Cilt 6 Bölüm 73 [ "Natsuki Subaru" ] (3/3)

avatar
614 22

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 73 [ "Natsuki Subaru" ] (3/3)


Çevirmen : Clumsy



Subaru: “Ağh, bhuu…… ~hk.”

 

Bir kez daha ölümle yüzleşirken dudaklarını kontrol eden Subaru, 『Taygeta』Kütüphanesinde diz çöktü. Bedenini destekleyemeyince de düşercesine çıplak zemine yığıldı.

 

Subaru: “Hah, hah……”

 

Aldığı nefesler kabaydı, bedenini bütünüyle kaplayan şeyse bolca soğuk terdi.

 

İster sıcak olsun ister soğuk, ister acı olsun ister tatlı, ister acı verici olsun ister mutlu edici, tüm hisleri, beğendiği beğenmediği her şeyin siyah beyaz heterojen karışımına dahil olmuştu ve doğru yanıtı algılayamıyordu.

 

Sanki hiç durmadan her açıdan, her yönden darbe yiyormuş, birini bir diğeri takip ediyormuş gibi hissediyordu.

 

Subaru: “……Bununla, sekiz kitap etti.”

 

『Natsuki Subaru’nun』『Ölü Kitaplarını』keşfettiği ve okumaya başladığı andan bu yana biriktirdiği kitapların hesabını tutuyordu.

 

Hesaplarını tutmakta başlı başına bir tuhaflık yoktu. Bu kütüphanede “aynı serinin bir sonraki kitabına” sahip olmayı mümkün kılacak şekilde artan bir numaralandırma sistemi gibi bir şey de bulunmuyordu.

 

Ama yine de 『Natsuki Subaru』 kitapları kolayca birikiyor, devamları geliyordu.

 

Bu gizeme ek olarak ilk 『Natsuki Subaru』 kitabını okumadan bir sonraki 『Natsuki Subaru』 kitabını bulamama şeklindeki sistemーー düzenli bir şekilde işlemeye başlamıştı.

 

Subaru, ara verme amacıyla tek bir 『Ölümü』 bile atlamadan『Natsuki Subaru’nun』ayak izlerini takip ediyordu.

 

Ve o izleri takip ederken de…

 

『Natsuki Subaru’nun』patavatsızlık seviyesinde dürüst, ıslah olmaz, olgunlaşmamış biri olduğunu düşünüyordu.

 

Bilhassa okuduğu son kitap olan sekizinci 『Ölü Kitabının』kaderini gözlemleyip de böyle hissetmemek imkansızdı.

 

『Natsuki Subaru』, kraliyet seçimi ilanının hemen sonrasında Emilia’yla ilişkisini zedelemiş, nihayetinde yalnızca yapabiliyor diye onun ■’ini yaralamış, hiçbir özür dilemeden veya geçmişi anmadan kaos içerisinde ölüp gitmişti.

 

Kitapları okuyan benliği de『Ölü Kitabının』öznelliğiyle eşdeğer bilinciyle birlikte batıyordu.

 

Bu etkiyi yalnızca ilgili kişinin deneyimlemesi gerekse de tahammül etmek zordu.

 

Bunu neden anlamadığını düşünen benliği oracıktaydı.

 

Öte yandan bunu anlamayarak acı çekme sebebini düşünen benliği de oracıktaydı.

 

Subaru: “Geçmişe, takılıp kalma……”

 

Daha az önce bu gözlerle tanık olduğu bir trajedi söz konusu olunca tüm bedeni yırtılıp parçalanırcasına ağrıyordu.

 

Fakat geçmişte kalmıştı. Bu da en fazla zamanında meydana gelmiş bir olaydı.

 

O anda 『Ölümle』yüzleşen『Natsuki Subaru’nun』gözlerinin önünde gerçekleşen bir olay olsa bile…

 

『Natsuki Subaru』 ile hemfikir olan Subaru'nun gözlerinin önünde gerçekleşen bir olay olsa bile…

 

Geçmişte kalmıştı.

 

Unutulması zor bir yaraya dönüşmekte ısrar ederek geçmişte kalmıştı.

 

İşte bu yüzden, şu anda, bir nefes alıp etkisinden kaçılmalıydı. Unutmalıydı. O kişi, Emilia’yı öldürmüştü. O kişi, köyde o korkunç piyesi sergilemişti.

 

Eğer unutmazsa ■’i paramparça olurdu.

 

Peki ya Subaru’nun ■’i burada paramparça olur da ayağa kalkamaz hale gelirse ne yapardı!

 

Herhangi biri, nasıl bir şey yapabilirdi! 『Natsuki Subaru』 burada değildi. İşte bu yüzden, Subaru’nun bir şekilde bunların üstesinden gelmekten başka çaresi yoktu.

