Cilt 6 Bölüm 33 [ ■■■・■■■ ] (1/2)

avatar
2057 6

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 33 [ ■■■・■■■ ] (1/2)


Çevirmen : Clumsy



Gece vakti çırpılan sayısız kanadın tüylerinin ardında kalan balkona bir boşluk çökmüştü.

 

Korkusuz kuşlar kanatlarını çırpıp karanlık gece göğüne doğru uçuşa geçmişti.

 

Neredeyse ıssız gökten düşmek burada kalmaktan daha kolaydır denilecek bir atmosferdi.

 

Bu doğru olsaydı Subaru, bu fikri tüm kalbiyle benimserdi―― hiç değilse bu boğucu durumdan sonraki en kötü şey olurdu.

 

[――――]

 

Konumları, Gözcü Kulesinin gecenin gizlediği bir balkonuydu.

 

Julius, yakışıklı yüzüne şüphe yerleşmiş ve yanakları kaskatı kesilmiş şekilde geçidi engelleyerek dikiliyordu. Görüş açısındaysa gece vakti gizli bir sohbet gerçekleştiren Subaru ve Echidna―― tabii tıpatıp benzedikleri için Julius’un gözünde Anastasia vardı.

 

[Julius: ――az önce söylediğin şey, ne anlama geliyordu?]

 

İşte bu gergin, donuk atmosferde Julius, aynı cümleyi tekrarlayıp duruyordu.

 

Sözlerindeki şaşkınlığın öncekinden bir farkı yoktu fakat sesi, kederinin derinliğini ispatlarcasına her tekrarda daha da güçsüzleşiyordu.

 

――Konuşmayı dinlemeye, ne zaman başladın?

 

[――――]

 

Julius’un sorusuyla karşı karşıya kalan Subaru, duraksamış düşüncelerini harekete geçirerek bu soruyu yöneltti. Julius onları dinlemeye ne zaman başlamıştı, en önemli şey buydu.

 

Echidna=Anastasia ile az önce gerçekleştirdikleri sohbetin içeriği, Julius’un hazırlanmadan işitmesine kesinlikle müsaade edilmemesi gereken cinstendi. Bu Gözcü Kulesi seferinde Subaru ve Echidna tarafından tutulan sırlar fazla derindi.

 

Yapay Ruhlar, Açgözlülük Cadısı, Oburluk Otoritesi ve bunların çeşitli etkileri gibi şeyler…

 

Subaru tüm bunları Julius’tan gizlemiş, yalnızca işleri daha karmaşık hale getirip onu üzmekten başka bir işe yaramayacaklarına hükmetmişti.

 

En başta da Anastasia’nın ruhunun uykuda olduğu ve şu anda bedenini işgal eden kişinin Yapay Ruh Echidna olduğu gerçeği geliyordu.

 

Başka bir deyişle――

 

[Anastasia: ――Ah~, hadi ama Natsuki-kun, böyle görünmeye bir son ver.]

 

[Subaru: ……Ha?]

 

Echidna, kaskatı kesilmiş Subaru’nun göğsünü ansızın parmağıyla hafifçe dürterek etkileyici bir gülümseme takındı.

 

Ses tonu ve tavrı Anastasia’nınkiyle öyle mükemmel bir uyum içerisindeydi ki Subaru aptalca gözlerini belertmişti ve neler döndüğünden tam olarak emin olamıyordu.

 

Bu sırada Subaru’yu ardında bırakıp dans edercesine yerinde dönen Echidna,

 

[Anastasia: Affedersin, Julius. Ama bilesin ki seni dışarıda bırakmaya çalışıyor değiliz. Yalnızca Pleiades Gözcü Kulesinden ayrıldıktan sonra olacak bazı mühim şeyler hakkında Natsuki-kun’la konuşayım diye düşündüm, hepsi bu.]

 

[――――]

 

[Anastasia: Rem ve bebek yer ejderi orada olduğu için Yeşil Odadan ayrılmamız gerekti, anlarsın ya? Özel bir sırrımız dışarı sızacak diye korktuğumuzdan değil ama yalnızca ekstra gizlilik havamdaydım işte. Bu yüzden biz de etrafta dolandık…… ve burası da bulabildiğimiz tek uygun yer oldu. Hepsi bu.]

