Bölüm 36: Şeytan Lord’un Kalesi (3)


 

Çevirmen: Simitbender Düzenleyici: Bluishgray

 

Hyunwoo, Hansoo ile kemiklerden yapılmış kapı arasındaki mesafeye bakarken yutkundu.

 

"Hansoo, sahip olduğun kristal sayesinde kriz durumlarından kaçabildiğin için iyi hissediyor olmalısın."

 

Hansoo ona imrenerek bakan Hyunwoo'ya baktı ve güldü.

 

"Endişelenme, gitmiyorum."

 

"Gerçekten mi ? Mantıken burada olmanın sebebi ele geçirecek bir şeylerin olmasıdır."

 

Hansoo mırıldanan Hyunwoo'ya bakarken çenesini okşadı.Hyunwoo mırıldandı.

 

"Durum böyle değilse çoktan giderdin."

 

"Hmm. Haklısın."

 

Mantıken herkesi korumak zorunda olan bir klan lideri olmadığı için burada kalması onun için daha iyiydi.

 

Burada av verimliliği düşüktü.

 

Rünler sadece şeytanları öldürdükçe ortaya çıkar ama onları gücünü hesaba katarsak , çıkan rünlerin sayısı hiç de tatmin edici değil.

 

Gereksinimleri yerine getiren bazı insanlar muhtemelen adanın en çekici bölgesi olan <Kule>'ye doğru hızlıca yola koyulmuşlardır.

 

Bu gerçek zaten ada haritasında gözüküyordu.

 

Ancak başından beri buraya böyle şeyler için gelmemişti.

 

'Şeytani yeşim kristali'

 

Eğer Şeytan Lordu'nun kalesinin sonundaki şeytani yeşim kristalini ele geçiremezse son zindanın sonuna gelse bile bir anlamı olmazdı.

 

Eres olmasaydı onun varlığından haberi olmazdı.

 

Eres ondan uygun şekilde yararlanacak durumda değildi ama yine de şeytani yeşim kristalinden bütün gücü çekebildi.

 

Buraya şeytani yeşim kristali için geldi.

 

Dekrados'un hükmü ve adaleti sürecinin bir parçasıydı.

 

'Yaklaşık 21 kristal toplandı.'

 

Ayrıca , eğer kolaylıkla avlanırsa muhtemelen o Dekrados'un adaletini ele geçirebilirdi.

 

"Klan lordu seni çok sevmiyor gibi gözüküyor. Bu sen güçlüsün diye mi?"

 

Hyunwoo'nun gözlerinde Hansoo'dan nefret etmek için hiçbir neden yoktu.

 

Başkalarına yardım etti, işin kendi bölümünde gayretliydi ve kendini güvende hissetti çünkü o güçlüydü.

 

Orada temel kurallar vardır ve onları takip derken çok gayretliydi.

 

Her ne kadar şuan ayrılmış olsarda klandan olmayan birinin başından beri onu takip etmesinin nedeni bu yüzdendi.

 

Hansoo konuşurken güldü.

 

" Hmm. İşte böyle ama senin de söylediğin gibi , sadece beni sevmiyorlar."

 

Yol uzundu ve onlar düşmanın ne zaman ortaya çıkacağını bilmiyorlardı.

 

Mantıklı düşünecek olurlarsa düşmanı yenerken güçlerini birleştirmek zorundalar.

 

Ama Lordlar biraz farklıydı.

 

Tarihsel olarak konuşmak gerekirse, Kralların yetenekli generallerin boynunu kesmemesinin nedeni, bir yerlerde düşmanın olmasındandır.

 

Lordlar içgüdüsel olarak onların yanında olmayanlardan nefret ederler.

 

Klan Lordu.

 

Lordluk özelliğini uyandırır uyandırmaz , içgüdüsel olarak fark edeceksin.

 

Senin sözlerin klan halkı tarafından  yasa ve kural olarak kabul edilecek.

 

Kendini tanııyordu ancak Eres'in sözlerine göre  modern topluluğun içinde yaşamak ve herkesin sözlerini dinlediği durumda bulunmak bağımlılık yapan ve muhteşem hissettiren bir durumdur. Onlar bu sebepten klanlarındaki kişi sayısını yükseltmek isterler.

 

Güçlerini arttırmalarının nedeni sadece hayatta kalmak değil.

 

Ancak kim başkasının gelip başka kuralları takip etmesini söylemesini ister ki ?

 

Kendi kurallarının doğru veya yanlış olması farklı bir sorundu, başlarda lordlarla iyi ilişki kuramadı.

