Lms 2.6 - Kraliyet Yolunun Ardındaki Anlam

avatar
5536 19

Legendary Moonlight Sculptor - Lms 2.6 - Kraliyet Yolunun Ardındaki Anlam


 

ÇEVIRI RATEL, KONTROL / DÜZENLEME IÇIN WERTYUL ARKADAŞIMIZA TEŞEKKÜRLER. KEYIFLI OKUMALAR…

 

Weed artık Memphis Hall’ün ilk katını avucunun içi gibi biliyordu. Ölü Şövalyelerin nerelerde devriye gezdiğini ya da İskelet Şövalyeleri kesebileceği en iyi noktaları mükemmel bir kesinlikle öğrenmişti.


Partisiz bir şekilde solo avlandığından en büyük korkusu düşük can ve manadayken pusuya düşmekti. İşte bu sebepten Weed birkaç tane zula hazırlamış ve buralara şifalı otlar ve bandajlar yerleştirmişti.


Düşmanlarını daha iyi hedefleyebilmek için bu güvenli noktaları ve dinlenme yerlerinde karar kılmıştı. Bandajlar ve şifalı otları elde etmesi kolaydı fakat bu güvenli bölgelerin yerleri paha biçilemezdi. Bu mekanları sayısız deneme yanılma sonucu bulmuştu. Ama her şey bittikten sonra bu zulaları pişmanlık duymadan boşalttı.


“İşte burda, hah.” Kuzey alanlarını da gezdikten sonra tüm bölgeyi keşfetmiş oldu.


 Memphis Hall B1 Katı Haritasını ilk tamamlayan oldunuz.

 Şöhret  statınız 20 yükseldi (+20 Şöhret)


Weed Cennet Şehrine ilk geldiğinde bir harita satın almıştı. Sonrasındaysa gezdiği bölgeleri haritasına işlemişti. Memphis Hall’ün bodrum haritası şimdilerde Açık Markete ya da diğer oyunculara ciddi meblağlara satılabilirdi. Böylesi kolay bir parayı kaçırma şansı yoktu.


Weed Memphis Hall'ü arkasında bırakarak Ölü Askerin Mağarasına yöneldi. Burası bulunması zor bir yerdi. Mağaraya inerken korkutucu sesler duydu.


‘Bu da ne?’ Tehlikeli bir şeylere ait hafif hava akımları hissedebiliyor ve kısık sesli homurdanmalar duyabiliyordu. Şüpheli karanlık tüm görüşünü kapatıyor ve sesler yaklaşıyordu.


‘Bununla ilgili pek de iyi hissetmiyorum.’


Her an gölgelerden bir şeylerin atlamasını beklerken ihtiyatla hareket ediyor, kılıcını sağ elinde sıkıca tutuyordu.


‘Öyleyse burayı ilk keşfeden kişi ben değilim. Lavias’ı bizden önce keşfeden insanlar buraya uğramış olmalı.’


Kısa bir mesafe sonra Weed’in yolunu bir yaşayan ölü kesti.


“İnsan! Sen bir şövalye misin?”


Bu seferki bayağı iyiydi. Kaslı bir şövalyenin vücuduna sahipti, iskelet savaşçı ve kertenkele adamlardan daha büyüktü. Geniş omuzlara ve tehlikeli görünen kollara sahipti ama boynundan yukarıda hiçbir şey yoktu. Kopmuş kafasını sol kolunda taşıyordu. Tüm yaşayan ölüler arasında en eşsiz olanlardandı – Kendi kafasını taşıyarak etrafta dolaşan bir şövalye. Konuşan işte o kafa olmalıydı.


‘Bir Dullahan, ha.’



Weed düşmanının 140. seviye civarında olduğunun bilincine vardı!


“Ben bir şövalye değilim.” diye cevapladı Weed.


“Öyleyse nesin?”


“Ben bir oymacıyım.”


“Oy-Oymacı?”


Dullahanın suratına müthiş bir hayal kırıklığı oturmuştu. Dullahanlar kendi dövüş yeteneklerini arttırmaya bayılırlardı. Karşılaştırıldıklarında İskelet Şövalyeleri gölgede bırakacak türden şövalyelerdi onlar.


“Sen bir oymacı mısın? Ne büyük bir hayal kırıklığı.” diye mırıldandı Dullahan.


Weed’in daha önce de sınıfı yüzünden küçük görüldüğü olmuştu. Bir oymacı o kadar zavallı bir görüntü çiziyordu ki yaşayan ölünün biri bile onları takmıyordu!


