Cilt 6 Bölüm 53 [ Bir Ses, Çınladı ] (1/3)

avatar
986 18

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 53 [ Bir Ses, Çınladı ] (1/3)


Çevirmen : Clumsy



Gruba doğru uçan kuyruk iğnesi taş koridoru parçalamış, yıkımın hızla ilerleyişiyle dumanların patlama yapmasına yol açmıştı.

 

Ve bu gösteriyi ağır çekimmişçesine algılayan Subaru, elbiseli, minyon bir genç kızın gözlerinin önünde gerçekleşen korkunç yıkımın merkezine sıçradığına tanık olmuştu.

 

Dikine bukleli saçları dalgalanarak yıkımın içine dalan o kız, Beatrice’ti.

 

Cesaretーー yo, deli cesaretiydi bu. Gün gibi ortada olsa da o minyon kızın bedeni narindi ve kuyruk iğnesinin darbesine direnme kapasitesi taş duvarlardan çok daha düşüktü. Kalkan görevi görmeye çalışsa bile o vücutla Subaru’nun göğsünden yukarıdaki herhangi bir darbeye engel olması mümkün değildi.

 

Başka bir deyişle bu yaptığı fevri bir eylemden, nafile bir ölümden başka bir şey değildi.

 

Tıpkı Subaru’nun yüzünde sümük izleriyle hıçkıra hıçkıra ağlarken Echidna’yı kolundan kavrayışı gibi.

Tıpkı son anda kahramanlık alevleri içerisinde kavrulmak üzere olan Julius’un adını haykırışı gibi.

Tıpkı Ram’ın kafasını duvara çarpmaya çalışması ve hayali genç kızın tavsiyesine uymayışı gibi.

 

Beatrice de 『İmkansızı』görmezden gelmiş ve kuyruk iğnesini karşılayıp durdurmaya çalışmıştıーー

 

Subaru: “Voah!?”

 

Beatrice: “ーー『Natamam EMT』, doğrusu!”

 

Öne çıkmış olan Beatrice, tam da o saniyede Subaru’nun elini tuttu ve boştaki elini havaya kaldırdı.

 

Genç kızın bağırışıyla aynı anda Subaru’nun bedeninden gözle görülmeyen, enerjiye benzer bir şey çıktı. Ve kafası sarsılan Subaru’ya yaklaşan kuyruk iğnesinin darbesi, Beatrice’in öne uzanmış avcunun önünde etkin hale gelen bir nevi ışıklı ekran tarafından engellendi.

 

“ーーーー”

 

İnsana bunun göreceği son şey olduğu izlenimini veren şok dalgası, merkezi Beatrice’in avcu olan defansif duvar tarafından engellenirken hasar, Subaru ve diğerlerinden kaçınırmış gibi görünerek etrafa yayılmıştı.

 

Ancak fırlayan kuyruk iğnesi tek bir darbeyle kalmamıştı ve mütemadiyen üzerlerine yağıyordu. Bununla birlikte tüm darbeler Beatrice isimli genç kızın şekillendirdiği kalkan tarafından engelleniyor ve hasar arkalarına yönleniyordu.

 

Bu esnada korkunç şok dalgasının şiddetle patlayışıyla, koridorun saçılan parçalarından biri Subaru’nun yanağını çizdi.

 

Ve sesler uzaklaşır, görüşü beyaza bulanırken yanağındaki acı yüzünden gözlerini kısan Subaru’nun bakışları Beatrice’in arkasına kaydı.

 

Eğer durmaksızın üzerlerine yağan şey gerçekten de bir an için görünür hale gelen o devasa akrebin kuyruk iğnesiyse, bunun insan bedenini zahmetsizce toza çevirebilecek bir havan olduğu kesindi.

 

Böylesine ufak yapılı bir kız tarafından korunan Subaru’ya hayatına devam etme şansı tanınmıştı.

 

Halbuki daha az önce nasıl da akla hayale gelmez bir cehenneme katlanmak zorundayım diye düşünüyor, tanrıdan kurtuluş diliyordu.  

 

Şimdiyse talihsizliğine lanetler okuyacak vakti kalmamış ve görüş alanının ucunda, Beatrice ve akrepten farklı bir varlık daha olduğunu idrak etmişti.

 

O varlık, bu saldırıya sürüklenen ve aynı hasara maruz kalan Echidna’ydı.

