Cilt 7 Bölüm 31 [ Yurttaşlar Arasında Bir Sohbet ] (1/2)

avatar
255 7

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 31 [ Yurttaşlar Arasında Bir Sohbet ] (1/2)


Çevirmen : Clumsy



Güçlü bir kol tarafından omuzlarından kavranıp döndürülen Subaru’nun gözleri irileşmişti.

 

Karşısında bulduğu demir miğferin―― yani Al’ın tavırları son derece beklenmedikti.

 

Subaru: [――――]

 

Omzuna bastıran kolun uyguladığı gücü görmezden gelmekse nispeten zordu. Al’ın Subaru’nun kafasını duvara vurarak kendisine zarar vermesine mani olma isteği açıkça hissedilebiliyordu.

 

Al: [Buna bir son vermelisin.]

 

Subaru: […Ah.]

 

Derken bakışları buluştu ve baskıcı konuşma tekrarlanırken Subaru’nun ağzından bir nefes kaçtı.

 

Aynı saniyede bu eksantrik tavırları nedeniyle suçlanıyormuşçasına bir utancın sızısının midesinden yükseldiğini hissetti. Duvara karşı koşmak için tasarlanmış bir oyun karakterinden farkı yoktu.

 

Bu konuda hiçbir şey düşünmüyor oluşuyla birlikte içerisinde bulunduğu durum tam da buydu.

 

Al: [Şu yaptığından sonra geri zekalı falan olursan gelip bana sızlanma. Yo, aslına bakarsan o hale gelmene izin veremeyeceğim için seni durdurmaya geldim zaten.]

 

Subaru: […Verdiğim rahatsızlık için özür dilerim.]

 

Al: [Bu resmiyet neden? Ayrıca sesin o kadar boğuk ki ödümü kopartıyorsun.]

 

Subaru’nun sesinin şaşırtıcı derecede boğuk olduğunu vurgulayan Al, bir kez daha onunla dalga geçiyordu.

 

Evet onunla, çünkü tam bir sinir krizi geçiren ve utanç verici tavırları tarafından ruh hali bozulan kişi Subaru’nun ta kendisiydi.

 

Bu da çok doğaldı. Sonuçta onca insan dururken Rem, Subaru’ya demişti ki――

 

Al: [――O kızın söylediği şeyleri duymak bu kadar mı canını yaktı?]

 

Subaru: [――Hk.]

 

Al: [Of, korkunç! Bana öyle bakmasana. O bakışlarına bir son vermezsen gerileceğim.]

 

Subaru göğsüne mermi yemişçesine Al’a bakarken Al, yalnızca şakalaşıyormuşçasına omuz silkti.

 

Ve dik bakışları Al’ı geriletse de Subaru, aralarındaki mesafeyi kapatarak doğruca Al’ın az önceki sözlerine değindi.

 

Subaru: [Sen, bizi mi dinliyordun…!]

 

Al: [Kulak kabartmaya çalışmıyordum, anlarsın ya. Sadece seni çağırmaya geldiğimde önemli bir konuşmanın ortasındaydın, kardeşim. Ben de araya girmenin yanlış olacağını düşündüm.]

 

Subaru: [――――]

 

Al: [Bana o güvensiz gözlerle baksan da yalan söylemiyorum. Neyse, işte sen o konuşmadan sonra dünyanın sonu gelmiş gibi yürümeye başlayınca ben de endişelenip peşine takıldım. Ve elbette ki…]

 

Diyen Al, miğferinin ön kısmını işaret etti.

 

Böylece Subaru’nun beklediği üzere korkularının yerinde olduğu anlaşıldı. Al onu yakından gözlemlediği için değil, Subaru’nun çaresizliği gün gibi ortada olduğu için bu sonuca ulaşılmıştı.

 

Al’ın işaret ettiği yere vurmasından kaynaklanan baş ağrısı, Subaru’nun gözlerini tuhaf bir şekilde devirmesine yol açarken,

 

Subaru: […Rem.]

 

Al: [Hmm?]

 

Subaru: [Doğru ya, Rem’e ne oldu? Yani benimle konuştuktan sonra diyorum…]

 

Al: [Oha, oha, o kızın söyledikleri yüzünden girdiğin şok sana hafızanı mı kaybettirdi yoksa!? Bana bu kadar yüklenme, kardeşim. Hafızanı kaybedersen tek dostumu yitiririm.]

