Lms 17.2 : Büyülü Kılıçların Demircisi

avatar
2142 24

Legendary Moonlight Sculptor - Lms 17.2 : Büyülü Kılıçların Demircisi


Çevirmen : Clumsy-nim



Cüce zanaatkarların şehri Kurueso, Weed sayesinde meşhur olmuştu ve pek çok oyuncu tarafından ziyaret ediliyordu. Kendellev’in onarılmış su heykellerini gören ve havalı silahlarla zırhlara bakanlar etkileniyordu.

 

"Hah, birazcık param olsaydı alabilirdim… Cüce Beyefendi, fiyatı birazcık düşüremez misiniz?"

 

"Bir bakır bile düşemem."

 

Pazarlık eden oyuncu ve Cüceler her yerde rahatlıkla bulunabiliyordu. Kurueso Cüceleri tarafından satılan mallar, aksesuarlar da dahil olmak üzere aşırı pahalıydı. İnsanlar satın alım kararını kolay kolay veremiyordu. Tüccarların gözünde aksesuarlar, mücevher veya altından daha kıymetli ticaret öğeleriydi. Her köyde satılabilirlerdi ve mekan sakinlerine iyi davranarak daha yüksek fiyatlara ulaşılabilirdi.

 

Bazı Cüceler Kurueso’nun hareketlenişinden memnundu, bazılarıysa dükkanlarından ayrılmıyor, kendilerini zanaatlarına kaptırıyordu.

 

"Hmmm."

 

Fabio, tamamlanmış kılıcını bileği taşında keskinleştiriyordu.

 

*Gııırt gııırt*

 

****

Kılıç keskin bir uca kavuştu.

Kılıç Bileme Yeteneği aktive oldu.

Hasar %41 yükseldi.

 

****

Kılıç Bileme Yeteneği!

 

Bu yalnızca Weed’in kullanabileceği bir yetenek değildi, Orta Düzey tüm Demircilerin kavrayabileceği bir teknikti. Elbette Fabio Terziliği hiç öğrenmediği için Ütüleme veya Elde Yıkama gibi teknikleri bilmiyordu.  

 

"Epey keskin bilendi."

 

Fabio kılıcı öne arkaya sallayarak bir kusur bulmaya çalıştı. Bıçak kısmı, sakallı Cücenin yüzünü mükemmel bir şekilde yansıtacak kadar pürüzsüzdü!

 

Versailles Kıtası Demircileri arasındaki en ünlü oyuncu Fabio’ydu. Uzmanlığı dışarıya zırh ve kalkan üretimi olarak yansısa da aslında kılıç da yaptığı gerçeğini gizliyordu.

 

Piyasaya nadiren çıkan her kılıcı bir sansasyon yaratıyordu. Artık insanlar o kılıçları yapan Demirciyi bulmaya çalışma noktasına gelmişti.

 

Çünkü yaptığı silahlar, sıradan Demircilerin işlerinden tamamen farklı bir seviyedeydi!

 

Belirli yükseklikte bir seviyeye ulaştıktan sonra avlanarak silah elde etmek normaldi fakat buna rağmen Fabio’nun özveriyle yaptığı kılıçlar, sayısız insanı kavgaya sürüklemeye yetiyordu. Harika bir kılıca sahip olmak avlanma hızını değiştiriyordu. Kraliyet Yolundaki silah ve zırh takıntısı korkunçtu.

 

Fabio kılıç yapıyor ve arada bir eğlencesine onları piyasaya salıyor olsa da kılıçların kendi elinden çıktığı gerçeğini adamakıllı gizliyordu. Öyle bir gizlilikle hareket ediyordu ki onu emekli olmuş bir Demirci sanmak mümkündü.

 

"Kılıç Bileme Yeteneği cidden bayağı iyiymiş."

 

Fabio tatmin olmuş bir şekilde kılıcını indirdi.

 

Yalnızca geçici bir süreliğine olsa da bu yetenek, hasarı arttırıyordu. İleri Düzey 8. Seviye Demircilik ve İleri Düzey 6. Seviye Kılıç Bileme ile bir kılıcın hasarını maksimum %85e dek arttırabilirdi. Fakat yan etkileri ağır olurdu.

 

"Keskinlik aşırı yükselirse dayanıklılık hızla düşer ve işler kolayca kötüye gider."

 

İhtiyatlı bir şekilde kullanılırsa %40 civarı hasardan bir problem doğmazdı.

 

"Tamamlanmış bir kılıç gerçekten güzel oluyor."

 

Öncesinde, gerçek hayatında beyaz yakalı bir çalışanken Kraliyet Yolu belirir belirmez cazibesine kapılmıştı. Pek çok meslek varken onu etkileyense Demircilik olmuştu.

 

Kraliyet Yolunun başlangıçta tam bir kaos ortamı olduğu söylenebilirdi. Oyuncuların büyük bir çoğunluğu Tavşanlarla nasıl savaşılacağını bile bilmiyordu. Tek bir Ork belirse herkes köy kapılarına dek kaçışıyor ve çok sayıda oyuncunun hep bir arada öldüğü vukuatlara pek de nadir rastlanmıyordu.

 

Tek bir uzun kılıcın bile muazzam bir kıskançlık ve haset doğurduğu zamanlardı.

 

Fabio da Demirciliği seçmekte karar kılmıştı.

 

"İyi bir tercihti."

 

Savaş meydanlarına atılamıyor olsa da kararından hiç pişmanlık duymamıştı. Diğerlerinden daha hızlı karar verip konsantre olarak Demircilik yeteneğini geliştirmişti.

 

Cüce köyünün en olağanüstü Demircisi halini aldıktan sonra iş fırsatlarının ardı arkası kesilmemişti. İsmi şehre yayılınca da müşteriler işlerini ona emanet etmek için uzaklardan gelir olmuştu.

 

Demircilik alanında daima arzdan çok talep olurdu. En iyi Demirci için söylenecek başka bir şey yoktu. Muazzam hizmet bedelleriyle para biriktiriyor, sonra da o paraları zırh yapmak için cevher alarak değerlendiriyordu.