 

Ellerini göğsünün önünde birleştiren Echidna, [Beni bağışlayabilecek misin?] dercesine başını hafifçe eğdi.

 

Bu sevimli jest tam da Anastasia’nın aklına gelecek cinstendi. Fakat o, dikkatleri meselenin hayati kısmından uzaklaştırmaya çalışan halinin aksine asla bu kadar alçalmazdı.

 

Bir başkası tarafından çoktan görünmüşken sakıncalı bir sahnenin üzerini örtmeye çalışırmışçasına sarf ettiği kelimeler anlamsız ve yüzeysel olmaktan öteye geçememişti―― Aslında “çalışırmışçasına” değil de “kesinlikle çalışırken” denilebilecek bir vakaydı.

 

Son derece istenmeyen bir durumdu. Gafil avlanan Echidna da Subaru’yla aynı fikirde olmalıydı. Aralarındaki tek fark, onun Subaru’dan daha hızlı eyleme geçmesiydi.

 

Derken――

 

[Julius: ――Sen Anastasia-sama değilsin, değil mi?]

 

[――――]

 

[Julius: Echidna, bana anlatmanı istiyorum. İş bu noktaya geldiğinde bile gerçeği benden gizliyor olman ölmeden önce kötü bir insan olmayabileceğini gösteriyor.]

 

Julius, belli belirsiz bir tereddütle birlikte bu şekilde Echidna’yla yüzleşti. Onu işiten Echidna ise [Neden böyle……] diye lafa girip onu yalanlamaya hazırlanıyor gibi göründü fakat,

 

[Julius: Echidna]

 

Julius bir kez daha seslenerek onu durdurdu. Ve böylece Anastasia’nın yüzü, açık renk gözlerinde tarifsiz duygular dolup taşar halde Subaru’ya çevrildi.

 

Ancak bu noktada Subaru bile bu işten kurtulmanın bir yolunu bulamazdı.

 

[Subaru: Julius, nereden başlamamızı istiyorsun?]

 

[Julius: …… Anastasia-sama’nın bedeninden.]

 

Julius, Subaru’nun sorusunu boğuk bir sesle yanıtladı.

 

Bu kadarı çalkantılı ruh halini belli etmeye yeter de artardı bile. Ama yine de belirtilmeliydi ki yalnızca Julius gibi bir adam -sadece yüzeysel olarak olsa bile- böylesi bir durumda sakin kalabilirdi.

 

Ya da belki de bu mesele, sınırlarının ve duyguların iletebileceğinin çok ötesine geçmişti.

 

[Echidna: Pristella Şehrindeki Cadı Tarikatı mücadelesinden bu yana Ana’nın ruhu bedeninin derinliklerinde uykuda. Yani, şu anda, Ana’nın bedenini hareket ettiren kişi o değil, bugüne dek onun yerine hareket eden benim.]

 

Muhtemelen Echidna da artık rol yapmaya devam etmenin mümkün olmadığını düşünmüştü.

 

Plansız, sade bir şekilde gerçekleri açığa dökmekle yetiniyordu.

 

Echidna, Pristella’da Cadı Tarikatına karşı verilen mücadelenin ortasında Anastasia’nın yerini almış ve Tarikat Üyeleriyle çarpışmıştı―― Anastasia’nın ruhu da o günden bu yana uykudaydı.

 

Pleiades Gözcü Kulesi yolculuğu öncesi bu gerçeği Julius’tan, Ricardo’dan ve tüm Demir Diş üyelerinden gizlemişlerdi.

 

――Bu sır yalnızca Subaru ve Echidna arasındaydı.

 

[Julius: Neden, bu bilgiyi yalnızca Subaru’yla paylaştın?]