 

Bağımsız hareket edeceğini ilan ederek Subaru ve Beatrice’le yollarını ayırmaya çalışmış ama saldırının başlamasının hemen öncesinde Subaru tarafından tutularak bu işin içerisine sürüklenmişti.

 

Neyse ki Beatrice’in koruma alanındaydı da kuyruk iğnesinin hasarı ışık perdesi tarafından engellenmiş ve Echidna’ya ulaşmamıştı. Ancak hepsi bu kadardı.

 

Beatrice’in engellediği şey, üzerlerine yağan kuyruk iğnesinin doğrudan hasarından ibaretti.

 

Ancak iğnenin ikincil hasarına karşı bir savunma sağlayamamıştı.

 

Başka bir deyişleーー

 

Echidna: “ーーVo, ah!”

 

Sesi belli belirsiz şekilde yükselen Echidna, dengesini yitirerek arkaya doğru devrilmişti. Bedenini desteklemek için attığı geri adıma rağmen bacaklarını destekleyecek bir zemin kalmamıştı.

 

Koridor, kuyruk iğnesinin saldırısı altında parçalanmıştı. Bunun sonucunda da koridorun yapısı hasar görmüş ve zeminin, tavanın ve duvarların çöküşüyle birlikte Echidna’nın adım atacak yeri kalmamıştı. Bilinmeyen bir boşluğa terk edilmişken düşmeye bağlı bir ölüm kaçınılmazdı.

 

İçgüdüsel olarak bu korkuyu kavrayan Echidna’nın gözlerinde, yaklaşmakta olan bir kriz hissiyatı şahlanıyordu.

 

Subaru: “ーー~hk!”

 

İşte tam da o saniyede Subaru, öne atılıp Echidna’yı elinden yakaladı ve düşerek ölmesine mani oldu.

 

Echidna: “Natsuki-kun……!?”

 

Beatrice tarafından sağ eli tutulan Subaru, sol eliyle de Echidna’nın elini tutmuştu.

 

Reid’in zoraki ameliyatı sayesinde omzu yerine oturmuş olsa da acısı çok derindi ve fazla yorduğu takdirde omzunun tekrar yerinden çıkma ihtimali vardı. Sorumluluğu kuyruk iğnesini yakalamak için çaresizce çırpınan Beatrice’e devredemeyen Subaru, bacaklarına destek verip azı dişlerini sıkıyordu. Echidna’nın vücut ağırlığını frenleyebilmek için tüm gücünü kullanmaktan başka çaresi yoktu.

 

Subaru: “Gh, ya~a~a~a~……!”

 

Echidna, ufak yapısına rağmen normal bir insan ağırlığına sahipti. Ve bir insanı taşımak normal şartlarda bile kolay bir iş değildi. Hele de bu iş tek elle yapılınca, yaralı bir insanın kontrolünde olunca ve karşı taraf kriz nedeniyle iş birliği içerisinde bulunmayıncaーー yukarı çekiliyor olsa da düşme tehlikesi azalmıyordu.

 

Tüm bunlar pek düşünmeden de gayet iyi anlaşılabilecek şeylerdi. Mühim olan, Subaru’nun bu riski neden üstlendiğiydi.

 

Echidna: “……Senin hakkında tahminlerde bulunmama yol açacak şeyler yapma.”

 

Subaru: “Sanki, umurumdaymış gibi……! Yalnızca anlık bir şeydi……!”

 

Echidna: “Bu karşılık da…… Natsuki-kun’a hiç uymuyor!”

 

Subaru, bu yorgun monoloğun üstüne çıkarak refleks olarak kurtardığı Echidna’nın sözlerini yalanladı.  Echidna’ysa şekilsiz de olsa bedenini döndürerek Subaru’nun kolundan aldığı destekle bir şekilde parçalanmış zemine ayak basmayı başardı.

 

Ve onun hareketlerini sonuna dek desteklemiş olan Subaru, bakışlarını koluna kaydırdı.

 

ーーYara şeklinde kazınmış harfler, ne zaman olduğunu bilmeksizin yayılmış siyah benek şeklinde desenler ve tüm bedeninde hür iradesiyle açmış olduğu yaralardan kalma acı verici, berbat beyaz izler.

 

Subaru: “Anılarımdaki, sınırlardan, daha iyi…… hareket ediyor?”

 

Ya kolu hatırladığından daha iyi hareket ediyordu ya da üzerindeki sayısız çizikte bir iyileşme vardı. Bir nebze güçlenen fiziğiyle Echidna’yı düşerek ölmekten kıl payı kurtarmıştı.

