Cilt 7 Bölüm 3 [ Rem'e Karşı ] (2/3)

avatar
232 16

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 3 [ Rem'e Karşı ] (2/3)


Çevirmen : Clumsy



Subaru: [Tuzak yapmayı öğreniyor ve kaçarken yerleştirdiği tuzaklarla bu işte giderek daha da iyi oluyor…… Lanet olsun, senin çalışkan karakterinden de bu beklenirdi, Rem. Şu anda bunu bana karşı kullanmanı istemezdim gerçi.]

 

Rem’in her konuda elinden gelenin en iyisini yapmaya gayret eden çalışkan biri olduğunu biliyordu ve hatıralarının geri dönmediği mevcut koşullarda bile bu özelliklerini yitirmemiş olmasından yana mutluydu. Fakat bu, başka bir meseleydi.

 

Kısaca anlatmak gerekirse Rem, mücadeleleri esnasında gelişiyordu. Ve Subaru’nun gelişiminin aşağı yukarı limitlerine ulaştığı düşünülünce halihazırda var olan ciddi kapasite farklılıkları daha da fark edilir hale geliyordu.

 

Bu farklılık iyice kesinleşmeden Rem’i yakalaması gerekiyordu, ama――

 

Subaru: [――――]

 

Önündeki büyük tuzağı etkisiz hale getiren Subaru, bir an için nefesini tuttu.

 

Huzursuzca bakınırken aradığı şey, az önce dağıttığı tuzağı yaratmış olan Rem’in sıradaki kaçış rotasıydı. O rotayı bulmak için, Rem’in örtbas etmeye çalıştığı az miktarda izi takip etmesi gerekliydi.

 

Tabii ki hiçbir iz bırakmama ihtimalini de aklına getiriyordu fakat şu anki Rem, böyle bir şeyin üstesinden gelebilecek kabiliyete veya vakte sahip değildi. Bu nedenle――

 

Subaru: [――Buldum.]

 

Subaru, ağaçların arasındaki boşlukta, tuzağın yerleştirilmiş olduğu noktada ufacık da olsa kopmuş bir ağaç kabuğu fark etti.

 

Büyük tuzakla ilişkisizdi ve bir kedinin evin sütunlarını tırmalayışına benzer ufak bir çizikti. Gelin görün ki bu tarz çocuksu çizikler, Subaru’nun bu noktaya kadarki ilerleyişinde bir amaca hizmet etmişti.

 

Neticede o çiziklerin gerçek kimliği, “engelin” ardında bırakmış olduğu izlerdi.

 

Subaru: [――――]

 

İronik olsa da Rem’in yoluna çıkan ve Subaru’nun takibe devam edebilmesine imkan tanıyan en büyük faktör, Rem’in kaçarken yanına almış olduğu Günah Başpiskoposunun ― Louis Arneb’in varlığıydı.

 

Rem ve Louis, Subaru o ikilinin ne kadar uyumlu olduğunu bilmese de o küçük izlere bakarak Louis’in pek uslu davranmadığını ve Rem’in eylemlerine uygun hareket etmediğini gözlemleyebiliyordu.

 

Rem adımlarını gizlemek için ne kadar uğraşırsa uğraşsın Louis, onun tüm çabalarını baltalıyordu.

 

Subaru: [Kahretsin……!]

 

Kovalamacasına yardımı dokunan iyi haberlerin farkına varan Subaru’nun hisleri bulutlu kalmayı sürdürüyor, aralarından canlandırıcı ışıklar sızamıyordu.

 

E bu da çok doğaldı. Bu durum Louis’in varlığının kendisine yardım eli uzatmasıyla sonuçlanınca o şeytani Günah Başpiskoposuyla arasındaki ilişkiyi düşünen Subaru’nun sevinmesi mümkün olmuyordu.