 

[Echidna: Günah Başpiskoposunun etkisi altında değildi ve bu nedenle durumun karmaşası dışında kalan tek kişiydi. Ayrıca Beatrice ile aynı kökenden bir Yapay Ruh olarak ben de bir Ruh Sanatları Kullanıcısıyla kontrat gerçekleştirmiş durumdayım. Bunun esas niyetim olmadığını itiraf etmeliyim. Fakat……]

 

[Julius: ―― Fakat?]

 

[Echidna: Fakat…… Subaru benim Ana rolü yaptığımı çözdü, benim de ona durumu anlatmaktan başka çarem kalmadı.]

 

Anastasia’nın bedeni içerisinde aslında Echidna’nın olduğu gerçeğini yalnızca Subaru’nun bilme nedenini işiten Julius’un gözleri kontrolsüzce titreşmeye başladı.

 

Elbette. Çünkü Subaru Echidna’nın rol yaptığını çözmüştü――

 

[Julius: Onu zar zor tanıyan biri, hatta bir yabancı bile fark edebilirken… kendime onun Şövalyesi dememe rağmen ben bunun farkına bile varamadım……]

 

[Subaru: Kes şunu, seni mankafa! Böyle söyleyemezsin!]

 

[Julius: ――――]

 

[Subaru: Senin durumun…… sen, kötü bir durum içerisindeydin! Başına daha yeni, çok büyük bir şey gelmişti, seni bağlıyordu! Ve sadece seninle ilgili bir şey de değil, Ricardo ve Mimi de anlamadı, haksız mıyım? Benim fark etme sebebimse yalnızca…… neyse, tesadüftü işte!]

 

Julius’un bu şekilde kendisiyle alay ettiğini işiten Subaru, onun kendisini yaralayışına bir son vermeye çalıştı. Fakat Şövalyelik görevinde başarısız olmuşken onu teselli etmeye yarayabilecek bir kelime yoktu.

 

Aslına bakarsanız Julius ne yapabilirdi ki? Bu konuda suçlanabilir miydi gerçekten?

 

Sadakatini ilan ettiği Lordu, yemin ettiği dostları, o ana dek silah arkadaşı olan yoldaş Şövalyeleri ve daha pek ama pek çokları, bir Şövalye olarak hayatı boyunca biriktirdiği ne var ne yoksa kumdan bir kule gibi yıkılıp gitmişti. Onların önünde nasıl yeniden dimdik durabilirdi ki?

 

Korkusuz. Zarif. Şövalye. Nasıl yeniden bu kelimelerle çağrılabilirdi ki?

 

Eğer şövalye olmak asla sıradan bir insan gibi acıya yenilmemek demekse, bir Şövalye olmak Julius Euculius için bir lanet demekti.

 

[Julius: Tesadüf faktörünü elemek ve daima emin olmak bir Şövalyenin görevidir.]

 

[Subaru: ――! Öyleyse Şövalyelik…… baş belası bir unvandan başka bir şey değil……]

 

[Julius: Sözlerini geri al ve o kelimeleri bir daha asla benim karşımda kullanma. Ben…… şu anda ben, korkarım ki bir parçamı yitirdim……]

 

Subaru’nun teselli amaçlı rasyonelleştirişi Julius’un Şövalyelik kanaatleri karşısında geri tepmişti. Bu sırada Subaru’nun boğazında düğümlenen duygularla sessizleşişini izleyen Julius, kafasını salladı.

 

[Julius: Neyse, konumuza geri dönelim. ――Echidna, niyetin nedir?]

 

[Echidna: ……Bu bedeni Ana’ya geri vermek. Hepinizi Pleiades Gözcü Kulesine getirmemin esas ve Oburluk ile Şehvetin kurbanlarından çok daha önemli nedeni bu.]

 

[Julius: Başka bir deyişle bunu hiçbir zaman istemediğini söylüyorsun. Ve Anastasia-sama’yı geri getirmen mümkün değil…… seni öldürsem bile.]

 

Elini belindeki Şövalye kılıcına yerleştiren Julius, gözlerini kısarak bu tehlikeli soruyu yöneltti.

 

Sorunun muhatabı olan Echidna ise bakışlarını eğerek kibarca kendi göğsüne dokundu.

