Cilt 6 Bölüm 74 [ Natsuki Subaru ] (2/3)

avatar
620 23

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 74 [ Natsuki Subaru ] (2/3)


Çevirmen : Clumsy



Farkına bile varmadan başını önüne eğip olduğu yerde diz çöken Subaru, lanet okurcasına bağırmıştı.

 

『Subaru』ise onun ağlamaya benzer bu utanç verici yakınmaları karşısında kafasını sağa sola salladı. Ve bu sallayışı sürdürerek bir kereliğine, tam da o anda, sözleriyle yakınlık kurarak şöyle dedi:

 

‘Subaru’: “ーーBen, herkesi seviyorum. İşte bu yüzden, duramam.”

 

Subaru: “ーーーー”

 

Darbe aldığı yanağındaki kırmızılığı parmaklarıyla silen『Subaru』, Subaru’nun yerine ayağa kalktı.

 

Ve aynı kılık kıyafete, aynı ifadeye, aynı surata ve aynı isme sahipken ondan katiyetle farklı görünen『Natsuki Subaru』ーーNatsuki Subaru’ya bakarak,

 

‘Subaru’: “Dürüst olmak gerekirse, içine düştüğün pozisyonu hayal etmek dahi zor. Her şey yepyeni, başa dönme seçeneği olmadan, başlangıç aşaması statüsüyle 6. seviyeden başlamak gibi. Dile getirdiğin şikayetlere gelince, hepsini anlıyorum. Çünkü onlar, benim tekrar tekrar tadına baktığım yaralar.”

 

Muazzam bir güçsüzlükle, muazzam bir cahillikle, sayısız kez tatlarına bakmasına tanık olmuştu. ーーYo, sayısız kez tatlarına bakmıştı.

 

Subaru, 『Subaru’nun』tadına bakmak zorunda kaldığı mağlubiyetlerin, ıstırapların『Ölüm』acısının, hepsinin bilincindeydi. Hepsine bu gözlerle tanık olmuştu. Bu beden ve ■ ile hepsinin tadına bakmıştı.

 

İşte tam da bu yüzden, onların tadına baktığı, bunun bir yalan olmadığını bildiği için 『Subaru’nun』 sözlerini kabullenemiyordu. Onları, kabullenmek istemiyordu.

 

‘Subaru’: “Güçlü olsaydım, zeki olsaydım, daha fazlası, daha iyisi olsaydım…… çok can sıkıcı olmalı.”

 

Subaru: “Sanki anlıyormuş gibi, konuşuyorsun……! Sen benim hakkımda ne halt bili-”

 

‘Subaru’: “Biliyorum. Senin de bildiğimin farkında olman gerekiyor. Aslına bakarsan bu çok yersiz bir tartışma. Hem benim hem de senin için.”

 

Subaru: “ーー~hk.”

 

Bu itiraz sözcüklerinde güç yoktu. Bariz bir gerçek dile getiriliyordu.

 

İtiraz denen şeyle karşı tarafın sözcükleri defedilir, anlaşmazlık öne sürülerek püskürtülür, ezip geçerek mağlup edilir, hatalısın denilerek açıklama yapılırdı. Böyle bir niyet olmazsa olmazdı.

 

Şu anki Subaru’ysa『Subaru’yla』bu şekilde yüzleşecek kabiliyete sahip değildi.

 

Sonuçta farkındaydı.

 

Bunun ne yalan ne de aldatmaca, yalnızca bütünüyle『Natsuki Subaru』olduğunun farkındaydı.

 

Subaru: “Ben senin, hatıralarına falan bakmadım……”

 

‘Subaru’: “Hey, keyfine göre bir başkasının günlüğünü kurcaladıktan sonra böyle yapamazsın.”

 

Subaru: “Ben senin, hatıralarına falan bakmadım!”

 

『Subaru’nun』kulağa kasvetli gelen sesini işiten Subaru, güçlü bir şekilde yumruklarını sıktı.

 

Tokatlanmış, yuhalanmış ama diyalog yaklaşımını bozmamış olan『Subaru』, Subaru’dan çok daha olgun olduğu izlenimini veriyordu. Belki de bu kadarı barizdi.

