Ejderha İmparatorluğu'nun Kayıp Kanı: Gökyüzüne İsyan - Bölüm 17: Zehirli İğne


Usta Feng'in saldırısının üzerinden üç gün geçmişti. Kaelen, her gece Rowan ve Lyra'nın yardımıyla karanlık Qi'yi temizlemeye çalışıyor, her sabah ise derslere girmek için gücünü topluyordu. Ama zehir, Ruh Tohumu'nun etrafında inatla duruyor, Qi'sinin akışını engelliyordu. Parmak uçlarındaki yanıklar iyileşmişti ama yıldırımı artık avuçlarında çatlatamıyordu. Sadece zayıf, soluk bir ışıltı kalıyordu.

Turnuvaya üç hafta kalmıştı. Ve Kaelen, gücünün giderek azaldığını hissediyordu.

Bu sabah, Eğitmen Seraphina'nın dersinde Qi kontrolü çalışıyorlardı. Kaelen, diğer öğrencilerle birlikte platformda oturmuş, ellerindeki kristallere Qi'lerini aktarmaya çalışıyordu. Rowan'ın kristali kırmızı parlıyor, Lyra'nınki mavi ışıldıyor, diğer öğrencilerin kristalleri ise çeşitli renklerle doluyordu. Ama Kaelen'in kristali sönük kalmıştı. İçinde sadece soluk, altın bir ışıltı vardı, o da bir an sonra kayboluyordu.

"Kaelen," dedi Seraphina, yanına gelerek. "Qi'n neden bu kadar zayıf? Daha geçen hafta Ruh Tohumu'nu oluşturmuştun."

"Bilmiyorum, Eğitmen," dedi Kaelen, sesini düz tutmaya çalışarak. "Belki yorgunum."

Seraphina, Kaelen'in gözlerine baktı. O derin, mavi gözlerde bir şey aradı. Ama Kaelen, bakışını kaçırmadı. Seraphina başını salladı. "Dinlen. Turnuvaya hazırlanmak önemli ama sağlığın daha önemli."

Ders çıkışında, Rowan Kaelen'in yanına geldi, sesini alçalttı. "Kötüleşiyor, değil mi? Zehir."

Kaelen başını salladı. "Her gün biraz daha yayılıyor. Xian'ın temizleme çalışmaları işe yaramıyor."

Lyra sessizce yanlarına yaklaştı. Elinde, Kaelen'in Qi'sini sakladığı kristal vardı. İçindeki altın ışık, her geçen gün biraz daha sönüyordu. "Kristal de soluyor," dedi. "Qi'n tükeniyor."

Kaelen, kristale baktı. Işık, neredeyse görünmezdi. "Bir şey yapmam lazım. Yoksa turnuvaya katılamayacağım."

"Katılamazsan daha iyi," dedi Lyra, sessizce. "Caelus istediğini elde eder."

"Tam da bu yüzden katılmalıyım," dedi Kaelen. "Ona yenildiğimi göstermemeliyim."

O gece, her zamanki gibi arka bahçede çalışıyorlardı. Rowan ateşini kontrol ediyor, Lyra buzunu dengelemeye çalışıyor, Kaelen ise avuçlarında yıldırımı yeniden canlandırmaya uğraşıyordu. Ama her denemede, Qi'si göğsünde takılıp kalıyor, Ruh Tohumu'nun etrafındaki karanlık duvarı aşamıyordu.

"Yine olmadı," dedi Kaelen, ellerini indirerek. Parmak uçlarında sadece birkaç altın kıvılcım dans etmiş, sonra sönmüştü.

Rowan, alevlerini söndürüp yanına oturdu. "Belki biraz ara vermelisin. Zorladıkça daha da kötüleşiyor."

"Zorlamazsam hiç geçmeyecek."

Lyra, sessizce Kaelen'in karşısına oturdu, ellerini uzattı. "Buzumla dondurmayı deneyeyim. Belki karanlık Qi, soğukla hareketsiz kalır."

