Bölüm 295: Kendi Kendine Yalan Söylüyorsun

avatar
30 0

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 295: Kendi Kendine Yalan Söylüyorsun


Kendi Kendine Yalan Söylüyorsun

Yang Chen, devasa yatakta Rose'un yanında uzanmış, tüm öğleden sonrayı onunla dizi izleyerek geçirmişti. Rose tembelce esnedi, gözlerini kırpıştırarak Yang Chen'e baktı. "Kocacığım, bu akşam ne zaman döneceksin?"

Yang Chen ağlasa mı gülse mi bilemedi. "Neden bunu soruyorsun? Bu gece mutlaka dönmek zorunda değilim," dedi.

"Bu gece eve gitmek istemiyor musun?" Rose oldukça şaşırmıştı. "Ama o olay daha bu sabah yaşandı, eğer hâlâ eve gitmezsen..."

"Eee? Altı ay göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Bahse girerim şu an beni görmek istemiyordur. Biz aynı yolda yürümek için yaratılmamışız; er ya da geç yollarımız ayrılacak." Yang Chen acımasızca evi aradı ve Wang Ma'ya hiçbir açıklama yapmadan bu gece dönmeyeceğini söyledi.

Rose'un yüzünde karmaşık bir ifade belirdi. İç çekerek, "Dürüst olmak gerekirse, kendi adıma senin ondan ayrılmanı isterim. Karın olmayı asla düşünmemiş olsam da, yine de böyle bir şeyi bu kadar aniden yapmanın pek hoş olmadığını düşünüyorum," dedi.

Yang Chen elini uzatıp Rose'un yanağını sıktı. "Fazla düşünme. Bu yolculuğa zaten en başından yanlış başlamıştım, değil mi?"

Rose cevap vermedi ama yüzünde bir keder vardı. Bu kederin Yang Chen için mi, Lin Ruoxi için mi yoksa kendisi için mi olduğunu o da bilmiyordu.

"Bugün onunla karşılaşmış olman her ne kadar tuhaf olsa da, aslında vazgeçmesi için bir fırsattı," dedi Yang Chen. Kalbinin neden bu kadar ağırlaştığını anlayamıyordu. Düşünceleri dağıtmak için başını salladı. Rose'un yanağına hafifçe vurarak, "Hadi bebeğim, kalk bakalım. 'Ciddi' işlere dönmeden önce bir akşam yemeği yiyelim," dedi.

"Ciddi işler mi?"

Rose bir an afalladı. 'Ciddi işin' ne olduğunu anladığında ise anında kızardı ve Yang Chen'in göğsüne hafifçe vurdu; bu durum endişelerini biraz olsun dağıtmıştı.

Kış gecesi her zamankinden erken çökmüştü.

Lin Ruoxi eve doğru sürdü. Beti benzi atmış bir halde arabadan inerken yorgunluğu her halinden belli oluyordu. Evdeki sıcak ışıkları görünce yüz ifadesi karmaşık bir hal aldı.

O adam döndü mü? Sabah olanlardan sonra neden hâlâ onunla karşılaşmak istiyorum? Onu görmezden mi gelmeliyim? Azarlamalı mıyım? Yoksa hiçbir şey olmamış gibi mi davranmalıyım?

Calosa Not: Yazık sana ya…

Lin Ruoxi'nin kafası çok karışıktı, ne yapacağını bilemiyordu. En başında sadece sahte bir evlilik isteyen ben değil miydim? Öyleyse neden gelecekte benden ayrılacak olması düşüncesi beni her geçen gün daha fazla güvensiz hissettiriyor?

Daha önünde yarım yıl olsa da ve aradan sadece bir gün geçmiş olsa da, kalbinde tarif edilemez bir acı hissediyordu. O lanet adam bana güç gösterisi yaparak, ne kadar etkileyici olduğunu mu kanıtlamaya çalışıyor?!

Zihni karmakarışık bir halde eve girdi ve anında taze pişmiş yemeklerin keskin kokusunu aldı. Wang Ma yemeği hazırlamıştı ama adamın gölgesi bile ortada yoktu.

"Hanımefendi, hoş geldiniz. Genç Efendi'nin bir işi çıkmış, bu gece dönmeyecekmiş. Sadece ikimiz yiyeceğimiz için pek fazla çeşit hazırlamadım," dedi Wang Ma gülümseyerek.

Lin Ruoxi donakaldı. "Gelmeyecek mi?"

"Evet, az önce aradı," dedi Wang Ma.

