Cilt 7 Bölüm 16 [ İmparatorluktaki Durum ] (3/3)

avatar
216 16

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 16 [ İmparatorluktaki Durum ] (3/3)


Çevirmen : Clumsy



Subaru: [――Nihayet rahatlayabileceğim!]

 

Kendini handaki yatağına atan Subaru, kolları ve bacaklarını esnetip özgürlüğün tadını çıkartırken böyle söyledi.

 

Yatak ve kaliteli görünen çarşaflarıyla odanın yeterli bir temizlik hissi uyandıran havası; her ikisi de bu hanın ortalama üzerinde olduğuna işaret ediyordu.

 

Durumları göz önüne alındığında fazla lükse kaçamayacak olsalar da bu, güvenliklerini sağlamak için gerekli bir harcamaydı.

 

Otto: [Bir yerlerde kalacaksan en iyisi ucuz hanları ve kamp seçeneklerini elemek olur bence. Emilia-sama ve Garfiel gibi kendini koruma gücüne sahip kişileri bir kenara bırakırsak, ben veya Natsuki-san gibi insanlar, kötü niyet besleyenler için kolay hedef olur.]

 

Otto'nun odasında alkol üzerine yapılan sohbetlerde gündeme gelen konulardan biri de buydu.

 

Bir düşününce temkinli olmak gerekli olsa da seyahat bütçesi pek yüksek olmayınca güvenlik, kolaylıkla akıldan çıkabilen bir konu oluyordu.

 

Fakat Subaru’yla diğerlerinin şu anki koşulları gereği bu, ihtiyaç duyulan bir harcamaydı.

 

Gerçi bahsi açılmışken――

 

Subaru: [Kim hangi odayı alacak tartışmasına bayağı vakit harcadığımız kesin…]

 

Diyen Subaru, yatakta yuvarlanarak gözlerini duvara dikti.

 

O duvarın bitişik odası Rem ve Louis’e aitti. ―― Guaral'da bir han kiralamaya ve odaları cinsiyete göre ayırmaya karar vermişlerdi ancak Subaru, sonuçlar karşısında hayal kırıklığına uğramıştı.

 

Aradan bir süre geçmesine rağmen Subaru, Louis hakkındaki şüphelerinden henüz tamamıyla kurtulamamıştı. İki kızın şahsi gözetimi dışında birlikte olması fikrine hala karşıydı.

 

Yine de Rem, hepsinin tek bir odayı paylaşması teklifini reddetmişti. Dolayısıyla Subaru’nun mevcut duruma razı gelmekten başka şansı yoktu ama――

 

???: [Aman Tanrım, bayım, bugün de suratımız amma asık, ha. Harika, resmen harika!]

 

Son derece gecikmeli şekilde odaya giren Flop, işte böyle söyledi.

 

Ve Subaru’nun olmadığı yatağın üzerine valizini atıp kaküllerini okşayarak göz kırptı.

 

Flop tam anlamıyla Flop’luk yapıyordu ve orada bulunmasının bir sebebi vardı.

 

Bu oda Subaru ve Flop’un paylaşması için tutulmuştu, Flop’un kardeşi olan Medium da Rem’le birlikte diğer odada kalacaktı.

 

Subaru: [Ahhh, üzgünüm. Tüm işleri sana yıktım…]

 

Flop: [Her şey yolunda ve mükemmel. Sen kendini zekanla korudun. “Kutsal İmparatorluğun vatandaşları en güçlüleri olmalıdır” deyimi sadece savaş sanatına atıfta bulunmuyor.]

 

Subaru: […Bu bana kendimi birazcık daha iyi hissettirdi, teşekkürler.]

 

Yatakta bağdaş kurarak oturan Subaru, Flop’a acı acı gülümsedi.

 

Flop ve Medium kardeşler, denetim noktalarını aşmalarının ardından farklı konularda da Subaru ve arkadaşlarına yardımcı olmuştu.

 

Güvenliklerini sağlayabilecekleri bir han bulmalarını da onlar sağlamıştı, en büyük yardımlarıysa Cadı Yaratığı boynuzuyla ilişkiliydi.

