Lms 14.3 : Gizli Görevli Heykel

avatar
2946 33

Legendary Moonlight Sculptor - Lms 14.3 : Gizli Görevli Heykel


Çevirmen : Clumsy-nim



Weed idari makamdan ayrılarak Kurueso’ya adamakıllı bakınmaya başladı.

 

Cüce Demirci ve diğer zanaatkarlar dur durak bilmeksizin yeni şeyler yaratıyordu. Fabio’nun, Bambi’nin ve Exper’in Dükkanı gibi isimlerde Demirci dükkanları vardı.

 

Muhtemelen yukarıda sıralanan isimler, yarattıkları seçkin öğeleri satarak iyi para kazanmış Demircilerdi. Krallığa gerekli katkı sunulduğu takdirde Şövalye unvanı almak ve bir ev veya villa sahibi olmak mümkündü.

 

'Kurueso’da insanlar Demircilik yeteneklerine göre değerlendiriliyor.'

 

Dikiş ve diğer işçilik yeteneklerinin aksine Cüceler, doğaları gereği yüksek kalite materyalleri toplamayı ve en iyi Demircilik uzmanlıklarını sergileyerek yeni bir şeyler üretmeyi severlerdi.

 

“Bendeniz Cüce Heins. Teslim tarihi geldi gelecek ama benimle birlikte 100 pencere camı yapma mücadelesine razı olan çıkar mı? Demircinin atölyesinden alınma bir görev.”

 

Kurueso’da bile zorunluluktan ötürü çalışma arkadaşları ediniliyordu.

 

“Amma abartılı talepmiş. Bizim 20 parça zırh yapmamız lazım ama koşulları karşılamak biraz zor. En az Başlangıç Düzeyi 8. Seviyede demircilik yeteneğine sahip döküm uzmanları arıyoruz. Kendi materyallerinizi kendiniz temin etmek zorundasınız ve maliyet yaklaşık 300 altın kadar. Bu iş yalnızca yeteneğini geliştirmekle ilgilenen cüceler için uygun!”

 

“8 tünelde canavarlar belirdi, madencilik yapmayı zorlaştırıyorlar. O tünellere dönüp huzuru sağlamamız gerekiyor. Kişi başı 20 altın ödeme yapılacak.”

 

“Yapılan her bir koruyucu zırh kaliteli olmak zorunda. Talep Zırh dükkanı sahibine ait ama benim defansı 30un üzerinde kalkanlar yapıp teslim etmem gerekiyor. Birlikte yapmaya ne dersin, Cüce?”

 

Her kale veya köyde çalışma arkadaşları bulmak veya görevler için mal alıp satmak adına ayarlanmış bir alan bulunurdu. O alanda mallar üretilir ve dolayısıyla gerekli materyalleri almak için pek çok talep olurdu.

 

Bir görev söz konusu olunca tek başına tamamlamaya çalışmaktansa çalışma arkadaşları bulmak daha iyiydi.

 

Ve sürekli verilen çeşitli görevler sayesinde düşük yetenek seviyeli Cücelerin yeteneklerini geliştirmek için çokça fırsatı oluyordu.

 

***

 

Kurueso!

 

Antik Cüce Krallığının adını alan, tüm Cüce Zanaatkarların gözünde şanlı bir şehir!

 

Cüce evlerinin girişleri ufak ve dardı fakat tavanlar bir insanın girebileceği kadar yüksekti.

 

Çeşitli dükkanlarda düzinelerce farklı tipte silah ve zırh sergileniyordu.

 

Pek çok şeyle birlikte bir demirci dükkanının yanında, Cücelerin alkol içtiği bir taverna da yer alıyordu.

 

“Bana kalırsa bu sefer yaptığım silah iyi oldu. Orkların kafalarını hedeflemeye çok uygun.”

 

“Bir demirciysen mutlaka Kurueso’da yaşaman gerekir.”

 

“Tüm Versailles Kıtasında en iyi teknoloji bizde, gurur duymamız lazım.”

 

Tavernanın dışında Cüce kullanıcıların gürültülü sohbetleri işitilebiliyordu.

 

Weed gibi terk edilmiş madenin arka yollarına giriş yapan pek çok insan ve Elf vardı.

 

“Heueeeng! Her şey niye bu kadar pahalı!”

 

Güzel Elf kullanıcının suratı asılmıştı. Kendisine mükemmel uyum sağlayacak bir yay bulmuştu. Ama Cüce satıcının verdiği cevap fazla dürüsttü.

 

"Elflere yüksek fiyatla satış yapmaktan başka şansımız yok. Almak istemiyorsan uza!"

 

“Hueng, ama gerçekten istiyorum...”

 

"İstiyorsan parasını verirsin!"

 

"Ne yapacağız? Yeterli paran yok mu, Lumiya?"

 

“Hayır, 1500 altın eksiğim var. Keşke birazcık indirim yapabilseydiler. Bize asla indirim yapmıyorlar.”

 

Huysuz Cüceler!

 

Yoldaş Elflerin ve insanların aksine Cüceler bu konuda ne Elflere ne de diğer ırklara makul yaklaşıyordu.

 

Dükkanın içerisinde beş güzel Elf olmasına rağmen fiyatı 1 altın bile düşürmüyordu. Bu sırada Weed, Elflerin ve Cücelerin pazarlık yaptığı tarafa doğru sessizce yaklaştı.

