Cilt 7 Bölüm 33 [ İblis Şehri Yolculuğu Zamanı ] (1/3)

avatar
540 11

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 33 [ İblis Şehri Yolculuğu Zamanı ] (1/3)


Çevirmen : Clumsy



――Vollachia Tahtını geri almak için elinin altındaki her şeyden faydalanacaktı. 


Yalnızca Guaral Hisar Şehrini değil, Shudraq Halkını, İkinci Sınıf General Zikr’i ve tabii ki Natsuki Subaru’yu da kullanacaktı.  


Evet, Abel Subaru’nun teyidini yalnızca kafasını sallayarak onaylamıştı.  


Priscilla: [――Bu mesele çözüldü herhalde.] 


Toplantının sona erdiğini gören Priscilla’ysa açtığı yelpazesiyle ağzını örterek bu şekilde mırıldandı.  


Tam da söylediği üzere toplantı konusu çözüme ulaşmıştı. Galibiyet koşulları herkes tarafından anlaşılmış, gelecekte izlenecek yollar belirlenmiş, bir sonraki istikamet ve amaç netleştirilmişti.  


Ve ardından―― 


Subaru: [Yalnızca seçilen birkaç kişi Kaos Alevine gidecekse geri kalanlar ne olacak? Şu anda sadece ben, Abel, Taritta-san ve Medium-san varız…] 


Al: [――Bu konuda bir şey söyleyebilir miyim?]  


Subaru: [Al?] 


Subaru sıradaki hedefleri olan İblis Şehri Kaos Alevi için son üyeleri belirlemek üzereyken Al devreye girdi.  

Önce tek kolunu kaldırdı, sonra da o kolla ensesini kaşıyarak,  


Al: [Prenses, şu an için prangalarınızdan sıyrılabilir miyim? Kardeşimin grubuyla kalmak isterim.] 


Subaru: [Ueh?] 


Al: [Oh, hadi ama, sesin çatallaştı kardeşim. O kadar mı şaşırtıcı gerçekten?] 


Bu beklenmedik teklif karşısında Subaru’nun sesi çatallaşırken Al’ın boğazı titredi. 


Ancak Al bunu önemsiz bir şeymiş gibi dile getirse de Subaru öylece kabul edip geçemezdi.


Subaru: [Ne-neden…?] 


Al: [Sana her şeyi anlattım zaten, öyle değil mi? Sana yardım edeceğimi söyledim, kardeşim. Benim gibi eli ayağı tutmayan bir ihtiyarın bile bir şekilde yardımı dokunabilir.] 


Subaru: [Sen… Sen o kadar mı ciddiydin?] 


Al iriyarı omuzlarını silkerek cevap verirken Subaru, toplantıya katılmadan önce yaptıkları konuşmayı düşündü ve Al’ın buna olan bağlılığına bir kez daha şaşırdı. 


Subaru’yu cesaretlendirdiği doğruydu, ona moral verdiği doğruydu, onu ilerlemeye teşvik ettiği de doğruydu.  

Ama “iş birliği” yapacak kadar ileri gitmesini beklemiyordu.  


Al: [Heh, niye kaskatı kesildin ki? Teklifim seni o kadar mı etkiledi?] 


Subaru: […Yo, ilk şaşkınlığımı bir kenara bırakacak olursam gücünü bilmemekle birlikte sen, ben ve Abel’le birlikte gruptaki kız erkek oranı korkunç olacak.] 


Al: [Seni umutlandırdıysam üzgünüm ama o amazon nee-chan'dan çok daha güçsüzüm!] 


Eliyle Taritta’yı işaret eden Al, gururlu bir şekilde son derece acınası biri olduğunu temin etti.  


Aslına bakarsanız Taritta, Shudraq Halkının en yetenekli kişilerinden biriydi fakat Dokuz İlah Generalden biriyle verilen mücadeleye tanık olmaları sonrası oldukça güvenilmez bir destek olduğu açığa çıkmıştı.  


Her halükarda―― 


Subaru: [Yine de bunu söylemene sevindim. Duyarlılığını kabul ediyorum.] 