 

Subaru: “Henüz, değil……”

 

ーーHenüz bulunmamıştı.

 

Subaru: “ーーーー”

 

Yalnızca『Natsuki Subaru’ya』bahşedilmiş, belirleyici bir şey olmalıydı.

 

O şey, Natsuki Subaru ve 『Natsuki Subaru』arasındaki kesin ayrımı yapmanın anahtarı olacaktı. Hiç değilse o anahtarı temin edene dek de『Ölü Kitapları』 aracılığıyla gerçekleştirilen bu yolculuk sona ermeyecekti.

 

Natsuki Subaru’nun kanatlarını açıp 『Natsuki Subaru』olarak uçmaya başlamasını sağlayan o belirleyici anahtar.

 

Onu Emilia, Beatrice, Rem, Ram, Echidna, Julius, Meili, Shaula, Patrasche ve Gyan’ı düşerken yakalayabilecek bir kurtarıcıya dönüştüren anahtar.

 

Şu an için o anahtara dair bir iz yoktu.

 

『Natsuki Subaru』, bir kurtarıcı veya kahraman olmak ve birini kurtarmak şeklinde muazzam bir görevi yerine getirebilmek için gereken cesarete, cömertliğe sahip olamazdı.

 

Onun sahip olduğu şey yalnızca göze çarpan bir inatçılık ve etrafındaki insanlar tarafından kutsanmış olma şansıydı.

 

Ancak hepsi bundan ibaret değildi.

 

Ortadaki şey, öyle biçimsiz “bir şey” değildi.

 

Her şeye gücü yeten anahtara, daha belirgin, daha aşikar olan, tek bakışta tanınabilen, herkesi ona sahip olması sayesinde yetenekli olduğuna ikna eden bir şeye sahipti.

 

O şeye sahipti. İşte bu yüzden, onu arayarakーー

 

Subaru: “ーーDokuz, numara.”

 

Bir kez daha kargaşa, kaos, ihanet ve çaresizliğin dönüp durduğu 『Ölüm』döngüsüyle mücadele etti.

 

Dilediğim şey, 『Natsuki Subaru』. Bir an önce, sana dönüşmek.

 

ーー■’imde senin adımlarına, yaralarına, 『Ölümlerine』 dayanacak gücü bulamaz hale gelmeden önce.

 

△▼△▼△▼△

 

ーー『Ölümler』, amansızca birikiyordu.

ーーSonlar, amansızca birikiyordu.

 

Acı duyduğu her seferde, ıstırap içerisine girdiği her seferde, bir şeyleri yitirdiği her seferde, ondan bir şeylerin çalındığı her seferde, ■’inin kırılışının sesini işitiyordu.

 

Neden ve nasıl diye ağlayıp çığlıklar atıyor, burada son buluyor düşüncesiyle azıdişlerini sıkıyor, kan kusarak ayaklanıyor, yaralarla kaplı halde ilerliyordu.

 

Hayatını riske atan hoyrat bir adamın mücadelesi sergileniyordu.

 

Bir değil iki, iki değil üç, üç değil dört diye devam ederken çeşitli durumlarla köşeye sıkıştırılıyor ve sonuyla buluşuyor, yine de bu kargaşanın kilidini kırabilmek adına yerini koruyordu.

 

Bu harikaydı. Bayağı harikaydı. Gerçekten saygıyı hak ediyordu.

 

Vazgeçmemesi, epey harikaydı. Onca tecrübeden sonra, onca diş sıkıştan sonra bile acı son gelene dek savaşması harikaydı. Gerçekten harikaydı. Düşünceleri iyiye gidiyordu. ーーAma, bu değildi.

 

Ama, bu değildi. Bu değildi. Bu değildi. Hakikaten bu değildi.

 

Subaru: “O şey…… ~hk.”

 

ーーGerçekleşmiş olması gereken “o şey” bu değildi.

 

“Bir şey” olmuş olmalıydı. Aksi takdirde bir anlamı olmazdı. Aksi takdirde, yaşananlar gerçek olmazdı.

 

Aciz, dermansız Natsuki Subaru’nun kanatlarını açıp uçabilmesini ve『Natsuki Subaru’ya』, herkesi, birilerini, Emilia ve diğerlerini kurtarabilecek birine dönüşmesini sağlayacak bir şey olmalıydı, öyle olması gerekiyordu.

 

İşte bu yüzden, ölerek, akıl sağlığını yitirerek, kanlı gözlerle o şeyi arıyordu.

 

『Ölü Kitaplarını』okuyarak『Natsuki Subaru’nun』 değişen durumları hafife alarak yaşamak zorunda kaldığı 『Ölümlerin』 etkisini, dehşetini ve ıstırabını bizzat tecrübe ettiği her seferde daha da çaresizleşiyor ama arayışına devam ediyordu.

