Bölüm 267: Liu Ailesinin Ziyafeti

avatar
27 0

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 267: Liu Ailesinin Ziyafeti


Liu Ailesinin Ziyafeti

Arabada zaman gerçekten çok hızlı geçti; bir saat göz açıp kapayıncaya kadar akıp gitmişti.

Yorgun düşen Lin Ruoxi, gözlerini yavaşça açtı. Bilinci yerine gelir gelmez, Yang Chen’in omzuna yaslandığını fark etti.

Bu oldukça tuhaf bir histi. Yanında oturan ve ona yastık olmak için hiç kımıldamadan duran bu adam, beklenmedik bir şekilde ona daha önce hiç hissetmediği bir güven ve huzur vermişti.

Çok bitkin düşmüş olmalıyım. Yoksa böyle saçma düşüncelere kapılmazdım.

Lin Ruoxi, başını sessizce Yang Chen’in omzundan çekti. Şakaklarındaki saçlarını düzelterek bozulmadığından emin olduktan sonra sordu: “Ne kadar uyudum?”

“Yaklaşık beş saattir uyuyorsun. Ziyafet bitti bile,” dedi Yang Chen gülümseyerek.

Lin Ruoxi kaşlarını çatarak arabadaki şık saate baktı. Sadece bir saat kadar uyuduğundan emin olduktan sonra Yang Chen’e sert bir bakış attı. “Bütün gün sırıtmayı bırakıp biraz ciddi olabilir misin? Bu tarz şakalar hiç komik değil.”

“Gülmeme izin yoksa ağlayacak halim yok ya?” dedi Yang Chen pişkinlikle.

Lin Ruoxi onu görmezden gelerek koltuğunda sessizce oturdu.

Yang Chen ona bir süre baktıktan sonra sordu: “İyi dinlendin mi? Az öncekinden çok daha iyi görünüyorsun.”

Lin Ruoxi tek bir kelime bile cevap vermedi. Yang Chen’e yüz vermeye niyeti olmadığı her halinden belliydi.

Yang Chen pes etmek zorunda kaldı. İkili, araba Yeşim Bulutları Şirketi’nin tatil köyüne girene kadar sessizce bekledi. Etraf rengarenk, parlak ışıklarla aydınlatılmıştı.

Karanlıkta ağaçların arasından soğuk bir rüzgar esiyordu. Yol kenarında, bölgede devriye gezen siyah giyimli korumalar geçiyordu. Belli ki Liu ailesi bu geceki ziyafete büyük önem veriyordu.

Tatil köyünün geniş yollarından geçtikten beş altı dakika sonra araba bir park yerine durdu. Yol boyunca dünya çapında çeşitli lüks arabalar dizilmişti. Audi A8 ve Mercedes-Benz S-Serisi gibi araçlar, böyle bir yerde garip bir şekilde sönük ve sıradan kalıyordu.

Yang Chen, Lin Ruoxi’nin vücudunun oldukça gergin olduğunu net bir şekilde hissedebiliyordu. Ancak kadın derin bir nefes alarak sakinleşmeyi başardı. Anlaşılan Lin Ruoxi bu tarz ortamlara pek aşina değildi.

“Aşağı indiğimizde sakın gelişigüzel konuşma ya da ortalıkta boş boş dolaşma, anladın mı?” diye uyardı Lin Ruoxi onu bir kez daha sertçe.

Yang Chen acı bir şekilde gülümseyerek, “Çocuk değilim artık,” dedi.

“Bir çocuktan daha fazla sorun çıkarıyorsun,” dedi Lin Ruoxi acımasızca.

Yang Chen dudak bükerek sessiz kaldı. Bu sefer gerçekten küçümsenmişti.

O sırada, en az onlar kadar gergin olan Li Ming, ciddiyetle arkaya yürüyüp kapıyı açtı ve kenarda eğilerek bekledi.

Yang Chen gülümseyerek sol kolunu Lin Ruoxi’ye uzattı.

Kısa bir tereddütten sonra Lin Ruoxi bunun kaçınılmaz olduğunu biliyordu. İnce ve yeşim gibi pürüzsüz kolunu uzatıp Yang Chen’in koluna girdi.

Madem bu adamı kabul etmeye karar vermişti, sürekli geri adım atamazdı.

Siyah Rolls-Royce Phantom, bu ünlülerin ve nüfuzlu iş adamlarının gözünde bile birinci sınıf bir lüks araç sayılırdı. Bu yüzden arabanın sahibi indiğinde, dışarıda olan pek çok konuk bilinçaltıyla aynı anda o yöne döndü.

