Cilt 8 Bölüm 43: Basil Topluluğu


 

Çevirmen - Meloonia // Düzenleyici - Tayk0st

 

Linley o gece akşam yemeğini valinin konağında yedi.

 

“Keane, Jenne biraz dışarıya gelin.” Akşam yemeği bittikten sonra Linley onları çağırdı ve sessizce arka kapıdan bahçeye çıktı.

 

Keane ve Jenne’nin bakışları bir an değişti ve ardından Linley’i takip ettiler.

 

Bahçe geceleri çok sessiz ve sakindi. Linley Keane ve Jenne’ye bakarken gülümsedi. ”Jenne, Keane size anlatmam gereken bir şey var.”

 

Keane ve Jenne şaşırarak Linley’e baktılar.

 

“Radiant Kilisesi ile aramızda derin bir nefret var. Bu nefret birimiz yok olana kadar sönmeyecek.”

 

Linley’in ağzından çıkan bu sözler Jenne ve Keane’yi şaşkına çevirdi. Linley’in sıradan biri olmadığını biliyorlardı ancak Radiant kilisesine karşı çıktığına dair bir fikirleri yoktu.

 

Radiant Kilisesi kuşkusuz muazzam bir varlıktı.

 

Sesini azaltan Linley “Beş yıl önce, Radiant kilisesine karşı savaştığım için muhtemelen O’Brien imparatorluğunda olduğumu fark ettiler. Ayrıca yine beş yıl önce Radiant kilisesi Haeru’nun da farkına varmıştı. Muhtemelen, bu bilgilerden yola çıkarak Cerre şehrinde olduğumu öğrenmişlerdir.”

 

Birçok kişi Keanu ve Jenne’nin gizemli bir uzman tarafından Cerre şehrine getirildiğini ve onların vali pozisyonunu almalarına yardım ettiğini biliyordu.

 

Bu bir sır değildi. Radiant kilisesinin bunu öğrenmesi şaşırtıcı olmazdı.

 

“Radiant kilisesinin birçok casusunun şehirde saklandığından şüpheleniyorum.” dedi Linley sakin bir sesle.

 

Linley, Cerre kentine gelmeden önce zaten bazı planlar yapmıştı.

 

Stehle de onunla daha önce etkileşimde bulunmuştu. Bu kavgadan sonra kesinlikle kilise Linley’in ne kadar tehlikeli olduğunu fark etmişti. Radiant kilisesi onu öldürmek için adamlarını göndermezse bu gerçekten aptalca bir hareket olarak görülürdü.

 

“Peki, ne yapmalıyız?” Keane ve Jenne oldukça şaşırmıştı.


“Jenne, sormama izin ver. Hala beni takip etmek istiyor musun?” Linley, Jenne’ye baktı.

 

Jenne tereddüt etmeden başını salladı.

 

Linley de hafifçe başını sallayarak karşılık verdi. ”Korkarım ki kale içerisinde Radiant kilisesinin casusları var. Bu gece Cerre kentini terk etmeyi planladığımı bilmenizi istiyorum.”

 

“Ne?!” Jenne şaşkınlıkla Linley’e baktı. “Kardeş Ley, kendiniz mi ayrılmayı planlıyorsunuz?”

 

“Endişelenme. Sen olmadan onlarla biraz başa çıkmayı deneyeceğim. Önce Basil eyaletinin başkentine gidiyorum. Şehrin doğu tarafında ki Nile [Nai’er] otelinin orada ikamet etmeyi planlıyorum. Zamanı geldiğinde beni orada bulabilirsin.” Linley, Radiant kilisesinin adamları ile başa çıkma konusunda yeteneklerinden oldukça emindi.

 

Ancak bununla birlikte Jenne ve Keane’yi yanına alamazdı.

 

Eğer onun yanında olurlarsa Linley onları koruyabileceğinden emin değildi.

 

“Şehrin doğu tarafındaki Nile Hoteli. Orayı biliyorum.” Keane başını salladı. Bu beş yıl içinde Vilayet merkezine epeyce ziyarette bulunmuştu.

