"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Angoria - Angoria Bölüm 161: Bu Bir Kılıç Tekniği!


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: Ichigo


Kung Lao suratındaki ifadeden en ufak bir tebessüm bile kaybetmemiş ve doğrudan adını dahi bilmediği kızın suratına bakmıştı. Dudaklarındaki tebessüm ne aşağılayıcı ne de sevinç içeren bir tebessümdü, sanki hep oradaydı ve onun için çok sıradandı.

“Sana bir soru soracağım.”

Kız bu kelimeleri duyduğu anda kafasını yere eğdi ve Kung Lao’yu ilgi ile dinlemeye başladı. Kung Lao kafasını eğmiş olan kıza doğru bir kez baktı ve ardından da gözlerini kendisine doğru gelen adamların yönüne doğru yönlendirdi.

“Ne yeteneğin var?”

Kung Lao’nun bu sorusu üzerine havaya kısacık bir süre sessizlik hakim oldu. Kızın gözleri Kung Lao’ya doğru bakmaya başlamıştı, suratında sevincin mi yoksa hüznün mü hakim olduğunu söylemek çok zordu, bakan insan sadece gözlerden yaşların aktığını fark edebilirdi.

“Ben… Ben! Yemek yaparım, sizin yükünüzü taşırım.” Bundan sonrasında kızın suratı bir anda alev alev olmuştu. Dudaklarının titremesi artmış ve kafasını aşağıya indirmişti, “B-beni bu adamdan kurtarıp, bana iyi davranacağınıza dair bir söz verirseniz eğer ya-yatağınızı da ısıtırım.”

Bu kelimelerden sonra Kung Lao, doğrudan kıza baktı, gözlerinde bıkkın bir ifade vardı. Sıkıldığını cümle aleme gösterirmiş gibi bakıyordu. Gözlerinin dokunmuş olduğu her bölge sanki ölüyordu ve ruhunu Ganj Yoluna teslim ediyordu.

“Her kadın bunları yapabiliyor zaten, senin diğerlerinden ne farklı özelliğin var ki? Sen dokunduğunda yemeklerin hepsi altınlarla yer mi değiştiriyor yoksa? Ya da yatağını ısıttığın erkek ertesi sabah bir Anka Kuşuna dönüşüp kendisini yenilmez mi ilan ediyor? Benim için bunlar önemli değil, benim için seni sen yapan yeteneğin önemli. Eh ancak herkeste böyle bir yeteneğin olması gerekmez…”

“Gungu, bence biz boş verelim ve gidelim hem daha mezarı bulmamız gerekecek, burada daha fazla zaman kaybına uğrarsak mezara doğru giden düşman sayımız bir o kadar daha artacak.”

Gungu sadece kafasını salladı ve Kung Lao’nun kucağından omzuna doğru çıktı, bu onun için yolculuğa çıktıklarını simgeleyen minik bir işaret gibiydi.

Kung Lao gerekli olan eşyaların hepsini yüzüğüne bir çay içimlik sürenin yarısı kadar süre içerisinde topladı ve ardından da köleye bir kez bile bakmadan ilerlemeye başladı. Ona göre kölenin kurtulması için bir özelliği olmalıydı, örneğin Duan Morphia’yı gücünden etkilendiği için almıştı.

Kung Lao ağır ağır adım atmaya koyuldu, arkasında bıraktığı kölenin ise iyi bir şansa sahip olması için içten olmayan bir dua etti ve gerisini pek de önemsemedi.

Bir adım kendisini on adımın yerine bıraktı, on adım ise elli adımın yerine bıraktı…

Arkasından gelen bir koşturma sesi ile birlikte tanıdık kokuyu çoktan fark etmişti, bu kölenin kokusundan başka bir şey değildi.

Tam bu sırada Kung Lao kimliğini bilmediği üç kişinin kokusunu aldı. Koku o kadar güçlüydü ki, hemen bu kişilerin kızın yanında olduğunu fark etmişti.

