Cilt 6 Bölüm 75 [ Louis Arneb] (2/5)

avatar
638 23

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 75 [ Louis Arneb] (2/5)


Çevirmen : Clumsy



ーーMutlu olmak, istiyorum.

 

ーーMutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum.

 

ーーMutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmak istiyorum.

 

△▼△▼△▼△

 

Abilerinin bedenlerini ödünç alarak dış dünyaya karışmak için bir yöntem edinmişti.

 

Onlardan gelen yiyecek tedariki durmamış ve her zaman olduğu gibi hiç açlık çekmemişti.

 

Fakat uzun zamandır beklediği fırsatlara kavuşup delice arzuladığı dış dünyaya atılan Louis Arneb, çok geçmeden bundan da usanmıştı. ーーBundan da sıkılmıştı.

 

“Dışarısı epey sıkıcıymış, hem de düşündü~ğümüzden de fazla.”

 

Neticede ödünç alınan bir beden, ödünç alınan bir bedendi.

 

Özgür olamayan benliğinin gerçek formunun o beyaz dünyanın içine hapsolmuş olmasından yana hiçbir değişiklik yoktu.

 

Aksine, gölgesinin katiyetle emin olarak kendi boğazını sıktığı olmuştu.

 

“Neticede hayat denen şey…… ne yediğin veya ne kadar yediğinle ilgili değil. Kiminle birlikte yediğinle ilgili ama…”

 

Abileri kendi hayatlarını yaşıyordu. Arayışta olmama sebepleri bu olsa gerekti.

 

Louis ise kendi hayatından mahrum bırakılmıştı. Ebediyen arayışta olma sebebi bu olsa gerekti.

 

“Mutlu olmak, istiyorum.”

 

Beyaz dünyanın içerisinde sayısız『Hatırayı』düzensizce etrafa saçarken tüm ■’iyle bunu diliyordu.

 

Bu, Louis Arneb’in en büyükーー veyahut yegane arzusu olabilirdi.

 

“Mutlu olmak istiyorum.”

 

Yerine getirilemeyen bir arzuydu.

 

Abilerinin bedenlerini ödünç alsa da veya gönlünce başkalarını tekmelese de solup gitmeyen bir arzuydu.

 

Zengin『Hayatların』tadına baksa ve anlık zevklerle sarhoş olsa da hepsi anında yok oluyordu.

 

“Mutlu olmak istiyorum.”

 

Bundan bıkmıştı. Bundan bıkıp usanmıştı.

 

O kendine, yalnızca kendine ait bir hayatı arzuluyordu. O bir beden, bir ruh, bir kader diliyordu.

 

“Mutlu olmak istiyorum.”

 

Louis kederliydi.

 

Louis'in kederinin kaynağı, hiçbir yerde kendisine ait bir hayatın olmamasıydı.

 

“Mutlu olmak istiyorum.”

 

Ama aynı zamanda kendisini tanıyordu da.

 

Birden karşısına çıkan o hayata kavuşsa bile maymun iştahlı, kolayca teslim olan benliğinin bundan tatmin olması düşünülemezdi. Neticede, biliyordu.

 

Bu dünyada sayısız hayat, o hayatların içerisinde de mutlak miktarda neşe bulunuyordu ve bu belirlemeler esas olarak büyük kumarların sonucuna göre gerçekleşiyordu.

 

Gusteko’nun zorlu Kutsal Krallığının fakir bir hanesinde doğan bir insan için işler nasıl ilerlerdi?

 

Savaşçılara değer veren Vollachia İmparatorluğunda doğan, doğuştan güçsüz biri için işler nasıl ilerlerdi?

 

Daimi bir ilerleme bekleyen Kararagi Şehir Devletlerinde doğan hantal bir kuş beyinli için işler nasıl ilerlerdi?

 

Kadim gelenekler tarafından bozulmuş Lugnica Krallığında doğan karma ırklı, gümüş saçlı, yarı şeytan biri için işler nasıl ilerlerdi?