 

Ama içinde Elf kadınlara yardım etmeye dair en ufak bir arzu bile yoktu. Sadece Kurueso’da nasıl yaylar satıldığını merak etmişti.

 

Ayrıca bu dükkan Kurueso’nun merkezinde yer aldığı için çok ilgi çekiyor ve satılan öğelerin yüksek performansıyla tanınıyordu.

 

Weed, Elf kadının istediği yayı işaret etti.

 

“Şuna bir bakmak isterim.”

 

"O yaya ilk önce ben göz koydum."

 

Elf kadın bir iç çekişle birlikte böyle söyledi. Ancak Weed’in ifadesi hiç değişmedi.

 

“Öyle mi?”

 

“Evet ama yeterince param yok...”

 

“Yani ben de bakabilirim?”

 

“Ama...”

 

Elf kadın başıyla onay verirken yoldaşlarının keskin bakışlarını üzerinde topladı.

 

Weed’in gözleri avını yakalamışçasına ışıldıyordu!

 

Dükkan sahibi Cüce, hazır bir şekilde yayı Weed’e uzattı.

 

“Yoldaş bir Cüce bu yayı kullanırsa dükkanımız fazlasıyla müteşekkir olur.”

 

Weed kendisine uzatılan yayı aldı ve dikkatlice inceledi.

 

“Tanımla!”

 

 

Cüce Unoban’ın Savaş Haracı
Dayanıklılık: 40/40.
Hasar: 65.  
Menzil: 14.
Yay Zanaatkarı Unoban’ın elinden çıkmış avlanmaya mahsus bir yay. Hızlı hedef alır ve isabetlidir. Hız kazanmak için uygun hale getirilmiş kirişiyle güçlü bir silah.
Kısıtlamalar: Seviye 280. El becerisi 730. Bu öğeyi Okçular veya Orta Düzey Savaşçılar kullanabilir. Seçenekler: 20% hız artışı, gelişmiş nüfuz etme hasarı, seri ateş isabetliliği artışı. Çelik, Alevli ve Zehirli oklar kullanılabilir.

 

 

‘Fena değilmiş.’

 

Orta Düzey tanımlama yeteneğiyle bunları öğrenebilmişti.

 

Ayrıca Orta Düzey Demircilik Yeteneği sayesinde öğe hakkında daha detaylı bilgiler de edinebilmişti.

 

 

- Silah Üretimi. Silahın özellikleri yalnızca Demircilik seviyesini Orta Düzeye yükseltenlerin çalışmalarında görülebilir. Art arda 45 veya üzeri çelik ok atıldığında kiriş esner ve menzil ile isabet oranı %20 azalır. Okların verdiği hasar ortalama %23 azalır. Bu silah Zanaatkar Unoban’ın kötü üretimlerinden biri olduğu için merkezi düzgün kalibre edilmemiş ve 100m menzilden atış yaparken sapma gerçekleşebilir. Fakat inançla yapılan bir ürün olarak okun düzgün bir rotada ilerlemesini sağlayacak bir ışık yayabilir. Daha yetkin bir Demirci yayı güçlendirirse okların maksimum menzil ve hasarı bir miktar artabilir.

 

 

Weed, yayı bir müddet evirip çevirdikten sonra teslim etti.

 

“Bu silah ne kadar?”

Cüce yanıtladı.

“15,500 altın.”


“Hmmm”

 

"Alacak mısın, almayacak mısın?"

 

Weed bir adım geri çekildi.

 

“Hayır, almayacağım.”

 

O, *Yüce Elf Yayına sahip kişiydi. Bu tarz nesnelere bakma sebebi onları alıp kullanmak istemesi değil, kendi ekipmanına değer biçmek istemesiydi. Cücelerin ekipmanlarını araştırmasının ardındaki tek sebep buydu! (Önceden Yüksek Elf Yayı olarak kullanılıyordu.)

 

Kesinlikle tek bir silah bile alma arzusu yoktu.

 

Cüce dilini şaklattı.

 

"Bu çok kötü oldu. Gerçi düşününce biz Cücelerin herhangi bir savaşı kazanmak için yaya ihtiyacı yok.”

 

Elf kadının beğendiği bir silahtı ve Weed almayacağını söyleyince kendisi için yeni bir fırsat doğduğunu hissetmişti.


Ancak Weed, o insanlara dönerek konuştu.

 

“O yayı almayın.”

 

“Ne?”

 

Elf kadınların gözleri ışıl ışıldı.

 

Elfler doğası gereği güzel olsalar da daha hoş görünümlü kişiler de vardı.

 

İri yuvarlak gözlere, berrak tenlere ve ince bedenlere sahiplerdi. Sivri kulakları ve yeşil saçlarıyla erkeklerin onları çok güzel bulması doğaldı.

 

“Değersiz bir şey.”

 

“Ne? Sen ne...”

 

“Küçük Cüce dostum! Ne demek istiyorsun!”

 

Dükkan sahibinin çıkışması doğaldı. Ancak Weed onun bağrışını duymazdan gelerek konuşmaya devam etti.

 

"Kalitesine özen gösterilerek yapılmış bir silah değil. Elflerden ziyade cüce olmayanların kullanımına uygun. Silahın dengesi kötü ve ortalama hasarıyla dayanıklılığı da vasatın altında."

 

Silah Elflerin kullanacağı kadar iyi değildi. Dükkan sahibi cücenin suratı kıpkırmızı kesilmişti ve tek kelime edemiyordu.

 

“Ha?”