 

Linley ise bu planları çok önceden yapmıştı.

 

Şu anda Radiant kilisesinin peşine taktığı adamları öldürmek çokta önemli değildi. Sonuçta o insanları öldürmek Radiant kilisesine çokta etki etmeyecekti.

 

Eğer onlarla karşılaşırsa onları öldürecekti. Eğer öldürmeyi başaramaz ise boş ver gitsin.

 

Beş Barker kardeş, Jenne ve Zassler ile bir araya gelince Radiant kilisesinin onun için yaptığı planlar konusunda endişelenmesi gerekmeyecekti.

 

“O zaman gidiyorum.” diye güldü Linley.

 

“Hemen mi?” Jenne ve Keanu ürküyorlardı.

 

“Hemen. Bu şekilde Radiant kilisesinin adamları fark etmeyecek.” dedikten sonra karanlık bir bulanıklığa dönüştü ve arka bahçede kayboldu.

 

Aynı zamanda Siyah Bulut panteri Haeru ve Bebe de hızla yola çıktılar.

 

Üç tane siyah bulanıklık kolayca Cerre şehrinin 20 metre duvarlarını kolayca aşarak geçti. Kentin surları Linley’in seviyesinde olmayan sıradan savaşçılara karşı oldukça faydalı olmasına rağmen onlara karşı bir kapı durağından farkı yoktu.

 

Linley panterin üstüne binerken gece rüzgârı onun yüzünü okşuyordu.

 

“Geceleri seyahat etmeyi daha çok sevdiğimi fark ettim.” Yüzüne serin rüzgâr darbesini hisseden Linley, daha da çok canlandığını hissetti.

 

Ayın ışığı dünyadaki her şeyi ince bir bez gibi gösteriyordu.

 

Bu gece hızlı atlara binen insanlar birçok farklı yöne dağıldı. Bunlar iyi haberler vermek için Lyndin’in yanına giden insanlardı. Bununla birlikte Cerre şehrinden 100 km uzaklaşmışlardı bile.

 

Linley akşam vakti Cerre kentine gelmişti. Şehrin yöneticisi haberleri gece 6 da aldı. Gönderme zamanı ise saat 7’ydi.

 

Linley ise gece 8 gibi Cerre şehrini terk etmişti.

 

Gönderilen elçi ise gece 9 gibi Lyndin’in bulunduğu şehre ulaşmayı başardı ve kasabadan yangınlar yükselmeye başladı. Kasım ayının soğuk rüzgârı karşısında evsiz fakirler bir sıcaklık hissetmeye başlamıştılar.

//Tayk0st Notu: Beyler-Bayanlar, kontrol edildi onaylandı. Lyndin’e bir önceki bölümde leydi bu bölümde lord deniyor. Okumadan bilin istedim. //

 

“Lord Lyndin.” Haberci Lyndin’in evine geldi. Lyndin’i kapıda görünce hemen atından fırladı ve “Lord Lyndin. Önemli bir şey oldu. Linley’in Cerre şehrine geldiğini tespit ettik.”

 

Soğuk duran Lyndin’in yüzüne bunu duyduktan sonra hemen sıcak bir ifade geldi.

 

“Linley.” Lyndin hem şaşırmış hem de sevinmişti.

 

Sinirlenme noktasına kadar gelinceye kadar 5 yıl bekledi ve bu fırsat anca şimdi karşısına çıktı.

 

“Syke [Sai’ke], Syke hemen hepiniz çıkın.”  Lyndin’in sesi bir kaç kes yankılandı ve hemen bir kaç melek koşmaya başladı.

 

Bu 6 melek insan vücudu giyiyorlardı. Bu yüzden güçleri 9.seviye bir savaşçının gücü ile sınırlıydı.

 

Ama özleri hala melekti.

 

Emirlere kesinkes itaat ediyorlardı. Egemenin görkemi uğruna, egemenin istediği zaman hayatlarını feda etmekten çekinmezlerdi.

