Bölüm 302: Kadınlar Federasyonu Başkanı

avatar
33 0

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 302: Kadınlar Federasyonu Başkanı


Kadınlar Federasyonu Başkanı

Kapının çalınma sesi Liu Mingyu’yu aşırı derecede gerdi ve endişelendirdi. Bir departman şefi olarak, ofisinde bir adamla gizlice sevişirken yakalanırsa, gelecekte şirketteki insanların yüzüne nasıl bakacaktı?!

Yang Chen hafifçe kaşlarını çattı ve pantolonunu düzeltti. Odaya girmeden önce dışarıdaki kadın meslektaşlarının ya kestirdiğini ya da meşgul olduğunu görmüştü; birinin içeri girmek isteyeceğini tahmin etmemişti.

Liu Mingyu aceleyle masadan kalktı; masayı, sandalyeyi ve bazı bölgeleri hızlıca sildi. Görünürde anormal bir durum olmasa da Liu Mingyu, orgazm sonrası yüzünde oluşan o ifadenin deneyimli biri tarafından kolayca fark edilebileceğinin gayet farkındaydı. Üstelik, güpe gündüz ofiste Yang Chen ile yalnız başına kilitli kalmıştı. Herkesin aklına "gizli" bir şeyler gelirdi.

"Ölmek istiyorum, gerçekten ölmek istiyorum! Hepsi senin yüzünden!" Liu Mingyu, Yang Chen’in kolunu sertçe çimdikledi.

Yang Chen acı acı gülümsedi. Kısık bir sesle, "Bu seninde işbirliği yapman sayesinde gerçekleşti. Sorun yok, sadece iş hakkında  konuştuğumuzu söyle," dedi.

"Hangi işim senin fikrini gerektiriyor ki?! En azından düzgün bir yalan uyduramaz mısın?!" Liu Mingyu gözlerini devirdi.

Tam o anda kapının dışından nazik ve tanıdık bir ses yükseldi: "Mingyu, içeride misin?"

Yang Chen’in yüzü gerildi. Bu Mo Qianni’ydi!

Liu Mingyu’nun dizlerinin bağı çözüldü, o koca sulu gözlerini açtı. Ne cevap vereceğini bilemiyordu. Yang Chen’in ifadesi bir süre karmaşık bir hal aldı, sonra sessizce kapıya doğru yürüdü.

"Ne yapıyorsun!" Liu Mingyu sesini alçalttı. Yang Chen’in kapıyı doğrudan açacağını görünce kalbi neredeyse yerinden fırlayacaktı! Halkla ilişkiler departmanındaki sıradan personelin görmesi yeterince kötüyken, Mo Qianni tarafından fark edilmek tam bir felaketti! Mo Qianni’nin eski amiri olmasını geçtim, şu an şirketin yöneticilerinden biriydi. Eğer bu halini görürse, üzerinde çok kötü bir izlenim bırakmaz mıydı?!

Yang Chen, Liu Mingyu’ya rahat bir şekilde gülümsedi ve kapıyı hafifçe araladı. Sadece bir kişinin geçebileceği kadar açtı ve dışarıda duran Mo Qianni’ye göz kırptı.

Mo Qianni, Liu Mingyu’nun şekerleme yaptığını sanıyordu. Ancak kapı açıldığında karşısındakinin Yang Chen olduğunu fark etti! Bu herifin bu saatte burada ne işi var?!

"Küçük Qianqian, hayallere dalma da çabuk içeri gir!" dedi Yang Chen usulca.

Mo Qianni’nin kafası hala çok karışıktı. Yang Chen istediği için içeri girdi. Hemen ardından adam kapıyı hızla kapattı. Uzun boylu Mo Qianni her zamanki gibi göz kamaştırıcıydı. Bağladığı uzun saçları, beyaz trençkotu ve parlak kırmızı atkısıyla elinde bir klasör tutuyordu. Ofiste yürüyen bir moda ikonu gibi görünüyordu ama belli ki Liu Mingyu ile iş konuşmaya gelmişti.

Odaya girer girmez, burnuna o tanıdık ama utanç verici koku geldi. Mo Qianni başını kaldırıp saçları ve kıyafetleri darmadağın olmuş Liu Mingyu’ya baktı. Kızın yüzü kıpkırmızıydı, masanın yanında dik durmakta zorlanıyordu; her tarafa dağılmış dosyalardan bahsetmeye gerek bile yoktu.