 

Sonuçta şöyle bir gerçek vardı ki『Subaru’nun』Subaru’dan bir yaş büyük olması gerekiyordu.

 

Aynı zamanda farklı bir dünyada zengin tecrübeler edinmiş ve『Ölümü』defalarca bizzat tecrübe etmiş, bunun yanı sıra pek çok bağ kurarak şu anki benliğinin pozisyonuna erişmişti.

 

Ama buna rağmenーー

 

Subaru: “Ben senin, hatıralarına falan bakmadım…… ~hk.”

 

Subaru’nun ağzından yeniden, yeniden bu kelimeler döküldü.

 

Ve『Subaru』bu seferlik, kendisiyle aynı pişmanlıkları biriktirmiş olan Subaru’ya hiçbir şey söylemedi. Subaru da herhangi bir karşılık vermeksizin, tutarsız mırıltıları andırır şekilde sözlerinin devamını getirdi.

 

Subaru: “Ben, senden umutlu olmak istedim. Senin harika bir adam olduğunu görseydim ve harika mizacını destekleyen “o şeyi” bilseydim ben de aynı şeyi yapabilirdim. Ama sonunda...”

 

Ama sonunda, başka bir şeyi öğrenmişti.

 

Her şeye, tanık olmuştu.

 

『Natsuki Subaru’nun』buradaki Natsuki Subaru’dan zerre kadar farkı olmayan güçsüz ve acınası bir adam olduğunu öğrendiğiyle kalmıştı.

 

O yalnızca Subaru’nun bilmediği bir zaman diliminde Subaru’nun tanımadığı insanlarla tanışan, Subaru’nun bilmediği bir tarihi yaşayan, Subaru’nun tanımadığı bir manzaraya tanık olan, tüm bunları gerçekleştiren sıradan bir insandı.

 

Subaru: “ーーSeni reddederek, akla yatkın bir şey ilan etmek ve o şeyi yerine getirmek istemiştim.”

 

Ancak bunu başaramamıştı.

 

Subaru: “Sonuç olarak, hislerini anlıyorum. ーーÇünkü sen, bensin.”

 

『Natsuki Subaru’nun』tanık olduğu, tadına baktığı dünyayı izlemişti.

 

『Natsuki Subaru’nun』bu dünyaya, bu dünyanın insanlarına, Emilia’ya, geri kalan herkese ve de onların hayatta kalabilmesi için kabullendiği yaralara aşık oluşunu izlemişti.

 

Yanlış anlamıştı. Yanılmıştı.

 

Söz konusu kendisi olunca kendini beğenmişlik ettiğini söylemek uygun olabilirdi.

 

『Natsuki Subaru’nun』bir süper kahraman olduğu yanılsaması paramparça olup bir kenara atılmıştı.

 

Subaru: “Evet, anlıyorum! Anladım! Senin…… senin defalarca düşüp tekrar ayağa kalkmanın, defalarca ölüp asla pes etmemenin sebebi, yapabileceğin tek şeyin bu olmasıymış!!”

 

『Subaru』da tıpkı Subaru gibi hiçbir şey yapamadığı pek çok duvara toslamıştı.

 

Ve 『Subaru』, bunu yaşadığı her seferde ardı ardına, tekrar tekrar 『Ölümleri』biriktirip onlarla karşılaşma şekillerini, bağlantı yollarını değiştirerek engellerin üstesinden gelmişti.

 

Hepsi bu kadardı.

 

Subaru: “Rem’in söylediği onca şeyden sonra ayağa kalkmayacak biri olabilir mi!? Otto tarafından nakavt edilmemden sonraki gururlu tavırlarımla fark ettim bunu! Zaten annemle babamın böylesine düşünceli olduğunu oldum olası biliyordum! Yani, onlar benim annemle babam sonuçta!”

 

『Natsuki Subaru’nun』geride bıraktığı manzaraları atlatmak için hayati olan ipucu, Subaru’nun aradığı “şey” olmasa da birikmiş arzular olarak kesinlikle oradaydı.

