Kumo 152: Yalnız ve Amaçsız Dolaşan Örümcek

avatar
55 1

Kumo Desu ga, Nani ka? - Kumo 152: Yalnız ve Amaçsız Dolaşan Örümcek




Açık ve mavi bir gökyüzü.

Sayısız yemyeşil ve büyük ağaçlar. 

Büyük miktarda kırmızı kan. 


Umu.

Dışarısı gerçekten harika.

Sonuçta labirentin içindeydim ve kayalardan başka bir şey olmadığından renk değişimi de yoktu.

Orta kat da kendince etkileyici olsa da, şu an gördüğüm sahneye nazaran çok daha <<vahşi>> idi

Bu, bu dünyada doğduğumdan beri mavi gökyüzünü ilk görüşüm. 


Eh ?

Kan mı ?

Görmekten yoruldum.

Labirentte kanları yeşil olan canavarlar vardı, biliyor musunuz? 

O zaman gördüğüm yeşille şimdi gördüğüm yeşil arasında bence fark var. 


Eh ?

Neden mi kandan bahsediyorum.

Kafaya takmayın.

Asker-sanlar küçük mozaik karelerle sansürlenmiş durumda.


Evet.

Etrafım sarılmıştı.

Kontrol noktasından çıkmayı başardığımda, karşımda bir kale duruyordu.

Eh, şaşkınlığa uğramıştım.


Kendime geçmişte kaç canavarın labirentten çıktığını sordum.

Bir kale inşaa etmeyi gerektirecek kadar çok mu? Bu sık sık canavar çıkıyor demek mi oluyor?

Ne olursa olsun inşaa etmeleri güzel bir şey.

Onu yok ettim.

Tehe.



Ah, un.

Şey.

Saldırıya uğramıştım ve tabii ki karşılık verecektim.

Kaleye saldırdığımda ise yok etmem çok doğal.

Beni dinleyin, asla kötü bir şey yapmadım.

Masumiyetimden bir an bile şüphe etmedim.

Sonuç olarak Gyurigyuri belirmedi.

Gerçekten de kırılgan bir kaleymiş.

Alaba olsaydı gönderdiğim büyülerden hasar bile almazdı. 


Belki de kötü bir karşılaştırma, ama sadece birkaç ufak büyücük göndermiştim ki yıkılıverdi.

Japonya'daki depreme dayanıklı binalar bunu duysalar gülerlerdi.

Hayır, sonuçta <<gerçekten>> depreme dayanıklı bir bina olamaz.

Ezilerek ölen insanların kanı kale enkazının her yerinden sızıyor.

Beklediğim gibi onları enkazdan çıkarılan yemek biraz zor olacak.

Zaten karnımı iyi doyurmuştum, yiyecek yerim yok.

Oh, peki.

Onları oldukları yerde bırakalım.


Üç seviye kazandım ve ufukta bir problem de gözükmüyor. Sonunda biraz dolaşabilirim

Dışarda ilk defa dolaşmak için biraz zaman ayıralım.


Hmm.

Ne tarafa gitmeliyim?

Kaleden çıkan büyük bir yol var.

Bu yolu takip edersen bir şehre yada onun gibi bir şeye çıkmalı.

Göğe çıkmak için <<Uzaysal Manevra>> kullanalım.

Gökyüzündeyken çevreyi daha kolay görebilirim.


Oh ?

Yolun üstünde bir şehre benzer bir şey görebiliyorum.

Düşündüğümden daha da yakında.

Yolu unutursak, sağımda bir düzlük var.

Solumda düzlük biraz devam ediyor ve bir ormana dönüşüyor. 

Arkamda ormana dönüşen düzlüğü görebiliyorum  ve ileride bir de dağ görüyorum. 

Labirent iki kıtayı birbirine bağladığından, okyanusa daha yakın bir yerden çıkmayı beklemiştim, ancak görünürde yok.


Dağa çıkarsam belki de arkasında okyanus olabilir.

Ne yapmalıyım?

Şehre gitmemem gerektiğini düşünüyorum.

Bana saldıranlara karşı merhamet göstermesem de bana karşı savaşmayan normal insanları katledecek bir canavar da değilim.

