Lms 5.9 - Şeref Listesi

avatar
5942 18

Legendary Moonlight Sculptor - Lms 5.9 - Şeref Listesi


 

Çeviri : Ratel

 

//Mesnevinin ilk 18 beyti

 

Lee Hyun sabahın erken saatlerinden beri heyecanlıydı.

 

Beklenmedik bir şekilde Kraliyet Yolunun yaratıcısı, Unicorn Şirketinden bir e-mail almıştı!

 

"Bizi ziyaret etmenizi isteriz."

 

Mesaj Halkla İlişkiler Departmanının başkanlarından biri olan Mr. Chang Yoon Soo tarafından gönderilmişti. Ama Orklar ve Karanlık Elfler arasındaki savaşa da sadece bir gün kalmıştı.

 

"Şu anda zamanım dar olsa da... sanırım gitmem gerek."

 

Lee Hyun gerçek ismini açık etmek istemiyordu, ama bu sefer ona ulaşan Unicorn Şirketinin temsilcisiydi, bu yüzden pek düşünmedi.

 

Geçmiş 50 yılda Unicorn dünyadaki en popüler oyunlardan bazılarına imza atmıştı. Sadece aylık oyun aboneliğinden değil; çizgi-roman, çizgi-film ve film satışlarından ve hatta ünlü oyun karakterlerine ev sahipliği yapan eğlence parklarından her zaman büyük paralar kazanmışlardı.

 

Ülkedeki en büyük nakit para rezervinin Unicorn’a ait olduğuna dair bir söylenti vardı.

 

Ancak işleri her zaman da yolunda gitmiyordu, Unicorn Şirketi bugünlere gelebilmek için pek çok kriz atlatmak ve diğer oyun yapımcılarıyla korkunç rekabetler yaşamak zorunda kalmıştı. Birkaç yıl önce Contient of Magic(Büyü Kıtası) denen oyun, oyuncu kitlelerinin büyük kısmını onlardan kopartmıştı.

 

Oyuncu sayıları dramatik şekilde düşüyor ve hızla para kaybediyorlardı. Sıra dışı bir şey yapmazlarsa, eleman sayılarını azaltmaya ve oyun sektörünün dibinde uzun zamanlar kalmaya mahkum olacaklardı.

 

Ve yaptılar, oyun tarihinin en yenilikçi oyununu - Kraliyet Yolu. Sanal gerçeklik konseptini baştan başa değiştirdiler ve kaybettikleri tahtlarına geri oturdular. Ve dahası - daha önce kazanmadıkları kadar para kazanmaya başladılar!

 

"Benden ne istiyorlar..? Ben hiçbir kuralı çiğnemedim. Ziyarete gitmem lazım."

 

Lee Hyun yüzünü yıkadı ve temiz kıyafetler kiralamak için çamaşırhaneye gitti. Eskiden o da burada çalışıyordu, bu yüzden çabucak karar verdi, ücretlerini ödedi, üstünü değiştirdi ve Unicorn Şirketine gitti.

 

Ana ofislerine varmak için metroya binmek ve birkaç otobüs değiştirmek gerekiyordu. Bu çok uzun ve karmaşık bir yolculuktu ama bunun yanı sıra pahalıydı da, İşte Lee Hyun’u en rahatsız eden nokta buydu.

 

Lee Hyun çok endişeliydi..

 

Şu zamana kadar hayatındaki hiçbir şey kolay değildi!

 

Kaderin cilvesiyle Contient of Magic(Büyü Kıtası) hesabını sattığı zaman, elindeki para ikinci günü görememişti. Ve tüm bu zorluklar içinde o lanet olası bir oymacı oluvermişti! İyi itemlerini satarken sürekli yaşadığı problemlerden bahsetmeye bile gerek yok.

 

//Weedle daşak geçip 1 1 arttıranları hatırladınız mı :D

 

"Umarım oraya sadece birkaç hatıra eşyası alıp eve geri dönmek için gitmiyorumdur. Bunu yapamazlar. Yapmamalılar..."

 

Oyuncu etkinlikleri! Oralarda hiçbir şey olmazdı..