Kraliyet yolu oyununun yaratıcısı Unicorn Şirketiydi. Oyun piyasaya sürülmeden önce pek çok tartışma yaşanmıştı. Bu oyun aynı zamanda ilk görsel gerçeklik oyunu oluyordu. %100 fantezilere dayalı bir gerçeklik. Peki neden alınabilecek o kadar isim arasında ismi Kraliyet Yolu olmuştu? Oyunun tüm dünyada ilgiyi üzerine çektiği de düşünülünce bu başlık neredeyse bir hayal kırıklığıydı. İlk duyuşta kulağınızda yer edinecek bir isim değildi.


Ama Unicorn Şirketinin oyuna bu ismi vermesinin arkasında bir neden vardı. Gerçek dünyada hiç kimse bütün kıtaları ve okyanusları fethedemez ve yönetemezdi. Bu oyun büyük bir imparator olmaya giden yolu sunuyordu. Bu kadar tahayyülsüz bir İmparatorluğa ne Cengiz Han ne Napolyon ne de Büyük İskender* ulaşabilmişti. Oyun, işte bu rüyayı yaşamanız için bir araçtı.


// İskender Büyük değil büyük iskender. Sağ olsun birinciyi Polat reis halletti.


İnsanlık tarihinin daha önce hiç görmediği bir şey için artık bir umut vardı: Her bir kıtayı fetheden İmparator* olacaktı. İşte bu, insanlara tekrar hayal kurmayı, istedikleri herhangi bir şey olabilmeyi umut etmeyi, hedeflerini umutla kovalamayı öğretmişti. Bu “Kraliyet Yolunun" ardındaki gerçek anlamdı işte.


// Eğer Weed İmparator olma yoluna girdiğinde Avianlar isyan ederler ve Hırsız Weed! Seni İmparator yaptırmayacağız derlerse %100 arkalarındayım. Çalınan 90 gümüşümüzü unutmadık unutturmayacağız…


Tüm toprakları ilk fethedene ödül verilecekti: yani Unicorn Şirketinin bir aylık satışının %10’u. Bu inanılmaz bir kazanç anlamına geliyordu. Sadece Kore’de milyonlar bu oyunu oynuyordu. Küresel ölçekteyse Japonya, Avrupa ve Amerika toplanınca oyuncu sayısı 100 milyonu aşıyordu. Kraliyet Yolunun aylık oyun ücreti 300$’dı*. Bu kadar çok parayı hesaplamak bile çok zordu. Bu paranın %10’u sizi inanılmaz zengin etmeye yeterdi.


// Hesapladım gençler şirketin aylık geliri 30 milyar doların üstünde, %10 ise…


Aynı zamanda Kraliyet Yolunun oyuncularının çoğunun savaşçı sınıflarını tercih etmesinin arkasında da bu sebep yatıyordu. Çoğu kullanıcı silahşörlükten sonra Şövalyeliğe yükselmeye uğraşıyor, savaş tabanlı sınıflar imparator olmaya giden kısa yolmuş gibi görülüyordu. Demirciler ve diğer ticaret sınıflarına tepeden bakıyorlardı. Sanatçıların, Aşçıların ya da Oymacıların ne kadar eziklendiğini varın siz düşünün. Görmezden gelinmek ve aşağılanmak onların kaderiydi.


‘Tıpkı gerçek hayatım gibi’ diye düşündü Weed.


Ve tek kelime bile etmeden Kil Kılıcını çekti. Kılıçtan buz gibi mavi bir aura yayılıyordu. Kil Kılıç direkt temas ettiğinde düşmanın hareketlerini yavaşlatan bir özel yeteneği vardı.


“Uurrrg!” Dullahan ileri atıldı ve baltasını hızla savurdu. Weed ise Kil Kılıcı kaldırarak saldırıyı savuşturdu.


Kil Kılıç’ın dayanıklılığı düştü.


Mesajla beraber çarpışmanın şoku Weed’in kollarını titretti. Bu kılıcı daha yeni tamir etmişti ama tek bir saldırıyla dayanıklılığını düşürmeyi başarmıştı. Görünüşe göre Dullahanın uzmanlık alanı kabakuvvetti.


“Ben kaybedemem. Oyma Bıçağı!” Weed ara vermeden saldırdı.


İkisi karşılıklı darbeler* indiriyorlardı. Weed öldürmek amacıyla hücum ediyor, sadece ölümcül noktaları hedefliyordu. Savaşlar en hızlı ve en basit şekilde bitmeliydi. Bu başka düşmanların gelmemesi için en garantili yoldu.


//Savunma yapmıyorlar sadece vuruyorlar. Bir bakıma kör dövüşü.


Yalnız avlanan Weed için başka bir Dullahanın ya da canavarın belirmesi beladan başka bir şey değildi. Weed için oymacılık, dinlenirken yaptığı bir yan işti. Bu da savaşarak harcadığı zamanı olabileceği kadar düşük tutması gerektiğini gösteriyordu.


