Cilt 7 Bölüm 41 [ Çay Eşliğinde Bir Sohbet ] (1/3)

avatar
529 2

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 41 [ Çay Eşliğinde Bir Sohbet ] (1/3)


Çevirmen : Clumsy



Subaru: [——Strateji toplantısı!]

 

Subaru, iğne atsanız duyulacak kadar sessiz odanın içerisinde kısa kolunu kaldırarak bu öneride bulundu.

 

Önerisine itiraz eden de olmadı. Herkes durumu tartışma ihtiyacı duyuyordu.

 

Elbette ki tartışma konuları Kırmızı Lapis Kaleye yapacakları yolculuktu.

 

Subaru: [Mektubu yazan Abel ve dün kaleye giden bizler olmazsa olmazız…]

 

Kolları ve paçaları kırışmış kıyafetlerine bakan Subaru, bir elçi olarak gelen Tanza'nın Yorna’dan getirdiği mesaj üzerine düşünüyor ve kaşları çatılıyordu.

 

Abel’i doğrudan kaleye gönderme riskini almaya razıydı ama asıl endişesi, önceki günkü elçilerin de ona eşlik etmesi koşuluydu.

 

Yorna Abel’in peşinde ufalmış Subaru, Al ve Medium’u götürmesini hoş karşılar mıydı bilemiyordu. En kötü senaryoda buna bir eşek şakası gözüyle bakma ihtimali yüksekti.  

 

Ona durumlarını anlatıp içtenlikle kalbine dokunmaya çalışma gibi bir alternatifleri de vardı ama——

 

Abel: [Rakibinin sıradaki hamlesini bilmezken elini göstermek tamamen mantıktan yoksun bir harekettir.]

 

Subaru: [Anlıyorum… Dünkü etkileşimimizden sonra Yorna’nın beni dinleyeceğinden bile emin değilim zaten…]

 

Abel tüm kartlarını açık etmeyi reddediyordu ve Subaru da bu noktada onunla hemfikirdi.

 

Dün bunu söylemekten kaçınmış olsa da Yorna hakkındaki izlenimi sorulduğu takdirde “şeytani bir kadın” demek geçerli bir tercih olurdu. Fahişeye benzer davranış ve konuşmalarıyla Subaru’nun gözünde erkekleri elinde oyuncak etme konusunda harikulade yeteneklere sahip, baştan çıkarıcı bir kadındı.

 

İblis Şehrinin Lordu olarak teşkil ettiği tehlikenin yanı sıra İlahi General unvanını almaya layık olduğu da ortadaydı.

 

Dokuz İlahi General arasından potansiyel bir müttefik olarak göz diktikleri ilk kişi oydu ama Abel’in de uyardığı üzere Yorna, durumlarını rahatlıkla açıklayabilecekleri biri değildi.

 

Al: [Ona içerisinde bulunduğumuz koşullarla ilgili istenmeyen mesajlar gönderip durursak ve o da bize seni sorarsa işimiz bitmiş demektir. Kılık değiştirme muhabbetleri hesaba katılınca “Ne cüretle bana yalan söylersin?” gibi bir şey derse ne yaparız, düşünsene.]

 

Subaru: [Bu sebeple suçlanacağımı düşünmek istemiyorum ama bu durumda loli formunda Natsumi Schwartz gibi davransam olmaz mı…?]

 

Taritta: [Bir saniye, bir saniye durun lütfen. Korkarım ki benim kafam giderek daha da karışıyor…]

 

Bir yalanı örtbas etmek için yeni bir yalan uydurmak oldukça yaygın bir çıkmazdı ama kılık değiştirme yalanını çocuklaştırıldıktan sonra bile kılık değiştirerek örtbas etmeye çalışmanın eşi benzeri görülmemiş olsa gerekti.

 

Al’ın miğferinin aksine peruğun boyutu küçültülebilirdi, yani kılık değiştirmek mümkündü ama o kadar ileri gitmeye gerek olup olmadığı hikayenin gidişatına bağlıydı.

 

Medium: [Ee, ne yapacağız? Ateş Zamanı çanına üç saat var, unutmadınız değil mi?]

 

Subaru: […Kırmızı Lapis Kaleye gitmek zorunda kalacağımızdan emin gibiyim.]

 

Medium, kollarında kendisini dinleyen Louis’le kafasını eğerek bu soruyu sordu.

 

İkisi aynı ebattayken ve Louis de Medium gibi kafasını eğerken Subaru’nun kendi iç terazisine danışması gerekiyordu.

 

Taritta: [Her şeyden önce, Yorna’nın davetini reddetmek gibi bir seçeneğimiz yok, değil mi?]

 

Al: [Ehh, o mektubu okusun diye bin bir zahmete girdik. Teklifini kabul etmezsek dünkü gayretlerimiz de küçülmüş olmamız da nafile olur.]

