Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Angoria - Angoria Bölüm 134: Tian Bing'e Veda


 

Üç Dalga Krallığı bu günlerde son derece hareketliydi, her yerden gelen şovmenler ve eğlence ustaları yavaş yavaş konaklarına yerleşmeye başlamıştı. Önlerinde devasa bir turnuva vardı ve dedikodular sayesinde birçok kişi binlerce kişiden oluşacağını biliyordu.

Hatta bu dedikodular o kadar çığırından çıkmıştı ki yerli halk bile nerdeyse öğrenmişti, herkesin kafasında bir soru işareti bile ortaya çıkmıştı. Turnuva nerede yapılacaktı? Kalplerden bu sorular geçerken iç sarayının odasından çıkan Üç Dalga Krallığının Kralı suratını ovuşturdu.

‘’Bunu gerçekten kullanmak iyi olur mu?’’ diye düşünmeden edemiyordu. Kralın dışarı çıktığını gören veziri de hemen onu takip etmişti ve arkasından eş zamanlı olarak yürümeye devam ediyordu.

‘’Bi Dai ne oldu?’’ diye sordu kral. İsmi Bi Dai olan hafif yaşlı insan bir miktar duraksadı. Daha sonrasında ise, ‘’Kralım insanlar turnuvaya katılacak kişi sayısının çoktan binleri geçtiğini duydu ve hepsi nerede yapılacağını soruyor… Geçen sene kullanmış olduğumuz alan bu kadar fazla insanı bir arada tutmaya kesinlikle yetmez! Aklınızda bir yer var mı?’’

Kral adamın söylediklerine baktı ve ‘’Sevgili Bi Dai senin de aklından neresi geçtiğini çok iyi biliyorum ancak bu ne kadar doğru olur halen daha bunu düşünüyorum.’’

Bi Dai kısa bir kafa sallaması ile buna karşılık verdi, ‘’Yalnız unutmayın lütfen kralım, orası sadece sürgün edilmeye karar verilmiş insanların gidebileceği bir yer. Sadece ayda bir kez açılır ve içinden kimin çıkacağına da karar vermesi son derece zordur.’’

Kral kafasını salladı, ‘’Biliyorum…’’ diye mırıldandı ardından da etrafında bulunan çiçeklere doğru odağını yöneltti, bir laleyi kokladı ve ‘’Daha zamanımız var Bi Dai’’ dedi.

Bunun üstüne Bi Dai ses etmemişti.

***

Kung Lao çocuğun uyuduğundan emin olduktan sonra etrafına iyice baktı, kapıdan dışarıya baktığında ormanın zenginliğiyle büyülendi. İçinde yetişen son derece yüksek bitki topluluğu ile yaşayan canlı sayısı hiç de düşük değildi.

‘’Böylesi şeyler nasıl mümkün olabilir ki?’’ diye düşündü Kung Lao.

Hemen ardından da kafasını daha önce yaşadığı olaylara dikti, daha öncesinde ağır yaralı haldeyken gölün içine düşmüştü ve göl onu bambaşka bir alana çekmişti ve yine şans üzeri hiç tanımadığı insanlarla karşılaşmış ve en iyisi de Siyah Tavşan’ı tanımıştı.

‘’Özür dilerim…’’ diye mırıldandı Kung Lao, gözleri hafifçe dolmuştu. Neden şuan aklına geldiğini dahi bilmiyordu ancak aklından kovalama düşüncesine bile kapılmadı. Aklında kalması onun için son derece iyiydi.

Bir yemek süresi boyunca öylece oturdu, daha sonrasında ise kalktı ve Tian Bing için bir takım yemekler hazırlamaya koyuldu. Ev içinde bulunan malzemeler ile yapabildiği bir çorba ve kızartma sayesinde çıkmış olan öğünlere baktı ve gülümsedi.

Uzun zaman sonra ilk kez birisine karşı iyi davranmıştı…

Tian Bing’i uyandırdığında çocuğun ağzından salya akıyordu, acıktığı her halinden belliydi, Kung Lao’nun yapmış olduğu yemeklerin kokusunu aldığında doğrudan Kung Lao’ya baktı suratında son derece minnettar bir ifade vardı.