 

Al, eliyle kafasındaki miğferin metal tokasıyla uğraşarak bu yanıtı verdi.

 

Maalesef Al’ın korktuğu şey çoktan gerçek olmuştu. Gerçi az önce yaşanan şey de Subaru için en az hafıza kaybı kadar ağırdı, haliyle zihinsel dengesinin bozulması kaçınılmazdı.

 

Al, Subaru’nun ifadesindeki gerginliği görmüş olacak ki “Endişelenme” diyerek devam etti.

 

Al: [Betin benzin attıktan sonra bile düzgün cevaplar verdin, kardeşim. Yani kızın bir şeyden şüphelendiğini zannetmiyorum, tamam mı?]

 

Subaru: [Ah, demek öyle…]

 

Al’dan bu garantiyi işiten Subaru, ufacık, minicik bir rahatlama duydu.

 

Anlaşılan o ki Subaru’nun utanç verici davranışları Rem’in huzurundan ayrılışı sonrasında başlamıştı. Rem’in yanında kendisini tutmayı başardıysa onu endişelendirmemiş olmalıydı.

 

Her halükarda――

 

Subaru: [Al, az önce söylediğin şeyle… Ne kastettin?]

 

Al: [Ne dedim ki?]

 

Subaru: […Ölmek istememi anlıyordun falan hani.]

 

Elini acıyıp ağrıyan alnına götüren Subaru, Al’ın sözcüklerinin ardındaki gerçeği sorguluyordu.

 

Al: [Ölmek istemeni anlıyorum. Ama bunu kaç kez yaparsan yap, bu yaşananların sonu gelmeyecek.]

 

Ölme isteğini anladığını ve ne yaparsa yapsın buna bir son veremeyeceğini söylemişti.

 

Dürüst olmak gerekirse bunun onu çok fazla rahatsız etmeyecek bir ifade olduğunu düşünmüştü. Ama aynı zamanda bu durumda Subaru’ya söylemek için fazla anlamlı bir ifadeydi de.

 

Öyle ki Al bu sözleri, Subaru’yu onu özel kılan Otoriteden haberdar olduğuna inandırmak adına söylemiş gibi gelmişti.

 

Al: [――. Oh, onu diyorsun.]

 

Subaru: [Evet, onu diyorum. Bu sözler… Fazla anlamlıydı. Sen…]

 

――Bir şeyler biliyorsun, öyle değil mi?

 

Subaru, Al’a şüphe dolu bir bakış attı. Ancak gözlerini ne kadar kısarsa kıssın o soğuk, çelik miğferin ardında gizli duygulara ve gözlere erişemiyordu.

 

Bu şekilde gözleri ve ifadesini gizleyen Al ise homurdanarak,

 

Al: [Bunu söylemek istemezdim ama yıllardır yuvarlanıp gidiyorum, haksız mıyım? Yine de bir zamanlar ben de senin gibi bir karmaşa içerisindeydim, kardeşim. ――Güzel bir kızın önünde ezik gibi davrandığım bile olmuştu.]

 

Subaru: [Ah…?]

 

Al: [O “ah” da neyin nesiydi? Kendini koca bir aptal yerine koymak ve sonra da ölmek istemek her erkeğin geçtiği bir yoldur. Şahsen benim bu yaşta bile sık sık yaptığım bir şey. Bunu her yaptığımda da Prenses bana bir böcekmişim gibi bakıyor.]

 

Diyerek kıs kıs gülen Al, Subaru’nun omzuna hafifçe vurarak ona tipik bir abi nasihati verdi.

 

Bu nasihatin kapsamını ve Al’ın tavrını irdeleyen Subaru’ysa beni kandırmaya mı çalışıyor yoksa ciddi mi diye düşünerek gözlerini Al’a iyice dikti.

 

Al: [Hmm? Ne oldu, kardeşim?]

 

Subaru: […Yo, yok bir şey.]

 

Ama Subaru Al’ın gerçek niyetini açığa çıkartmaya ne kadar teşebbüs ederse etsin o kara demir tarafından engellendiği sürece bunu başaramazdı.

 

O ana dek Al’ın giyim kuşam şeklini onun tuhaflıklarından biri olarak değerlendirip geçmişti. Fakat gerçek niyetini anlama teşebbüsüyle karşı karşıya geldikleri şu andan itibaren, bunun sandığından da sağlam bir koruma sağladığını fark ediyordu.

