Lms 23. 7 : Ölüm Şövalyesi'nin Şarkısı

avatar
908 11

Legendary Moonlight Sculptor - Lms 23. 7 : Ölüm Şövalyesi'nin Şarkısı



Çevirmen: Lodos 


Marey neşeli ve durmaksızın konuşan bir gevezeydi.

 

“Ölümsüzlerle kaynaşmak ve avlanmak... Ah, leş gibi! Ama bu deneyimi daha sonra bir barda anlatırsam gerçekten popüler olabilirim. Hiç Vannosa Kalesi’ne gittin mi?”

 

Weed cevap vermese de kendi kendine gevezelik ediyordu Marey.

 

“Vannosa Kalesi’nde lezzetli yemekleri olan birçok restoran var. Eğer oraya bir göz atarsan eminim hayran kalacaksın Weed-nim. Neyse, bu önemli bir nokta değildi. Ama orada Cedrian adında bir hanımla tanıştım ve yakınlaştık… Bana çok faydalı bilgiler anlattı. Maalesef bardaki hesabım baya bir arttı, bu yüzden artık oraya gidemiyorum.”

 

Marey, kıtada gezdiği yerler hakkında hikâyeler anlatmaktan hiç geri durmuyordu.

 

Weed, Marey’in anlattıklarının önemli bilgiler olduğunu düşünerek o bilgileri hatırlamaya çalışıyordu. Ama sözler, Marey’in ağzından bir sel gibi çıktığından dolayı bu imkânsızdı.

 

“Savaş nedeniyle şu anda Ana Kıta’ya kaos hâkim. Ozanlar arasında bile kıyasıya bir rekabet var, bu savaşları seyrediyorlar ve şarkılar yapmaya çalışırlar. Ama ben farklıyım. Bu yorucu savaşlardan ziyade benim için gerekli bir macera bu süreç… Kuzeydeki bu tutkulu maceranın bir parçası olmak… Ne kadar da keyifli?”

 

Marey'in kendi kendine konuşmaya devam etmesine gönlünün el vermeyeceğini gören Weed kibarca cevap verdi.

 

“Evet.”

 

“Eğer ileride Weed-nim ​​ile nasıl bir maceraya çıktığıma dair hikâyeler anlatırsam birçok insanın kıskançlıktan köpüreceğine eminim. Ayrıca Ölümsüz Lejyonu ile alakalı olan görev de çok ünlü.”

 

“Evet.”

 

Ruh çağıran oyuncular, yayın ağlarına rapor vermişler ve internete videolar yüklemişlerdi. Böylece büyük bir konu haline gelmişti.

 

Hatta Marey ve Weed'in birlikte bir grup halinde avlandıkları haberi ortaya çıkarsa bu da başka bir büyük durum haline gelirdi.

 

Kraliyet Yolu oynayan herkes Marey'i tanımıyordu ama sık sık insanların karşısına çıkan isimlerden biriydi.

 

Marey'in bestelediği şarkılar, performansından oluşan görüntüler ve yaşadığı maceralar bir araya getirilerek son derece popüler bir video haline getirilmişti.

 

Özgürce dolaşan ozan Marey, videolarını Kraliyet Yolu’nun Şeref Listesi’ne yükleme yeterliliğine zaten sahipti ve haber yayıncılarının sık sık iş verdikleri bir isimdi.

 

“Ah, ne tür kadınlardan hoşlanırsın?”

 

“Evet.”

 

“Bir Ölüm Şövalyesi’nin özelliği nedir?”

 

“Evet.”

 

“Embinyu Kilisesi kıtada sık sık görünüyor ve ortalığı karıştırıyor. Bunu biliyor muydun?”

 

“Evet.”

 

“Bir Kral Hydra'yı avlamanın keyfi üst düzey olmalı, değil mi?”

 

“Evet.”

 

Marey’in söylediklerine on seferden sonra cevap vermek yorucu olmaya başlamıştı.

 

Weed cevap verirken dikkat etmese bile Marey anlattığı şeyler komikmiş gibi gülüyor ve konuşmaya devam ediyordu.

 

Saf, coşkulu ve pozitif kişi Marey Standbard idi bu.

 

Marey'in konuşmasını dinleyen Weed, Ölümsüz birimini canavarlara doğru yönlendirdi.

 

Kanyonlarda avlanıyorlardı ama ilk kez Marey ile birlikte savaşı koordine ediyorlardı.

 

Weed isteksizce olsa da savaşla ilgili sınıflardaki oyuncuların videolarını izlemişti ama Marey’in savaştığı hiçbir sahne görmemişti.

 

Önce Weed sordu.

 

“Nasıl savaşacaksın?”