"Anladım..." Lin Ruoxi kalbinin ezildiğini, fena halde haksızlığa uğradığını hissetti. Beni aramaya bile tenezzül etmemiş. Bu geceyi başka bir kadınla geçireceğini, eve gelmeyeceğini açıkça ilan mı ediyor yani?

Daha altı ay var, şimdiden bu kadar sabırsız mı oldu?!

Lin Ruoxi'nin yüzü iyice solgunlaştı. Sessizce sofraya oturdu ve Wang Ma ile birlikte yemeye başladı. Parlak sarı ışığın altında, iki kadının birlikte yemek yediği bu sahne; sanki o eski, soğuk ve yalnız günlere geri dönülmüş gibi hissettiriyordu.

Yemeği yarım saat içinde bitirdiler. Wang Ma bulaşıkları toplarken Lin Ruoxi ona yardım etmek istedi. Wang Ma hemen engel oldu: "Hanımefendi, hiç iyi görünmüyorsunuz. İşten çok yorulmuş olmalısınız. En iyisi gidip banyonuzu yapın ve yukarıda dinlenin, bana yardım etmeyin."

"İyiyim Wang Ma, bir el atayım," dedi Lin Ruoxi, başını sallayarak.

Tam o sırada kapı zili çaldı. Gözlerinde hafif bir sevinç beliren Lin Ruoxi elindeki tabakları bıraktı ve koşar adımlarla kapıyı açtı. Beklediği kişi gelmemişti ama gelen de yabancı değildi. Sivil kıyafetler içindeki Cai Yan'dı.

Lin Ruoxi büyük bir hayal kırıklığı yaşasa da misafirini gülümseyerek karşıladı. "Yanyan, gecenin bu vaktinde neden geldin? Çabuk, içeri geç."

Cai Yan krem rengi bir şişme ceket giymişti. Siyah, parlak ve kısa saçlarının altında o çekici, V-şeklindeki yüzü bembeyaz ve güzel görünüyordu. Lin Ruoxi'nin moralinin bozuk olduğunu hemen anladı. İçeri girerken hafifçe iç çekerek, "Ablamdan duydum. Artık pek çok şeyi biliyorsun, değil mi?" dedi.

Cai Ning eve döndüğünde Cai Yan’a, Zeng Xinlin ve Xu Zhihong'un kurduğu ittifaktan bahsetmişti. Artık herkes işin içinde olduğu için bir şeyleri saklamasına gerek kalmamıştı. Muhtemelen yakın arkadaş oldukları için Cai Yan'ın Lin Ruoxi'yi teselli edebileceğini ummuştu.

Lin Ruoxi başıyla onayladı ve zoraki bir gülümsedi. "İyiyim ben, benim için zahmet etmene gerek yoktu."

"Nasıl iyi olabilirsin? Yüzün çökmüş, çok zayıf görünüyorsun," dedi Cai Yan dürüstçe ve salona göz gezdirdi. "O kötü adam nerede?"

Lin Ruoxi'nin kalbi sızladı. "Bu gece bir işi varmış, gelmeyecek."

"Ne?!" Cai Yan küplere bindi. "Neyle meşgulmüş?! Bunu nasıl yapabilir? Bunca korkunç olay yaşanmışken, sen bu kadar süzülmüşken nasıl olur da dışarılarda kalır?!"

Lin Ruoxi, Cai Yan’ı salona çekip oturttu ve ona çay hazırladı. Bu sırada, "Onu boş ver, ne istiyorsa yapsın. O burada olmayınca aslında daha huzurlu oluyor," dedi.

Cai Yan, Lin Ruoxi’nin ne kadar kayıtsız göründüğünü ama her cümlesinin ne kadar büyük bir acı taşıdığını fark etti. Dayanamayıp Lin Ruoxi'nin elini tuttu ve yanına oturmasını istedi.

"Ruoxi, dürüst ol; aranızda ne geçti? Sen ceset gördün diye bu kadar sarsılacak biri değilsin. Şu halin beni gerçekten korkutuyor ve endişelendiriyor. Sana tam olarak ne oldu?!" diye sordu Cai Yan sinirle. Lin Ruoxi’deki bu ani değişimi kabul etmek onun için bile zordu.

Lin Ruoxi’nin gözleri hafifçe kızardı. "İyiyim, sadece biraz uykuya ihtiyacım var. Gerçekten bir sorun yok."