 

Lee Hyun otobüsten indi. Unicorn ana ofisinin bulunduğu cadde tamamen gökdelenlerce işgal edilmişti. İlk bakıştan pahalı gözüküyordu. Yol parlak ithal araba ve pahalı takım elbiseler giyen insanlarla doluydu.

 

Ve bu çevrede Unicorn Şirketinin binası en göze batanıydı. Tüm diğer binalardan 4-5 kat daha büyüktü ve binanın önündeki meydan güzel süslenmiş banklara oturmuş ve merakla konuşan yabancılarla doluydu.

 

Unicorn Şirketinin en önemsiz etkinliklerinde bile pek çok gazeteci olurdu.

 

Temiz ama basit kıyafetler giyen Lee Hyun, bu insanlar arasında kendini kara koyun gibi hissetti. Bu biraz rahatsız ediciydi, bu yüzden hiç oyalanmadan hızla girişe yürüdü.

 

Ancak uzun cam kapılara yaklaştığında güvenlikçiler tarafından durduruldu.

 

"Afedersiniz, burada ne işiniz vardı? Güvenlik nedeniyle herkesin girmesine izin veremiyoruz."

 

"Ben Halkla İlişkiler Departmanının bir bölümünün başkanı olan Mr. Chang Yoon Soo tarafından davet edildim. İsmim Lee Hyun."

 

"Biraz bekleyin. Hemen kontrol ediyorum."

 

Güvenlikçiler aşırı kaslı kötü adamlar gibi görünseler de Lee Hyun’a karşı çok nazik davranmışlardı.

 

'Sanırım bunun bir sebebi var...'

 

Lee Hyun beklerken arkasından bazı mırıldanmalar duydu. Girmesine izin verilmemesinden ve harcadığı paraların boşa gitmesinden çok endişeleniyordu.

 

Ancak korumalar hemen geri döndüler.

 

" Mr. Chang Yoon Soo’ya sorduk. Bu kadar çabuk gelmenizi beklemediğinden bizi uyarmamış. Sizden özür dileriz."


"Ah, sorun değil."


"Halkla İlişkiler Departmanı 43. katta. Umarız ziyaretiniz keyifli geçer."

 

Lee Hyun binaya girdi ve asansörle 43. kata çıktı. Tüm yol boyunca aptal bir hediyelik eşya alacağından korkmuştu. Bu aptalca bir korkuydu. Bu kadar küçük bir şey için onu rahatsız ederler miydi?

 

// Weed’den ve zamanının değerli olduğunu düşünmesinden çok nefret ediyorum. Allahım sen bana sabır ver!

 

Halkla İlişkiler Departmanı şirketin imajının insanların zihninde kalıcı olması için çalışırdı. Bölümlere ayrılmıştı ve Chang Yoon Soo da bunlardan birinin başındaydı. Orta ve Uzun Vadeli Reklamcılık Bölümü tüm şirketin en önemli parçası olarak değer görürdü.

 

"43. kata geldiniz. Halkla İlişkiler Departmanı. İyi günler" -  dedi hoparlörden gelen kadın sesi.

 

Asansör durdu ve kapılar açıldı.

 

"Hoşgeldiniz. Benim ismim Chang Yoon Soo."

 

Bölüm şefiyle ve birkaç çalışanla tanıştı. Chang Yoon Soo, Lee Hyun’a sessizce görüşme odasının yolunu gösterdi. Orada kahve servis eden bir sekreter Lee Hyun’a bir şey alıp almayacağını sordu. Lee Hyun kararlı bir şekilde cevap verdi.

 

"Ballı su lütfen."


"Eh, Öyle bir şeyimiz yok..."


"Şey, o zaman jinseng çayı."

 

Enerjisini yenilemek ve sağlıklı kalmak isteyen kişi sadece sağlıklı besinler tüketmeliydi. Spor yapsanız bile iyi beslenmediğiniz takdirde sağlığınız uzun vadede bozulurdu.

 

Şansına, ellerinde jinseng çayı vardı, biraz sonra çay ve kurabiyeler geldi, ardından konuşmaya başladılar.

 

Chang Yoon Soo açık ve samimi biri gibi davranıyordu. Kısaca Unicorn Şirketinden ve departmanlarının amaçlarından bahsediyordu. Çok fazla teknik terim kullandığından Lee Hyun pek bir şey anlamıyordu.