 

Subaru: “Ben Emilia’yı seviyorum. Onu koruyacağım konusunda bana güvenmesini istiyorum. Onunla olmak istiyorum. Bir şövalye olmak isteme sebebim, onun beni öyle görmesiydi. Mutluydum. Nefret edilmekten korkan o kızla herhangi bir sorun çıkmaksızın dışarıda dolaşmak ve onun herkes tarafından sevilebilir biri oluşuyla böbürlenmek istiyorum! Nihayet Beatrice’in de bana katılmasını sağladım. Onu da acı çektiği vakitler kadar mutlu edebilmek istiyorum! Onun, mutlu olmaya hakkı var!”

 

İşte bu yüzdenーー

 

Subaru: “ーーSenin vazgeçmeme sebebin, yalnızca herkesi seviyor olmandı! Lanet olasıca piç! Ne diye bir süper kahraman değilsin ki! Neden, hala aptalca bir veletten ibaretsin ki!!”

 

‘Subaru’: “ーーーー”

 

Subaru: “Reinhard gibi güçlü olsana! Julius gibi her şeyi yapabilen biri olsana! Bunu yapamıyorsan Ferris kadar işe yarasana! Peki ya Wilhelm-san gibi tek bir konuda olağanüstü olmaya ne dersin!? Bir tanesini bile seçseydin, senin için……”

 

Subaru’nun zaman harcayarak ve hatta acı çekerek farkına vardığı şey bundan ibaretti.

 

『Natsuki Subaru』sıradan bir insandı, elindeki kozlar Subaru’nunkilerle aynıydı, o kozları kullanmak konusunda fazlasıyla beceriksizdi, ayrıca söz konusu galibiyet veya mağlubiyet olduğunda şansı yaver gitmiyordu.

 

Yine de bunlardan yalnızca biriーー

 

Subaru: “Yalnızca tek bir tanesi……”

 

Güçsüz bir sesle, tüm şevkini yitirmiş şekilde fısıldadı.

 

Herhangi birini, tek bir tanesini bile gerçekleştirememiş birinin elini sımsıkı tutuyordu.

 

Subaru: “……Sen, Louis’sin, değil mi?”

 

Boğuk bir sesle, az önce söyledikleriyle ilişkisiz bir soru yöneltti.

 

Onu dinleyen ve uzun bir süre boyunca sessizliğini koruyan『Subaru』ise “Ah” diyerek,

 

‘Subaru’: “Hayır. Ben Louis değilim. Maalesef bunu bile söyleyemem. Onun huzursuzluk çıkarmamasını yeğlerim. Ondan beterinin olmadığı konusunda bir açıklamaya ihtiyacın yok herhalde, değil mi?”

 

Subaru: “Hı hı…… Sanırım, yok.”

 

Zayıf, cılız bir sesle yanıt veren Subaru, kollarıyla yüzünü gizledi.

 

Az önceye kadarki bağrışları yüzünden boğazının kuruduğu gerçeğini saklarken『Subaru’yu』yumrukladığı avcundan da bir acı yükselmeye başladı.

 

Burası Hatıralar Holü olsaydı Subaru’nun bedeni burada gerçek bir varlık teşkil edemezdi, öyle olması gerekirdi, buna rağmen acı duyabiliyor olması absürttü.

 

ーーEvet, acı ve 『Ölüm』, her daim absürt ve her daim katlanılması zor şeylerdi.

 

İşte tam da bu yüzden『Oburluk』Günahı Başpiskoposu, Louis Arneb, yanılıyordu.

 

Bir insanın bunu bile isteye arzulayabileceği düşüncesi kesinlikle yanlıştı.

 

Subaru: “……Neden, ortadan kayboldun?”

 

‘Subaru’: “Hm?”

 

Subaru: “Neden, silinip gittin? Senin gidişin, bir sürü, zorluğa sebep oldu……”

 

Her daim var olan idrak eksikliğinin itici gücü ve her şeyin kökeni.

 

『Natsuki Subaru’nun』ortadan kaybolma ve Natsuki Subaru’nun doğma sebebi.