Sadece siviller varsa, kazanılabilecek deneyim puanının da ilgimi çekeceğini düşünmüyorum 

Aynı zamanda insan mutfağıyla ilgileniyorsam, insanları paniğe sürüklemek de istemem.


Çoktan kaleyi yok ettiğim düşünülürse biraz geç kaldım sanırım, ancaaaak bunu düşünecek durumda değildim!

O halde düzlük, orman ya da dağ kalıyor. 

Dağa gidelim.

Buna <<dağ>> desem de o kadar da yüksek değil.

Ancak en azından Deniz seviyesinden 1000 metre yukarıdadır.

Diğer tarafta Okyanusu bulacağımı düşündüğüm için dolaşarak o tarafa doğru gideceğim.


Belki de dağa çıkarken yolda labirentte olmayan canavarlar bulurum. Geyik, ayı ya da bir yaban domuzu gibi.

Labirentte ki canavarların aksine kulağa çok leziz gelmiyorlar mı?

Şanslıysam dağda yetişen mantar ve meyve gibi yiyecekler de bulurum.

Bir mantar yiyip de zehirlenme korkusu artık beni pek de endişelendirmiyor.


Fatih ünvanından gelen <<Anormal Durumlara Karşı Direnç>> yeteneğimle, zehirlenmek bir şaka gibi geliyor. Sonuçta <<Uykuyu Yoksayma>> dahil tüm durumlara karşı dirençlerim birleşip direkt olarak <<Anormal Durumlara Karşı Direnç>> e dönüşmüş durumda. 

Fufufu.


Zehirli ya da zehirsiz, her şeyi yiyebilirim! 

Peki çiğ mantar gerçekten lezzetli olur mu? 

Hmm, pişirerek yesem daha iyi.

Okyanusa ulaştığımda deryanın meyvelerinden de yiyebilirim.

Orta katın sahte balıkları değil, gerçek okyanustan gelen gerçek balıklar. 


Ah, bu arada çağırıcının getirdiği kirpi balığı diğer ismiyle dört tanrının su ejderi (lol), gerçekten de bir kirpi balığıydı.

Eti lezzetli olsa da zehirli kısımları gerçekten berbattı. Zehirli kısımlarını ayıklasam fena olmaz, fakat örümcek vücudumla böyle bir şey yapmak zor olabilir. Arachne olursam ellerim olacağından pişirmek mümkün olabilir. 

Eski hayatımdaki şeyleri yiyip içemesem de basit yemekler yapmam mümkün. 

Eh, oraya varmak için hala çok yolum var. 

Pişirmek, ha?

<<Ateş Büyüsü>> öğrenirsen basit yemekler yapmam mümkün olabilir. Doğal olarak ateşe karşı zayıf olduğumdan, bunun için büyük miktarda yetenek puanı gerekecek. 


Peki, şimdilik bunu bir kenara bırakalım.

Yemek pişirmek için kıymetli yetenek puanlarını harcamak işime gelmez, bu yüzden muhtemelen <<Ateş Büyüsü>> yapan birini gözlemleyerek öğrenmeye çalışacağım.


Okyanusa ulaştığımda <<Yüzme>> yeteneği de var. Kazanana kadar yüzmek fena fikir değil.


Su altında nasıl çalıştığını görmek için <<Uzaysal Manevra>> ile deneyler yapmak da isterim. 

Ne olursa olsun boğulacağımı da düşünmüyorum.

Önceki hayatımda vücudumu hareket ettirmek  konusunda pek iyi olmadığımdan iyi bir yüzücü değildim, ancak bir kaya da değildim. 

Her şekilde bir örümcek yüzebilir mi bilmiyorum ancak iyi gideceğini düşünüyorum.

Belki… Muhtemelen… Bundan eminim.


Hadi gidelim!

Yola çok yüksek bir modda çıkıyorum.


Amacım: dağda bulunabilecek yiyecekler ve sonra deniz ürünleri!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 56811 Üye Sayısı
  • 398 Seri Sayısı
  • 44160 Bölüm Sayısı


creator
manga tr