Liu Mingyu, Mo Qianni’nin yüzüne bakmaya cesaret edemezken; Yang Chen kasten ciddi bir tavır takınmıştı. Mo Qianni doğası gereği zeki olmasının yanı sıra, havaya sinen o hormon kokusu, Yang Chen’e olan aşinalığı ve kendi kişisel tecrübeleri sayesinde az önce neler yaşandığını anında kavramıştı!

Mo Qianni durumun aşırı derecede garip olmasıyla anında kızardı. Yanındaki o kibirli, ölüme meydan okuyan adam hala aptalca bir suratla ona yaramaz bir şekilde gülümsüyordu. Her ne kadar kendisi de bir "metres" olsa ve bu adamın sebep olduğu tüm acılara katlanmak zorunda kalsa da, bu kadar absürt bir şeye tanıklık etmek onu fazlasıyla rahatsız etmişti.

"Bölüm... Bölüm Başkanı Mo, bir şeye mi ihtiyacınız vardı?" diye kekeledi Liu Mingyu, sakin görünmeye çalışarak.

Mo Qianni kendine geldi. Hızla cevap verdi: "Şey... Halkla ilişkiler departmanının yıl sonu finansal entegrasyonuyla ilgili bir sorun çıktı. Onu konuşmaya gelmiştim. Görünüşe göre şu an... pek uygun bir zaman değil, değil mi?"

Sözünü bitirir bitirmez Mo Qianni yanlış bir şey söylediğini fark etti! Ne uygun olmaması! "Aranızda bir şeyler olduğunu fark ettim" demişti resmen! Başta hiçbir şey olmamış gibi davranmak istemişti ama artık durum kurtarılamazdı.

Liu Mingyu yer yarılsa da içine girse diye dua ediyordu. Bittim ben. Onun gözünde bir baştan çıkarıcıya dönüştüm kesin. Güpegündüz evli bir adamla bu tür işler yaparken yakalandım. Her metresin katlanması gereken şey bu mu acaba?!

Liu Mingyu ve Mo Qianni’nin söyleyecek bir sözü olmadığını gören Yang Chen, masaya yürüdü ve dağılmış klasörleri toplamaya başladı. Eşyaları düzenlerken gülümsedi ve Mo Qianni’ye dedi ki: "Gelsene buraya, uygunsuz bir durum yok. Hepimiz bizbizeyiz."

Mo Qianni bir an donakaldı, sonra Yang Chen’in ne demek istediğini anladı... Benimle yüzleşecek mi yani?

Liu Mingyu’nun da kafası karışmıştı. Şüpheyle önce Yang Chen’e, sonra Mo Qianni’ye baktı. Zihni durmuştu.

Kapının yanında öylece dikilen Mo Qianni’yi gören Yang Chen acı acı gülümsedi: "Küçük Qianqian, orada öyle hayallere dalıp durma. Hala hiçbir şey olmamış gibi mi davranacaksın? Bu noktaya kadar geldik; bunu senden saklamaya çalışırsam ikiyüzlülük etmiş olurum, sen de anlamamış gibi yaparsan kendine yalan söylemiş olursun. Ayrıca, benim gizli kapaklı işler yapıp yaptığını inkar edecek bir adam olduğumu mu sanıyorsun?"

Mo Qianni, sanki cesaret topluyormuş gibi derin bir nefes aldı. Öne doğru yürüdü ve Yang Chen’e öldürücü bir bakış attıktan sonra kaskatı kesilmiş olan Liu Mingyu’ya gülümsedi. "Dürüst olmak gerekirse, bu durumdan pek hoşnut değilim ama senin de olmadığını biliyorum. Sadece bir sevgili, bir metres olmak çok mu zor?"

Liu Mingyu beyin hücrelerinin yetersiz kaldığını hissetti. Durum hayal gücünün çok ötesine geçmişti. Mo Qianni’nin sözleri, kendisinin de Yang Chen ile bir ilişkisi olduğunu ima ediyor gibiydi…

Calosa not: Saf şey :D 

"Bölüm... Bölüm Başkanı Mo, siz yoksa... onun..."

