Lms 18.8 : Savaş Müzakereleri

avatar
1792 20

Legendary Moonlight Sculptor - Lms 18.8 : Savaş Müzakereleri


Çevirmen : Clumsy-nim



Patlamalar toprağı paramparça ediyor ve buz sütunları tekrar tekrar şekillenip dağılıyordu! Toz toprağın temizlenişi sonrası Kuzey İttifakı, eylemlerinin sonuçlarını görebilir hale gelmişti. Weed ve Ölü Şövalye, büyülerle adamakıllı harap edilen bölgede dimdik duruyordu ve yalnızca onların durduğu nokta sağlamdı. Ay Işığı Oymacılığı sayesinde büyülerin büyük bir çoğunluğunun yörüngesi az da olsa değişmişti. Ve neyse ki büyülerin hiçbiri doğrudan Weed’i hedef alarak patlamamıştı. Çeşitli büyülerin farklı özellikleri gereği sonuç son derece yıkıcıydı. Okçuların attığı oklar, büyü saldırılarının artçı etkileri yüzünden saldırı güçlerini büyük oranda yitirmişti. Patlamanın merkezindeki Weed ve Ölü Şövalyenin her şeye rağmen hayatta kalmayı başarması bir mucizeydi. Bunu canlılıklarına, dayanıklılıklarına, defansif yeteneklerine, zırhlarına ve Ay Işığı Oymacılığının korumasına borçluydular! Ölü Şövalyeyle birlikte patlamanın hasarını bölüşerek ölmekten kurtulmayı başarmışlardı. Bununla birlikte, Antik Kalkanın dayanıklılığı şaşırtıcı bir şekilde 25 puan gerilemişti. En iyi, en eşsiz kalkanlardan biri olduğunu söylemek abartı olmazdı ancak onarılması mümkün değildi. Tallock zırhının dayanıklılığı ciddi bir düşüş yaşamış ve paçavraya dönmüştü ama Weed, tamamen yok olmadığına şükretmeliydi.

 

"Antik Kalkanım..."

 

Çok nadir giydiği kıymetli Antik Kalkanı! Dayanıklılığını 25 yitirmiş ve geriye yalnızca 261 kalmıştı. Weed, kalkanın fiyatı düştü diye dayanılmaz bir öfke içerisindeydi. Gerçekten öfkeliydi.

 

"Ölmeyi yeğlerdim!"

 

Ölseydi kaybedeceği yetenek yeterliliklerini geri kazanabilirdi ama Antik Kalkanın kaybettiği dayanıklılık puanlarının geri dönüşü yoktu. Weed’in %33 sağlığı ve %46 manası kalmıştı. Ağlamak istese de zararını karşılamaya ihtiyacı varken durması mümkün değildi. Sonuçta büyü patlamalarından kurtulmayı başarmıştı.

 

'Öğelere gelince…'

 

Weed, Kuzey İttifakı tarafından pusuya düşürülmüştü. Elbette ki ölenlerin öğelerini toplamayı unutmamıştı.

 

"Heraim Eskrimi!"

 

Diyerek geri kalanlarla çarpışmaya başladı. Weed, savaş alanının kahramanıydı. Herkes öldürmeye niyetliymiş gibi onu izliyordu. Ölü Şövalye de hareket geçmişti ve düşmanlara saldırıyordu. Aynı şekilde büyücüler ve okçular da saldırmaya başlamıştı fakat bu seferki hücumları ilk saldırıları kadar tehdit edici değildi.

 

"Gelin, Weed-nim ve Morata'ya zarar vermek isteyenlerle çarpışalım."

 

"Kallamore Şövalyeleri, hadi bakalım!"

 

Kallamore Şövalyeleri hala Kuzey İttifakıyla çarpışıyordu. Weed’le savaşmaya giden yüksek seviyeli kullanıcıların hepsi büyü saldırısında ölmüştü. Kuzey İttifakının liderlerinin çoğu da çoktan yenik düşmüştü.

 

"Öldürün onları!"

 

"Biz çaylaklar, zalimlere karşı savaşacağız."

 

Geomchi ve çaylaklar düşmanı dağıtmaya başlıyordu. Hidra Kralı, Kara Imoogi, Anka Kuşu ve Wyvernler Weed’e büyük kazanç sağlıyordu. Böylece Weed, tam da umduğu ve amaçladığı üzere Kuzey İttifakını içeriden parçalamaya odaklanabiliyordu. Tek bir ölüm zafere götüren yolda büyük bir adım attırmazdı. Ancak Weed çok sayıda düşman liderini öldürüp yağmaladığı için orduda düzen kalmamıştı.

 

"Yenin şunları!"

 

"Gebertin hepsini!"

 

Denge bozulmuştu ve normale dönmesi mümkün değildi. Kuzey İttifakı orman yangını misali bir durumda sıkışıp kalmıştı. Kendi büyüleriyle vurulmuşken bundan böyle müttefiklerine güvenemezlerdi.

 

"Ben pes ediyorum. Yardım edin bana!"

 

"Mağlubiyeti kabul ediyorum."

 

"Morata’ya savaş ilan ettiğim için özür dilerim."

 

Kuzey İttifakı oyuncuları, bu sözlerle birlikte teslim olma arzularını göstererek silahlarını indiriyordu. Weed’in şarkı söylemeye başladığı anda rakiplerin de teslim olmaya başlamış olduğu şeklinde bir spekülasyon vardı. Kuzey İttifakı askerlerinin silahlarını indirişiyle kuşatma ansızın beklenen sona ulaşmıştı. Çaylaklar paslı kılıçlarını ve ahşap kalkanlarını kaldırarak tezahüratlara başlıyordu.

 

"Uaaa, biz kazandık!"

 

"Morata kazandı. Yaşasııınn!"

 

Ancak Weed, kafasını salladı.

 

"Bu savaşı siz başlattınız, yani ne zaman sona ereceğine karar veren siz olamazsınız!"

