Bölüm 1039: Sisli Son Vadisi, Bulut Kelebek Kılıcı

avatar
8909 29

Against The God - Bölüm 1039: Sisli Son Vadisi, Bulut Kelebek Kılıcı


 

Bölüm 1039: Sisli Son Vadisi, Bulut Kelebek Kılıcı

 

“Abla! Dur!”

 

Buz saçağı bir an sonra vücuduna nüfuz edecek ve onu buz tozuna çevirecekti, fakat aniden uzaklardan bir kadın çığlığı duyuldu ve her şeyin donakalmasına neden oldu.

 

Sonrasında Mu Bingyun, bir buz fırtınası ile bir anda belirerek Mu Xuanyin'in bileğini sıkıca kavradı. Bu süreçte buz saçağı onun kaynak enerjisi ile dağıldı.

 

“Abla, ne yapıyorsun? Onu öldürmeye mi çalışıyorsun?”

 

Cevabını bilmesi için sormasına gerek yoktu. Çünkü yüzyıllardan beri Mu Xuanyin'den bugünkü gibi bir öldürme niyeti hissetmemişti. Bu kadar güçlü bir öldürme niyeti onun sadece Yun Che'yi öldürmek istemediği ayrıca onu minik parçalara ayırmak istediği anlamına geliyordu.

 

“O... Ölmeyi... Hakediyor!”

 

Sarfettiği her kelime için elinde bir Donmuş Kalp Ruh Oyması belirdi. /NN: Oyma derken heykeltraşların oyduğu heykeller gibi. Her biri öncekinden çok daha güçlü bir buz enerjisi barındıran dört buz saçağı bir anda elinde belirdi.

 

“Abla!” Bu sefer Mu Bingyun iki elinide kullanarak sıkıca Mu Xuanyin'in bileğini tuttu. “Yun Che'nin ne suç işlediğini bilmiyorum, fakat onun iğrenç ve adi biri olmadığına inanıyorum. Benimle aynı fikirde olmalısın, yoksa ona böyle özel muamele etmezdin, sence de öyle değil mi?”

 

“Ayrıca... Ciddi bir suç işlemiş olsa dahi, o yine de benim hayatımı kurtardı. Yalnızca bu iyilik ona hatasını telafi etmek için ikinci bir şans vermeli!”

 

Ses tonu endişeliydi ve gözleri bile ona af için yalvarıyordu. Yun Che için hisleri, merak, beğeni, ve derin bir minnetarlıktı. Yun Che sadece hayatını kurtarmakla kalmamış ayrıca sayısız efor sarfettiği ve güçlü bağlarının bulunduğu Donmuş Bulut Asgard'ı korumuştu. Üstelik Yun Che'nin Kar Şarkısı ve Alev Tanrı Alemi'nde şu an yaşayan sayısız canın kurtarıcısı olduğunu çok iyi biliyordu.

 

Boynuzlu Ejderha'nın zehrinden ölmüş olsaydı Mu Xuanyin Alem Kralı olduğu sürece kendini kontrol edebilirdi, fakat sorumluluk omuzlarından kalktığı vakit ablasının Alev Tanrı Alemi'nden en korkunç intikamı alacağına şüphesi yoktu. Eğer Alev Tanrı Alemi bunun bir sonucu olarak aklını kaçırırsa iki aleme inecek felaketin boyutunu hayal dahi edemiyordu.

 

“...” Mu Xuanyin hiçbirşey demedi. Gözleri önceden olduğu gibi soğuktu.

 

“Abla!!” Mu Bingyun, Mu Xuanyin'in önüne geçti ve Yun Che'yi onun görüş açısından çıkardı. “O senin doğrudan öğrencin ve öncekiler arasında en sevdiğin öğrenci. Öbür türlü ona böyle özel muammele etmenin yolu yok. Bana bir keresinde gelecekte onun seni geçebilecek tek öğrenci olduğunu şöylemiştin. Ona dokuz bin yıllık yetişimini harcadığın Buda'nın Dokuz Diriliş Kalp Nilüferi'ni bile hediye ettin... Gerçekten umudunu ve dokuz bin yıllık emeğini böyle hiçe sayacak mısın?”

 

Yun Che: “...”

 

Mu Xuanyin hala sessizdi fakat ellerindeki buz saçakları azıcık soluklaştı.

 

“Ustan Buda'nın Dokuz Diriliş Kalp Nilüferi'ni alabilmek için hayatını feda etti. Bu sadece senin ömürlük emeğin değil son ustanın solan umudu... Lütfen... Lütfen bir dürtü yüzünden tüm ömrün boyunca pişmanlık duyacağın bir şey yapma!”