 

'Zaten bunları bilmeme gerek yok...' – diye düşündü Lee Hyun, kendini sakinleştirdi.

 

Böyle konuşmalarda genellikle çok bilen taraf ilk yorulurdu ve cahil taraf arkasına yaslanıp keyfine bakardı. Sadece diğer taraf asıl amacını açık edene kadar bekleyecek ve olası kârları hesaplayacaktı.

 

'Bana bir hediyelik eşya verecek gibi gözükmüyorlar. O zaman benden ne istiyorlar?'

 

// Bekaretini?

 

Sonunda Chang Yoon Soo Lee Hyun’un ilgilenmediğini anladı ve mevzuya geldi.

 

"Bildiğin gibi, şirketimiz internet sitemiz üzerinden en iyi oyuncuların kayıtlarını yayınlıyor."

 

Lee Hyun tabii ki bunları biliyordu, hatta birkaç defa izlemişti.

 

Şeref Listesi internet sitelerinin ana parçalarından biriydi. En iyi oyuncuların savaşları ve maceraları kayıt altına alınıyordu. Orada olmak çok büyük bir onur kabul ediliyordu.

 

"Çoğu oyuncu Şeref Listesine girmek ister ama güncel sayılar şirket kurallarınca kesin bir şekilde sınırlandırılıyor. Ne kadar çok oyuncu Şeref Listesine girerse izleyici kitlesinin ilgisi o kadar düşer. Bu yüzden kurallarımız sadece 6000 Şöhrete ulaşmış oyuncuların Listeye girebileceğini söylüyor."

 

"Bu geçtim mi demek?"

 

"Doğru. Peki bizim senin oyun kayıtlarını yayınlamamızı onaylıyor musun? Haftada bir kez macera ya da savaşlarından bir parça vermen gerek. Hepsi bu."

 

Bu beklenmedik bir teklifti.

 

Şeref Listesi sadece 500 oyuncuyla sınırlıydı ve aralarından biri oyundaki en yüksek seviyeli oyuncu olan Bad Ray’di.

 

Ama Lee Hyun bununla ilgilenmiyordu.

 

"Ben şöhret aramıyorum. Ve insanlar beni Kraliyet Yolunda tanımaya başlarlarsa bu hiç hoşuma gitmez."

 

"Gerçekten mi?"

 

Chang Yoon Soo'nun gözleri açıldı. Bu cevap onun için tamamen beklenmedikti. Şöhret insanoğlunun ana hırslarından biri olagelmişti! Kraliyet Yolunun nihai amacı bile imparator olup tüm kıtayı birleştirmekti!

 

Bu nedenle ünlü olmayı reddeden bir oyuncu onun için büyük bir gizemdi.

 

"Sen gerçekten çok sıradışı birisin..." dedi Chang Yoon Soo hayranlıkla.

 

"Şu ana kadar iki tür oyuncuyla karşılaştım. İlki yeteneklerine uyan ödülü almak isteyenler, ikincisi bunun için yalvaranlar. 500 oyuncu için olan mücadele devasa ve insanların pozisyonlarını ilerletmek için yapmayacağı hiçbir şey yok. Ama sen bu gruplardan birine koyamadığım ilk kişisin."

 

//O sadece para ile ilgileniyor...

 

Lee Hyun sessizce dinledi.

 

'Lanet olsun, o kadar param boşa gitti...'

 

Pişmanlığı altında eziliyordu.

 

Ama Chang Yoon Soo devam etti.

 

"Aslında, Şeref Listesine seçildiğinizde şöhretin kendisinden başka şeyler de elde edeceksiniz. Kraliyet Yolunun tanıtımı için küçük ödemeler yapıyoruz. Videolarınızın popülaritesine göre ödeme miktarı değişse de genellikle ayda birkaç milyon won oluyor."

 

"Birkaç milyon won mu dedin?"

 

"Evet. Çoğu oyuncunun aldığı bu. Bildiğin gibi Kraliyet Yolunu devasa bir oyuncu kitlesi oynuyor. Ve Şeref Listesi bayağı popüler. Oyunu reklam etmen karşılığında sana para ödeyeceğiz. Kitle iletişim araçlarına ödenen miktarlar yanında bu sadece harçlık bile sayılmaz."

