden adeta bir volkan fışkırıyor ve suratının alev aldığını hissediyordu. '' O kim oluyorda benim Tavşanıma dokunabiliyor!!!! Lanet Piç!!!'' diye böğürüyor ve saçını yolmamak için kendisini zor tutuyordu. ''Ah bi elime geçireyim sana neler yapıcam neler!!! '' diye düşünmüş ve sonrasında ise ellerini yumruk yapıp boğumları beyazlayana kadar sıkmaya devam etmişti.

Sapık Siyah Tavşan'ın ellerini tek eli ile kenetlemiş ve diğer elini ise kaftanına doğru götürmüştü. Siyah Tavşan'ın sol omuzuna elini dokunmuş ve sonrasında ise ''Korkmana gerek yok, eminim ki sende çok eğleneceksin hihihi'' diye kıkırdayarak bu iğrenç eğlencesini sürdürmüştü.

Kung Lao, sapığın elini omzuna götürmesi ile birlikte tek kulağının seğirdiğini ardından ise beyaz dumanlar çıkardığını hissetmiş ve istemsiz olarak çalılarda ufak bir hareketlilik yaratmıştı. Çalılar içerisinde yapmış olduğu hareketlilik yüzünden sapık bir anlığına kendisinin olduğu tarafa dönmüş olsa da sonrasında ''Aptal hayvanlar...'' diye mırıldanmış ve yüzünü Siyah tavşana doğru döndürmüştü. Kung Lao kendisine doğru baktığı anda hazırlanmış ve her an atılmaya hazır bir dağ kaplanı gibi durmuştu. Ancak bakışlarını Siyah Tavşana çevirdiğinde ise '' Tut kendini aslanım tut!! Daha zamanı değil!! '' diye mırıldanmış ve kendisini sabitlemişti. (Metenin Notu: Yalan amk!! yazar bölümü uzatmak için kıçını yırtıyor şuan!! ) Kung Lao bakışlarını sapık ve Siyah Tavşana bakışlarını sürdürmüş ve kaftanının sol omuzluğunu indirmesini seyretmişti.

Siyah Tavşanın yeni yeşermeye başlamış olan tepeciklerinin görünmesine neredeyse bir parmak kalmış iken Kung Lao yerden bulmuş olduğu bir taşı eline almış ve kolunun eklem noktalarına tüm kaynak kuvvetini yükleyerek kolunu gerdirmiş ve sonrasında ise elindeki taşı fırlatmıştı.

Taş elinden çıktığı anda bütün kuvveti ile fırlamış ve hedefi olan sapığın kafasına doğru ilerlemişti. Taşa vermiş olduğu falso ile birlikte taş dönmesini sürdürmüş ve ilerleyişi ile birlikte ufak çaplı bir ses meydana getirmişti. Kung Lao tek vuruşta işini bitireceği için öyle çok mutluydu ki tamam demişti. Ancak şunu unutuyordu ki bazen '' Evdeki hesap çarşıya uymaz'' lafı çok doğru yerlerde kullanılabiliyordu.

Kung Lao'nun istemiş ve hesabını yapmış olduğu şey sapığın Siyah Tavşanın boynuna doğru indirmiş olduğu kafası ile son bulmuştu. Taş sapığın saçlarının bir kaç teline isabet edip kopartmış ve daha sonrasında ise doğruca ilerleyerek bir ağaca doğru çarpmıştı. Ağaç, üstünde ''Bomm!'' diye bir ses çıkartan taş, daha sonrasında ise yer çekimine karşı koyamamış ve doğruca yere doğru düşmüştü.

Düşen taşın çıkarmış olduğu ekstra ses ile bir sağırın bile duymuş olma olasılığı imkansız iken, sapığın duymaması nasıl olurda imkansız olabilirdi ki? Çıkan ses ile arkasını dönmüş ve ''Ehhh!!!... yeter be!! Bir işimizi halletmemize müsade etmiyorsun!!... Lan sokuk herif sende kimsin!!'' diye bağırmış ve sonrasında dosdoğru Kung Lao'ya bakmayı sürdürmüştü.

Kung Lao bembeyaz derisi, sarıdan beyaza çalan saçları ile bir ölümsüz gibi dikilmiş ve ''Kim olduğum seni ne ilgilendirir!! Ellerini bir an evvel Tavşanımdan çek ve kaybol hemen!!'' diye ince sesi ile bağırmış ve bakışlarını yükselterek en tepeden bakmaya başlamıştı.