 

[Echidna: Benim kötü bir ruh olduğum ve bu nedenle Ana’nın bedenini ele geçirdiğim…… Sana bu spekülasyonu çürütecek bir kanıt sunamam. Yani sana yalan söylediğime ikna olsan, hatta beni yok etmeyi seçsen bile seni durduramam.]

 

Ancak son hecesinin sonunda verdiği kısacık bir aranın ardından devam etti.

 

[Echidna: Ama bu durumda Ana’nın boş kabuğunun taşıdığı bilinci geri getirme olasılığı senin elinle ortadan kaldırılır…… En kötü senaryoda hayatını sürdürebilmesi bile zorlaşır ve ölme ihtimali söz konusu olur.]

 

Echidna Julius’un önerisini böylece geçersiz kılarak düşüncelerini sıraladı. Sonra da bu sözlerin ardından ellerini hafifçe kaldırarak,

 

[Echidna: Elbette bu, yaşamak istediğim için dile getirmek zorunda olduğum saçma sapan bir ihtimalden ibaret. Yine de benim ölümüm kesin çözüm getirir diyemem. Eğer Ana yaşayabilsin diye ölmem gerekirse bundan yana bir sorunum olmazmış gibi geliyor. Ama ölmeyi de gerçekten istemem tabii.]

 

[Julius: Peki neden Anastasia-sama için bunu yapmaya razı olasın ki?]

 

[Echidna: Ana ile aramdaki ilişki tam ve mükemmel değil. Dolayısıyla sıradan bir Ruhun bir Ruh Sanatları Kullanıcısının hak ettiği yeri alması doğru olmayabilir……]

 

Sözlerini bu noktada duraksatan Echidna, sırasıyla Julius ve Subaru’ya baktı.

 

Bir Ruh ve Ruh Sanatları Kullanıcısı arasındakinden çok daha farklı bir bağ paylaşan tuhaf görünümlü çifte hayranmış gibi görünüyordu adeta.

 

[Echidna: Ana’dan hoşlanıyorum. Ve küçük bir çocuk olduğu günlerden beri onun yanındayım. Dolayısıyla onu terk etmeyi arzulamıyor ve onun mutlu olmasını istiyorum. ――Sebebim, bu işte.]

 

[Julius: ――――]

 

[Echidna: Julius, bu gerçeği sana açıklamama sebebim gereksiz bir kafa karışıklığı yaratmaktan başka bir işe yaramayacak olmasıydı. Ana da mümkün olduğu sürece varlığımı bir sır olarak tutmak istiyordu. Zaten Pristella’da olanlara dek gizli kalmamın sebebi de oydu. Her şey o çocuk sayesindeydi.]

 

Julius Anastasia henüz Pristella’dayken Echidna’nın onca zamandır içinde gizlendiğini açıklasaydı bile epey şok olurdu.

 

Emilia’yı her şeyin üstüne koyan Subaru, şu anda Julius’un göğsünde nasıl fırtınalar koptuğunu hayal dahi edemiyordu.

 

Yalnızca kısacık bir sürede, hem de hiç açıklanmamaları gereken bir vakitte Lordunun gizli tuttuğu her şey―― Anastasia’nın kimliğinin temellerine dair sırlarla birlikte açığa çıkmıştı. Kim bilir tüm bunlar Julius’a nasıl bir ağırlık yüklemişti?

 

[Julius: …… Anastasia-sama’yla arandaki ilişkiyi anlayabiliyorum. Her şeye inanmam zor. Ama sana inanmaktan başka çarem yok. Hiç değilse hemen şu anda sana bir şey yapmam düşüncesizlik olur.]

 

[Echidna: Oh, demek öyle? Mantıklı bir seçim yapmana sevindim, Julius. Eminim Ana da sevinirdi.]

 

[Julius: ――――]

 

Şövalye kılıcının kabzasını bırakan Julius, Echidna’nın sözlerine karşılık vermeyerek sessizliğini korudu.