 

Subaru: [Bir başımıza olsaydık bizden nasıl faydalanırlardı kim bilir.]

 

Louis’in taşıdığı Cadı Yaratığı boynuzu artık ellerinde değildi.

 

Çünkü Kuna’nın tavsiyelerine uymuş ve boynuzu nakit ihtiyaçlarını karşılamak adına satmışlardı. Her nedense Flop da onlarla gelerek pazarlık yapmalarına yardım etmişti.

 

Tek yapabildikleri, kanundan bihaber insanların mahkeme izleyişi gibi dükkan sahibiyle Flop arasındaki azılı mücadeleyi izlemek olmuştu.

 

Öyle ya da böyle Cadı Yaratığının boynuzunu İmparatorluk Altınına dönüştürmeyi başarmışlardı.

 

Yeterince ağır olan para torbaları, Subaru’nun İmparatorluk ‘seferi’ için fon sağlayacaktı. Gelecekteki seyahat masraflarını da karşılayacağı içinse dikkatli olmaları gerekecekti.

 

Subaru: [Sonuçta yine eskisi gibi sindirilmek istemem.]

 

Flop: [Hahaha! İlk hamle her daim dayatma girişimi olmalıdır. Sırtını dikleştirip boy göstereceksin ve rakibinin kolay kolay hamle yapamayacağını göreceksin. Temelsiz özgüvenin o anki tek gerçek olacak. Kar sadece bunun ötesinde değil midir zaten!]

 

Subaru: [Aynen, böyle ifade edince kulağa gerçekten ikna edici geliyor…]

 

Flop, iyisiyle kötüsüyle özgüven dolu biriydi.

 

Subaru, onun çekincesiz konuşma tarzının gereksiz tartışmalara yol açabileceğini de hayal edebiliyordu ama bugüne dek dünyada yolunu açtığına göre yaşam tarzının doğru olduğu açıktı.

 

Zaten Subaru’yu kurtaran şey de onun bu tavırları olmuş, dolayısıyla Flop’tan dürüstçe etkilenmişti.

 

Flop: [Bu arada, hanımla epey uzun bir yolculuk yapmışsın herhalde? Bu sohbete yarın devam etmeyi mi tercih edersin?]

 

Subaru: [Bu… Bu epey cezbedici bir öneri ama iyiyim, sıkıntı yok. Bir an önce hedefimize ulaşmamız gerekiyor. Tek bir günü bile heba etmeyi göze alamayız.]

 

Subaru, yatağın yumuşaklığının cazibesine kapılsa da kendisini ondan ayırmayı başardı.

 

Ve o yataktan kalkarken Flop da ellerini havaya kaldırıp “Gerçekten fantastik” dedi.

 

Flop: [İnsanların demir kadar ağır olsalar da sevdiklerinin hatırına ayaklarını sürümesi gereken zamanlar olur. Benim için o kişi kız kardeşim. Senin içinse, bayım, hanımın.]

 

Subaru: [Öyle söylemesene, kendimi tuhaf hissettiriyorsun!… Ee, o halde senden bize yolu göstermeni isteyebilir miyim?]

 

Flop: [Elbette. En başta bu teklifi yapan bendim zaten!]

 

Deyip göğsünü yumruklayarak seve seve kabullendi.

 

Onun yanıtını alan Subaru da yatıp uyuma isteğini yenilenmiş bir şevkle bastırarak arkasında Flop’la birlikte sıradaki odaya yöneldi.

 

Ve kapıyı çalarak Rem’e seslendi.

 

Subaru: [Orada her şey yolunda mı, Rem?]

 

Rem: [Evet, her şey yolunda. Medium-san ve ben, Louis’in kimin yatağında uyuması gerektiğini konuşuyorduk…]

 

Subaru: […Anlıyorum.]

 

Rem: [Az önce onu yerde uyutmamız gerektiğini düşündün, öyle değil mi?]

 

Subaru: [Bana sinirlenirsin diye hiçbir şey söylememiştim aslında…]

 

Louis’in ne kadar tehlikeli olduğu hesaba katılınca Subaru, onun Medium’la aynı yatakta yatmasını öneremezdi.