'' Bak, bak... Sümüklü bir velet bizi yukarıdan görüyor demek. Sich öyle olsun bakalım Benim adım Han Nıgza. Civarda ki en güçlü klan olan Han klanının üçüncü varisi ve civarda ki en yetenekli genç nesilinden birisiyim. Kaynak gücüm başlangıç alemi sekzinci seviye!! Senin ne kadar bakalım ufaklık?! Bir mi? yoksa iki mi? Hahaha!!...'' diyerek gülmüş ve alaycı bakışlarını olağanın en üst yüzeyine çıkararak naz yapan hırçın bir kısrağa çevirmişti. Kung Lao surat ifadesi ile birlikte gülmemek için kendisini zor tutmuş ve ''Tabi, tabi kesinlikle öyledir!'' diyerek kafasını sallamıştı.

Bu sırada elini gevşetmiş olan Han Nıgza'nın ellerinden bir anda kurtulan Siyah Tavşan elinden gelen en hızlı koşusu ile ilerlemesini sürdürmüş ve Kung Lao'nun arkasına doğru koşturmuştu. Koşar iken gözlerinden çıkan yaş damlaları sağa sola doğru saçılmış ve ''Büyük kardeş Shimao Che!!!'' diyerek ağlamasını sürdürmüştü.

Daha neler olduğunu anlayamayan Han Nıgza kızın bir anda önünde ki çocuğun arkasına doğru koşmasını sindirememiş ve ''Ulan ağız tadı ile şu ile bile hallettirmedin seni adi onun bunun çocuğu!!'' diye bağırarak doğruca Kung Lao'nun üstüne doğru atılmıştı.

Kung Lao kendisine doğru bir fırtına edası ile gelen Han Nıgra'ya karşı gardını almış ve gelen saldırıyı karşılamak için kendisini hazırlamış ve gelen uçan tekmenin şiddetini azaltabilmek için elinden ne geliyorsa yapmıştı. Han Nıgza uçan tekmesine eklemiş olduğu kaynak gücü ile birlikte öyle ani bir şekilde uçmuştu ki gören insanların kırk yıldır uçmakta olan bir kartal zannetmesi olağan karşılanabilirdi!

Kung Lao kafasını döndürmeden '' ÇABUK OL VE ARKAMDAN UZAKLAŞ!! ''diye bağırmış ve uçan tekmenin kafasına doğru geleceğini ümit ederek kollarını makas şekline getirerek savunma duruşuna geçmişti. Chi icidebec ise bir an bile düşünmeden Kung Lao'nun arkasından çıkmış ve sağ tarafa doğru koşmaya başlamıştı. Ancak koşar iken bir anda dengesini kaybetmiş ve yere düşmesi bir olmuştu.

Tekme Kung Lao'ya geldiği anda havaya doğru hafif bir toz bulutu kalkmış ve daha sonrasında ise Kung Lao beş adım geriye doğru uçmuş ve sonrasında ise bir takla atarak kendisini gelmiş olduğu çalıların önünde bulmuştu.

Tekmenin fazla etkilemediğini fark eden Kung Lao yere tükürmüş ve ''Sich demek Başlangıç Aleminin sekizinci seviyesinin gücü sadece bu kadar demek ha? '' diye seslenmişti. Han Nıgza, tekmesinin bir su damlası kadar bile işe yaramadığını fark ettiği anda ''Bu çocukda neyin nesi?'' diye düşünmüş ve içten içe karamsarlığın siyah sisinin içine doğru aktığını fark etmişti. Suratını bir an olsun kıpırdatmayan Han Nıgza ''Bu sadece alıştırmaydı çocuk!!'' diye seslenmiş ve sonrasında ise bir hışım ile ileriye doğru atılarak bir anda Kung Lao'nun dibinde bitivermişti.

Kung Lao kendisine doğru gelen Han Nıgza'yı neredeyse fark edememiş ve bir anda önünde belirdiğinde ise şaşırmıştı. Ufacık bir şaşkınlık süresinden sonra gardını apar topar almaya çalışmış ancak tam beceremediği için suratına doğru gelen yumruğu engellememişti.