 

"..."

 

Chang Yoon Soo, Lee Hyun’u baştan çıkarma denemesine devam etti.

 

"Bu senin ünlü olma şansın! Bir kere Şeref Listesine girip popüler olduğunda bu medyanın da ilgisini çekecek ve seninle konuşmak için kavga edecekler. Ve o zaman seninle röportaj yapmak için sana yüklü meblağlar ödeyecekler."

 

Oyunun ilk başlarında yayıncı firmalar yüksek-seviye oyuncuların maceralarının yayınlarına dayanıyorlardı. Ama izleyiciler bundan hızla sıkılmışlardı. Yüksek seviyeli oyuncular zamanlarının tamamını avlanarak ve seviye kasarak geçiriyorlardı. Çok azı izlemeye değecek işler yapmaya kadirdi.

 

Bunun ardından yayıncı şirketler stratejilerini değiştirdiler ve sadece dişe dokunur işler başarmış parlak oyuncuları davet etmeye başladılar. Ve adaylarının çoğu Şeref Listesine seçilenler oluyordu.

 

"Şirketimiz bu projeyi aktif olarak destekliyor. Şeref Listesini gerçek kahramanları keşfetmek için kurduk. Ve şimdi bunların hiçbirini istemeyen ve sadece oyundan keyif almak isteyen bir oyuncuyla karşılaşıyorum. Lee Hyun, ne kadar inanılmaz bir insan olduğunu belirtmek isterim."

 

"..."

 

Lee Hyun etrafa baktı.

 

Konferans salonundaki tüm asistanlar ona hayranlıkla bakıyorlardı.

 

"Parayı ve şöhreti elinin tersiyle itti..."

 

"Adamın dibi!"

 

"O asla paranın kölesi olmayacak"

 

Birbirlerine böyle fısıldıyorlardı.

 

//Büyük yoldaş, Devrimci Weed.

 

Lee Hyun,Chang Yoon Soo'nun elini tuttu ve şaşırmış bakışlara aldırmadan konuştu:

 

"Beni Şeref Listesinin en üstüne yerleştirebilir misiniz?"

 

* * *

 

Sıradışı misafirleri ayrıldıktan sonra konferans salonunda southpark sessizliği oluştu.

 

Chang Yoon Soo boş jinseng çayı kupasına baktı ve düşündü.

 

"İsmi Lee Hyun demek..."

 

"Sorun ne efendim?" yaklaşan asistan sordu.

 

"Sadece şu adamı aklımdan çıkartamıyorum."

 

So Junhee bu departmanda uzun zamandır çalışıyordu ve patronunu yeterince tanıdığına inanıyordu. Ama şimdi onu anlayamıyordu.

 

Chang Yoon Soo Kraliyet Yolunun reklam stratejisinin arkasındaki beyindi. Çok çalışması sayesinde bu oyun bu kadar popüler olabilmişti.

 

'İmparator olabileceğiniz oyun!' Sloganı Chang Yoon Soo tarafından yaratılmıştı ve oyunun ilerleyişinde harika bir etkisi olmuştu.

 

Ve şimdi sıradan bir insanla tanıştıktan sonra ilk defa onu sarsılmış olarak görüyordu.

 

"Bu sen değilsin. İlk defa sıradan bir oyuncuya bu kadar dikkatinizi veriyorsunuz."

 

"Ben mi? Tabii ki vereceğim."

 

Chang Yoon Soo kafasını salladı ve ona bir dosya verdi.

 

"Oku şunu, anlayacaksın."

 

So Junhee dosyayı muazzam bir dikkatle okudu. Bu Lee Hyun’un dosyasıydı.

 

Kraliyet Yolu güvenlik sistemiyle gurur duyardı. Unicorn Şirketinin en yüksek yöneticileri bile oyuncuların seviyelerini, mesleklerini, yeteneklerini ve itemlerini göremiyorlardı.

 

Lee Hyun'un dosyasında sadece 1 satır vardı. Bembeyaz sayfaya yazılmış kapkara satırlar sadece tek bir şey yazıyordu - oyuna başlama tarihini. Lee Hyun, Kraliyet Yoluna tam 9 ay önce kayıt olmuştu.

