Cilt 6 Bölüm 77 [ Karşı Saldırı Sinyali ] (1/2)

avatar
666 24

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 77 [ Karşı Saldırı Sinyali ] (1/2)


Çevirmen : Clumsy



Sıcacık duygularına ayak uyduran ve tüm kudretiyle koşturan genç adam, o yere ayak basmıştı.

 

Kalbinin göğsünün derinliklerinde kor misali atmasına karşın dışarıdaki hava nefesini beyazlatacak kadar soğuktu ve bu buzlu dünyada tam da aradığı sırtı bulmuştu.

 

“ーーーー”

 

Bakışları o ince, yumuşacık sırta kaymış ve kalbi istemsizce patlamanın eşiğine gelmişti.

 

Ancak sevgisi göğsünü yatıştırsa da bu dürtüyü bastırmayı güçlükle başarmıştı. Şu anda kalbinin patlamasına ve ölümün gelmesine göz yumamazdı.

 

Azıdişlerini kuvvetle sıkarak mücadele veren tarafın karşısındaki düşmana bakmıştı.

 

Koyu kahve tonlarda uzun saçlar ve paçavralarla sarılma raddesinde ilkel bir kıyafet. Tüm bunlar arasında en göze çarpan ve etkileyici olan şeyse gözlerinde taşıdığı, başkalarının hayatlarını ayaklar altına aldığını ve onları kelimenin tam anlamıyla besine çevirdiğini anlatan o mide bulandırıcı ışıltıydıーー

 

Subaru: “ーーLey Batenkaitos!!”

 

Avazı çıktığınca kükremiş, varlığını öne sürmüş ve rakibinin dikkatini çekmişti.

 

Tek bir saniyeliğine dahi ilgisini üzerine çekmesinin faydası olurdu. Elbette kendi tarafının da aynı darbeye maruz kalma olasılığı vardı ama ona verilecek hasarı düşürmek anlamına gelecekse bu, hiçbir şeydi.

 

O anda kalbini yakıt olarak dolduran sevgiyle uçması bile mümkündü.

 

???: “Eğer kazanma şansımızı, biraz olsun arttırabilecekse…”

 

Donuk zeminde adımlarını duraksatan Subaru, karnına güç katarak bakışlarını Ley’e dikmişti. Tüm gücüyle onun hareketlerini izlemeyi sürdürüyordu ve o nasıl bir hamle yaparsa yapsınーー

 

???: “Ah……”

 

Ancak Subaru’nun bu hazırlıklı hali, bir anda arkaya çevrilen ametist gözler tarafından çalınmış, parçalanmıştı.

 

“ーーーー”

 

Subaru’nun kara gözleri ve genç kızın ametist gözleri birbiriyle buluşmuştu.

 

Genç kızın gözlerindeki duygu silsilesi öylesine muazzamdı ki neredeyse Subaru’yu yıkıp geçecekti. O gözler daima, daima Subaru’nun kalbini esir alır ve onu içlerinde boğulmaya iterdi zaten.

 

Çünkü Subaru, o gözlerde var olan tüm o duyguları bir şekilde kurtarmayı arzulardı.

 

İşte bu yüzdenーー

 

???: “Tehlikeli, bu yüzden beklemelisin! Umm, sen beni, tanımıyor olabilirsin ama, düşman o! Sen burayı bana bırak! Beni tanımıyor, olsan bile!”

 

Genç kız ellerini panik içerisinde sallar ve ona dikkatli olmasını söylerken Subaru’nun gözleri titreşmişti.

 

Ve ufak bir gecikme sonrasında o sözlerin ardındaki anlamı çözmüştü. ーーKesinlikle aynı cümlelerin kendisine kuruluşuna dair bir『Hatırayı』içinde taşıyordu. Aynı zamanda gidişatı da algılamıştı.

 

Ve gerçekten, şöyle düşünmüştü. ーーBuraya ulaşan ilk kişi olduğu için mutluydu.

 

Ne söylemesi, ona nasıl seslenmesi gerektiğini biliyordu.

 

Dahası, ona nasıl seslenmek istediği düşüncesi de kendini göstermişti.

 

Subaru: “ーーSorun yok, Emilia-tan.”

 

Senin başına dert açtığım için, seni endişelendirdiğim için, seni beklettiğim için üzgünüm.

 

Bu mekana uygun olmayan bu duygularla dudakları gevşeyerek başını sallamıştı. Ve genç kızın az önce ağzından çıkan kelimeleri idrak ettiğini anlatan gözlerine bakarak devam etmişti.

 

Sağ elinin bir parmağını göğe çevirip diğer elini de beline koyarak pozunu vermişti.

