Calosa not: Geçmiş bayramınız mübarek olsun
Zhenxiu’nun tezgahını en son ziyaret etmesinden bu yana epey zaman geçmişti. Yang Chen, Zhenxiu’nun o gece kendisine en sevdiği hilal kolyeyi ne kadar tatlı bir şekilde verdiğini her hatırladığında, bu kıza karşı içi şefkatle doluyordu.
Sokak her zamanki gibi loştu; ama normalden biraz daha fazla tezgah açıktı. Hava soğuduğu için gece atıştırmalıkları, özellikle de baharatlı çorba gibi sıcak yiyecekler satmak oldukça kârlıydı. Yang Chen sokağın sonuna geldiğinde, üzerinde kahverengi ve biraz eski bir palto olan Zhenxiu’yu gördü. Mor-beyaz beresiyle tekerlekli tezgahının başında meşguldü. Tezgahın önünde oturan dört beş müşteri içkilerini içiyor, kızarmış pirinç keklerinin ve baharatlı çorbanın tadını çıkarıyordu.
Yang Chen hemen yanına gitmedi. Bir süre bekleyip müşteriler ayrıldıktan sonra yavaşça tezgaha doğru yürüdü. Zhenxiu masayı siliyordu. Başını kaldırıp Yang Chen’i fark edince yüzünde anında bir sevinç belirdi. "Yang Abi, gecenin bu vaktinde buraya gelmeye nasıl vakit buldun?"
Yang Chen gülümseyerek sandalyeye yayıldı. "Günden güne daha da güzelleşen Zhenxiu’muzu görmem için tek şansım gece değil mi?" diye sordu.
Zhenxiu’nun pürüzsüz beyaz yüzü kızardı. "Yang Abi, Ruoxi Abla burada yok diye bana yavşamaya mı geldin?"
"Neden öyle bir şey yapayım? Sadece yemek yemeye geldim, müşterine böyle itham da bulunamazsın," dedi Yang Chen ve hemen bir domuz köftesi şişi alıp ısırdı. Dumanı tütüyordu ve oldukça lezzetliydi.
Zhenxiu yalancıktan bir öfkeyle, "Domuz köftesi şişleri iki yuan, yine ödemeden kaçma sakın," dedi.
Yang Chen yüksek sesle öksürdü. Acı acı gülümseyerek, "Bu kadar yakınlaştıktan sonra bile hala ödeme yapmam gerektiğini bilmiyordum," dedi.
Zhenxiu dudak büktü. "Para canlısı olduğumu bilmiyor musun? Bu soğuk havalarda kira, su ve elektrik faturalarını ödemek için biraz daha fazla kazanmaya çalışıyorum. Sana ısmarlayacak lüksüm mü var?"
Yang Chen bir tane de yosun düğümü şişi aldı. Çiğnerken, "Peki sıcak havalarda ne oluyor? Sürekli baharatlı çorba satamazsın ya," diye sordu.
Zhenxiu neşeyle gülümsedi. "Hava ısındığında da soğuk içecekler ve dondurma satmanın bir yolunu bulurum."
"Zhenxiu," dedi Yang Chen ve ağzındakini yutup ciddileşerek devam etti, "Henüz çok gençsin. Bu yıl daha on sekizindesin. Senin yaşındakiler hala lisede okuyor ya da üniversiteye yeni başlıyorlar. Zeki bir çocuksun, neden üniversiteye girmeyi denemiyorsun? Eğer istersen, düzgünce okula gitmen için Yang Abin sana borç verebilir. Gelecek yıl üniversite sınavına girersin, parayı sonra bana geri ödersin. Önemli bir şey değil."
Zhenxiu onu sessizce dinledi. Spatulasıyla sıcak çelik levhanın üzerindeki pirinç keklerini çevirdi ama cevap vermedi.
Yang Chen kaşlarını çattı. "Zorluklara bu kadar iyi göğüs geriyorsun, sakın bana okumaktan korktuğunu söyleme. Eğer ders çalışmanın zor olduğunu düşünüyorsan, sana özel ders de verebilirim. Sayısal derslerde ve yabancı dillerde gayet iyiyimdir. Çincenin zaten ilkokul temeli var, halledersin. Eğer sıkı çalışmaya niyetin varsa, altı ay yeterli."
Zhenxiu sonunda işini bıraktı. Başını kaldırdı; soğuk rüzgarın altında biraz yorgun görünen güzel yüzüyle gülümsedi.