 

Taritta: [Geriye yalnızca alınan hasar kalır yani…]

 

Al ve Taritta’nın söylemlerini başını sallayarak dinleyen Subaru da geri çekilmek gibi bir seçenek olmadığına inanıyordu.

 

Harcanan para geri alınıncaya dek geri adım atmamak; bu zihniyet, kumarda her şeyini yitiren insanlar için bir klişeydi. Bazı durumlarda mühim olan, daha fazla kayıp vermenin önüne geçmekti.

 

Bununla birlikte burada bahsedilen “kayıp”, Subaru ve diğerlerinin cüssesiydi.

 

Subaru: [Bunu ciddi bir şey olarak mı görmeliyiz, yoksa önemsiz bir şey mi…?]

 

???: [Gençleşmek yaşlanmaktan iyidir. Sonsuz yaşamın sırrı gibi bi şey değil mi bu?]

 

Subaru: [Evet, orası öyle ama——]

 

“Gençleşme” de bir bağlamda Ölümden Dönüş gibi bir şans artışıydı.

 

Kişi bir yetişkin olarak sahip olduğu deneyim ve bilgi birikimiyle çocukluğuna döndüğü takdirde zaman içerisinde bedenini en uygun şekilde geliştirebilir ve vazgeçtiği hedeflere yeniden ulaşmayı deneyebilirdi.

 

Bu şartlar altında ellerinde avantaj olarak kullanılabilecek noktalar olabilirdi, fakat——

 

???: [——Aklından bunlar geçiyo, di mi? Ama o kadar da basit değil, haksız mıyım? Öyle kolaylıkla kullanılabilecek bi şey değil, anlarsın ya.]

 

O saniyede üçüncü bir şahsın tartışmayı bölüşüyle Subaru’nun nefesi kesildi.

 

——Yo, yalnızca Subaru değil. Odadaki herkes kaskatı kesildi, o sesin sahibinin huzurunda kımıldayamaz halde donakaldı.

 

Bahsi geçen kişiyse artan gerginliğe aldırış etmeyerek,

 

???: [Kendime çay yapma özgürlüğünü kullandım, isteyen olur mu?]

 

Ve doğal bir tonlamayla bu soruyu yönelterek dumanı tüten çaydanlığı kaldırdı.

 

Taritta: [——Hk!]

 

Hemen ardından Taritta, yaylı bir oyuncak bebek misali atıldı.

 

Saniyesinde yayını çekti ve okuyla karşılarında belirmiş olan kişiyi—— Olbart Dunkelkenn’i hedef aldı.

 

Hedefi fazlasıyla yakınındaydı, ne onun ıskalama şansı vardı ne de hedefinin kaçma ihtimali.

 

Lakin Olbart, lakayıt bir tavırla omuz silkerek “Hey hey” dedi.

 

Olbart: [Hey, hey, yapma, yapma ama. Sivri şeylerin üstüme doğrultulmasından hoşlanmam. Bilirsin ya, ihtiyarlar tuvalete daha sık giderler, bu yetmezmiş gibi bi de beni altıma mı işeteceksin? Burada tir tir titriyoruz zaten, di mi ama?]

 

Taritta: [Dalga geçiyor olmalısın…! Sen de kimsin…]

 

Abel: [——Olbart Dunkelkenn.]

 

Taritta: [————]

 

Yaşlı adamın düşmanca ama umursamaz hali Taritta'nın yüzünün öfkeyle kızartmasına yol açarken oni maskeli adam, kızın sorusu karşısında ona hükmedercesine Olbart’ın ismini dile getirdi.

 

Yaşananlardan hiç etkilenmemiş olan tek kişi, Abel, oni maskesini takmış halde koltukta oturarak yeni adamla bakışırken Olbart da buna karşılık olarak kalın kaşlarının altındaki gözlerini kısarak,

 

Olbart: [Ehh, dün ünlü olduğumu onaylamıştım zaten, o yüzden şaşırmadım ama sende de epey etkileyici bir yüz varmış, anlarsın ya. O yadigar nerden?]

 

Abel: [Saçmalıklarına bir son ver, ihtiyar. Neden buradasın?]

 

Olbart: [Bugünlerde yalnızlık çekiyorum, çünkü gençler ihtiyarların gevezeliklerini dinlemek istemiyo. Köyümdeki insanlar da her geçen gün beni duymazdan gelmekte daha iyi oluyolar… Kakakakka!]

 

İhtiyarlığın getirdiği yalnızlıktan bahseden Olbart, koca ağzını açarak neşeyle gülümsedi.

 

Abel ve Olbart arasında geçen bu diyalog esnasında kenardaki izleyicilerin şaşkınlığı yavaşça dağılmıştı. Fakat gardlarını tamamen indirmeleri imkansızdı.