 

Alev alev yanan bir fırının önünde kızgın demirleri işleyip döverek icra edilen bir meslekti! Kişiyi yalnızlığa mahkum eden bir iş olsa da o, direnmiş ve demirlerini dövmeye devam etmişti.

 

En iyi materyalleri temel alarak üst sınıf oyuncularla anlaşmalar yapmış, onlara zırh sağlamıştı. Televizyonlara çıktıkça destekçilerinin sayısı inanılmaz artmıştı. Ve başlangıç seviyesindeki Demirciler için bir idol halini almıştı.

 

Herkesçe bilinmese de Fabio, “Demir Yol” denilen loncanın gerçek lideriydi. Onlara ekipman sağlıyor, loncasını idare ediyordu. Düşmandan çok dostla hem soyut hem de somut bir etki sahibiydi. Cüce ırkı oyuncuları arasında onun tek bir sözüne dahi karşı çıkabilenlerin sayısı çok azdı.

 

"Yine de bir Demircinin değeri güzel silahlar yapabilmesinde yatar."

 

TINN!

 

Fabio, az önce yapmış olduğu kılıcı sertçe bir kenara fırlattı. Etrafında kılıçlardan bir dağ oluşmuştu.

 

"Bu seferki kılıç da beklentilerimi karşılamadı. Ne olursa olsun, karşısına çıkan her şeyi kesebilecek nihai kılıç. Versailles Kıtasının en iyisi denilmeye layık o kılıcı yapmak zorundayım."

 

Bir Demircinin gizli yetenek seti!

 

Fabio, Demircilik yolunda yürürken eşsiz teknikler edinmişti.

****

Mineral Eritme, İleri Düzey 3. Seviye (%25): Çeşitli materyallerden oluşan cevherlerin kullanım amacıyla hiçbir kirlilikleri kalmaksızın tamamıyla arıtılabilmelerine olanak tanıyan bir teknik.

 

Bir Demircinin temelini oluşturan teknik olduğu söylenebilir. Kullanıcının ateşin, havanın ve metalin iradesini anlıyor olması gerekir.

****

Mineral Eritme, Fabio’nun Demirciliğin gizli yetenekleri arasında edindiği ilk yetenekti. Mesleğini Demirkan Demirciliği şeklinde değiştirdiğinde öğrendiği bir teknikti.

 

"Aahh, meslek değişme sürecini düşünmek bugün bile içimi ürpertiyor."

 

Bir Demirci olarak meslek değiştirebilmek için demirci dükkanında ölümüne çile çekmişti. Bunu diğer oyuncular gibi Demircilik Loncasına gidip meslek değiştirmek adına birkaç silah veya zırh yaparak da gerçekleştirebilecek olsa da bu yolu izlememişti.

 

Mesleğini değiştirmeden önce her şeyi kendi gözleriyle görüp kendi elleriyle dövmek için Kraliyet Yolunun başlangıç aşamalarında değerli vaktinin bir ayından fazlasını dükkanda zorlu ve sıkıcı işler yaparak harcamıştı.

 

Korkunç bir süreç yoluyla elde ettiği o meslek değiştirme görevi!

 

"‘Bir Demircinin Sevinçleri, Kederleri ve Gözyaşları’ adlı görevi ömrüm boyunca asla unutamayacağım."

 

Mesleğini değiştirmek uğruna görevleri başarıyla tamamlayacağım diye kısa ve güdük Cüce bacaklarıyla birkaç köy arasında koşturup durmuştu. En sonunda da görev alabilmesi için resmi olarak demirci dükkanında işe girmesi gerekmişti.

 

Bir Demirci yalnızca lonca sınırlarında değil, demirci dükkanlarında da görev yapabilirdi. Fabio da yalnızca tek bir tip değil, pek çok farklı tipte ekipman yapmaya çalışmıştı. Gelen görevleri tamamladıkça Şöhret edinmiş ve para kazanmıştı. Ve bu görevler aracılığıyla da Ekipman Geliştirme Yeteneği edinmişti.


****

Ekipman Geliştirme, İleri Düzey 1. Seviye (%16): Bir ekipmanın potansiyeli, bir Demircinin ellerinde ortaya çıkarılabilir.

 

Ekipmanlar sayısız başarısızlık neticesinde modifiye edilebilir.

 

****

Fabio’yu üne kavuşturan yetenek!

 

Bu yeteneği aşağı yukarı Orta Düzey Demirciliğe ulaştığı sıralarda edinmişti.

 

Bir deyiş vardı: "Asla tüm kartlarını gösterme." Hiç bitmeyen üstünlük savaşlarının gerçekleştiği Versailles Kıtasında pervasızca tüm yeteneklerini sergileyecek olan kişi, rahatlıkla bir anlaşmazlığa sürüklenebilir veya hayatını kaybedebilirdi.

 

Fabio da Ekipman Geliştirme yeteneğiyle zırhların yanı sıra kılıçları da güçlendirebileceği gerçeğini kasten gizliyordu. Kılıçları da güçlendirseydi çuvalla para kazanabilirdi. Yalnızca zırh güçlendirerek bir ayda kazandığı parayı bir günde toplayabilirdi. Tüccarlıktan sonra en karlı mesleğin Demircilik olduğu düşünüldüğünde bile bu, muazzam bir kardı.

 

Fakat Demircilerin bu kadar çok kabiliyete sahip olduğu bilinseydi daha çok kişi Demirciliği seçerdi.

 

"Rakiplerim artardı ve bana asla imkân tanımazlardı."

 

Fabio, zırhları yalnızca yeterli bir seviyeye dek geliştiriyordu. Sonuçta arzuladığı şey para kazanmak değil, Demircilik yeteneklerini zirveye taşımak ve en iyi silahlarla zırhları yapmaktı.

 

Ekipman Güçlendirme yeteneğiyle para kazanarak mineralleri sınırsızca kullanabiliyordu. Hatta Thor Krallığının mitril, demir ve gümüş madenlerini toptan alacak kadar ileri gidebiliyordu.

