M.G.Y: Arkadaşlar, elimden geldiğince paylaşmaya devam edeceğim. Kitapta gördüğünüz ya da merak ettiğiniz yerler olursa sormaktan çekinmeyin, cevaplamaktan memnuniyet duyarım.
****
Güneş, Kadim Dağ'ın zirvesini altın rengine boyarken, Ruh Akademisi'nin tüm öğrencileri Savaş Meydanı'nda toplanmıştı. Bugün, “Üç Yol” Birliği'nin Yıldızlar Savaşı'ndan dönüş günüydü. Haber, bir gün önce ulaşmıştı: “Üç Yol” Birliği, turnuvanın şampiyonu olmuştu.
Meydanın girişinde, Usta Thorne, Madam Iris ve Eğitmen Bai yan yana duruyordu. Arkalarında, akademinin tüm eğitmenleri ve binlerce öğrenci vardı.
“Geliyorlar!” diye bağırdı biri.
Uzakta, altın sancak dalgalanıyordu. “Üç Yol” Birliği, yirmi beş kişi, omuz omuza, düzenli bir şekilde ilerliyordu. Önlerinde Leon, elinde Ruh Kılıcı, belinde Yıldız Kılıcı, sırtında Demir Kale kalkanı vardı.
Meydana girdiklerinde, binlerce öğrenci alkışlamaya başladı. Alkışlar o kadar yüksekti ki, Kadim Dağ'ın zirvesi sarsılıyor gibiydi.
Leon, birliğini durdurdu. Arkasına döndü, birliğine baktı. Sonra, Usta Thorne'un önünde diz çöktü.
“Usta Thorne,” dedi Leon. “Emanetinizi geri getirdim. Ruh Kılıcı, hiç kaybetmedi.”
Thorne, kılıcı aldı. Ama hemen geri verdi. “Bu kılıç,” dedi, “artık senin. Onu hak ettin.”
Leon şaşkınlıkla baktı. “Ama bu akademinin...”
“Akademinin en değerli hazinesi,” diye sözünü kesti Thorne. “Ama onu kullanacak en değerli savaşçı da sensin. Kalsın sende.”
Madam Iris de yanına geldi. “Yıldız Ağı'nı kullandın mı?”
Leon başını salladı. “Kullanmadım. Gerek kalmadı.”
Madam Iris gülümsedi. “Akıllıca. Güç, kullanılmadığında daha değerlidir.”
Eğitmen Bai, Leon'un omzuna dokundu. “Babanla gurur duyardı. Hem de çok.”
Leon'un gözleri doldu. Başını eğdi. “Teşekkür ederim.”
---
Öğleden sonra, “Üç Yol” Birliği Savaş Meydanı'nda özel bir törenle onurlandırıldı. Her bir üye, akademinin en yüksek nişanı olan “Yıldız Madalyası” ile ödüllendirildi.
Leon ise, akademi tarihinde ilk kez verilen “Üç Yol Büyük Ustası” unvanını aldı. Bu unvan, üç farklı yetiştirme yolunda da üstün başarı gösterenlere veriliyordu. Daha önce hiç kimse alamamıştı.
Törenin ardından, Leon birliğiyle birlikte kutlamaya katıldı. Ama içi rahat değildi. Yıldızlar Savaşı'nı kazanmışlardı, evet. Ama bu sadece başlangıçtı. Daha büyük bir dünya vardı önünde.
Gece, Leon Gözetleme Kulesi'ne çıktı. Kadim Dağ'ın zirvesinden, tüm vadiyi görmek mümkündü. Uzakta, Stonehaven Şehri'nin ışıkları parlıyordu.
Yanına Lily oturdu. “Ne düşünüyorsun?”
Leon sessiz kaldı. Sonra, “Büyük Hükümdar'ı düşünüyordum,” dedi. “O da benim yaşlarımdayken, ilk kez Yıldızlar Savaşı'na katılmış. Kazanmış. Sonra ne yaptı, biliyor musun?”
Lily başını salladı. “Ne yaptı?”