Liu Mingyu sözünü bitiremeden Mo Qianni başıyla onayladı. "Evet, o yüzden bu kadar utanmana gerek yok. Bak bana, ne kadar yüzsüzüm; artık utanma duygum kalmamış gibi..."

Yang Chen, Mo Qianni’nin konuşmasını böldü. "Küçük Qianqian, neler diyorsun öyle? Kulağa ne kadar berbat geliyor. Bir çözüm bulmak istiyorsak bu meseleyle yüzleşmeliyiz. Bakın, suçlu olarak dimdik önünüzde duruyorum. Eğer yüzsüzlük yarıştıracaksak, en yüzsüzü benim."

"Vay, yüzsüz olduğunu da biliyorsun demek? Çalışma saatlerinde eğlenecek kadın aramak için buraya geliyorsun. Kendine hakim olamaz mısın? Eğer bugün gelen meraklı bir başkası olsaydı ve seni Mingyu ile yakalayıp o tuhaf kokuyu alsaydı ne yapacaktın?"

Liu Mingyu aniden "suç mahallinin" henüz temizlenmediğini hatırladı. Hemen bir oda spreyi çıkardı ve etrafa sıkarak sonunda biraz rahatladı.

Yang Chen acı acı gülümsedi. "Bunların hepsi kimyasal, çok kullanırsan vücuduna zarar verir."

"Sen gelmeseydin kullanmak zorunda kalır mıydım?!" diye öfkeyle bağırdı Liu Mingyu ve dişlerini sıktı. Ancak hemen ardından Mo Qianni’nin hala orada olduğunu fark etti. Kendisiyle "aynı türden" olan ve onun için çok gizemli görünen bu kadının önünde böyle bir şey söylediği için neredeyse çıldıracaktı.

Mo Qianni iç geçirdi. Artık gergin ya da heyecanlı hissetmiyordu. Aslında, Yang Chen "tek sevgilim sen değilsin" dediği günden beri kendini bugüne hazırlamıştı. Acı bir gülümsemeyle Liu Mingyu’ya döndü: "İkimiz de sütten çıkmış ak kaşık değiliz, o yüzden önümde gerilmene gerek yok. İyi bir tabirle ikimiz de 'yoldaşız', kötü bir tabirle ikimiz de 'yosmayız'. Sonuçta eşitiz, bu yüzden suçluluk duyma. Birini suçlayacaksan bu herifi suçla. İyi bir tavşan yuvasının etrafındaki otları yemezmiş; bu herif ise önünde ne varsa yedi."

Liu Mingyu, Mo Qianni’nin söylediklerinin mantıklı olduğunu hissetti. Mo Qianni de bir metres olduğuna göre birbirlerinden farkları yoktu. Bilinçaltında birbirlerine daha yakın ve duygusal hissetmeye başladılar.

Yang Chen, sevdiği iki kadının içinde bulunduğu çaresizliğe ve burukluğa tanık olurken içinden iç geçirmeden edemedi. Dünyanın adil olmasını bekleyemezdiniz. Kadın ve erkek arasındaki duyguları antik çağlardan beri kimse tam olarak çözememişti.

Bir anlık sessizliğin ardından Yang Chen durumu düzeltmek için ne diyeceğini bilemedi. Sonunda, "Bu akşam hep beraber yemeğe çıkmaya ne dersiniz? Benden, ne isterseniz yiyebiliriz," dedi.

Mo Qianni ve Liu Mingyu’nun soğuk bakışları neredeyse aynı anda üzerine çevrildi. Ona ifadesizce baktılar.

"Bu durumda, sadece yemek ısmarlayarak her şeyi çözeceğini mi sanıyorsun?" diye sordu Mo Qianni.

"Bizi tavlamak o kadar kolay mı? Üç yaşındaki çocuk gibi kandırabileceğini mi sanıyorsun?" diye ekledi Liu Mingyu.