 

Fakat olanları anlamaktan çok uzaktı ve düşündükçe utanç duyuyordu. Yine de tüm bunları kaşla göz arasında zihninden atarak,

 

[Julius: Yalnızca bir şeyi teyit etmek istiyorum. Senin açığa çıkmaya devam edebilme kabiliyetinin bedeli Anastasia-sama’nın Od’u…… yani doğal olarak sen kendini ne kadar zorlarsan Anastasia-sama’nın bedenindeki yük de o kadar ağırlaşıyor. Doğru mu?]

 

[Echidna: Doğru. Anlamanın doğru yolu bu. Benim iyi beslenip, iyi dinlenip, makul egzersizler yapıp…… genel olarak sağlıklı bir yaşam tarzı izlemem Ana’nın Od’u üzerindeki yükü karşılamak için yeterli olurdu.]

 

[Julius: Durum buysa…… ikinci katta neden hünerlerini sergiledin?]

 

Tam da Echidna hafiften toparlanır ve kelimeleri arasında tasasızca şakalar yapmaya başlarken Julius bu beklenmedik soruyla saldırıya geçti.

 

İkinci katta olanları düşününce bu noktaya değinmesi kesinlikle anlaşılabilirdi――

 

[Julius: İkinci kattaki sınav görevlisiyle, Reid Astrea’yla, savaşırken Anastasia-sama…… Anastasia-sama’nın bedenini kullanarak… sen, beni korumak için… büyü yaptın.]

 

Bu, Julius ve Reid arasındaki ilk çarpışma esnasında yaşanmıştı.

 

Reid’in kılıç ustalığının baskıcı gücüyle karşılaşan Julius çaresizliğe kapılıp yenilmenin eşiğine geldiğinde Echidna, Reid’e karşı muazzam bir büyü gücü kullanmıştı.

 

Fakat büyüsü belirleyici bir darbe olmaktan ziyade Anastasia’nın bedenine binen yükün sınırlarını aşışıyla birlikte bayılmasıyla sonuçlanmıştı. Ancak ortadaki problem, sonuç değildi.

 

Bunu neden yaptığıydı. Yalnızca bu.

 

[Julius: O hareketin Anastasia-sama’nın bedenine indirdiği yük hafif olamaz. Bunca şey söyledikten sonra eylemlerin iddialarınla çelişiyor. Peki neden?]

 

[Subaru: Bu……]

 

Julius’un değindiği nokta, Subaru’nun da merak ettiği bir konuydu.

 

Echidna, Julius dayak yer ve ölmeye hazırlanır gibi bir ifade takınırken harekete geçmişti. Bir noktada bir yalan varmış gibi görünüyor ama önceden hesaplanıp yapılmış bir şeymiş gibi de hissettirmiyordu.

 

Salt bir spekülasyon olmalıydı. Ancak Echidna’nın yalnızca Anastasia’nın içerisinde yaşadığı ve onunla uzun bir vakit geçirdiği için Julius’a yardım etmeyi seçmesi―― aslında bu kadar basit bir mesele olabilir miydi?

 

Lakin Echidna, Subaru’nun şüpheleri ve Julius’un sorusunu [Üzgünüm] şeklinde yanıtlayıp olduğu yerde adamakıllı eğilerek,

 

[Echidna: Bu konuda ben bile bir başarısızlık hissi taşıyorum. Nasıl ifade etsem, bir seyircinin gözünde utanç verici olabilir ama o kararı stratejik bir bakış açısıyla vermiştim.]

 

[Julius: Stratejik bir karar derken?]

 

[Echidna: O esnada ikinci kattaki sınav görevlisinin öldürme arzusu taşıyıp taşımadığına dair hiçbir fikrim yoktu. Bunu yapmasaydım Julius’un savaş gücünü yitirmiş olabilirdik. Elbette Ana için de bundan kaçınmak istedim. Ayrıca Reid Astrea arkasını dönmüştü…… ve bana mükemmel bir fırsat gibi görünmüştü. Ama yalnızca başarısız olmakla kalmadım, sizin başınıza da bela açtım.]

 

Özür dileyen ve önlem olsun diye bir ekleme daha yapan Echidna yavaşça bedenini doğrulttu.