 

"Cüceler çok gururlu olur. Sen neden öfkelenmedin?"

 

Weed konuşmaya devam ediyordu.

 

“Ateş oranı yüksek ki bu da maliyeti arttırır ama bu silah merkezden düzgün kalibre edilmemiş ve tamamen kazık yiyorsunuz. İsterseniz bir atış hedefi belirleyin de yayı kendiniz test edin.”

 

Tüm bunları söylemeyi bitiren Weed hızlıca dükkandan çıktı, çünkü söylenecek başka bir şey kalmamıştı.

 

Elfe tavsiye verme sebebi yalnızca kız kardeşinin yaşlarında görünüyor olmasıydı.

 

Cüce, utancından kıpkırmızı kesilmişti.

 

Cüceler kendilerini mükemmel zanaatkarlar yapan temel el becerisi yetenekleriyle başlangıç yapardı.

 

Ve o Cüce, Weed’in tamamen haklı olduğunu bildiğinden karşılık verememişti.

 

“Elf, bunu alacak mısın, almayacak mısın?”

 

Elf silahı temkinli bir şekilde indirip gergince sordu.

 

“Bu yayın fiyatı nedir?”

 

“12,500 altın.”

 

“Ama dengeli olmadığını duydum...”

 

“Öyleyse alma.”

 

Küstah Cüce bu karşılığı vererek kollarını kavuşturdu.

 

Weed’in kendisine yardım ettiğini anlayan Elf kadın ise onu kaybetmeden arkadaş olarak kaydedebilmek için aceleyle peşinden koşturdu.

 

“Arkadaş olarak kaydet!”

 

- Arkadaşlık talebiniz reddedildi.

 

"?"

 

Dişi bir Elf olarak arkadaşlık talebini reddeden ilk kişi Weed olmuştu.

 

Elfler savaş alanında da görevlerde de daima en popüler ırk olurdu.

 

Hızlı ayak hareketleri sayesinde okçular genellikle şaşırtıcı bir hızda tepki verirdi. Ve Elf kadınların hoş yüzleri ve ince bedenleri gereği erkekler daima onlara ilgi gösterirdi.

 

Gerçekte görünümleri sıradandı ve kitaplarına dalmış örnek öğrencileri andırıyorlardı ama Kraliyet Yolunda popülerlerdi.

 

Dişi Elf gururunu bir kenara atarak yeniden şansını denedi.

 

“Arkadaşlık Talebi!”

 

- Arkadaşlık talebiniz reddedildi.

 

“Arkadaşlık Talebi!”

 

- Siz ve Weed-nim arkadaş olarak kaydoldunuz.

 

Üç arkadaşlık talebi teşebbüsünde bulunmuştu ve sonucunda karşısına çıkan isim Weed miydi?

 

‘Onun ismi Weed miymiş?’

 

Tam da o saniyede Elf Edel bir fısıltı gönderdi ve tam da beklenileceği üzere duyduğu ilk kelimeler duygusuzca oldu.

 

- Cücelerin becerileri ve niteliği...

 

Edel’in işittiği fısıltılar tamı tamına bu şekildeydi.

 

“Biz Elfler Cücelerin becerilerinden ve niteliğinden şüphe duyuyor değiliz ama bu yay yalnızca biz gösterişsiz Elflerin kullanımı için fazla pahalı. Cüce Üstatların bu tarz yayları rahatlıkla yapabileceğini biliyorum.”

 

“12,000 altın.”

 

Bir Elf, pazarlık yapılması imkansız biri olan küstah dükkan sahibi Cüceyle pazarlık yapmaya çalışıyordu. Bahsetmeye değer bir konuydu.

 

- Ortalama hasar...

 

Edel dikkatlice Cücenin tepkisini dinleyerek dedi ki:

 

“Ortalama hasarının istikrarlı olmadığı söyleniyor. Bir yayın hasarı düzenli olmazsa büyük sorun doğar. O çirkin Orkları yakınıma gelmeden avlamak zorundayım.”

 

Orkların, Elflerin ve Cücelerin ortak düşmanı olduğu herkesçe bilinirdi.

 

Cücelerin Orkların varlığından nefret ettiği bile söylenebilirdi.

 

“11,000 altın. Bundan aşağı inemem.”

 

“Dayanıklılığın kötü olduğunu duymuştum...”

 

“10,500 altın.”

 

Fiyat bu düzeyde seyrederse Edel elindeki parayla yayı satın alabilirdi.

 

“Vauuv!”

 

"Edel’in pazarlık yeteneği olduğunu bilmiyordum."

 

Edel'in yoldaş Elfleri ona tezahürat yapıyordu fakat Edel meseleyi üstelemekte kararlıydı.

 

Edel hala yayı satın almamıştı. Çünkü fiyat konusunda emin değildi.

 

Fiyatı teyit etmek için bir kez daha sordu.

 

“Peki... Uzaktaki bir hedefe ateş etsem ve sonuçlara baksam olur mu? Eğer bir Cüce Üstadın silahıysa hiçbir sorun olmamalı ama karar vermeden önce yayın ne kadar iyi olduğunu görmek isterim. Ancak ok hedeften birazcık bile saparsa indirim yaparsın, değil mi?”

 

Bu noktada Cücenin surat ifadesi ilk defa değişti ve beti benzi attı.

 

"Bana 9,000 ver. Yayın küçük kusurları olsa da 9,000 altına aldıktan sonra kötü diyemezsin."

