Cilt 7 Bölüm 38 [ Sekiz Yıllık Bir Ödül ] (3/3)

avatar
934 4

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 38 [ Sekiz Yıllık Bir Ödül ] (3/3)


Çevirmen : Clumsy



O anda, oracıkta meydana gelen olaylar dramatikti.

 

Kafma: [Bu ne cüret, seni küstah küçük——!!]

 

Savaş ilanının hemen sonrasında Kafma’nın gözleri fal taşı gibi açılmıştı.

 

Ve Kafma Irulux, Subaru’nun kabalık ve saygısızlığın zirvesindeki bu beyanı karşısında İmparatora olan bağlılığını kendi gücüyle kanıtlama isteğine kapılmıştı.  

 

——İşte bunun sonucunda da kolları genişler ve kıyafetleri parçalanırken bedeninden Subaru’ya doğru sayısız diken fırladı.

 

Kıvrılan yılanları andıran koyu yeşil dikenler Subaru’ya hücum ediyor, ezici yoğunlukları görüşüne mani oluyordu. Her biri Subaru’nun kolu kalınlığında iğnelere sahip dikenli sarmaşık, avının hayatını son damlasına dek tüketecek ölümcül bir silahtı.

 

Subaru’nun herhangi bir tepki vermesine müsaade etmeyen bu saldırı, fareyi yutan yılan misali bedenini hiç çaba harcamadan dikenlerle sarmalamak üzereydi.

 

Al: [——İyi dedin, kardeşim.]

 

Evet, dikenler tüm bedenine saplanacaktı ve kendisini delici acıya hazırlamıştı.  

 

Fakat gergin bedenini sarsan şey o acı değil, arkasından çekilip poposunun üzerine düşmenin doğurduğu şok oldu. Ve yan taraftan bu kelimeleri sarf ederek Subaru’nun önüne geçen Al, Mavi Ejder Kılıcıyla dikenlerin icabına baktı.  

 

Böylece Subaru’yu ardına alarak kalın kılıcı ile düşmanın saldırılarını savuşturmaya başladı. Ancak her bir dikeni engelleyemiyor, omuzları ve beli kana bulanıyordu.

 

Öyle ya da böyle, Subaru’yu o ezici yoğunluktan kurtarmayı başarıyordu.

 

Subaru: [Peki ya Medium-san!]

 

Medium: [Uuaah! Ramak kalmıştı! Al-chin’in söylediğini yapmasaydım ölmüş olurdum!]

 

Subaru aceleyle etrafında döndü ve Medium’un ikiz kılıçlarını çekmiş şekilde hemen arkasından kendisine cevap vermekte olduğunu gördü.

 

Göz ucuyla gördüğü üzere genç kız ikiz bıçaklarını aşağı yukarı savuruyor, bir şeyleri kesiyor, yakalıyor, üzerlerine basıyor ve dört bir yandan yaklaşan dikenlerin bir kısmına engel oluyordu.

 

Subaru, hem yeteneğinden emin olduğu hem de güvende olduğunu gördüğü için rahat bir nefes aldı. Ancak rahatlamak için henüz çok erkendi. Sonuçta bu yalnızca ilk dalgaydı——

 

Yorna: [Ne kadar da abartılı bir büyü numarası.]

 

Subaru: [——Hk.]

 

Dikenlerin menzilinde olması gereken Yorna, kendilerini korumaya alan Subaru’nun grubunun arkasındaydı. Kamurosunu kollarının arasına almıştı ve saldırıyı öylece karşılarken duruşunu koruyor, mor dumanlarını üflemeye devam ediyordu.

 

O da her tarafından dikenlerle kuşatılıyor fakat her bir diken sanki hayal ürünüymüşçesine ve yalnızca Yorna’yı çevreleyen bir uzay boşluğu varmışçasına anormal bir şekilde bükülüyordu.

 

Kafma kasten mi dikenleri büküyordu yoksa Yorna’nın mı bu işte parmağı vardı kısmını tahmin etmek imkansızdı ancak——

 

Subaru: [Verdiğimiz rahatsızlık için özür dilerim. Burayı size bırakıyoruz.]