 

Başkalarının benliklerine sahip olan Louis, o kişilerin iyi vakit geçiremeyeceğinin farkındaydı.

 

Bununla birlikte bu açılardan neşenin bol olacağını söylemek de muazzam bir hata olurdu.

 

Gusteko Kutsal Krallığında büyük bir rahibin hanesinde doğmak, Vollachia İmparatorluğunda bir generalin hanesinde doğmak, Kararagi Şehir Devletlerinde seçkin bir tüccarın hanesinde doğmak, Lugnica Krallığında nüfuzlu herhangi bir asilzadenin hanesinde doğmak, yukarı doğru bakıldıkça tüm bunların sonu gelmezdi.

 

Louis, değersiz olmak istemiyordu. Varlıklı olmak istiyordu. Hor görülmek istemiyordu.

 

Bu yüzden başkalarının hayatını değerlendirmeye devam etmişti.

 

Doğal olarak bu hayatların içerisinde en kötü değerlendirmeyi alanlar gibi en iyi değerlendirmeyi alanlar da oluyor ancak bu kişiler derecelendirildikleri her konuda bir numara olmuyordu. Louis, o en iyi değerlendirmeyi alanlardan bile tatmin duymuyordu.

 

“A~h, Mutlu olmak istiyorum.”

 

ーーİşte o sıralarda Ley ve Roy, Otoritenin yeni bir başkalaşımı olan『Tutulmayı』keşfetmişti.

 

『Oburluk』Otoritesine bahşedilen şey, başkalarının『Hatıraları』ve『İsimlerini』yağmalama, onları çiğneyip sindirme yeteneğiydi. Bunu pratiğe döken 『Güneş Tutulması』ve『Ay Tutulması』Otoritesi de yağmalanan nüfusun yeniden inşa edilmesini sağlıyordu.

 

『Ay Tutulmasıyla』başkalarının『Hatıralarından』teknikler veya bilgiler çıkartıyor, bunları kendilerine aitmişçesine kullanıyorlardı.

 

Elden geldikçe fiziksel yeteneklerin yararlarından ziyade becerileri ortaya çıkarıyorlardı, bu nedenle bu gücü mükemmel bir şekilde kullanamama ihtimalleri yüksekti.

 

Tam tersine『Güneş Tutulmasında』yakalanan『İsim』temel alınıyor, şahısların varlığı bütünüyle yeniden inşa ediliyor, o fiziksel beden tarafından cilalanan teknikler tamamen yeniden yapılanıyor ve bu sayede güçlerini maksimum şekilde sergileyebiliyorlardı.

 

『Güneş Tutulmasının』bir yetenek olarak fazlasıyla mükemmel olduğundan bahsetmeye gerek dahi yokken Louis’in abileri『Güneş Tutulmasındansa』『Ay Tutulmasını』kullanmayı tercih ediyordu. ーーYo, belki de『Güneş Tutulmasını』kullanmaktan korktukları ve onu iğrenç bulduklarını söylemek daha doğru olabilirdi.

 

Ley ve Roy’un idrak ettiği kadarıyla『Güneş Tutulması』, dönüşmüş olan fiziksel bedendeki düşünceleri de peşinde sürüklüyor gibi görünüyordu.

 

Benliklerinin hasar gördüğü şeklindeki bu hissiyat dayanılmazdı, ikilinin düşünceleri bu doğrultudaydı. Abilerinin söylediklerini işiten Louis ise bunu ■’inin en derinlerinden düpedüz gülünç buluyordu.

 

Kendilerine ait fiziksel bedenlere sahip olmalarına, kişiliklerin dahi yerleşik olduğu bir konumda durmalarına rağmen sağlam inançlara sahip olarak nefislerini koruyamadıklarına göre öz bilinçleri amma da yetersiz ve gelişmemiş olmalıydı.