 

İşte böylece Edel, alım fiyatını 9,000 altına ulaştırdı.

 

İstikrarsız saldırı hasarı yüzünden o yayı kullanmanın hafif bir dezavantajı vardı!

 

Ama okçuluktaki yeteneği yayın eksiklerini telafi etmeye yeter de artardı bile.

 

Bu seviyede ve bu fiyata seri ateş kabiliyeti gibi güçlü temel hasarlar sağlayabilen bir yay alabilmek harikaydı. İnsanlar Elfleri barışçıl bulsa da içe dönük Cücelerle pazarlık yapabilmeleri de bir harikaydı.

 

Edel Weed’e teşekkür dolu bir fısıltı göndermeyi denedi.

 

- Çok teşekkür ederim. Sayende yayı alabildim…

 

***- Alıcı sizi engelledi.***

 

***

 

Kurueso Krallığında verilen görevlerin çoğu Cüce ırkı veya Demircilere mahsustu.

 

Oymacılıksa kuraklıkta filizlenen fasulye gibi nadir bulunur bir meslekti ve hiç kimse bu meslekte uzman olduğunu söyleyemezdi.

 

“Heolheol, bira param gittiği için bira alamıyorum. Gerçekten talihsiz bir durum olsa da bir Cücenin onuru gereği dilenemem. Neyse ki bar sahibi heykellerden hoşlandığını söyledi; ona bir heykel yapamaz mısın? Karşılığında sana kullandığım kazmayı veririm. Her yerde satamazsın ama pek çok şekilde kullanabilirsin.”

 

***Ttiring!***

 

 

- Bir Cüce Madencinin kazma heykeli yapma talebi. Tamamlandığında bir kazma elde edebilirsin.
Görev zorluğu: F
Ödül: Kazma
Görev Kısıtlamaları: Yalnızca Oymacılar.


 

“Heykeli yapmaya hemen şimdi başlıyorum.”

 

***- Görevi kabul ettiniz.***

 

 

 

“Bir Oymacı olduğunu mu söylüyorsun? Bir Oymacı… Ben gençken olağanüstü birkaç heykel görme fırsatı bulmuştum. Ne, sende öyle bir tip yok mu diyorsun?”

 

“Yok canım. Cüceler efsanevi sanatçılar ve hassas zanaatkarlardır.”

 

“Aynen öyle. Kibirli İnsanlar Cücelerin sanatla hiç ilgilenmediğini söylüyor; Ork piçlerinin aksine biz zeki Cüceler güzel ve dayanıklı şeyleri severiz. Kurueso şehrimizde bile geri çekilmek nedir bilmeyen bir sürü Cüce savaşçı var. Mesela ben o anıları evimde saklamak isterim. Bana gururlu bir Cüce savaşçının heykelini yap.”

 

****Ttiring!****


 

- Cüce Savaşçıların Yiğitliği. Cüceler kendilerinin yaptığı zırhları olup olmadığıyla, Nefes saldırılarını bile engelleyebilmeleri, her şeyi kesip geçebilmeleri, hatta Aksi Ejderha Kaybern’i bile yakalayabilecekleriyle övünürler. Demircilik yeteneklerinin gelişme sebebi bu olabilir ancak bunların doğru olma olasılığı yok! Resimlerde -rakip bir ejderha olmadıkça- Cüceler korkmak ve geri çekilmek nedir bilmezler. Sen de cesur bir Cüce savaşçının heykelini yapmalısın.
Zorluk: E
Ödül: Cücenin yalnızca sıkıntısını dindirmek için özenmeden yaptığı bir silah seti.
Görev Kısıtlamaları: Oymacı olmak zorunlu. Bronz bir heykel yapılmalı.


 

“Hemen başlıyorum.”

 

***-Görevi kabul ettiniz.***

 

Daha F Sınıfı zorluktaki görevi kabul edemeden bu görevi almıştı.

 

Bu tarz görevler almakta iyi olduğu söylenebilirdi!

 

Gittiği her yerde daima bir Oymacı görevi bulacağına inanıyordu.

 

Bu şekilde Oymacılıkla ilişkili rastgele görevler alıyordu.

 

‘Kurueso küçük bir yer.’

 

Burada yaşayan Cücelerin sayısı bini aşmıyordu.

 

Pek çok boş bina vardı ve boyutuna göre sessiz bir şehirdi.

 

Elf ve İnsan maceracılar da olmasa gerçekten ıssız bir yer olurdu.

 

‘Heykel yapma görevlerini almaya devam edersem en sonunda bilinmedik bir şeylerin heykelini yapma görevi alırım sanırım.’

 

Hiç olmazsa bir ipucu bulabileceğini düşünüyordu.

 

Ancak düzinelerce görev tamamlamasına rağmen özel bir görev gelmiyordu. Demir Elden bahsedişinden sonra görev zorlukları ortalamaya yükselse de asla D sınıfını aşmıyorlardı.

 

Zincirleme görevleri bulmak zordu ve en iyi ihtimalle heykele ihtiyaç duyan bir başka Cüceyle tanıştırılıyordu.

 

O anda aklında korkutucu bir düşünce dolaşıyordu!

 

‘Oymacı görevlerinin sınırı bu olamaz, değil mi?’

 

Savaşla ilişkili bir mesleği olsaydı öylece gidip maceraya atılabilirdi.

 

Bir maceraya atılmak için konuşmasına gerek olmazdı. Bir harabede kazı yapabilir veya yerel hayvanlarla bitkileri inceleyebilirdi. Bir canavar yakalayabilirdi.