 

Bunu yapmasına hiç gerek olmamasına rağmen, kararlılığını sağlamlaştırmasını sağlamıştı. Bu amaçlaーー

 

Subaru: “ーーBenim adım Natsuki Subaru. Emilia-tan’ın tek ve biricik şövalyesi!”

 

Emilia: “Subaruーー ~hk!!”

 

Subaru: “Bah!?”

 

İşte kararlı, gülümseyen bir ifadeyle bu beyanı yaptığı saniyede gümüş saçlı genç kızーー Emilia, korkutucu bir hızla Subaru’nun üzerine atladı.

 

Çarpışmalarıyla birlikte Subaru geriye fırlasa da bir şekilde Emilia’yı desteklemeyi başardı. Zaten endişelenmeye lüzum yoktu, bir melek tüyü kadar hafifti. Hiç problem yoktu.

 

Ama problem olarak sınıflandırılması gereken bir şey varsa o daーー

 

Subaru: “E-Emilia-tan!? Çok ani oldu ve acayip şaşkınım, ayrıca acayip hafifsin ve çook güzel kokuyorsun! Şampuanını mı değiştirdin!?”

 

Emilia: “Aptal Subaru! Tanrım, gerçe~kten çok aptalsın! Beni, çok endişelendirdin! Sonra da böylece…… aptal! Aptal aptal!”

 

Subaru: “Vaauv, cidden şaşırtıcı sıklıkta aptal diyorsun! Eh, bir bahanem yok gerçi……”

 

Emilia’nın irileşmiş gözleriyle kollarının arasından kendisine baskı uyguladığı Subaru afallamış haldeydi. Bu esnada yapışıp kaldıkları için kalbi tam bir keşmekeşe dönen Subaru’nun kelime dağarcığı bile paramparçaydı.

 

Tüm bunları bir yana bırakan Subaru, istemsizce Emilia’dan ayrılıp narin omuzlarını tutarak aralarına mesafe koydu.

 

Subaru: “Seni endişelendirdiğim için üzgünüm. Ama, geri döndüm mü desem……. Dirildim mi? Onarıldım mı? Yoksa tamamen Natsuki Subaru oldum mu desem, her halükarda, sorun yok işte.”

 

Emilia: “Ah……”

 

Subaru: “Tüm Natsuki Subaruları geçmişte bırakacağım. ーーBu, Natsuki Subaru’nun patlamaya hazır doğumu!”

 

Enerjik bir şekilde konuşup duran Subaru, Emilia’yı rahatlatmak için didiniyordu. Ancak Subaru’nun bu planının ortasındaki Emilia, gözlerini kırpıştırarak tek bir parmağını Subaru’nun göğsüne yerleştirdi.

 

Gıdıklayıcı, hafif bir histi. Subaru istemsizce ürperdi.

 

Emilia: “Sen, adamakıllı bir bütün oldun mu?”

 

“ーーーー”

 

Emilia: “Çünkü, hatıralarını yitiren Subaru bile Subaru’ydu. Yani Subaru her şeyi hatırlıyorsa, burada olduğu kısa süreçte bile elinden geleni ardına koymayan ve canını dişine takan o Subaru……”

 

Subaru: “ーーAynen, hm. Sorun yok.”

 

Subaru’nun göğsüne dokunan Emilia, kekeleyerek Subaru’nun adımlarını teyit etti.

 

『Hatıraların』birleşmesine bağlı olarak bütünün bir parçası olduğu ve hatta ortadan kaybolduğu söylenebilecek ve bu süreçte kalplerine dokunan bir Natsuki Subaru var olmuştu.

 

‘ーーHı hı, bu nedenle, gayet basitti.’

 

Subaru: “Gerçek şu ki benim ve Emilia-tan’ın içerisinde var olan『Ben』, şimdi bile varlığını sürdürüyor. Yani, gerçekten sorun yok, Emilia-tan.”

 

Emilia: “……Hm.”

 

Subaru: “O yüzden lütfen bundan böyle Mükemmel Natsuki Subaru’dan büyük şeyler bekle. Bu kargaşa döneminde birikmiş olan tüm hayal kırıklıklarını tetikleyici olarak kullanalım ve birlikte parlak bir geleceğe yelken açalım!”

 

Emilia: “Üzgünüm ama ne söylemek istediğin hakkında hiçbir fikrim yok.”

 

Subaru, tek parmağı havada olmayı sürdürerek gülümserken Emilia kafasını sallayıp bu karşılığı verdi.