 

Lakin tek bir ipucu dahi bulamıyorduーー

 

Subaru: “Ağğhh, a~a~a~a~a~ーー ~hk ~hk!!”

 

Kafasını zemine geçirmişti.

 

Bir şeylere tanık olurken sıkıntı yoktu. Ancak geri döndüğü saniyede ■’i utançla çalkalanıyordu.

 

Subaru: “Baba…… anne…… ~hk.”

 

Annesi ve babasıyla sohbet eden, onlardan özür dileyen 『Natsuki Subaru』oracıktaydı.

 

Farklı bir dünyaya fırlatılan ve orada yaşayabilmek uğruna o ikisine veda eden 『Natsuki Subaru』oracıktaydı.

 

Benliğinin yapmış olduğu her şeyi umursamazca unuttuktan sonra bile, ailesini üzeceğini bile bile kendini tatmin etmek için sevgi sözcüklerini iletiyorduーー

 

Subaru: “Ağh, bhu, e~e~e~ğh.”

 

Kusuyordu. Gözyaşları, sel oluyordu.

 

Esas acı veren, esas dayanılmaz olan Subaru’nun üzücü bir şekilde『Natsuki Subaru’nun』duygularının farkında olması ve aynı zamanda ebeveynlerinin bunu affetmiş olduğunu bilmesiydi.

 

Ne olur affetmeyin. Ne olur lanetler okuyun. Ebeveynleri onun hakkında kötü şeyler söylesin, aile sevgisi nedir bilmiyor desin istiyordu.

 

Ama öyle davranmamışlardı işte.

 

Ne annesi ne de babası Subaru’nun istediği gibi davranmıştı. İçini rahatlatabilmek için ebeveynlerinin ona insan müsveddesi veya ona benzer bir şeyler söylemesini istemişti. Ama istediğini elde edememişti.

 

Subaru’nun babası, Kenichi. Subaru’nun annesi, Naoko. ーーOlabilecek en iyi ebeveynlerdi.

 

Bir bunun için mutlu olan benliği vardı, bir de kurtarılmayı hiç hak etmezken 『Natsuki Subaru’nun』 verdiği kararı onaylayan ve kurtarılacak olan benliği ki bu da ■’ini çirkin kılıyordu.

 

ーーBu. Kaynağı bu muydu? 『Natsuki Subaru’ya』 dönüşmüş olma sebebi bu muydu?

 

Subaru: “Yo…… yo, yo, hayır! Bu değil! Böyle bir şey, değil!”

 

Şiddetle kafasını kaşıyan, yumruğuyla acıyan kaşlarını döven Subaru, kendi benliğini hor görüyordu.

 

Subaru’nun aradığı şey, ruhani bir kurtuluş değildi. Onun aradığı şey bir anahtardıーーdaha bariz, etkinlik açısından daha elverişli bir güçtü.

 

Subaru’nun bihaber olduğu, yalnızca 『Natsuki Subaru’nun』 idrak ettiği bir güç.

 

Tıpkı Subaru’nun『Cor Leonis』tezahüründeki başarısı gibi yalnızca『Natsuki Subaru’nun』 uyandırdığı özel “bir şey”, işte o şeyi arıyordu.

 

Subaru: “Bu durumu değiştirecek anahtar o, buna inanmak zorundayım, aksi takdirde……”

 

An itibariyle son ölüm sebebi olan bağırsak yırtılması nedeniyle bedeninde açılmış olması gereken yaraya dokunan Subaru, bu şekilde fısıldadı.

 

Hatıraları, Meili’nin 『Ölü Kitabında』tanık olduklarıyla örtüşmeye başlamıştı. Köşkteki suikast, Meili’nin hem biricik hem de baş belası ablası Elsa’nın saldırısı. 『Natsuki Subaru’nun』doğal düşmanı.

 

Ancak şu var ki tüm bunlar nihayete ermiş bir dünyaya aitti.

 

Tüm bunlar 『Natsuki Subaru’nun』 çoktan üstesinden geldiği bir dünyaya aitti.

 

Burada mühim olan, 『Natsuki Subaru’ya』sempati duymak değildi. Yalnızca onun sahip olması gereken, yalnızca onun tarafından kullanılan aldatmacayı açığa çıkarmak ve elde etmekti.

 

Bunun için, yalnızca bunun için, 『Ölü Kitaplarını』okuyordu.

 

ーーNatsuki Subaru, yalnızca bunun için ölüyor ve onun eylemlerini tekrar ediyordu.

