Restorandan ayrıldıktan sonra Yang Chen ofisine dönmedi, zihninde bir hedef olmaksızın asalak gibi Zhongnan Caddesi'nde dolandı. Kafasında özel bir şey yoktu, sadece morali bozuktu. Sonuç olarak, iki paket ucuz sigara alıp hepsini içti ve sonunda biraz daha iyi hissetti.
Yang Chen kendini hatalı hissetmiyordu ama doğru bir şey yaptığını da düşünmüyordu. Dünyadaki her şeyin doğrusu ve yanlışı yoktu; örneğin, duygular. Birini hayal kırıklığına mı uğrattın, yoksa bunu bir başkasının iyiliği için mi yaptın, kimin yararına veya kimin zararına, bunu kestirmek zordu.
Hava karardıktan sonra Yang Chen evi arayıp Wang Ma'ya akşam yemeğine gelmeyeceğini söyledi. Ardından planladığı gibi Mo Qianni'nin evine doğru sürdü. Arabasını Mo Qianni’nin apartmanının önüne park ettiğinde, Mo Qianni’nin kırmızı Audi’si de sanki önceden sözleşmişler gibi tam o anda oraya vardı.
Arabadan inen Mo Qianni, üzerinde ofis üniforması olmasına rağmen hiç yorgun görünmüyordu. Elinde açık renkli bir LV çanta, balık ağı çoraplarla sarılı uzun ince bacakları ve ayağındaki zarif yüksek topuklularla karla kaplı zemine bastığında oldukça şık ve göz alıcı duruyordu.
Yang Chen’in de aynı anda geldiğini görünce Mo Qianni sessizce gülümsedi. Kar taneleri arasındaki o hareketli zarafeti kelimelerle anlatılamazdı. Yang Chen bir anlık bir illüzyona kapıldı; sanki karşısındaki kadın onun gerçek karısıydı. İş çıkışı eve beraber gelmişlerdi, arabalarından aynı anda inmişlerdi ve şimdi birbirlerine bakıp hafifçe gülümsüyorlardı. Tek bir kelime edilmese bile aradaki o arzulu bağ anlaşılıyordu.
Yang Chen’in kendisine aptalca bir gülümsemeyle baktığını gören Mo Qianni’nin yanakları kızardı. Sitem ederek, "Ne bakıyorsun öyle? Gözlerin yuvalarından fırlayacak neredeyse. Sapık, çabuk gel de şu eşyaları taşımama yardım et," dedi.
"Neler aldın böyle?"
"Bu akşam pişireceğim sebze ve etler. Senin iştahın çok yerinde, benim buzdolabımda ise domates, yumurta ve sütten başka bir şey yoktu. Bu yüzden gereken her şeyi almak zorunda kaldım," dedi Mo Qianni ve arabanın bagajını açtı; içerisi market poşetleriyle yarı yarıya dolmuştu.
Yang Chen ona tuhaf bir bakış attı. "Burada bir sürü şey var. Bunları arabaya tek başına mı taşıdın?"
"Başka ne yapabilirdim ki? Sadece birkaç tur git gel yapmam gerekti, önemli değil," dedi Mo Qianni gülümseyerek.
Yang Chen kaşlarını çatarak ona baktı: "Daha önce sana kendine dikkat etmeni söylememiş miydim? Bu kadar ağır şeyi taşırken bacağının durumu kötüleşirse ne olacak? Ben yanında yokken canın yandığında yere düşersen ne yapacaksın?"
Calosa not: Keşke karını bu kadar düşünsen
Mo Qianni dudak bükerek, "Evimde sana ilk kez yemek yapacağım, bu yüzden sana karşı kendimi mahçup duruma düşürmek istemiyorum, sana güzel yemekler yapmak istiyorum...." dedi.
Yang Chen, önünde başını eğmiş duran kadına karmaşık bir ifadeyle baktı. "Aptal," diye mırıldandı ve bagajdaki tüm poşetleri ellerine aldı. "Sen yukarı çık, ben hepsini tek başıma taşırım."
Mo Qianni, Yang Chen'in artık kızgın olmadığını görünce mutlu bir şekilde gülümsedi. "Bir erkeğin olması gerçekten daha iyiymiş. Bunları kendim taşımaya kalksam çok vaktimi alırdı."
Yang Chen, Mo Qianni'nin peşinden küçük dairesine çıktı. Buraya ikinci gelişiydi, bu yüzden kendini pek yabancı hissetmedi. Sadece buradaki ilk gecesinde yaşanan olayı hatırlayınca gülümsemeden edemedi. Mo Qianni de Yang Chen uyurken onu öpmeye çalıştığı ve Yang Chen'in bilerek fark etmemiş gibi yaptığı o geceyi hatırlamış olmalıydı ki gözlerini devirdi ve "Gülmeyi kes, yoksa sana yemek falan yapmam. Eşyaları mutfağa bırak, sen de gidip televizyon izle," dedi.