 

Onun bu kaba tavrı da çok sevimliydi ve Subaru’nun hevesle beklediği bir şeydi, onunla bu şekilde uğraşarak sayısız dakika, sayısız saat, sayısız gün geçirmek isterdi amaーー

 

???: “ーーArtık bu~, etkileyici konuşmanızdan gına gelmedi mi?”

 

Deyip sesini yükselten, Subaru ile Emilia’ya utana sıkıla seslenen kişi, sinsi, kötü niyetli ve gaddar bir gülümsemeye bürünmüş 『Oburluk』Günahı Başpiskoposuydu.

 

Ancak Subaru, onun bu süreçte bir saldırı başlatmamış olması karşısında kaşlarını çattı.

 

Subaru: “Aynen. Senin bu kadar vicdanlı şekilde bekleyeceğini düşünmemiştim. Pişman mı oldun?”

 

Ley: “Pişmanlık demek çok zalimce olur ~tsu! Yalnızca, bildiğin üzere, biz『Gurmeyiz』, anlarsın ya~. Onii-san’ın gözünde gurmelik nasıl bir şey? Yemeklerin lezzetini~ bilen, masa düzenine uygun şekilde öze~n gösterilmesini isteyen biridir gurme. Masanın düzensiz olmasıysa tat kaçırır. Haksız mıyım?”

 

Pratiğe dökülmesi zor sofra adabından bahseden Ley, tuhaf ve anlamsız bir şekilde, tiz bir sesle kahkaha attı. O kulak tırmalayıcı kahkaha sesini dinleyen Subaru’ysa başını uzun uzun salladı.

 

Ve-

 

Subaru: “Anlıyorum, mantıklı. Ben de sanmıştım ki……”

 

Ley: “Sanmıştın ki?”

 

Subaru: “Küçük kardeşini bıraktığım o çirkin vaziyeti düşününce hepiniz korktunuz sanmıştım.”

 

Ley: “ーー~tsu.”

 

Bir an sonra Ley’in ifadesi rahat bir gülümsemeden tamamen farklı bir şeye dönüştü.

 

O gülümseme anında silindi ve yerine kavurucu bir öfke geldi. Ve kendisini o yoğun öfkeye bırakan Ley’in bedeni donmuş koridoru tekmeleyerek göz açıp kapayıncaya dek ileri atıldı.

 

Ley: “‘Sen’ bizim Louis’imizle ilgili ne biliyor olabilirsinーー ~tsu!!”

 

Subaru: “Hiçbir şey bilmiyorum. Yalnızca keyfi olarak bedenime girmesine tanık oldum. Ne düşünüyordu hiç bilmiyorum, bilmek de istemiyorum.”

 

Küçük kız kardeşine karşı gerçek hisleri varmış ve onu seviyormuş gibi görünerek öfkeye kapılan Ley’in hançeri Subaru’ya bir miktar daha yaklaştı. Ancak Subaru, 『Ölümün』yaklaşan adım seslerinden korkmadı.

 

Şiddetli duygulara kapılan Ley’in Subaru’dan başka bir şey görmemesi, tam da Subaru’nun amaçladığı şeydiーー

 

Emilia: “ーーBen de buradayım, bunu, unutma!”

 

Ley: “Gah, bgh ~tsu.”

 

Cesur bir sesin yükselişiyle birlikte Emilia’nın güzel, uzun saçları yay çizdi. Ve enerjik bir şekilde büyük bir dönüş gerçekleştirerek dümdüz ileri atılan Ley’in yüzünü yakaladı.

 

Doğrudan temas gerçekleştiği anda da『Buz Damgası Sanatları』tekniğinin aktive oluşuyla buzdan botların takviye sağlayıp güçlendirdiği ayaklarını düşmana geçirdi.

 

Emilia: “U, riya~a~a~a~!”

 

Pürüzsüz bacağına güç katan Emilia, düşmanın ön dişlerine inen bacağını tamamıyla savurdu. Ley’in minyon bedeniyse bu doğrudan hasara karşı kendisini bir şekilde savunsa da gücüne dayanamayıp itilerek donmuş koridor üzerinde kaydı, iç kısma doğru ilerledi.

 

Akabinde Emilia, avcunu o istikamete yönlendirerek oluşturduğu buz kütlelerini Louis’in yığılıp kalmış olan abisinin peşinden gönderdi, görünüşe bakılırsa koridora çöken buz zerreleri『Oburluğa』muazzam bir darbe indirmişti.

 

Subaru: “İşte oldu! Bu benim tahriklerimin ve Emilia-tan’ın dünya tatlısı öldürme arzusunun birleştiği bir saldırıydı!”

 

Emilia: “Bunun bir iltifat olması mı gerekiyordu?”