 

Kükreyebilmek için mana kullanarak böyle söyledi. Savaş henüz sona ermemişti. Asker toplamaya bir sürü para harcamış, daha pek çok masraf yapmıştı, bu da ekonomik kayıp demekti. Elbette mağlup taraf önemli ölçüde hasar alacak ve savaş esirleri için fidye ödeyecekti ama bunlar Weed için yeterli değildi.  Ekipmanlardan yeterince kazanç sağlayamamıştı. Kallamore Şövalyeleri, çaylaklar, Geomchiler, Pale ve grubunun geri kalanı hala 30 bin güçsüz ve yorgun oyuncuyla karşı karşıyaydı. Her yere para ve tecrübe saçılmıştı! Savaşı sonlandırmak istediklerini söylemeleri saçmalıktı. Piyangoyu kazandıktan sonra tüm parayı hayır kurumlarına bağışlamak gibi bir şeydi!

 

"Uaaaa!"

 

"Biz kazandıık!"

 

"Kuzey İttifakı mağlubiyeti kabul etti!"

 

Galibiyet nidaları yükselen çaylaklar, Weed’in yalnızca memnuniyetini sergileyemeyecek kadar gururlu olduğunu düşünüyordu. Derken Weed bir kez daha bağırdı.

 

"Bu düşmanlar Morata’ya saldırmaya ve onu yok etmeye cüret ettiler! Canlı tek bir kişi bile bırakmayın, hepsini öldürün!"

 

Çaylakların gaza getirilmesi gerekliydi. Onlar olmasaydı hayat bahşedilmiş heykeller, Kallamore Şövalyeleri ve Morata askerlerinin ne kadar hasar alacağını söylemek imkansızdı. Sayılarıyla Kuzey İttifakı oyuncularını yorabiliyorlardı. Geomchiler onların yarattığı kafa karışıklığı esnasında ninja gibi araya giriyor, Kallamore Şövalyeleriyse beklenmedik hücumlar gerçekleştiriyordu. Ayrıca çaylakların nidaları Kuzey İttifakı oyuncularının morallerini bozmaya yarıyordu. Savaş Tanrısı Weed meşhur kükreyişini yapmıştı ve Kuzey İttifakını tarihten silmek istiyordu. Bunu gören Kuzey İttifakı oyuncularının elleri havaya yükselmeye başladı.

 

"Çok yaşa Weed!"

 

"Sahiden de Morata’nın Lorduymuşsun. Mağlubiyeti kabul ediyoruz ve bir daha Morata’ya asla saldırmayacağız."

 

"Savaş Tanrısı Weed’e karşı kaybetmek bir onurdur. Biz dersimizi aldık. Teşekkür ederiz!"

 

Yaşananların ilginçliği gereği kanallar Morata savaşını yayınlıyordu.

 

"Kuzey İttifakı Morata topraklarına girmiş görünüyor. Haseungtae-ssi, sence bu savaşın sonucu ne olacak?"

 

"Buna savaş bile denemez ki. Kuzey İttifakı 120 bin askeri harekete geçirdi. Galibiyet kesinlikle Kuzey İttifakının olacak. Kuzey Loncalarının büyük bir çoğunluğu bu koalisyonu oluşturdu ve başarılı da oldular."

 

CHN Medya Kuzey İttifakının kazanacağı konusunda kararlıydı.

 

"Kuzey İttifakının ölçeği muazzam ve Morata’yı ele geçirmek için askeri çapta cömert harcamalar yapmışlar."

 

"Bir sürü kuşatma silahları var. İzleyiciler bugün Morata’nın alevlerle kaplanışına tanık olacak."

 

"Weed'in Savaş Tanrısı olarak edindiği yenilmezlik şöhreti sona mı erecek yani?"

 

"Maalesef öyle."

 

CTS Medya da lafını sakınmadan Morat’nın kaybedeceğini söylemişti. Onlara göre Weed acı bir mağlubiyet tadacak ve Kuzey İttifakı kazanacaktı, böylece izleyici sayıları artacaktı. KMC Medyaysa farklı bir görüşteydi.

 

"Kuzey İttifakı, devasa güçlerine rağmen Weed için pek bir şey ifade etmiyor."

 

"Oh Juwan-ssi, ne demek istiyorsun? Kuzey İttifakı Weed’e yetmez mi diyorsun?"

 

"Aynen öyle. Çünkü o, diğer loncaların hedef alacağı kadar büyük bir tehdit teşkil ediyor."

 

"Peki sence savaşta neler yaşanacak?"

 

"Kuzey İttifakının galip geleceği barizmiş gibi görünse de savaş nihayet başlayana dek neler olacağını bilemeyiz."

 

"Yani Weed’in bu savaşı kazanma ihtimali var diyorsun."

 

"Bu noktada bir şey söylemek zor. Fakat Savaş Tanrısı Weed’in şu ana dek gerçekleştirdiği görevleri düşününce kesinlikle kaybeder demek de mümkün değil."

 

Oh Juwan, savaşı büyük bir dikkatle izliyordu. Morata’nın kazanması beklenmediği için Weed’in anlaşmalı olduğu KMC Medyanın izleyici sayısı azalacaktı. Ama Direktör, sadık bir Weed fanıydı ve başkaları ne derse desin duruşunu koruyordu. Derken kanallar, Kallamore Şövalyelerinin belirişini göstermeye başladı. Ve o şövalyelerin kudretini bilmeyen tek bir kişi dahi yoktu!

 

"Sizce onları Weed mi getirdi? Evet, Weed çok seyahat ediyor ama Kallamore Krallığına gittiğinden haberim yoktu!"

 

"Kolderim, şövalyelere liderlik ediyor. O, Kallamore Krallığı şövalyelerine doğrudan liderlik eden şövalye!"

 

"Weed ve Kolderim arasında bir bağlantı mı var ki?"