 

Böylelikle Demircilik yeteneği İleri Düzeye ulaşmıştı.

 

Ve yaptığı görevler ile geliştirdiği bağlantıları sayesinde gizli bir Demircilik yeteneği daha edinmişti!


****

 

Ego Kılıcı Üretimi, Başlangıç Düzeyi 8. Seviye (%49): Ekipmana bir ruh aşılanabilir. Fakat bol miktarda Mana ile özel bir ruh gerekir.

 

Bir mezarlıkta gerçekleştirilmesi sonuçları iyileştirir.


****

Ego kılıçları.

 

Fabio sahip olduğu kılıçlara ruh aşılama deneyine kalkışmıştı.

 

Ding!

****

Sahip olduğunuz tüm Mana kullanıldı.

 

Kılıca bir ego/benlik bahşedildi. Kılıcın özellikleri değişti.

 

%17 hasar azalışı, %65 dayanıklılık azalışı gerçekleşti.

 

Artık büyülü özelliklere sahip.

 

Ego Kılıcı Üretim Yeteneği seviyesi ve Demircinin büyü gücüne bağlı olarak hasar ve dayanıklılıktaki azalış düşer, bahşedilen büyülü özellikler çoğalır.

 

Talim Kılıcı

 

Dayanıklılık: 25/25.

Hasar: 31-46.

 

Basit bir uzun kılıç. Dengesi iyi ve yüksek kalite demir dövülerek üretilmiş. El yapımı bir silah olarak yalnızca ileri düzey yeteneğe sahip bir Demircinin elinden çıkma bir silahta görülebilecek özelliklere sahip.

 

Demirci Fabio’nun ürünü.

 

Ego Kılıcı. İçerisinde bir goblinin ruhu mühürlü. Ruh, uyku hali içerisinde.

 

Kısıtlama: Seviye 180. Yalnızca Kılıç Ustaları, Şövalyeler ve Savaşçı meslekleri tarafından kullanılabilir.

 

Seçenekler: Yıldırım Niteliği Hasarı +2. Şans +15.

****

Bir ego kılıcı olduğu için ona dair büyük beklentileri vardı. Harikulade, etkileyici bir sonuç beklemişti!

 

"Büyük bir başarısızlık." diyen Fabio kaşlarını çatmıştı.

 

Öz farkındalığa sahip ego kılıcı, avlanma yoluyla düzenli olarak gelişebilen bir silahtı. Örneğin hasarı 40 olan bir kılıcın hasarı avlanma yoluyla 70-80lere çıkabilirdi. Ayrıca kendi inisiyatifiyle belirli defansif büyüleri gerçekleştirebilirdi.

 

Silahların sınırlamalarını aşan bir yetenekti!

 

Fakat ağır eksilere de sahipti. Normal şekilde yaratılan bir kılıca kıyasla hasar ve dayanıklılık büyük ölçüde düşük oluyordu.

 

"Büyülü özellikleri de pek matah değil."

 

Katıksız bir Demirci olarak Fabio, çekicini güçlü ve isabetli şekilde kullanabilmek adına statlarının çoğunu Kuvvet, Çeviklik, Dayanıklılık ve Konsantrasyona yatırmıştı. Belki de Bilgelik ve Zeka düşüklüğünden ötürü Mana miktarı düşüktü ve herhangi bir büyü bile öğrenmemişti. Tamamlanmış ego kılıcının yalnızca temel büyüleri gerçekleştirebilmesi de düşük Mana sahibi olması da bundan kaynaklanıyor olabilirdi.

 

Ve en önemlisi, ego konuşamıyor veya önceki mücadelelerini anımsayamıyordu.

 

Çünkü Fabio’nun Ego Kılıcı Üretimi yeteneği düşük seviyeliydi ve büyü gücü eksikliği çekiyordu.

 

"Yine de hiç bilinmez..."

 

Fabio deney olması adına, gelişimini takip edebilsin diye yarattığı ego kılıcını kızına gizlice sattırmıştı. Fakat kılıç, başlangıç veya orta düzeydeki oyuncular tarafından bir müddet kullanıldıktan sonra bir yerlere atılma kaderiyle buluşmuştu. Bir ego kılıcı olsa bile dışarıdan yalnızca bir iki defansif seçenek sunan büyülü bir nesne olarak görünüyordu.

 

Bir gün biri bu işte bir tuhaflık olduğunu düşünerek forumda paylaşmıştı.

 

- Çok ilginç bir şey oldu.

 

Yolda bulduğum bu silahta yıldırım gücü var. Maksimum hasarı 31 ila 46 arası. Yıldırım hasarına +2 veren bir öğe ama onu tanımlayıp tamir edişim sonrası bir hafta avlanınca maksimum hasarlar 1er arttı ve yıldırım hasarı da 3e yükseldi.

 

Şimdi başka bir kılıca mı geçsem diye düşünüyorum ama… siz ne dersiniz?

 

Postuna gelen yanıtlarsa şu şekildeydi:

 

- Kısa süreli hafıza kaybı.

 

- O kadar içki içme.

 

- O kılıç, onu bir kerecik bana gösterebilir misin? Bana vermeni istemiyorum, kesinlikle sana geri vereceğim.

 

- Ben kılıcı olmayan bir çaylağım, 300 Altına bana sat lütfen.

 

"Orta veya İleri Düzeyde olmadıkça Ego Kılıcı Üretiminden tatmin edici bir sonuç beklemek zor."

 

Cüceler Demircilik tekniklerinde doğuştan yetenekli olsalar da Fabio, büyü kabiliyetinin yetersizliği nedeniyle bu yeteneğin kendisine uymadığını düşünüyordu. Bir Elf veya İnsan Demirci, bir nebze daha iyi ego kılıçları yapabilirdi.

 

Böylece gerçekten utanç verici olsa da Ego Kılıcı Üretiminden vazgeçmişti.

****

Büyülü Kılıç Üretimi, Başlangıç Düzeyi 1. Seviye (%3): Bir Büyülü Kılıç yaratabilirsiniz.