Yumruk suratına çarptığı anda Kung Lao, ayaklarının kuşlar tarafından çekiştirilerek havalandığını ve dengesinin ise uğursuzluk tanrısı tarafından ipler ile çekildiğini zannetmiş ve kendisini çimenli zeminin çimenlerinin dokularını inceler iken bulmuştu. Bu aniden gelen yumruk ile birlikte suratının alev gibi yandığını hisseden Kung Lao daha ne olduğunu anlayamadan beline doğru gelen bir tekme ile üç uzun adım fırlamış ve sonrasında ise iki takla atarak karnını geniş bir ağacın gövdesine sert bir şekilde çarpmıştı.

Çarpmanın etkisi ile nefesinin, karıncayiyenin karınca yuvasına burnunu sokup tüm karıncaları çektiği gibi nefesinin de içeriden çekildiğini hissetmiş ve sonrasında nefes almak istediğinde ise ciğerlerinin girişi yasak bir kapının antik bir mühür ile kilitlenmesi gibi kilitlendiğini hissetmişti.

Yaşamış olduğu bu durum öyle acıklıydı ki havanın girmesini istemeyen ciğerleri yüzünden sudan çıkmış bir balık gibi oradan oraya kıvranan Kung Lao'nun hareketlerini kontrol eden Han Nıgza bir an bile yerinde saymadan hızlıca ilerlemiş ve Kung Lao'nun saçlarına yapıştığı gibi tüm kuvveti ile çekiştirerek ayağa kaldırmış sonrasında ise boğazını eli ile bastırıp ağaca yapıştırmıştı.

Kung Lao daha nefesini dizginleyemeden kafasına gelen darbe ile gözlerinin buğulandığını hissetmiş ancak suratına alaycı bir gülümseme yerleştirmişti. ''Bana bak çocuk, seni ananın karnından doğduğundan pişman etmeden önce gitsen iyi olur. Kızı bana bırak, emin ol güvenli kolların ve bacakların arasında olacak. Hem sende onun güvende olduğunu bilmek istemezmisin ? '' demiş ve sırıtmaya başlamıştı. Kung Lao bu aşağılık sırıtma karşısında iki büklüm kalmış gibi görünse de içinde öyle çok sinirlenmişti ki ruhunun alev alıp yanacağından korkmakta idi. Ancak kaba güç ile yenemeyeceğinin farkındaydı ve bu şerefsiz evladını yenmesi için kafasının gücünü kullanmasının da gerektiğini çok iyi biliyordu.

Kung Lao Meteor Yumruğun kaynak damarlarına zarar verebilmesi için kendisi ile en fazla üç seviye olmasının şart olduğunu çok iyi biliyordu. Meteor Yumruğun seviyesi arttıkça kuvveti ve kendisinden üstün olan kişilerin seviye farkıda artıyordu ancak; İlk seviyesinde sadece bu kadar olduğu için kabullenip şükretmesi gerekiyordu. En azından işe yarayabilir.. Diye düşünmüş ve sırıtmasını dudaklarından silip ''Pekala ancak bir şey söylemek istiyorum. Kavga etmemiz anlamsız neden bu harikalar içerisinde ki harikayı birlikte halletmiyoruz? Ben eminim ki ikimize de yetecektir. Ne diyorsun bu işe? '' diye sormuş ve suratına azgın bir bakış eklemişti.

''Hahaha!! Seni azgın çocuk!! Demek sende bir karanfilin kokusunu merak ettin öyle mi? Ahaha öyle olsun bakalım. Gel benimle bu abin sana her şeyi öğretecek hahaha!! '' diye bağırarak gülmüş ve Kung Lao'nun kendisini takip etmesi için işaret vermişti.

Siyah Tavşan kensine doğru birisi emin adımlarla diğeri ise yalpalayarak gelen iki kişiyi gördüğünde gözlerinin tekrar dolduğunu hissetmişti. Kurtarıcısı olduğunu düşündüğü gencin bile onu sırtından bıçakladığını görmek onu içten yaralamış ve kalbinin oluk oluk kan boşaltmasına neden olmuştu. Üstelik bu kişi kendisine içten ve cana yakın davrandığı hatta ona bir yeni isim ile lakap takan Kung Lao olunca kalbinin yarasının iki kat daha fazla derinleştiğini anlamıştı.