Ağır Darbe! Dullahan baltasını savurarak bir yetenek kullandı, Weed geriye doğru uzun bir mesafe boyunca savruldu.


“İblisin Vuruşu!” Dullahan bağırarak zincirleme bir saldırı başlattı.


Balta şimdi havaya fırlatılmıştı, uçarak gelirken acımasızca dönüyordu. Weed darbeden kaçınmak için eğildiği halde hava basıncı yüzünden 300 canı azalmıştı.

//  DINLEYELIM DINLETELIM.


Yedi Kutsal Adım yeteneğini kullansa tamamen sıyrılabilecek olsa da bu darbeyi yemeyi tercih etmişti.


Savunmasını güçlendiren yol Sabır statından geçiyordu.


Weed’in sırası gelmişti.


“Üçlü Saldırı!” İlk saldırı kaçmıştı, ikincisiyse daha yıkıcı bir şekilde karşı taraftan geliyordu. Düşmanın bir şekilde iki saldırıyı da atlatmayı başarmasıysa Weed’in aşağıdan yukarıya doğru güçlü bir darbe savurmasıyla sonuçlandı.


Hemen sonra, fırlatılan balta bir bumerang gibi sahibinin eline döndü ve Dullahan, Weed’in saldırısını bloklamak için baltasını ileri doğru savurdu. Tam o anda Weed’in kılıcı Dullahanın göğsünü çaprazlama biçti, toplam beş tane kesintisiz atak sergiledi. Weed’in yetenekleri geliştikçe Üçlü Saldırı yeteneği de evrim geçiriyordu.


Dullahan bir şekilde ilk üç saldırıyı atlatmış olsa da, sonraki iki saldırı, yaşayan ölünün canının %20’den fazlasını götürmüştü. Weed’i uzaklaştırmak için öfkeyle Ağır Darbe yeteneğini kullanmaya çalıştı. Ama bu yeteneğin yapısını kavramış olan Weed hızlı bir şekilde Dullahanın yan tarafını oydu.


“Sen daha ölmedin mi? Oyma Bıçağı!” Süt beyaz bir ışık Weed’in kılıcını kapladı.


Sonra acımasız darbeler geldi!


Dullahanın sağlık puanları darbe sesleriyle beraber hızla azaldı.


O saldırmaya çalışsa bile Weed her bir saldırıyı atlattı.


Weed Dullahanın yaptıklarını ayak hareketlerine bakarak anlayabiliyor ve sonra üst vücuduyla saldırıyı atlatıyordu. Neticede Dullahan onun için zor bir rakip olma unvanını hak etmiyordu. Seviyeleri arasında uçurumlar olsa bile Weed’in statları sıkı çalışmasının ve sınıfının etkisiyle Dullahandan daha yüksekti. Weed’in sabır* statı Dullahanınkiyle aynı seviyedeydi, bu yüzden yakın dövüşte dezavantajı olmuyordu. Aslında seviye 80’deki İskelet Büyücüler çok daha can sıkıcıydı.


//Endurance. Önceki bölümdeki tabloda yanlışlıkla Dayanma gücü olarak çevirmişim kusura bakmayın. Aslında böyle şeyleri not alıyorum ama dalmışım işte…


Tüm o lanetler büyücülerle savaşmayı bir baş ağrısına çeviriyordu. Rahibe Irene etraftayken lanetleri hızlıca kaldırabiliyordu, şimdiyse lanetlerden ancak dövüş bittikten sonra iksir içerek kurtulabilirdi. Her Lanet Kaldırma İksiri üç gümüş tutuyordu. Bazen bu iksirleri kullanmak zorunda olmak savaşmanın tüm kazancını götürüyordu, işte bu yüzden Weed en çok İskelet Büyücülerden nefret ediyordu.


“Uaagggh…” Kısa bir süre sonra Dullahanın bedeni at kişnemesi tizliğinde* gri bir ışık yayarak yok oldu.


//horse neighed shrilly


“Pheev… beklediğimden daha kolaydı. Ama sadece bir tanesini indirmek %40 canıma mâl oluyor, iki tanesiyle tek başıma kapışmak tehlikeli olabilir.”


Weed Dullahandan düşenleri çantaya indirdikten sonra bir köşeye geçti, bir heykelcik yapma niyetindeydi.


“Hadi bir Dullahan oymayı deneyelim.”


Weed’in son yaptığı heykeller* uzmanlığını pek de arttırmamıştı. Fakat bir statüyü(oymayı ya da heykeli) ilk sefer yapmak El Yeteneğini ve Sanat statını gözle görülür düzeyde arttırıyordu.