‘’Kardeş Lao, senin yapmış olduğun bütün bu şeyleri nasıl öderim hiç bilmiyorum. Ancak sana söz veririm ki ileride başın sıkıştığında sana yardım edebilmek için elimden gelen her şeyi yapacağım!’’ diye minnettar kelimelerle kendisini ifade etmeye çalışmıştı.

Kung Lao ise sadece gülümseyip, önemsiz gibi bir işarette bulundu. ‘’Düşmanımız ve yaşamışlıklarımız neredeyse aynı ondan ötürü önemsiz… Ancak ileride başım sıkışırsa en azından senin yardım edeceğini bilmek çok güzel.’’ diyerek gülümsedi.

Tian Bing de kafasını salladı ve ikili daha sonrasında gülmeye başladı. İkisinin kısacık zamanda yaşamış oldukları durumlar onları istemsiz bir gülme krizine sokmuştu. Tian Bing kahkahaları arasında durdu ve ‘’Kardeş Lao, son derece güçlüsün neden Üç Dalga Krallığının yıllık turnuvasına katılmıyorsun? Hem yaşında uygun…’’ diyerek söze başlamıştı.

Kung Lao bu kelimeler ile birlikte duraksadı öncesinde ne diyeceğini bilemedi, ‘’Acaba yalan mı söylesem?’’ diye düşündü. Ancak daha sonrasında bunun pek de önemli olmadığını düşündü ve ‘’Kardeş Bing zaten katılmak için başvurumu yaptım. Hedefim birincilik!’’ diyerek elini göğsüne vurmayı da ihmal etmemişti.

Tian Bing bu duruma karşı gözleri ışık saçan bir şekilde durdu ve ‘’Eminim birinci olacaksın! Hem senin kadar güçlü başka kim olabilir ki şuan ki nesil arasında? Sen kesinlikle hepsini ezip geçeceksin!’’

Kung Lao bu sözler ile birlikte gülümsemiş olsa bile kafasında tilkiler dolanıyordu. ‘’Tengri Yan kesinlikle boş durmadı, üstelik sadece o da değil. Bir çok insan bu turnuvaya katılacak ve kimin ne kadar güçlü olduğunu belirlemesi güç olacak…’’ diye düşündü. Ancak suratında bunun en ufak izini dahi belli etmedi.

‘’Kardeş Bing yemeğini de yediğine göre şimdi ayrılmam gerekli, senin için bir öğünlük yemek daha bıraktım ve görünüşe göre en fazla iki gün içinde eskisi kadar atik olacaksın. Bu süre zarfında kendine çok dikkat et ve mümkün mertebe bu ormandan dışarıya çıkma. Seni arayacaklardır ve Tengri Klanı hiç de öyle rahat bırakacak bir klan değildir. Mutlaka birisi seni yakalar…’’

Tian Bing kafasını salladı ve ‘’Kardeş Lao sen hiç merak etme! Ben Tian Bing iyi olana kadar burada saklanacağım ve daha sonrasında da kaynak gücümü en hızlı şekilde yükseltmek için eğitimime ağırlık vereceğim.’’

Kung Lao kafasını salladı, tam gitmek için gelmiş olduğu odanın kapısını açacaktı ki; Tian Bing öksürdü ve ‘’Oh neredeyse unutuyordum, eğer olurda turnuvada o çocuklarla karşılaşırsan benim için onları iyice dövdüğünden emin ol! Onların dişlerinin eline düşmesini çok ama çok isterim!’’ söyledi.

Kung Lao gülümsedi ‘’Emin olabilirsin!’’ dedi ve daha sonrasında ise arkasını döndü, suratında bir gülümseme vardı, ‘’Eğer yapabilirsem hepsi ölecek…’’ diye düşünmeyi de ihmal etmedi.