 

Fikrini söylemesine izin verilseydi ona göz kulak olmak için tüm gece ayakta kalmayı yeğlerdi ama mevcut fiziksel durumu gereği ilk birkaç saatte uyuyakalacağı kesindi.

 

Son on gün içinde tetikte olmaya değecek hiçbir şey yapmadığını görerek Louis’e inanmaktan başka seçeneği yoktu.

 

――Yine de bir Günah Başpiskoposuna güvenmek her yönden aptalca bir fikir olurdu.

 

Subaru: [Yaptığımız o konuşmayı hatırlıyor musun? Evet, ben Flop-san’la birlikte birazcık dışarı çıkacağım. Dönüşte akşam yemeği de alırım, birlikte yeriz.]

 

Rem: [Anlıyorum… Ah, şimdi bir düşündüm de şu anda etrafımızda bir sürü kişi var, yani artık sadece sana bel bağlamama gerek kalmadı.]

 

Subaru: [Neden, durup durup da şu anda böyle bir şey söyleme zorunluluğu duydun ki!? Bu dışarı çıkmamı daha da zorlaştırdı!]

 

Rem: […Sahiden neden acaba... Ben sadece aklıma ne geldiyse onu söyledim.]

 

Rem içini inanılmaz bir isteksizlikle doldurmuş olsa da Subaru, esas hedefine öncelik verme gayretine devam etti.

 

Ve tüm saçlarını çekiştirip Louis’le oynayan Medium’a el sallayarak,

 

Subaru: [Medium-san, lütfen benim için onlara göz kulak ol. Şu kız canını fazla sıkarsa da tüm gücünle vur gitsin.]

 

Medium: [Gerçekten miiii~? Ama benim yumruğum bayağı acıtır?]

 

Subaru: [Aynen öyle. Acı bazen iyi bir öğretmendir.]

 

Bu konuşma geçse de bir şeyler ters gittiği takdirde Rem’in devreye gireceği kesindi.

 

Evet can sıkıcıydı ama Louis, Rem’in zihinsel istikrarına kavuşmasına yardımcı oluyordu. Subaru da buna minnettardı. Hiçbir amacı olmasaydı onu peşlerinde sürüklemek için en ufak bir gerekçesi dahi olmayacağı kesindi.

 

Flop: [Bayağı fırtınalı bir yolculuk olmalı, bayım.]

 

Rem ve Louis’i arkalarında bırakıp sokağa çıkmalarının ardından Flop, Subaru’nun omzuna dokundu.

 

Bu şekilde teselli edilmek Subaru’da şikayetlerini sıralama dürtüsü uyandırsa da kendisini bu dürtüye teslim ettiği takdirde Flop’u zor duruma düşüreceği kesindi.

 

Hele de ona ve Medium’a bu kadar borçluyken hiç hoş olmazdı.

 

Üstlerine daha fazla şey yıkmamak isterdi.

 

Subaru: [Başkalarına bel bağlamak benim yüz sekizinci özel hamlem olabilir ama onun bile bir sınırı var.]

 

Flop: [Kesinlikle, tüm ağırlığınızı onlara vermediğiniz sürece, başkalarına güvenmek hiç de kötü bir şey değildir. Kardeşim ve ben birlikte seyahat ediyoruz, böylece birbirimizin eksiklerini tamamlayabiliyoruz. Aksi takdirde ikimiz de çoktan ölmüş olurduk. Bu da İmparatorluk Yolu işte.]

 

Subaru: [İmparatorluk Yolu…]

 

Flop bir kez daha ellerini sağlayıp kakülleriyle oynarken Subaru, onun ağzından dökülen kelimeleri düşündü. İmparatorluk Yolu. Göğsüne ağırlık bindiren kelimelerdi.

 

Belki de Subaru’nun elle tutulamayan korkusunun kaynağı buydu―― Yaşam değerlerindeki farklılık.

 

Bu bağlamda Flop’un düşünce şekli, eve daha yakın ve dolayısıyla sindirilmesi daha kolaydı. Varoluş şeklinin Subaru’nun o ana dek Vollachia İmparatorluğunda tecrübe ettiklerinden farklı olduğu da kesindi.