// Sculpture kelimesini her yerde kullanıyor yazar. Yerine göre heykel, heykelcik, statü, büst ya da oyma olarak çeviriyorum. Orphan Black izleyin gençler iyi dizi.


Weed Zahab’ın Oyma Bıçağını ve bir parça tahtayı çantasından çıkarttı, demin gördüğü Dullahan’ı oymaya başladı. Oymacılık yapmaya o kadar aşina hale gelmişti ki zihninde canlandırdığı şey, ellerinde oluşmaya başlıyordu. Weed’in oymacılık yaparken çıkardığı sesler dışında mağara sessizdi.


“Oymacılık Seviyemi Orta Düzeye çıkarmak çok güzel olabilirdi…” diye düşündü Weed.


Şimdiki Oymacılık Yeteneği 10. Seviyede ve %99daydı. Muhtemel seviye artışı için beş tane de Avian heykeli yapmıştı.


“Lütfen Orta Düzeye Ulaşayım!”


Weed Dullahan’ın kafasını bitirirken dua* ediyordu.


//Adamı islamiyetle de tanıştırdık böylece.


Dullahan heykelciği bitmişti: Aşırı gelişmiş bir şövalye bedeni, tehditkar gözler ve kocaman bir kılıç*.


//Daha demin baltaydı. Ben de yazarın yalancısıyım.


Ding!


Oymacılık Yeteneğin 10. seviyeye’den Orta Düzeye ulaştı.
Şimdi özel metalleri ve değerli taşları(İnci, elmas, zümrüt vb.) işleyebilirsin. Sınıfınız(Moonlight Sculptor-Ayışığı Oymacısı) sayesinde aşağıdaki yetenekler ve statlara sahipsiniz:

– Oyma Bıçağı yeteneğinizin etkisi %50 arttı.
– Oyma Bıçağı yeteneğinize fazladan etkiler eklendi.
– Oyma Bıçağının mana ihtiyacı yarıya düştü.
– Tüm statlar 10 arttı.
– Şöhret 20 arttı.
 Sanat statı 20 arttı.
– Yeni bir yetenek öğrendiniz: Kırma Gücü.


Weed mutlulukla sarsıldı. Şu anda hiçbir kelime Weed’in duygularını anlatmaya yetmezdi.


Oymacılık öğrenmek ona tüm bu süre boyunca kendisini yalnız ve kederli hissettirmişti!


Oymacılık mesleği yüzünden aşağılanmış ve hor görülmüştü! Weed tüm bu öfkesinin havaya karıştığını hissediyordu.


Sonunda Orta Düzey Oymacılığa erişmişti.


Başlangıçta oymacılık mesleğini bırakmayı ölümüne istemiş olsa da artık bunun kaderine yazıldığını hissediyordu.


Oyma Bıçağı yeteneği şu ana kadar müthiş bir verimlilik sergilemişti! Oymacılık Orta Düzeye geçmeye yaklaştığından beri Weed’in her Oyma Bıçağı yeteneği kullanışında sadece azıcık gelişiyordu. Şimdi Orta Düzey Oymacılığa ulaşmasıyla bu yetenek de bir basamak atlamıştı.


“Hmm, fazladan bir etki? Bilgi. Yetenek. Oyma Bıçağı!”


Oyma Bıçağı Seviye 7 (50%): Zahab’ın rüyalardan gelmiş kılıç yeteneği, görünmeyenleri ve maddi olmayanları oyabileceği söylenir.

Sizin Oyma Bıçağı uzmanlığınızdan daha düşük seviyelerdeki büyülere karşı korunma sağlar. Büyüleri absorbe ederken büyüyü kullananın mana harcaması yarı yarıya azalır.

Maliyet : Saniyede 25 mana.


Weed sadece gülebiliyordu. Şövalyeler için büyücüler en kötü rakiplerdi. Uzun menzilli büyü saldırılarını atlatmak çok zordu. Ama Oyma Bıçağı büyüyü absorbe edebiliyordu. Büyücülerin harcadığı mana yarıya inse de bu durum bile vurulmaktan binlerce kat daha iyiydi.


//  WALKING ALONE


“Oyma Bıçağının mana ihtiyacı yarıya düştüğüne göre belki de onu Üçlü Saldırı veya Sırttan Deşmeyle beraber kullanabilirim.”


Oyma Bıçağı bir saldırı geliştirmesinden çok daha fazlasıydı. Oyma Bıçağını Düzensiz Kraliyet Kılıç Tekniğiyle kombine etmek akıl almaz derecede mana kullanırdı fakat Weed sonuçlarının da benzersiz olacağına emindi. Bununla beraber Heykel Yıkımı* da vardı.


//Sculpture Destruction


“Bilgi: Heykel Yıkımı!”