"Yang Abi, teşekkür ederim ama bu senin için çok zahmetli olur. Ben derslerde pek başarılı biri değilim, küçük çaplı işlerime devam etsem daha iyi." Zhenxiu şakağındaki saçları düzeltti. "Zaten benim yaşımdaki pek çok kız benim gibi yaşıyor. Karnımızı doyurmak yorucu olsa da aslında oldukça rahat bir hayatımız var."
Yang Chen ciddi bir şekilde yanıtladı: "Başkaları umurumda değil. Sadece, o gün otobüste tanıştıktan sonra şimdi karşında otururken seni görmezden gelemeyeceğime inanıyorum. Gençliğin çok değerli. Yaşlanıp hareket edemez hale geldiğinde, hatta zihnin bile artık eskisi kadar net olmadığında, hala tekerlekli bir tezgahta kızarmış pirinç keki mi satmayı planlıyorsun?"
Zhenxiu’nun beti benzi attı ve sessizce alt dudağını ısırdı. Tam o anda tanıdık bir kadın sesi duyuldu:
"Zhenxiu, onu dinle. Haklı, bunu sonsuza kadar yapamazsın."
Yang Chen ve Zhenxiu başlarını kaldırıp baktılar. Zarif ve uzun boylu genç bir kadını gördüler, tezgahın yanına geldiğini bile hissetmemiştiler. Rüzgar yüzünden kısa saçları biraz dağılmıştı; narin yüz hatları asalet ve zarafet yansıtıyordu. Bu gelen Cai Yan’dı.
"Cai Abla, geldin mi..." Zhenxiu kızararak gülümsedi. Cai Yan’ın gelişine pek şaşırmış görünmüyordu.
Cai Yan, Yang Chen’e karmaşık duygular barındıran o koca, nemli gözleriyle bir bakış fırlattı. Ardından Zhenxiu’ya nazikçe gülümseyerek, "Evet, bu adamla olan konuşmanızı duydum. Her ne kadar ağzından her zaman saçma sapan şeyler çıksa da, sınava girmen konusundaki önerisi doğru. Eğer kabul edersen, senin için bir dershane ile iletişime geçebilirim. Ortaokulu bitirdiğini ve temelin olduğunu hatırlıyorum. Zekana bakılırsa, sıkı çalışırsan en azından iyi bir bölüme yerleşebilirsin," dedi.
Yang Chen şaşkınlıkla Cai Yan’a baktı. "Zhenxiu ile bayağı yakınlaşmışsınız, değil mi?"
"Ne o? Tek abisi sen mi olabilirsin yani? Ben de onu kız kardeşim olarak göremez miyim?" dedi Cai Yan hoşnutsuzlukla.
Yang Chen elini sallayıp gülümsedi. "Hayır, sadece şaşırdım. Bugün neden Zhenxiu ile sohbete gelecek kadar vaktin var? Normalde işten başını kaldıramazsın sanıyordum."
Zhenxiu söze girdi: "Yang Abi, Cai Abla bana gerçekten çok iyi davranıyor. Sen ona bana göz kulak olmasını söyledikten sonra, haftada iki üç kez buraya gelip birinin beni rahatsız edip etmediğini soruyor. Ayrıca nasıl kötü adam yakaladığını anlatıyor, çok ilginç!"
"Bak sen... Saygıdeğer Cai Yan Hanımefendi iyi ki kadınsın; yoksa dünyadaki tüm kızları tavlardın. Baksana, Zhenxiu’nun seni öz ablası gibi görüyor," dedi Yang Chen.
"Sahi, benim işten, suçlu yakalamaktan ve vaka çözmekten başka bir şey bilmediğimi mi sanıyorsun?" diye sordu Cai Yan dişlerini sıkarak.
Calosa not: Evet :D
Aslında Yang Chen eskiden onun hakkında gerçekten böyle düşünüyordu. Cai Yan, tanıştıkları ilk birkaç seferde hep ona zıt davranmıştı, hatta üzerine baskı kurmaya çalışmıştı. Ancak, sadece bir kez önüne getirip "Zhenxiu'ya göz kulak ol" dediği için Cai Yan'ın bu kadar sık gelip onunla ilgilenmesi ve yakınlaşması; Yang Chen'i şaşırtmadı derse yalan olurdu. Tabii ki Yang Chen, Cai Yan'ın bunu bir gösteriş için yaptığını ya da vaktinin çok olduğunu düşünmüyordu. Bunun tek sebebinin, kendisinin ondan yardım istemesi olduğunu biliyordu.