 

İlginç görevler sonu gelmeksizin birbirine bağlanırdı.

 

Rahipler bile Kilisenin düzenlediği özel ayinleri tecrübe edebiliyordu.

 

Ancak Weed, böyle görevlerin daha en başta oymacılar için var olmadığını düşünmeye başlamıştı.

 

‘Bu doğru. Rosenheim Krallığında Kral için mezar yapma görevi bile öyleydi.’

 

B Sınıfı zorlukta bir oymacılık göreviydi!

 

Zorluğu diğer görevlere kıyasla daha yüksek ve ödülleri daha iyiydi, ayrıca Versailles Kıtası boyunca etkili olma ihtimali vardı.

 

Ama Kralın mezarını yapan, inşa etmek için gerekli olan şey fiziksel insan işgücüydü.

 

‘Basit işçiler tarafından rahatlıkla yapılabilecek bir görevdi. Ayrıca Tanrıça Freya’nın heykelini yaparken de ortada hiçbir özel zorluk yoktu.’

 

Weed emek verme konusunda uzmandı ve ne zaman yeni bir iş çıksa iyimserlikle kabul ediyordu.

 

Aslında diğer zorlukta oymacılık görevlerinden korktuğu bir gerçekti.

 

Mesela mücevherleri yüzyıllar boyu dünyada kalacak on binlerce altın değerinde bir kolyeye dönüştürme görevi olsa ne kadar can sıkıcı olurdu?

 

Weed basit emek gerektiren işleri mutlu mesut kabul ediyor ve bu şekilde hatırı sayılır ölçüde heykel yapıyordu.

 

Fakat bunu yaparken asla heykelleri üzerine içtenlikle düşünmüyor gibi görünüyordu.

 

‘Aldığım Oymacılıkla ilişkili görevler bu acınası seviyede sıkışıp kalmış olabilir.’

 

Bilhassa iri heykelleri yapsa da heykel görevlerinin sınırı bu olabilirdi.

 

Bir parti aramak, savaşmak veya maceraya çıkmak gibi şeyler Oymacı imajına uymuyordu!

 

Bir deliğe saklanıp sonsuza dek heykel yapsa yeriydi.

 

Terziler ve Demircilerin de benzer durumda olduğu söylenebilirdi ama durum ne olursa olsun Weed, bir Oymacı olarak hiçbir maceraya atılamayacağından şüphelenmeye başlıyordu.

 

‘Hayır. Lanet olsun. Gerçeklik bu işte. Maceraya atılan Oymacı falan olamaz, haksız mıyım?’

 

Weed çaresizliğe kapılmıştı.

 

***

 

Toprağın Yırtıcıları Loncası ve Daymond her geçen gün daha çok ilgi çekiyordu.

 

İnsanların bu meseleyle ilgilenme sebebi bu sıralarda Havelin Boğazına *Griffin Kralını avlamaya gitmiş olmalarıydı. (aslan vücutlu, kartal kanatlı ve kafalı mitolojik yaratık.)

 

Griffin Kralını öldürmek imkansız görülüyordu!

 

Kuzey Arazilerinde Sarı Griffinleri yakalamak için sayısız macera gerçekleşmişti.

 

Griffinler gökyüzünde uçabiliyordu, çeviklikleri yüksekti ve akıllıydılar, dolayısıyla onları avlamak intihar gibi görülürdü.

 

Havelin Boğazı pek çok maceracıyı ölümüne çeken bir yerdi.

 

Daymond ve Toprağın Yırtıcıları Loncasıysa korkusuzca Havelin Boğazına girmişti.

 

Zeki Griffinler bu davetsiz misafirleri havadan üzerlerine kayalar yuvarlayarak ve dallar fırlatarak karşılıyordu.

 

Ancak önden herhangi bir saldırı gerçekleştirmiyorlardı.

 

‘İlerlemek istiyorsanız gelin hadi. Siz piçlerin bu işten canlı kurtulmasına imkan yok.’

 

Bu onları dehşete düşürüyor ve her gece düzenlenen gece baskınlarında etraflarını dikkatlice izlemeleri gerekiyordu.

 

Boğazın yaklaşık üçte birini geride bırakmışlardı ve tam da geri dönülemeyecek kadar uzak olan bu noktada Griffinlerin saldırıları ciddiyetini gösterdi.

 

Toprağın Yırtıcıları Loncası peş peşe ölümler yaşadı. Başarısız teşebbüslerinin haberi tartışmalara yol açtı.

 

Diğer loncalar pervasızlıkları için onlara gülüyordu.

 

“Kafayı sıyırmadıkça Havelin Boğazını geçmeye çalışmazsın.”

 

Toprağın Yırtıcılarından daha büyük askeri güce sahip loncalar da vardı. Yine de hiçbiri Havelin Boğazı gibi tehlikeli bir alanı geçmeye çalışmaya cesaret etmezdi.

 

Bilhassa da mağlubiyet garantiyken.

 

Loncalarının prestiji yüksek olsa da Versailles Kıtasındaki tüm oyuncuların ilgi odağı olurlardı. Ve başarısız oldukları takdirde saygınlıkları büyük oranda düşerdi.

 

Ayrıca başarılı olsalar bile ana oyuncularının çoğu öleceği için kayıpları büyük olurdu.