 

Açıklamasında herhangi bir çelişki yoktu. Bir seyircinin gözünde aptalca bir tavır gibi görünebileceği doğru olsa da Subaru’nun bu mantığa karşı koyabileceği bir dayanağı yoktu. Duygular dışarıda bırakılırsa tabii.

 

Peki böyle bir hikâye gerçekten öyle kolayca sindirilebilir miydi?

 

Fakat Subaru bu meseleyi daha fazla irdeleyemeden,

 

[Julius: ――Tamam. Ama gelecekte pervasızca bir şey yapmama konusunda dikkatli ol lütfen. Başka biri için değil, yalnızca Anastasia-sama için.]

 

[Echidna: Anlaşıldı.]

 

[Subaru: Nee-!?]

 

Julius bu durumu anlayıp kabullendiğini belli ederek Echidna’ya başıyla onay verirken bu etkileşimi izleyen Subaru, dalga geçip geçmediklerinden emin olamamışçasına yeri tekmeledi.

 

[Subaru: Nasıl böylece ikna olabilirsin……]

 

[Julius: Subaru, ikna oldum işte. Echidna kendisini gelecekte pervasızca bir şey yapmaktan alıkoyacak. Söyleyecek başka ne var ki? ――Bu mesele Anastasia-sama ile Echidna ve Anastasia-sama ile benim aramda.]

 

[Subaru: ――――]

 

[Julius: Tuhaf bir hata sonucunda kendini bu işin içerisinde bulmuşsun anlaşılan. Ama bu Anastasia kampına dair bir mesele. Senin çekmen gereken bir acı değil.]

 

Kendisini sorundan uzaklaştırmaya çalışan Julius’u dinleyen Subaru, çenesinin arkasını sıktı.

 

Subaru tek taraflı bir arzu yüzünden bu acıyı çekiyor değildi ki.

 

[Subaru: Benim, bunu üzerime alıp almayacağım beni ilgilendiren bir şey, değil mi!]

 

[Julius: Yani sen bu meseleyi üzerine alabiliyorsun ama bana kendi problemlerimle yüzleşme hakkı tanımıyorsun, öyle mi?…… Bana Anastasia-sama ve Echidna hakkında herhangi bir şey anlattığını anımsamıyorum.]

 

[Subaru: ――gh]

 

[Julius: Üzgünüm. Böyle söylememeliydim.…… Ama gerçek bu.]

 

Boğuk bir sesle bunları söyleyen Julius, gözlerini kaçırdı.

 

Ve o ses ile o inatçılık, Subaru’nun nihayet anlamasını sağladı.

 

Julius sakinliğini hiç de koruyamıyordu.

 

Bırakın kalbinde yükselen tufanı gizlemeyi, yüzeye çıkmasına bile mani olamıyordu.

 

Kendi varlığını yitirmişken geriye kalan tek şey olan Lorduna sadakati bir yalan çıkmış, birbirleriyle her endişelerini paylaşacaklarına dair sözleri bozulmuştu.

 

Julius isimli adamın buna rağmen herhangi bir duyguya boyun eğmemesi gerekiyordu.

 

[Julius: Tartışmaya niyetim yok. Anastasia-sama için bir an önce bu durumla baş etmenin bir yolunu bulmak zorundayız. Echidna, umarım samimi şekilde iş birliği yapacağına güvenebilirim.]

 

[Echidna: ……Elbette. Sen çoktan öğrendiğine göre daha fazla Ana rolü oynamama gerek kalmadı sanırım. Eh, Ana formundaki bana tolerans gösterebileceksen tabii.]

 

[Julius: Sorun değil. Anastasia-sama’yı eski haline getirmem gerekiyor ve onun bu haline bakmak bana yapmam gereken şeyi hatırlatacaktır.]

 

Onun kararlılığını perçinlemek adına kendisini yaralamaya niyetlendiğini işiten Echidna, üzüntülü bir ifadeye büründü. Ancak Julius o ifadeyi görmesine fırsat olmadan gözünü göğe çevirdi.

 

Ve balkonun üzerindeki göğe Miasma değmediğini ilk defa fark etmişçesine yıldızların ışıltısı altında gözlerini kıstı.