 

Tamamlanmış büyülü kılıç, materyalin karakteristiğine göre özel bir kabiliyet sergileyebilir. Yalnızca büyüyle damgalandığı takdirde kullanılabilir.

****

Fabio’nun an itibarıyla en çok beklenti içerisine girdiği yetenek buydu!

 

"Büyülerin en iyisiyle damgalanan bir kılıç yapacağım."

 

Bu imkânsız değildi. Zindanların derinliklerine inerek veya yüksek seviyeli canavarları avlayarak ufak miktarlarda büyü güçlü materyal bulmak mümkündü. Fabio da bu materyallerle nihai büyülü kılıcı yapmaya gayret ediyordu.

 

"Gerçek bir büyülü kılıç bir Demircinin elinden çıkar, bir Büyücünün değil."

 

Bir Büyücü tüm Manasını harcayarak bir kılıca birkaç kez kullanılabilecek bir büyü bahşedebilirdi. Fakat bir Demirci, böyle bir büyüyle damgalanmış bir kılıç yaratabilirdi.

 

Bu, Fabio’nun çok sayıda Demircilik görevinin ardından aldığı bir görevin sonucunda edindiği gizli bir yetenekti.

****

Büyülü Kılıç Demircisi

 

Akryong (Şeytani Ejderha) Kaybern’den nefret eden Cüce Demircinin gizli sanatı.

 

Normal kılıçlar Akryong Kaybern'in derisini yaralayamaz ve bir Ejderhayla büyü kullanarak çarpışmak pervasızlıktır. Cüce Demirci, Akryong Kaybern’i avlamanın tek yolunun kılıçla bedenini deldikten sonra büyü kullanmak olduğuna inanıyordu.

 

Bir büyülü kılıç yapma metodu edinmek adına Cüce bir Demirci, ortadan kaybolan zindanı keşfetmeli.

 

Zorluk: Demircilik Mesleği Görevi

 

Kısıtlama: Cüce Demircilerle Sınırlı

****

Loncasını gizlice oraya yönlendirerek tamamladığı bir görevdi.

 

Büyülü kılıçların hasarı sıradan kılıçlara nazaran daha yüksek olurdu ve kan emdikleri her seferde kana susamışlıklarının artışıyla gelişirlerdi. Ego kılıcına benzer kullanımları daha az olduğu için bu, silah olarak kullanılabilecek bir kılıç yaratmak adına daha iyi bir yöntem olabilirdi.

*TINN, TINN, TINN!*

 

Fabio sessizce çeliği dövüyordu.

 

"Mutlak bir silah, mükemmele yakın bir zırh; yalnızca bu tarz işler bir Demircinin Versailles Kıtasının merkezine yerleşebilmesini sağlayabilir."

 

Versailles Kıtasının diğer Demircileri sıkı çalışırken Fabio, tek bir an dahi dinlenemezdi.

 

Fabio, o koca Versailles Kıtası sınırlarında gerçek benliğini gizleyip kısıtlayan harika bir figürdü.

 

* * *

 

Kan Kırmızı Paralı Asker Loncası.

 

Versailles Kıtasında gururla gücünü sergileyen bir loncaydı. Yalnızca 280 seviye üzeri Paralı Askerlerin katılmasına müsaade ediliyordu. Tüm krallıklardaki Paralı Asker loncası dallarını işletiyorlardı ve zengin Nemere Göl Kenarı havzasının tamamı onların kontrolü altındaydı. Koskoca bir bölgenin hükümdarları olarak 5 kale ve 28 köye sahiplerdi.

 

Kan Kırmızı Paralı Asker Loncası, Nemere Gölünün en yakınındaki Haryun Kalesinde toplanmış durumdaydı.

 

"Bu Savaş Tanrısı Weed."

 

"Lonca efendisi, ona boyun eğdirmemiz gerekmez mi?”

 

Kan Kırmızı Paralı Asker Loncası şefi Maren, başıyla onay verdi.

 

"Weed’e boyun eğdirmemiz için pek çok sebep söz konusu."

 

Savaş Tanrısı Weed’le savaşıp kazanmanın doğuracağı ihtişam!

 

Tüm Versailles Kıtasına hükmetmeyi arzulayan Kan Kırmızı Paralı Asker Loncası için bu, arzulanası bir şeydi.

 

Fakat kafalarını sallayarak bu fikre karşı çıkan Paralı Askerler de vardı.

 

"Weed Büyü Kıtasından bu yana Paralı Askerlerin gözünde idol gibi bir şey. Biz Paralı Askerlerin temsilcileri için ona boyun eğdirmek fazla ileriye gitmek olur."

 

"Makul bir sebebimiz, dayanağımız olmalı. Ona hiçbir sebep göstermeden saldırırsak birbirlerinden çalan hırsızlardan ne farkımız kalır?"

 

"Bir sebebe dayandırmanın ne önemi var ki? Şöhreti düşünsenize! Bu Savaş Tanrısı Weed’i yenip şöhret kazanma fırsatı."

 

"Sonucun şöhret mi ayıplanma mı getireceğini yalnızca zaman gösterecektir."

 

Üst sınıf 20 Paralı Asker fikirlerinden hiç taviz vermeksizin tartışıyordu.

 

Paralı Asker loncası Şefi Maren, başlangıçta Weed’e boyun eğdirmeyi açgözlüce değerlendirmeye almıştı. Fakat karşıt fikirleri duyduğunda birazcık tereddüde düştü.

 

İşin içinde ihtişam vardı. Savaş Tanrısı Weed’i öldüren oyuncu unvanı son derece karizmatikti. Ama diğer taraftan, Weed’e saygı duyan oyuncuların düşmanlığını kazanabilirdi.

 

Eski Büyü Kıtası oyuncuları bile Weed’e kin beslemiyordu. Kraliyet Yolundaki şöhreti de genel oyuncular arasında zirveye ulaşmaktaydı. Şöhret bağlamında en güçlü lonca olan Hermes Loncasının Bardray’ine yetişmişti. Dolayısıyla imkansız görevlerin üstesinden gelip oyuncuların idolü halini alan Weed’e saldırmanın loncalarının hayrına mı zararına mı olacağını bilemezlerdi.