 

Kanalın sunucusu acilen sesini yükseltti. Maylon dışındaki kanal çalışanları Weed’in Kolderim’in ruhunu özgür bıraktığını bilmiyordu, dolayısıyla şaşırmışlardı. Kallamore Şövalyeleri savaşta her rolü oynayabilen ve her birliği durdurmaya kadir güçte savaşçı şövalyelerdi. Gürzlerini acımasızca kuşanır ve kılıçlarını yıldırım hızıyla savururken manevra kabiliyetlerini korurlardı, ölümsüz iblislere benzerlerdi. Kallamore Şövalyeleri öylesine havalı ve çarpıcıydı ki onlardan heveslenerek şövalye olanların sayısı bir hayli yükselişteydi. Ayrıca Kuzey İttifakı oyuncuları üzerinde de büyük bir etkileri olmuştu. Gözlerinden korku okunuyordu.

 

Evet, Kallamore Şövalyelerinin yıkıcı gücünü daha önce televizyonda görmüşlerdi ama şimdi o gücün muhataplarıydılar. Şövalyeler boru sesiyle birlikte hızla hücuma kalkarken düşmanların büyük bir çoğunluğu kaçmayı seçmişti. Ardından Şövalyeler, müttefik hasarına sebep olan büyücülerden kaçınmaya başlamış ve Morata, çok sayıda çaylağı savaş alanına salmıştı. 300 seviye üzeri bir oyuncu 100 çaylağı rahatlıkla öldürebiliyordu. Fakat katliam süregeldikçe fiziksel tükenmişlikleri de artıyordu. Birkaç çaylağı öldürseler bile dört bir yanları sarılı olmaya devam ediyordu. Ardından ya Kallamore Şövalyeleri hızla işlerini bitiriyor ya da yüksek seviyeli bir Geomchi ansızın beliriveriyordu. Kuzey İttifakı oyuncuları avantajlı taraf oldukları düşüncesinden çoktan vazgeçmişti. Morata’nın orta ve yüksek seviyeli oyuncuları da çaylakların arasına karışmıştı. Savaş alanında bireysel tecrübe ve yakın dövüş yeteneği önem taşırdı. Derken Weed, Hidra Kralı, Kara Imoogi, Anka Kuşu, Bingryong ve Wyvernlerle ortaya çıkmıştı! Ünlü Savaş Tanrısı Weed’in savaştan önce şarkı söylediği söylentisi de gerçek çıkmıştı.

 

Ork Karichwi’nin gerçekleştirdiği savaşlarda bu, herkesçe fark edilmişti.

 

'Esas savaş şimdi başlıyor.'

 

'İşte bu Weed'in savaşı.'

 

Şarkı, Kuzey İttifakının yüksek seviyeli oyuncularının üzerindeki öğeleri yağmalamakla alakalıydı! Weed’in ağzından çıkanlar tamı tamına bu çizgideydi. Ardından savaş devam etmiş, Weed’e büyülerle saldırılmıştı! Onun o büyü patlamasından sağ çıktığını görmek göz korkutucu olmuştu. Kuzey İttifakı oyuncuları savaşma motivasyonunu yitirmiş ve daha fazla fedakarlıktan kaçınmak adına teslim olmaya başlamışlardı. Fakat Kuzey İttifakı tek bir kişinin emri altındaki bir loncadan ziyade bir koalisyondu, dolayısıyla askeri anlamda etkin değillerdi. Pek çok farklı yapıdan oluşan bir koalisyon oldukları için de bir loncanın teslim oluşuyla tüm ittifak çökmüştü.

 

  "..."

 

"Demek savaşta bunlar yaşanmış."

 

"Morata kazanmış."

 

Yayındakiler ne diyeceğini bilemez haldeydi. Çaylak akını başladıktan sonra yaşananları açıklamak onlar için çok zordu. İnternette inanılmaz bir takılmaya yol açacak kadar paylaşım vardı. İnsanın paylaşmaya bastığı yorumunu görebilmesi için yirmi sayfa gezmesi gerekiyordu.

 

-Demek Savaş Tanrısı bugün de kaybetmedi.

 

-Kallamore Şövalyelerinin ortaya çıkacağı hiç aklıma gelmemişti.

 

-Onları getirecek gücü varmış.

 

-Kuzey İttifakına kıtanın ana gücü denilemezdi. Merkez ve güneydoğudaki güçlerle kıyaslanamazlardı. Ama bu savaşta yaşananlardan sonra pek emin değilim.

 

- Morata nasıl bu kadar hızlı büyüdü? Son görüşümde yalnızca küçük bir köy düzeyindeydi.

 

-Yayınları izlemeyi ihmal etmeyin.

 

-Yayınlarda çok fazla görünmüyorlar. Morata her hafta değişiyor.

 

-Ben oyuna Morata’da başlamıştım. Sanat, kültür, macera, din ve ticaretin uyum içerisinde var olduğu bir yer. Freya Kilisesi de yabana atılamaz. Kuzeyin hiçbir eksiği yok. Ama buna rağmen büyüyüp gelişmeye devam ediyorlar.

 

-Weed oranın Lordu olmanın hakkını fazlasıyla veriyor. Kuzeyli oyuncular kasabalarını geliştirmekte çok başarısızdı. Weed ise bir sürü büyük heykel yaptı ve şimdi de bir Sanat Merkezi Binası yapılıyor, değil mi? O da tamamlanırsa memnuniyetle Morata’da kalırım.

 

-Sandviçimi ancak bitirebildim. Ee, Weed’e ne demeli! Hiç hayal kırıklığına uğratmadı. Pek fazla savaşmaması üzücü oldu ama yine de iyi mücadele etmedi mi?

 

-Ben arkadaşlarla Kuzeye geçeceğim. Artık Morata’yı ele geçirmeye çalışmanın bir anlamı kalmadı.

 

-Dur bir saniye, ben de geliyorum.

 

****

 

Savaş sona erir ermez Weed’in görebileceği bir ekran belirdi.

 

****

 

-Düşman teslim oldu.

Morata vatandaşlarının sadakati 3 yükseldi.

Kasabanın gücünün gösterilişiyle bölgedeki askeri etki 15 yükseldi.