Sıkıntıya giren Yang Chen başının arkasını kaşıdı. "Saygıdeğer iki hanımefendi, lütfen bana böyle yapmayın! Duygularınızı dışa vurabilir, hatta bana küfredebilirsiniz! Bazen gerçekten bir canavar gibi davrandığımı biliyorum ama asla sizden bir şey saklamayı veya sizi kandırmayı amaçlamadım. İşlerin nasıl bu noktaya geldiğini bilmiyorum, sadece duygularımı takip ederek bu adıma ulaştım. Eğer birinizden vazgeçecek olursam, sadece siz değil ben de çok acı çekerim. Size bunu nasıl anlatacağımı gerçekten bilmiyorum.

Söylemek istediğim şu: Beni dövebilir, azarlayabilir, hatta benden nefret edebilirsiniz. Ama beni sevmekten vazgeçemezsiniz (detest me), çünkü ben sizi seviyorum. Söz veriyorum; evlilik cüzdanındaki o saçma isim hanesi hariç, bende olan ne varsa, ne isterseniz size verebilirim!"

Düşüncelerini dürüstçe dile getirdi. Yang Chen gömlek cebine uzanıp bir sigara yakmak istedi ama ofiste olduğunu hatırlayıp elini garip bir şekilde geri çekti ve daireler çizerek yürümeye başladı. Bu tam bir işkence. Eskiden yurt dışındayken kadın meseleleri yüzünden hiç böyle sorunlar yaşamamıştım. İşte bu yüzden aşkın o kadar da harika bir şey olmadığını söylüyorum. İnsanlar bana tanrı derdi ama tanrılar bile bu meseleyi çözemez, sıradan insanlar ne yapsın!

Mo Qianni ve Liu Mingyu dinlemeyi bitirdiklerinde, ikisi de arkalarını dönüp gözlerini sildiler.

"Kendini Kadınlar Federasyonu başkanı falan mı sanıyorsun yoksa psikoloji uzmanı mısın? Bize neden terapi seansı veriyorsun? Biz zaten her şeyi kabul ettik (taken things to our hearts), sen ne diye telaşlanıyorsun?"

"Aynen öyle, biz zaten bu akşam nerede yemek yiyeceğimizi konuşmuyor muyduk? Yoldaşlığımız şerefine bir şeyler içmemiz lazım değil mi Mingyu?" Mo Qianni, Liu Mingyu’ya göz kırptı.

Liu Mingyu başıyla onayladı. Gülümseyerek, "Harika bir İtalyan restoranı biliyorum, Bölüm Başkanı Mo’yu oraya götüreceğim," dedi.

"Bana artık 'Bölüm Başkanı' deme, sadece Qianni de," dedi Mo Qianni gülümseyerek.

"Peki, Qianni." Liu Mingyu gülümsedi ve dudak bükerek rahatladığını gösterdi.

Yang Chen, sevdiği iki kadının kalplerindeki düğümleri geçici olarak çözdüğünü görünce biraz olsun teselli buldu. Gülümseyerek öne atıldı ve "Beni de yanınıza alın, benden," dedi.

Mo Qianni ona sertçe baktı. "İki kadının yemeğine neden katılmak istiyorsun? Neden senin ısmarlamanı isteyelim ki? Paramız yok değil ya. Yapacak başka işin yoksa çabuk dışarı çık. Daha iş konuşacağız."

"Hey, böyle yapamazsınız. Kendi adamınızı nasıl böyle dışlarsınız?!" diye sitem etti Yang Chen.

"Bu tam sana göre bir laf. Seninle gelirsek, yemekten sonra bize birer uşakmışız gibi hizmet ettirmeyi mi düşünüyorsun yoksa?"

"Eğer öyle olacaksa tabii ki harika olurdu," dedi Yang Chen mahcup bir gülümsemeyle.

Liu Mingyu ve Mo Qianni birbirlerine baktılar, sonra her iki yandan Yang Chen’i kapıya doğru itmeye başladılar.

"Dışarı, dışarı! Çalışmamız lazım!"

"İtmeyin ya, kendim yürüyebilirim herhalde!" Yang Chen ne hissedeceğini bilemiyordu. Şimdi de benden kaçmaya mı başladılar?!

Yang Chen odadan dışarı atıldıktan sonra, iki kadın birbirlerine bakıp diğerinin gözlerindeki kendi yansımalarını görerek kıkırdadılar.







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 57272 Üye Sayısı
  • 400 Seri Sayısı
  • 44116 Bölüm Sayısı


creator
manga tr