 

Subaru: “Lütfen söyle bana, 『Natsuki Subaru』! ーーNasıl özel olabiliyorsun! Nasıl oluyor da yalnızca sen, özel kalabiliyorsun! Bunun altında “bir şeyler” olmalı, öyle değil mi!?”

 

Subaru: ““Bir şeyler”, seni değiştirmiş olmalı! “Bir şeyler” seni işe yaramazlığından kurtarıp başka birine dönüştürmüş olmalı!”

 

Subaru: “Lütfen bir boka yaramayan güçsüz, acınası, zavallı benliğimi de değiştir! Bıktım artık! İnsanların acı çekişine daha fazla katlanamam, artık olmaz!”

 

Subaru: ““Bir şeyler”…… “bir şeyler”! Var, değil mi!? Eğer o “şey” yoksa hiç anlamı olmaz…… “bir şey”, olmuş…… sen, bu yüzden…… benden, farklısın…… öyle olmak zorunda……”

 

ーーÖyle olmak zorundaydı, aksi takdirde oturup izlemekten başka hiçbir şey yapamaz hale gelecekti.

 

Subaru: “Sen de, tıpkı benim gibi, tam anlamıyla güçsüz, acınası, zavallıydın……”

 

ーーDefalarca diz çökmüş, birilerinin onu itip desteklediği her seferde kendisine nazik davrananlara, iyilik edenlere bunun karşılığını vermek, onlara olan borçlarını ödemek istemişti.

 

Subaru: “Lütfen, 『Natsuki Subaru』. Senden rica ediyorum. Lütfen, dur artık……”

 

ーーBir süper kahraman olsaydı her şey çok ama çok daha iyi olurdu.

ーーOnun hem ■’i hem de bedenindeki güçsüzlüğün ötesinde, kendi benliğinden bütünüyle farklı bir varlık olmasını diliyordu.

ーーBu nedenle, onu kendi benliğinin asla başaramayacağı bir şeyi yaptığına ikna etmesini istiyordu.

 

Lakinーー

 

Böğürtlen toplarmış gibi kitapları çekip alır, kafasını vura vura 『Ölümleri』biriktirir, hevesle, ciddiyetle, çamur yudumlarcasına ömrünü yiyip bitirirken ■’i her defasında paramparça oluyordu.

 

Ama yine de son an gelene dek tutunduğu olasılığı bir kenara bırakmıyordu, bırakmayacaktıーー

 

Subaru: “ーーーー”

 

Elinde tuttuğu kitabı açtı.

 

Beyin dokularının çalkalanmasına, ■’inin ihlal edilmesine, ruhunun aşağılanmasına hazır şekilde o kitabı açtı.

 

Ne de olsa insanın son umudunu da yitirmesi, çekilebilecek tüm acı ve ıstıraplardan daha çok can acıtırdı.

 

Subaru: “Anlıyorsun, değil mi, 『Natsuki Subaru』……”

 

Rızasını almak istercesine, orada bulunmayan ilgili kişiye sesleniyordu.

 

Sesinin hırsını fazlasıyla yitirmiş gibi çıkması konusunda yapılabilecek hiçbir şey yoktu.

 

Neticede ilgili kişi, heyecan duyulası biri değildi.

 

O pek de, harika bir adam değildi. ーーBunun gerçek olmamasını dilerken parmaklarıyla bir ip çekercesine『Ölü Kitabını』 çıkartmaya başladı.

 

Ve bunu takip eden şeyin mutlaka, bitirici darbe olacağı hissini beslerkenーー

 

???: “ーーEvet, anlıyorum.”

 

Subaru: “ーーーー”

 

Beyaz, beyaz bir dünya.

 

O dünyanın varlığını fark eden Subaru ne kütüphanedeydi ne de hatıralarıyla örtüşen şekilsiz bir varlıkla karşı karşıyaydı. Tanıdığı, ancak orada olmayan bir yere gönderilmişti.

 

Orası daーー

 

???: “Anlıyorum, Natsuki Subaru.”

 

Subaru: “ーーーー”

 

???: “Sonuçta, sen bensin, anlarsın ya.”

 

O bembeyaz dünyanın içerisinde Subaru’yu bekleyen şey, çok yakından tanıdığı sanpaku gözlerdi.

 

#İlk ölümünden başlayarak ne var ne yoksa tekrar tekrar, peş peşe yaşayan gariban Subaru nihayet açtığı kitapta kendisini buldu. Hafızasını yitirdikten sonra tertemiz delirdiği sırada bahsedip durduğu Subaru’suyla karşılaştı. Bizi nasıl bir şey bekliyor çok merak ediyorum doğrusu. Siz de ediyorsanız okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32599 Üye Sayısı
  • 332 Seri Sayısı
  • 43293 Bölüm Sayısı


creator
manga tr