 

“Ölümsüzlere liderlik etme konusunda benden çok daha fazla deneyime sahipsin gibi görünüyor. Ayrıca bir Ölüm Şövalyesi’nin olağanüstü liderlik yeteneklerine de sahip olduğundan dolayı Ölümsüzler üzerindeki komuta hakkımı sana devredeceğim.”

 

“Peki ya Marey-nim olarak ne yapacaksın?”

 

“Bir ozan gibi bir anlatı çalacağım.”

 

----------------------------------------

 

- Marey'in Ölümsüz birimlerini komuta etme hakkını aldınız.

 

----------------------------------------

 

Marey'in ordusunda çok fazla yüksek rütbeli Ölümsüz yoktu.

 

Seçkinler veya Ölümsüz korumalar da yoktu. Ancak sayı bakımından en az 200 Ölümsüz vardı.

 

Kanyona giren diğer ruh çağıranlara kıyasla bu çok düşüktü.

 

“Hadi gidelim!”

 

Karanlık bir hava yayan Weed, İskeletleri, Ölüm Şövalyeleri ve Dullahanları ile ilerlerken; arkadan da müzik çalmaya başlamıştı.

 

Ağır ve heybetli bir viyola sesi geliyordu.

 

----------------------------------------

 

- Bir ağıt dinleniyor.

 

Ø Müzik dinlerken tüm yenilenme yetenekleri % 43 artar.

 

Ø Fiziksel yetenekler % 21 artar.

 

Ø Bir savaştan kıl payı kurtularak % 7 ek deneyim ve şöhret kazanırsınız.

 

Ø Ölümsüz biriminin morali yükseliyor.

 

Ø Liderlik yetenekleriniz arttı.

 

Ø Eğer müzik durursa moral keskin bir şekilde düşer ve alınan tüm etkiler kaybolur.

 

- Sanata olan derin ilginiz sayesinde müziği takdir ederek ekstra % 25 fayda elde edeceksiniz.

 

----------------------------------------

 

Marey keman benzeri bir enstrüman çalarken sanki asil ve kutsal bir büyü yapılmış gibi parlak ve altın bir ışık ortaya çıkmıştı.

 

Marey çılgınca çalıyordu viyolayı.

 

Yayların ve tutkulu müziğin parlak hareketi, kalbe yakıcı bir tutku aşılıyordu!

 

Marey’in performansı; üstünlüğü, merakı ve hayranlığı aşıp geçmek üzereydi.

 

En iyi ozan olma ününe sahip olması boş bir fikir değildi gerçekten de…

 

Dinleyen kişinin Weed olması talihsizlikti sadece.

 

Marey'in sergilediği her performans olağanüstüydü ve insanların da buna büyük ilgi ve takdirleri vardı. Ancak ne yazık ki Weed ortalama bir insan değildi.

 

‘Çok gürültülü…’

 

İyi bir performans dinlemenin insanın uykusunu getireceği, kötü bir önyargıydı.

 

“Kyao!”

 

“Önce o gürültülü sesi kes!”

 

Böyle düşünen tek kişi Weed değildi. Canavarlar da sese tepki olarak koşarak gelmişlerdi.

 

Civardaki tüm canavarlar Marey'i hedef alıyordu.

 

Müzik her ne kadar birliğe muazzam etkiler verse de canavarları da ciddi şekilde rahatsız ediyor gibiydi.

 

Weed gözlerini kocaman açtı.

 

“İskeletler, uzun menzilli saldırıya hazırlanın! Ölüm şövalyeleri ve Dullahanlar, iki sıra halinde genişçe yayılın! Geri adım atmayın!”

 

Düz bir sıradaki Ölüm Şövalyeleri ve Dullahanlar canavarlarla çarpıştı.

 

“Saldırın! Geri çekilmeyin, ilerleyin!”

 

Weed, Ölümsüzlere kolaylıkla harcanabilir varlıklar gibi bakıyordu. Bu yüzden tek bir adım geri çekilmeden onları savaşmaya itiyordu.

 

“Ne kadar canavar gelirse gelsin geri çekilmeyin. Bulunduğunuz yerde savaşın ve ilerleyin!”

 

Weed en ön cephede savaşıyordu ve sadece düşmanın saldırısına karşı koyacak, pervasızca ilerleyecek şekilde liderlik yapmıyordu.

 

Dullahanların ve Ölüm Şövalyelerinin arkasından İskelet okçuları kemikler ve oklar fırlatarak canavarlara hasar veriyordu.

 

Kaynayan canavarları ezen yıkıcı bir güç vardı!