 

Medium: [Ama İhtiyar, buraya nasıl girdin ki? Nöbet tutuyor falan değildik ama…]

 

Olbart: [Oh, bu ufaklık dünkü dansçıya benziyo sanki. Eh, İhtiyarın illa cevap vermesi gerekiyosa şöyle söyleyeyim. Geyik kızı içeri aldınız, di mi? Ben de onunla birlikte geldim işte.]

 

Medium: [Onunla birlikte mi? Tanza-chan’la mı?]

 

Olbart: [Kakakakka! Buraya girme şeklim bi sır. Shinobi sanatları bir nevi benim ticaret aracımdır.]

 

Medium’un basit sorgusu Olbart’ın şaşırtma amaçlı kahkahasıyla geride bırakılırken ihtiyarın bu konuda ne denli ciddi olduğu belirsizdi ama her halükarda “shinobi” bahsini bizzat açmıştı ve gerçek kimliğini gizlemek gibi bir niyeti yokmuş gibi görünüyordu.

 

Bu durumda tek başına yanlarına gelme sebebini açıkça sormak, onu sorgulayarak anlamaya çalışmaktan daha hızlı sonuç verirdi.

 

Subaru: [Ee…]

 

Olbart: [Hmm?]

 

Subaru: [Ee, yani gerçekten burada ne işin var?]

 

Olbart’ın bakışları kendisine ziyaret sebebini soran Subaru’ya çevrildi. Ve bir süre düşünürmüşçesine kaşlarını çatan ihtiyar,

 

Olbart: [Ah, ya, demek öyle? Sen dünkü kırmızılı kız mısın? Dansçıya benzeyen kızla tek kollu adamı karıştırmış olamam, bu beni cidden endişelendirdi bak.]

 

Diye bir itirafta bulunan Olbart, Subaru’nun kim olduğunu çözmekte zorlanmıştı.

 

Bunu duyan Subaru bakakalırken Al, gelişigüzel şekilde pozisyon alarak alaylı bir şekilde güldü. Sonra da maskesinin ardından boğazını temizleyerek normalden de kısık bir sesle,

 

Al: […Kardeşim benim. Shinobi reisi bile kim olduğunu bilmiyormuş.]

 

Olbart: [Oh, ne kadar etkileyici, ne kadar etkileyici! Keşke benim köyümdekiler de bu dönüşümü öğrenebilseydi. Onlara ders vermeye ne dersin? Hoş karşılanırsın bak.]

 

Subaru: [Maalesef Natsumi Schwartz’ın takvimi epey dolu… Belki bir ara zaman yaratabilirim gerçi.]

 

Olbart: [Hoho, “belki” derken?]

 

Kılık değiştirişinin beklenmedik şekilde ilgi çekişi karşısında dudaklarını ıslatan ve boğazındaki susuzluk hissinin farkına varan Subaru gözlerini kıstı.

 

Bu saçmalığa inansa da inanmasa da Olbart’la doğrudan sohbet etme fırsatını eksiksiz şekilde değerlendirmek zorundaydı. Kendisinin ve diğerlerinin düştüğü anormal durumu çözmek için fırsat bu fırsattı.  

 

Sonuçta Abel’e göre bu fenomenin sorumlusu, karşısındaki adamın ta kendisiydi.

 

Subaru: [Bu hale gelmemizin sorumlusunu biliyorsan dürüst ol…]

 

Olbart: [Oh, şu mesele. O benim eserim. Shinobi sanatları ilgi çekici, öyle değil mi?]

 

Subaru: [————]

 

Diyen Olbart, herhangi bir pazarlık yapmaksızın sorumlunun kendisi olduğunu itiraf etti.

 

Sözlerinin devamını yutan Subaru’ysa hafifçe yutkundu. Ve onun kaskatı kesilişini izleyen ihtiyar, acımasızca kahkahayı basarak açıkça,

 

Olbart: [Sizi kazara öldürmüş olsaydım söyleyeceğiniz hiçbi şeyi duyamazdım ve başım büyük bi derde girerdi, diil mi? Hal böyle olunca insanı öldürmeden köşeye sıkıştırmanın pek çok yolu oluyo. ——İlgi çekici, di mi ama?]

 

Dedi ve ılımış çayından bir yudum aldı.

 

#Geçen bölüm yarın öğle saatlerinde demişim ama yarın kısmı yokmuş, yani kaleye gitmek için yalnızca birkaç saatleri kalmış. Neyse ki beklenen çözüm ayaklarına geldi. Peki bu acımasız ihtiyar sahiden de neden gelmiş olabilir? Gelişi iyi haber mi, yoksa kötü haber mi? Bir şekilde anlaşmaları mümkün mü, yoksa şartlar iyice kötüye mi gidecek? Cevaplar için pazartesi yeniden görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 33006 Üye Sayısı
  • 350 Seri Sayısı
  • 43547 Bölüm Sayısı


creator
manga tr