 

“Yeter!”

 

Buz saçakları kademe kademe soldu ve Mu Xuanyin kelimeleri soğukça dile getirmeden önce başka tarafa döndü. “Onu şu an görmek istemiyorum, o yüzden benim adıma onu Sisli Son Vadisi'ne atan sen olacaksın Bingyun!”

 

“Sisli Son Vadisi!?” Mu Bingyun şok olarak haykırdı: “Feixue bile oraya gidecek olsa ölebilir! Onu hemen öldürmekle oraya göndermenin ne farkı var?”

 

“Üç gün. Üç gün boyunca çabalamalı. Eğer Sisli Son Vadisinin içinde üç gün hayatta kalırsa, hayatını bağışlayacağım!”

 

Ardından Mu Xuanyin yıldırım hızında geriye çekildi, Yun Che'nin göğsüne minik bir formasyon damgalayan buz gibi bir ışın ateşledi. Formasyon hemen ardından görünmez oldu.

 

“Bu formasyon yetmiş iki saat sonra aktifleşecek ve onu Sisli Son Vadisinden geri gönderecek. O ölü de gelse, diri de gelse... Hmph, kaderi kendi ellerinde!”

 

Kısa bir duraksamanın ardından Mu Xuanyin'in sesi birdenbire sert ve buz soğuğuna döndü. “Duy beni, Yun Che! Bu şansın benim hayatımda yaptığım en büyük taviz! Üç gün sonra ölü ya da diri ol, biz sana Bingyun'un hayatını kurtardığın için hiçbirşey borçlu olmayacağız! Ne Ebedi Cennet İlahi Alemi'ne gitmen için artık sana yardım edeceğim ne de Beş Yeşim Evren Hapı'nı elde etmene!”

 

Üç gün kulağa çok çok kısa bir süre gibi gelmişti, fakat Mu Bingyun'un yüzündeki şok ufacık bile azalmadı. Çünkü Sisli Son Vadisi Yun Che'nin şu anki seviyesinde mutlak ölüm demekti. Üç günü unut, altı saat bile neredeyse imkansızdı.

 

Mu Bingyun içgüdüsel olarak dudaklarını araladı. Yun Che'yi affetmesini istiyordu fakat onu kaplayan öldürme niyetini hatırlayınca hemencecik kendini durdurdu... Doğruydu, bu Mu Xuanyin'in hayatında yaptığı en büyük taviz olabilirdi. Merhameti için daha da yalvarmak aleyhine olabilirdi.

 

Tanrı aşkına, Yun Che onu bu kadar kızdırmak için ne yaptı!?

 

Mu Bingyun Yun Che'nin önüne yürüdü ve nazikçe ona destek oldu. “Ayağa kalk, Yun Che.”

 

Yun Che doğruldu. “Teşekkür ederim Saray Ustası Bingyun.”

 

Mu Bingyun kafasını salladı. “Eğer hatanın farkındaysan o zaman lütfen pişmanlık duy ve cezanı kabul et... Şimdi seni Sisli Son Vadisi'ne götüreceğim.”

 

Yun Che, Mu Xuanyin'in sırtına bir bakış attı ama nihayetinde bir an tereddüt etmesine rağmen konuşmaya cesaret edemedi. Şu an Mu Bingyun çoktan onu uzaklara götürüyordu.

 

“Bekle bir saniye!” Mu Xuanyin aniden, “Neden seslendin, Bingyun?” dedi.

 

Mu Bingyun arkasını döndü. “Şimdi Alev Tanrısı Alemi'nden işittim, Tanrının Gömülü Cehennem Hapsini çevreleyen antik aura anormal şekilde büyümeye başlamış. Üstelik bugünden beş gün sonra onlar sana Alev Tanrısı Alemi’ne eşlik edecek birini yollayacaklar. Herhangi bir sürpriz olmazsa gelecekler muhtemelen Yan Wancang ve Yan Juehai.”

 

“...” Mu Xuanyin onu cevaplamadı. Yun Cheye yaşamak için bir şans bağışlasa da vücudu hala emsalsiz, soğuk öldürme niyeti ile titriyordu.

 

“Vakit geldiğinde seninle gelmeme izin ver abla.” Mu Bingyun usulca dedi.

 

“Gerek yok!”

 

Mu Xuanyin bu soğuk kelimeleri söyledikten sonra figürü yavaşça bulanıklaştı ve tamamen kayboldu.