Heykel Yıkımı : Oymacının Yeteneği

Kendi yaptığı eserleri parçalamanın getirdiği öfkeyi bir günlüğüne kuvvete dönüştürür. Sanat statı geçici olarak savaş tabanlı bir stata evrilir. Uyarı: Şöhret ve Sanat statı düşecek ve 1 günün sonunda geri dönmeyecek.

Sıradan bir eseri yıkmak: Sanat statı x2 Kuvvete dönüşür. Sanat -1, Şöhret -20.
İyi bir eseri yıkmak: Sanat statı x4 Kuvvete dönüşür. Sanat – 5, Şöhret -100.
Harika bir eseri yıkmak: Sanat statı x6 Kuvvete dönüşür. Sanat -10, Şöhret -200
Bir başyapıtı yıkmak: Sanat statı x20 Kuvvete dönüşür. Sanat -30, Şöhret -1000.*


// Sanat Eserlerinin sınıflandırılması: Sıradan eser –> İyi eser –> Harika eser –> Başyapıt(ordinary- fine- great- masterpiece)


//Weed’in Baran köyünde yaptığı Freya Büstü iyi eserdi.


Kuvvete dönüşen sanat statı miktarı, yok ettiğiniz sanat eserinin kalitesine bağlıydı.


Sıradan bir eseri yok edince Sanat statınızın 2 katını bir günlüğüne kuvvete ya da çevikliğe dönüştürebiliyordunuz, iyi ya da harika bir eser yok edince bu oran 4 ya da 6 katına çıkabiliyordu.


Bu, düşük kuvvete sahip oymacılar arasında sıklıkla kullanılıyor olabilirdi. Oyunda yalnızca oymacılıkla uğraşan oymacıların Sanat statları çok yükseklerde olabilse de avlanmaları statları yüzünden neredeyse imkansızdı. Bu yetenek Sanat statlarını diğer statlarla değiştirmelerine izin vermesine rağmen Şöhret ve Sanat statlarına uyguladığı cezalar ileride problem olabilirdi.


Sanat statı müsrifçe harcanabilecek kadar kolay kazanılmıyordu. Bir sanat eserini yıkmanın cezası o kadar ağırdı ki kullanmak zor ve çok tedirgin ediciydi.


Başka bir ifadeyle, bu yetenek iki ucu keskin bir kılıçtı. Weed bu yeteneğe asla ihtiyacının olmamasını dileyerek aklından uzaklaştırdı. Heykel Yıkımı olmadan da güçlü olabilirdi, Oymacılığı Orta Düzeye çıkartmasıyla gelen her şeye fazladan 10 stat bunun kanıtıydı. Ayrıca Oyma Bıçağı yeteneğinin gücü inkar edilemezdi.


Weed bu avantajların keyfini süren tek kişi değildi. Aşçılık, demircilik, balıkçılık, terzilik, çiftçilik gibi tüm ticaret yetenekleri uzmanlık seviyesi yükseldikçe hem tüm statları arttırır hem de şöhret sağlardı. Orta Düzeye çıkmak tüm statlara 5 eklerken İleri Düzeye ulaştığınızda tüm statlarınız 10 artardı.


Şimdilik kimse Ustalık seviyesinde ulaşacağınız fazladan puanların sayısını bilmiyordu. Yeteneklerin gelişmesi tamamen oyuncuyla ilgili bir şeydi. Normal oyuncuların iki katı puan kazanan Weed’in durumuysa(10 puan bonus almıştı)* normal oyunculardan farklıydı. Weed özel bir sınıfa aitti(Moonlight Sculptor) ve Zahab ile ilgili görevden elde ettiği bıçağa sahipti, işte bu sayede daha hızlı gelişmişti…


// 2 katı puan almasının nedeni özel bir sınıfının olması


Daha önce kimse bir yeteneği Ustalık seviyesinde öğrenememişti çünkü bunun lanet olası bir zorluğu vardı. Weed sadece Orta Düzeye ulaşmak için bile çok fazla efor ve zaman harcamıştı. Orta Düzeyden Ustalık seviyesine çıkmak çok çok daha zor olacaktı. İşte tam bu anda ne olursa olsun bütün zanaat yeteneklerinde Ustalık Seviyesine çıkmaya karar verdi.


Weed gücünü narin estetik kaygılardan ya da içinde yanan sanat aşkından almıyordu, onu ayakta tutan şey bitmek bilmez çalışma azmiydi.


Ölü Adamın Mağarası 120. seviye civarındaki Dullahanlarla İskelet Paralı Askerlerinin, bununla beraber 110. seviye civarındaki Hortlakların bulunduğu bir avlanma sahasıydı. Hortlakların seviyeleri düşük olsa da her zaman 4-5 kişilik gruplar halinde dolaşıyorlardı. Ayrıca gelişmiş veya İsimli* Hortlaklar bazen 130. seviyeyi aşıyordu.