 

En iyi Paralı Askerlerden biri olan Naphgel, "Tüm loncamızı ortaya döküp Weed’i ayaklar altına almanın bir şöhret kazanma fırsatı olduğunu nasıl söyleyebilirsiniz? Aramızda Weed’e karşı teke tekte galip gelebileceğine güvenen herhangi biri var mı?" dedi.

 

"..."

 

Bu sözün ardından tüm toplantı grubu sessizleşti. Maren bile buna verecek bir karşılık bulamadı.

 

Weed daha önce ne seviyesini ne de yeteneklerini halka açmıştı.

 

"Onun normal bir Oymacı olduğunu varsayacaksak işimiz zor. Hangimiz Palrangka savaşındaki Weed gibi çarpışabilir?"

 

"..."

 

Nasıl bakarsanız bakın başarı şansının çok az olduğu bir savaşta kılıç savurma kabiliyeti zihinsel dayanıklılığından kaynaklanıyordu. Sıradan oyuncular her şeyi bir kenara atıp meydan okuma cesaretinden ötürü Weed’e saygı duyuyordu.

 

"Savaş kabiliyeti dikkate alınınca ona karşı galip gelebileceğinden emin olan çok fazla kişi bulamazsınız. Ve gerçek mesleği Oymacılık bile olmayabilir."

 

"Naphgel, kastettiğin şey...?"

 

"Yalnızca bir Oymacı diye düşünerek gardımızı indiremeyiz. Ruh Çağıran büyüsü kullanımı ve sergilediği fiziksel güçle bize gerçekten mesleğini gösteren hiçbir şey yok."

 

Maren de Kraliyet Yolunun ilk 50 oyuncusundan biriydi fakat rakiplerinin kabiliyetlerini hiç bilmiyordu. Dürüst olmak gerekirse Weed’in Kemik Ejderhayla yaptığı savaşta ve tamamladığı görevlerde sergilediği dövüş kabiliyeti göz korkutucuydu.

 

'Biz bir lonca olarak savaşırız. Fakat dürüst olmak gerekirse… Öyle bir görevi tek başıma yapabileceğime güvenmiyorum. Ve seviyesi bir yana, savaş duyuları da benden en az birkaç kat fazla.'

 

Weed hakkında çok fazla bilgi yoktu.

 

Pek çok değişken söz konusuyken teke tekte mağlup olmak büyük bir zarar verebilirdi. Maren’in seviyesinde bir er ölecek olursa kaybettiği seviyeyi ve ustalığı telafi etmekte aşırı zorlanırdı. Erler arasındaki nefes kesen, sıkı rekabetin dışında bile kalabilirdi. Ayrıca Weed’le gireceği bir mücadelenin bir yayına konu olacağı ve videoların paylaşılacağı da kesindi. Böyle bir mücadelede mağlup olursa şöhretini de yitirebileceği gerçeğini kabullenmek zorundaydı.

 

Maren’in kafasında bir görüntü canlanıyordu!

 

'Lonca üyelerimizi peçete gibi buruşturup atar, hele de Buz Ejderini, Anka Kuşunu, Wyern’i... ve o nadir rastlanır Ruh Çağıran büyüsünü kullanacak olursa başımızı fena ağrıtır.'

 

Ruh Çağıran büyüsünün kudreti herkesçe biliniyordu. Ruh Çağıranlığa geçmeye çalışan insanlardan o sınıfın Dayanıklılığının düşüklüğü ve yükselişin zorluğu gibi konularda sağlam şikayetler yağsa da Weed’in yayında sergilediği tüyler ürpertici manzara nedeniyle pek çok insanın arzuladığı bir mesleğe dönüşmüştü.

 

'Bir Ruh Çağıran büyüsü… savaş kabiliyeti gerçekten de Savaş Tanrısı olarak anılmanın hakkını veriyor.'

 

Weed acımasızca bir kahkahayla herkesin gözleri önünde Maren’in boğazını kesiyordu…

 

"Ahem."

 

Yo, Maren pervasızca harekete geçemezdi.

 

"Kaybetmeyi düşünmüyorum fakat ‘peki ya öyle olursa’ faktörünü görmezden gelemeyeceğimiz için zor bir mesele."

 

"Ayrıca ta Kuzeye doğru bir sefer başlatırsak üzerimize çullanmayı bekleyen diğer loncalara sağlam bir fırsat vermiş oluruz."

 

Kan Kırmızı Paralı Asker Loncası çok güçlü olmanın yanı sıra çok sayıda da düşmana sahipti. Yani ana güçlerini belirsiz bir süreliğine uzaklaştırabilecek bir pozisyonda değillerdi.

 

"Loncamız Weed’i yakalama çabalarımız esnasında saldırıya uğrayabilir mi diyorsun?"

 

"Bu su götürmez bir olasılık. Saldırı gücümüz Kuzeye dek ilerleyince topraklarımızın savunmasız hale gelmesi kaçınılmaz olacak. Diğer loncaların açısından bakılınca Weed’i yakalamanın sağlayacağı şöhrettense bizim geniş, karlı topraklarımızı hedeflemek daha mantıklı olmaz mı?"

 

Pek çok rakip Paralı Asker loncası mevcuttu ve birbirlerine saldırmalarını engelleyen bir yasa bulunmuyordu.

 

Yani Kan Kırmızı Paralı Asker Loncası için her açıdan endişe verici bir meseleydi.

 

* * *

 

Weed tüm ganimetlerini dağıtmış, geriye yalnızca birkaç parça bırakmıştı. Sophia'nın Ulu Mızrağı, Büyük Değerli Kristal, Jorudia'nın Mührü, elmaslar ve Isuren’in Büyülü Silahının sahiplerini başka yerlerde arayacaktı.