 

Ayrılışından sonra uzun süredir yağmayan kar yeniden yağmaya başladı ve donmuş dünya sessizce ve dikkatle çözüldü.

 

“Haah.” Mu Bingyun iç çekti ve sıkıca Yun Che'yi tuttu. “Gidelim.”

 

Sisli Son vadisi Mu Xuanyin'in sadece bir kaç ay önce onu şahsen götürdüğü yerdi Burada şeytani bariyerler kadar kalın bir sis vardı. Ciddi suçlar işleyen Buz Ankası öğrencileri bu keskin soğuk ve vahşi canavarlarla bir başına bırakılıyordu.

 

Mu Xuanyin onun bir gün buraya gireceğini ve tecrübe kazanmak için eğitim göreceğini söylemişti. Fakat o asla ciddi suç işleyen ve buraya terk edilen öğrencilerden biri olacağını düşünmemişti.

 

“Yun Che, ustanı bu kadar kızdıracak ne halt yedin? Mu Bingyun mekana geldikten sonra nihayet içinde tuttuğu soruyu sormaya cesaret etti. Daha önce Mu Xuanyin'e neler olduğunu soramamıştı çünkü tepkisinden bu soruyu sormanın onu sadece daha da kızdıracağı belli oluyordu.

 

“...” Yun Che eğik boynuyla usulca konuştu: “Bilerek yapmadım.”

 

On tane yürek yese dahi yine de Mu Bingyun'a gerçeği söylemeye cesaret edemezdi. Yoksa Mu Bingyun'un kendisi de onu böyle şiddetle savunmuş olduğunu unutabilir ve bir avuç içi darbesiyle öldürüverirdi.

 

Bu tamamen bir kaza olsa bile tüm gerçekliğiyle yine de bir suçtu. Saygısızlıkta bulunduktan sonra bu şekilde hayatta kalması kendi başına bir mucizeydi.

 

/NN: Saygısızlık diye çevirdiğim kelime sacrilege. Ayrıca Kutsal Şeylere saygısızlıkta bulunma, küfretme ve onları çalma anlamına da geliyor.

 

“Bunu bilerek yapmanın bir yolu olmadığını biliyorum.” Mu Bingyun meseleyi üstelemedi ve onu hem cevaplamaya isteksiz hem de korkmuş görünce gözlerini başka yöne çevirdi.

 

‘O kazara ablam için önemli birşeye zarar mı verdi? Bu doğru olamaz. Eğer ablam ona hayatı gibi baktığı Buda'nın Dokuz Diriliş Kalp Nilüferi'ni verebiliyorsa onu böyle bir sebeple öldürmesinin yolu yok.’

 

Mu Bingyun asla Yun Che'nin ne gibi ağır bir suç işlediğini bulamayacaktı, çünkü Yun Che ona gerçeği söylese dahi inanmazdı... Her şeyin ardından Yun Che yüzlerce kat daha güçlü olsa bile onun kıyafetinin yenini yakalaması mümkün olmazdı, hele ki...

 

“Yun Che, bunu bilmiyor olabilirsin fakat ustan sana daima özel davrandı. Alem kralı olduğu süre boyunca birkaç öğrenci aldı fakat şimdiye dek böyle özel davrandığı kimse olmadı. Senin gelişimini derinden önemsemekle kalmadı, güvenliğine de bir o kadar önem verdi. Bir kaç ay önce sen Buz Rüzgarı İmparatorluğundayken... Sen Mu Hanyi'nin entrikalarına düşeceksin diye endişelenmeden duramadı.”

 

“... Biliyorum. Onu hayal kırıklığına uğratan benim.” Yun Che pişman bir çocuk gibi başını eğdi.

 

“Senden büyük umutları var. Bir keresinde bana seni yetiştirmek için elinden geleni yapacağını söyledi. Senin ustanın ustası Buda'nın Dokuz Diriliş Kalp Nilüferi'ni elde etmek için hayatını kaybetti. Ustan ise kendi Buz Ankası kaynak enerjisi ve göl suyu ile toplam dokuz bin yıl boyunca onu besledi... Fakat sonunda hepsini sana verdi. Bunu duyduğumda ne kadar şaşırdığımı tahmin edemezsin.”

 

“...” Yun Che başını daha da eğdi.

 

“Ustan bu dünyada sahip olduğum tek aile ve onu en iyi anlayan tek kişi benim. Normalde en ufak bir öldürme niyeti yaydığında cesetler yeri kaplar. Ancak beni dahi korkutan bir seviyede öldürme niyeti salmasına rağmen en sonunda seni bağışlamayı seçti. Bu sonuç gerçekten senin umabileceğin en iyi senaryo.”