 

"Belki onlar durumları mantıklı yargılayamayabilirler (Ç.N Bu kelimeyi yazmak çok zor oldu :D)"

 

Onlarca yıldır etrafta olan lordlar sabırsızlanıyorlardı çünkü onu öldüremediler.

 

Gerçek şu ki çevresinde yeni lord olmuş kişilerin bulunması ve kendilerini baskı altına almaları şaşırtıcıydı.

 

Amaç ve duygular başlangıçtakinden farklıydı.

 

Ne zaman birisi kafasına bişey koysa , kafalarının içinde bir gerekçe yaratırlar.

 

"Hâlâ çok gelişmeleri lazım."

 

Yeni kabiliyet ve yeni dünya, Onu rahatça kullanabileceği yer.

 

Yeni ele geçirdikleri büyüleyici kılıcı etrafta sallamak istemeleri çok açık.

 

Ve sinirlenmeleri normaldi çünkü normalde iyi çalışan kılıçları, ona karşı işlemedi.

 

Ama onların daha fazla görmeleri ve daha fazla duymaları gerekliydi.

 

Ve onların bunun daha bir başlangıç olduğunu fark etmeleri gerekti.

 

Bu nedenle hayatta kalmak için eğitim alanından kaçmaları gerekliydi.

 

Lordun en önemli yeteneği diğer lordu bastıramıyordu. Kendini bastırmak ve diğer lordlarla nasıl çalışacağını öğrenmek en önemli şeydi.

 

Kwang Goonju ve Karanlık Angler Lordu bile kendinden emin değildi.

 

"Hmm. Onların bilmesi için bu biraz erken. Her neyse biraz daha çaba sarfetmeliyim."

 

Küçük lordlara karşı eğitim alanında gücünü göstererek ne yapabilirdi.

 

Buradaki insanlar gerçek dünyadan gelen insanlardı ve yaklaşık bir aydır buradalardı.

 

Onlar muhteşem şekilde bakıyor olabilirler ama eğer Hansoo en azından onu yapmasaydı Kangtaee muhtemelen çok zorlanırdı.

 

Bir sürü sıkıntılardan geçerken onun rakipleri burada bir kaç yıl hatta belki de 20 yıldır kalmıştı.

 

10 veya daha fazla yıl önce eğitim alanından çıkıp diğer dünyayı uzun süre gezdiler.

 

Amacı 1 veya 2 yıl onların önünde olmak değildi.

 

Onun ve diğerlerinin arasındaki 20 yılı yakalaması gerekti.

 

Hansoo birinci geçite <Kemik Kapısı> giderken vücudundaki gerginliği üzerinden attı.

 

"Geri kalan grup üyelerinin yemek yemeleri 3 gün kadar sürecek… Biraz daha var gibi gözüküyor."

 

Klandan olmayan kişi onları takip etmedi.

 

Eğer lordun emirlerine uymazlarsa çevre dahada acımasız olur ve normalden fazla hasar alırlar.

 

Bu yüzden Klan lordlarını, onları dahil etmek için dahil etti.

 

Çoğu üye klanlara girdiği için her şey yapılabilirdi.

 

"Hadi buraya bakalım."

 

Kapı bekçisiyle nasıl anlaştığını görünce kafalarında bir resim canlandı.

 

Hansoo Hyunwoo'ya gülümsedi ve yavaşça ileri yürüdü.

 

-------------------------------------------

 

Guktae karşısındaki dev kapıya bakınca somurttu.

 

Kapı milyonlarca olmasa bile yüzbinlerce kemikten yapılmıştı.

 

Fransa'nın  Zafer Takı'nı (Arc de Triomphe) anımsatan kapıdan korkutucu bir aura yayılıyordu.

 

"Hadi bakalım… Kalan sayı 1200."

 

3 günde 100 kişi öldü.

 

Kendi görüşüne göre sadece önemsiz bir kayıptı.

 

Bu, Hansoo'nun ve özel kuvvetlerinin şeytanlarla mücadelesinden kaynaklanan bir sonuçtu.

 

Eğer ikisi tembellik etmiş olsaydı hasar çok yüksek olurdu.

 

"Hepsini absorbe etmiş oldukları için iyi."

 

İnsanlar Hansoo'nun onları dikkate almayıp şeytan avladığını görünce , hepsi gitti ve klanlara katıldı.

 

Hansoo bütün şeytanları tek başına alayabilse de onları sayısız büyücüden koruyamazdı.

 

Eğer klanlara girmeselerdi özel kuvvetler onları koruyamazdı ve onlar büyücülerin saldırılarına geniş açıklıklar vereceklerdi.