Al: [Ha, hiç endişe etme kardeşim… Ha? Sadece duyarlılığımı mı? Teklifimi kibarca geri çeviriyor olabilir misin acaba? Bu defa birbirimize bağlı olmayacağımızı mı söylüyorsun?] 


Al’ın Subaru’nun yanıtı hakkında sayısız sorusu olsa da algılama şekli hatalı değildi. 


Subaru bu tekliften çok memnun kalsa da burası Vollachia İmparatorluğuydu. Her şeyden önce Al’ın bu savaşa katılması Flop ve Medium’dan da öte, bütünüyle şans eseriydi―― 


Priscilla: [――Al.] 


Al: [Evet, Prenses?] 


Subaru kendince bir sonuca varırken beklenmedik bir şekilde hemen yanından yükselen hoş bir ses, Al’ın ismini zikretti.  


O sesin sahibi elbette ki yuvarlak masada gururla oturan Priscilla Barielle’di. Kan kırmızı gözlerini kısmış ve duygusuz bakışlarını Al’a yöneltmişti. 


Ve sonra da az önce sıradaki hamlesini ilan eden takipçisi Al’a dedi ki:  


Priscilla: [Bana Hisar Şehrinde eşlik etmeyi teklif eden sendin, öyle değil mi? Ve şimdi de soytarı arkadaşınla eğlenceli bir geziye gitmek için benden ayrılmak mı istiyorsun?] 


Al: [Bunun eğlenceli ve pervasızca bir gezi olacağını zannetmiyorum ama evet, plan bu. Yoksa beni özleyecek misin, Prenses? Bana sarılıp beni yanında tutmak istiyorsan buyur…] 


Priscilla: [Saçmalık.] 


Al: [Tabiiiii.] 


Al’ın tasasız yorumu alaylı bir söylemle yarıda kesildi ve omuzları çöktü. Zaten pek bir beklentisi yokmuş gibi görünüyordu. 


Bu sırada miğferinin üzerinden Al’ın kafasına gözlerini diken Priscilla, ufak bir nefes vererek, 


Priscilla: [――Elinden geldiğince iyi dans et.] 


Al: [Oh, anlaşıldı. Asıl Prenses, benim ve Shult’un yokluğunda dikkatli olmalı. Sonuçta Prensesin güzelliği dünyanın güzelliği.] 


Priscilla: [Bunu duymama gerek yok. Sen beni ne sanıyorsun?] 


Al: [Elbette ki dünyanın merkezi olduğunu düşünüyorum, Prensesim, Priscilla Barielle.] 


Al gülünç bir ses tonuyla bu iddialı sözleri söyleyerek uçarı bir şekilde Priscilla’nın önünde eğildi. Sonra da kendi etrafında dönüp “Hadi gidelim” diyerek Subaru’ya elini kaldırdı.  


Subaru: [Ne, bu etkileşimle her şey sonuca bağlandı mı yani? Benim fikrim ne olacak?] 


Al: [Bu çekimserlik nereden çıktı ya? Moral bozuyor. Yoksa ihtiyar bir adam gibi kokuyorum da haberim mi yok? Benim yanımda durmak canını falan mı acıtıyor?] 


Subaru: [Ondan bahsetmiyorum. Yani şey, sana karar verme hakkını veren nedir…?] 


Al: [Yo, tabii ki reddetmekte özgürsün, anlarsın ya. Ama ben nasıl reddedebilirim ki? ――Prensesin seçimi sonuçta?] 


Diyerek çenesiyle yüzünü yelpazelemekte olan Priscilla’yı işaret etti.  


Bu krallara layık davranış, Al’ın sözlerinin ezici dayanağını teşkil ederken Priscilla’nın kararına karşı çıkmak nasıl da korkutucu olurdu kim bilir!  


Her halükarda, gelecekte bir belirsizliğe yol açacağı takdirde onu reddetmek gibi bir seçenek söz konusu değildi. 


Subaru: [Priscilla, ben…] 


Abel: [――Benim için sorun yok. Gerekiyorsa o da bizimle gelebilir.] 


Subaru: [Abel, lanet olsun, bana hiç de askeri strateji uzmanı gibi davranmıyorsun!] 