Cai Yan iyice gerildi. "Nasıl bir sorun yok? Çocukluğumuzdan beri seni hiç bu kadar bitkin görmemiştim! Büyükannem vefat ettiğinde bile bu kadar ruhsuz değildin, farkında mısın?! Şu an sadece boş bir kabuk gibisin. Az önce kapıyı açtığında seni tanıyamayacaktım neredeyse! Kapıyı açarken gözlerinde gördüğüm o hayal kırıklığı neydi? Gelen Yang Chen olmadığı içindi, değil mi?! Şu an çok acı çekiyor olmalısın ama neden bunu dışa vurmuyorsun?! Neden her şeyi tek başına göğüslemeye çalışıyorsun?! Eğer onu kabul etmek veya sevmek istiyorsan, bunu neden ona söylemiyorsun?!"

"Onu kabul etmek istesem ne değişir ki?!"

Lin Ruoxi aniden başını kaldırdı ve dolan gözleriyle Cai Yan'a baktı; artık duygularını kontrol edemiyordu.

"Altı ay... Sadece altı ay sonra her şeyin biteceğini söyledi bana. Ama üzerinden daha bir gün bile geçmeden, gözlerimin önünde başka bir kadınla romantik bir randevudaydı! Hatta bu gece eve dönmeyeceğini, açıkça başka bir kadınla kalacağını söyledi. Bu evden ayrılmaya karar verdiğini yüzüme vuruyor. Benimle ilgili hiçbir şeyi istemiyor artık." Lin Ruoxi acı acı gülümsedi. "Artık senden gizlemeyeceğim, nasıl olsa altı ay sonra her şeyi öğreneceksin."

Cai Yan donakaldı. "Ne demek istiyorsun... ne altı ayı?"

Lin Ruoxi gözlerindeki yaşı sildi ve Cai Yan’a, Yang Chen ile olan o en baştaki evlilik sözleşmesini anlattı. Ancak ilk gecesini ona verdiği gerçeğini sakladı, sadece tesadüfen tanıştıklarını söyledi.

"Yani, evliliğiniz ve her şeyiniz bir sahteydi, öyle mi?" Cai Yan darmadağın olmuştu. Sanki rüya görüyor gibiydi.

"Evet, ama artık sahte ya da gerçek olması önemli değil. O böyle davrandığına göre, altı ay sonra her şeyi bitirip bu işe bir son vereceğim," dedi Lin Ruoxi soğukça.

"Kendi kendine yalan söylüyorsun." Cai Yan, Lin Ruoxi'ye acıyarak baktı. "Eğer gerçekten umursamasaydın, bu kadar acı çekmez ve gitmek için o altı ayın dolmasını beklemezdin. Ruoxi, neden kendin için savaşmıyorsun?"

"Sadece kafam çok karışık." Lin Ruoxi'nin yüzü sertleşti. "Yanyan, biliyor musun... Gözlerimin önünde başka bir kadına ayakkabılarını giydirdi. Öleceğimi bilsem bile öyle bir adama aşık olmam. Merak etme, bir iki güne toparlanırım, benim için endişelenmeyi bırak."

Cai Yan’ın yüz ifadesi hafifçe değişti, kalbinde bir huzursuzluk hissetti. Lin Ruoxi’nin kararlı bakışlarını görünce daha fazla bir şey söylemek istemedi. İç çekerek onu nasıl teselli edeceğini bilemedi.

Bir süre günlük hayattan konuştuktan sonra Cai Yan, Lin Ruoxi'nin dinlenebilmesi için gitmesi gerektiğini söyledi. Lin Ruoxi ile vedalaştıktan sonra villadan çıkıp Audi’sine bindi. Zihni uzun süre sakinleşmedi.

Yang Chen ile Lin Ruoxi arasındaki evliliğin sadece bir sözleşmeden ibaret olduğu gerçeği, Cai Yan’ın arkadaşlık uğruna bastırdığı duygularını yeniden alevlendirmişti; artık kendini dizginlemesi çok daha zordu.

Yani her şey sahteydi. O hiçbir zaman Ruoxi'nin gerçek kocası olmamış, her şey içi boş bir kabuktan ibaretmiş. Başka kadınlarla bu kadar samimi olmasına şaşmamalı. Cai Yan, daha önce anlam veremediği her şeyi bir anda kavradı ve Yang Chen'e olan hisleri bir gelgit dalgası gibi kabardı.

Lin Ruoxi'ye karşı kendini suçlu hissetse de, insanların her zaman bencil bir tarafı vardır; hele ki aşkın karşısında duran bir kadından bahsediyorsak, öyle değil mi?

Ancak Cai Yan, Yang Chen’in daha önce hediyesini reddettiği o anı hatırlayınca sinirden dişlerini sıktı.

"Görürsün sen, öyle kolay kolay pes etmeyeceğim," diye mırıldandı ve gaza basıp uzaklaştı.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 57240 Üye Sayısı
  • 399 Seri Sayısı
  • 44050 Bölüm Sayısı


creator
manga tr