 

Yine de beden gücü,『Ölü Kitabı』planını yürürlüğe koyamayacak kadar yetersiz ve kısıtlıydı.

 

Echidna: “Bir şekilde, yeniden ayaklanmayı başardım……! Beatrice! Sen ne durumdasın!?”

 

Beatrice: “Limitime, ulaşmak üzereyim, sanırım! Vakit geldi……”

 

Uygunsuz düşüncelerini bir kenara bırakan Echidna, tırmanmayı başarmasının ardından sert bir yüz ifadesiyle Beatrice’e seslendi. Beatrice ise onun seslenişine tatlı yanakları kasılarak karşılık verdi ve hemen sonrasında daーー

 

“ーー~Bishaaan!!”

 

Kuyruk iğnesiyle hızlı bir saldırı silsilesi gerçekleştirmiş olması gereken akrep, tavana tutunup ağzından çıkan feryatla birlikte devasa kıskaçlarını gruba doğrulttu.

 

Subaru: “ーー~hk.”

 

Tırpan gibi görünen o kıskaçlar yaklaştıkça Subaru’nun düşünceleri ağır ağır uçup gidiyordu.

 

Bildiği kadarıyla akrep bahsi açıldığında akla zehirli iğne imgesi gelse de işin doğrusu, binlerce akrep cinsi arasında zehirli olanların sayısı yalnızca birkaç düzineden ibaretti. Peki bu durumda zehirli olmayan akreplerin av silahı ne olurdu? ーーElbette ki kıskaçları!

 

O silaha keskinlik veya belki de kesme/doğrama gücü denilebilirdi. Bu da kulağa zehirli iğneye kıyasla daha az tehlikeli geliyor olabilirdi ama akrep bu kadar büyük olunca öldürme kabiliyetini hafife almak mümkün değildi.

 

Bıçakla kesilmiş peynir gibi dilimlenmiş halde zar zor ayakta duran zemin ve duvarlara bakıldığında da aynı şey açıkça görünüyordu.

 

Beatrice: “ーーMurak.”

 

Ancak Beatrice, inanılmaz bir sıçrayış ve geri tepişleーー yo, eylemsizlik kanunlarını kötüye kullanırcasına doğal olmayan bir uçuşla yıkım ve katliam sembolü gibi görünen bu manzaradan kaçındı.

 

Onun merkezde olduğu alanda yerçekiminin etkilerinden kurtulmak tuhaf bir hissiyattı. Subaru ve Echidna’yı kıyafetlerinin bellerinden yakaladığı gibi akrebin saldırı menzilinden uzağa kaçırmıştı.

 

İşte bu mesafenin açılışıyla birlikte Echidna, sağ elinin parmaklarını akrebin yüzünü hedef alacak şekilde hazırladı.

 

Echidna: “El Jiwaldーー!”

 

Sırasıyla beş parmağın her birinden ısı huzmeleri çıktı ve beş huzme, bir devin pençeleri gibi koridoru biçerek tavana yapışmış olan akrebin yüzünü, sağ kıskacını ve kabuğunu kavurdu.

 

Akrepse belki de bu kuvvete ve hasara dayanamayarak kuyruk iğnesiyle sağ kıskacını şiddetle salladı ve koridorun tahrip oluşu nedeniyle yükselen tozların arasına karışarak geri çekildi.

 

Echidna: “Jiwald! Jiwald! Jiwa~ld!”

 

Subaru: “Bekle! Sakin ol, Echidna! Kaçtı! O şey kaçtı! Kaçtı!”

 

Akrep duman bulutunun içine çekilirken Subaru, saldırısına bir son vermeyi reddeden Echidna’nın kollarını arkasında bağladı.

 

Echidna’ysa bunun sonrasında bile bir müddet mücadele etti, duman bulutunun öte tarafına bakmak için çaresizce bir çaba harcadı ve en sonunda bedenini gevşeterek ağırlığını Subaru’ya verdi.

 

Echidna: “Hah, hah, hah…… i-işi, bitti mi?”

 

Subaru: “……Tam olarak, değil. Muhtemelen kaçmıştır.”

 

Subaru, nefes nefese kalmış ve inanılmaz bir durum içerisine girmiş Echidna karşısında kafasını sağa sola salladı. Duman bulutu henüz dağılmamıştı ancak akrebin cesedi oradaymış gibi görünmüyordu.

