Bölüm 17: Yeni Ufuklar

avatar
36 0

Üç yolun efendisi - Bölüm 17: Yeni Ufuklar


İkinci cilt: Yolculuğun Başlangıcı

****


Sabahın ilk ışıkları, Kadim Dağ'ın eteklerindeki küçük vadiyi altın rengine boyuyordu. “Üç Yol” Birliği, dün gece burada kamp kurmuştu. Yirmi beş kişi, on küçük çadırda, ilk geceyi geçirmenin yorgunluğuyla hâlâ uyuyordu.


Leon, en yüksek kayalığın üzerinde oturuyordu. Gözleri, doğuda uzanan sonsuz ormana dikilmişti. Kadim Orman. Haritalarda adı bile olmayan bu orman, Büyük Bin Dünya'nın en eski, en gizemli bölgelerinden biriydi. İçinde ne olduğunu kimse tam olarak bilmiyordu. İşte bu yüzden, yolculuklarının ilk durağı orası olacaktı.


“Uyumadın mı?”


Ses, arkasından geldi. Lily, üzerine bir battaniye almış, elinde iki tas sıcak çorba ile kayalığa tırmanıyordu.


Leon gülümsedi. “Uyuyamadım. İlk gece heyecanı.”


Lily yanına oturdu, taslardan birini uzattı. “Mia'nın hazırladığı. İçinde biraz Ruhsal Enerji var. Yorgunluğu alıyormuş.”


Leon çorbayı aldı, bir yudum içti. Hafif tatlı, hafif ekşi bir tadı vardı. İçindeki Ruhsal Enerji, yorgun bedenini hafifçe sarmıştı.


“Güzel,” dedi. “Mia'nın sadece dizi konusunda değil, yemek konusunda da yetenekli olduğunu bilmiyordum.”


Lily güldü. “Onun bir sürü yeteneği var. Sadece gözlüklerinin arkasına saklanıyor.”


İkisi de sustu. Sabahın sessizliğinde, vadideki kuşların sesi duyuluyordu. Uzakta, bir kurt uluması yankılandı.


“Kadim Orman,” dedi Lily sessizce. “Gerçekten girmeyi düşünüyor musun?”


Leon başını salladı. “Haritada işaretli. Büyük Hükümdar'ın gençliğinde geçtiği yerlerden biri. Orada bir şeyler bırakmış olabilir.”


“Ya da tehlikeler,” dedi Lily.


“Ya da tehlikeler,” diye onayladı Leon. “Ama her ikisi de.”


---


Güneş biraz daha yükseldiğinde, kamp hareketlenmeye başladı. Kael, çadırları topluyordu. Mia, sabah dizisini hazırlıyordu—bu dizi, kamp alanındaki Ruhsal Enerji kalıntılarını temizliyor, iz bırakmamalarını sağlıyordu. Diğerleri, kahvaltı hazırlığı yapıyor, eşyalarını düzenliyordu.


Leon, herkes toplandığında, grubun önüne çıktı.


“Bugün,” dedi, “yolculuğumuzun ilk gerçek günü. Kadim Orman'a gireceğiz. Orada ne olduğunu bilmiyoruz. Ne kadar kalacağımızı bilmiyoruz. Ama bildiğim bir şey var.”


Birliğine baktı. Yirmi beş kişi, sabahın ışığında altın rengi parlıyordu.


“Bu yolculuk, hepimizi değiştirecek. Daha güçlü yapacak. Daha akıllı yapacak. Daha iyi yapacak. Ama bunun olması için, önce kurallarımız olmalı.”


Sesi ciddileşti. “Birinci kural: Birlik, her şeyden önce gelir. Kimse tek başına hareket etmez. Kimse kendi kararını tek başına vermez. Ne yapıyorsak, birlikte yaparız.”


Kael başını salladı. “Katılıyorum.”


“İkinci kural: Herkesin bir görevi var. Lily, Ruhsal Enerji ekibinin lideri. Kael, Savaş ekibinin lideri. Mia, Dizi ekibinin lideri. Ben, birliğin lideri. Kararları birlikte alırız, ama savaş anında benim sözüm geçer.”


“Üçüncü kural,” dedi Leon, sesi daha da derinleşti. “Kimse geride bırakılmaz. Zaferi hep birlikte kazanırız, yenilgiyi hep birlikte yaşarız. Ama en önemlisi, birimiz düşerse, hepimiz düşeriz. O yüzden, kimse düşmeyecek.”


Gruptan bir ses yükseldi: “Ya düşersek?”


Leon gülümsedi. “Düşersen, kaldıracak yirmi dört kişi var. Yeter mi?”


Herkes güldü. Gerginlik dağılmıştı.


---


Yola koyulmadan önce Leon, Mia'yı yanına çağırdı.


“Yol Dizisi hazır mı?” diye sordu.


Mia başını salladı. Ellerini havaya kaldırdı. Parmak uçlarında, Mühür'ler belirmeye başladı. Bir, iki, üç... Yirmi bir Mühür. İkinci Sıra bir dizi. Ama bu dizi, normal bir diziden farklıydı. Mühür'ler, sürekli hareket ediyor, birbirleriyle dans ediyordu.