 

Subaru: “Aynen öyle! Senden iyisi yok! Çok tatlısın! Seninle evlenmek istiyorum!”

 

Emilia: “Evle…… tanrım, dalga geçme.”

 

Yanakları hafiften kızaran Emilia’nın gözlerini Subaru’ya dikerek verdiği tepki beklenmedikti. Subaru onun daha güçlü bir şekilde kendisini reddedeceğini düşünmüştü, dolayısıyla aynı utanca kendisi de kapıldı.

 

Subaru: “Yo yo, Emilia-tan’la tanıştım tanışalı fazla neşeli davranıyorum. Tüm dalgalar problemler çözüldükten sonraya kalacak.”

 

Emilia: “Subaru! Yeni bir saldırının ne zaman geleceğini bilmiyorum! O yüzden gardını indirme!”

 

Subaru: “Biliyorum! Bu onun yenilgisiyle sonuçlanacaksa memnuniyetle karşılarım gerçi……”

 

Aynı anda akıllarını toparlayan Subaru ve Emilia ikilisi, çıkmazı bozmaya yönelirkenーー Emilia gözlerinin önündeki Ley Batenkaitos’a odaklandı, Subaru da Pleiades Gözcü Kulesini kuşatan problemlere.

 

Beş engelーーNatsuki Subaru’nun kimlik problemi çözüme kavuşsa da o engeller hala varlıklarını koruyor, bu gözcü kulesini ve Subaru’nun tüm yoldaşlarını tehlikeye atıyordu.

 

Ama bazı koşullar değişmişti. Mesela bir zaman sınırını sembolize ediyormuşçasına çöken ve tüm kuleyi yutarak her şeye yıkım getiren gölgenin doğurduğu tehdit.

 

Eğer o şeyーー

 

Subaru: “Eğer o şey, hayal ettiğim şeyin cezasıysa……”

 

Gölgelerin her şeyi yutması vukuatı, daha önce de『Sığınakta』karşılaştığı bir felaketin yeniden ortaya çıkışıydı.

 

Bunun yaşanmasının ardındaki hikayeyse『Mezarda』Echidna’yla her konuda konuşması ve ona『Ölümden Dönüşle』ilgili her şeyden bahsederek üzerindeki yükü hafifletmesiydi. Eğer bu kulede yaşananlar da aynı türdense gölge, 『Ölümden Dönüşün』büyük ölçüde sızdırıldığı her şeyi sıfırlıyor demekti.

 

Başka bir deyişle sebep, Louis Arneb’in Subaru’nun içerisinde olmasıydı.

 

Artık Louis Arneb ortadan kalktığı ve varlığı Subaru’nun içinden ayrıldığı için gölgenin Pleiades Gözcü Kulesini yutma ihtimali %50 civarına inmişti.

 

Dolayısıyla Subaru’nun buna tamamen güvenip koşulların ağır ağır ilerlemesine izin verme seçeneği yoktu.

 

Subaru: “Emilia-tan! Bir planım var!”

 

Emilia: “ーー! Anlaşıldı! Öyleyse dediğin gibi olsun!”

 

Subaru: “Ama daha hiçbir şey söylememiştim ki!?”

 

Subaru zihnindeki seçenekleri düzene koyup gereğince Emilia’ya seslendikten hemen sonra, daha Subaru tek bir kelime açıklama dahi yapmadan Emilia’nın dünden razı onayı ağzından dökülmüştü.

 

Subaru şaşkına dönerken Emilia “Sorun yok!” diye bağırarak,

 

Emilia: “Subaru’nun planı tüm gücüyle düşündükten sonra aklında belirmiş olmalı! Bir sürü şey düşünüp burada bir yanıt bulmaktansa senin planına çok daha rahat güvenirim!”

 

Subaru: “ーーAh, kahretsin! Böyle söylemen beni çok mutlu ediyor!”

 

Diyerek kafasını kaşıyan Subaru, Emilia’nın güveninin verdiği tedirginlikle ve büyük bir güçle ayağını yere geçirdi. Sonra da koridorun içini, buz zerreleriyle dolu boşluğu işaret ederek,

 

Subaru: “Şimdilik, Emilia-tan, bir kez daha saldır!”

 

Emilia: “Aye!”

 

Emilia şiddetli, dinamik bir sesle buz kütlelerini koridorun içerisine bıraktı.

 

Bu acımasızca saldırı Ley’in işini bitirecek darbe olsaydı harika olurdu ama bu zayıf bir ihtimaldi. Gerçekteyse Emilia, ağzından bir “Ah!” sesi çıkarttı ve gözleri yaşananların etkisiyle irileşerek,

 

Emilia: “Subaru! Az önceki Günah Başpiskoposu……”

 

Subaru: “Tch, inatçı bir piç. Ama hiç hasar almadan kurtulması mümkün olmamalı.”