‘’Gungu hadi gel gidelim buradan…’’ diye seslendi ve minik Gungu da paytak yürüyüşü ile Kung Lao’ya doğru ilerledi, ikilinin birleşmesi son derece kısa bir zaman almıştı. Gungu hızlıca Kung Lao’nun cebine kendisini attığında ve ortadan kaybolduğunda ise tüm hazırlıklar çoktan tamamlanmıştı.

‘’Sağlığını koru kardeş Bing…’’

‘’Merak etme!’’

İkilinin arasındaki son konuşma böyle olmuştu. Kung Lao daha sonrasında kapıyı tekrar açmıştı ve etrafı bir anda kararmıştı. Büyük bir hiçliğin içine çekildiğini düşünen Kung Lao eskisi gibi korkmamıştı ve ‘’Eşsiz Kanat İmparatorluğunu ve Longbu ormanını geride bırakma vakti, Üç Dalga Krallığına ve bahçeye geri dönmem gerekli üstelik vakitte geç oldu. Ustam kesin laf yapacak…’’

Kung Lao tekrar görmeye başladığında önünde bir kapı belirdi ve kendi kendine açıldı daha önceki tanıdık mekan ile karşılaşan Kung Lao gülümsedi ve hızla içine atladı. Ufacık bir parıldamadan sonra kendisini kapının dışında bulmuştu ve kapıda ardından kapanmıştı. Kendisini hızla evden çıkaran Kung Lao dışarıya baktı ve hafifçe kararmaya yüz tutmuş havanın soluğunu içine çektiği gibi koşmaya başladı.

Sırtında bulunan kılıcını elbette tekrar ağır konuma getirmeyi unutmuştu bundan ötürü de Kung Klanının içine gitmesi çokta uzun sürmemişti. Eğer kılıcın ağırlığı olmamış olsaydı onun için koşmak pek de sorun değildi.

Ustası ile karşılaştığında Kung Lao iyi bir dayak yemişti. ‘’Yemek falan yok lan sana!’’ diye bağıran ustasının sesi kulağında halen daha yankılanıyordu Kung Lao’nun bu esnada eğitimlerini tam gaz yapıyordu ancak gece olmasına rağmen daha eğitimleri bitmemişti.

‘’Ölüyorum! Az acısana çırağına!’’ diye bağıran Kung Lao’nun bağırtısı havada yankı buldu.

‘’Geber! Çırağımsın diye acımak mı zorundayım lan sana? Hem acımam için söyle bana ne faydan var bana? İşine bak sinir etme beni daha 1.000 kadar karın kasların için 500 kadar da kolların için eğitim yapman lazım!’’

Tüm bunlardan sonra ustası meditasyon yapmaya başlamıştı. Mirza Bo’nun ne zaman meditasyon yaptığı ve ne zaman öylesine durduğunu söylemek çok zordu, meditasyon yapıyor gibi görünüyordu ancak en ufak harekete dahi tepki veriyordu.

‘’Sanırım çok hafif bir zihin boşluğu var…’’ diye düşündü Kung Lao.

Bu sırada kendisi de eğitimlerine devam etmişti. Eğitimlerinin sonunda ise ustasının tabiri ile ‘’Ödül’’ olarak Kung Lao’nun kılıç ile 300 kez savurma eğitimi yapması ve gelen darbelerden de en az 1.000 kez sıyrılması gerekmişti. Ustasının her darbesi son derece acımasızdı ve Kung Lao bu darbelerin bazılarını bırakın görmeyi kokusunu dahi alamıyordu.

Tüm bunlar ile birlikte çoktan sabah olmuştu ve Kung Lao’nun bunlar ile birlikte kıpırdayacak hali dahi kalmamıştı.

Ancak ustası uyumasına bir saniye dahi izin vermemişti ve derhal koşuya göndermişti. Eğer koşmazsa yemek yiyemeyeceğinin de uyarısını yapmıştı…

Kung Lao ise elinin mahkum olduğunu çok iyi biliyordu, ondan ötürü başta isyan etse de daha sonrasında bunu bıraktı ve koşmaya başladı.