Kaelen ellerini Lyra'nın avuçlarına koydu. Lyra'nın soğuğu, parmak uçlarından kollarına, kollarından göğsüne doğru ilerledi. Kaelen'in nefesi buhara dönüştü, dişleri takırdamaya başladı. Ama göğsündeki karanlık, soğuktan etkilenmiyordu. Sanki ondan besleniyor, daha da güçleniyordu.

Lyra, ellerini çekti. Yüzünde endişe vardı. "İşe yaramıyor. Karanlık, soğuğa direniyor."

"O zaman ateş deneyelim," dedi Rowan, avuçlarında alevleri parlatarak. "Karanlık, ateşten korkar."

Kaelen, Rowan'ın ellerini tuttu. Alevler, parmak uçlarından yayıldı, kollarını sardı. Sıcaklık, göğsüne ulaştığında, karanlık bir an için geri çekildi. Kaelen'in içindeki tohum, zayıf bir ışıkla parladı. Ama hemen ardından, karanlık yeniden saldırdı, alevleri söndürdü.

Rowan, ellerini çekti, nefes nefese. "Dayanıklı. Çok dayanıklı."

Kaelen, yere yığıldı. Göğsünde, sanki bir hançer dönüyordu. Nefes almak bile zorlaşıyordu.

Lyra, yanına diz çöktü, başını kucağına aldı. Elleriyle alnını yokladı, ateşler içindeydi. "Kaelen, dinlen. Yeter."

"Dinlenecek zaman yok," dedi Kaelen, gözlerini kapayarak. "Turnuva..."

"Turnuva bekler," dedi Rowan, sesi kararlı. "Sen yaşamazsan, turnuvanın ne önemi var?"

Kaelen, cevap veremedi. Göz kapakları ağırlaşıyor, bedeni uyuşuyordu. Son duyduğu, Lyra'nın fısıltısıydı: "Uyu. Yarın devam ederiz."

Rüya, kendini ilk anda gerçek sanacak kadar netti.

Kaelen, yine bulut denizinin ortasındaydı. Ama bu sefer, bulutlar karanlıktı. Gökyüzü gri, rüzgâr soğuk ve keskindi. Ortada, altın ejderha Orion duruyordu. Ama Orion'un pulları sönüktü, gözleri ise endişeyle doluydu.

"Kaelen," dedi Orion, sesi her zamankinden daha ağır. "Zehir, Ruh Tohumu'nu sarıyor. Çok geç olmadan temizlemelisin."

"Nasıl?" diye sordu Kaelen. "Rowan'ın ateşi yetmiyor, Lyra'nın buzu işe yaramıyor. Xian'ın yöntemleri de..."

"Xian'ın yöntemleri, sıradan zehirler içindir. Ama bu... bu karanlık Qi. Master Feng'in kendi kanından yapılmış bir zehir. Onu sadece bir panzehir temizler."

"Panzehir? Nerede bulacağım?"

Orion'un gözleri parladı. "Yasak ormanda. Tapınağın doğusunda, Gök Gürültüsü Şelalesi'nin ardında. Orada, 'Yıldırım Çiçeği' yetişir. Mor yapraklı, altın göbekli. Onu bul. Kökünü kaynat, suyunu iç. Zehir temizlenir."

Kaelen, Orion'un gözlerine baktı. "Ama yasak ormana girmem yasak. Xian, bir daha girmememi söyledi."

Orion'un sesi, gök gürültüsü gibiydi. "Xian, seni korumak için söyledi. Ama şimdi, hayatta kalmak için gitmelisin. Ve yalnız gitme. Dostlarınla git."

"Rowan ve Lyra..."

"Onlar olmadan başaramazsın. Ateş ve buz, yıldırım çiçeğini koruyan engelleri aşman için gerekli."

Kaelen başını salladı. "Anlıyorum."

Orion'un pulları, bir an için parladı. Sonra tekrar söndü. "Ama dikkat et. Yıldırım Çiçeği, adını aldığı gücü taşır. Onu koparan, yıldırımın gazabına uğrar. Hazırlıklı ol."

Işık söndü. Kaelen, gözlerini açtı.

