Bölüm 268: Adını Bile Duymadım

avatar
29 0

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 268: Adını Bile Duymadım


Adını Bile Duymadım

Yang Chen adamların niyetini fark etti ve kendini gerçekten çaresiz hissetti. Her birine birer yumruk atıp hepsini uzağa fırlatamazdı ya. Ancak kısa süre sonra Lin Ruoxi’nin öyle kolay yaklaşılabilecek bir kadın olmadığını hatırladı. Bu adamların bir şey elde etmesi imkansızdı.

Kısa kesilmiş saçlı, uzun boylu ve yapılı bir adam, elinde koyu kırmızı bir kadehle yaklaştı. Alçakgönüllülükle gülümseyerek, “Bayan Lin’in ününü çok önceden duymuştum. Şimdi kendisini bizzat görme şerefine nail olunca anlıyorum ki; birini ismen tanımak, onunla yüz yüze gelmenin yanından bile geçemezmiş,” dedi.

Geç kalan diğer iki yakışıklı adam, birinin onlardan önce davranmasına köpürerek dişlerini sıktılar.

Adam Lin Ruoxi’ye övgüler yağdırırken, Yang Chen sanki orada hiç yokmuş gibi ona dönüp bakmamıştı bile.

Lin Ruoxi, ifadesiz bir şekilde ona bakarak sordu: “Siz ne işle meşgulsünüz?”

Lin Ruoxi kendisi hakkında soru sorunca adamın keyfi yerine geldi. Memnuniyetini gizlemek için kendini sakin kalmaya zorladı. Gururla, “Bendeniz Hao Yingjian, Guangde İnşaat Grubu’nun genel müdürüyüm. Patron Lin adımızı daha önce mutlaka duymuştur,” dedi.

Çok ahlaksız mı?!

Adamın ismi, Yang Chen’in ağzındaki şampanyayı neredeyse püskürtmesine neden olacaktı. (Calosa notu: Hao Yingjian ismi, Çincede 'çok ahlaksız/azgın' anlamına gelen kelimelerle aynı telaffuza sahiptir.)

Lin Ruoxi kaşlarını çatarak cevap verdi: “Bilmiyorum. Adını bile duymadım.”

Sözünü bitirir bitirmez arkasına bile bakmadan Yang Chen’in koluna girdi ve başka bir yöne doğru yürümeye başladı; elinde kadehiyle donakalan ve yüzü kireç gibi olan Hao Yingjian’ı orada öylece bıraktı.

Böyle bir ortamda “Adını bile duymadım” cümlesi, birine doğrudan küfretmekten çok daha yıkıcıydı. Bu, adamın statüsünün ve kimliğinin kadının gözünde hiçbir değerinin olmadığı anlamına geliyordu! Başka bir deyişle, onunla konuşmaya layık bile değildi!

Ona ilk ulaşmayı başaramayan diğer birkaç genç adamın yüzünde birer zafer gülümsemesi belirdi. Çevredeki insanlar, kendi yetersizliğinin farkına varamayan ve öfkesini dışa vurmaya bile cesaret edemeyen Hao Yingjian ile dalga geçiyorlardı.

Kimse Lin Ruoxi’nin bu kadar doğrudan ve sert olacağını düşünmemişti. İnsanları acımasızca reddeden o efsanevi “buz dağı” tavrının doğruluğu bir kez daha kanıtlanmıştı!

Yang Chen ise bir yandan keyiflenmiş, bir yandan da meraklanmıştı. “İş insanları her zaman 'bir dost kazanmak, bir düşman kaybetmektir' demezler mi? Ona öyle davrandıktan sonra, bir gün arkandan bıçaklanmaktan korkmuyor musun?” diye sordu.

Lin Ruoxi soğuk bir sesle, “Bir kez izin verirsem, arkası gelir. Bu durumdan hoşlanmıyorum, bu yüzden niyetlerini tek seferde kesip atmak en iyisi. Dost ve düşman meselesine gelince; ben şuna inanırım: Onlardan güçlü olduğum sürece gölgeme bile dokunamazlar,” dedi.

“Aman tanrım... Bu hiç de sevimli değil. Çok korkutucusun,” dedi Yang Chen şaka yollu.

Bu durumdan hoşlanmadığını belli eden Lin Ruoxi, Yang Chen’e 'ölümcül' bir bakış fırlatıp kolundan çıktı ve tek başına önden yürümeye başladı.

Tam o sırada Yang Chen, onlara doğru yaklaşan iki figür fark etti.

İkisi de benzer turuncu tonlarında elbiseler giymişti ama saç modelleri farklıydı. Büyük olan saçını topuz yapmıştı, küçüğünün ise kısa saçları özenle taranmıştı. Bunlar Cai Ning ve Cai Yan kardeşlerdi.

Yang Chen kısa bir süre şaşırsa da sonunda durumu kavradı. Cai ailesi üst sınıftan bir aileydi, bu yüzden kız kardeşlerin böyle bir etkinliğe katılması normaldi. Ancak "Sekizler Grubu"nun önemli isimlerinden biri olan ve "Çiçek Yağmuru" olarak bilinen Cai Ning, buraya sadece Liu ailesine hürmet göstermek için gelmiş olamazdı.

Cai Yan, Lin Ruoxi’yi görünce gerçekten sevinmiş gibiydi. Öne çıkıp Lin Ruoxi’nin elini tutarak gülümseyerek, “Ruoxi, senin böyle bir yere geleceğini bilmezdim. Sonsuza dek evde saklanacağını sanıyordum,” dedi.