 

Rem’in “İsmi” ve “Hatıralarını” çalan kişi doğrudan Louis olmasa da Oburluk Günahı Başpiskoposunu temsil eden üç kardeş de eşit derecede günahkardı. Sadece bir tanesinin günahlarının yükünün hafiflemesi gibi bir şey söz konusu olamazdı.

 

Dünyada var olan bir fiziksel bedene sahip olmamasının veya hayat yolculuğunda doğru yoldan sapmış olmasının önemi yoktu.

 

Subaru’nun o beyazlıklarla dolu dünyada bağırıp çağıran, çığlıklar atan ve haykıra haykıra ağlayan Louis Arneb hakkındaki çıkarımı buydu.

 

Bu nedenle Rem’i başarıyla yakalasa ve onu ikna etme evresine geçse de Louis’in göreceği muamele konusunda taviz vermeye niyeti yoktu.

 

Her şeyden önce――

 

Subaru: [Ne halt yemeye… Rem’le bu şekilde kovalamaca oynamak zorundayım ki……!]

 

Rem’i yakalamayı ve Louis konusunda yapılacakları düşünen Subaru, o ana dek aklından çıkarmış olmasına rağmen hızla geri dönen öfkesi yüzünden dudaklarını ısırdı.

 

Rem’in “Hatıraları” ve “İsmi” olmadan uyanma olasılığını değerlendirmişti.

 

Tabii ki en iyi ihtimal Rem’in her şeyiyle, orijinal haliyle geri dönmesi olurdu ama Crusch ve Julius gibi vakalar olunca Rem’in eski haliyle uyanmasını gerçekten bekleyememişti.

 

Ve endişeleriyle nokta atışı yapmış, sonucunda da Rem, kendisini de Subaru’yu da unutmuştu.

 

Fakat hal böyle olsa da Subaru, buna direnip ona destek olabileceğini düşünmüştü.

 

Emilia, Ram, Beatrice ve diğerlerinin ― kamp üyelerinin yardımlaşışıyla hep birlikte Rem’e destek olabilirlerdi. Subaru’nun kendisine hakim olabilme sebebi buydu.

 

Ama şu anda, güvenebileceği hiç kimsenin olmadığı bu ormanda, kendisinden kaçan Rem’in peşindeydi.

 

Subaru: [Neden… bu hale geldik ki……? Neden durumlar hiçbir zaman……]

 

Subaru’nun sorunsuzca ve rahatlıkla üstesinden gelebilmesine imkan tanımıyordu?

 

Rem her şeyi hatırlayarak uyanabilir ve uykuda geçirdiği süreye şaşırsa da kendilerini bekleyen hikayeyi birlikte yazabilirlerdi. Bu Subaru’ya uyardı.

 

Rem şu haliyle uyansa bile Subaru’nun bir grup olarak her şeylerini veren müttefikleri bir araya gelerek Rem’e destek çıkabilir, hepsi onun yanında olabilirdi, bu durumda Subaru’nun böyle bir felaketle boğuşması geremezdi. Bu senaryo da Subaru’ya uyardı.

 

Ama kader, Natsuki Subaru için daima en zorlu, en acımasız yolu cepte tutuyordu.

 

Ve bu yolu Subaru için hazır etmekle yetinmiyor, etrafındaki kıymetli insanlara da yöneltiyordu.

 

Subaru: [――Yeterince sitem etmedin mi artık, Natsuki Subaru?]

 

Diyerek dişlerini birbirine sürten Subaru, iki eliyle yanaklarına güçlü birer tokat indirdi.

 

Keskin acı ve darbe bilincini sarsınca da o ana dek içinde taşıdığı acizce düşünceleri bir süreliğine ardında bıraktı.

 

Evet, kader ona her defasında en acımasız yolu sunuyordu.

 

Bu yüzden de Natsuki Subaru kırbaç misali zorluklar ve ıstıraplarla mütemadiyen hırpalanıyor ama kan kusmanın eşiğindeymiş gibi hissetse de her düşüşünde ayağa kalkıyor, önüne bakmaya devam ediyordu.