 

Peşlerinden koşmaya gerek yoktu. Yakın mesafeden savaşıyorlarken sınırlı yeteneklere sahip İskeletlerin isabetleri konusunda endişelenmesine gerek yoktu Weed’in.

 

----------------------------------------

 

- Kemik kırma savaşı sayesinde Ölüm Şövalyesi'nin seviyesi arttı.

 

----------------------------------------

 

Ölümsüzler gittikçe daha fazla şiddetli savaştan sağ çıktıkça daha da güçleniyordu.

 

“Daha derine gidelim.”

 

Weed, Marey ile birlikte canavarlarla kaynayan bir dağın kalbine girdi.

 

Gecenin köründe Marey'in müziği yüksek sesle yayılırken, birçok canavar ağaçların arasından fırlıyor ve kayaların üzerinden saldırıyordu.

 

Zar zor kazanmıştı Weed ve Marey’in birliği. Savaşın başındaki Ölümsüzlerin yarısı kalmıştı ellerinde.

 

Ancak savaşı başarıyla kazandıktan sonra cesaretlerinin haberi de Ölümsüz Lejyonu’nda ağızdan ağza yayılmıştı.

 

Artık daha fazla Ölümsüze liderlik edebilirdi Weed.

 

______________________________________________________

 

Tecrübe, eşyalar ve acımasız bir saldırı!

 

Weed’in Ölümsüzlere liderlik etme yöntemi buydu.

 

Bir ozanla ortaklık o kadar da kötü değilmiş gibi görünüyordu.

 

‘Yine de bir av grubunda bir ozanın olması o kadar verimli hissettirmiyor.’

 

Ortalama bir zindan keşfinde gruplar, her birisine farklı görevler atanmış 5-6 kişiden oluşurdu.

 

Bir oymacı, bir ozan veya bir dansçının gruplara katılmasının zor olmasının nedeni buydu. Çünkü yüksek verimlilik için bir grup oluşturulacaksa sadece gerekli sınıflar doldurulurdu.

 

Ancak savaşlar büyüdükçe bir ozanın varlığı kesinlikle gerekliydi.

 

Savaşları ve görevleri kusursuz bir şekilde yerine getiren Weed'e resmi olarak 2.000'den fazla Ölümsüz’ü yönetme yetkisi verilmişti.

 

Ölüm Şövalyesi Komutanı…

 

İskelet gibi daha düşük dereceli Ölümsüzleri kullanmak için Ölümsüz Lejyonu’ndan bir birlik gönderilmesini isteyebilirdi.

 

Şöhreti veya savaş becerileriyle ilgili söylentiler daha da yayılırsa daha yüksek dereceli Ölümsüzleri bile çağırabilirdi.

 

Büyü becerilerini geliştirince daha önemli roller verilen ruh çağıran oyunculara kıyasla savaşçıların sadece harfi harfine savaşmaları ve kazanmaları gerekiyordu.

 

“Daha fazla düşmanın olduğu yere!”

 

Ölümsüzler tarafından desteklenen Weed, en ufak bir tereddüt etmemiş ve daha önce cesaret edemediği canavar inine girmişti.

 

“Savaşın!”

 

Ölümsüzlerin ölüp ölmemesi onu ilgilendirmiyordu!

 

Sadece büyük çaplı bir savaşa girerek daha fazla deneyim ve eşya elde edebilirdi. Bu yüzden de savaşlar veya görevler karşısında kararsızlık içinde oyalanmak için hiçbir neden yoktu.

 

‘Eğer kaybetmenin eşiğine gelirsek kaçabilirim.’

 

Cezaları, rütbe düşürmeyi veya şöhretin azalmasını o kadar önemli bulmuyordu.

 

Weed için asıl önemli olan, levelini yükseltmek ve daha fazla eşya elde etmek için oyalanmadan büyük savaşlara girişmekti.

 

Bitmek bilmeyen savaşlarla Weed'in leveli 396 olmuştu ve tekrar level atlamak için yeterli tecrübe puanını kazanmıştı.

 

Gerçekten de riskli savaşlara atlıyor, hayatta kalmaya bakıyor ve ilerliyorken Ölümsüzler ile birlikte dayanıyordu.

 

----------------------------------------

 

· Yeni Unvan! ‘Şanlı Ölümsüz Komutan’ unvanını aldınız.

 

Birçok imkânsız savaşı zafere götüren kişi!

 

Ölümsüzlerden şiddetli korku ve itaat elde edebilir ve savaşa devam edebilirsiniz.

 

Ø Liderlik 5 arttı.

 

Ø Şans 5 arttı.

 

Ø Ölümsüzler ile sınırlı şekilde; komuta yeteneğiniz % 21 arttı.