//named


Dullahanlar ve İskelet Paralı Askerleri büyük bir kılıç kabiliyetine sabitti, yani savaşmak zorlayıcıydı. Fakat Hortlaklar* hantal ama sağlam savunmalarına güvenerek sadece üstünüze atılıyorlardı.


// Bildiğin zombi bunlar


Weed onların şiddetli saldırılarından nasıl kaçınacağını anlamıştı.


“Güzel. Bu mekan mükemmel.”


Weed Ölü Adamın Mağarasını yeni avlanma sahası olarak seçmişti. Dullahan, İskelet Paralı Askeri ya da Hortlak, ne olursa olsun İsimli yaratıklarla savaşmanın inanılmaz avantajları vardı.


Bu da savaşmak için yumruklarını ve kılıcını kullanan Weed için harikaydı.


İğrenç İskelet Savaşçılar orada burada karşısına çıksa bile büyüleri artık Weed’e işlemiyordu. Oyma Bıçağının büyüleri durdurma özelliği bazen büyülerin geri tepmesine neden oluyor ve büyücüyü kötü br durumda bırakıyordu.


Yansıyan büyü oranı Oyma Bıçağı seviyesine bağlı gibi görünüyordu. Bunu geliştirebilmek için daha fazla oyma antrenmanı yapmalıydı. Şimdilerde Oymacılık yeteneğini geliştirmek en az EXP kazanıp seviye atlamak kadar önemliydi.


Weed işler çok çok iyi gitse bile Ölü Şövalyelere karşı tedbirliydi. 200. seviyenin üstündeki bu canavarlar Ölü Adamın Mağarasında daha sık ortaya çıkıyordu. Sürekli dolaşıp hiçbir bölgeye bağlı kalmıyorlardı. Ölü Şövalyelerin görüşleri bozuk olduğundan Weed köşeyi döndükten sonra rahatlayabiliyordu. Şansını zorlayıp bir hendek kazmaya çalışırkense karşısına bir Ölü Şövalye çıktı.


“Ne zamandan beri böyle oldum…”


Weed Büyü Kıtası oynarken son seviye karakteri için hiçbir canavar dikkate değer sayılmıyordu ama şimdi Ölü Şövalyelerden saklanmak zorundaydı.


Bununla birlikte Weed biraz tatmin de hissediyordu. Yüksek mana yenilenmesi ve ilkyardım yeteneği sayesinde kaybettiği zamanı en aza indirmişti.


Bun sayede daha hızlı seviye atlıyordu. Bunun yanı sıra burada ilk kata göre daha iyi itemler düşüyordu. Weed bazen çok gözü kara olabilse de bu kadar ileri gittikten sonra biraz daha risk almak kimseyi incitmezdi, değil mi?


“Dullahanlar avlanmak için en iyi yaratıklar şu anda. Ama ya daha iyisi varsa? Ölü Şövalyelerden biraz daha zayıf ama iyi EXP veren bir yaratık olsa hiç de fena olmazdı…”


//Adam çok açgözlü lan. Bir gün Weed’i yakalayıp dövecekler eşşek sudan dönesiceye kadar….


Weed ihtiyatla ilerlerken saklanma yerlerini ve hazırladığı zulaları aklında tutuyordu. Kimsenin ona bir şey öğretmesine ihtiyacı yoktu, o bir hamamböceği gibi basitçe uyum sağlıyor ve hayatta kalıyordu.


Birçok Hortlak ve İskelet Paralı Askerini geçtikten sonraysa bir yeraltı nehrinin sakince aktığı genişçe bir alana girdi.


Çiçekler ve hatta şifalı otlar her yerden fışkırıyordu. İskelet Savaşçılarla son savaşından beri dinlenmemişti. Matarasını akan suda doldurdu ve tam oturmak üzereyken bir siluet* gördü.


// ‘Silhouette’ kelimesinin türkçesinin karartı olması lazım. Ama siluet kelimesinin kendine ait bir aurası var o yüzden böyle bırakıyorum.


“Kimsiniz?” diye sordu kız. Kızın başında onun uyanmasını bekleyen Weed sıçradı.


“Ben Weed. Ya s-senin ismin?”


Bu kaba bir konuşmaydı, hiç onun tarzı değildi. Weed daha önce hiç burada kendinden başka birisinin olmasını beklememişti.


Uyandığında bakışları… tam da Weed’in hoşlandığı tiptendi.


“Benim ismim Da’in.” dedi kız, soğukça gülümseyerek.