“Kısacık sürede buraya kadar kaçtın demek!”

ŞAK!

“Sen kim oluyorsun da efendi Tan’ın emrinden kaçabileceğini sanıyorsun seni orospu!”

“Senin yüzünden efendi Tan ne kadar sinirlendi bir fikrin var mı?! Bana doğru bak lan seni adi köle!”

ŞAK!

“Akıllanması için ceza vermemiz gerekli!”

“Delirdin mi lan sen! Efendi Tan bunu duyarsa eğer bize ne yapar biliyor musun?”

“Yakala çabuk götürelim!”

Kung Lao’nun adımları yavaş ancak uzundu, hala daha konuşmaları duyabiliyordu. Arkasında bıraktığı kıza karşı sadece sahte bir iyi şans dilekleri gönderebilirdi, bir köle efendisinden kaçtıysa nasıl bir iyi şans onunla birlikte gelebilirdi kim bilirdi ki?

“KIYAAAHH! BIRAKIN BENİ! YETENEĞİM VAR! BENİM YETENEĞİM VAR!”

Kung Lao bunu çoktan duymuştu. Kızın da yakalandığını anlamıştı, umursamadan ilerlemeye devam etti. Onun için sonradan söylenen yalan kelimelerin en ufak bir değeri yoktu.

“SİZİNDE ANNENİZ, KIZ KARDEŞİNİZ YOK MU? NEDEN BENİ ALMAK ZORUNDASINIZ! O ADİNİN NE KADAR ACIMASIZ OLDUĞUNU BİLMİYOR MUSUNUZ? ORAYA GİDENİN BEN YERİNE AKRABANIZ OLDUĞUNU BİR DÜŞÜNSENİZE!”

“Yazık değil mi abi ya… Şu kıza baksanıza Efendi Tan onu öldürene kadar çeşitli cezalar verecektir… Hatırlıyor musunuz? Bir kız sadece bir testi şarabı yere devirdi diye parmaklarının hepsini kırmıştı. Şifacılar bile onun iyileşmesinin imkansız olduğunu söylemişti.”

“Haklısın, yazık kıza ancak yapabileceğimiz bir şey yok…”

Kısa bir anlık sessizlikten sonra bir anda başka bir ses duyuldu. Bu ses daha baskın bir his veriyordu. “Ne diyorsunuz lan! Kızın bir söylediği şeyle yelkenleri suya indiriyorsunuz! Eğer görevimizi yapmazsak Tan bize ne yapar peki? Unutma biz onun emrindeki en düşük rütbeli askerleriz yani buda bizim boktan daha düşük olduğumuzu gösterir!”

“Haklı!”

“Şimdi siktirin ve şu kızı taşımaya devam edin, götünüzü sağlama almak istiyorsanız buna mecbursunuz! Bir kız için endişelenmeye yetecek göte sahip değilsiniz!”

“Emredersiniz!”

Kızın çığlıkları arasında bu sözler Kung Lao’nun nedense içine işlemişti ve kısacık bir an duraksamıştı. Eskiden bir kız kardeşi vardı ve onun bu durumda olduğunu düşündü, ona böyle olmuş olsaydı ne yapardı?

Kafasını sallayan Kung Lao daha fazla önemsemedi, kız kardeşi ile iletişimini kaybedeli çok olmuştu ve onca zamandan sonra onunla iletişime geçmesi de neredeyse imkansızdı.

Ancak hemen sonrasında kafasında derin bir ışık çaktı. “Yeteneğim var dediğinde… Yoksa bu onun yeteneği mi?” Kung Lao istemeden de olsa ürperdi. “Böylesi bir yetenek… Pekala değerini kanıtladın.”

Kung Lao adımlarını döndürdü ve geldiği yere doğru ilerlemeye devam etti. Adımlarının bir tanesinde bile bir tereddüt yoktu, mutlak bir zafer elde edeceğini çok iyi biliyordu. Ancak birden aklına bir fikir geldi, ya gücünü sınırlasaydı?