 

Flop: [Herkes savaşçı bir yaşam tarzına adapte olamaz. Mühim olan kişinin kendi yaşam çizgisi sınırlarında kendisiyle barışık olmasıdır.]

 

Subaru: [Kendinle barışık olmak, ha.]

 

Flop: [Az önce de söylediğim gibi Medium ve ben ayrı bireyler olarak incelendiğimizde sayısız eksikliğimiz göze çarpar. Ama bir araya geldiğimizde o eksikleri tamamlayıp önemsiz hale getirebiliyoruz. Açıkçası kardeşim ve ben bugüne dek hayatta kalabilmemizi buna borçluyuz ve bu söylediğim tamamen doğru.]

 

Subaru: [――――]

 

Flop: [Bunu daima aklında tut, bayım. Biz, yani kardeşim ve ben ve siz, yani sen ve hanımın hayattaki tüm mücadelelerin üstesinden gelmemizi yalnızca kafa kafaya vermemize borçluyuz. ――Şimdi gözüne daha bir İmparatorluk adamı gibi göründüm mü?]

 

Yanakları gevşeyen Flop, bir iltifat bekliyordu.

 

Ona gözlerini diken Subaru’ysa bir aydınlanma yaşamaktaydı. Kişinin eksikliklerini başkalarının yardımıyla kapatıp telafi etmesi; bunun Subaru’nun değerlerinden hiçbir farkı yoktu.

 

İmparatorlukta ideallerini paylaşacağı hiç kimsenin olmayacağını düşünmüştü.

 

Subaru: [Her şey o kadar umutsuz değil, ha.]

 

Flop: [Yine de İmparatorluk sakinlerinin büyük bir çoğunluğu İmparatorluk Yolundan bahsederken yalnızca kaba kuvvete atıfta bulunuyor! Benim ideallerime gülüp geçiyorlar. Bir tavuğun kanat çırpması gibi diyorlar! Yani benim düşünce şeklim kesinlikle yaygın değil.]

 

Subaru kendince sonuçlara varırken Flop, ona bir kez daha fazla inançlı olmaması gerektiğini hatırlattı.

 

Bununla birlikte,

 

Flop: [Tam da bu yüzden, o beceriye paha biçmek de geçerli. Tıpkı seni yönlendirişim gibi.]

 

Subaru: [Hı hı, çok teşekkürler.]

 

Deyip kafasını sallayarak onay veren Subaru, Flop’un tavsiyesine duyduğu minnettarlığı yineledi.

 

Denetim noktasından geçmeleri ve han bulmalarındaki yardımlarının yanı sıra bu gezinin sebebi için de Flop’a minnettardı―― Bir seyahat şekli ve refakatçi sağlayarak Subaru’nun grubunun yolculuğunu kolaylaştırma amaçlı bir toplantı gerçekleştirilecekti.

 

Tıpkı Kuna ve Holly’nin Guaral yolunda yaptığı gibi, grubu yoldaki tehlikelerden koruyacak yetenekli bir korumaya ihtiyaçları vardı. Aksi takdirde yolculuk zor olurdu.

 

Subaru’nun Rem’i sırtında taşıyarak yürüyebileceği mesafenin de bir sınırı vardı. En ideali bir Yer Ejderi bulmaları olurdu ama bunun zor olduğu ortaya çıktığı için bir Cesur Öküz veya İri Köpek de iş görürdü. Her halükarda seyahat için bir yaratığa binmeleri gerekecekti.

 

Ve her ikisini de sınırlı fonlarıyla halletmeleri icap edecekti.

 

Subaru: [İşte bu yüzden Flop’un aklında birilerinin olması bizi cidden kurtardı.]

 

Flop: [Aklında birilerinin olması diyorsun ama ben sadece o meslekte birilerinin sıklıkla ziyaret ettiği barı biliyorum. Yine de yaratıklara binmekten bahsediyorsan konuşacak bir şeyimiz var demektir. ――Aynen öyle, mesela bir Falo Aracı!]

 

Subaru: [Gerçekten Faloda ısrarcısın, değil mi?]