 

Yorna: [Evinize sağ salim dönün. Eğer kaleden ayrılmayı başaramazsanız…]

 

Subaru: [Mektubu okumazsınız. Anlaşıldı.]

 

Bir kez daha basitçe açıklanışıyla birlikte Yorna’nın niyeti, idrak etmek ne kadar zor olursa olsun şüpheye mahal vermeksizin anlaşılmıştı. Vincent da oyunun devam ettiğini açıkça belirtmişti——

 

Subaru: [Kaleden çıkana dek oyuna devam. ——Al, Medium-san!]

 

Al: [Aynen!]

 

Medium: [Tamamdır!]

 

Subaru: [Sağa!!]

 

Bu güçlü yanıtların hemen sonrasında Subaru’nun gürültülü komutu işitildi.

 

Ve iki yoldaşı onun kararını anında algıladı, üç kılıç savruldu.

 

Tek kollu adamın Mavi Ejder Kılıcı ve bir çift esnek kılıç, dikenleri bir hışımla keserek görüşlerini ve gidişlerini engelleyen öbeği havaya uçurdu ve üç figür o yeşilliğin içerisinden atıldı.

 

Ve bu şekilde, hız ve ivme kazanmak için ahşap zemine bastırdılar.

 

Kafma: [Kaçmanıza izin vereceğimi mi sandınız?]

 

Ancak ileri atılan tek bir adım sonrasında Subaru'nun burnunun ucuna başparmak kalınlığında bir iğne takıldı.

 

Göz alabildiğince parlayan o şey, bir dikenden ziyade beyaz bir kemik parçasına benziyordu. Ve Subaru’yu caydırmak için yapılmış bir atış değil, şakağını delip geçmesi planlanan bir darbeydi.

 

Al kılıcını fırlatılan iğnenin yoluna çevikçe savurmuş olmasaydı Subaru şimdiye ölmüş olacaktı.

 

Subaru: [Dikenler ve iğneler, bir de ucube gösterisi mi çıktı başımıza!?]

 

Al: [Bu Böcek Kafesi Kabilesinin gücü! Vücutlarında taşıdıkları böceklerle saldırıyorlar!]

 

Subaru: [Burası *Aburame Klanı değil!] (Naruto’ya bir gönderme!)

 

İkili önemsiz bir konuda tartışırken Subaru, Al ve Medium’un desteğiyle yere yakın kalarak ilerliyordu. Yöneldikleri yerse salonun çıkışı değildi.

 

O tarafa gitseler bile kalenin kulesinden aşağı uzun bir yol kat etmeleri gerekecekti. Kafma’nın saldırılarına o kadar uzun süre maruz kalabilmeleriyse mümkün değildi.

 

Başka bir deyişle Subaru ve grubunun hatırı sayılır bir kestirme yol yaratması gerekliydi.

 

Dolayısıyla——

 

Subaru: [Medium-san!]

 

Medium: [Evet!]

 

Subaru: [Elinden geleni yap!]

 

Medium: [——Yapacağım!]

 

Medium’un bedeni bu cesaretlendirmeyi işittiği saniyede hiç abartısız yerinde sekti ve ivmesi arttı.

 

Sonra da uzun saçları dalgalanır, ellerindeki ikiz kılıçlar savrulurken karmaşık ve tuhaf yörüngelerde atılan dikenleri şiddetle savuşturdu.

 

Elbette ki bu kısmen Medium’un yeteneğinin eseriydi. Ama bunun yanı sıra,

 

Al: [Sağ! Sağ diz! Ense! Seksi kalçalar!]

 

Medium: [Uh! Ha! Al bakalım!]

 

Al’ın kan dondurucu nidaları Medium’a yaklaşan tehlikelerin hedeflerini duyuruyor, Medium da anında karşılık verip dikenleri bedenine ulaşmalarına ramak kala savuşturarak başarıyla gardını alıyordu.

 

Subaru Al’ın görme duyusunun sınırlarını merak ediyordu. Ama Arakiya karşısında da sergilediği hayatta kalma becerisinin sağlamlığı yalnızca kendisine değil, başkalarına da yarıyormuş gibi görünüyordu.