Hırsızlar ortadan kaybolacak ve haydut istilalarının sıklığı azalacak.

Güvenlik oranı %13 yükseldi.

Morata’daki tüketim geçici olarak artacak. İnsanlar bu galibiyeti kutlama konusunda cimrilik etmeyecek. Morata’nın galibiyet kutlamaları gönüllü olarak başlayacak.

 

*****

 

-Oymacılık Loncası bu zafere ait hediyelik eşyalar üretecek. 5000 altın tüketilecek.

Ozan Loncası bu savaşın anısına bir müzik yarışması düzenleyecek. Ödül 4500 altın olacak.

 

****

 

-Morata'nın Versailles Kıtasındaki şöhreti 75 yükseldi.

Mevcut saygınlık: 469

Bölgenin saygınlığı yükseldikçe yöneticinin ünü de artacak.

Savaşta alınan galibiyet veya mağlubiyet, bunun yanı sıra üretim, ticaret, görevler ve seferler, yerel saygınlığı etkileyen faktörlerdir. Yüksek saygınlıkla birlikte oyuncular Morata’da yüksek kalite görevlere ve şöhrete sahip olabilecek. Ticaret merkezi daha iyi fiyatlardan mal alımı yapacak.

- Morata'nın özel ürünlerinin şöhretinde artış gerçekleşecek.

-Morata’nın tekstil ve deri endüstrilerinin şöhreti artacak, Feraya’nın kutsayışı ve tarım, yerel ürünleri arttıracak.

-Daha fazla şarap imalathanesi olduğu takdirde Morata, şarabıyla ünlenecek.

-Morata, üstün sığırlar konusunda uzman olarak bilinecek.

-89 Teuriban köylüsü Morata’ya göç ediyor.

-85 Noroma köylüsü Morata’ya göç ediyor.

-3600 kuzey vatandaşı, Freya Kilisesine inanmaya başladı.

 

****

 

-Yetenekli zanaatkar göçü!

Zanaatkarlar Kuzeydeki Morata kasabasına gelerek evlatlarına mesleklerini öğretecek.

Morata’nın evlatlarının gelecek potansiyeli yüksek olacak.

 

****

 

-Ekoban kasabası sakinleri, 20 günlük bir protesto gerçekleştirecek.

Morata gibi olmadığı için beceriksiz yöneticilerini suçlayacaklar.

Bu durum kalıcı olursa Morata, o kasabaların da sahibi olacak.

 

****

 

Savaştaki yenilgileri nedeniyle kasabaların her biri büyük çaplı bir direnişle karşı karşıya. Mağlup taraf, kasabalardaki kültür miktarına bağlı olarak ağır bir bedel ödemek zorunda. Esaret altındaki bireylerin gözleri yaşlı.

 

****

 

-Esirlerin anahtarları depo yöneticisinin elinde.

Esirlerin aileleri, onları görmek için iki hafta içerisinde Morata’ya gelmek isteyecek.

 

****

 

Tüm lordlar birliklerinin moralini iyi tutmakla yükümlüydü. Lakin Kuzey Lordları bunu görememiş ve ağır hasarlar alınmıştı.

 

"Kasabanın yarısı boşaldı bile."

 

"Kerala’da kültür sıfır. Bütün çiftçiler hasadı hendeklerde bırakıp kaçtı."

 

"Ehh, o kadarı belli."

 

"Bankchester Loncası zar zor ayakta durabiliyor."

 

"Peki ya senin kasaban?"

 

"Benimki mi? Satın alacak hiçbir şey kalmadı. Kültür gibi şeylerin gerçekten önemli olduğu kimin aklına gelirdi ki?"

 

Kültür merkezlerinin varlığı sayesinde kıtada pek fazla huzursuzluk yoktu. Tüm kasaba ve şehirler, komşu krallıklarla düşmanlıklarını sürdürebilmek adına temel kültür seviyesi ihtiyacını karşılamış durumdaydı. Morata’ysa olağanüstü büyüklükte bir kültüre sahipti. Lordlar, kültürün önemini veya insanların tatmin düzeyini anlayamıyordu ve sanat anlayışından yoksunlardı. Dolayısıyla Kuzey Lordları sanatı olabildiğince aşağı çekmişti. Savaşta bu kadar kayıpları olacağını düşünmemişlerdi.

 

"Sizce kültürü yükseltmekte başarısız olduk diye mi böyle oldu?"

 

"Asıl korkutucu kısım şimdi başlıyor işte..."

 

Savaş müzakereleri henüz sonlandırılmamıştı. Weed, müzakereleri gerçekleştirmek adına lordları ve lonca efendilerini bir binada toplamıştı. Temelde savaş tazminatı görüşülecekti. Kuzey İttifakı esirlerinin sayısı şaşırtıcıydı. 70 bini aşkın kişi esir alınmıştı. Bu kişilerin 14 biniyse oyuncuydu. Savaş tazminatı, onlar için büyük bir dezavantaj yaratacaktı.

 

İlk adımı atan Stiren Loncası oldu.

 

"Morata lordu, Morata son derece saygın bir kasaba. Weed-nim’i Büyü Kıtasından beri takdir etmişimdir zaten."

 

Çaylaklar ve savaş esirleri de müzakerelerin gidişatına tanık olabiliyordu. Güçlendirilmiş bir ses büyüsü sayesinde konuşma, tüm Morata’da işitilebiliyordu. Rakipler, işleri siyasi olarak yumuşatmaya çalışıyordu. Weed, ortamda Şeref Listesinden bazı üyelerin de bulunduğunu ve kendilerini profesyonel göstermeye çalıştıklarını görebiliyordu. Kuzey İttifakı fazlasıyla dezavantajlı konumdaydı. Bununla birlikte Stiren Loncası, Weed’le konuşma çabalarına devam ediyordu.

 

'Bu kadar mı yani?'