 

----------------------------------------

 

Marey performansı sırasında ara sıra Weed'in hareketlerini takip ediyordu.

 

‘Tıpkı söylentiler gibi, gerçekten iyi savaşıyor.’

 

İlk savaştan sonraki değerlendirmesi buydu.

 

Canavarların hedefine düştüğü anda ne bir kafa karışıklığı yaşıyor ne de bir tereddüde düşüyordu Weed. Bunlar sayesinde onu iyice değerlendirebilmişti Marey.

 

Ancak her savaşı gözlemlemesiyle birlikte Weed hakkındaki değerlendirmeleri de değişmişti.

 

‘Söylentiler doğruymuş. O gerçekten bir Savaş Tanrısı. Çok iyi savaşıyor.’

 

………………..

 

‘Benim tecrübelerim artmaya devam mı ediyor? Kendi tecrübelerini hızlandırmak için hangi kısa yöntemi kullanıyor? Olamaz… O kadar canavarı ne ara öldürdü o?’

 

…………..

 

‘Ölümsüzlerin uysal koyunlar gibi itaat etmelerini sağlamak bile mümkün mü?’

 

Başlangıç ​​seviyesinden beri Weed'in statüsü kendi levelinde olanlardan çok daha yüksekti.

 

Yüksek beceri yeterliliğini koruyunca ve istatistik ardına istatistik biriktirince ortaya çıkmıştı bu eşitsizlik.

 

Özellikle avlanma hızı çok şaşırtıyordu Marey’i.

 

Eğer çok sayıda canavar toplanırsa askeri ders kitaplarındaki taktikleri anımsatan taktiklerle komuta ediyordu Ölümsüzleri.

 

Ölüm Şövalyeleri’nin Hayalet atlara binmelerini sağlamıştı.

 

Weed, Ölüm Şövalyeleri’ne doğrudan liderlik ediyordu. Dizilişlerine nüfuz ederek düşmanları bölüyordu ve ardından da Ölümsüz birimlerini görevlendiriyordu!

 

İskelet birimi ise dairesel bir büyü saldırısı yapmak için büyü niteliklerini kullanıyor ve yoğun atışlar yolluyordu.

 

Savaşlar hakkında tek bir fikre odaklanmamıştı Weed. Her türlü bilgi ve tecrübeye sahipti ve bunu da savaşta doğal bir şekilde kullanıyordu.

 

Genellikle kişi yalnızca taktiksel avantajı varsa savaşırdı. Ama Weed mutlaka kazanılması gereken stratejiyi bulmak için birçok şey deniyor ve bulduğu anda da şiddetle savaşıyordu.

 

Marey'in bile girmek istemediği savaşlar olmuştu.

 

‘Bunu kazanmasının hiçbir yolu yok.’

 

Ancak Weed, Ölümsüz birimlerini arkasından sürüklüyor, mükemmel taktikler sergiliyor ve kazanıyordu. İzleyenlerde kolaylıkla hayranlık uyandırabilecek bir savaştı.

 

Ölümsüz birimlerini biraz dinlendirdikten sonra çok daha büyük canavarlardan oluşan bir grupla savaş başlatmıştı.

 

‘Bu gerçekten imkânsız.’

 

Birçok Ölümsüz kaybetmişlerdi ve Weed de ciddi şekilde acı çekmişti ama kazanmışlardı.

 

Savaş ve hayatta kal, sonunda da kazan ve güçlen…

 

Doğal olarak Marey’in sağduyusuna ve sabit fikirlerine aykırı bir savaştı bu.

 

‘Tamam, bu kadarı da artık intihar.’

 

Çok daha büyük canavarlar grubu geliyordu!

 

Marey'nin Weed'i durdurmak için yüreği yok değildi. Ama aynı zamanda Weed'in de nasıl savaşacağını görmek istiyordu. Bu yüzden onu takip etmeye devam etmişti.

 

Bir gün süren bir savaştan sonra Weed inanılmaz zorluklar yaşasa da zaferi kazanmıştı.

 

Marey de yardımcı olmuştu. Ama çok yoğun bir savaştı ve sadece 8 Ölüm Şövalyesi hayatta kalmıştı. Yine de kazanmışlardı tabii…

 

O savaştan sonra Marey, Weed'in cidden harika olduğunu ve artık insan gibi görünmediğini hissetmeye başlamıştı.

 

Marey bir ozan olarak pek çok savaş görmüştü ama şimdiye kadar gördüğü savaşlarda hiç kimse her şeyi bir kenara bırakarak sonuna kadar savaşmamıştı.

 

Marey hayatta kalmak için her şeyini vermek zorunda kalmış, dayanmak için tüm yeteneklerini seferber etmişti. Böylece kazanmayı başarmışlardı.