"Yardımıma ihtiyacın yok mu?"
"Yardım etmeye kalkarsan beni sadece yavaşlatırsın. Sichuan mutfağı yapıyorum, onları nasıl pişireceğini bildiğin yok. Yardım teklifini unut gitsin," dedi Mo Qianni.
"Bıçak kullanmakta gerçekten iyiyimdir. İstediğin her şeyi senin için doğrayabilirim," dedi Yang Chen.
Mo Qianni, Yang Chen'in dövüşte iyi olduğunu, dolayısıyla bıçak becerilerinin de mükemmel olabileceğini biliyordu; bu yüzden teklifini kabul etti. Böylece ikisi mutfakta meşgul olmaya başladılar. Mo Qianni sebzeleri yıkayıp ayıklarken, Yang Chen'e onları ve balıkları farklı şekillerde doğrayıp tabaklara yerleştirmesini emrediyordu.
Yang Chen her şeyi düzenli bir şekilde doğramayı bitirdiğinde, Mo Qianni ödül olarak Yang Chen’in dudaklarına tatmin olmuş bir öpücük kondurdu. Ardından heyecanla, hızlı bir tempoda yemekleri pişirmeye ve kızartmaya koyuldu.
Yang Chen oturma odasındaki televizyonu açmadı. Mutfak girişinde durup dalgınca Mo Qianni’yi izledi. Paltosunu çıkarmıştı, üzerinde sadece bir kazak vardı ve boynuna geçirdiği mutfak önlüğüyle mutfakta bir oraya bir buraya koşturuyordu. Yang Chen daha önce böyle bir sahnenin hayalini kurmuştu ama rüyasındaki kadının yüzü hiçbir zaman netleşmemişti. Bu geceden sonra, eğer o rüyayı tekrar görürse, rüyadaki kadının şu an karşısında duran kadın olacağını hissetti.
Yaklaşık bir saatin sonunda Mo Qianni; beş çeşit sote yemek, bir kase çorba ve bir tabak acı-ekşi balık hazırlamayı bitirdi. Yang Chen hepsini küçük yemek masasına taşımaya yardım etti.
Mo Qianni bir yerden yarısı içilmiş, on yıllık bir kırmızı şarap çıkardı. Mahcup bir tavırla, "Evde sadece bu şişe var. Genelde uyumama yardımcı olsun diye yatmadan önce biraz içerim. Şimdilik bununla idare edeceğiz," dedi.
Yang Chen umursamazca gülümsedi. "Alkolü pek sevmem, diğer geceler için saklasan daha iyi olur."
"Hayır, bu yemeğin tam olması için biraz içmemiz lazım," dedi Mo Qianni inatla ve iki kadeh alıp doldurdu.
Yang Chen kadehi alıp Mo Qianni’ninkiyle tokuşturdu. Kadının yüzünde hala ter damlaları vardı. "Küçük Qianqian, madem tam olsun istiyorsun, ışıkları kapatıp birkaç mum yakmanı öneririm," dedi.
Mo Qianni şaşkınlıkla gözlerini açtı. "Neden daha önce söylemedin? Evde mum yok ki. Hatırlatsaydın marketten alırdım, muhtemelen gül kokulu olanlardan. O kokuyu çok severim."
Yang Chen dudak bükerek üzgün gibi yaptı. "Sadece öylesine söyledim, gerçekten mum ışığında bir akşam yemeği mi yemek istiyorsun?"
"Tabii ki, romantizmin bir kadının hakkı olduğunu bilmiyor musun?" dedi Mo Qianni neşeyle.
Bu çekici kadının ifadesine bakan Yang Chen bilinçaltıyla gülümsedi ve başını salladı. Öğleden sonraki o ağır ruh hali aniden çok daha iyi bir hale geldi. İkisi yemeklerini yerken keyifle sohbet ettiler. Mo Qianni yemek konusunda oldukça yetenekliydi, bu da Yang Chen'in büyük bir keyifle yemesini sağladı. Mo Qianni'nin kendisi de epeydir bu kadar acılı bir yemek yememişti; beyaz ve pürüzsüz yüzü kızarırken sürekli peçeteyle terini siliyordu.
Yang Chen’e bir kızarmış tavuk budu uzatan Mo Qianni aniden, "Tatilimiz bir hafta sonra başlıyor. Sen Japonya'ya gidiyorsun, ben ise ekibi Hainan'a götürmek zorundayım. Bir süre birbirimizi göremeyeceğiz," dedi.
"Hainan'a mı gidiyorsun?" Yang Chen bunu yeni duyuyordu.