 

"Buna inanamıyorum! Oyuna başlayalı daha 1 yıl bile olmamış mı?!" diye bağırdı So Junhee, şok geçiriyordu.

 

Departmandaki tüm çalışanlar onlara ilgiyle baktılar.

 

"Onunla tanışana kadar buna inanmamıştım. Görünüşe göre sadece 9 ayda Şöhret statını ilk 500’e sokmayı başarmış..."

 

"Buna inanamıyorum..."

 

"Muhtemelen 9 aydır tek yaptığı Kraliyet Yolu oynamaktır." dedi Chang Yoon Soo sessizce.

 

Bu sözler So Junhee’yi kızdırmıştı.

 

Kraliyet Yolunu çıktığı günden beri oynuyordu. Her akşam işten çıktıktan sonra. Maaşı oldukça iyiydi bu sayede açık arttırmalardan sağlam itemler alabiliyordu. Yine de tüm bu zamana ve emeğe rağmen Şöhreti 2500’ü aşmıyordu. Savaş mesleği olan Büyücülüğü seçmişti ve durmadan avlanıyor ya da görev yapıyordu.

 

"Şöhret, çok çalışsan bile onu elde edeceğinin bir garantisi yok."

 

"Kesinlikle."

 

"Bazılar sabahlara kadar oynamak için güzelliklerinden bile vazgeçiyor..."

 

"İşte bu yüzden ilginç."

 

"Ne?"

 

"Onun mesleğini ve görevlerini görmek için sabırsızlanıyorum. Video muhtemelen bir hafta sonra yayınlanır, o zaman öğreniriz.."

 

Chang Yoon Soo ellerini esnetti ve rahatlayarak güldü.

 

"Bu işi seçmek cidden faydalı oldu. İlgimi çeken bir şey olmayalı uzun zaman oluyordu."

 

* * *

 

Yaşlı Orkun dediği gibi, 10 güneş ve 10 ay geçtikten sonraki sabah nihai savaş günü gelmişti!

 

"Chwiik!"


"Chwiiik!"


"Chwichwik!"

 

Weed Karanlık Elflerin kalesine Orklarla beraber bakıyordu.

 

"Dağlarda sabah vakti. Kızıl güneş yükseliyor ve güçlü rüzgarlar esiyor. Chwichwit. Göğün ağır bulutları savaşın yaklaştığını bilircesine gökte kıvranıyor. Karanlık Elflere karşı savaşta ben Karichwii, en önde olacağım! Chwik!"

 

Bir ayağı kayanın üzerinde ve göğsünü dışarı çıkarmış vaziyette, Weed monoloğunu okuyordu!

 

"Bu güneşli sabah umut hissediyorum. Chwichwik. Cesaretimiz ve zafere susamışlığımız. Soylu ruhumuz. Kalplerimiz. Chwiiik! Şarkı söylemek istiyorum! Karanlık Elfler güçlüler ama kalplerimiz savaş şarkıları söylüyor. Galibiyetin şarkıları. Kimse kaçamayacak ve muzaffer olacağız!"

 

Weed nutuk atmak için atmosferi ayarlamıştı. Videosu Şeref Listesinde gösterilecekse, bunu pek çok oyuncu izleyecekti. Pozitif bir imaj yaratması lazımdı.

 

Ama bu konuşmayı bir Ork bedeninde devasa köpek dişleriyle ve korkunç bir yüz ifadesiyle yapıyordu, bu nedenle konuşması derin anlamlı ya da dokunaklı gelmiyordu.

 

Nutuğunu bir şiirle bitirmek istiyordu ama bildiği hiç şiir yoktu.

 

//Kültürsüz Weed… Ork olmak için doğmuşsun bence...

 

"Chwichwiiik! Bu kader!"

 

Weed yere tükürdü ve dönüp kaleyi izlemeye devam etti.

 

Dün gece kısa bir yağmur yağmıştı ve dağlar kalın bir sis tabakasıyla kaplıydı. Uykulu ama aç kuşlar seyrek ağaçların arasında kanat çırpıyorlardı. Kısa süre sonra güneş parlayacak ve hava iyiye gidecekti. Ama şimdilik hava soğuktu.

 

"A-aachoo! Chwiik!"