 

Hansoo'nun şeytanları avlamasından dolayı kurtulan insalar yüzlerce olsa da güvende olmak daha iyi bir seçenekti.

 

Guktae'nin yüzünde tatmin olmuş bir ifade varken tanıdık bir varlık kapının önünde belirdi.

 

<Kemik Kapı>

 

Daha uygun başka bir isim yoktu.

 

İnsanların ifadesini gören peri kafasını salladı.

 

"Bu çok basit. Şuradaki dev kapıyı görüyor musunuz ? Ordan geçmeniz gerekiyor."

 

"… Kapı kapalı."

 

Perinin işaret ettiği dev kapı sıkıca kapalıydı.

 

Yanındaki onlarca metre uzanan duvarlara tırmanmak da imkansız gibi duruyordu.

 

Eğer tırmanmak isteniyorsa neden kapı oradaydı?

 

"Perinin bizi yolda örnek olarak öldürüp öldürmeyeceğini bile bilmiyoruz."

 

Onların yaşamları biraz önce konuştukları duvara tırmanmayı denemek için fazla değerliydi.

 

Peri gülerek konuştu.

 

"Eehee, Geçit ücretini ödemelisiniz."

 

Bu sözlerden sonra herkes acı bir ifade takındı.

 

"Geçmek için ne ödemeliyiz?"

 

Peri konuşurken omuzlarını silkti.

 

"Sizdeki kristaller. Sadece 30 kristal ödemeniz gerekmektedir. Sonrasında geçiş serbest olacaktır."

 

" … "

 

Neredeyse küfürü basacaklardı.

 

Son 3 gün içerisinde avladıklarının toplamı 50'ydi.

 

Ve sahip oldukları sadece 30 kadardı.

 

Ama kapıyı açmak için onların 30'ar kristal ödemeleri gerekiyordu.

 

Bu da hayatlarını vermeleri demek anlamına geliyor.

 

Bu kadar sıkıca plan yapmalarının nedeni kristallerle ilgili başka planlarının olmasıydı.

 

Merkez adanın üzerinde olan Kule ada haritasında gözüküyordu ve şuan olduğundan daha fazla fırsat olduğu söyleniyordu.

 

İsminin merkez ada olmasının nedeni Kulenin altında uzanıyor olmasıydı.

 

Ve merkez adada zaten çok şey kazanmış olanlar, ağır kayıplar alsalar bile hala fırsat arıyor olabilirler.

 

Ama eğer bütün kristallerini kaybederlerse, bütün o fırsatlardan vazgeçmeleri gerekecekti.

 

Peri onlara açıkça söyledi.

 

Orada 3 kapı vardı.

 

Bu demek oluyor ki şuan ki gibi 2 kere daha soyulma şansları vardı.

 

Guktae ifadesini korumak için uğraştı ve sonra konuştu.

 

"Ödeme yapmadan başka bir geçiş yolu var mı?"

 

Peri bu sözleri onayladı.

 

"Basit. Kapı bekçisini öldürmeniz gerekli."

 

"…Kapı bekçisi."

 

"Evet. Kapı bekçisi."

 

Perinin sözleri bittikten sonra yeri uçtan uca sarsan korkucu bir titreşim başladı.

 

Titreşimin kaynağı kapının önündeydi.

 

Kadududuk.

 

Udududuk.

 

Yüzbinlerce kemik karışıp dev bir şey oluşturmaya başladı.

 

" … Kurt?"

 

Birisi kuyruğundan kafasına kadar 50 metre olan büyüklükteki kurdu görünce endişeyle konuştu.

 

Grrrrrrrrrr.

 

Kemikten yapılmış olmasına rağmen gözlerinden mavi alevler çıkıyordu.

 

Ve 30 metre yüksekliğindeydi.

 

Kağıt üzerinde 30 metre gibi gözüküyordu ama sanki bir bina onlara karşı durup, hırlıyordu.

 

Zayıf iskeletler gibi gıcırdamadı bile.

 

Vücudunun oluştuğu kemik sayısı bunu yapması için çok fazlaydı.

 

Kemiklerden oluşan siyah kurdu görünce, yüzlerini korku kapladı.

 

Peri insanların ifadelerini görünce güldü.

 

"İşte. Orada artık bir ay yok değil mi ? Eğer ödemek istemiyorsanız bunun altında yürümek zorundasınız."

 

Grrrrrr.

 

İnsanlar dev kurda bakarken yutkundular.

 

".… 30 kristal vermek nasıl?"