Arabadan ilk inen Yang Chen oldu. Bu tamamen yabancı yüz, pek çok konuğun kafasını karıştırdı. Birbirlerine bakarak bu genç adamın hangi aileden olduğunu ya da Liu klanı tarafından davet edilen yüksek rütbeli genç bir subay olup olmadığını anlamaya çalıştılar.

Hemen ardından Yang Chen’in kolunda dışarı çıkan Lin Ruoxi, adeta güçlü bir mıknatıs gibi o andaki herkesin dikkatini üzerine çekti. Büyülenmiş erkeklerin ve kıskançlık dolu kadınların sergilediği karmaşık ifadeleri tarif etmek imkansızdı. Ancak Lin Ruoxi de, üst sınıfın bu partilerine neredeyse hiç katılmadığı için yabancı bir yüz sayılırdı.

Dışarıdaki keskin ayazın, şıklık yarışına giren kadınların dekoltelerine acımaya hiç niyeti yoktu. Kadınlar ise sanki hava günlük güneşlikmiş gibi dik durmaya çalışıyor; titremelerine engel olmak için kendilerini sıkarken dudaklarındaki o zoraki gülümşemeyi de korumaya uğraşıyorlardı.

Yang Chen, kadın olmanın hiç kolay olmadığını düşündü. Soğuk bir rüzgar estiğinde, Lin Ruoxi’nin farkında olmadan kendisine yaslandığını hissetti. Buz dağı bile olsa sonunda üşüyormuş, diye geçirdi içinden.

Garsonların eşliğinde salonun girişine doğru yürüdüler. Bina, Barok mimari tarzında inşa edilmiş üç katlı bir yapıydı. Atina tarzı uzun ve düzenli taş sütunlar, Liu ailesinin güçlü finansal kapasitesini sergiliyordu.

Girişe doğru yürürken, uzaktan siyah smokinli orta yaşlı bir adam onlara doğru yaklaştı. Düzgün taranmış saçları ve iki yana uzanan bıyıklarıyla enerjik ve sağlıklı görünüyordu.

“Onur duydum, gerçekten onur duydum! Bayan Lin’in bizzat düzenlediğim etkinliğe katılacağını tahmin etmemiştim. Haha, en içten şekilde hoş geldiniz!”

Lin Ruoxi, Yang Chen’in kulağına fısıldadı: “Bu Liu klanının lideri ve bu geceki ziyafetin organizatörü Liu Kangbai.”

O hergele Liu Yun’un babası bu olmalı o zaman. Bahse girerim gençliğinde o da pek çok kadının canını yakmıştır, diye düşündü Yang Chen.

Aynı zamanda, meraklı konuklar Liu Kangbai’nin onu bizzat karşılayıp “Bayan Lin” diye hitap etmesinden Lin Ruoxi’nin kimliğini hayal meyal tahmin edebildiler.

On milyarlarca serveti olan bu inanılmaz güzellikteki kadın, şaşırtıcı bir şekilde dev bir çok uluslu şirketin sahibiydi!

Çok geçmeden Yang Chen ve Lin Ruoxi gecenin odak noktası haline geldiler. Pek çok kişi Yang Chen’in Lin Ruoxi ile olan ilişkisini tahmin etmeye çalışıyordu; zira Lin Ruoxi’nin henüz evlenmediği biliniyordu, ayrıca büyük klanların hiçbir varisiyle adının geçtiği bir söylenti de yoktu.

“Başkan Liu çok mütevazı davranıyorsunuz. Bizler sadece genciz, bize bu kadar hürmet etmenize gerek yok,” dedi Lin Ruoxi hafif bir gülümsemeyle.

Liu Kangbai elini sallayarak, “Bir beyefendi bir hanımefendiye asla kusur etmez. Bunu Eski CEO henüz Yu Lei’nin başındayken de söylüyordum. Şimdi Yu Lei, Bayan Lin’in ellerinde Çin moda endüstrisinin lideri oldu. Biz yaşlılar durumun farkındayız. Sizi bizzat karşılamam, sadece başarılı bir iş insanına gösterilen saygıdır,” dedi.

Lin Ruoxi gülümseyerek başını salladı ama sessiz kaldı.

Yang Chen’e dönen Liu Kangbai sordu: “Peki bu beyefendi kim?..”

Yang Chen konuşamadan Lin Ruoxi cevap verdi: “O kocam, Yang Chen.”

Şaşıran Yang Chen, başını çevirip Lin Ruoxi’ye baktı. Lin Ruoxi’nin halka açık bir etkinliğe birlikte katılmayı isteyerek ilişkilerini duyurmaya hazırlandığını bilse de, bu kadar doğal ve doğrudan davranmasını, üstelik yüz ifadesini hiç bozmamasını beklemiyordu.