 

"Büyük Kristali oymacılıkla işleyip kocaman bir süs yaptıktan sonra asillere satsam iyi olur aslında… Işık Heykeli yaparken kullansam da fena olmaz. Diğer öğeleriyse açık arttırma sitesi veya Karanlık Oyuncular Birliği aracılığıyla satmam lazım."

 

Kocaman bir kristalden yapılmış bir şifonyer ve bir yemek masası! Kuzeyde satılmaları zor olabilirdi ama Ana Kıtadaki bir krallıkta inanılmaz fahiş fiyatlara satılabilecek lükslükte mallardı.

 

Çeşit çeşit öğeyi satmayı tamamlayan Weed, Sarı Oğlanla birlikte Morata sokaklarında yürüyordu.

 

Morata sakinleriyse onu tanıyor ve selamlıyordu.

 

"Hoş geldiniz, Lordum."

 

"Lordum, bir kez daha etkileyici bir görevi başarıyla tamamladığınızı duydum… Lütfen sonrasında bize tüm hikayeyi anlatmayı ihmal etmeyin. Oğlum büyüdüğünde tıpkı sizin gibi olmak istediğini söylüyor."

 

"Morata Kontu, ben Rintle Krallığından bir Tüccarım. Böylesine ünlü bir adamla tanışmak bir onurdur."

 

Feryat Nehrinde edindiği muazzam Şöhret sayesinde Ana Kıtanın NPCleri bile Weed’e sıcak davranıyordu.

 

"Ön bahçemizde güzelim elmalar olgunlaştı. En lezzetlilerini ise size ayırdık, Lordum, mutlaka tadın lütfen."

 

Diyen bir kadın, Weed’e bir sepet dolusu elma uzattı! Aslında pazarda satmaya götürdüğü bir sepetti fakat Lordu görünce ona uzatıvermişti.

 

Weed meyve sepetini alıp olgun, kırmızı bir elmadan koca bir ısırık aldı.

 

"Sarı Oğlan, sen de bir tane ye."

 

Diyerek Sarı Oğlana da solucan delikli bir elma fırlattı. Boğaysa önce dilini uzatıp elmayı yaladı, sonra da ağzını kocaman açarak katır kutur mideye indirdi.

 

Bu sırada Weed, ona ciddiyetle bir ders vermeye başladı.

 

"Sarı Oğlan, insanlar böyledir, zor zamanlarda birbirlerine yardım ederler. Sen de tüm bunların gündelik eylemlerimizin sonucu olduğunu düşünmüyor musun?"

 

Sarı Oğlan ona zerre kadar inanmıyor ama yine de başını sallayıp onaylamakla yetiniyordu; sepetteki elmaları yemekle meşguldü.

 

Morata, Weed’in son gelişinden bu yana çok değişmişti. Lordun kalesine giden yol üzerindeki sağlam köprüye mistik figürler oyulmuştu. Oymacılar, Sanatçılar ve Ressamlar Morata’ya gelmiş ve şehri zenginleştirmişti.

 

"Bir alışveriş bölgesi inşa ediyoruz!"

 

"Ben bir Ressamım, beni de yanınıza alın lütfen."

 

"Bir Oymacı da işin içerisinde, tavanı bana bırakın lütfen!"

 

Bir inşaat görevinin belirişiyle tüm sanatçılar güzel bir binanın inşasında bir araya geliyordu.

 

Kristal berraklığında nehri ve gölüyle Morata’nın çekiciliği artmaya devam ediyordu.

 

Hatta Morata’nın çan kulesinden irice bir süs sarkıyor ve meydandan görünüyordu.

****

Maceracı Spenson'ın Ankia saç süsü!

 

Leydi Ankia'nın Saç Süsü, Şehir Süsü

 

Dayanıklılık: 80/80.

 

Olağanüstü arkeolojik değerde altın bir süs.

 

Seçenekler: Tüm köyün ticari gelişim hızını %2 arttırır.

Maceraya dayalı tecrübe %1.5 artar.

****

Spenson Kraliyet Yolunun oldukça tanınmış maceraperestlerindendi; Kuzeye geldikten sonra kazıp bulduğu saç süsü de Morata’da sergileniyordu.

 

Maceraperestler özel kazı öğelerini bir şehirde sergileyebilir veya tanıtabilirdi. Arada bir o öğeleri çok yüksek meblağlara satsalar da bir şehre bağışladıkları takdirde Şöhretlerinde muazzam bir artış olurdu. Ayrıca şehir halkıyla ani bir yakınlık geliştirebilir ve çok ucuza— ortalama bir Tüccarın elde edebileceğinden çok daha iyi fiyatlara mal alabilirlerdi. Hele taverna çalışanlarının gözündeki popülerlikleri bir harika olurdu! Ayrıca o macerapereste görev vermek adına yollarının dışına çıkan sakinler bulunurdu.

 

Spenson da Morata’nın gelecekte Kuzeyin başkenti olacağını öngörmüş ve kazı öğesini burada bırakmıştı.

 

Uzun bir sürenin ardından Morata’ya dönen Weed, ortamdaki maceranın canlılığını hissedebiliyordu.

 

"Ne güzel bir yer."

 

"Buraya geldiğimiz için mutlu değil misin?"

 

"Aynen. Ambiyans hoş."

 

Değişikliklerden biri de köprünün ve güzel manzaralar sunan binaların etrafında hamamböcekleri gibi sürü halinde dolaşan çiftlerdi. Çaylaklar Morata’da başlangıç yapmaya başladı başlayalı pek çok çift oluşuyordu. Tavşan ve tilkileri avlarken yeni aşklar filizleniyordu!

 

Yeni başlayanlar tarafından çok sayıda mal alınıp satılması Morata’nın ekonomik gelişmesinin ekseni halini almıştı. Versailles Kıtasının doğusundaki Rosenheim Krallığına rakip olan ve Morata'yı canlandıran çaylak akışının özel bir sebebi yoktu. Başlangıç ekipmanları ve ahşap kılıçlarıyla 10 parça arpa ekmeğini idareli bir şekilde yiyerek köyde görev yapan çaylaklar yaygın rastlanır bir manzara halini almıştı.