 

[Julius: Burada uzun süre kalmamıza lüzum yok. Hadi içeri dönelim. Anastasia-sama’nın bedeni ve Echidna meselesiniyse…… Emilia-sama ve diğerlerine yarın anlatalım.]

 

[Echidna: Ohoh, peki. Ben de hazırlanayım öyleyse.]

 

Bunu söyleyen Julius, Echidna’nın elini kibarca tutarak yürümeye başladı. Elbette ki bu, Anastasia’ya yaptığı şeyin tıpatıp aynısıydı.

 

İçinde her kim olursa olsun Julius’un Anastasia’ya olan sadakati değişmeyecekti. ――Kendi bedeninin derinliklerinde uyuyor olsa bile, Julius’u unutmuş olsa bile.

 

[Subaru: Julius!]

 

Onun bu halini görünce acı hislere kapılan Subaru, ona seslendi.

 

O diğerleriyle ilgili her şeyi hatırlarken hatıralar tarafından terk edilmişken, elinde mücadele etmekten başka hiçbir şey kalmamışken, bu duyguya umutsuzca bel bağlamışken―― Aynı noktada kendisi de bulunmuşken bu acıyı anlayabiliyordu.

 

Subaru unutulsa bile unutamıyordu. Başlı başına bu düşünce bile onda hareket etme dürtüsü uyandırıyordu.

 

[Julius: ――――]

 

Julius adımlarını duraksattı, hala Echidna’nın elini tutuyor, geri dönmüyordu.

 

Kalbindeki tüm o kargaşaya rağmen sırtının dimdik duruyor oluşu, tam anlamıyla sinir bozucuydu.

 

[Subaru: Senin… bana söylemek istediğin bir şey yok mu?]

 

Echidna’yı, Anastasia’nın bedenini, tüm bu meseleleri ondan gizlemişti.

 

Bu gece ona Yeşil Odadaki yerini devretme sözü vermiş ama o sözü bozmuş ve gizlice balkonda Echidna’yla buluşmuştu.  

 

Bahaneler uydurabilirdi. Sebepleri vardı. Bunları kasten yapmış değildi……

 

Ama ne kastederse etsin, ne sebebi ve ne bahanesi olursa olsun kalbinin kurtuluşu olamazdı.

 

Öyleyse neden sesini yükseltip bana bağırmıyorsun? Bana küfretsene, şu öfkeni açığa vursana!

 

Subaru, bunlar kendi suçluluk duygusunun çıkarımları mı yoksa gerçekten Julius’un içinden bunlar geçiyor mu bilemiyordu.

 

Tabii ki geçmiyordu.

 

Sesini yükseltmek veya küfürler etmek――

 

[Julius: ――Evet, söylemek istediğim bir şey var.]

 

[Subaru: ――――]

 

[Julius: Anlıyorum. Bu gerçeği benden neden saklamak istediğini anlıyorum. Kötü bir niyetin yoktu. Yalnızca düşünceliliğin ve merhametliliğinden kaynaklıydı. Endişelerine hak veriyorum. Senin yerinde olsaydım ben de sessiz kalırdım.]

 

[Subaru: ――――]

 

[Julius: ――Ama buna rağmen-]

 

Diyerek göğe baktı. Ve ağzından zorla çıkarmış gibi gelen bir sesle,

 

[Julius: Ne kendim ne Anastasia-sama ne de senin tarafından Şövalyeliğe layık olmayan biri olarak görülmek istemiyorum.]

 

#Şu son birkaç bölümde serinin adını Julius’un Çilesi şeklinde değiştirsek olacakmış resmen. Gerçekten çocuğun başına daha ne gelebilir merak ediyorum. Neyse sakinim. Bu olay da bir şekilde açığa çıktığına ve balkon meselesi de sonlandığına göre sırada ne var acaba? Bir sonraki bölüm sürpriz sonlu diyerek henüz okumamış olanları meraklandırıp kaçıyorum, orada görüşmek üzere!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 34426 Üye Sayısı
  • 355 Seri Sayısı
  • 43755 Bölüm Sayısı


creator
manga tr