 

Kalın-derili Orklar bile havaya yenik düşmeye başlamışlardı. Weed’in en azından sıkıca sarıldığı bir pelerini vardı ama diğer Orklar sadece zırh giymişlerdi.

 

Ölü-çağıranların tapınağı dağın zirvesindeydi. Etrafındaki yamaçlar oldukça dik görünüyorlardı ve oraya ulaşmanın tek yolu Karanlık Elflerin yerleşkesinin içinden geçmekti. Ama yerleşkeleri 7-metrelik duvarlarla çevriliydi. Karanlık Elfler elemental büyüde uzmanlardı ve bu sayede böylesi yıkılmaz bir kaleyi inşa edebilmişlerdi.

 

Dahası, duvarların ortasından bir çeşit koyu-mavi duman yükseliyordu. Kaleyi izlerken, Weed birkaç defa dikkatsizce dumanın içinden geçen kuşların biraz sonra ölü bir şekilde düştüklerini gördü.

 

Ve işin kaymağı ise duvarları savunan eli yaylı elflerdi. Orkları uzun süre önce fark etmişlerdi ve sadece bekleyip onların ne yaptıklarını izliyorlardı. Yeterince yaklaştıkları vakit Elf orklarından bir duvarla tanışacaklardı.

 

'Ölü-çağıranların tapınağına varmak cidden sağlam bir hayal… Bu kaleyi nasıl alabiliriz ki?'

 

Weed’in komutasında 20.000 Ork varken. Duvarların üzerinde 10.000’den az Karanlık Elf vardı! Orklarla Karanlık Elflerin aynı savaş gücünde olduğunu kabul etsen bile, kuşatma durumunda avantaj kesinlikle Karanlık Elflerdeydi.

 

"Karichwi, sana inanıyoruz. Chwiik!"

 

Yaşlı Ork Weed’i sakinleştirmek için hafifçe omzuna vurdu.

 

"Biliyorum. Kesinlikle kazanacağız."

 

"Sana güveniyorum. Chwichwit. Ama bugün kazanalım!"

 

"E-e-erm... İlla bugün mü olmak zorunda? Chwiik!"

 

"Evet. Hiç Yiyeceğimiz yok. Chwichwichwi."

 

"..."

 

Aptal Orklar! 20.000 tanesi bir araya gelmişti ve tek bir tanesi bile erzak getirmeye zahmet etmemişti.

 

'Hiç yiyeceğimiz yok ve savaşçılarımızın yarısı üşütmüş durumda...'

 

Weed sadece kaçmak istiyordu ama bunu yapamazdı. Tüm Orklar yeni komutanlarını inançla takip ediyorlardı..

 

'Lanet olsun... Böyle giderse burada öleceğim.'

 

// Weed'in Öngörüsü

 

Bu görev süresince pek çok kez Weed uçurumun kenarında yürümüştü, ama bu sefer kesinlikle düşecekmiş gibi hissediyordu. Bu durumdan kurtulmak için bir çare aklına gelmiyordu.

 

'Her şekilde öleceksem, en azından bir amaç uğruna olsun...'

 

Weed kendini toparladı ve etrafına baktı. Garip bir şey fark etti. Rüzgar olmamasına rağmen arkalarındaki ağaçlar hışırdıyordu.

 

"Chwiik! Chwibarr kabilesi Orkları geldiler."

 

Chwibarr kabilesinin şefi 10.000 ork daha getirmişti! Ve bu sadece başlangıçtı. Weed ne tarafa baksa, çok uzaklara bile, ağaçlar sallanıyordu.

 

"Karichwi, sana 20.000 savaşçı getirdim!"

 

"Holchwi kabilesi 15.000 kişi göndermiş!"

 

Weed durdu ve gelen destek birliklerini umutla ve huşu ile izledi. Karanlık Elflerin kalesi dağın zirvesine yakın inşa edilmişti ve her yönden daha ve daha fazla Ork yaklaşıyordu. Onlar Yuroki Dağlarının devasa Ork Güruhuydu. Çok ama çok fazlalardı.

 

"Chwiik! Chwit!"

 

Weed istemeden sesler çıkartıyordu.