“Ne kadar çalışırsam çalışayım Su Damlasının ilerlemesi o kadar yavaş ki, sadece acemi olduğumda büyük ihtimal bir dede haline geleceğim. Ancak daha öncesinde Long Tian’la dövüştüğümde inanılmaz derecede hızlı bir gelişim elde ettim… Acaba bu tekniği geliştirmenin en iyi yolu sadece dövüşmek mi?”

Kafasını sallayan Kung Lao masum bir gülümsemeyi suratına takındı. Gözlerinde sevinçli bir ifade vardı.

...

“DURUN YALVARIRIM BIRAKIN BENİ! DURUN BENİM BİR YETENEĞİM VAR! DUYUYORMUSUNUZ YETENEĞİM VAR! ÇÖPE GİDECEK BU YETENEK! LÜTFEN YARDIM EDİN KURTARIN BENİ!”

“Neden sürekli bu şekilde bağırıyor bu kız?”

“Delirdi mi ne?”

“Bizi ilgilendirir mi lan delirdiği falan, taşımaya devam edin.”

Tam bu sırada kızın kafasını tutan erkekten derin bir çığlık yükseldi, bunun tek sebebi ise kafasını kurtarmış olan kızın kolunu ısırmasıydı.

“Seni!”

“Ne hadle beni ısırabilirsin lan böcek!”

KRONÇ!

Suratına yemiş olduğu yumruk ile birlikte bir anda bilincini kaybeden kız daha fazla ısıramadı ve adam gevşemiş ağzından kolunu çekti. Kızın burnundan sızan kan ile birlikte burnunda hafif bir çıkıntı ortaya çıkmıştı.

“Ne yaptın lan sen!”

“Tan’a bunu nasıl açıklayacağız orospu çocuğu! Tek yumrukta burnunu mu kırman lazımdı!”

“B-Burnu kırılmamıştır ya… Çıkmış olabilir!”

“Bu nasıl çıkmak lan! Kırdın bildiğin!”

“Bunun sorumluluğu doğrudan sana ait! Büyük ihtimalle gebereceksin ama haydi hayırlısı!”

“Her ne boksa taşımaya devam edin! Daha gidecek çok yolumuz var!”

“Bırakın kızı!”

Adamlar tam yere baygın bir vaziyette düşmüş olan kızı kavrayıp taşımaya başlamıştı ki, birden önlerinden gelen ince ancak kendisinden emin bir ses ile şaşırdılar.

Önlerinde bulunan bir çocuktan başkası değildi, son derece iyi bir surata sahipti ve dudaklarının kırmızılığına büyüleyicilik katan platin sarısı saçlara sahipti. Beyaz dişleri masum gülüşünün üstünden hafifçe ortaya çıkıyordu.

İnsanın ürpermemesi içten bile değildi.

“Size bırakmanız ve gitmeniz için bir şans vereceğim. Bu şansı değerlendirmeniz sizin için en iyisi olacaktır. Aksi takdirde olacaklardan ben sorumlu olmayacağım…”

“Sende kimsin lan velet!”

“Kim oluyorsun da bu topraklarda Tan’ın askerlerini sorgulama ve emir verme gafletinde bulunuyorsun? Ölmek mi istiyorsun!”

Kung Lao gelen tehditleri önemsemedi, ellerini arkasında bağladı ve sakin bir tutum sergiledi, suratında bulunan rahat ve masum tebessüm ile doğrudan onlara bakmaya devam etti.

“Sana şuan buradan siktir olup gitmen için bir şans vereceğim çocuk. Bu şansı değerlendirmezsen olacaklardan biz sorumlu olmayacağız. Bu seni ilk görüşüm ve ilk kez geliyorsun sanırım, ondan bunu cehaletine vuracak ve görmezden geleceğim.”