 

Hatta Subaru şu anda bile akrebin kuyruğu duman bulutunun öbür tarafından karşı saldırıya geçecek korkusuyla titriyordu.

 

Subaru: “Ama, o şey…… eh? Az önceki o şey……”

 

Beatrice: “Bir Cadı Yaratığı, doğrusu. Ansızın dördüncü katta belirmiş kaba bir tip. Alt katlardaki sarsılmalar ve dördüncü kattaki Cadı Yaratığı. Bunlar yetmezmiş gibi üst katta da anormallikler var.”

 

Subaru: “Yukarı, aşağı, içeri…… problemler her yerde yani?”

 

Subaru, ciddi bir surat ifadesine bürünen Beatrice’in raporu karşısında ifadesini değiştirerek etrafına bakındı.

 

Julius’un alt katta savaşmaya devam ettiği kesindi ve o akrebinーー Cadı Yaratığının varlığı da netleşmişti. Eh, Reid’in aşağı inişine bakılırsa üst katlardaki anormallikler de inanılasıydı.

 

Echidna: “……Farkında değilmiş gibi görünsen de o problemlerden biri de sensin.”

 

“ーーーー”

 

Echidna, Subaru’nun düşüncelerinin temelini yoklarcasına bu cümleyi kurarak göğsünden uzaklaştı, bir başına ayaklandı. Ve alnındaki terleri silerek ortadan kaldırmayı imkansız bulduğu bir temkinlilikle gözlerini Subaru’ya dikti.

 

O soluk gök mavisi gözlerde ihtiyat, şüphe, tedirginlik ve tereddüt yer alıyordu.

 

Echidna: “Sen tam olarak…… nesin, neyin nesisin? Nerede duruyor, ne istiyorsun?”

 

Subaru: “Ben, detayları bilmiyorum. Bunu söylemiştim. Tıpkı sizin gibi ben de neler olduğunu da neden olduğunu da bilmiyorum. Sonuçta ben……”

 

Beatrice: “ーーーーHafızanı kaybettin.”

 

Subaru, Echidna’nın sorusu karşısında aynı tereddütlü tavırla, güçsüz bir şekilde mırıldanmaktan öteye geçemedi. İddiasının sonunu getirense ciddi bir ifadeyle düşüncelere dalmış olan Beatrice oldu.

 

ーーHafıza kaybı. Subaru bu meselenin bahsini yalnızca Emilia ve Ram’ın önünde açmıştı. Başka bir deyişle Beatrice ve diğerleri, Subaru’nun bahanelerinin yanı sıra kafes vukuatından da haberdardı.

 

Ve Beatrice’in bunu bile bile sergilediği tavır ortadaydı.

 

Echidna’ysa kelimelerini tüketmeye çok yaklaşmış şekilde düşünüyordu.

 

Echidna: “Kafesten, nasıl kaçtın?”

 

Subaru: “……Farkına vardığımda yerinden çıkmış bir omuzla kafesin dışında yatıyordum.”

 

Açık açık, dürüst yanıtlar verse de kendisine inanmalarını beklemiyordu. Ancak üst üste gelen yalanlar kademeli bir bozulmaya yol açmış ve şu anki duruma ulaşılmıştı.

 

Burnu aka aka tanrıya kendisini cezalandırması için dualar bile etmiş olsa da artık rollere, numaralara devam etmenin bir anlamı kalmamıştı.

 

İşte bu zihinsel durumla verdiği yalansız dolansız yanıt, Echidna’nın bir anlığına konuşmaktan yana tereddüt etmesine yol açtı. Ama hemen ardından gözleri açıldı ve Subaru’ya bakmaksızın konuşmayı sürdürdü.

 

Echidna: “……Az önce, beni neden, kurtardın?”

 

#Subaru Julius’tan sonra bu sefer de Echidna’yı kurtardı. Bir an öldürme planları yaparken bir sonraki an hayatlarını kurtarıyor, sonra da bunu neden yaptığını sorguluyor veya refleksti diyor. Subaru’nun yaşadığı içsel mücadele bir yana çevresindekiler için de çok zor bir durum. Ayrıca bu karmaşanın yanı sıra kulenin her katında yeni bir problem çıkıyor. Tüm bunların altındaki sebebin ne olduğunu ve nasıl çözüleceğini çok merak ediyorum. Öyleyse okumaya devam! 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32547 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43265 Bölüm Sayısı


creator
manga tr