 

Sadece tonlarca drop elde etmekle kalmamışlar, cesetleri de Ölümsüzlere dönüştürebilmişlerdi.

 

Weed, Ölümsüz Lejyonu’ndan asker topladı ve sonuna kadar hayatta kalan Ölüm Şövalyeleri ile av bölgesine geri döndü.

 

Marey artık Weed'in neden bu kadar güçlü olduğunu ve insanlardan büyük övgüler aldığını biliyordu.

 

‘İşte bu yüzden bu kadar güçlü.’

 

10 kişilik bir kuvvetle, 7 kişilik bir düşmanla savaşmak mantıklıydı.

 

Ama Weed kendisinin elinde 10 kişi varken 11, 12, hatta bazen 15 düşmanla savaşıyordu.

 

Weed’in maksimum seviyedeki odaklanması, liderliği ve muhakemesi öyle bir noktaya ulaşmıştı ki Marey kendi performansını devam ettirmeyi unutmuştu. Devamında da Weed çevik hareketler izleyerek kazanmayı bilmişti.

 

15’e karşı 10 kişi ile kazanabilmesinin nedeni elbette ki mükemmel kararları olabilirdi. Ancak bu temelde onun radikal bir şekilde savaşmasından kaynaklanıyordu.

 

Galip gelebilecekleri daha büyük bir kuvvete karşı savaşmalarından dolayı kazanıyorlardı.

 

‘Weed'i takip etmek gerçekten verdiğim en iyi karardı.’

 

Marey bir rahatlama ve sempati duymaya başlamıştı.

 

Ruh çağıranlar için üzülüyordu. Bir görevde Weed ile rekabet ederlerse asla kazanamayacaklarına ikna olmuştu.

 

______________________________________________________

 

----------------------------------------

 

- Bu görevin ödülü olarak 8.000'e kadar Ölümsüze komuta etme yetkisi aldınız.

 

Mevcut pozisyon – Ölüm Şövalyesi Komutanı

 

----------------------------------------

 

Weed'in rütbesi birçok kez yükselmiş, ekipmanı ve bineği değişmişti.

 

İblisin bağlı olduğu bir zırh, aranan bir adamın markalı demiri ve üzgünlerin çizmeleri…

 

Ölüm Şövalyeleri’nin kuşanabilecekleri ödül eşyalarını almıştı.

 

“Bunu ileride Van Hawk’a verirsem kesinlikle sevecektir.”

 

Van Hawk veya Torido'yu çağıramazdı.

 

Bir zamanlar Ölümsüz Lejyonu’na bağlıydılar ve onları buraya çağırırsa neler olabileceğini tahmin edemiyordu.

 

“Gelin buraya.”

 

Kyaaaaak!

 

Gökyüzünden korkunç bir çığlık sesi gelmiş ve çirkin yaratıklar alçalarak yere oturmuşlardı.

 

Weed ve Ölüm Şövalyeleri Hayalet atlarını geliştirmişlerdi ve artık kemikten yapılmış çirkin yaratıklara binebiliyorlardı.

 

Ölüm Şövalyeleri havada mücadele ediyorken Ölümsüzlere de yerde savaşmaları emredilmişti!

 

Kafataslarında en az 3-4 kılıç yarası olan iskeletler bile seçkinlerdi.

 

“Avlanmak gerçekten de eğlenceli.”

 

Marey zar zor takip edebiliyordu.

 

Beste yapmak ve bu besteleri icra etmek ozanların yaptıkları tek şey değildi.

 

Maceralara atılırlar, zindanlara girerler ve çok sayıda savaşa katılırlardı.

 

Ama Weed'in ardından giden Marey’in sürekli küçük molalar veresi geliyordu.

 

“Burası temizlendi. Hadi gidelim.”

 

“Gitmeden önce kısa bir mola veremez miyiz? Neredeyse iki gündür savaşıyoruz.”

 

“Daha az önce bolca dinlendim ben.”

 

“Ne zaman?!”

 

“İki kez esnedim ya işte…”

 

Eğer iki kez esnemek bir molaysa; bu, işçilerin öğle yemeğinde kısa bir süreliğine kestirmelerinin uzun bir uyku gibi bir şey olduğu anlamına mı geliyordu?!

 

“Başka yerlerde kalan canavarlar olabilir, gecikecek zamanımız yok.”

 

Ölümsüzler sonsuz dayanıklılığa sahiplerdi ve yemek yemeleri de gerekmiyordu. Bu yüzden Weed onları sonsuz sayıda savaşa götürebiliyordu.

 

Bunun gibi savaşlardan geçen Ölümsüzler gelişiyordu ve Marey de Weed'in biriminin güçlendiğini hisseder olmuştu.

