"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Angoria - Angoria Bölüm 127: Ziyaret Ederiz Değil Mi?


 

Yazan: Aydehan

Düzenyen: Ichigo


‘’Squick!’’

Çıkan çığlık elbette ki Gungu’ya aitti, suratı son derece buruşmuştu ve son derece sinirliydi. Bunun sebebi ise basitti. Hemen üstünde bulunduğu keçi ne zaman doğru yolu tarif etse tam ters yönde ilerleyişini sürdürüyordu.

Gungu bu işe son derece sinirlenmişti. Hatta artık daha fazla dayanamadı ve keçinin ensesine doğru minik, jilet kadar keskin dişlerini geçiriverdi.

‘’MEEE!’’

Keçiden çıkan inleme son derece iç burkan bir durumdaydı. ‘’Sana bu taraftan diyorum!’’ diye bir başka çığlık daha Gungu’dan yükseldi. Kung Lao elbette ki bu dili anlayamazdı, bu kaynak canavarlarının birbirleri ile iletişim kurduğu son derece özel bir dildi.

Keçi sanki buna en sonuna kadar direnmeye yemin etmiş gibi suskunluğunu korudu ve aksi yönde ilerlemeye devam etti. Gungu’nun bu konuda yapabileceği sanki başka bir şey kalmamış gibiydi…

Bir anda aklına bir fikir gelen Gungu hınzır bir gülümseme sundu, ‘’Biliyor musun, aslında seni Lao abime söylesem ve ustasının ölümünün sırf senin yüzünden olduğunu öğrenmiş olsa, sana ne yapar?’’ dedi.

Keçi bir anda insan evladının ismini duyunca durdu ve bedeni şiddetli bir şekilde salladı. ‘’Hatırlarsan seni hiç tanımadan önce sadece tek bir hamleyle kuyruğunu koparıvermişti. Şimdi kasti olarak yapmış olduğu bir şeyde sana ne yapar?’’

Keçi bunları duyduğunda daha derin bir titremenin içine girdi, eğer bir insan olmuş olsaydı şuan korkudan sırılsıklam olmuş olması garantiydi.

‘’Bence bırak bu inadı ve benim yemeğim olmaktan vazgeç. Hem baksana son derece ihtişamlı ve gösterişlisin sadece birkaç gün sonrasında tekrar özgür kalacaksın ve bütün erkekler peşinden koşacak. Hiç değer mi sırf bunun gibi basit bir olay için ölmeye?’’

Keçi bu kelimelerden sonra Gungu'ya hak vermeye başladı, sadece o anı düşünüyordu. Oysa ki anlaşmaları sadece bir haftalıktı ve neredeyse bitmek üzereydi. Kafasını iki kez salladı ve ‘’Haklısın sincap, şimdi söyle bakalım ne taraftan?’’ diye son derece sahte bir özgüvenle konuştu.

Gungu bu sincap kelimesine son derece sinirlenmiş olsa da sesini çıkarmadı. Suratında anlayışlı bir surat ifadesi oluşturdu. ‘’Şu taraftan son hızda koş, abim uyuyor olabilir ama bir uyanırsa seni birkaç nefes süresinde parçalara ayıradabilir…’’

Keçi kafasını salladı ve Gungu’nun minik ellerini gördüğünde bedenini o tarafa doğru çevirdi. Bu alan elbette ki Kung Klanı’nın bahçesine doğru ilerliyordu. ‘’Bu ormanın hemen sonunda abimin yaşadığı yer var. Abim oraya ulaştığında büyük ihtimal seni serbest bırakacaktır. Sert birisi olarak görünse de iyidir.’’

Gungu bunları söylerken aslında kendisine davrandığı şekli anlattığının farkında değildi. Kung Lao çoktan keçiyle ilgili planlarını yapmıştı ve bunu daha mağaradan çıkmadan önce çoktan bitirmişti. Badem Çiçeği Quelty’nin işini bitirmeden önce ilk deneme olarak keçiye birkaç test yapması gerekecekti o kadar…

Keçi ormana girdiğinde etraftaki ıssızlığı fark etmiş ve bir miktar korkmuştu. Derinlerden gelen kükreme seslerinin de etkisi buna çok fazlaydı. Gungu ise hiç istifini bozmadı, hatta minicik bir arada keçi daha fark etmeden hızlıca aşağıya atladı ve yerden bulduğu bir taşı alarak kemirmeye bile başladı.

Bu onda çok kısa bir zaman önce alışkanlık haline gelmişti. Gözüne takılan bir taş olursa dayanamıyor ve istemsizce kemiriyordu. Taşın tadı kötüydü ama yedikten sonra midesine yapmış olduğu yumuşama onu çok mutlu ediyordu.

‘’Şuradan devam et.’’

Uyarısını verdikten sonra keçi o bölgeye doğru ilerlemeye devam etti. Gungu’nun kendisi de buraları çok net bilmiyordu ancak Kung Lao konuşmaları sırasında anılarını ona açmış ve birkaç yeri ezberlemesini sağlamıştı. Bu sayede yollarını sorunsuzca bulabiliyorlardı.