 

Subaru: [En sonunda o zorlukları kendi kırbacına dönüştüren adam. İşte bu benim.]

 

Açık konuşmak gerekirse kırbacının ham maddesi olan Cadı Yaratığı, Guiltylowe, tam olarak yolunu kapatan bir engel değildi ve yoluna çıkan diğer zorluklardan daha düşük seviyeli bir zorluktu. Bunu böyle ilan etmişti.

 

Büyük laflar edip moralini yükseltmek, duygularını harekete geçirmek, kurnaz zihnini yoğunlaştırmak ve savaşabileceği bir yol aramak. Subaru’nun şu ana dek yaptığı buydu.

 

Bu yolu aptalca bir dürüstlükle takip etmişti. İzleyecek başka bir yolu yoktu. Dolayısıyla bugün de aynı şeyi yapacaktı.

 

Subaru: [Düşün, düşün, düşün hadi Subaru. Rem’i takip etmeye devam etsem bile er ya da geç Louis’in planını mahvettiğinin farkına varacak. Bu gerçekleştiğinde de ister istemez o izler silinecek. Bu gerçekleşmeden önce……]

 

――Onlara yetişmek ya da onları oyalamanın bir yolunu bulmak zorundaydı.

 

Subaru: [――――]

 

Mücadele güçlerindeki farkı analiz eden Subaru, hem karşı tarafın hem de kendisinin güçlü noktalarını saptamaya çalışarak tüm gücüyle beynini zorluyordu.

 

An itibarıyla Rem’in güçlü yanları el becerisi ve dikkati gibi hafızasını kaybetmesine rağmen yitirmediği şeylerdi. Onun tuzak kurmaya adapte oldukça gerçekleştirdiği gelişim hızını, sesinin ve yüzünün tatlılığını, harekete geçişini izlemek istiyordu ama tüm bunlar bekleyebilirdi.

 

Rem’in aksine Subaru’nun güçlü yanları kırbaç ve bıçak kullanışı ve ona yardım ettiği düşüncesi canını sıksa da Louis’in onun için bıraktığı ipuçlarıydı, cazibesinin bir parçası olarak kendisini kötü gösteren gözlerine gelince ― o gözlerle Rem’in nasıl biri olduğunu kendisinden de iyi görüp bildiğini söyleyebilirdi.

 

Subaru: [……Rem peşinde olduğumu çoktan fark etmiş olmalı.]

 

Sayısız tuzağın varlığının ispat ettiği üzere Rem, Subaru’nun yakasını bırakmadığını tahmin ediyordu.

 

Aksi takdirde bu denli çok tuzak hazırlaması için hiçbir sebep olmazdı. Yalnızca ne olur ne olmaz diye birkaç tuzak yerleştirir ve kaçmaya öncelik verirdi.

 

Ama bunu yapmak yerine çeşitli tuzaklar yerleştirmeye devam ediyordu, çünkü Subaru’nun peşinde olduğundan emindi. Ve Subaru’ya kalırsa bundan emin olma sebebi de Cadının miasmasıydı.

 

Subaru: [Bedenim şu anda tam olarak ne kadar kötü kokuyor acaba……?]

 

Subaru kolunu koklasa da alabildiği kokular kum ve terden ibaretti, her tarafına leş gibi bir koku yayıyormuş gibi gelmiyordu. Tabii ki insanın kendi kokusunu almasının zor olduğu söylenirdi ama bu durumda sorun, Cadının miasmasının yalnızca o kokuyu tanıyanlar tarafından alınabiliyor olmasıydı.

 

Daha öncesinde Rem ve Beatrice’ten o kokunun günbegün azaldığını duymuştu ama kokunun yoğunluğu, “Ölümden Dönüşün” hemen sonrasında olup olmamasına veya kullanım sıklığına bağlı olarak büyük ölçüde artıyordu.