 

Ölüm Şövalyeleri dişleri ve tırnaklarıyla savaşarak ve kazanarak son derece güçlenmişlerdi.

 

Level en nihayetinde bir leveldi. Ancak yeteneklerinin ötesindeki savaşlarda hayatta kalmak, savaş yeteneklerinin katlanarak artmasına neden olmuştu.

 

Ölüm Şövalyelerinin sayesinde Ölümsüz birimlerinin genel becerileri olağanüstü haldeydi. Canavarlarla çevrili tehlikeli bir durumda olsalar bile uzun süre dayanabiliyorlardı ve savunmaları da üst düzey bir seviyedeydi

 

Ölümsüzlerin en iyi birliğiydi onlar.

 

Aniden kargalar sadece Weed'e değil, Marey ve kanyonlarda avlanan diğer oyunculara gelerek ağızlarında tuttukları kağıt parçalarını vermişlerdi.

 

Başka bir görev çıkmıştı ortaya.

 

----------------------------------------

 

· Natalia ovalarının canavarları

 

Çevrede Ölümsüz Lejyonu’na meydan okuyacak kadar büyük canavar grupları neredeyse hiç yok.

 

Kalan son canavarlar güçlerini birleştirdiler ve Natalia ovalarına doğru ilerliyorlar.

 

Eğer onları dört gün içinde geri sürerseniz resmen Ölümsüz Lejyonu’nun kampına girecek ve Ölümsüz kralı Balkan Demoph ile tanışabileceksiniz.

 

Ayrıca Ölüm Şövalyesi de bir adım daha ileri gidebilir ve son terfiiye hak kazanabilir.

 

Dört gün sonra Ölümsüz Lejyonu’nun ana gücü harekete geçecek ve ayrılacak. O günden sonra görev yapılamaz.

 

Zorluk: A

 

Ödül: Terfi, Ölümsüz çağırma büyüleri.

 

Görev Kısıtlaması: Yalnızca Ölümsüz

 

                                 Sınırlı zaman.

 

                                 Görev tekrar verilmeyecek.

 

----------------------------------------

 

Ruh çağıran oyuncular arasında işbirliği gerektiren bir görevdi bu.

 

Ölümsüz Lejyonu’na girmeden önce yapılması gereken son görev buydu.

 

“Hemen oraya gidelim.”

 

Weed ve Marey, Ölümsüzleri yönlendirerek doğrudan kanyona doğru ilerlediler.

 

Ruh çağıran oyuncuların bağlantı oranları ağır basıyordu.

 

“Hegigig”

 

“Aman, kafam… Kafamı sol elimle mi, sağ elimle mi tutuyordum bilmiyorum.”

 

“Ölümsüzler, büyük Balkan-nim için sıraya girin!”

 

Kanyona yaklaştıkça inanılmaz miktarda Ölümsüz görebiliyorlardı.

 

Ruh çağıranlardan bazıları savaşmak için az sayıda yüksek rütbeli Ölümsüz çağırmayı tercih ederdi. Ancak çoğu zaman da bunun tersi yaşanıyordu.

 

Lanet büyüleri atarak ve iskeletler ile hortlakları cömertçe çağırarak savaşmak daha güvenliydi.

 

Her ruh çağıran, 2.000'e kadar Ölümsüze liderlik edebilirdi. Ki bu sayı, en küçük miktarlardan biriydi.

 

Onları ya doğrudan çağırıyorlardı ya da Ölümsüz Lejyonu’ndan ayrılan ve ortalıkta doluşan Ölümsüzlerden topluyorlardı.

 

Etraflarında her türden Ölümsüz vardı. Marey için hem bu deneyimi yaşamak hem de bu sahneyi görmek biraz zordu.

 

“En azından yüz bin kadar olmalı.”

 

Weed, üst üste yığılmış tuğlalar gibi yere düzgünce yatmış iskeletleri fark etti.

 

Alan az olduğu için yerden tasarruf etmek adına bu yöntemi kullanıyorlardı.

 

“Yüz binden daha fazla gibi görünüyor.”

 

Ruh çağıranlar, çağırdıkları Ölümsüzleri kendilerinden uzakta tutmuyorlardı. Bu nedenle kanyonun çevresinde bir Ölümsüz dünyası vardı.

 

Ama Weed'in birimleri yaklaştıkça bu Ölümsüzler bir olarak onlardan uzaklaşmıştı.

 

Ölüm kalım durumlarını on seferden fazla atlatan Ölüm Şövalyeleri, zehirli havalarını tutuşturmuşlardı ve iskeletler de saklanacak yer aramak için korkuyla çekilmişlerdi.