 

Emilia arkasına döndüğünde Subaru, onun ifadesinden Ley’in bedeninin saldırı rotasından silinmiş olduğunu anladı.

 

Bu hamamböceğine eşdeğer inatçılığından bıkıp usanmıştı ama onun durumu olumsuz olarak değerlendirip buna uygun şekilde uzaklaşma şeklindeki özelliği Petelgeuse’in abartılı çalışkanlığı ve patavatsız dürüstlüğünden de sözlüğünde “Tevazu” kelimesini barındırmayan Regulus’tan da farklıydı. ーーLey Batenkaitos, Günah Başpiskoposlarının hayatta kalma içgüdüsü en sağlam olanıydı.

 

Yine de kuleden çekileceği düşünülemezdi.

 

Subaru: “Emilia-tan! Şimdilik geri kalanlarla buluşalım! Ekibimizin dağılımını yeniden düzenlememiz gerekecek! Herkes elinden gelenin en iyisini yapmak zorunda, aksi takdirde bu durumun üstesinden gelemeyeceğiz!”

 

Emilia: “Doğru! Ama, böylece kaçmasına izin vermemizde bir sakınca yok mu?”

 

Subaru: “Dürüst olacağım, bir önceki darbenin işini bitirmesini yeğlerdim ama……”

 

Bir kez geri çekilmeyi başaran Ley’in bu vakti güzelce soluklanıp dinlenmeye ayıracağı kesindi. Bu durumda ona saldırmak için doğru vakti ve kesinliği hesap etmek zor olacaktı.

 

Öyleyse bu şartlar altında planlı hareketlere öncelik verebilir, hayatını gözetim altına alabilirlerdi.

 

Subaru: “Endişelenmene gerek yok, kuleden falan ayrılmayacak. Çünkü Louis yüzünden…… kız kardeşi yüzünden gaza gelmiş durumda. O anlayışsız siscon piçi geri adım atmayacak.”

 

Emilia: “Sisskon……?”

 

Subaru: “Kız kardeşini seven kişi demek. Gerçi onların kardeşlerine duyduğu, birazcık kötü bir sevgi.”

 

Hiç değilse Louis, öz abileri olan Ley ve Roy’a pek yoğun bir sevgi beslemiyor gibi görünüyordu. Bunun farkında bile olmadan kendilerini Louis’e adadıklarına göre ya acınası kurbanlardı ya da bu görevle mest olmuş rolü oynayan manyaklardı.

 

Ama ironik bir şekilde Günah Başpiskoposlarının yalnızca bu tarz değişmez, çarpık yollarına güven oluyordu.

 

Subaru: “Koşullara uyum sağlayabilen ve bir şeylerle baş etme yöntemlerini esneklikle değiştirebilen kişi en başta Günah Başpiskoposu gibi bir şey olamaz ki.”

 

Subaru’nun gönülsüzce, ardı ardına irtibata geçmesinin ardından Günah Başpiskoposları hakkında yaptığı değerlendirme bu şekildeydi.

Bu nedenle pis bir yaşam süren Ley Batenkaitos’un izini sürmek kolay olmayacaktı. Bu süreçte Subaru’nun müdahale edemediği olaylar da yıkıma doğru ilerlemeye devam ediyordu.

 

Ancak bu gerçekleşmeden önceーー

 

Subaru: “Emilia-tan! Diğerlerinin yanına gideceğiz!”

 

Emilia: “Mhm, anlaşıldı! Ama, ben nerede olduklarını bilmiyorum……”

 

Subaru: “ーーO da benim, SubaNavi’nin görevi.”

 

Natsuki Subaru Navigasyon Sistemi.

 

ーーKısaca SubaNavi, yani『Cor Leonis』aktive edilmişti.

 

#Subaru hariç herkes tarafından unutulmuş bir Emilia. Kaçak bir Ley. Gelip gelmeyeceği belirsiz gölgeler. Ve standart cadı yaratıkları, dönüşmek üzere olan Shaula, yerini terk etmiş halde kulede dolanan Reid. Şartlar aşağı yukarı eskisi gibi. Peki artık her şeyi hatırlıyor olan ve yeni bilgiler edinen Subaru tamamen doğru eşleşmeler yaparak ölmeden tüm sorunların sonunu getirebilecek mi? Bu sorunun cevabı için okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32594 Üye Sayısı
  • 332 Seri Sayısı
  • 43292 Bölüm Sayısı


creator
manga tr