''Birisi... Herhangi birisi bana yardım edemez mi!!!!'' diye bağırmış olan Siyah Tavşan Sonrasında ise boğazından çıkabilecek en tiz sesi çıkararak çığlık atmış ve yaşanan olaylar ile birlikte göz pınarlarının kan boşalmasını sağlamıştı. Her damla yaş mahvolmuşluğun adeta kendisi gibiydi.

Kung Lao, Siyah Tavşanının yaşamış olduğu şoku ve ardından gelen yardım çığlıklarını gördüğünde içinin burkulmasını engelleyememiş ve içinin kan dökmesini sağlamıştı. Yaşan bu olayı nedense kendi kadınına yaşanıyor gibi düşünmüştü. Sonrasında ise istemsiz olarak onu kendi kadını olarak gördüğünü fark etmiş ve bu oyunu bir an evvel sonlandırması gerektiğini fark etmişti. Yoksa yaşanan olay sonucunda kendi ruhunu nasıl temizlemiş olabilirdi ki?

'' Han Nıgza bey, lütfedip bana bu eğlencenin nasıl yapılması gerektiğini gösterebilirmisiniz acaba? '' diye soru sormuş ve Han Nıgza ise '' Demek bunu bile bilmiuorsun evlat tamam, bu büyüğün sana nasıl yapman gerektiğini öğretecek!!'' diye şevk ve alacak olduğu zevk ile bağırmıştı. Kung Lao midesinin çürümüş yemek artıklarından bile berbat yemekleri tatmış gibi hissetmesini içtenlik ile karşılamış ve ''Lütfen bu küçük öğrenmek istiyor'' demişti.

Han Nıgza ise sadece kıkırdamış ve Siyah Tavşanın, korkudan ayakları dolandığı için istemsizce yere düşmüş olduğu yere yaklaşmış ve dizlerini kırarak yere çökmüştü. '' Bu kadar korkma güzel kuş, emin ol sende çok ama çok... Eğleneceksin!'' diyerek adice sırıtmış ve Siyah Tavşanın daha fazla korkmasına neden olmuştu. Ancak bu durumda Siyah Tavşan ne yapabilirdi ki? Kendisinden bile güçlü olduğunu bildiği Kung Lao bile bu canavar karşısında yenildiyse o nasıl karşı çıkabilirdi nazik kaynak damalarıyla?

Çocukluğundan beri annesinin ''Dikkatli olmalısın sakın kasaba çevresinden uzaklaşma. Tanımadığın kimse ile KONUŞMA!!'' diye azarladığını biliyordu ancak dinlememişti. İçinden keşke dinleseydim diye geçiren Chi İcidebzec keşkelerin bir işe yaramadığını bile bilmeyen saf bir kızdı ki...

Han Nıgza ellerini kızın iki omzuna da koymuş ve sonrasında ise hiç düşünmeden kaftanının iki yanından çekerek aşağıya sürüklemişti. Kung Lao düşen ve tenin göründüğü her yer ile birlikte büyülendiğini ve kıskançlık duygusunun bin kat daha arttığını hissetmiş ve ''Az daha, az daha dayan!!'' zihninde çığlıklar atarak beklemişti.

Kung Lao bekleyişinin devam etmesi ile birlikte hem kendisinden iğrenmiş hemde yapılan her hareketin midesini tekrar... tekrar bir sonsuzluk döngüsü gibi bulandığını hissetmişti. Han Nıgza ağzı bir karış açık ve salya akıtarak Kung Lao'ya Dönmüş ve ''Bunu yaptıktan sonra ise çocuk, o görmüş olduğun ufak tepeciklere su vermen gerekiyor anladın mı? '' demiş ve tekrar Chi İcidebzec'e doğru dönmüştü. Ağzı ufacık yeni büyümeye başlamış elmalara doğru ilerlediğinde ise Kung Lao'nun sabrı taşmıştı.

 

''Her şey için teşekkürler ama buraya sanırım buraya kadar !!'' demiş ve Gücünü toplayarak saldırıya geçmişti...

 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1261

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 892

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 701

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 661

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 524

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 196

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15586 Üye Sayısı
  • 512 Seri Sayısı
  • 20991 Bölüm Sayısı


creator
manga tr