Bunu düşününce Yang Chen içtenlikle konuştu: "Teşekkür ederim. Sana karşı ön yargılarım vardı ama görünen o ki oldukça iyi bir insansın. Ruoxi’nin seninle neden bu kadar iyi arkadaş olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum."
"Yang Abi, neden öyle düşünüyorsun ki? Cai Abla her zaman harikaydı zaten," dedi Zhenxiu mutsuzca.
Cai Yan, Yang Chen’den gelen bu ani övgüyle hafifçe kızardı ama hemen ifadesini düzeltti: "Yanıldığını bilmen güzel. Cömert bir yetişkin olarak bu hanımefendi seni affedecektir."
Yang Chen hafifçe gülümsedi. Zhenxiu’ya dönerek, "Bak Cai Ablan bile sınava girmeni istiyor; sözümü dinle ve bunu yap, benim canım kız kardeşim," dedi.
Zhenxiu bir süre tereddüt ettikten sonra, "Yang Abi, biraz daha detaylı düşünmeme izin verir misin? Ben... iki gün içinde sana cevap verebilir miyim?" dedi.
"Elbette verebilirsin," dedi Yang Chen gülümseyerek. "Bir şey daha; Ruoxi Ablanın önünde verdiğin sözü hatırlıyor musun?"
Zhenxiu itaatkar bir şekilde, "Hatırlıyorum, yetimhaneye geri dönmekle ilgiliydi. Beni oraya götüreceğini söylemiştin," dedi.
"Öbür gün gitmeye ne dersin? O gün Noel. Oradaki müdüre ve çocuklara bazı hediyeler de götürebilirsin. Paran yoksa senin yerine ödeyebilirim, sonra bana geri verirsin; yoksa teklifimi kabul etmeyeceğini biliyorum," dedi Yang Chen.
Zhenxiu dudak büktü. "O zaman hediyeleri ben seçeceğim."
"Tabii ki sen seçeceksin. O gün saat dokuzda seni buradan alırım. Önce hediyeleri alır, sonra yetimhaneye gideriz," dedi Yang Chen.
Zhenxiu heyecanla başını salladı. "Teşekkür ederim Yang Abi."
Cai Yan konuşmaları dinledi ve sordu: "Sadece ikiniz mi gidiyorsunuz? Peki ya Ruoxi?" Zhenxiu ona Yang Chen ve Lin Ruoxi'nin birlikte geldiğini anlattığı için gelişmelere şaşırmamıştı.
"Ha, o oraya zaten çok sık gidiyor. Zhenxiu'yu yanımda götürmem yeterli," dedi Yang Chen ve Zhenxiu’nun başına hafifçe vurdu, bu da kızın ona öfkeyle bakmasına neden oldu. Ayağa kalkarak, "O gün uyuyakalma sakın, yoksa popona şaplağı yersin," dedi.
"Uyuyakalmam!" dedi Zhenxiu kızgınlıkla.
Cai Yan, Yang Chen’in ayrılmak üzere olduğunu görünce bakışlarında bir tereddüt belirdi. "Bekle, yardımına ihtiyacım olan bir şey var."
Yang Chen geri dönüp, "Nedir?" diye sordu.
"O gün sizin eve geldiğimde koltukta beyaz deri bir çanta bırakmıştım; yarın onu benim için getirebilir misin?" diye sordu Cai Yan.
Yang Chen hatırladı. Cai Yan, Gao Guoxiong davası hakkında Lin Ruoxi ile konuşmaya geldiğinde gerçekten de bir çanta bırakmıştı. O gün Lin Ruoxi çantanın içinde önemli bir şey olmadığını görünce onu evdeki tezgahlardan birinin üzerine koymuştu.
Yang Chen, Cai Yan’ın bu küçük ricasını reddetmek için bir sebebi olmadığını hissetti. Lin Ruoxi zaten kendisinden çok daha meşguldü. Sonuç olarak başıyla onayladı ve "Sorun değil. Yarın müsait olduğunda beni ara, evden çıkarken çantayı yanıma alırım," dedi.
"Teşekkür ederim." Cai Yan’ın gözlerinde bir sevinç belirdi. Gülümseyerek veda etti ve Yang Chen’in arkasından, o köşeyi dönüp gözden kaybolana dek bakmaya devam etti.
Zhenxiu ise bir Yang Chen’e, bir de önünde bir şeyler düşünmeye dalmış olan Cai Yan’a baktı. Usulca iç çekti.
Epik Novel © 2017 | Tüm hakları saklıdır..