“Gitti,” dedi Leon. “Akademiden ayrıldı. Büyük Bin Dünya'yı dolaştı. Her köşesini gezdi. Her türlü düşmanla savaştı. Her türlü dostluk kurdu. Ve sonunda...”
Sesi derinleşti. “...tüm dünyaların Savaş İradesi'ni toplayabildi.”
Lily, Leon'un elini tuttu. “Sen de mi gideceksin?”
Leon, arkadaşına baktı. “Gitmeliyim. Burada öğrenebileceğim her şeyi öğrendim. Ama daha gidecek çok yolum var.”
Lily'nin gözleri doldu. “Ne zaman?”
“Yakında,” dedi Leon. “Ama önce, birliğimi hazırlamalıyım. Onlar da benimle gelecek.”
---
Ertesi sabah, Leon birliğini topladı. Yirmi beş kişi, Savaş Meydanı'nda halka oldu.
“Yıldızlar Savaşı'nı kazandık,” dedi Leon. “Ama bu sadece başlangıç. Önümüzde, Büyük Bin Dünya var. Her biri farklı tehlikelerle, farklı fırsatlarla dolu. Ben, oralara gitmek istiyorum.”
Birliğine baktı. Herkes dikkatle dinliyordu.
“Ama bu kararı tek başıma veremem. Siz de benimle gelmek ister misiniz, bilmiyorum. Her birinizin kendi yolu, kendi hedefi var. Ben sadece...”
Kael sözünü kesti: “Ben geliyorum.”
Leon şaşırdı. “Ama senin ailen...”
“Ailem,” dedi Kael, “benim savaşçı olmamı istedi. Seninle birlikte, gerçek bir savaşçı olacağım. Geliyorum.”
Lily gülümsedi. “Ben de geliyorum. Nereye gidersen git.”
Mia, gözlüklerini düzeltti. “Büyük Bin Dünya'nın dizilerini incelemek istiyorum. Seninle gelmek, bunun için en iyi fırsat.”
Birer birer, herkes katılacağını söyledi. Sonunda, tüm birlik tek bir ses oldu: “Gidiyoruz!”
Leon, birliğine baktı. Gözleri doldu. “O zaman hazırlanın. Bir hafta sonra yola çıkıyoruz.”
---
Bir hafta boyunca, “Üç Yol” Birliği son hazırlıklarını yaptı. Leon, akademideki tüm kitapları taradı. Büyük Bin Dünya'nın haritasını çıkardı. En tehlikeli bölgeleri, en zengin kaynakları işaretledi.
Mia, seyahat için özel bir dizi hazırladı. “Yol Dizisi” adını verdiği bu dizi, birliğin hızını iki katına çıkarıyor, yorgunluklarını azaltıyordu.
Kael, herkesin silahlarını kontrol etti. Onarıma ihtiyacı olanları tamir etti, yeni silahlar üretti.
Lily ise erzak hazırladı. Yirmi beş kişilik birliğin aylarca yetecek kadar yiyecek ve suyunu depoladı.
Son gece, Leon yine Gözetleme Kulesi'ndeydi. Elinde, babasından kalan eski kılıç vardı.
“Baba,” dedi sessizce. “Yarın yola çıkıyorum. Akademiden ayrılıyorum. Büyük Bin Dünya'yı dolaşacağım. Tıpkı Büyük Hükümdar gibi.”
Kılıcın kabzasını okşadı. “Senin hayalin neydi, bilmiyorum. Ama benim hayalim, üç yolda da yürümek. Sadece yürümek değil, zirveye ulaşmak. Ruhsal Enerji Yetiştirme, Ruhsal Dizi Ustalığı, Savaş Oluşumu Ustalığı... Üçünde de.”
Gökyüzüne baktı. Yıldızlar, her zamanki gibi parlaktı.
“Ve belki bir gün,” dedi, “tıpkı Büyük Hükümdar gibi, tüm Büyük Bin Dünya'nın Savaş İradesi'ni toplayabileceğim.”
Rüzgâr esti. Sanki babasının ruhu, onu duymuş gibiydi.