 

Morata, canlılık dolu, keyifli bir şehir!

 

Morata’nın Weed’in yokluğunda yaşadığı gelişme göz kamaştırıcıydı. Çaylaklar belirdikçe dükkanlar da hızla çoğalıyordu. Ve öyle ucuz ıvır zıvırlar da satmıyorlardı, düzgün ve üst sınıf dükkanlardı.

 

Tüccarlar ve ev inşa etmek isteyenler başlangıçta sanat eserleri konusunda cimrilik ediyordu.

 

"Böyle bir şeyin ne yardımı dokunacak ki..."

 

"Hadi, çabucak inşa ediver sen, çabucak. Depoyu da birazcık genişletiver."

 

Ancak olağanüstü sanatsal tasarımlara sahip binalar çok daha iyi işlerle iftihar ediyordu. Aynı dükkan olsa dahi insanlar güzel olan binada toplanıyordu, dolayısıyla Morata’da heykellere ve resimlere yatırım yapmak lüks olmaktan çıkmıştı.

 

Oymacılar, Ressamlar ve Mimarlar şehri emsalsiz renklere kavuşturmak adına toplanıyordu.

 

"Bugün söylenecek şarkının adı ‘Goblin Zindanında Bir Gece’."

 

Her köşe başına performans sergilenmesi için ufak sahneler yerleştirilmişti. Daracık, yaklaşık beş adım genişliğindeki alanlarda Ozanlar şarkılar söylüyor, enstrümanlar çalıyordu. Normal şartlarda yalnızca Sanatçıların Şehri Rhodium’da rastlanabilecek bir manzaraydı.

 

Morata’da Sanatçılar, Ozanlar ve Mimarlar saygı görüyordu.

 

Bu da Weed’in Köy Kıdemlileri tarafından sanata dönüştürülmesi adına uğruna kan ve gözyaşı akıttığı gelişigüzel yatırımının sonucuydu. Diğer şehir veya kaleler kültürel gelişime %0 veya belki %1 harcarken Morata birkaç kat fazla fon sağlıyordu.

 

Başlangıç seviyesinde pek çok Ozan vardı ve isimleri Versailles Kıtasına yayılmış ozanların ziyaretleri sayesinde canlı müzik, Morata’nın cazibe kaynaklarından biri halini almıştı.

 

Taverna, demirci, silah dükkanı ve zırh dükkanı, çaylaklar ve oyuncularla tıklım tıklım doluydu. Sokaklardaysa adeta festival zamanıymışçasına çok sayıda oyuncu bulunuyordu.

 

"Yokluğumda ne çok şey değişmiş, hayret ettim doğrusu. Bölge Bilgileri Penceresi!"

 

Ding!

****

Morata Bölgesi

 

Bir zamanlar Niflheim İmparatorluğuna ait olan bir bölge.

 

Bu bölge Kuzey Versailles Kıtasının refahı en yüksek bölgesi ve gelişmeye de devam ediyor. Tüccarlar aktif olarak bölgede ticaret yürütüyor ve dükkanlarda pek çok müşteri bulunuyor. Sanat yayıldıkça turist çekiliyor. Kültüre bağlı olarak bir nüfus artışı ve yeni mesleklerin yaratımı söz konusu. Yeni eklenen nüfus da tüm iş dallarında gelişme sağlıyor.

 

Askeriye: 47

Ekonomi: 821

Kültür: 1,130

Teknoloji: 310

Dini Etki: 89

Bölgesel Politika: 22

Yakın Bölgeler Üzerindeki Etki: %41

Eski Niflheim İmparatorluğunun Etkisi: %3.6 (Askeriye, ekonomi, kültür, teknoloji, din, nüfus ve görevler üzerinde derinlemesine bir etki söz konusu.)

Şehir Gelişimi: 106

Temizlik İşleri: 41

Güvenlik: %69

 

Su tesisleri temizlendi, yeni evler inşa edildi. Lakin yine de şehrin büyük bir hızla artan sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılamak için yetersiz kalıyorlar.

 

Yeni sakinler güvenlik konusunda daha büyük yatırımlar yapılmasını talep ediyor. Köyün topraklarının daha geniş bir alana yayılmasını ve canavar fetihlerinin sayısının arttırılmasını istiyorlar.

 

Uzun zaman önce gerçekleşen festivali hayal meyal hatırlayan sakinler bulunuyor.

 

Çok sayıda heykel, sakinlerin hayatlarına mutluluk getiriyor. Resim dalındaysa hafif bir yetersizlik mevcut. Sanatçılara sunulan sonsuz güven ve destek, köyün saygınlığını yükseltiyor. Sakinler diğer köylere nazaran daha çok sanat eserine sahip olmaktan gurur duyuyor ve ilgili loncalara yapılan yatırımlara devam edilmesini istiyor.

 

Terzilik endüstrisi teknikleri nesilden nesle aktarılmaya devam ediyor. Pek çok yeni Terzinin ortaya çıkışıyla geleceğe umutla bakılıyor.

 

Demir işleme yöntemleri hala temel düzeyde; silah veya zırh üreten Demirciler son derece tecrübesiz.

 

Bölge, Freya İnancını taşıyor. Sakinlerin inancı sağlam ve kolayca sarsılmayacak cinsten. Freya Kilisesinin etkisi doğrultusunda hazcılık ve doğurganlıkta artış söz konusu; insanlar gayretli bir doğa sergiliyor.

 

Uzmanlıklar: Deri ve kumaş. Sanat.

Bölgenin Toplam Nüfusu: 168,101

Aylık Vergi Geliri: 178,045 Altın

Köyün İşletim Harcamaları Dağılımı: Askeriye %5

Ekonomik Gelişme %32

Kültürel Yatırım Maliyeti %14

Talepler ve Canavar Fetihleri %9

Şehir Bakımı %31

Freya Kilisesi Bağışları %9

 

****

Nüfus artışı, ticari gelişme ve Paralı Asker ile Maceraperest akışı sonucunda vergi gelirinde patlayıcı bir artış gerçekleşmişti!