Gungu’nun keçiyle olan muhabbeti sadece yol göstermeyi en sonunda geçtiğinde çoktan yolun sonuna gelmişlerdi. Muhabbetlerinin başlaması ise ‘’İsmin ne senin?’’ sorusunu soran Gungu sayesinde olmuştu.(Dn:şu ilk cümleyi tek okumada anlayan var mı acaba?)

Keçi nedense bu sorunun gelmesini bekliyor gibiydi en sonunda kendisini tutamamış ve ‘’Shelty!’’ diye bağırmıştı. Gungu bu bağırışın neyden ötürü olduğunu çok bilmiyordu. Ancak sormak da aklının ucuna dahi gelmemişti.

‘’Senin?’’ diye gelen devam sorusuyla birlikte Gungu hiç istifini bozmadı ve göğsünü kabarttıktan sonra bir ayağını ileriye doğru götürdü ve ‘’Ben Lord Gungu!’’ diye cevap verdi.

Keçi bu kadar böbürlenme ile gelen bu garip isim ile birlikte daha fazla tutamadığı kıkırtısını bıraktı. ‘’Kim kendisine Lord unvanını verir ki? Aptal mısın sen?’’

Gungu bu kelimelerin kullanılmasını beklemiyordu açıkçası kafasında soru işareti oluştu ve ‘’Neden ben son derece asil bir canlıyım, asil bir canlının kendisine Lord demesi sence normal değil mi?’’ diye yanıtladı.

Keçinin kıkırtısı devam etti, ‘’O kadar önemlisin ki bu kadar anlamsız bir isme sahip olabiliyorsun, söylesene bana isminin anlamı ne?’’

Gungu bu kelimeleri duyduğu anda sapıtıp kaldı, şimdi nasıl olurdu da abisinin ilk söylediği kelimelerden kendisine isim verdiğini Shelty’e söyleyebilirdi ki? ‘’Erhm… İsmimin anlamı Krallık yok eden demekmiş bu isim bizzat bana abim tarafından verildi! Şimdi o saçma dediğin isme karşı saygın oluştu mu?’’

Shelty bu kelimeleri duyduğunda iç çekti ve ‘’Açıkçası bu saçma ismin böylesine derin bir anlamı olacağı kimin aklına gelirdi ki… Tamam ikna oldum!’’ dedi.

İkilinin konuşmaları bu şekilde atışmalarla dolu bir şekilde devam etti. Bu esnada Kung Lao çoktan uyanmıştı ancak bu ikilinin garip haykırışlarla dolu konuşmasını dinleyerek vaktini öldürmenin en iyisi olacağına kanaat getirmişti.

‘’Bu ikisi ne konuşuyor böyle, şuna bak sanki Angoria’nın en büyük problemini kendileri çözecek…’’ iç çekişlerine doldurmuş olduğu düşünceleriyle Kung Lao bu ikisini dinlememesi gerektiğini çoktan anlamıştı.

Kaynak canavarları konuşurken genellikle nasıl ses çıkardıklarını önemsemezlerdi. Onlar için konuşmak zaten başlı başına büyük bir güzellikti. Seslerinin özgür olması da bundan ötürü çok doğaldı. Kelimelerin değerini en çok bilen canlılar kaynak canavarları da olabilirdi, genç nesli pek anlamamış olsa da bu işten; yaşlı nesil bunlara son derece önem verirdi.

İnsanlarda da bu geçerliydi, genç iken kullanılan kelimeler onlar için sıradan gelebilirdi ancak çok sonraları her kelimenin bam başka anlamı olduğunu kavrarlardı.

Yolculuklarının sonlarına doğru yaklaştıklarında iki kaynak canavarının muhabbeti o kadar derin olmuştu ki Kung Lao en sonunda sorma gereksinimi duydu. ‘’Siz ikiniz ne konuşuyorsunuz böyle?’’

Gungu zihninde biten bu anlık soru ile kısa süreliğine şaşırmış ardından da ‘’Ah… Şey ya Shelty bana hayalini anlatıyordu, bende ona nasıl doğduğumu ve seninle nasıl tanıştığımı anlatıyordum abi.’’

Kung Lao bu cevap karşısında şaşırmıştı, ‘’Keçinin bir adı var ve adı da Shelty mi? Bu çok ilginç…’’

‘’Gungu benim için bir soru yöneltebilir misin?’’

Gungu bu kelimeler ile birlikte olumlu anlamında kafasını salladı ‘’İletirim tabii!’’

Kung Lao sorusunu hemen sordu bir saniye bile düşüme gereksinimi duymamıştı onun için soru anında hazırdı. ‘’Kaynak canavarlarının ismi her zaman oluyor mu? Ayrıca isimlerini kim veriyor aileleri mi? Yoksa bir çeşit sonradan kazanılan lakap gibi mi?’’