---
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, “Üç Yol” Birliği Savaş Meydanı'nda toplandı. Tüm akademi, onları uğurlamak için gelmişti.
Usta Thorne, Leon'un önünde duruyordu. “Büyük Bin Dünya,” dedi, “tehlikelerle dolu. Ama fırsatlarla da dolu. Dikkatli ol. Ve unutma...”
Elini Leon'un omzuna koydu. “Birlik, her şeydir.”
Leon başını eğdi. “Unutmayacağım.”
Madam Iris, elindeki küçük kitabı Leon'a uzattı. “Bu, hayatım boyunca biriktirdiğim dizi notları. İçinde, en basitinden en karmaşığına, yüzlerce dizi var. İşine yarayacaktır.”
Leon kitabı aldı. “Bunu hak etmedim, Madam Iris.”
“Hak ettin,” dedi yaşlı kadın. “Hem de fazlasıyla.”
Eğitmen Bai, Leon'a sarıldı. “Babanın oğlu olduğunu herkese gösterdin. Şimdi, kendi oğul olma zamanı.”
Leon, gözyaşlarını tutamadı. “Teşekkür ederim, Eğitmen Bai.”
---
“Üç Yol” Birliği, Kadim Dağ'dan aşağı inmeye başladı. Arkalarında, altın sancak dalgalanıyordu. Önlerinde, Büyük Bin Dünya uzanıyordu.
Leon, en önde yürüyordu. Elinde Ruh Kılıcı, belinde Yıldız Kılıcı, sırtında Demir Kale. Cebinde, Yaşlı Wayland'in yeşim taşı, Madam Iris'in dizi kitabı, Yıldırım Kristali ve Bilge Yılan.
Yanında Lily, Kael, Mia ve yirmi bir diğer savaşçı. Hepsi, onunla birlikteydi. Hepsi, aynı yolda yürüyordu.
Leon, bir an durdu. Arkasına döndü. Kadim Dağ'ın zirvesinde, akademi hâlâ görünüyordu. Usta Thorne, Madam Iris, Eğitmen Bai... Hepsi hâlâ oradaydı.
Leon, derin bir nefes aldı. Elini kaldırdı, onlara veda etti.
Sonra, önüne döndü. Yol, uzanıp gidiyordu. Bilinmezliklerle dolu, tehlikelerle dolu, ama aynı zamanda umutlarla dolu bir yol.
“Yürüyoruz,” dedi Leon.
Ve yürüdüler.
---
Gece, ilk kamp yerinde, Leon yalnız başına oturuyordu. Cebindeki yeşim taşını çıkardı. Avucuna koydu, gözlerini kapadı. Taşın üzerinde, yüz on Mühür parlıyordu.
Leon gözlerini açtı. “Yüz on Mühür,” dedi. “Ama daha çok yolum var.”
Gökyüzüne baktı. Yıldızlar, her zamanki gibi parlaktı. Ama Leon artık onları farklı görüyordu. Her yıldız, bir dünyaydı. Her takımyıldız, bir yoldu. Ve tüm gökyüzü, onun yürüyeceği sonsuz yolculuktu.
O gece, Kadim Dağ'ın eteklerinde, rüzgâr esti. İçinde, artık sadece bir fısıltı değil, net bir ses vardı: “Üç Yol” Birliği'nin büyük yolculuğunun başlangıcı. Ve o ses, tüm Büyük Bin Dünya'ya yayılacaktı.
Leon uykuya daldığında, avucundaki yeşim taşı hâlâ parlıyordu. Ve taşın üzerinde, yüz on birinci Mühür'ün ışığı belirmeye başlamıştı.
---
Bölüm Sonu
Birinci Cilt: Başlangıç - Sonu
Arkadaşlar birinci cilt burada sona eriyor. İkinci ciltte, “Üç Yol” Birliği'nin Büyük Bin Dünya'daki maceraları, yeni düşmanlar, yeni dostlar ve Leon'un üç yolda da zirveye ulaşma yolculuğu devam edecek.
Epik Novel © 2017 | Tüm hakları saklıdır..