 

Kyaaaaa!

 

Weed'in biriminin bir parçası olan Ölüm Şövalyelerinin bir kısmı da çirkin yaratıklara binmiş halde daireler çizerek uçuyor ve onları takip ediyordu.

 

Kanyondaki tüm ruh çağıranların bakışları bir Ölüm Şövalyesi olarak görkemli bir giriş yapan Weed'e dönmüş haldeydi.

 

“O da ne? Bu iki adam tarafından yönetilen bu kadar çok Ölümsüz birimi mi var?”

 

Weed'in ve Marey’in toplamda 9600 Ölümsüzü vardı.

 

Weed, yüksek liderliği ve karizması nedeniyle rütbesinin izin verdiği miktardan daha fazlasına sahip olabiliyordu. Ancak verimli bir kontrol sağlayabilmek için kapasitesini katı bir şekilde sınırlamıştı.

 

Ama ruh çağıranların gözünde bu sayı çok büyüktü.

 

“Gerçekten çok fazla.”

 

“Bir sürü Ölüm Şövalyesi var... Ve her çeşit Dullahan ve İskelet de hazır. Gerçek bir Ölümsüz ordusu demek yanlış olmaz.”

 

“Keşke böyle bir orduyu komuta edebilseydik... Acaba savaşçı tipi bir sınıfa mı terfi etmeye çalışmalıydık?”

 

Weed'e bakan birçok oyuncu geçmiş kararlarından pişmanlık duyuyordu.

 

Kıskançlıktan gözlerini alamayarak Weed ve Marey'e yaklaştılar.

 

“Merhaba.”

 

Önce onları fark eden Harien hafifçe selam verdi.

 

Weed etrafına baktı ve Harien’in, Jeanne’in, Otem’in ve Gruzed’in ekipmanlarının büyük ölçüde değiştiğini ve bazılarının ellerinde kristal küreler tuttuğunu fark etti.

 

Çeşit çeşit ekipmanlar vardı üzerlerinde ve Weed çoğunu tanımlayamıyordu.

 

'Onlar da çok uğraşmış olmalılar.'

 

Ölümsüz Lejyonu’nun şu andaki görevi sadece Weed'e verilmemişti.

 

Her biri görevlerde elinden gelenin en iyisini yapmış ve gelişmişti.

 

Kanyonda toplanmış 58 ruh çağıran vardı.

 

“7 tane daha geliyor. Geç oluyor… Onlar da vardıklarında Natalia ovasına gideceğiz.”

 

Harien durumu onlara kısaca anlattı.

 

Kapua Köyü’nden buraya gelen oyuncu sayısı 65 kişiydi.

 

'65 ruh çağıran ile ortak bir görev…'

 

Göreve katılanların seviyeleri yüksekti.

 

Her ruh çağıranın sahip olduğu Ölümsüzlerin sayısı dikkate alındığında da nispeten büyük bir ordu olarak görülebilirlerdi.

 

________________________________________________________________

 

Zabrin birkaç gün önce kanyona gelmiş ve orada avlanmaya başlamıştı.

 

Daha iyi ekipmanlarla birlikte level atlıyorken; beraber avlandığı diğer ruh çağıranlara da küçük hediyeler verdi.

 

“Bunlar kalan bazı eşyalar. Lütfen alın.”

 

“Ama yine de çok fazla...”

 

Bu dünyada Weed'den başka insanlar da vardı.

 

Eşya ne kadar faydalı olursa olsun; ruh çağıranlar yakın olmadıkları birinden ücretsiz bir şey almakta zorlanıyorlardı ve bu yüzden reddetmişlerdi.

 

“Önemli değil. Benim de bir parçası olduğum lonca, bu tür eşyaları sık sık dağıtıyor. Ruh çağıranlara özel tercih hakkı veriyorlar… Benim zaten burada kullanmak için bir sürü başka şeyim var.”

 

Eşyalarla diğer oyuncuları kazanmak kolay bir işti.

 

Diğer sınıfların aksine ruh çağıranların herhangi bir loncaya katılmamaları daha yaygın bir durumdu.

 

Zabrin acele etmemiş ve onları tek tek kendi müttefiki yapmıştı.

 

‘Bu kişinin kimliği açık.’

 

Bir grup halinde avlanırken isimlerini açıklamaları veya birbirlerini arkadaş listelerine eklemeleri kimliklerini tamamen ortaya döküyordu.

 

Sağlam ruh çağıranlar, Versay Kıtası’nda da bir hayli tanınıyorlardı.

 

Sıradan oyuncular, Ölümsüzlerle birlikte bir dağda veya ormanda avlanan ruh çağıranlarla tesadüfen karşılaştıklarında şok oluyorlardı.