 

Bunu fırsat bilen Medium, salonun penceresine ulaştı. Sonra da tek bir hamleyle ahşap korkuluğu parçalayarak sıçrayan uzun bacaklarını duvarın dışına çıkarttı.

 

Böylece kalenin yerden otuz küsür metre yükseklikteki salonu dışarıya açıldı. İblis Şehrinin mavi göğü gözler önüne serildi ve Subaru ile grubunu şiddetli bir rüzgar karşıladı.

 

Ya hep ya hiç meselesi değildi ama——

 

Subaru: [——Eğer kaleden çıkabilirsek!]

 

Yorna’nın eli mektubun üzerindeydi.

 

Şartları kabul etmiş olan Vincent’ın grubu daha ileri gitmeyecekti. Aslında açıkça böyle bir söz vermemiş olabilirlerdi.

 

Ama yine de ortada inanacak başka bir şey yokken olayları görmenin tek yol buydu——

 

Medium: [——Natsumi-chan!]

 

Duvarı parçalayan Medium işaret verirken Subaru tam gaz koşmaya başladı.

 

Dikkatsizlik edip etek giymediği için minnettardı. Ölüm sebebi kılık değiştirme olsaydı utancından seleflerinin yüzüne bakamazdı.

 

Kendisini toparlamayı bile unutan Subaru, son saniyede zemini tüm gücüyle tekmeledi.

 

Ardından Medium’u yakalayacak ve onunla birlikte duvardan atlayacaktı——

 

Olbart: [Üzgünüm ama yapmam gereken bi işim var, anlarsın ya.]

 

Subaru: [Kah… Hk.]

 

Ancak tam da o saniyede ihtiyar adam durduk yere önlerinde belirdi ve delici avuçları her ikisinin de göğsünün ortasına indi.

 

Bunun etkisiyle Subaru’nun nefesi kesildi. Bilinci çatırdadı, İlahi Generalin darbesi sonrasında adeta her şey paramparça oldu.

 

Ama gelin görün ki——

 

Medium: [Natsumi-chan! Yok bir şey!]

 

Subaru: [Ha!?]

 

Yanı başından yüksek bir ses işiten Subaru, yitirmek üzere olduğu bilincini geri kazandı. Ve panik içerisinde göğsüne baktığında Olbart’ın delici avcundan en ufak bir iz göremedi.

 

Ne kan vardı ne de kalbinin kan akmadan yittiğine dair bir işaret.

 

Medium: [Hadi gidelim, Natsumi-chan! Dilini ısırma, tamam mı?]

 

Subaru kafası karışmış şekilde etrafa bakınırken Medium onu yakasından kavradı. Ve koca bir adımla aşmış olduğu duvarı geride bırakarak kendisini hiç tereddütsüz Kırmızı Lapis Kaleden aşağı attı.

 

Böylece Subaru ve Medium ikilisi birbirine dolanmış şekilde mavi göğe atıldı; sıçramanın neden olduğu havada yükselme hissi bir anda kayboldu, hemen sonrasındaysa yerini düşüş yörüngesi aldı.

 

Subaru: [Ah, kyaaaa——!]

 

Subaru tiz bir çığlık eşliğinde Medium’u yakınına çekerek eliyle kendi belinin etrafını yokladı. Ardından avcunda tanıdık bir hissiyat duyarak hala havadayken silahını—— kırbacını çekti.

 

Hiç hazırlıksız öylece atlamış olsaydı yaptığı şeyin intihardan farkı olmazdı.

 

Başarı ihtimalleri için yapılan hazırlıklar çok fazla olmasa da Yorna'nın tahrikleri, Vincent'a savaş ilan etmesi, ayrıca Kafma ve Olbart'ın saldırı ve savunmaları derken hepsi bir dizi kumardan ibaretti.

 

Orada yaşanan her şeyi zar zor toparlamışken son adımı da başarıyla atabileceğine inanmak zorundaydı.

 

Subaru: [Sakın ıskalamaaaa!!]

 

Subaru, Medium’un ince beline sarılırken kolunu savurarak kırbacını serbest bıraktı. Ve ucu boşluğa değil, İblis Şehrinin dört bir yanına yayılmış direklerden birine atıldı—— o direkler örümcek ağı misali tüm şehirde uzanıyor ve aynı şekilde Kırmızı Lapis Kalenin dış duvarlarına da ulaşıyordu.