 

Öte yandan gereğinden fazla gerildiğini de düşünüyordu.

 

Subaru: [Bilmesine imkan yok, ha…]

 

Yani Al’ın yorumunun Subaru’nun dikkatini çekmesi bir tesadüften ibaretti.

 

Al Ölümden Dönüşü biliyor olsaydı bunu Subaru’ya anlaşılması daha kolay bir yolla göstermeye çalışırdı. ――Bu Otoritenin, Ölümden Dönüşün varlığı bile son derece tehlikeliydi.

 

Ve bunun farkında olsaydı, tıpkı Roswaal gibi Al da kendisini ondan bahsetmekten alıkoyamazdı.

 

Aynı zamanda――

 

Subaru: [――Sanırım başka bir dünyaya çağrılan herkes bir güç edinmiyor.]

 

Subaru, Al’ın durumuyla ilgili detayları bilmese de bu varsayımı yapabileceğini düşünüyordu.

 

Çünkü ona öyle geliyordu ki Al özel bir güç taşıyor olsaydı―― sol kolunu yitirmesinin önüne geçebilirdi.

 

Örneğin Subaru benzer bir şekilde kollarından birini yitirseydi buna mani olmak için Otoritesini kullanarak olayın öncesine――

 

Subaru: […Geri mi dönerdim?]

 

Subaru, aklında bu düşünceyle sol kolunu seyretti.

 

Yalnızca varsayımsal olsa da gayet olasıydı. Her şeyden önce Subaru’nun vücudunu tamamen koruyarak bu günlere gelebilmiş olmasının tek sebebi, Ölümden Dönüşü tam anlamıyla kullanabilmesiydi.

 

Hayatını çalan çoğu döngüde bir kolunu veya bacağını yitirmişti.

 

O döngülerde Ölümden Dönüş yaşamadan hayatta kalabilmiş olsaydı eksik uzuvlarla yaşayacak bolca zamanı olabilirdi.

 

――Subaru, asla tamamen Ölümden Dönüşe güvenerek hareket etmemekte karar kılmıştı.

 

Peki öyleyse, hangi noktada ona güvenecekti?

 

Ölümden Dönüşü seçmeden önce kaç kolunu, bacağını, parmağını ya da gözünü yitirmesi gerekecekti? Her şeyden öte, ya kaybolan kendisinin değil de Emilia’nın veya Rem’in uzuvları olursa ne yapacaktı?

 

Subaru, Su Kapısı Şehri Pristella’da Ricardo’nun yitirdiği kolu için Ölümden Dönmemişti. Bugün de Mizelda’nın bacağı için o seçimi yapmamıştı.

 

Halbuki Otoritesini kullanarak daha iyi sonuçlar alabileceğini biliyordu.

 

Halbuki şimdiye kadar izlenen yolları keserek kol ve bacaklarını yitirenlerin sayısını azaltabileceğini biliyordu.

 

Subaru: [Ben…]

 

Al: [――――]

 

Subaru: [Ben ikiyüzlünün tekiyim.]

 

Kendisine bahşedilen Otoritenin güçlü olduğunun bilincinde olan Subaru, kararlı bir adım atamıyordu.

 

Natsuki Subaru, fazlasıyla aciz ve bencildi.

 

İşte bu yüzden――

 

Subaru: [Rem de… Zuah?!]

 

Al: [Kötü bir döngüdesin, kardeşim.]

 

Subaru, Rem’in o son sözleri söylemesine müsaade etmişti.

 

Ama tam yeniden depresyona girecekken alnına güçlü bir fiske yedi. Ve yoğun acıyla gözleri yaşarırken “Ne, ne oluyor…” diyerek Al’a baktı.

 

Al: [Oh, amma da güzel bir ses çıktı. Ne oldu, yoksa alnını çarptığın yere mi vurdum? Pardon, pardon, öyle olsun istememiştim.]

 

Subaru: [Sorun yok… Yo, gayet de var, ne halt yiyorsun sen!]

 

Al: [Parmak fiskesi işte. Neyse, artık sorgulama gücü bana geçtiğine göre bundan böyle soruları ben soracağım.]

 

Al, şaşkınlığı acısından baskın çıkan Subaru’ya parmağını gösterdi ve o parmak burnuna doğru savrulan Subaru, istemsizce geri çekilerek ağzını sımsıkı kapattı.