Sabah olmak üzereydi. Lyra, hâlâ başını kucağında tutuyor, uyuyordu. Rowan ise ateşin başında, nöbet tutuyordu. Kaelen, sessizce doğruldu. Göğsündeki acı hâlâ duruyordu, ama içinde bir kararlılık vardı.

"Rowan," diye fısıldadı.

Rowan başını çevirdi, uykulu gözlerle baktı. "Ne oldu? İyi misin?"

"Yasak ormana geri dönmeliyiz."

Rowan'ın uykusu anında açıldı. "Ne? Delirdin mi? Xian bir daha girmemeni söyledi. Eğer öğrenirse..."

"Öğrenmeyecek," dedi Kaelen. "Ama gitmezsem, turnuvaya katılamayacağım. Belki daha da kötüsü... zehir yayılıp Ruh Tohumu'mu yok edecek."

Rowan'ın yüzü gerildi. "Xian'a söyleyelim. O bir yol bulur."

"Xian'ın yöntemleri işe yaramıyor. Ama Orion bana panzehrin yerini söyledi. Yasak ormanda, Gök Gürültüsü Şelalesi'nin ardında. Yıldırım Çiçeği."

Lyra, uyanmıştı. Kaelen'in sözlerini duymuştu. Yüzünde endişe vardı, ama kararlılık da. "Birlikte gideriz. Yalnız bırakmayız seni."

Rowan, bir an düşündü. Sonra derin bir nefes aldı. "Tamam. Ama bu sefer, hazırlıklı gideceğiz. Erzak, su, ve..." Alevleri avuçlarında parlattı. "Bolca ateş."

Kaelen gülümsedi. "Teşekkür ederim."

Rowan, elini Kaelen'in omzuna koydu. "Ne teşekkürü? Yemin ettik, unuttun mu? Ateş, buz, yıldırım. Birlikte."

Lyra, ayağa kalktı. Ellerinde buz iplikleri dans ediyordu. "Ne zaman yola çıkıyoruz?"

Kaelen, doğuya, yasak ormana doğru baktı. Güneş yeni doğuyor, bulutların ardından altın ışıklar saçıyordu. Ama o ışığın altında, karanlık bir orman uzanıyordu. Tehlikelerle dolu, ama aynı zamanda umutla dolu.

"Bugün," dedi. "Güneş doğmadan. Kimse görmeden."

Güneş, okulun kulelerini aydınlatmaya başladığında, üçü arka kapıdan sessizce sızdı. Rowan'ın sırtında erzak dolu bir çanta, Lyra'nın belinde kristal kesesi, Kaelen'in ise boynunda madalyonu vardı. Üçü de, yasak ormana doğru yürüyor, arkada bıraktıkları okulun ışıkları giderek uzaklaşıyordu.

"Bu sefer," dedi Rowan, sesinde bir heyecanla, "hayalet maymunlardan daha kötü bir şey çıkmaz umarım."

"Çıkacak," dedi Lyra, soğukkanlılıkla. "Orman, her seferinde daha tehlikeli olur."

"Teselli etme şeklin çok kötü," dedi Rowan, gülerek.

Kaelen, arkadaşlarına baktı. Rowan'ın ateşi, Lyra'nın buzu, onun yıldırımı. Üçü, farklıydı. Ama birlikte, her şeyin üstesinden gelebilirlerdi.

"Yıldırım Çiçeği'ni bulacağız," dedi Kaelen. "Zehri temizleyeceğim. Ve turnuvada, Caelus'a kim olduğumu göstereceğim."

"Biz," dedi Rowan, düzelterek. "Caelus'a kim olduğumuzu göstereceğiz."

Lyra başını salladı. "Birlikte."

Üçü, yasak ormanın karanlığına adım attı. Arkalarında, Gökkuşağı Bulut Okulu'nun ışıkları kayboldu. Önlerinde, bilinmeyen tehlikeler ve bir umut vardı.

Yıldırım Çiçeği. Onu bulmalıydılar.







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 58082 Üye Sayısı
  • 410 Seri Sayısı
  • 44184 Bölüm Sayısı


creator
manga tr