 

Loncalar arada bir askeri güçlerine egzersiz yaptırsa da bu konuda çok temkinli olurlardı. Dolayısıyla Toprağın Yırtıcıları korkusuzca Havelin Boğazını geçmeye çalıştığı için alay konusu olmuştu.

 

“Loncayı böyle pervasızca yönettiklerine göre başarısız olup Kuzeyde yitip gider bunlar.”

 

Yine de Daymond ve Toprağın Yırtıcıları Loncası kayıplarına rağmen güçlü kalmaya devam ediyordu.

 

Fakat Griffinler yüzünden tedirginlerdi.

 

Griffinler havadan saldıran canavarlar oldukları için onlara yalnızca oklar ve büyü zarar veriyordu.

 

Her şeye karşın, sığınabilecekleri bir yer vardı.

 

Griffinlerin yuvası Havelin Boğazının merkezindeydi!

 

O yuvada kanatları olmayan veya uçmayı bilmeyen bebek Griffinler vardı.

 

O yuvaya varıp korkunç ve kanlı bir savaş başlattıktan sonraysa Daymond önderliğindeki Toprağın Yırtıcıları Loncası inanılmaz bir galibiyet elde etti.

 

Griffin Kralını öldürmek için 35 küçük Griffin yakalamaları gerekiyordu. Hava savaşında tek bir Griffini bile başarıyla yakalayıp evcilleştirmek muazzam bir işti.

 

Şeref Listesinde savaşın gerçek zamanlı bir filmi yayınlandı. Savaşta çok sayıda üye hayatını kaybetse de lonca Griffin Kralı öldürene dek savaşmalarıyla pek çok izleyiciyi etkiledi.

 

İnsanlar Toprağın Yırtıcıları Loncasının pervasızlığı karşısında tamamen büyülenmişti.

 

***

 

Weed’in oymacılık görevlerinin değeriyle ilgili endişeleri derinleşiyordu.

 

“Yapacak bir şey yok gerçi. Öğrenmek hırsızlıktır derler...”

 

Oymacılık sanatını geliştirmenin başka bir yolu yoktu. Tek yapabildiği sessizce yeni görevler kabul etmekti!

 

“İyi iş.”

 

“Yok canım.”

 

Weed, kendisine görevi veren Cücelere yalnızca kaba ve kısa cevaplar vermekle yetiniyordu.

 

“Oh! Gerçekten harika bir sanat eseri.”

 

“Yalnızca oydum.”

 

“Yüzeyi böyle pürüzsüz hale getirişini düşünüyorum da… Bir de şu yüzeydeki kavislere bak. Bana kalırsa kavisteki zarafetin zirvesini görebiliyoruz!”

 

“Çünkü çok özen gösterdim, lütfen artık boş sohbetleri bırak da paramı ver.”

 

Bitkinliğinin boyutu!

 

Görevleri verenlerin onayını alsa da Oymacılık görevlerinin ödemesi iyi olmuyordu. Yalnızca anlaşmış oldukları miktarı alıyordu.

 

Tabii ki istenenden daha iyi bir heykel yaptığı zaman birazcık zam alabiliyordu. Ama yalnızca konuşarak ödülünü arttıramıyordu.

 

Cüceler Weed’in bitkinliğine nazikçe gülüyordu.

 

“Bir Oymacıysan hiç değilse bu kadar gururun olması lazım.”

 

“Ah, iyi! Sen gidip öyle davranmakta özgürsün.”

 

“Harika kişilikli bir Oymacı. Başka bir görevim olursa yeniden geleceğim.”

 

“Bir dahakine ödemesi iyi bir görev ver lütfen.”

 

Weed hayal kırıklığını sergilese de Cüceler heykellerini alarak tatminkar bir şekilde ayrılıyordu.

 

Sıradan heykel talepleri aldığı durumlar bile oluyordu!

 

Versailles Kıtasında mezarlar veya Tanrıçalar gibi şeyler yarattığı zamanlar olmuştu. Ama Cüce Zanaatkar Şehri Kurueso’da yok yoktu.

 

Olağanüstü Cüce Zanaatkarlar tarafından yapılmış bir sürü anıt, abide, müze ve benzeri yapı vardı ancak heykel görevleri nadirdi.

 

“Gerçekten tek bir stant bile yok.”

 

Buna rağmen Weed heykel yapmaya devam ediyordu.

 

- Sana bizi oy dedim.

 

- Oymacı, ne diye bu mantıksız yolu izliyorsun?

 

Bilinmeyen varlıkların mırıltılarına alışıyordu.

 

Weed yalnızca belli heykel dükkanlarıyla, heykel materyali satan yerlerle ve yol kenarındaki belli bir noktayla iş yapıyordu.

 

Ancak bir gün, heykel dükkanı sahibi ona yarasaya benzeyen bir heykel uzattı.

 

“Hünerli Eller, şuna bir baksana.”

 

“Neden?”

 

“Şu taş eseri hakkındaki izlenimlerini söyleyebilir misin?”

 

Weed uzatılan eseri eline alarak incelemeye başladı.

 

“Can sıkıcı bir şey ama oymacıların bu işte doğal olarak pek iyi olmadığını biliyorsun, değil mi?”

 

“Biliyorum ama sebepsiz yere sormuyorum. Evet, ödül seni hayal kırıklığına uğratmayacak.”

 

“Yaptığım heykeller daha yüksek fiyata mı satılacak yani?”

 

“Yalnızca yüzde 1 artış olacak. Popüler bir heykel çok yüksek fiyata satılır, diğer heykellerse popüler olmamalarına rağmen yüksek fiyata satılabilir...”