 

Ardından Al, “Dinle” diye başlayarak,

 

Al: [O kızın sözleri seni neden bu kadar huzursuz etti? Yazık oluyor, sırf sana bir şeyler söyledi diye değer mi? Kendini hiç mi düşünmüyorsun?]

 

Subaru: [Şey, ben…]

 

Al: [Böyle bir şey yüzünden serseme dönmeni istemem. Bunu söylemek beni utandırsa da… sana dair beklentilerim var, kardeşim.]

 

Subaru: [――Beklentilerin mi?]

 

Subaru, hiç beklemediği bir konuşmanın içerisinde olmanın şaşkınlığını yaşıyordu.

 

Onun bu tepkisini gören Al’sa kafasını uzun uzun sallayarak, “Evet, bu doğru” dedi.

 

Al: [Pristella’da yaptığın o konuşmayı unutmadın, değil mi kardeşim?]

 

Subaru: [Oh, evet, unutmadım, ama…]

 

Al: [O zaman sana bu yayınla “kahramanca düşler” taşımak zorunda kalacağını söylemiş olduğuma eminim, kardeşim.]

 

Gergin bir ortamdı, Günah Başpiskoposları şehre saldırmıştı ve pek çok kişi zorlu şartlar altındaydı.

 

Subaru, bu durumda bir rol oynaması gerektiğinde Al’dan işittiği kelimeleri anımsıyordu, lakin bir sonraki adımı atamamıştı: o adım da “kahramanca düşlerdi”.

 

O, pek çok insanın umutları ve beklentilerinin yükünü taşıyan bir varlıktı. Kaybetmesine izin verilemezdi.

 

Herkesin olmasını arzuladığı o “kahraman” olmayı “düşlüyordu”.

 

Ve o sırada çok rahat bir şekilde karşılık vermişti.

 

――Yani her zaman olduğu gibi.

 

Al: [Yine aynı şey söz konusu. Bir kişi seni reddediyor, ee ne olmuş yani? Bu senin yaptıklarını değiştirmeyecek ki kardeşim, kararlılığını da tersine çevirmeyecek.]

 

Subaru: [――――]

 

Al: [Dağılma, kardeşim. Haklarından gel, kardeşim. ――Beklentilerin karşılığını ver, kardeşim.]

 

Subaru’nun Su Kapısı Şehrindeki başarılarından haberdar olan Al, sırtını sıvazlıyordu.

 

Ne her şeyi unutmuş olan Rem ne bebekten farkı kalmayan Louis ne de Abel, Flop, Medium ve Shudraq halkı Subaru’nun başarılarından haberdardı.

 

Aslında Priscilla da yaşananları biliyordu ama Subaru, onun bunu hatırlıyor olduğundan şüpheliydi.

 

Al: [Ben unutmadım. Ve üzgünüm ama bu işin peşini bırakmayacağım, kardeşim.]

 

Subaru: [Demek bırakmayacaksın…]

 

Al: [Bunu kendin başlattın. Artık ölene dek koruman gereken bir saygınlığın var.]

 

Subaru: [――――]

 

Al’ın kritik beyanı, bir kez daha Subaru’nun nefesini kesmişti.

 

Subaru, Su Kapısı Şehrindeki o yayının yalnızca gerginlik ve korkuya teslim olmaya çok yaklaşan şehir halkına değil, dünyanın kalanına da yayıldığını biliyordu.

 

Bu saygınlığı da ölene dek korumak zorundaydı.

 

Ve maalesef ki “ölüm”, Subaru’yu asla bulmayacaktı.

 

Dolayısıyla savaşmaya devam etmekten başka şansı yoktu.

 

Subaru: […Sonsuza dek.]

 

#Etkileyici bir bölümdü. Al ve Subaru arasındaki sohbeti sevdim. Aynı zamanda Al, geçen bölümü bitirdiği ve Subaru’nun da sorguladığı cümlelerin yanı sıra fiskenin hemen öncesinde de ‘döngü’ kelimesini kullandı. Bütün bunlar tesadüf olabilir mi? Bana kalırsa Al serinin en gizemli karakterlerinden biri ve bizi şaşırtacağı daha nice şey olabilir. Umarım yakın zamanda bir şeylere şaşırır ve bazı gizemleri çözeriz diyerek susuyorum, bir sonraki bölümde görüşmek üzere!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32643 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43319 Bölüm Sayısı


creator
manga tr