 

Hatıralarıyla birlikte yitip giden『Natsuki Subaru’nun』bedenine tam olarak ne olduğu.

 

Subaru: “Ortadan kaybolma sebebin……”

 

‘Subaru’: “……Benim açımdan tam bir ıskaydı. Reid’i yakalamanın bir yolunu bulma niyetiyle『Taygeta’ya』girdim. Gerçekleşen olaylar silsilesi, Reid’in kitabını bulana dek çok iyiydi, ama……”

 

Subaru: “……Sonra Reid’in kitabının boş olduğu ortaya çıktı.”

 

‘Subaru’: “Ben de『Oburlukla』aynı kaseye koyuldum. Muhtemelen devamını ben anlatmasam da anlarsın.”

 

Kafasını kaşıyan『Subaru』, utancını anımsadı.

 

Hatıralar Holünde Louis Arneb’le karşılaşan『Natsuki Subaru』, 『Hatıralarını』çaldırmıştı. Ve bu farklı dünyada o ana kadarki tüm yaşantısını unutuşu da etrafındaki insanların hislerini algılayamayan Natsuki Subaru’yu yaratmıştı.

 

‘Subaru’: “Kendini bu şekilde küçümseme…… Gerçi sana böyle söylesem de bunu yapman zor, ha. Sonuçta sen bensin.”

 

Subaru: “……『Natsuki Subaru』güçsüz, acınası, iflah olmaz koca bir aptal.”

 

‘Subaru’: “Yanılmıyorsun.”

 

Subaru: “Ama.”

 

‘Subaru’: “ーー?”

 

Buruk bir gülümsemeyle hemfikir olduğunu belirten『Subaru』, Subaru’nun güçsüzce fısıldayışı karşısında kaşlarını çattı.

 

O haldeki『Subaru’ya』bakan Subaru ise içinde tutmakta olduğu kelimelerin devamını getirdi.

 

Yaniーー

 

Subaru: “ーーSen, harika birisin, 『Natsuki Subaru』.”

 

ーーBu, yirmiden fazla kez『Ölümden Dönüşüne』tanık olduktan sonra edindiği abartısız, dürüst izlenimiydi.

 

△▼△▼△▼△

 

“ーーーー”

 

Karşısındaki adama bakarak ağır ağır gözlerini kıstı.

 

Bakmaya alışkın olduğu o yüz, bakmaktan usandığı o yüz, bakmanın bile stres yarattığını düşündüğü o yüz, kendisinin yüzüydü. Kendisinindi, kendisinin değildi, kendisinin olsa da kendisinin olduğuna inanmak istemiyordu.

 

O yüzün ilk defa beklenmedik bir şeyle karşılaşmışçasına tepki vermesi sevindiriciydi.

 

Subaru: “……En yakınım, ha.”

 

Kendi benliğini kalbinin en derinlerinden seven pek fazla kişi bulunmazdı.

 

Subaru da bu kategoriye aitti ve kendinden nefret ediyordu. Belki de『Natsuki Subaru』da bu bağlamda ondan farksızdı. ーーSubaru, 『Subaru』, kendinden nefret ediyordu.

 

Fakat Natsuki Subaru, en yakını olarak『Natsuki Subaru’yu』gördüğünde -bunu söylemek aşırı utanç verici olsa da- aklından geçen düşünce ‘çok havalı’ olmuştu.

 

Subaru: “Güçsüz, umutsuz, elinden hiçbir iş gelmeyen ama buna rağmen mücadele eden ve onları seven sana saygı duyuyorum. İşte bu yüzdenーー”

 

‘Subaru’: “ーーーー”

 

Subaru: “ーーSenin『Ölü Kitaplarını』okumanın, ardındaki amaç, yerine geldi.”

 

O『Ölü Kitaplarını』yalnızca güçsüzlüğü karşısında dişlerini sıkmak, yollarının tükenişine üzülmek, kendisiyle aynı yüze sahip benliğine kin gütmek için açmamıştı.

 

Elbette insanüstü Subaru’nun köklerini takip etmek ve benzersiz bir güç elde etmek gibi bir kendini beğenmişliğe de sahip olmamıştı.