 

Ayrıca yapılan işlemlere göre heykel fiyatları yükselebilirdi.

 

Heykeli isteyen tüccar sayısı artarsa fiyat da artardı. Gerçekte Thor ve Kurueso’daki defansif ekipmanların değeri, popülerliklerine bağlı olarak yüksekti.

 

Market piyasasını takiben fiyat belirlemek adına heykeller, Weed’in elinden çıksa bile çok yüksek fiyata satılamazdı. Weed’in elindeki heykel ise üstün materyaller olmaksızın ve üzerinde çok düşünülmeksizin baştan savma yapılmış bir heykeldi.

 

“Madem yalnızca izlenimlerimi söyleyeceğim, öyleyse bir deneyeyim.”

 

Weed yarasa heykelini yakından incelemeye başladı.

 

“Özel bir yanı olduğunu sanmıyorum...”

 

Pek çok heykel yaptığı için gözlem yetenekleri büyük ölçüde gelişmişti.

 

Kalitesiz killerden oluşan bir kayayla yapılan yarasa heykeli, büyük bir yetenek sarf edilmiş gibi görünmüyordu.

 

‘Özenle hazırlanmamış ve pek çok kaba bıçak izi var. Olsa olsa ortalama.’

 

Weed’in başarısızlık olarak göreceği bir parçaydı.

 

Bir heykele ne kadar yatırım yaparsanız o kadar hatanın düzeleceği şeklinde bir kural vardı fakat bu heykel hatalarla doluydu.

 

“Yakından bakarsam daha çok şey öğrenirim. Tanımla!”

 

İsmi bilinmeyen bir Yarasa Heykeli. Heykel bedenini kanatlarıyla örtüyor. Formu Shaspin Mağarası Vampir Yarasalarını anımsatıyor. Sanatsal Değer: 3

 

 

Weed heykeli dükkan sahibine geri vermek üzereyken şöyle dedi:

 

“Pek bir şeye benzemiyor. Hiçbir değeri yok ve alelade yapılmış gibi duruyor.”

 

“Öyle mi? Hayal kırıklığına uğradım. Bu heykelden beklentim yüksekti, çünkü bir gölün coşkun kısmında bulmuştum.”

 

İşte tam da o saniyede Weed, heykelin gözlerine baktı.

 

Heyecan vericiydi!

 

Vampir Yarasanın korkuyla capcanlı duran gözleri!

 

Yarasaların gözlerinin dejenere olduğu söylenirdi ama heykelin yine de gözyuvarları vardı. Ve şaşırtıcı parlaklıktaki gözleri hareketliymiş gibi görünüyordu.

 

O gözler taştan değil, kıymetli yakutlardan yapılmıştı.

 

Weed yutkunarak taş parçayı bir kez daha inceledi. Yakutlara parmak uçlarıyla dokundu ve ışıltısını gözlemledi.

 

‘Kesilmemiş ve kaba bir yakut. Azıcık dokunsam binlerce altın kaldırabileceğim bir yakutun bu Yarasa Heykeli gibi bir şeyde ne işi var anlayamıyorum.’

 

Derken bir mesaj aldı!

 

- Bu taş parçada Shaspin Vampir Yarasalarının kanıtını keşfettiniz.

 

Weed yeni bir tuhaf hisse kapıldı.

 

“Tanımla!”

 

Shaspin Vampir Yarasası. Cüce Zanaatkar Gudolph’un eseri. Shaspin Mağarasında tamamlanan son eser. Sanatsal Değer: 245

 

 

***

 

Kurueso Krallığında, gölün ardındaki bölge mağaralarla doluydu.

 

İnsanların bir rehberi olmadıkça o karmaşık karınca yuvası benzeri mağaralarda kaybolacağı kesindi.

 

Ancak Cüceler doğuştan gelen sezgileri ve cevher yataklarının izlerini sürme kabiliyetleri sayesinde yeraltında asla kaybolmazlardı. Yine de haritasız karmaşık bir mağarada herkes kaybolabileceği için bilhassa cesur bir Cüce olmadıkça hiç kimse çok derinlere inmezdi.

 

Genç Cüce Gudolph, temkinli bir şekilde mağaranın içinde ilerliyordu.

 

‘Bu sefer... Değerli taş madenlerine gidecek cesareti bulmalıyım.’

 

Gudolph bir zanaatkar olarak son derece tanınmıştı ama bundan öte, yeraltı cevher yataklarını iyi kavramıştı.

 

"Ona hediye olarak güzel bir broş yapmam lazım."

 

Sevgilisine evlenme teklif ederken, bulduğu mücevherlerle yaptığı bir broş hediye etmek istiyordu.

 

Gudolph, Shaspin mağarasında hızlı adımlar atıyordu.

 

"Bir dizi yakuta giden yol burası."

 

Shaspin, Cücelerin gitmeye cesaret edemediği bir yerdi. Gudolph ise aşktan gözü kör olmuş ve temkinli bir şekilde mağaranın derinliklerine ilerliyordu.

 

Karanlık ve dar bir mağara!

 

Sarkıtların ve üzerlerinde uyuyan vampir yarasaların arasından geçiyordu.

 

Mücevher madenlerine ulaşabilmek için canını riske atmaya razıydı.

 

İşte o mağaranın derinliklerinde, mücevherlerden yayılan ışıkların izlerini keşfetti.