 

Kırbacını onlardan birine dolamak ve kale arazisinden çıkmak için bir basamak olarak kullanmak. İşte Subaru’nun salondaki kaosun ortasında geliştirebildiği en iyi hamle buydu.

 

Subaru: [——Hk!]

 

Kolundaki çekişi hisseden Subaru, kırbacını tüm gücüyle bileğine doladı. Tutuşu yeterince güçlü olmasa bile bunun vücudunu destekleyeceğini düşünüyordu; en kötü ihtimalle bileğindeki kemikler kırılırdı.

 

Ve sonra da——

 

Subaru: [Al… Gyahk!]

 

Al: [Pardon!]

 

Kırbacın gerildiği saniyede Al, Subaru’nun sırtına tosladı. Belli ki o da Subaru ve Medium gibi kaleden atlamayı başarmıştı.

 

Havada çarpışmalarının sonucundaysa üçlü grup adeta birbirine yapıştı ve Subaru’nun tek bir koluna yaklaşık yüz elli kiloluk bir ağırlık bindi.

 

Subaru: [G-guaaahhhh——!]

 

Subaru ve diğerlerinin bedenleri Kırmızı Lapis Kalenin dışındaki direklerden birini eksen alarak kavis çizerken Subaru’nun kolu, bileği, dirseği ve omzunun, özetle tüm sağ kolunun feryadı, ağzından dökülen gerçek çığlıklara dönüşüyordu.

 

Şu anda yapılacak en iyi şey geri tepmenin azalmasını beklemek ve herkesin tek tek kırbacın üzerinden tırmanarak direğe dönmesini sağlamaktı. Oraya varmak için gereken süreyle sağ kolunun kangren olması için gereken süreyi kıyaslayan Subaru azı dişlerini sıkarken——

 

Al & Medium: [——Ah.]

 

Tam da tüm gücünü kullanmasına ramak kalmışken, Al ve Medium’un bağırışları üst üste bindi.

 

Ve Subaru, daha ne olduğunu göremeden sağ kolundaki yükün ortadan kalktığını hissetti. ——Yo, aslında yük ortadan kalkmamıştı, kırbacının tutunduğu direk ortadan ikiye ayrılmıştı.

 

Bunun sorumlusuysa kalenin duvarlarından uzanan sarmaşığın dikenleri ve azılı ağırlığıydı.

 

Subaru: [Ah, AAAHHHHH——!]

 

Arkalarında çığlıklarının izini bırakan üçlü grup, birbirine dolanmış bir yığın şeklinde havada uçuyordu. Ve bedenleri direkteki kırbacın etkisiyle parabol çiziyordu.

 

Bu kalenin kulesinden atlamaktan daha iyi olsa da sıradan insanlar olan Subaru ve Al, yirmi metrenin üzerinde bir atlayıştan sağ çıkamazdı.

 

Bu durumdan kurtulmanın bir yolunu arayan ve çığlıklar atarak kafasını kaldıran Subaru’nun zihninde tek tek Emilia’nın, Beatrice’in ve Rem’in yüzleri beliriyordu——

 

Herkes: [————]

 

——Derken düşüşleri, üçünün birbirine dolanmış şekilde bir çatıyı aşarak kalenin ahırına, saman yığınlarının arasına sert bir iniş yapmalarıyla sona erdi.

 

#Saman yığınını denk getirmeleri büyük bir şans oldu. Herhalde samana düşüp de ölmezler. Yani bu da demek oluyor ki döngümüz sonlanmayacak, kaleden çıkmayı başardıkları için Yorna da mektubu okuyacak. Tabii kovalamaca devam etmezse ve Yorna sözünü tutarsa. Peki ya mektubu okuduğunda işler nasıl gelişecek? Bizimkilerin sıradaki hamlesi ne olacak? Cevaplar için okumaya devam edeceğiz. Hafta sonu molası sonrası pazartesi ya da salı yeni bölümde görüşmek üzere!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 34433 Üye Sayısı
  • 355 Seri Sayısı
  • 43756 Bölüm Sayısı


creator
manga tr