 

Linley’in Valilik şehri Cerre’ye döndüğünün haberi üzerine diğer 5 melek de heyecanlandı. Görevleri Linley’i öldürmekti.

 

“Devam edelim. Hemen oraya gidelim.” Lyndin emir verdi.

 

“Evet.” Diğerleri de hiç tereddüt etmemişti.

 

Lyndin ve diğerleri gelen haberciye dikkat etmeden Cerre kentine doğru koşmaya başladılar. Altısı da bacaklarına güveniyor ve birbiriyle yarışıyordu. Hızları bir atın hızından çok daha fazlaydı.

 

Sonraki sabah...

 

Cerre şehrinde çok sıradan bir malikânede...

 

Lyndin ve diğerleri burada ikamet etmeye başlamışlardı.

 

“Ne? Linley kayıp mı oldu?” Lyndin soğukkanlı bir şekilde önündeki beyaz cübbeli adamı izledi.

 

Beyaz cübbeli adam derhal “Şehirde konuşlandırdığımız casuslar bugün fark etmişler. Linley ve büyülü canavarları ortadan kaybolmuş. Büyük ihtimalle Cerre şehrini terk ettiler.”

 

“Bam!”

 

Lyndin öfkeyle önündeki taş masayı parçaladı ve masa küçük parçalara ayrıldı.

 

Orada bulunan 6 melek burada 5 yıl geçirmiş ve Linley hakkında ufak bir bilgi bulmayı başarmıştılar. Ama sonra bu bilgi göz açıp kapayıncaya kadar tekrar kaybolmuştu.

 

Beyaz cübbeli adam sinirlenmeye başlamıştı ancak önündeki bu 6 kişi çok güçlüydü. Kuzeybatı bölgesi denetimcisi bile bu 6 kişinin emirlerine uymak zorundaydı.

 

Ancak beyaz cübbeli adam bu 6 kişinin birer melek olduğunu bilmiyordu.

 

Sadece Lyndin ve diğerleri insan bedenlerinden çıktığında gerçek melek güçlerini gösterebilirdi.

 

“Linley’in nereye gittiğini araştırın. Ayrıca Kuzeybatı bölgesindeki tüm bağlantılarımızla iletişİme geçin. Linley’i bulmalıyız. Kuzeybatı bölgesinde bir yerlerde olmalı.” Lyndin öfkeli ve ölümcül bir sesle konuştu.

 

“Evet.” Beyaz cübbeli adam hemen onayladı.

 

Linley’i 5 yıldır bulamamıştılar. Ve O’Brien imparatorluğundan ayrılığından korkmaya başlamıştılar. Sonuçta ona dair her hangi bir ipuçları olmadığı için onun nerede olduğunu bulma imkânları da yoktu.

 

Fakat en azından Linley’in kuzeybatı bölgesinde olduğunu biliyorlardı.

 

Lyndin çaresizliğe düşmek üzereyken Basil eyaletinin başkentinden bir haber aldı...

 

“Linley Basil eyaletinin başkentinde görüldü.”

 

Bu haberi alır almaz Lyndin ve arkadaşları heyecanlandı.

 

“Lord, Şimdi dışarı mı gideceğiz.” Beş melek ondan emir bekliyordu.Lyndin takımlarının kaptanıydı. Aslında sayıları az olan melekler arasında Lyndin epey ünlüydü.

 

Sadece dokuzuncu seviye bedende bulanan meleklerin hemen hemen hepsi iki kanatlı meleklerdi. Onların sadece üç tanesi Cherubim, yani 4 kanatlı melekti. Bu üçünün arasında Lyndin tek kadın olandı.

 

“Mckenzie eyalet başkentinde.”

 

Lyndin kaşlarını çattı. ”Mckenzie yaklaşık altmış yıl önce Aziz seviyesine ulaştı. Raporlarımıza göre onun gücü orta seviye aziz olarak belirtilebilir. Eğer müdahale ederse işler karışacaktır.”