 

Flop: [Falo sütüyle büyüdüm derken dalga geçmiyordum, ben ciddi bir Falo fanıyım.]

 

Tutkulu bir ses tonuyla Faloları tavsiye eden Flop, kuvvetli bir kahkaha patlattı.

 

Subaru, bolca yükü olanların seyahat koşullarını bilmiyordu ama hiç değilse Subaru’nun grubu gibi uzun mesafe gitmek isteyenler için Falolar pek iyi bir eşleşme sağlamıyordu. Hızları epey düşük olduğu için Falo, onlar için ancak son çare olurdu.

 

Flop: [Her neyse, yoldayken alabileceğin tüm önlemleri almalısın… Aramızda kalsın ama şu sıralar İmparatorluk Başkentinde işler bayağı karışık görünüyor. O kıvılcımların yayılmayacağının bir garantisi yok.]

 

Subaru: [――İmparatorluk Başkenti karışık, ha.]

 

Diyen Subaru’nun kaşları seğirdi. Fakat Flop onun bu tepkisini fark etmemiş gibi görünüp kollarını kavuşturarak “Evet, öyle” diye yanıtladı.

 

Flop: [İmparatorluğun yıl boyunca bir yerlerde için için yanan közleri olduğu bilinir ama şu anda o közlerin kıvılcım çıkartıp yayılma olasılığından korkuluyor. Hanımını endişelendirmek istemediğim için yalnızca sana anlatıyorum.]

 

Subaru: [Düşünceliliğin için teşekkürler… Bu arada, bunun İmparatorla herhangi bir ilişkisi var mı?]

 

Flop: [İmparator, Vincent Vollachia’yla mı?]

 

Hayal dahi edemeyeceği bir şeyi işitmişçesine gözleri irileşen Flop, hemen ardından “Yoyoyo” deyip kafasını sallayarak,

 

Flop: [Majestelerine bir şey olduğu duyulmamış şeydir. Ayrıca İmparator şu ana dek ülkenin tüm meselelerinin üstesinden başarıyla gelmiştir.]

 

Subaru: [Ama o közlerin hala için için yandığını söylememiş miydin?]

 

Flop: [Köz olarak kalabilmeleri İmparatorun gücünden kaynaklanıyor zaten. Şu anki İmparator tahta 7 veya 8 yıl önce çıktı. Ondan önce İmparatorluk çok daha kaotik durumdaydı.]

 

Subaru: [――――]

 

Flop: [Bu güncel aksiliklerle bizzat İmparatorun kendisi ilgileniyor. Memleketimizin yakında o için için yanan haline geri döneceğine eminim.]

 

Subaru: [Eh?]

 

Flop, için için yanan közleri olan memleketiyle böbürleniyordu.

 

Ancak Subaru’nun kulaklarının yakaladığı asıl cümle başka bir şeydi. ――İmparatorun durumla bizzat ilgilendiğini söylemişti.

 

Subaru: [İmparator İmparatorluk Başkentinin sorunlarıyla ilgili bir şeyler mi yapıyor?]

 

Flop: [Onun sahası sonuçta… Ehh, sanırım evin çok yakınlarında bir şeyler olursa İmparator bile harekete geçmeye başlar. Bu durumu fırsat bilen hiç kimsenin bağışlanmayacağı söylenmişti ama.]

 

Subaru: [İmparatorun açıklaması yani…]

 

Flop’un bu gerçekçi açıklamasında göze çarpan herhangi bir yalan belirtisi yoktu.

 

Zaten Flop’un İmparatorluk Başkentinde yaşanan sorunlar konusunda Subaru’yu kandırması için de herhangi bir sebep yoktu. Yani hiç değilse kendi gerçeklerini dile getirmişti.

 

Hal böyleyken Subaru’nun kulaklarının o cümleye takılı kalmasının sebebi ortadaydı.

 

Subaru: [Abel gerçekten İmparatorsa o açıklamayı yapan o muydu…?]

 

――Yo, zamanlama düşünüldüğünde tuhaf kaçıyordu.