Koşusunu tamamlaması çoktan öğlen olmasını sağlamıştı. Yaklaşık 70 kilometre koşmasıyla birlikte bu kadar yorulacağını dahi ummayan Kung Lao ise kendisini bayılacak gibi hissediyordu. Bu koşusunda Gungu’nun da kendisiyle gelmemesi ona büyük bir darbe vurmuştu. Hiç aklına gelmemişti ancak bu kadar kısa sürede Gungu’ya bu kadar bağlanacağını da hiç düşünmemişti.

Mirza Bo bir saniye bile Kung Lao’yu boş bırakmak istemiyor gibiydi hemen sonrasında ise kas antrenmanlarına başlattı ve bu antrenmanlar bittiğinde ise kendisini hızla kılıç antrenmanına tabi tuttu.

Günler bu şekilde akıp gitti…

Bu süre zarfında Kung Lao ise aynı zamanda şifacılık üzerinde çalışmalar yapmaya fırsat bulmuştu. Kendisine yeteceğini düşündüğü kadar kan donduran hapı çoktan vardı, yanında ise enerjisini tazeleyeceğini düşündüğü ve uykusunu bastıracak olan Baam Hapından da yapmayı ihmal etmemişti.

‘’Son iki gündür uyumadım ancak bu Baam Hapı sayesinde kendimi son derece enerjik hissediyorum!’’ diye kendi kendine konuşmayı da ihmal etmemişti.

Bir hafta daha çoktan ortadan kaybolduğunda Kung Lao eğitimleri arasında duraksadı ve ‘’Usta sana sormam gereken bir şey var.’’ diye konuştu.

Mirza Bo mediatif duruşta kafasını kaldırdı ve Kung Lao’ya doğru baktı ‘’Söyle bakalım.’’

‘’Usta nedenini bilmediğim bir şekilde bir darboğaza battım. Temel kaynak aleminin yedinci düzeyindeyken buna zaten batmıştım ancak bir şekilde sekizinci düzeyine çıkmayı başardım ancak tekrar battığımı hissediyorum. Yaptığım meditasyonların en ufak bir tesiri bile olmuyor… Ben bu darboğazdan nasıl geçeceğim?’’

Mirza Bo bir süre düşündü, ancak suratındaki kırışıklıklarda en ufak bir değişiklik dahi olmamıştı. ‘’Bu zor bir durum, herkesin dar boğazı çok farklı işler ancak seninki gibisini ilk kez duyuyorum. Nasıl olur da bir insan tek kaynak aleminde iki farklı dar boğaza sahip olabilir ki?’’

Kung Lao kafasını salladı ancak en ufak bir cevabı bilmiyordu, ‘’Usta sana badem çiçeği getirmemi istediğinde bir olayla karşılaştım ve son derece zor duruma düştüm neredeyse ölmek üzereyken  cennet ışığı hapıyla karşılaştım ve son derece zengin bir kaynak gücü bedenime akın etti, ancak tıkalı olan kaynak damarımdan bir türlü dışarıya çıkamadı ve bambaşka bir damarın bedenime bağlandığını hissettim. Sanki bu damarda tıpkı diğeri gibi tüm bedenimi dolaşacak ana damar görevi görüyordu. Phialamıma bağlanan bu yeni damar ile birlikte ise kaynak gücüm yükseldi ancak tekrar darboğazda peşinden geldi.’’

Mirza Bo bunları duyduğunda hayretler ile karşıladı, kafasını salladı ve daha sonrasında ise ‘’Bir phialamın tek bir ana kaynak damarı olabilir ancak; bilge kaynak aleminde yasaları bir kum tanesi kadar dahi anlamaya başlarsan evren seni ödüllendirir ve sana yeni bir kaynak damarı verir buda senin daha güçlü olmana vesile olur…’’

‘’Kung Lao söyle bana bunu nasıl yaptın? Şuan hangi yasayı anlama aşamasına geldin?’’

Kung Lao ustasının ne dediğini dahi anlamamıştı. Sırf bundan ötürü ustasına sadece dik dik baktı.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1147

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 623

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 617

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 530

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 310

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13248 Üye Sayısı
  • 392 Seri Sayısı
  • 18107 Bölüm Sayısı


creator
manga tr