 

"Evet. Nasıl vereceğiz…"

 

30 Kristal.

 

30 Şeytan öldürdükleri zaman elde edebilecekleri bir sayı.

 

Aslında 30 şeytan kadar güçlü görünüyordu.

 

Ve bu bir problemdi.

 

Onlar 50 taneyi 8'er 9'ar avlamışlardı ancak 30 tanesinin bir anda saldırması çok farklı bir durumdu.

 

Klan lordları birbirlerine bakarken acı ifade takındılar.

 

Klansız olan bazılarında hiç kristal yoktu.

 

Bu 30 kristal vermeleri gerektiği anlamına geliyordu.

 

Onlar çok fazla kristal taşımıyordu birisi hariç.

 

Onlar konuşurken Hansoo'ya baktı ve konuştular.

 

"Hadi kristalleri birlikte ödeyelim."

 

Ne olursa olsun bu durum çok külfetliydi.

 

Hansoo kafasıyla reddetti.

 

"Savaşmamız gerekiyor."

 

"…Ne?"

 

Herkes donakaldı.

 

"Lanet olsun… Buna değmeyeceğini mi söylüyor?"

 

Guktae içten içe kaşlarını çattı.

 

Ancak buna değmeyeceği mantıklı geldi.

 

Onlar 1200 kişiydi.

 

Öte yandan, o yalnızdı.

 

Eğer ücretin bir miktarını üstelenecek olsaydı haksızlığa uğramış olacaktı.

 

Ama dikkatsizce hareket edemezlerdi.

 

Onu zorlamak, onun bir üste çıkmasına sebep olabilirdi. O zaman durum çok karmaşık bir hale gelecektir.

 

"Sana bütün ücreti öde demiyoruz. Sadece bir kısmını."

 

Hansoo bu sözleri dinlerken kendi kendine düşündü.

 

"Eres, gerçekten çok şaşırtıcı olduğunu düşünüyorum."

 

"Eres, 1000 kişiden 600'ünü kurtardı ve hızlıca yükseldi."

 

Şaşırtıcı şekilde Eres Kemik Kapı'ya gelene kadar 30'dan az ölüm vermeyi başardı.

 

"Eres bin insandan biraz daha az kişiye sahipti ama burada olanlardan daha güçlülerdi. "

 

Dövüldükçe güçlenen çelik gibi , 20 gün dinlenmeden savaşan insanlar da güçlenmişlerdi.

 

Aralarında iyi bir sinerji vardı. Şeytanlara karşı savaşmaya devam ettiler ve savaş güçlerini kristallerden sürekli güçlendirdiler.

 

Eres'in merkez adada pişman olduğu tek hareket. Geçiş ücreti için kristalleri vermesiydi.

 

Eres, insanların o dev şeyle savaşırken ölmesinden korkuyordu. Bu yüzden geçiş ücretini ödedi.

 

Ve bu nedenden dolayı Bir dahaki geçiş için de geçiş ücretini ödeyecekti.

 

Bir kez kristalleri verdikten sonra onları savaş gücünü arttırmak için kullanamazdı.

 

Bu diğer geçiş için de geçerliydi.

 

Bu hızda Şeytan Lordu'nun kalesindeki Dev kristale ulaştıklarında , O 1000 kişiden 400'ünü son savaşta kaybetmişti.

 

Şans sayesinde 400 kayıp ile sona erdi.

 

Bu dünyada bir kez bir şeyin içinden kolaylıkla geçerlerse , o zaman sadece ilgi ile geri gelecek ve Eres kemiklerinde acı hissedecek.

 

Hansoo herkesin dona kaldığını görünce kendi kendine mırıldandı.

 

"Görünen o ki , daha fazla açıklama yapmam gerekecek."

Ç.N : Arkadaşlar bu benim ilk çevirimdi umarım beğenirsiniz. Sanıyorum ki editör arkadaşa düşük cümlelerden dolayı çok iş düşecek :D





Yorumlar


Giriş Yap

Premium Seriler

Against The God
Coiling Dragon
I Shall Seal The Heavens
Swallowed Star
True Martial World

Sosyal

Duyurular


Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 457

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 421

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 354

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 332

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 280

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 213

Chaotic Sword God
Chaotic Sword God
Beğeni Sayısı: 200

Legendary Moonlight Sculptor
Legendary Moonlight Sculptor
Beğeni Sayısı: 177

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 174

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 164

Site İstatistikleri

  • 47 Online Üye Sayısı
  • 2644 Üye Sayısı
  • 67 Seri Sayısı
  • 4364 Bölüm Sayısı
  • 5 Premium Seri Sayısı


creator
manga tr