Kung Lao kulağını kaşımaya başladı, açıkçası umursamamıştı. “Bir kez ve son kez söylüyorum kızı bırakın ve gidin aksi takdirde olacaklardan bu prens sorumlu olmayacak.”

“Ganj Yoluna gitmeye can atıyor olmalı!”

“Öldürelim gitsin şu piçi üç kişiyiz ve tek kişiden mi korkacağız! Üstelik bu önümüzdeki birde çocuk!”

“Geber!”

İçlerinden kolu sakat olan adam kollarındaki kızı yere bir çuval gibi attı ve ardından da Kung Lao’ya doğru uçarcasına ilerledi. Kung Lao onları bu kadar kolay  kışkırtmış olduğuna şaşırmıştı. Ancak bu şaşkınlık yerini hızla savaş şevkine bıraktı ve elinde beliren Döneyan ile hazır bir vaziyetteydi.

“Ah bunun öz güveni nereden geliyor belli oldu. Şu kılıcın güzelliğine baksanıza büyük ihtimalle zengin piçin birisi ve kendisini yenilmez falan sanıyor!”

“Gerçekten de çok güzel! Bu kılıcı onu öldürdükten sonra alalım ve Efendi Tan’a götürelim! Kesinlikle daha önce yaptığın hareketi affedeceğine ve bizlere ödül vereceğine eminim!”

“Öldürelim!”

Gözlerini bürüyen açgözlülük ile birlikte kızı unutan üçlü doğrudan Kung Lao’ya doğru ilerledi, içlerinden lider gibi görünen adam eline almış olduğu mızrağı ile birlikte arkadan geliyordu. Onun dışında kalan iki adam ise ellerinde tuttukları palalarla Kung Lao’nun önündeydiler.

Kung Lao gülümseyen bir ifade ile Döneyan’ı kendisine doğru yakınlaştırdı, bu sayede Su Damlasının ilk savuruşunu yapmaya hazırdı.

[Kaplan Köpek Balığı Savuruşu!]

Daha geldiği anda elindeki palayı bile savuramadan kılıcın kendisine çarpması sonucu kırmızı bir köpek balığı figürünün arkasında belirmesiyle adam şoka uğramıştı. Tüm bedenine çarpan şok edici soğuklukla birlikte adam ne yapacağını bilemez hale gelmişti. Tekniğin başarısı o kadar kaliteliydi ki, insanların gözlerini alamayacağı bir elmas niteliğindeydi, mavi ve sonrasında oluşan kırmızı izlerin etkileri adeta ateş ve suyun bir araya gelmesini niteliyor gibiydi, her dalgalanmada kaplan köpek balığı ışıldıyordu ve neredeyse hareket edecek duruma geliyordu. Kung Lao bir saniyeliğine de olsa köpek balığının hareket ettiğini bile düşünmüştü.

Üç adam bunu gördükleri anda neredeyse baygınlık geçirecek gibiydiler, bunun en büyük sebebi ise Angoria’da bile çok nadir bulunan silah tekniklerinin İlkel Yurtta neredeyse olmamasından kaynaklanıyordu.

“Bu… Bu bir kılıç tekniği!”

“Kesinlikle yanında bir kitap olmalı! Onu öldürdüğümüz zaman hepimiz bu tekniğe çalışabiliriz!”

“Geber!”

Kung Lao’nun suratında oluşan masum gülümseme biraz değişir gibi olsa da hemen ardından toparlandı. Gözlerinde ki kibirli bakış yerini bir an bile değiştirmedi, dudaklarını araladığında “Kölemin boktan bir adama gitmeye çalışması ne yazık…” kelimelerinin dökülmesi bir olmuştu.


Bölüm istediğimden de yavaş geldi bu kadar ara verdiğim içinde özür dilerim. Yavaş yavaş tekrardan toparlayacağım. Beğendiğinizi umuyorum! ^^


 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1221

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1054

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 644

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 180

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14839 Üye Sayısı
  • 457 Seri Sayısı
  • 19521 Bölüm Sayısı


creator
manga tr