 

Elbette resmi bir açıklama yapmak, İmparatorun bizzat hazır bulunmasını gerektirmezdi. Bir bakan kolaylıkla bunu yapıp “Sekreterin işi” diyerek suçu başkasına atabilirdi. Her şeyden önce Subaru Abel’in sözlerine inanacak olursa İmparator Sarayında kalanlar, onu kovanlarla aynıydı.

 

Yani İmparatora duydukları saygıyı ayaklar altına alıp gizli kapaklı taktikleri için onun adını ve geri kalan şeyleri kullanacaklardı.

 

Fakat――

 

Subaru: [Abel delinin teki de olabilir. Her ihtimale karşı bunu da aklımda tutacağım.]

 

Bir şeyi sunulduğu haliyle görmek ve o şeye inanmak, fırtınalı okyanuslarda hızlı bir ölüme giden kesin bir yoldu.

 

Ama orası okyanus olsa bile, bu her zaman fırtınalı olacağı anlamına gelmezdi. Subaru, İmparatorlukla yüzleşmek için hiç değilse bu tür bir zihniyete ihtiyaç duyduğuna olan inancını ortaya koymak istiyordu.

 

Hepsinden önemlisi, Abel’le yüzleşen veya konuşan biri olarak Subaru, onda kendi kendini İmparator ilan eden birinin sahip olamayacağı bir güç algılamıştı ama――

 

Flop: [――Bayım, böyle somurtman hiç hoş değil.]

 

Subaru’nun önünde daireler çizen Flop, onun ifadesine bakarak böyle söyledi.

 

Ve kendi alnını işaret edip, bilinçsizce hareket etmeyi bırakmış olan Subaru’ya seslenerek,

 

Flop: [Gülümsemeye vakti olmayanın yüzüne şans da gülmez. Şimdi yolculuğun için yoldaşlar bulmayı deneyecektin, değil mi? Yani iyi birini bulmalısın.]

 

Subaru: [Bu…]

 

Flop: [Hal böyleyse, alnındaki o kırışıklıkları ortadan kaldır ve o yanakları gevşet. Biz başarılı bir adamın erdemleri diye buna deriz.]

 

Diyen Flop, parmaklarını kaşlarının arasında ovuşturdu ve ardından elleriyle yüzünü ısıtmaya başladı.

 

Flop’un hareketlerini gören Subaru’ysa önce nefesini tuttu, sonra da kendisine söylendiği gibi parmaklarıyla alnı ve yanaklarını ağır ağır gevşetti.

 

Subaru: [Aynen, unutmuşum. Yüzümdeki ifade zaten çirkin, o yüzden hiç değilse yumuşak ve nazik bir hava taşımalıyım, öyle değil mi?]

 

Flop: [Pardon! Yeteneğim senin görünüşüne hiç etki edemez maalesef!]

 

Subaru: [Bunu bu kadar ciddiye almana gerek yoktu! Ailemden aldığım bir özellik olduğu için ne kadar dile getirsem de pek önemsemiyorum aslında!]

 

Flop’un hüzünlenişi fazla dramatikti, bu yüzden Subaru da benzer şekilde yanıt vermişti. Belki de bu, Flop’un Subaru için duyduğu endişenin bir parçasıydı ve sadece Subaru’nun ağır gerginliğini yatıştırmaya çalışıyordu.

 

İşte bu şekilde espriler yapan Subaru ve Flop ikilisi, gidecekleri caddeye yaklaşmıştı.

 

Flop’un işaret ettiği şeyse ara sokağın sonundaki gizlenme yeri benzeri bir bardı.

 

Flop: [Kalabalık olsaydınız bir sürü koruma tutardınız ama sadece beyefendi, hanımefendi ve yeğen şeklinde üç kişi olduğunuz için kalabalık bir aileyiz diyemezsiniz. Sonuçta kardeşim ve ben de Guaral’ın dışına dek sizi takip edemeyiz!]

 

Subaru: [Ama kozlarımızı doğru oynarsak Medium-san bize sadık kalabilir gibi gelmişti…]

 

Flop: [Kardeşimi elimden alırsanız zayıflıklarımı telafi edemem ve ölürüm herhalde!]