İşte böylece Subaru, tam da Priscilla’ya fikrini belirtmek üzereyken bir kez daha sırtından vuruldu.  


Subaru, lafını kesen ve rakibinin karşısında kollarını gururla önünde bağlayan Abel’e gözlerini dikti. Tıpkı Pricilla gibi o da isteklerini inatla elde etmeye meyilliydi.  


Ancak Subaru’nun işe alım koşullarının farklılığı nedeniyle ona doğrudan başvurmak dışında bir şansı yoktu. 


Subaru: [Fikirlerim dikkate alınmayacaksa askeri strateji uzmanı olmamın ne anlamı var ki?] 


Abel: [Bu kadar küstah olma. Fikirlerin dinlenmeye değer olursa onları dinlerim. Ama nihai kararı veren benim. Bu işi sana emanet etmem.] 


Subaru: [Gnnh, işçilerinin emeklerine konan ahlaksız bir patronsun yani…?] 


Abel: [Beni sözlerimi tekrar etmeye mecbur bırakma. ――Sonuç sana bağlı. Öyle olmalı.] 


Subaru: [————] 


――Tahtından indirilen İmparatorun arkasında hafife alınamayacak kadar akıllı biri vardı. Abel, bu izlenimi uyandıran bir Subaru’ya ihtiyaç duyuyordu. Ve bunu elde etmek için Subaru’ya prim verip biraz abartmaya razıydı. 


Fakat bunun bir masal yazmaktan farkı yoktu. 


Subaru: [Rol yapmak yetmez. Gerçek olmalı, aksi takdirde yitirdiklerimi asla geri alamam.] 


Abel: [―― Öyleyse beni ve geri kalanları eylemlerine ikna etmeye çalış. Bunu başaramazsan ağzından dökülenler, büyük hırslar barındıran, aptalca ve hayal dünyasına ait sözlerden ibaret olur.] 


Subaru: [Piç, evet öyle yapacağım. Fayda sağlasın diye işe yarayan yaramayan her şeyi kullanacağım.]



Diyerek azı dişlerini sıkan Subaru, Abel’in soğuk, kara gözlerine bakarak yanıtını verdi.  


Aynı yöne bakıyor olsalar da birbirlerinin etrafında gardlarını indirebilecekleri bir ilişkileri yoktu. Onları birbirinden ayıran, Krallık ve İmparatorluk olarak farklı topraklara ayak basmalarından farklı ve daha büyük bir sebepti.  


Hal böyle olduğu sürece Subaru, hayati bir noktada Abel’le anlaşmazlık yaşayabilirdi.



Ve bu gerçekleştiğinde Natsuki Subaru―― 


Al: […İşe yaramayan şeyden kastı benimdir belki de ha, Prenses?] 


Priscilla: [Ahmak.] 


Priscilla’nın omuzları düşerek bu şekilde mırıldanan Al’a yanıtıysa bundan ibaret oldu. 



#Tekrar merhaba arkadaşlar. Bildiğiniz üzere sitedeki serilerimizin çoğu çok yakında yayından kalkmak üzere ama daha önce de belirttiğim gibi re:zero bu kapsamda değil. Yani herhangi bir aksilik olmadıkça ben gönüllü olarak re:zero çevirmeye devam edeceğim. Diğer serimle çok üzülerek vedalaştıktan sonra birkaç gün dinlenmek istedim, sonra da bilgisayarımın bozulmuş olduğunu gördüm. Anlayacağınız aksiliklerle dolu bir süreç geçiriyorum ama bir şekilde bölümün ilk kısmını çevirip sizlere bilgi vermek istedim. Yazı tipi ve satır aralıkları arasında bir farklılık olursa bu yüzdendir, bilgisayarıma kavuştuğum zaman eski haline dönecek. Son olarak ilk kısım kısaydı ama diğerleri bunun iki üç katı, merak etmeyin. Bir aksilik çıkmazsa iki gün sonra, çıkarsa da en geç pazartesi ikinci kısmı atacağım umarım, orada tekrar görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 34427 Üye Sayısı
  • 355 Seri Sayısı
  • 43755 Bölüm Sayısı


creator
manga tr