 

"Heh."

 

Weed’in suratı ifadesizdi. Dudaklarının köşeleri yükselme tehdidi doğuruyor, suratındaki kaslar gülümsemesini tutmak istermişçesine seğiriyordu. Öylesine mutluydu ki yerde taklalar atmak istiyordu ama bilhassa böyle zamanlarda onurunu korumak için Lord imajını sürdürmek zorundaydı.

 

"Pek bir şey değilmiş. Tsk, tsk... Öylesine ilkel ve kırsal bir köy ki."

 

Çatık kaşları ve titreyen yanaklarıyla sevinçten havalara uçan Weed, rezil bir ifade sergiliyordu!

 

Bilhassa Freya Kilisesine yapılan aylık bağışların %15ten %9a inmesi çok iyiydi.

 

"Gelir toplamı arttıkça otomatik olarak ayarlanıyor herhalde."

 

Aslında bağışlara daha çok harcama yapılıyor ama gelir artışıyla birlikte harcamanın yüzdelik oranı azalıyordu.

 

Bütçe geliştikçe kültüre, askeri güce, ekonomik gelişmelere ve şehir bakımına düzenli yatırımlar yapılıyordu. Çaylak sayısındaki yoğun artış sayesinde de Morata, orta boyutta saygıdeğer bir şehir denilebilecek hale gelmişti.

 

"Ama yine de vatandaş sayısına kıyasla pek fazla vergi geliri elde edemiyorum..."

 

Weed’in bulunduğu sokakta bile 100 kişinin 86sı oyuna yeni başlayanlardan oluşuyordu.

 

Düşük vergiler, maceralar, beleş avlanma sahaları ve Işık Kulesi heykeli. Yeni başlayanların sayısı Morata’nın yaydığı pozitif hissiyat sayesinde adeta patlama yapıyordu.

 

"Bu çaylaklar seviyelerini ne kadar yükseltirse vergilerde de o kadar muazzam bir büyüme olur!"

 

Weed’in geleceğe dair toz pembe umutları vardı. Bunlar yalnızca bir Lordun taşıyabileceği mutlu düşüncelerdi.

 

Elbette Morata’nın pek çok dezavantajı da vardı.

 

Mesela Freya Kilisesi dışında hiçbir kilise yoktu. Yani maalesef ki Din Adamı olmak isteyen oyuncular için seçenekler çok kısıtlıydı.

 

Sonra teknolojik gelişme azdı ve pek fazla Demirci olmaması nedeniyle demir ile zırh kalitesi düşüktü. Gün başına üretilen miktar kısıtlı olunca dükkanlardaki silah ve zırhların tamamı daha sabah vakti tükeniyordu. Çaylaklar, dükkanlardaki başlangıç aşaması silahların bile yüksek fiyatlara satılmasından yana bir hayli şikayetçiydi. Mapan da bu uygun pazarı hedefliyor ve büyük paralar kaldırmak için sıklıkla ithalat yapıyordu.

 

Weed ise pek endişe etmiyordu. "Demirciler bu kıtlıkla baş etmek için er ya da geç gelişecektir muhtemelen."

 

Silahların ayarlanması, zırh sağlanması ve teçhizatın güçlendirilmesi için bir Demircinin varlığı zaruriydi! Demirciler de Din Adamları kadar çok saygı gördüğü için de sayıları yavaş yavaş artardı.

 

Mevcut pek çok eksiğe rağmen maceradan keyif alan çaylaklar, birbirlerine yardım eli uzatarak gelişiyordu.

 

Weed köy sınırlarının dışına da çıkmıştı. Buğday ve arpalar tarlalarda hızla büyüyordu. Freya Kilisesi Rahiplerinin kutsadığı buğdayların öyle çok tanesi vardı ki sapları bükülmeye başlamıştı. Ayrıca kazmalarıyla yakınlardaki madenlere maden toplamaya gidenlerin sayısı da hatırı sayılır düzeydeydi.

 

"Hiç değilse bir bakır kazanmam lazım."

 

"Yaşamak için paraya ihtiyacımız var, kıymetlim."

 

"Silah fiyatları bu kadar yüksekken istesek bile avlanamıyoruz ki."

 

"Silah fiyatları yine iyi — asıl zırh fiyatları ağza alınmayacak düzeyde."

 

"Üüüf, belki de defansif bir Savaşçı olmayı seçmek iyi bir fikir değildi. Nasılsa bir Freya Kilisesi Rahibiyle avlanmaya çıkacağım."

 

Çaylaklar bile kazmalarıyla maden yollarına düşmüştü. Kazma sallamak için madenci olmaya gerek yoktu, bilhassa Savaşçı, Kılıç Ustası ve sağlam vücutlu özenti Şövalyeler için durum böyleydi. Oyuna yeni başlayanlar, para kazanabilmek adına omuzları çökük halde madenlere yollanıyordu.  

 

"Oldukça arzu edilesi bir manzara."

 

Bu noktada Weed’in dudaklarının köşeleri nihayet kalktı. Ve o rezil gülümseme kusursuz bir şekilde kendisini tekrar gösterdi!

 

İstismarın sorunsuzca gerçekleşiyor oluşu, Morata ekonomisinin sağlıklı olduğunun kanıtından başka bir şey değildi.

 

#Tam da Morata çok iyi gelişmiş ya derken son andaki garip manzara ve Weed’in ‘Oo istismar varsa ekonomi sağlıklıdır’ mantığıyla pis pis gülüşü… Gerçekten ne desem bilemiyorum. Bunun dışında yine farklı kişilere yer verilen bir bölümdü. Demirci Fabio ismini sık sık duyduklarımızdan. Diğer Lonca ise Weed hakkındaki görüşleriyle Weed’in halkın gözündeki görünümü hakkında genel bir fikir verdi. Bence güzel bir bölümdü. Teftişini tamamlayan lordumuzun şimdi neler yapacağını merak ediyorum. Siz de ediyorsanız bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32561 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43274 Bölüm Sayısı


creator
manga tr