Hyun daha önce pek fazla kızla karşılaşmamıştı. Tabii ki sınıfında kızlar olmuştu ama onlarla hiç özel zamanlar geçirmemişti. Hyun’a yanaşmak isteyen kızlar oluyor, onun hüzünlü ve bağımsız aurasının çekici olduğunu söylüyorlardı. Hyun ise onları aptal olarak görüyordu.


“Bunun havalı olduğunu mu zannediyorsun? Aklını kullanarak kendini geliştirmeyi dene.”


Hiçbir kızla çıkmamıştı da. Yemeğe çıkmak hatta dışarıda kahve içmek bile para demekti. Hyun yiyecek ihtiyacını marketten ve evde pişirdiği ekonomik yemeklerden çıkartıyordu. Kızlarla dışarı çıkıp yemek yemeyi veya özel günlerde hediyelere o kadar para dökmeyi aklı almıyordu.


Bunların yanında diğerleri sırf film izlemek için servet ödüyordu. Weed’in televizyon izlediği ilk zaman, bir telefon direğine tırmanıp komşusunun penceresinden baktığı zamandı. Sonrasında birisinin dışarı attığı tüplü bir televizyonu eve getirmişti ama pek de izlediği söylenemezdi çünkü elektrik yakıyordu! Sadece gece yarısı civarı elektrik ücretlerinin düştüğü zamanlarda izlerdi, o da belki. Sonuç olarak kirli-çıkı Hyun’un kızlarla neredeyse hiç tecrübesi yoktu.


Da’in. Bu isim Weed’in hafızasının derinlerine kazınmıştı. Her erkeğin bir rüyalarının kızı olurdu. Weed de bir istisna değildi.


Hayallerindeki kadının uzun doğal saçları, genç ve zeka dolu bir yüzü ve nazik ve çekici bir gülümsemesi vardı. Tabii bunlar detaylardan fazlası değildi.


Eğer bir kadına ilk görüşte aşık olursanız o sizin hayallerinizdeki kız olurdu. Weed Da’in’e sadece birazcık vurulmuştu o kadardı*!


// Seoyoon’u unuttu pezo


Kimseye güvenmiyorum.


O, uzun süredir beraber avlandıkları Pale ve Surka’ya dahi tam olarak güvenmiyordu, insanlar değişirdi.


Arkadaş gibi gözüken birisi zamanı gelirse tereddüt etmeden kafanıza sıkabilirdi.


Weed’in felsefesi ‘Verdiğin kadar al; ne daha fazla, ne de daha az’ idi. Ailesi dışında kimseye güvenemezdi.

// İŞTE WEED‘IN KAFASI


Weed’in bakışarı keskinleşmişti.


“Da’in. Buraya nasıl geldin?”


Cennet Şehrinde Sadece Avianlar yaşıyordu. Bir insan buradaysa aşağıdan tırmanmış olması gerekirdi ve kıyafetlerine bakılırsa bir maceracıydı.


“Buraya mı? Ben geleli 3 ay oluyor?”


Üç ay. Weed’in zihninde bir şimşek çaktı.


“Cennet Şehrini keşfeden grubun üyelerinden biri olabilir misin?”


“Evet, Ben de o partinin içindeydim ama bu konu hakkında konuşmak istemiyorum.”


“Ne demek istiyorsun?”


“Burada sadece ben kaldım.”


“Anlıyorum.”


Da’in zarifçe esnedi ve gerindi.


“Ben 134. Seviye Şamanım.”


Seviyesi Weed’in düşündüğünden daha düşüktü. Ölü adamın mağarasında rahatça uyurken gördüğü için onun en az 170. seviye olduğunu varsaymıştı. Weed’in 109 seviyede orada olması da başka bir anormallikti. Normal bir oyuncu buna cüret edemezdi.


“Lafı nereye getirmeye çalışıyorsun?”


“Eğer sen de teksen parti kuralım. Ne, sen istemiyor musun?”


“Hayır, kulağa iyi geliyor.”


Weed’in kabul etmesinin arkasındaki sebep ne ona güvenmeye başlaması ne de onun birçok yönden hayallerindeki kıza benzemesiydi.


Weed (Şüpheleri olmasa bile) kendisiyle yeni tanışan bir kızın parti kurmak istemesine güvenemezdi. Ama düşmanlarını yakında tutmayı severdi.


Bu kız şüpheliydi. Her şeyin yanı sıra Weed bu mağarada pek çok zula hazırlamıştı ve Da’in’i onlarla yalnız bırakamazdı.


Şamanlar dostlarının kuvvetini, çevikliğini veya hızını arttıran ak büyüyü kullanabildikleri gibi düşmanlarının statlarını düşüren kara büyüyü de kullanabilirlerdi. Saldırgan büyüler yapabilirler ve iyileştirebilirlerdi, zehirleri arındırır, lanetleri kaldırırlardı. Aynı zamanda kılıç ve gürz gibi silahlar kuşanıp fiziksel dövüşlere de girebilirlerdi.