 

Ve Subaru, Gözcü Kulesinde geçirdiği son yarım günlük süre içerisinde o ana kadarkinin yaklaşık iki katı Natsuki Subaru biriktirmiş ve sonra da buraya fırlatılmıştı.

 

Bu da demek oluyordu ki――

 

Subaru: [――Bu dünyada geçirdiğim süre içerisinde Cadı kokusunu en çok taşıyan halim şu anki benliğim.]

 

Cadının miasmasının bir limiti olup olmadığı meçhuldü ama Subaru, şu anki haliyle sağlam bir koku yaydığını tahmin edebiliyordu. Durum böyleyse bu kovalamacanın Rem tarafından çoktan fark edildiği kesindi.

 

Rem, koşmayı ve kaçmayı sürdürmesine rağmen aralarındaki mesafeyi koruyamamaya başladıkça er ya da geç sabırsızlanacaktı.

 

Normal şartlarda rakibiyle alay edip onları bir hata yapmaya yönlendirmek Subaru’nun sık kullandığı numaralardan olurdu ama Rem’le yeni, dostane bir ilişki kurmak istediği için bu yönteme çok fazla bel bağlamamayı arzuluyordu.

 

Subaru: [Bazen bir taraf için iyi olan şey diğer taraf için kötü olur…… İki tarafı da memnun etmek imkansızdır.]

 

Bu sözün gerçek hayata taşınmış olması, mevcut durumun ne denli kötü olduğunu apaçık ortaya koyuyordu.

 

Aklından bu düşünceler geçen Subaru, Louis’in bıraktığı ipuçlarını gözlemleyerek ve ufak veya orta boyutta iki üç tuzağı daha ortadan kaldırarak Rem’in izlediği rotayı takip ediyordu.

 

Gerçekten de kendisini ekmek kırıntıları eşliğinde ilerleyen Hansel ile Gretel gibi hissediyordu. Ama aradaki fark, Subaru’nun yalnızlığı ve kaçanların da diğer iki kişi olmasıydı.

 

Subaru: [Bu seferki bayağı bariz bir yerde. Şimdi sırada……]

 

Soyulmuş ağaç kabuğunu fark eden Subaru, izleyeceği yeni yolda karar kıldı.

 

Louis’in Subaru’ya kendisiyle Rem’in yerini bildirmek gibi bir arzusu yoktu, bu yüzden Subaru için birer ipucu olan işaretler bir bütünlük duygusu barındırmıyor ve pek çok durumda onları bulmak zor oluyordu.

 

Rem tuzakları hazırlamaya çalışırken bir başına bırakılan Louis’in canı ne isterse onu yapıyor olma ihtimali yüksekti. Muhtemelen meselenin özü buydu.

 

Louis’in bırakmaya devam ettiği izleri bulmak Subaru’yu bir süreliğine zorlasa da bariz bir taneyi bulmasının çok yardımı dokunmuştu.

 

Subaru: [Burada olmasına sevindim. Rem tarafından bulunup silinseydi o ipuçlarının önü……]

 

‘Kesilebilirdi’ diyecekken ansızın sözlerini duraksattı.

 

Sonra da az önce yanından geçtiği, kabuğu soyulmuş olan ağaca baktı. Uzun ve iri bir ağaçtı, soyulan kabuksa oldukça bariz şekilde göze çarpıyordu.

 

Rem gerçekten böyle bir şeyi fark etmemiş olabilir miydi?

 

#Tuzak geliyorum dedi! Ya resmen yıllarca Rem’in uyanmasını bekledikten sonra bu şekil bir kovalamaca yaşamaları beni üzüyor. Rem’in hatıraları geri gelmese bile bir şekilde Subaru’ya yeniden güvenebilecek hale gelmesini iple çekiyorum. Acaba bunu görmemiz -tabii görebilirsek- kaç bölüm sonra olacak… Okuyup göreceğiz diyerek devam ediyorum, bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32577 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43281 Bölüm Sayısı


creator
manga tr