 

//Zevke geldi tabi

 

Ork Ordusu devasa bir tsunamiye benziyordu.Aralarında genç ve yaşlı Orklar vardı, ama çoğu savaş-görmüş gerçek askerlerdi. Ve her biri onun yanında yer almak için gelmişlerdi, 20.000 Orkluk ordunun liderine!

 

//Tam uzun adam ya :D

 

"Baranchwi 8000 kişi yolladı. Chwichwichwit!"

 

"Gerbage 9000 kişi gönderdi. Herkesi getirin!"

 

"Salchwi ve bin alpi vardılar!!"

 

Her kabileden ulaklar durmadan yeni mesajlar getiriyorlardı.

 

Gelen Orklardan bazıları Karanlık Elflerle halihazırda defalarca savaşmıştı. Bu Karanlık Elflerin büyü ve oklarının bıraktığı izlerden anlaşılıyordu.

 

25 en yakın şefin orduları kaleyi yerle bir etmek adına ormanda bir araya gelmişlerdi. 5 kabile gelememişti, ama yine de Karanlık Elf yerleşkesinin etrafındaki alan tamamen Orklarla dolmuştu.

 

Güneş en yüksek noktaya ulaştığında son kabile de geldi, Orkların sayısı 400.000’i geçmişti.

 

Tüm güruh çok gürültücü davranıyor, zırhlarını ve silahlarını birbirlerine vuruyorlar, düşmanlarına karşı her türlü hakareti bağırıyorlardı. Surlarında bu kadar çok Ork görmek Karanlık Elfleri cidden endişelendirmişti.  Şimdi sabahki rahatlıklarını koruyamıyorlardı, pek çoğu büyülerini kullanıma hazırda tutmaya çalışıyordu.

 

Yakında duran Şef Bulchwi, Weed’e güvenle yaklaştı.

 

"Karichwi, cesaretini çok duydum. Chwiik!"

 

"Teşekkürler, chwik!"

 

Bulchwi çok güçlü bir Orktu. Ork köyünde geçirdiği kısa sürede Weed, cesurca wyvernleri avlayan bu muhteşem savaşçının pek çok hikayesini duymuştu.

 

Ork Şefi devam etti:

 

"Bize saldırıda önderlik etmeni istiyoruz, chwichwichwiiik!"

 

"Emin misiniz? Chwiik!"

 

"Evet. Bunu hak ettin. Chwiik! Bu bir gelenek. En korkunç Ork saldırıya önderlik ettiği vakit düşman korkuyla kaçışır."

 

Burada bugün 400.000 Ork olmasına rağmen, aralarında Weed’den daha korkunç kimse yoktu.

 

Heykeline çok sıradışı ve tehditkar bir görüntü vermişti. Ve böylece Weed’in görünüşü ona yeni bir oyun oynuyordu.

 

Weed'in kafa karışıklığını gören Bulchwi, arkadaşça gülümsedi.

 

//Bu ork bile arkadaşça gülümseyebiliyor, ama KARİCHWİ asla :D

 

"Bu büyük bir şeref. Chwiik! Seni kıskanıyorum. Hadi!’"

 

"..."

 

Bu kadar saygı değer bir ork bunu ona söyledikten sonra, Weed gururla duruşunu güçlendirdi. Ork Liderleri ve emrini bekleyen diğer Orklarla çevriliydi, kılıcını havaya kaldırdı ve bağırmaya bağladı:

 

"Orklar! Orklar! Orklar!"

 

"Orklar! Orklar! Orklar!"

 

400.000 kişilik Ork ordusu onu takip etti. Dağlar onların bağırışlarıyla doldu. Ayaklarının altındaki zemin sallanmaya başladı.

 

"Orklar! Orklar! Orklar!"

 

"Orklar! Orklar! Orklar!"

 

Weed daha da sesli bağırdı. Orklar da seslerini yükselttiler.

 

Ses en üst seviyeye ulaştığında, Weed kılıcını savurdu ve bağırdı:

 

"Herkesi parçalayacağız! Chwii-i-ik!"

 

"Guo! Guo! Guo!"

 

Orklar Karanlık Elflerin kalesine bir çığ gibi hücum ettiler.

 

https://www.youtube.com/watch?v=zLEps3ziVrA

 

https://youtu.be/jatAo03Ppkc?t=80

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32561 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43274 Bölüm Sayısı


creator
manga tr