“Yol Dizisi,” dedi Mia. “Birliğin hızını iki katına çıkarır. Yorgunluğu azaltır. Ayrıca, ayak izlerimizi de siler. Kimse bizi takip edemez.”


Leon, diziyi inceledi. Mühür'lerin sesini dinledi. Her birinin farklı bir ritmi vardı. Ama hepsi, aynı amaca hizmet ediyordu: ilerlemek.


“Güzel,” dedi. “Ama Kadim Orman'da dizi çalışır mı? Eski haritalarda, ormanda Ruhsal Enerji'nin farklı aktığı yazıyor.”


Mia düşündü. “Denemeden bilemeyiz. Ama diziyi ormanın enerjisine uyum sağlayacak şekilde ayarladım. Çalışması gerekir.”


“Çalışması gerekir değil,” dedi Leon. “Çalışacak. Buna güveniyorum.”


Mia gülümsedi. “Güven bana.”


---


Kamp toplandığında, Leon birliğinin önünde duruyordu. Elinde, Kadim Orman'ın haritası vardı. Harita, Yaşlı Wayland'in yeşim taşından çıkmıştı. Üzerinde, ormanın derinliklerinde bir nokta işaretliydi. O noktada ne olduğu yazılı değildi. Sadece eski bir simge vardı: üç daire, iç içe geçmiş.


“Üç Yol,” diye mırıldandı Leon. “Aynı bizim simgemiz gibi.”


Yanına Kael geldi. “Tesadüf mü?”


“Bilmiyorum,” dedi Leon. “Ama öğreneceğiz.”


---


Kadim Orman'ın sınırına vardıklarında, güneş tam tepedeydi. Orman, dev ağaçlarıyla güneş ışığını engelliyor, içeriyi loş bir alacakaranlığa çeviriyordu. Ağaçlar o kadar büyüktü ki, tepelerini görmek için başı dikleştirmek gerekiyordu. Gövdeleri, içinde garip semboller oyulmuş gibiydi—ama semboller, insan eliyle yapılmamıştı. Doğanın kendisi, zamanla, ağaçların kabuğunda desenler oluşturmuştu.


Leon, ormanın sınırında durdu. İçindeki Ruhsal Enerji, sanki ormanın enerjisiyle rezonansa giriyor gibiydi. Kalbi, biraz daha hızlı atıyordu. Parmak uçları karıncalanıyordu.


“Herkes hazır mı?” diye sordu.


Arkasından, tek bir ses yükseldi: “Hazır!”


Leon, ilk adımı attı. Ormanın içine girdi.


---


Ormanın içi, dışarıdan göründüğünden çok daha farklıydı. Işık, dev ağaçların arasından süzülüyor, yerde hareket eden gölgeler oluşturuyordu. Hava, nemli ve ağırdı. Ama en garip olan, sessizlikti. Hiç kuş sesi yoktu. Hiç böcek sesi yoktu. Sanki orman, nefesini tutmuş, onları izliyordu.


Leon, elini kaldırdı. Birlik durdu.


“Mia,” dedi sessizce. “Diziyi başlat.”


Mia, ellerinde oluşturduğu Yol Dizisi'ni havaya saldı. Dizi, birliğin üzerinde dönmeye başladı. Mavi ışığı, loş ormanı aydınlattı.


Ama dizi, beklenenden farklı çalıştı. Hız iki katına çıkmadı. Yorgunluk azalmadı. Tam tersine, herkes biraz daha ağırlaşmış gibiydi.


“Mia?” dedi Leon.


Mia'nın yüzü bembeyazdı. “Dizi... çalışmıyor. Ormanın enerjisi, benim dizimi bozuyor.”


Leon, dizinin Mühür'lerini dinledi. Sesler, normalden farklıydı. Daha tiz, daha hızlı. Sanki orman, dizinin ritmine kendi ritmini dayatıyordu.


“Diziyi değiştir,” dedi Leon. “Ormanın ritmine uy. Onunla savaşma.”


Mia, derin bir nefes aldı. Gözlerini kapadı. Ormanın enerjisini hissetmeye çalıştı. Yavaş, ağır, derin. Binlerce yıllık bir ritim.


Diziyi, o ritme uydurmaya başladı. Mühür'leri teker teker yeniden düzenledi. Birinci Mühür... iki nefes... ikinci Mühür... üç nefes... Her Mühür, ormanın ritmine uyum sağlıyordu.


Yirmi bir Mühür, tamamlandığında, dizi yeniden parladı. Ama bu sefer, ışığı daha yumuşaktı. Ormanın yeşiliyle karışıyor, neredeyse görünmez oluyordu.


“Şimdi oldu,” dedi Mia nefes nefese.


Birlik, ilerlemeye başladı. Hızları, normalden biraz daha fazlaydı. Ama en önemlisi, yorgunluk azalmıştı. Her adımda, ormanın enerjisi onları taşıyor gibiydi.