Zarif bir hanımefendi gibi giyinen Cai Yan, polis üniforması içindeki o kahramanvari halinden uzak olsa da çok daha çekici ve parlak görünüyordu. Tarz sahibi kısa saçları onu oldukça özel kılıyordu.

“Yanyan, yine saçmalıyorsun. Ne zaman evde saklandım ki? Sadece bu tarz etkinliklere katılmaktan hoşlanmıyorum,” diye açıklama yaptı Lin Ruoxi ve ardından Cai Ning’i selamladı: “Ning Abla, görüşmeyeli uzun zaman oldu.”

Cai Ning, köklü aile terbiyesinin klasik bir örneğiydi. Küçük yaşlardan beri antik eğitim almak üzere Shu’daki Tang Tarikatı’nda yetiştiği için, sanki eski bir tablodan fırlamış gibi huzurlu ve asil bir aura yayıyordu. Lin Ruoxi’ye gülümseyerek, “Geleceğini bilseydim annemle babama da gelmelerini söylerdim. Seni yıllardır görmediler,” dedi.

“Amcam ve teyzem gelmeyecekler mi?” diye sordu Lin Ruoxi özlemle.

“Annemler bu etkinliklerden çoktan sıkıldı. Ablam evde olunca onunla gelmek istedim,” diyen Cai Yan, bakışlarını Yang Chen’e çevirdi. Daha önce ona bir saat hediye ettiğinde beklediği karşılığı alamadığı için ona öfkeyle baktı. “Ruoxi, onu da buraya getireceğini gerçekten düşünmemiştim.”

Yang Chen kendini çok çaresiz hissetti ama bir şey de diyemedi. Bu Cai Yan benden gerçekten nefret ediyor, değil mi? Alt tarafı bir saatti, bu kadar soğuk konuşmasına gerek var mıydı? diye düşündü.

Cai Ning de Yang Chen’in yüzündeki tuhaf ifadeyi fark etti. Bu adamın gerçek kimliğini bilen tek kişi oydu. Şu anki Yang Chen’in sadece kuzu postuna bürünmüş bir kurt olduğunun gayet farkındaydı.

Özellikle Yamata Tarikatı’ndan o üç ninjanın peşindeyken Yang Chen’in sarf ettiği öfke dolu sözler ve üzerindeki o baskıcı tavrı, Cai Ning’i hala içten içe yaralıyordu. Bu yüzden tek kelime etmedi; Yang Chen’i sadece soğuk bir baş selamıyla geçiştirdi.

Salonda pek çok kişi, Lin Ruoxi ve Yang Chen’in Cai kardeşlerle sohbet ettiğini görünce kıskançlığa kapıldı. Cai ailesi askeriye dünyasının devlerinden biriydi. Üst sınıftan olan herkes, Cai ailesinin hem siyasi hem de askeri dünyada ne kadar etkili ve güçlü olduğunu bilirdi.

Az önce 'Bay Azgını’ hiç düşünmeden tersleyip şimdi de Cai kardeşlerle koyu bir sohbete dalması, Lin Ruoxi ile tanışmak isteyenlerin hevesini kursağında bıraktı. Onun yanındaki konumlarının ne kadar önemsiz olduğunu bir bakışta anlamışlardı. Aynı çatı altında olsalar da aralarında devasa bir uçurum vardı; onlar bambaşka dünyaların insanlarıydı.

Lin Ruoxi, Cai kardeşlerle sohbete dalınca Yang Chen kendini bir anda dışlanmış hissetti. Etrafına bakındığında, tanımadığı o insanların yüzündeki yapay gülümsemeler içini daraltmış, canını iyice sıkmaya başlamıştı. Tam o sırada, uzun boylu birkaç yabancı salona giriş yaptı. Sarışın saçları ve mavi gözleriyle tam bir Avrupalı gibi görünüyorlardı.

Deri bir ceket giyen beyaz adam oldukça yapılı ve güçlü duruyordu. Yanındaki kadın ise göğüs ve kalça dekoltesiyle son derece dikkat çekici, cüretkar kıyafetler içindeydi. Bu insanlar göründüğünde pek çok konuk şaşırdı. Başlangıçta bu yardım ziyafetinin sadece Zhonghai’ye özel olduğunu sanıyorlardı; başka ülkelerden arkadaşların da katılması beklenmedik bir durumdu.

Yang Chen anında anormal bir aura hissetti. Bilinçaltıyla Cai Ning’e baktı. Beklediği gibi, Cai Ning’in kaşları endişeyle çatılmıştı.

Yang Chen’in bakışını fark eden Cai Ning, hemen kendini toparladı ve hiçbir şey görmemiş gibi yaparak kafasını başka yöne çevirdi.

Yang Chen içten içe gülümsedi. Cai Ning’in durup dururken rastgele bir etkinliğe katılmayacağını biliyordu. Gerçekten de özel bir amacı vardı.

Aynı zamanda, kalabalığın arasından tanıdık bir yüz belirdi. Beyaz bir takım elbise ve kırmızı kravat takmış olan yakışıklı adamın yüzünde gururlu bir gülümseme vardı. Liu ailesinin genç efendisi Liu Yun, sonunda ortaya çıkmış ve Yang Chen’e doğru yürümeye başlamıştı.

Calosa not: Nedense pataklanacakmış gibi hissediyorum






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 56980 Üye Sayısı
  • 398 Seri Sayısı
  • 44020 Bölüm Sayısı


creator
manga tr