 

Kendine ait bir fiziksel bedeni olmayan, kardeşleri tarafından bile on yılı aşkın bir süre boyunca fark edilmeyen ve son olarak hayatın acısından tatlısından bile usanan benliğinden daha kederliymiş havalarına bürünmelerinin şakası yoktu.

 

『Güneş Tutulması』Otoritesi fazlasıyla harikuladeydi. Onlardansa Louis’e uygundu.

 

Tam da Louis Arneb’in arzuladığı güç olduğunu söylemek yanlış olmazdı.

 

ーーLouis Arneb yalnızca kendisine ait ve harikulade bir hayata sahip olmaya can atıyordu.

 

Bununla başkalarının hayatlarını, 『Hatıralarını』ele geçirmekten tatmin olan kardeşlerinin zevklerinden ayrışıyordu. Louis, daha rafine ve her daim her yerde bulunan bir hakkıーーyaşamayı istiyordu.

 

Doğum seçilemiyordu.

 

Kederli insanları ortaya çıkaran şeyin tüm kaynağı buydu. Lakin Louis farklıydı.

 

Louis, doğumunu, hayatını seçme fırsatı ve gücünü elde etmişti. Başkalarının『Hatıralarını』çalıp『Güneş Tutulması』yoluyla yeniden yapılandırabilir ve kendine ait kılabilirdi.

 

O, hayatı seçme kabiliyetine sahip olmuştu. ーーHer şeyi, yeniden seçebiliyordu.

 

Titiz davranacak, henüz görme fırsatı bulamadığı en iyi『Hatıraları』ve『İsmi』bulacaktı.

 

Ley ve Roy'un yedikleri arasında bazı hoş şeyler olsa da mükemmel değillerdi. Bir yenilik ve yaratıcılık kıtlığı söz konusuydu.

 

Mutlu yuvalar, hassas ebeveynler, zengin geçim kaynakları ve verimli ortamlar, harika dostlar ve kader ortağı gibi görünen yoldaşlar, tüm bunlar “başka bir yerde görünen mutluluklardan” ibaret görünüyordu.

 

Louis ise bunu değil, en iyi hayatı arzuluyordu.

 

Kişinin kendi zevkine göre seçim yapabilme yeteneğine sahip olması, seçtiği şeyden bıkmayacağı gerçeğiyle örtüşmüyordu. Louis de önüne dizili sayısız tabaktan usanmışken neyi keyif verici bulabilirdi ki?

 

Louis Arneb, en iyi hayatı arıyordu. ーーO, bir arayıştaydı.

 

İşte bu yüzdenーー

 

△▼△▼△▼△

 

ーーİşte bu yüzden Natsuki Subaru’ya rastladığında kalbi hızla çarpmaya başlamıştı.

 

“Oho? Onii-san…… umm, Natsuki Subaru muydu?”

 

Daha kesin konuşmak gerekirse bu, ona rastladığı anda gerçekleşmemişti.

 

Natsuki Subaru’nun dış görünüşü Louis’in zevkine hitap edecek, onu tanıştıkları anda heyecanlandıracak cinsten değildi.

 

En başından beri zevkine hitap etmeyen bir yüz gibi görünse de içerisinde gelişen değer yargılar doğrultusunda aradığı yüz, tam da insanların büyük bir çoğunluğunun hayal ettiği güzellikte olacaktı.

 

İşte bu bağlamda Natsuki Subaru’nun dış görünüşü, Louis’in içini titretecek tek bir zerre dahi taşımıyordu.

 

Ayrıca Louis’in bakış açısından Natsuki Subaru kesinlikle tanıdığı bir şahıstı ama yalnızca başkalarının『Hatıralarında』olduğu için ilgilendiği biri değildi.

 

Çok fazla düşünmeyi gerektiren bir şey olmasa da Louis’in içerisinde bulunan『Hatıralar』muazzam sayılara ulaşmıştı. İçerisinden amaçlanan『Hatıraları』çekip almak öyle basit bir iş değildi.