 

“Efendim. Eğer bedenlerimizden ayrılırsak onu öldürmek çok da zor olmaz.” Skye konuştu.

 

“Syke, dışarı çıkarken vücudumuzun çökmesine ve onun faydalanmasına neden olabiliriz. Sonuçta biz ikimiz kanatlı melekleriz. Her ne kadar da kısa bir süre için olsa da bu süre Linley’i öldürmek için yeterli olacaktır.”

 

Astları ile konuşan Lyndin bir an tereddüt etti.

 

Aslında melekler dış vücudun çökmesine aldırmazlar ise gerçek güçlerini bir süre kullanabilirlerdi. Ancak 2 veya 3 saldırıdan sonra vücutları küllere dönüşürdü.

 

Eğer bir kişi bedeninden çıkarda geri kalan 5 Melek muharebe formasyonunu kullanırsa muhtemelen orta seviye aziz savaşçıyı bile öldürebilirlerdi.

 

“Acele etmeyin.” Lyndin sakin bir sesle.” Dışarı çıkmak son çaremiz. Sonuçta dönüşmemiş bir haldeki Linley o kadar da etkileyici değil. Bunun yerine onu insan biçiminde yakalayıp öldürmek için fırsat kollayabiliriz.”

 

“Efendim. O zaman niyetiniz…” Beş melek Lyndin’e baktı.

 

“Linley 6 kişiyi tanımıyor.” Lyndin’in yüzünde acımasız bir gülümseme vardı.

 

O gün beyaz cübbeli adamın önderliğinde Cerre şehrinden güzel bir kaç at ile ayrıldılar.

 

“Efendim. Öndeki askeri arabalar Cerre şehrinin valisine ait.” Beyaz cübbeli adam sessizce Lyndin’e ve diğerlerine haber verdi.

 

“Ah, Keane ve Jenne mi?”

 

Keane ve Jenne’nin Linley ile olan ilişkilerini biraz biliyorlardı.

 

“Bu kervana astlarını yerleştirdin mi?” Lyndin sesini düşürerek konuştu.

 

“Evet efendim.” Beyaz cübbeli adam başını salladı. Gülümseyerek Lyndin “İyi” dedi. ”Şimdilik onlara dikkat etmemiz gerekmiyor.”

 

Lyndin ve grubu Keane’nin kervanının etrafından hızlı bir şekilde dolaştı ve onları geçtiler. Keane ve Jenne’nin bu geziyi yapmalarının nedeni her yıl düzenlenen bir akşam yemeği için valilik başkentine gitmeleriydi.

 

Lyndin ve ekibi hemen Basil başkentine doğru gittiler. Linley’e gelince şehrin doğu tarafındaki bir otele yerleşmişti.

 

Hemen otelin arkasında ufak bir mekân vardı ve Linley orada kalıyordu.

 

“Basil eyaletine böylesine muhteşem şekilde geldim. Radiant kilisesi kesinkes beni fark etti. Acaba bu sefer kimi gönderdiler?”

 

Linley en ufak bir endişe bile duymuyordu. Aksine biraz heyecanlı bile sayılırdı.

 

“Şu ana kadar benimle mücadele edebilecek birisi ile karşılaşmadım. Bakalım içlerinde beni Toprağın Derin Gerçeği, 100 Katmanlı Dalgaları kullanmaya zorlayacak birisi olacak mı?”

 

Tayk0st Notu: İyi okumalar…

 




Yorumlar


Giriş Yap

Sosyal

Duyurular


Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 342

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 306

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 244

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 238

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 214

Chaotic Sword God
Chaotic Sword God
Beğeni Sayısı: 168

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 143

Legendary Moonlight Sculptor
Legendary Moonlight Sculptor
Beğeni Sayısı: 133

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 89

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 78

Site İstatistikleri

  • 1701 Üye Sayısı
  • 38 Seri Sayısı
  • 3220 Bölüm Sayısı
  • 1 Premium Seri Sayısı


Epik Novel © 2017 | Tüm hakları saklıdır.

footerlogo

visamaster

creator