 

“Buldum!”

 

Kazmasını maden damarına saplayan ihtiyar, neşeyle bağırdı.

 

Kaliteli kırmızı yakut mücevherleriyle dolu bir maden keşfetmişti!

 

"Bu ona bir broş yapmam için yeter de artar bile!"

 

Gudolph çok keyiflenmişti.

 

Ancak yakutu kazarken çıkarttığı sesler Shaspin Mağarasındaki tüm Vampir Yarasaları uyandırdı. Ve yarasalar kanatlarını çırparak dişlerini Gudolph’a saplamak için uçmaya başladı.

 

“D, durun! Bu Cüceyi bağışlayın!”

 

Gudolph vücuduna yapışan yarasalarla birlikte mağaranın derinliklerine doğru koşmaya başladı. Etrafına bakınacak zamanı yoktu, pervasızca kaçıyordu.

 

Vardığı yerse sıcak lavların kaynadığı bir bölgeydi!

 

Yarasalar ısıdan kaçsa da Gudolph tüm gücünü yitirmişti. Kan kaybı yüzünden bilinci bulanıklaşmış, mağaradan çıkacak dermanı kalmamıştı.

 

Bir çıkış yolu arasa bile burası Vampir Yarasaların kendisini beklediği Shaspin Mağarasıydı.

 

“Dönüş yolum kalmadı...”

 

Gudolph elindeki yakutları çıkartarak kıymetli bir broş yaptı.

 

Bu, Cüce Jena’ya evlenme teklif ederken kullanmak istediği bir şeydi.

 

Ardından Shaspin Vampir Yarasalarından birini küçük bir taşa oydu ve elinde kalan yakutları gözlerine yerleştirdi.

 

“Umarım biri keşfeder...”

 

Gudolph çok fazla ömrü kalmadığını hissedebiliyordu. Bu yüzden taş heykeli üstündeki kıyafetlerden birine sarmalayarak akışın hızlı olduğu bir noktaya bıraktı.

 

O taşa buradan akııııp akıııp Kurueso’ya ulaşacağı umudunu yüklemişti...!

 

Sarıp sarmaladığı Yarasa Heykeli yeraltı akıntısıyla ilerliyordu.

 

Kuleuleuleuleu.

 

Udangtangtang!

 

Nehir kadar derinleştiği veya hızının düştüğü ve tıkanan labirent geçidinin rahatlamaya zaman tanımadan fazlasıyla çalkantılı hale geldiği zamanlar oluyordu.

 

Bohça yeraltındaki zemine ve sarkıtlara çarptıkça aldığı hasar artıyordu. Her seferinde heykel de bir darbe alıyor ama Gudolph’un kıyafetlerine sarıldığı için sağlam kalmayı sürdürüyordu.

 

İşte bu şekilde Gudolph’un umduğu gibi ta Kurueso gölüne dek ulaşmayı başardı.

 

Çoktan bir ayı aşkın vakit geçmiş olsa da Kurueso’ya dek güvenle aktı ve Cüceler tarafından keşfedildi. Ve böylece heykel dükkanındaki yerini aldı.

 

***

 

Weed içgörüsünü kullandığı anda Shashpin Mağarası Vampir Yarasalarının kökenini görebilmişti.

 

***Ttiring!***


 

Heykellerin Anılarını Anlama’ Yeteneğini edindiniz.

Bu sayede heykellerin geçmişteki gizemlerine tanık olunabilir.

 

 

***Ttiring!***

 

 

Gudolph’un Hayali. Cüce zanaatkar Gudolph gücünün son zerresini bu heykele harcadı. Vampir Yarasalardan onun intikamını al ve Gudolph’un ardında bıraktığı broşu Jena’ya ver. Bunu yaparsan Gudolph’un keşfettiği Yakut Madenine erişebileceksin.
Görev Zorluğu: B
Ödül: Shaspin Yakut madeni
Görev Sınırlaması: Shaspin Mağarasındaki Vampir Yarasalarla ilgili bilgi edinme ve Orta Düzey Oymacılık.

 

 

Weed çekiçle vurulmuşa dönmüş, afallamış bir hissizliğe kapılmıştı.

 

Oymacılar daima insanlar tarafından yok sayılır ve alaya alınırdı!

 

Ama çok çaba harcayıp emek sarf ederek bir heykel yaparsa o heykel asla kendisine ihanet etmezdi.

 

“Ben bir Oymacıyım. Bir Oymacı."

 

Başkalarının ne düşündüğüne kafa yormaya gerek yoktu.

 

Düşük sınıflı görevler için yalvarmaya da gerek yoktu, o kadarı zaten belliydi.

 

Yalnızca Oymacılara mahsus gizli görevler vardı.

 

Oymacılık mesleğiyle her şey mümkündü!

 

İşte oymacı olmanın anlamı buydu.

 

#Çeviriye başladığımdan beri bölümler olaysız ilerliyordu. Sanırım birlikte ilk büyük maceramıza atılmak üzereyiz. Yarasalarla dolu bir mağarada intikam ve yakut peşine düşeceğiz! Acaba Weed bu göreve tek başına mı atılır yoksa yine oyun dostlarını mı toplar? Pek yakında görürüz herhalde. Bu arada Weed’in sırf kardeşine benziyor diye elf kıza yardım edip sonra çat diye engeli basması… Gerçekten orijinal bir karakter, o kadarı kesin. Hadi bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32642 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43319 Bölüm Sayısı


creator
manga tr