 

Karşı tarafın kişiliğini ve zevklerini anlamak gerekirdi. Dolayısıyla lonca efendisi de Weed’i olabildiğince övmeye çalışıyordu! Müzakereleri zarif övgü dizeleriyle başlatmak istiyordu.

 

"Morata’nın kuzey kesimindeki canavarlar dağılmış, sebep Lord Weed’in güvenilirliği olmalı. Peki diğer köylerdeki hasarın boyutunu görmüş müydünüz?"

 

"..."

 

Stiren Loncası, kültür ve sanattaki kayıplarından söz ediyordu.

 

"Çokça para yatırıyor olmamıza rağmen köylülerimiz Morata’ya göç edip duruyor ve bu da bizim için büyük bir kayıp anlamına geliyordu."

 

Kuzey İttifakı Lordları, söylenen sözlerle empati kurmaları nedeniyle hep birlikte kafa sallayıp onay veriyordu. Tazminatı karşılayacak paraları yoktu ve bu ıstıraptan kaçıp kurtulmak istiyorlardı.

 

"Olan oldu ve biz, bundan böyle Morata’yı işgal etmeyeceğimiz konusunda hemfikiriz. Mağlubiyetin bize ait olduğunu kabul ediyor ve vatandaşlarımızı geri almak istiyoruz. Yani özetle diyorum ki biz bir daha Morata’ya saldırmayacağız, siz de mümkünse anlaşmamızı değerlendirmeye alın lütfen."

 

Stiren Loncasının konuşmayı sonlandırışının ardından nihayet gerçeğin farkına varılmıştı. Weed, beterin de beteri olarak bilinen kötü şöhretli Savaş Tanrısının ta kendisiydi. Büyü Kıtası zamanında zindanda gürültü yapanları, hatta korkup kaçanları bile öldürür, kimseyi sağ bırakmazdı. Weed’de ne anlayış ne de acımadan eser vardı. Herkesi öldüren, her şeyi ele geçiren vicdansız bir oyuncu olarak tarihe geçmişti! An itibarıyla gözlerini kısmış, kollarını kavuşturmuştu. Bu kadarı bile yaşananlardan hiç memnun olmadığını anlamak için yeterliydi.

 

'Tüm öğeleri toplayamadım... Kazandığımdan fazlasını kaybettim. Bu gece iyi bir uyku çekemeyeceğim.'

 

Weed'in yüzü bir iblis gibi buruş buruştu.

 

'Acı hatıraları geride bırakıp hayatımın kalanını yaşamam, önüme bakmam gerekiyor. Günbegün ilerlemem gerekiyor. Tıpkı çöpleri ayıklarken acı hatıraları yüzünden çile çeken bir adam gibi.'

 

Bu sırada Mapan, Weed’in adına sözü aldı.

 

"Kuzey İttifakı olarak durumunuz bu olabilir ancak Morata’nın perspektifinden değerlendirilince savaşın tek bir tarafına bakmanın bir anlamı yok."

 

"Ama bizim ödeme yapacak paramız yok ki."

 

"Olmayabilir. Fakat bu, savaş tazminatı mevzusunun kapandığı anlamına gelmiyor, öyle değil mi?"

 

"..."

 

"Savaş müzakerelerini terk etmek istediğinizi mi söylüyorsunuz?"

 

Mapan karşı tarafa bu öneride bulundu. Savaş müzakereleri terk edilirse teslim olan esirler yargılanacaktı. Elbette hükmü veren Weed ve tayin ettiği kişiler olacaktı. Morata askerlerini öldüren oyuncular genellikle hapse atılır ve mahkum edilirdi. Mahkumiyetten kurtulmak için ödenmesi gereken bedel de hafife alınacak cinsten değildi. Direnmenin sonucuysa ölümdü. Yani oyuncularla ilgili müzakereler sorunsuzca tamamlansa bile askerler Lordlarına içerleyecekti. Taraflarının, savaştaki mağlubiyetin acı gerçeklerini kabullenmesi gerekliydi.

 

"Weed, Ejderha Avına katkıda bulunanlardan biriydi ve bu sıcak ortamı da o yarattı. Ya Morata’yı geri alma macerasına ne demeli? Seyahatleri esnasında bir sürü başarı elde etti, peki ne için? Sırf gözleri açgözlülükten kör olmuş diye Freya Kilisesinin koruması biter bitmez Morata’yı istila etmek isteyen bir sürü kasabanın varlığını öğrenmek için!"

 

Mapan, soğukkanlı bir şekilde Kuzey İttifakı lordlarını eleştirmeye başlamıştı. Tüccar kısmı, güçsüzlerden yararlanmaktan oldum olası keyif alırdı. Genellikle savaş tazminatının %70i askerler arasında bölüştürülürdü. Kalan %30sa şehri geliştirmesi adına Lorda giderdi. Mapan da bu durumdan olabildiğince faydalanmak istiyordu. Ve üzerine basa basa taleplerini sıralıyordu.

 

"Tazminat bedeli oyuncu başına 900, asker başına 200 altın."

 

"Saçmalıyorsunuz!"

 

"Büyük bir meblağ bekliyordum ama bu kadarı da fazla!"

 

Mapan bu durumu da hesaplamalarına dahil etmişti. Hayatların bedeli için makul bir miktardı. Müzakeredeki problemse lordların böyle bir paraya sahip olmamasıydı! Ana kıtadaki güç sahibi kişilerin binlerce altını olurken Kuzeyin lordları genelde beş parasız olurdu. Çünkü birikimlerinin büyük bir kısmını ana kıtadan Kuzeye gelip kasabalarını şekillendirmeye harcarlardı.

 

"Bizim o kadar paramız yok ki."

 

"Yarı yarıya indirseniz bile ödeyemeyiz."

 

Kuzey İttifakının 120 bin kişi toplamış olması, ana kıtada bile sık rastlanır bir olay değildi. Yenilmeleri de bu kadar çok esir vermeleri de lordlar için yüz kızartıcıydı. Ve esirlerin fidyesini ödeyememeleri bir başka savaşa yol açabilirdi.