 

“Teşekkür ederim Saray Ustası Bingyun.” Yun Che hafifçe yukarı baktı ve minnetle konuştu: “Eğer benim için yalvarmamış olsaydın, ben...”

 

Mu Bingyun hafifçe kafasını salladı. “Bana teşekkür etmene gerek yok. Herşeyin ardından eğer orada beni kurtarmak için olmasaydın uzun süre önce ölmüş olurdum. Böyle olsaydı, senin adına yalvarmak için burada olmazdım.”

 

Altlarındaki vadiye baktı. “Vadiye adım attıktan sonra sana yardımcı olamam. Ustan bunu farkeder ve sadece öfkesi daha da büyür. Bu nedenle sadece kendine güvenebilirsin. Ustandan varlığını gizleyebilecek bir kaynak sanatına sahip olduğunu duydum ve o kadar iyiymiş ki ustanı bile etkilemiş. Bunun sıra dışı olması gerektiğine inanıyorum ve bu Sisli Son Vadisi'nde üç gün hayatta kalman için en büyük şansın olacak.

 

İyi hatırla. Sisli Son Vadisi'ndeyken mutlaka tüm düşmanlardan uzak durmalı veya saklanmalısın. Bu var olan en zayıf yaşam formu Kış Ayazı Ulu Kurdu olsa bile. Çünkü Sisli Son Vadisi'nde pek çok kaynak canavarı var ve her biri inanılmaz derecede vahşi. Herhangi bir gariplik muhtemelen karşı gelemeyeceğin bir grup kaynak canavarını çekebilir.”

 

“Ayrıca başka bir şansın olmadıkça asla havada süzülme. Radarlarında açık bir nokta olacaksın ve bu uçan kaynak canavarları özellikle son derece keskin hislere sahipler. Bulunduğun zaman hiçbir yere saklanamazsın.”

 

“Vadide karşılaştığın Buz Ankası öğrencileri ne kadar nazik olursa olsun gardını bir saniye bile indirmemelisin... Hatta onlardan tamamen uzak durabilirsen en iyisi olur.”

 

Yun Che tekrar tekrar kafasını salladı ve Mu Bingyun'un tavsiyesini derince zihnine kazıdı.

 

“Bunu yanında götür.”

 

Küçük ve narin bir kılıç Mu Bingyun'un avucunda belirdi. Kabzası iki inç, kılıç ise sadece dört inç uzunluğundaydı. Bir kelebeğin kanatları gibi şekil verilmişti ve tamamen buzlu beyaz bir renkteydi. Küçük bir ışık dalgası silahı çevreliyordu.

 

“Bu kılıca ‘Bulut Kelebeği’ denir.” Ustan bu kılıcın eşini tutuyor, ‘Ses Kelebeği'. Bu silah ailemizde nesillerdir aktarıldı ve Kar Şarkısı Diyarı'nda oldukça ünlüdür. Senin ağır kılıcın kudretli, fakat çok ses yapıyor. Ancak bu kılıç hiç bir ses çıkarmadan düşmanlarını öldürmeni sağlar. Ne kadar güçlü olduğuna gelirsek, kullandığın zaman öğreneceksin... Umarım asla gerek olmaz.”

 

Yun Che kılıcı kabul etti. Dokunduğu anda vücudundan tüm ruhuna işleyen buzlu keskinliği hissedebiliyordu. Avucunun içinde olsada bir kar kadar hafif hissettirmişti.

 

Silahın bir miras olması ve Mu Xuanyin'in öbür eşini tuttuğu gerçeği kılıcın gerçekten ne kadar olağanüstü olduğunu gösteriyordu.

 

“Teşekkür Ederim Saray Ustası Bingyun.” Bulut Kelebeği'ni dikkatle kaldırdıktan sonra Yun Che yeniden minnetle teşekkür etti.

 

“Ustan şu an kızgın. Belki de, kızgınlığı biraz yatıştıktan sonra fikrini değiştirir ve vaktinden önce seni dışarı çıkarır... Dikkatli ol.”

 

Mu Bingyun usulca iç çekti ve nazikçe Yun Che'yi vadiye itti. Yun Che'nin figürü bir göz kırpışıyla kalın sisin içinde kayboldu.

 

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 34452 Üye Sayısı
  • 356 Seri Sayısı
  • 43765 Bölüm Sayısı


creator
manga tr