 

Onun aradığı şey, 『Natsuki Subaru’nun』yaptığı şeyler ve girdiği yollarla sıradan bir insan olduğunu öğrenmekti.

 

Subaru: “……Ansızın utanç verici şeyler söyleyen biri olduğun kesin.”

 

O noktada Subaru’nun sözleri karşısında donakalmış olan『Subaru』, ansızın canlandı.

 

Bu kötü mizah karşısında gözlerini kısarakーー yo, kendini biraz garip hisseder halde gözlerini Subaru’ya dikerek ve parmaklarını yavaşça ileriye doğru uzatarak,

 

‘Subaru’: “Bunu bizzat kendime söylüyor olmam epey sorgulanası ama şu ana kadarki varoluşuma bütünüyle baktıktan sonra böyle söyleyebilirsin tabii. Şimdi sen bahsini açınca düşündüm de『Natsuki Subaru Farklı Bir Dünyada Sıfırdan Başlıyor』gösterimiymiş, anlarsın ya.”

 

Subaru: “Ah, başrolün seninle aynı ismi taşıyor olması da bayağı tuhaf hissettiriyormuş.”

 

‘Subaru’: “Kadın kahramanın annenle aynı ismi taşımasından iyidir, değil mi…… Yo, o değil de...”

 

Hiç sakınmadan karşılıklı alay eden Subaru ile『Subaru』ikilisi bakışıyordu.

 

Bu noktada omzundan aşağısının sallandığı hissini tadan『Subaru』, eliyle kendisini işaret ederek,

 

‘Subaru’: “Tüm bunları daha önce de söylemiştim, ama bir sıkıntı yok mu gerçekten? Benim sahtekar Louis çıkmam şeklindeki ihtimal tamamen ortadan kalkmamış olmalı, anlarsın ya.”

 

Subaru: “Ortadan kalktı. Sana ciddi ciddi vurduğumda bile değişmedin.”

 

‘Subaru’: “Yani böyle bir şeyle değişmek ancak Yanagisawa’nın kopyalama kabiliyetinde gerçekleşirdi herhalde……”

 

『Subaru’nun』itirazına göre bu, gerçek anlamda bir gerekçe olarak kullanılamazdı.

 

Fakat Subaru, an itibarıyla『Subaru』 konusundaki şüpheciliğini geride bırakmıştı.

 

Belki de bunun nedeni, 『Subaru’nun』daha önce yorumladığı bir şeydi.

 

Louis Arneb’in en ufak bir kısmını dahi atlamadan bir insanın hayatını tepeden tırnağa yediği varsayılsa bile o suratı, o sesi yeniden inşa edemezdi.

 

Çünkü bahtiyarlığı, saadeti, mutluluğu idrak etme kabiliyetine sahip değildi.

 

İşte bu yüzdenーー

 

Subaru: “Hiç kimseyi sevmeyen o, sevdiği biri uğruna『Ölümden Dönme』duygusunu anlayamaz.”

 

‘Subaru’: “ーーーー”

 

Gözlerinin önündeki『Subaru』sessizliğini korurken Subaru, uzun, acılı bir nefes aldı.

 

Dile getirdiği şey, kulağa hoş gelen tatlı ve fena halde bayat sözlerden ibaretti. Yine de verebilecek başka bir yanıtı yoktu.

 

İşte bu yüzden gözlerinin önündeki『Subaru』, hiç tartışmasız『Natsuki Subaru』idi.

 

#İki Subaru’nun sohbeti enteresan ilerliyor. Şimdi karşımda kendimin farklı bir versiyonunu bulsam ne konuşurdum acaba diye düşünüyorum da bizim sohbet çok hoş yerlere gitmezdi herhalde :D
Bakalım bu karşılaşma nasıl ve neden gerçekleşmiş, sonucu nereye bağlanacak, buradaki işini halleden Subaru bir sonraki döngüsünde hızla hedefine koşabilecek mi… Tüm bu soruların cevapları için okumaya devam!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32599 Üye Sayısı
  • 332 Seri Sayısı
  • 43292 Bölüm Sayısı


creator
manga tr