 

"Maalesef tek oyuncu bedeli 900 altın. Şu ana dek Versailles Kıtasında gerçekleşen tüm savaşlarda aynı şey yapıldı, yani makul bir miktar."

 

Mapan, karşıt fikirleri kaşlarını kaldırarak yanıtladı. Ödeyecek paraları olmasa bile müzakereleri tamamlamadan yollarına gidemezlerdi. Bu esnada Weed, kolları hala önünde kavuşturulmuş şekilde sessizliğini koruyordu.

 

'%70 civarında bile krediye bağımlı olarak her ay taksit ödemeleri gerekecek, o miktar da her geçen ay azalacak. Yani pek fazla kazanamayacağım. Sonra da vadesi geçmiş faiz büyük oranda yükselecek...'

 

Weed, bu düşüncelerle Mapan’ın sıkıntılı lordlarla içine düştüğü durumu çözüme kavuşturmaya karar verdi.

 

"Tazminata lüzum yok."

 

"Ne?"

 

Mapan hayretler içerisindeydi. Weed’in böyle bir şey söyleyebileceği kırk yıl düşünse aklına gelmezdi. O kelimelerin gerçekten de onun ağzından döküldüğüne inanamıyordu. Kuzey İttifakı Lordlarıysa savaş tazminatı meselesini anlayamıyor, yalnızca önlerine bakabilmek istiyordu. Weed’in ağzından çıkanlara inanmıyorlardı.

 

'Borçlanmak zorunda kalacaklar.'

 

Kuzey lordları pek fazla gelir elde edemiyordu. Yatırımlar pahalıya mal oluyordu ve kazanç sağlayabilecek hiçbir şeyleri yoktu. Morata’nınsa bir daha böyle bir para kazanma fırsatı elde edebileceği kesin değildi. Başka bir savaş çıkacak olursa Kallamore Şövalyelerini kullanmaları mümkün olmayacaktı. Gelecekte yeniden Kuzeyi işgal etme kararı alacak başka bir lord çıkabilirdi. Weed, Kuzey İttifakı Lordlarının gözüne kötü niyetli bir alacak tahsildarı gibi görünüyordu.

 

 "Herhangi bir tazminat ödenmeyecek, esirler serbest bırakılacak."

 

"Gerçekten mi?"

 

Stiren Loncası fertleri duyduklarına inanamıyordu. Mevcut durumda bu, yalnızca bir hayır işi olarak görülebilirdi ve hiçbir anlamı da yoktu.

 

"Ayrıca bir de söz vereceğim. Morata diğer kasabaları işgal etmeyecek."

 

Weed’in pozisyonu gereği kar elde etmek için çevre kasabaları işgal etmesine gerek yoktu. Morata’ya ufak bir bölge denilemezdi. Ayrıca sınırlar da sabit değildi. Bölgeler arasında çokça boş alan mevcuttu. Bu nedenle kültür geliştikçe, sınırlar da genişliyordu.

 

"Bir ticaret anlaşması öneriyorum."

 

"Ne?"

 

"Bildiğiniz üzere Morata bir başlangıç kasabası olarak çok gelişti."

 

Kuzey İttifakı Lordları kafa sallayarak onay verdi. İlk elden tecrübe ettikleri için bunu herkesten daha iyi biliyorlardı.

 

"Gelecekte çaylaklar için silah ve zırha ihtiyaç duyulacak, tabii bunun yanı sıra çokça kaynağa da."

 

Kuzey İttifakı Lordları huzursuz olmaya başlıyordu. Morata, çaylakların rahatlıkla gelişebildiği bir yerdi ve giderek daha da güçlenişine tanık oluyorlardı.

 

"Ve?"

 

"Dediğim gibi, çaylaklar belli kaynaklara ihtiyaç duyacak. Morata’da da maden ve tarla gibi pek çok kaynak bulunuyor. Ayrıca avlanma yoluyla elde edilen ve sizin satabileceğiniz, çaylakların işine yarayacak şeyler de var."

 

Ticari gelişim, vergiler ve ruhsatlar Lordların hakları arasındaydı. Kuzey Lordlarıyla irtibata geçmek çaylaklar için büyük bir pazar yaratabilirdi. Bu zorlu müzakere esnasında Stiren Loncası fertlerinin yüzlerine ilk defa mutlu bir ifade yerleşiyordu.

 

"Bu bizim için çok iyi bir teklif. Ama neden bize bu kadar çok şey veriyorsunuz?"

 

"Ana kıta çok uzağımızda. Tüccarların oradan mal alması çok uzun sürüyor, fiyatlar da çok yüksek oluyor. Tüccarlar olabildiğince yardıma ihtiyaç duyuyor. Bizim en büyük problemlerimizden biriyse çaylakların ana kıtadaki fiyatlar yüzünden makul fiyatlara silah alıp kullanamıyor olması. Ve ben bunu yanlış buluyorum."

 

Lordlar bu konuyu düşünürken göz teması kuruyor, onaylayarak kafa sallıyorlardı.

 

"Biz de aynı fikirdeyiz."

 

"Biz de."

 

Morata, ana kıtayla diğer kuzeyli kasabaların toplamından daha çok ticaret yapmıştı.

 

"Ayrıca kültürü geliştirmekte sorun yaşadığınızı duydum."

 

"..."

 

Lordlar çaresizlik içerisindeydi. Vatandaş sayıları azaldıkça kültürü geliştirmekte daha da zorlanmaya başlıyorlardı.

 

"Morata tüm köylere orada yaşamaları için kültür danışmanları gönderecek. Onlar da kültürü ve şehirleri geliştirmeye ve topraklarınızı terk eden köylü sayısını azaltmaya çalışacaklar."

 

Kültürün insanların şikayetlerini azaltmak konusunda kayda değer bir etkisi vardı. Morata’da çok sayıda ozan ve dansçı bulunuyordu. Gün içerisinde performans sergilerken görülebiliyorlardı. Ve şehirden şehre geçerek para kazanıyorlardı.