Esas olarak onlar tüm sınıfların karmasıydı! Her yönde yeteneklerinin olmasına rağmen hiçbir alanda seçkin olamamaları onların popülerliğini düşürürdü. İyileştirme yetenekleri rahiplerden daha güçsüzdü, kullandıkları lanetler kara büyücülerininkilerin yanından bile geçmezdi, dövüş kabiliyetleriyse ancak ok yerine kılıç kullanan bir okçu kadar iyiydi.


Düşük Can, Düşük Yaşam Güçleri vardı ve büyü konusunda bir büyücüden daha kötüydüler. Statları tek bir alanda yoğunlaşmıyor, neredeyse eşit dağılıyordu, yani bu sınıf pek de işe yaramıyordu. Weed’in Da’in’den onu yavaşlatmaması dışında hiçbir beklentisi yoktu. Belki de Zuladaki itemlerini yerlerinden çıkartıp üstünde taşımalıydı.


“Grr!”


Bu sırada İskelet Paralı Askerleri gözükmüş ve Weed gerilmişti. Şimdiye kadar hiç 3’ten fazla İskelet Paralı Askeriyle tek seferde dövüşmemişti.


Beşiyle birden yüzleşirkense ne kadar yetenekli olursa olsun zorlanırdı.


Arkası dönükken yediği bir veya iki darbe kayda değer bir hasar verirdi ve savaş bitene kadar ilkyardım yapamayacak olması işleri daha da zorlaştırırdı.


Derken Da’in sağ elini havaya kaldırdı ve bir büyüye başladı.


“Kadimlerden gelen cesaretin ışığı; bu kahramana düşmanlarıyla savaşması için gereken gücü ver! Güçlendir!”


Weed’in vücudu parlak bir ışıkla boyandı ve kuvveti neredeyse 100 puan arttı. Ardından Da’in kollarını, kucaklanmayı beklediğini düşündüren bir zarafetle kaldırdı.


“Geçmişi unutturan meltem. Hafifleyen kalbinle düşmanınla yüzleş. Rüzgar adımların olsun. Ayağa kalk, cesaretini topla ve parçala.”


Weed’in Çevikliği ve Hızı kayda değer ölçüde artmıştı. Sadece bir adım atmıştı ve şimdiden koşuyor gibi hissediyordu.


“Sen, ölümü getirmekle görevlendirildin, kan ve katliam, savaş alanı senin yuvan olsun! Kan şehveti!* ”


//Bloodlust, Arkadaş bu kız Dazzle+Beastmaster+Ogre Magi+Venge gibi bir şey, her takıma lazım.


Da’in’in çeşitli Şaman güçlendirmeleri Weed’in statlarına tavan yaptırmıştı, şu anda beş İskelet Paralı Askerini kesmek onun için çocuk oyuncağıydı. Ama o anda Da’in İskelet Paralı Askerlerine lanetler fırlatmaya başladı. Kuvvetleri ve hızları düşmüştü ve artık savaşta kaybettikleri canlarını yenileyemiyorlardı.


‘Bir Şamanın bu kadar güçlü olmasının hiçbir yolu yok!’


Weed durumu anlayamıyordu. Bu yüzden beş İskelet Paralı Askerini kolayca öldürdükten sonra, yerdeki itemleri bile almadan sordu.


“Senin büyün 134. seviyeye göre inanılamayacak düzeyde. Bu nasıl mümkün olabilir? Nedenini anlayamazsam artık bir parti olamayız.”


Onun hislerini incitme riskini almıştı ama kız gülümseyerek cevap verdi.


“Hobilerim yüzünden böylesine güçlüyüm.”


“Hobiler?”


“Evet, lütfen deli olduğumu düşünme. Ben canavarları öldürmeyi sevmiyorum, ben sadece…” Utanarak konuşuyordu.


“Ben canavarlar üstünde lanetler ve kutsal büyüler kullanıyorum, bazen de uzun menzilli saldırı büyüleri. Bunlardan sonra da canları düşmüş oluyor ve onların üstünde İyileştiren Elleri kullanıyorum…”


“Canavarların üstünde mi?”


“Evet, etrafta böyle şeyler yaparak geziyorum işte.”


Da’in’in söylediği şeyler şok ediciydi. 134. seviyede olmasına rağmen büyüsü çok gelişmişti. Öyleyse Da’in zindanda İskelet Paralı Askerlerini, Dullahanları ve Hortlakları lanetleyerek ve sonra da iyileştirerek dolanıyordu…

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32561 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43274 Bölüm Sayısı


creator
manga tr