"Evet, finans departmanındaki grup Hainan'a gidiyor. Oranın sıcak olduğunu, yaz da bile yakıcı olmadığını söylediler. Bence de iyi bir karar." Mo Qianni merakla sordu: "Senin neden haberin yok? Ruoxi de bu yıl bizimle geleceği için Hainan'a gideceğimi bildiğini sanıyordum. Beraber yaşıyorsunuz, sana hiç bahsetmedi mi?"
Yang Chen daha çok şaşırdı. Ruoxi de mi gidiyor? Gerçekten de bu konuda hiçbir şey duymamıştı. Ancak aralarındaki mesafe ve Lin Ruoxi’nin son zamanlardaki tavırları düşünülünce, ona bir şey söylememiş olması anlaşılırdı.
Mo Qianni bir sorun olduğunu fark etti. Dikkatlice sordu: "Ruoxi ile tartıştınız mı?"
Yang Chen dudak büktü. "Onun kişiliğini biliyorsun, bana söylememesi normal. Güzel, bir yıl boyunca dört mevsim bu kadar sıkı çalıştıktan sonra gerçekten dinlenmeye ihtiyacı var."
Mo Qianni daha fazla soru sormadı. İç çekerek, "Evet, şirkete girdiğinden beri Ruoxi'nin ilk kez tatil yapmaya gönüllü olduğunu görüyorum. Üstelik çalışanlarıyla tatile gidiyor. Departmanda CEO'nun herkesle geleceğini duyurduğumda ofistekilerin nasıl çıldırdığını görmeliydin. Karının karizmasını kıskanmaya başladım resmen. Bu kadar soğuk ve sessiz olmasına rağmen ona hayran olan o kadar çok kişi var ki... Onu bizimle gelmeye senin ikna ettiğini sanmıştım ama öyle görünmüyor," dedi.
"Onu nasıl ikna edebilirim ki? Dışa vurmaz ama o herkesten daha inatçıdır," dedi Yang Chen acı bir gülümsemeyle.
Mo Qianni bu sözü onaylarcasına başını salladı. Konuyu daha fazla uzatmadılar; şirketteki diğer olaylardan ve günlük hayattan konuştular.
Yemeğin ardından Mo Qianni mutfakta bulaşıkları yıkarken Yang Chen de kanepede akşam haberlerini izledi. Mo Qianni işini bitirince önlüğünü çıkardı, tembelce gerindi ve itaatkar bir şekilde Yang Chen’in göğsüne yaslandı. Gülümseyerek, "Bu gece dönecek misin?" diye sordu.
Yang Chen başını eğip Mo Qianni’yi dudaklarından öptü. "Nasıl davranacağına bağlı; uslu durursan kalırım, durmazsan hemen giderim."
Mo Qianni gözlerini kıstı, yüzünde hoşnutsuz bir ifade belirdi. Ayağa kalktı ve Yang Chen’e dik dik bakarak, "Gideceksen git, seni uğurlamayacağım—" dedi.
Cümlesini bitiremeden kolu Yang Chen tarafından kavrandı ve tüm vücudu tekrar adamın göğsüne düştü. Bu sefer Yang Chen, Mo Qianni’yi doğrudan altına alıp kanepeye bastırdı. Başını bu güzel kadının kulağına yaklaştırarak derin bir sesle, "Gerçekten üzgünüm, az önceki tavrın tam da sevdiğim gibiydi. Olağanüstüydü, gitmemeye karar verdim," dedi.
"Mmh..." Sıcak bir nefes Mo Qianni’nin kulağına değdiğinde, tüm vücudundan bir elektrik akımı geçtiğini hissetti. "Eğer kalacaksan... yapma... böyle..."
"Ne yapmayayım?"
"Şu an yaptığın şeyi."
"O zaman ne yapmak istersin?" diye sordu Yang Chen yaramaz bir gülümsemeyle.
Mo Qianni kıpkırmızı oldu. "Bilmiyorum..." diye mırıldandı.
"O zaman şunu yapalım..." Yang Chen hafifçe gülümsedi ve kendisine çok yakın duran o kokulu dudakları öptü.
İkisi kanepede birbirine dolandılar; üzerlerindeki baskı yüzünden kanepeden gıcırtılar yükseliyordu. Ancak Yang Chen alt gövdesindeki engelleri kaldırmak istediği anda, sehpanın üzerindeki telefon titremeye başladı.
Yang Chen çaresizce işini bıraktı. Bakmak için telefonu eline aldı. Arayan, Yang Chen'in kızı Tangtang ile tuhaf bir ilişkisi olduğunu sandığı günden beri onu görmezden gelen Tang Wan idi. Onun aramasını beklemiyordu.
Mo Qianni bu fırsatı değerlendirip aceleyle kanepeden kaçtı. Tıpkı evden kaçan bir eş gibi, "Ben duşa gidiyorum," dedi ve kendi odasına saklandı.
Yang Chen dudak bükerek telefonu açtı.
Epik Novel © 2017 | Tüm hakları saklıdır..