Leon, Mia'ya döndü. “İyi iş.”


Mia gülümsedi. “Ormanın ritmini duymamı sağlayan sendin. Rünlerin sesini duymak... Bu yetenek olmasaydı, diziyi uyduramazdım.”


---


İlk günün sonunda, ormanın derinliklerinde küçük bir açıklık buldular. Açıklığın ortasında, dev bir ağaç vardı. Ağacın gövdesi o kadar genişti ki, içine küçük bir ev sığardı. Kökleri, yerin altına o kadar derine iniyordu ki, toprak onları gizlemişti.


“Bu gece burada kamp kuruyoruz,” dedi Leon.


Kael, hemen güvenlik önlemlerini aldı. Çevreyi taradı, nöbet sırasını belirledi. Lily, yemek hazırlığına başladı. Mia, kamp alanını koruyacak küçük bir dizi kurdu.


Leon, dev ağacın gövdesine yaslandı. Gözlerini kapadığında, ağacın içinde bir şey hissetti. Hafif bir titreşim. Sanki ağaç, ona bir şey söylemek istiyor gibiydi.


“Leon?”


Gözlerini açtı. Lily, yanında iki tas çorba ile duruyordu.


“Yine yemek yemeyi unuttun,” dedi sitemle.


Leon gülümsedi. “Ağacı dinliyordum.”


Lily, ağaca baktı. “Ne diyor?”


“Bilmiyorum. Henüz çözemiyorum. Ama bir şey söylemeye çalışıyor.”


Lily, çorbayı uzattı. “Belki de ‘yemek yiyin’ diyordur.”


Leon güldü. Çorbayı aldı, bir yudum içti. Bu sefer, tadı farklıydı. Ormanın otlarından yapılmıştı. Hafif acı, ama ferahlatıcı.


“Lily,” dedi. “Yolculuğumuzun ilk günü. Sence nasıl geçti?”


Lily düşündü. “Zordu. Orman, beklediğimden daha gizemli. Ama iyiydi. Birlikteyiz. Bu önemli.”


Leon başını salladı. “Birlikteyiz.”


---


Gece, herkes uyurken, Leon yine uyanıktı. Dev ağacın gövdesine yaslanmış, gözleri kapalıydı. Ağacın titreşimini dinliyordu. Yavaş, derin, kadim.


Aniden, titreşim değişti. Daha hızlı, daha keskin. Sanki ağaç, onu uyarıyordu.


Leon gözlerini açtı. Ellerinde Mühür'ler belirdi. Çevreyi taradı. Ama hiçbir şey yoktu. Sadece ormanın sessizliği.


Sonra, gördü.


Ağacın gövdesinde, kabuğun altında, zayıf bir ışık parlıyordu. Işık, bir desen oluşturuyordu. Üç daire, iç içe geçmiş. Tıpkı haritadaki simge gibi. Tıpkı onların simgesi gibi.


Leon, ayağa kalktı. Elini ağacın gövdesine koydu. Işık, elinin altında parladı. Sonra, ağaçtan bir ses geldi. İnce, uzak, ama net.


“Üç Yol... Beklenen geldi...”


Leon'un kalbi hızla çarptı. “Kimsin sen?”


Ama cevap gelmedi. Işık söndü. Ağaç, yeniden sessizleşti.


Leon, elini ağaçtan çekti. Avucunda, zayıf bir Mühür izi kalmıştı. Üç daire, iç içe.


Yanına Mia geldi. “Bir şey mi oldu?”


Leon, avucunu gösterdi. “Ağaç konuştu. ‘Beklenen geldi’ dedi.”


Mia'nın gözleri büyüdü. “Bu... Büyük Hükümdar'ın kehaneti olabilir mi? Efsanelerde, onun dönüşünden bahsedilir. Ama o dönmez. Onun yolunda yürüyen biri gelir, derler.”


Leon, avucundaki Mühür izine baktı. “Belki de o kişi benim.”


---


Sabah olduğunda, Leon birliğine ağaçta olanları anlattı. Herkes sessizce dinledi.


“Beklenen,” dedi Kael. “Bu ne demek?”


“Bilmiyorum,” dedi Leon. “Ama öğreneceğiz. Haritadaki simge, ağaçtaki simge... Üç Yol. Bizim yolumuz. Belki de Kadim Orman'ın derinliklerinde, bu simgenin anlamını bulacağız.”


Birlik, hazırlıklarını yaptı. Kamplarını topladılar, izlerini sildiler. Ve yola koyuldular.


Leon, en öndeydi. Avucundaki Mühür izi, hâlâ parlıyordu. Ona yol gösteriyor gibiydi.


Arkasında, yirmi dört kişi. Önünde, Kadim Orman'ın derinlikleri. Ve daha da ötede, Büyük Bin Dünya'nın sonsuz ufukları.


Leon, derin bir nefes aldı. “Yürüyoruz,” dedi.


Ve yürüdüler.


---

Bölüm sonu






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 58082 Üye Sayısı
  • 410 Seri Sayısı
  • 44184 Bölüm Sayısı


creator
manga tr