Görünüşe göre Liu Kangbai ve Lin Ruoxi’nin söylediklerini duyan diğer konuklar şoke olmuştu. Bir anda Yang Chen, sonsuz kıskançlığın hedefi olan odak noktası haline geldi.

Yang Chen mahcup bir şekilde burnunu kaşıdı. Gülümseyerek, “Başkan Liu beni tanımasa da ben aslında oğlunuzu tanıyorum,” dedi.

Liu Kangbai anında soğukkanlılığını geri kazandı. Nazikçe, “Bay Yang o velet Liu Yun’u tanıyor mu? Yoksa okul arkadaşı mısınız?” diye sordu.

“Hayır, okul arkadaşı değiliz. Daha önce karşılaştık ve küçük bir yanlış anlaşılma yaşadık,” dedi Yang Chen durumu çok yüzeysel bir şekilde açıklayarak. İçinden de ekledi: Gelinini elinden almak küçük bir yanlış anlaşılma sayılıyorsa tabii.

“Haha, derler ki tartışmadan dostluk doğmazmış. Gelen her misafir başımın tacıdır, ikiniz de içeri buyurun.” Liu Kangbai yılların tecrübesiyle doğal olarak bilge bir adamdı. Yang Chen’in geçmişini tam anlamadan konuyu uzatmamaya karar verdi.

Lin Ruoxi, Yang Chen’e şüpheyle baktı. Yang Chen’in Liu Yun’u neden tanıdığını ve onunla neden tartıştığını bilmese de, orada sormak uygun olmayacağı için sorularını kendine saklamayı seçti.

İkili salona girdikten sonra Liu Kangbai yanındaki adama fısıldadı: “Derhal bu adamı araştırın.”

Adam hemen oradan ayrılırken, Liu Kangbai yüzündeki gülümsemeyi takınarak diğer konukları selamlamaya devam etti.

Salon geniş olsa da yine de oldukça kalabalıktı. Garsonlar bir aşağı bir yukarı koştururken, içerideki konuklar dışarıda olup bitenlerden hızla haberdar oldular.

Yu Lei International’ın gözlerden uzak ve gizemli genç CEO’sunun ziyafete tanınmayan bir koca ile gelmesi, salonda bir fırtına gibi esti. Sonuç olarak Yang Chen ve Lin Ruoxi içeri girdiklerinde; ister kasti olsun ister olmasın, üzerlerinde pek çok bakış fark ettiler.

Lin Ruoxi kolayca ilgi odağı haline geldi. İpek siyah elbisesi ve Keşmir mavisi mücevherleriyle, karanlıkta açan bir lale gibi asalet ve cazibe yayıyordu. Cinsiyet fark etmeksizin herkes, bu ani ihtişam ve karizma dalgasına direnmekte zorlanıyordu.

Yang Chen ise son derece huzursuzdu. Az önce etkinliğe gelmemeleri gerektiğini söylemişti. Beklediği gibi, herkes karısına dik dik bakıyordu.

Lin Ruoxi en ufak bir heyecan belirtisi göstermiyordu. Kalabalıklar arasında en parlak yıldız olmaya alışmış gibiydi. Mütevazı bir garsondan bir kadeh şampanya alarak Yang Chen ile birlikte salonun ortasına doğru yürüdü.

Salondaki nüfuzlu girişimciler ve yüksek rütbeli bürokratlar, Lin Ruoxi’yi Yang Chen’in yanında görünce öfkelerine hakim olamadılar. Bu 'hiç kimse' olmayan adam, onların o pırıltılı elit dünyasına ait değildi. Kendi aralarında, Lin Ruoxi’nin gençliğine ve tecrübesizliğine yenik düşüp yanlış bir seçim yaptığına dair sessizce hüküm verdiler.

Şunu da söylemek gerekir ki, erkeklerin düşünme kapasitesi bazen çılgınlaşabiliyordu. O an Lin Ruoxi’nin koca bir iş imparatorluğunu yönettiği gerçeğini değerlendirmek istemiyorlardı. Bir adamı yanlış değerlendirecek kadar aptal olması mümkün değildi.

Haliyle; şık giyimli, iyi eğitim almış, servet ve köklü bir geçmişe sahip birkaç adam, sanki sözleşmişler gibi aynı anda Lin Ruoxi’ye doğru hamle yaptı.

Calosa not: Bazılarının canı dayak istiyor :D 







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 56981 Üye Sayısı
  • 398 Seri Sayısı
  • 44020 Bölüm Sayısı


creator
manga tr