 

Hele de rakibi hiç ilgilenmediği biriyken.

 

Yani Louis’in karşısına çıkan rakibin ismini tek bakışta hatırlayabilme sebebi Louis’in değil, abilerinden birininーー Ley Batenkaitos’un o isme büyük ölçüde bağlı olmasıydı.

 

Eğer yanılmıyorsa Ley’in yediği tabaklar arasında Natsuki Subaru’yla derinden ilişkili bir şeyler vardı.

 

‘ーーーー’

 

“Burası mı? Burası Od Lagna beşiği……『Hatıralar Holü』. Ölü insanların ruhlarının arındığı yer. Birinin buraya benliğini koruyarak gelmesine çok nadir rastlanıyor, dolayısıyla hoş karşılanacaksın, onii-san. Elimizde çok fazla can sıkıntısı var, anlarsın ya.”

 

Diyerek uğursuz bir şekilde gülümseyen Louis, nadir rastlanır misafirine samimi bir karşılama sunmuştu.

 

Doğrusunu söylemek gerekirse bu hoş karşılama sözcüklerinde herhangi bir sahtekarlık bulunmuyordu. Louis başkalarına büyük bir özlem besliyordu.

 

Louis Arneb’in doğum yeri, ayrılamadığı beyaz dünya, 『Hatıralar Holü』.

 

Louis’in bu mekana bu unvanın verildiğinden ve bilinmeyen mizaçlı muazzam bir varlığa ait böylesine büyük çapta bir atölye olduğundan haberdar olma sebebi, Ley ve Roy’un avlayıp yediği『Hatıralara』dair bilgileri genel olarak seferber edişiydi.

 

『Oburluk』 Otoritesinin tuzağına düşenler arasında aslında gelecek nesillere kalacak büyük çalışmalar yapmış ve tarihi bulgulara imza atmış pek çok bilge adam vardı. Gün yüzü göremeden üç『Oburluk』kardeşin midelerine inmiş olsalar da Louis’e büyük yardımları dokunuyordu.

 

Dürüst olmak gerekirse Louis, burada doğma veya buraya hapsedilme sebebiyle hiç ilgilenmiyordu.

 

Ne bu şüphelerinden kurtulmanın bir yolu vardı ne de bunu anlamlı buluyordu. İşleri olduğu haliyle kabullenmişti. Bu saatten sonra ansızın dış dünyaya çıkartılsa bile bunun da kendince bir can sıkıcı yanı olurdu.

 

Burayı terk edeceği gün, en iyi hayatı keşfettiği gün olmalıydı.

 

‘ーーーー’

 

“Aay! Pardon pardon, isim vermeyi ihmal ettik, değil mi! Ama bağışla bizi! Sonuçta burada ayıkken, bu şekilde kendimizi tanıtmak çok sık başımıza gelen bir şey değil, anlarsın ya!”

 

‘ーーーー’

 

“İyi öyleyse, sanırım bir kez da~ha kendimizi tanıtma vakti geldi! ーーBiz『Oburluğu』temsil eden Cadı Tarikatı Günah Başpiskoposu Louis Arneb’iz.”

 

‘ーーーー’

 

“Uzun mu yoksa kısa mı sürecek bilmiyorum ama lütfen ilgili ol, olur mu, onii-san?”

 

#Hangimiz mutlu olmak istemiyoruz ki bacım, bunun için illa da tüm dünyayı yiyip puanlamana gerek yoktu yani. Mesela cadıların üzücü hikayelerini okuduğumda onların tuhaflıklarına hak vermiştim, onlar için üzülmüştüm ama Günah Başpiskoposlarına hiç üzülemiyorum, hepsi ayrı manyak. Bu bölümün sonlarında okuduğumuz sahneler Subaru’yla ilk karşılaşmasına mı ait, yoksa son ve güncel olanına mı? Bir sonraki bölüm anlarız herhalde deyip ilerliyorum, orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32547 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43265 Bölüm Sayısı


creator
manga tr