 

Lordlardan biri, "Fakat bu, Morata’nın kültürünü düşürecektir. Bu hiç mantıklı değil ki." dedi.

 

Weed ise bir süre boyunca o lorda gözlerini dikti ve bakışlarıyla kendisinin dengi olmadığını hissettirdiği adamın olduğu yerde büzüşüp kalmasına yol açtı. Atmosferde durumu tersine çevirmeye yetecek bir değişiklik meydana gelmişti. Konuşmayı seven ve söylediği şeylerin farkında olmayan insanlar olurdu. İşte onları bu şekilde sindirmek gerekirdi. Böylesi bir bakıma daha elverişliydi.

 

"Morata’da çok fazla sanatçı olması beni öfkelendiriyor. Bilhassa da yetenekli oymacıların varlığı. Kasabada bir sürü heykel ve resim yapılıyor."

 

Weed, sanat eserlerini ihraç etmeyi amaçlıyordu. Evet, Işık Kulesi ve Freya Heykeli oradaydı fakat kasabadaki sanat eseri artışının yavaşlatılması gerekiyordu. Weed, Morata’nın Rhodium gibi bir sanatçı şehri olmasını istemiyordu. Bu noktada sesini kıstı.

 

"Morata’da bir sürü acemi oyuncu var. Yeteneklerini geliştirmeleri için açılıp uzaklaşmaları gerekiyor."

 

"..."

 

"Morata çok büyük gibi görünüyor olabilir. Bununla birlikte diğer kasabaları daha sık ziyaret ederek gerçekleştirilebilecek farklı görevler ve avlar da var. Yani hem Morata’nın hem de diğer kasabaların gelişmesi mümkün."

 

Diyen Weed, yeni bir konuya geçti.

 

"Öncelikle, lord olarak kasabalarınıza sevgiyle yatırım yapmalı ve yaklaşmalısınız ki başlangıç için şehrinizi seçenlerin sayısı çok olsun. Sonra da işletmelerin gelişebilmesi için bir genel mağazayla meydan açın. Bu şekilde çaylakların meydanınızdaki çeşmeden su şişelerini doldurduğunu görebileceksiniz. Bu savaşın çaylaklara en ufak bir zararı dokunmayacak."

 

İttifakın Weed’le gerçekleştirdiği konuşma bu şekildeydi. Kuzeyli Lordlar koltuklarından kalkmaya başlıyordu. Bu esnada surların dört bir yanından yükselen tezahüratlar işitiliyordu.

 

"Vuaaaaa!"

 

"Savaş Tanrısı Weed gibisi yok!"

 

"Çok yaşa Weed!"

 

Kuzey İttifakının çaylakları ve tecrübeli oyuncuları neşe içerisinde bağrışıyordu! Weed, Morata’ya gelen işgalcilere bile cömert davranmıştı. Mapan da Pale’in grubu da tam bir şok içerisindeydi. Tıpkı Işık Kulesinden sonra Weed’in sanatçı olarak bambaşka bir yönünü gördükleri an gibiydi.

 

"Yok artık... bu hiç de Weed’den beklenecek bir şey değil."

 

"Aslında bir hayırsever olamaz, değil mi?"

 

"Dermansız bir hastalığı falan mı var ki? Belki de üzerinde çalıştığı bir heykelden düşüp kafasını vurmuştur?"

 

Hiç kimse bu kadar değişemezdi, dolayısıyla Weed’in akıl sağlığından endişe duyuyorlardı. Onun ne yaptığını anlamak çok zordu. Orada bulunan ve yayını izleyen herkes farklı bir tavır sergiliyordu. Yalnızca Zephyr, neler olduğunu biliyor gibi görünerek başını sallıyordu.

 

'Bu müzakereyle büyük bir kar elde edecek.'

 

Çaylakların değeri! Kuzeyli Lord, onların geleceğiyle ilgileniyordu! Tabii aslında Weed, kafasında mevcut tüm zararların ve gelecekteki sonu gelmez faydaların hesabını yapmıştı. Kuzeydeki kasabalar gıda satarak çokça kar edecekken vergi gelirlerini cebe indiren Morata olacaktı. Zamanında ana kıtayla ticaret yaparken şimdi, kuzeyli tüccarlarla aktif olarak ticaret yapabileceklerdi. Bu sayede kuzeydeki kasabaların savaşmak için sahip olduğu sebepler de ortadan kalkacaktı. Yine kültür sayesinde kuzeyi terk edenlerin sayısı azalacaktı. Kaynak sağlamak için madenleri kazmaları kasabanın teknolojisini geliştirecek ve daha kaliteli mallar yaratılacaktı. Bu barış anlaşması kuzeydeki kasabaların gelişimini hızlandıracaktı. Böylece Morata’daki çaylakların gerginliği ve endişeleri yok olacak, oyuna kuzeyde başlayanların sayısı artacaktı. Tüccarlar arası ticaret arttıkça kuzeye mahsus ürünler büyüyecek ve gelişecekti. Yani ticaretin merkezi olarak Morata, uzun vadede karlı çıkacaktı. Çaylaklar için daha iyi öğeler olacak, bu da ödenen vergi miktarını hızla arttıracaktı.

 

"Savaş sonrası sanat fazlasından da kurtulabilecek!"

 

Şu an için tüm köylerin ekonomileri Morata’ya bağlıydı. Weed, her şehre sanat eseri satarak onların kültürünü geliştirebilecekti. Bu eserlerin satışı, Kuzeyli Lordların içerisinde bulunduğu koşullara rağmen büyük faydalar sağlayacaktı. Morata onlara herhangi bir kayıp yaşatmamış ve savaşmalarına da gerek kalmamıştı. Yani tüm kasabalara sunulan bu şartlar hesaba katılınca Morata’yla aralarında ikinci bir savaş gerçekleşmeyecekti. Weed, Zephyr'in gözünde daha da büyümüştü. Kuzey İttifakını mağlup etmişti. Sonra da karmaşık ve makul bir karar almıştı; nefret dolu bir düşman yaratmaya gerek yoktu.