Gungu bu soruları duyduğunda bir miktar düşündü ancak net bir cevap alamadı. Kendisi de bunu bilmiyordu, açıkçası abisi bu soruyu sorduğunda kendisi de merak etmişti bu durumu.

Gungu soruyu sorduğunda Shelty bir miktar duraksadı ve ardından da cevapladı ‘’Genellikle annelerimiz bize doğduğumuz anda bir isim verir. Bu bazen anlamlı olabilir, bazen ise anlamsız. Ancak ileride bu ismi beğenmezsen ismini değiştirme hakkına da sahipsin, elbette bunu yapmak için kendi sürüne birkaç görevde yardımcı olman gereklidir. Bu bizim kabilemiz için gözcülük yapmak anlamına da gelir. Sen aç bir karınla gözcülük yaparken senin süründe karnını daha rahat doyurur.’’

Gungu bunları duyduğunda net bir şekilde anlamıştı. Almış olduğu cevap o kadar tatminkardı ki, bunu Kung Lao’ya ilettiğinde Kung Lao’da kafasını salladı. ‘’Düşündüğüm gibi değil ama bir o kadar da benzer.’’ diye düşündü.

Gungu Kung Lao’nun düşünceleri arasına kendi sesini ekleyerek ‘’Abi zamanımız olursa ileride Shelty’nin yanına ziyarete gidelim olur mu?’’ sözlerini ekledi.

Kung Lao bunu duyduğu anda keçiden neredeyse düşecekti. Ağzı bir karış açık kalmıştı, ne diyeceğini bilemedi. Kung Lao’nun zihninde keçi bir para makinesiydi ve onun sayesinde kısacık sürede zenginliğe adım atacaktı, ancak şimdi Gungu kendisini ziyaret edebileceklerini soruyordu. Kung Lao bir anda istemsizce gülümsedi ‘’Olur tabii elbette…’’ dedi ve daha sonradan ağzına bir tokat yapıştırdı. ‘’Neler dedim ben öyle!’’ diye zihninde haykırdı.

Ancak söylediği kelimeleri geri alması çok geçti…

Gungu bu kelimeleri duyduğunda sevindi ve yerinde iki defa zıpladı, ‘’Yaşasın! Shelty’nin ailesini göreceğim!’’ diye bağırdı daha sonrasında da elindeki taşın son taneciklerini kemirerek midesine gönderdi.

Kung Lao ise ağlamak istiyordu, hatta o kadar çok ağlamak istiyordu ki; suratı bir anda kan kırmızısı olmuştu. Ancak tek bir damla göz yaşı dökmesine mani olmamıştı bu durum…

Kung Lao ise sadece giden gelecekteki paralara el sallayabilmişti. Yolculuklarının sonlarına doğru yaklaşıyorlardı ve para kesesi şimdiden elinden kaymıştı. Yakın zamanda tamamen kanatlanacaktı ve Kung Lao sadece el sallayabilecekti.

Gungu hareretli bir şeyler haykırdı ve Kung Lao bunları anlamasa bile eli sayesinde yol gösterdiğini anladı. Yolun şekli değiştikten bir nefes sonrasında da Kung Lao tanıdık gelen topraklara girdiğini fark etti. Burası onun eviydi…

‘’Sonunda geldim! Usta umarım ölmemişsindir!’’

Kung Lao bunları haykırırken daha fazla durma gereksinimi duymadı ve keçinin üstünden atladığı gibi son hızla [Sismik Adımlar] tekniğini kullandı ve kısacık sürede gözden kayboldu. Keçi bu çocuğun bir anda ortadan kaybolmasıyla neredeyse baygınlık geçirecekti. ‘’Bu nasıl hız…’’ diye aklından düşünmeden edememişti.

Gungu’da Kung Lao’ya yetişmek istiyordu ancak bu neredeyse imkansızdı, bu yüzden keçinin ensesine bir tokat yapıştırdı ve ‘’Ne bekliyorsun Shelty bu hızla abime nasıl yetişebilirim? Hadi biraz daha hızlan!’’

Gungu’nun ensesine yapıştırmış olduğu şaplak ile birlikte kendisine gelen Shelty kafasını salladı ve ‘’Tamam!’’ diye kişnedi.(Dn:kişneyen keçi yapmışlar ilginç)

İkili de son hızlarıyla ilerledi ve kısacık sürede Kung Lao’nun bulunmuş olduğu alana doğru geldiler. Kung Lao’nun sabit bir şekilde durması onların garibine gitmişti. Kung Lao’nun elleri adeta depremler çıkartıyordu.

İkili Kung Lao’nun nereye baktığını fark ettiklerinde ise Gungu’da şaşkınlığa uğramıştı.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1221

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1054

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 644

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 180

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14839 Üye Sayısı
  • 457 Seri Sayısı
  • 19521 Bölüm Sayısı


creator
manga tr