 

Ruh çağıranları yeni bir şey gibi gördükleri için de bu tür sahneleri sık sık kaydediyor ve forumlara yüklüyorlardı.

 

O kayıtlarla kıyas yapan Zabrin, sağlam kimlikleri olan herkesi elemişti.

 

Ancak kimliklerini açıklamayan ve kendi başlarına avlanan insanları tanımak zordu.

 

‘Onlar geldikçe 7 kişiyi daha aramam gerekiyor.’

 

Jeanne’i, Otem’i, Boghram’ı, Harien’i, Gruzed’i, Varenna’yı ve Goshu'yu Hermes Loncası'na almak için araştırmış ve hepsinin en az 380 leveli aştığını öğrenmişti.

 

Jeanne, Harien ve Otem'in ise 400 levelin üzerinde olduğuna karar vermişti.

 

Bunlar ruh çağıran olmadan önce bile mükemmel büyücüler olan figürlerdi.

 

Sınıf değiştirildiğinde orijinal büyü yetenekleri büyük ölçüde zayıflardı.

 

Bir kez daha benzer büyü öğrenilemezdi ve çelişkili kara büyüler ile Ölümsüz çağırma büyüleri öğrenilirdi. Böylece de mevcut büyü yetenekleri geriye giderdi.

 

Ruh çağıranlar için baştan başlamak kolay bir karar değildi. Ancak lanet büyüleri ve Ölümsüz çağırma konusundaki yeterliliklerini istikrarlı bir şekilde artırıyorlardı.

 

“Eğer onların Hermes Loncası’na gelmelerini sağlayabilirsem bu büyük bir başarı olur.”

 

Zabrin sağlam bir fırsat için sabırla casusluk yapıyordu.

 

Eğer onlar Hermes Loncası’na üye olurlarsa nihayet Zabrin'in övgüye değer eylemleri tanınmış olacaktı.

 

Aynı loncanın bir parçası olarak da çeşitli yardımlar alabilir ve bu kanyonda onları takip edebilirdi.

 

Ölümsüz Lejyonu’nun görevine katılmak ve birlikte çalışmak, Zabrin için level, şöhret ve Ölümsüz çağırma büyüleri kazanma şansıydı.

 

Etrafındakileri kazandıktan sonra avlanırken bilgi toplamış ve o anda da Natalia ovasındaki canavarları ortadan kaldırmak için düzenlenen ortak görev başlamıştı.

 

Biraz sonrasında da Weed ve Marey, Ölümsüz ordularıyla birlikte gelmişlerdi.

 

Diğer oyuncularda da Ölümsüzler vardı ama Weed ve Marey’in getirdiği Ölümsüzler daha bir göze çarpıyordu.

 

Ölüm Şövalyeleri'nden gelen zehirli hava nedeniyle diğer Ölümsüzler bile onlardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyordu.

 

Çirkin yaratıklara binen Ölüm Şövalyeleri etraflarında uçuyor ve olağanın ötesinde güçlü görünüyorlardı.

 

‘Belki de Weed onların arasındadır.’

 

Weed ve Marey kimliği belirsiz oyunculardı!

 

Şüpheli olan beş kişi daha vardı ama onların Ölümsüzleri çok iyi değildi ve sayıları da azdı.

 

‘Her neyse, rapor etmeliyim.’

 

Zabrin, Hermes Loncası Polon'a ve büyücü birliklerine; Natalia ovalarına doğru yola çıktıklarını, bir kişiden Weed olması konusunda şüphelendiğini ve Jeanne ile Otem'in nasıl herhangi bir loncaya ait olmadıklarını raporladı.

 

...

 

Çok iyi bölüm değil miydi ya? Hem Weed ile Marey’in biraz daha yakınlaşmasını gördük, hem Marey’in Weed karşısında ne kadar etkilendiğini, hem Weed’in mükemmel savaşlar çıkardığını, hem de Zabrin’in planlarını... Açıkçası ben okurken çok keyif aldım, özellikle Marey’in durmaksızın devam eden konuşmasına karşı Weed’in verdiği tepkiler çok gülünçtü.

 

Bu arada Balkan ile tanışmaya da yaklaşıyoruz, epey bir heyecanlı ve meraklıyım ben kendi adıma. Umarım sizler de öylesinizdir ve okurken keyif alırsınız. Okumaya devam dostlar!

 

Takipte kalın! Yorumlarınızı bizimle paylaşmayı ve serimizi beğenmeyi de unutmayın lütfen! Görüşmek üzere!

 









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32561 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43274 Bölüm Sayısı


creator
manga tr