 

"Strateji, planlama ve bunların yanı sıra politika. Tüm bunları hiç kimsenin fark etmemiş olması çok korkutucu!"

 

Weed, karşısındakilere iyilik yaparmış gibi görünürken aslında onları sömürmeyi ve onlardan faydalanmayı bekliyordu. Para konusundaki kararlılık ve konsantrasyonuyla türünün tek örneğiydi.

 

****

 

"Taze çimen lapası!"

 

Morata’nın galibiyetinin kutlandığı festival başlamıştı! Hallerinden memnun çaylaklar heyecan doluydu. Onların harcama yapışını görmek de Weed’i heyecanlandırıyordu.

 

-İzleyici sayısı patlama yapmıştı. Savaşın canlı görüntülerinin sayıyı bu denli arttıracağı kimin aklına gelirdi ki!

 

Maylon’un ilerleyişinden de memnunlardı. KMC Medyanın yanı sıra 12 farklı yayın istasyonu, Morata’daki savaşı yayınlamıştı. KMC Medyaysa Weed’in savaşının iki farklı açıdan çekilmiş görüntülerine sahipti ve yayın hakları için küçük bir ücretle verdikleri reklamlardan yüzde almışlardı. Adeta para içerisinde yüzüyorlardı.

 

"Dünya ne hoş bir yer gerçekten."

 

Weed, savaşa katılanlara teşekkür anlamında sınırsız lapa dağıtıyordu. Lord depoyu açmıştı ve Morata sakinleriyle oyuncuları tadını çıkartmakta serbestti.

 

-Özel Ahreupen Tahıl Ambarı bedava çimen lapası dağıtmak adına açıldı.

-Morata festivali için 50 bin altın harcandı.

 

Lord cömert görünüyordu. Her yerde para saçılıyordu. Barbeküde yaban domuzu, fırında geyik eti pişiyordu ve fıçılar alkolle doluydu.

 

"Fondip!"

 

Weed, meyve ve diğer öğelerin karışımıyla yeni bir tarif oluşturmuştu. İçerisindeki ağaç kabuğu birazcık acılık katıyordu, marul ve ahududu sayesinde de besin değeri yüksekti. Weed, alkol araştırmaları için mütemadiyen orta düzeydeki *herbalism ve aşçılığını kullanmış ve nihayet gizemlerle dolu yeni bir içki yaratmayı başarmıştı.  (Herbalism kelimesini tam anlamıyla nasıl çevirebilirim bilemedim, bilen varsa yorumlarda bekliyorum.)

 

'Alkol demek para demek.'

 

Alkolün raf ömrü uzun ve depolaması kolaydı, dolayısıyla en çok satan ürün olması nadir rastlanır bir durum değildi. Mesela Versailles Kıtasında profesyonel biracılık diye bir meslek vardı. Yemek tariflerinin yanı sıra içeceklerinki de yüksek fiyatlara satılırdı. Weed’in tarifi de hoş tadı ve besleyiciliğiyle oldukça değerliydi. Düşük maliyetle yüksek besin değeri sağlayan bir alkol yaratmıştı!

 

"Bu alkol bir harikaymış!"

 

"O kadar iyi mi sahiden?"

 

Çaylaklar harikulade bir alkolün tadına varabiliyordu. Barlarda satılanlara kıyasla pahalı sayılmazdı ve fiyatına göre iyiydi.

 

"Şerefe!"

 

"Tüm teşekkürler Morata’ya!"

 

"Kadehimi 49. çaylak bölüğüne kaldırıyorum!"

 

Çaylaklar sevinçlerini göstermek için ışıl ışıl gülümsemeler saçıyordu. Festival her noktada ve her türden etkinlikle devam ediyordu. Kimileriyse savaşta kazandıkları hatırı sayılır tecrübe nedeniyle avlanmaya hazırlanıyordu. Sonuçta çaylakların güçlenebilmek için kasaba dışında avlanması gerekiyor ve Weed, bunun iyi bir şey olduğunu düşünüyordu.

 

"Güçlendikçe bana daha çok vergi kazandıracaksınız."

 

Ne kadar vergi kazanabilirse o kadar iyiydi. Morata’da ne kadar çok oyuncu olursa hepsi de kendince o kadar çok pozitif etki yaratırdı. Geomchiler meydanda alkollerini yudumluyordu, savaştan sağ çıkan diğer kullanıcılar da festivalin adamakıllı tadını çıkartıyordu. Herkes mutluydu. Bu esnada Weed, etrafı gözleyerek lord ekranına geçti.

 

“Şehir vergileri iki günlüğüne %2 artsın!”

 

*Ding!*

 

****

 

-İki günlük geçici bir vergi oranı uygulandı.

Dükkanlardaki öğelerin oranı %5’ten 7’ye çıkarıldı.

 

****

 

Festival sezonuydu. Alınacak çok fazla ıvır zıvır ve yenilecek çok fazla yemek vardı, dolayısıyla tüketim de fazlaydı. Weed de yatırım maliyetlerini karşılamak için vergi oranında ılımlı bir artışa gitmişti.

 

"Bu atmosfer sayesinde epey kar ederim ben."

 

Kar etme sebebi, Çimen Lapası Tarikatının bir şeyler satın alıyor olmasıydı.

 

Ee, gerçek dünyada hiçbir şey bedava olmazdı!

 

#Bu bölümün adı ‘Weed nasıl biridir, kafası nasıl çalışır’ olmalıymış. Adam cömertlik ediyormuş gibi görünerek gelecekte herkesi sömürebileceği bir sistem oluşturdu. Bir de millet eğlenip kafaları çekerken sinsi sinsi vergileri arttırdı. E gerçek hayatta da böyleleri zengin oluyor, biz kenardan oturup izliyoruz zaten :D Neyse… Hadi bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32561 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43274 Bölüm Sayısı


creator
manga tr