 

Güvenilirlik ve güvenlik meseleleri hesaba katılırsa Flop ve Medium ikilisi gerçekten fena bir seçenek olmazdı. Ancak Subaru, onlara halihazırda yüklediğinden daha çok yük bindiremezdi.

 

Subaru: [Bir saniye, en kötü senaryoyla o ikisini yanımıza alıp buradan Lugnica’ya kaçabiliriz. Ve sonra da onlara Otto’nun elde edemediği başarılı tüccar hayatını bahşedebiliriz. Böyle bir olasılık da var…]

 

Flop: [Heyyy, bayım? Sen iyi misin?]

 

Flop, derin düşüncelere dalmış olan Subaru’nun önünde elini sallayarak iyi olup olmadığını sorguladı.

 

Subaru’ysa kafasını kaşıyıp “Pardon” yanıtını verdi. Yalnızca bir düşünce olsa da fena bir teklif değilmiş gibi gelmişti.

 

Kendisine yol göstermesi için Flop’u da yoldan çıkarmak üzücü olsa da――

 

Subaru: [Hey, Flop-san? Benim Medium-san ve senden――]

 

“İstediğim bir şey var” demek üzereydi.

 

???: [――――]

 

――İşte tam da o anda, bir yerlerde, belli belirsiz ama sert bir ses yankılandı.

 

                △▼△▼△▼△

 

Flop: [――Bayım, böyle somurtman hiç hoş değil.]

 

Subaru: […Ha?]

 

Subaru’nun görüş alanı ansızın değişti ve zihni karardı.

 

Subaru’nun önündeki Flop, kendi alnını işaret ediyordu. Ve donakalmış Subaru’ya ders verircesine parmaklarıyla kaşları arasındaki bölgeyi ovuşturup gevşetiyordu.

 

Flop: [Gülümsemeye vakti olmayanın yüzüne şans da gülmez. Şimdi yolculuğun için yoldaşlar bulmayı deneyecektin, değil mi? Yani iyi birini bulmalısın.]

 

Subaru: [――――]

 

Flop: [Hal böyleyse, alnındaki o kırışıklıkları ortadan kaldır ve o yanakları gevşet. Biz başarılı bir adamın erdemleri diye buna deriz.]

 

Diyen Flop, elleriyle yanaklarını ısıtmaya başladı.

 

Bu, Subaru’nun daha önce de gördüğü bir hareketti. E tabii ki tanıdık gelirdi. Çünkü yalnızca birkaç dakika önce meydana gelmişti.

 

Evet, yalnızca birkaç dakika önce yaşanmış bir etkileşimdi ve aynı konuşma tekrar ediyordu.

 

Subaru: [Oi, ne oluyor, dur bir saniye…]

 

Subaru, ansızın soğuk terler dökerek elleriyle yüzünü örttü.

 

Bunu gören Flop’sa yüksek sesle “Gizleme, rahat ol!” dedi. Ancak Subaru’nun sözlerine yanıt verme kabiliyetinden eser kalmamıştı.

 

Etrafına bakınıyor, bulunduğu sokak da tanıdık geliyordu.

 

Bu şehrin sokaklarındaki ilk turuydu ve Guaral’ı pek iyi tanımıyordu. Ama yine de hafızası daha az önce gördüğü manzarayı unutacağı kadar kötü değildi.

 

Bu da demek oluyordu ki――

 

Subaru: [――Ölümden Dönüş mü yaşadım ben?]

 

Başına tam olarak ne geldiğini bilemediği, belirsiz bir duruma düşen Subaru’nun yanakları az öncekinden bambaşka bir sebeple katılaştı ve dudaklarından işte bu kelimeler döküldü.

 

#En ufak bir şey hissetmeden pıt diye nasıl öldü ya? Bayağı şaşırtıcı bir ölümdü, daha önce böylesine denk gelmiş miydik bilemedim. Öldü mü, öldürüldü mü, aynı şey tekrar edecek mi? Ben kafamda deli sorularla ve büyük bir merakla bir sonraki bölüme geçiyorum, orada görüşmek üzere!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32643 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43319 Bölüm Sayısı


creator
manga tr