Lms 19.9 : Seoyoon'un Varışı

avatar
1942 17

Legendary Moonlight Sculptor - Lms 19.9 : Seoyoon'un Varışı


Çevirmen : Clumsy-nim



“Ölümsüz ordusu lejyonu 3 kat büyüdü. Artık dışarı çıkmak için ne o kadar çok sayıda iskelete ihtiyacım var ne de birliğe.”

 

Weed Liç yeteneklerinden her savaşta faydalanabilir ve uçan ölümsüzler yaratabilirdi! Fakat fazla açgözlülük avlanmayı riskli hale getirebilirdi, dolayısıyla ucuz olsalar da ölümsüz sayısını arttırmıyordu. Çünkü artan ölümsüz sayısı illa da avlanma hızını arttıracak diye bir şey yoktu ve sayıları da kesinlikle sınırsız değildi. Sabit bir hızla ilerlemek adına daimi bir bakıma ve avlanma sahalarının araştırılmasına ihtiyaç duyuluyordu; bu da zaman kaybı demekti. Ölümsüzler yenik düşünce de sıra lanet büyüleriyle saldırmaya geliyordu.

 

“Meiji çağı iskeletlerinin kullanımı artmalı.”

 

-Seviye atladınız.

 

Weed gece gündüz avlanarak bir seviye atlamıştı. Ancak canavarlar da güçleniyordu. Gece saatlerinde istatistiklerinde %30 artış gerçekleşiyordu. Weed başkalaşım geçirdiği için de ay ışığı oymacılığının faydaları geçerli olmuyordu. Bununla birlikte liçin büyülü lanetleri ve kara büyüleri gece vakti geniş bir etki alanına sahip oluyordu, yani durum o kadar da fena değildi.

 

“Nihayet seviye 370.”

 

Yaptığı görevler ve heykellere hayat bahşedişi, Weed’in seviyesini istatistiklerine kıyasla bir hayli eksik bırakmıştı. Artık en uygun çözüm olduğu için avlanarak seviyesini arttırabilirdi. Fakat canavarların seviyesi çok yüksekti ve ortalık çok çıplak olduğu için heykel mirası civarında gizlice ilerlemek çok zordu. Las Phalanx’ta sıklıkla büyük depremler de gerçekleşiyordu.

 

“Yine mi?”

 

Ne zaman büyük bir deprem olsa hızlıca nispeten güvenli bir alana sığınıyordu.

 

‘Takur ruka ruka ruk’

 

Volkanik zemin sarsılınca her şey dengesini yitiriyordu. Tair Porsukları, İskele Babaları ve Kaos Savaşçıları hızla gizlenme alanlarından dışarı çıkıyordu. Ejderler, yakınlardaki depremlerden kaynaklı patlamalardan kaçınarak uçuşuyordu. Hem hava hem kara yaratıkları hep birlikte kaçışıyordu. Çarpıcı ve korkutucu bir manzaraydı. Köstebeğe benzer kocaman bir yaratık da zeminden kafasını çıkartmış, donakalmış ve sonra da koşmaya başlamıştı. Yaratıklar hızla daha da derin bir paniğe kapılıyordu. Gerilim yükseliyordu.  

 

Geumini, “Gol gol go, sıcaklık yükseliyor. Kaynak ısınmış.” dedi.

 

“Ondan değil.”

 

Lavlar dağların altından çukurlar açıyordu.

 

“Kesinlikle……Lavlar tersten fışkırıyor ve yakınlardaki kuzey dağ sırasından kara dumanlar yükseliyor… Kuah. Yok artık.”

 

“Volkanik patlamalar!”

 

Versailles kıtası geçit alayı! Buzlu fırtınaların ardından volkanik patlamalar! Sağa sola düşen ateş topları. Canavarları eriten, ezen ve yakan iri taşlar.

 

“Geri çekilin! Dağılın!”

 

Emirlerini veren Weed, ölümsüz lejyonunu nehre yönlendirdi. Volkanlar patlarken etraflarındaki bölgeyi yok etmek adına kuyrukluyıldıza benzer tonlarca alevli kaya gönderiyordu. Dünyanın sonu gelmiş gibi görünüyordu ve son derece izlenilesi, hoş bir manzaraydı.

 

Volkanik lavlar havadaki ters akıntıların içerisinde kuvvetle yükseliyordu. Volkanların tepesine denk gelen devasa kayalar korkunç yaz yangını topları misali çöküyordu. İnsanın başını döndürecek derecede korkutucu bir manzaraydı. Yerden buharlar fışkırıyor ve kaskatı arazileri ikiye bölüyordu. Çatlaklardan lavlar akıyordu. Weed ve ölümsüzlerse aceleyle nehre koşturuyordu.

 

“Her şeyden öte, bir ateş topu yüzünden ölmek hiç ama hiç adil olmaz. Buna müsaade edemem. Gerçi şu manzaraya uzaktan bakınca birazcık fırınlanmış tatlı patates yesem fena olmazdı gibi.”

 

Weed, fırınlanmış tatlı patatesleri düşünerek volkanik patlamaları izliyordu. Depremler ve volkanik patlamalar tam 2 saattir süregeliyordu. Yeterince hızlı kaçamamış ve birkaç zombisiyle ölümsüzünün yok edilişiyle hayatta kalanların sayısı 65e inmişti. Toprak hareketleri sabitlendikten ve zeminde akan lavlar sertleşip karardıktan sonraysa Weed, nihayet kendisini nehrin yanında saklandığı kayaların ardından çıkacak kadar güvende hissetti. Ölümsüzler, Geumini, Sarı Oğlan, her biri volkanik patlama yüzünden kurumla kaplanmış ve perişan olmuştu.

 

“Versailles Kıtasında böyle bir gösteriyle karşılaştığıma göre hiç şansım yok demektir.”

 

Böylesine ünlü bir manzaraya sahip bir yeri seçip de insanın ömründe bir kez göreceği bir şeye tanık olduğu için kötü şansını suçluyordu! Weed, tüm bunlardan sonra ölümsüz olabilecek 800 objeyi sürükledi. Sistem kayıtlarını dinlediği için önceden enjekte edilmiş belli bir miktar manayla bile birkaç ölümsüzün tamamıyla yok edilebildiğini biliyordu. Ölümsüzleri bir gölgenin altında ya da bir mezarın veya tabutun içerisinde kendisini bekliyordu. Ölümsüzlerin bakımı nedeniyle de manasının üçte biri tükenmişti.

 

“Lütuf dönemi on iki gün daha devam ediyor. Üç seviye daha atlarsam ölümsüz ordusunun etkinliğini arttırmak için yeter de artar bile herhalde.”

 

O gün avlanma hızı ikiye katlanmış ve tecrübe barı %39 daha ilerlemişti. Yeryüzü Tanrıçasının lütfu sayesinde yemek yemek ve uyumaktansa avlanmayı tercih ediyordu. Tair Porsukları hazırlanmadıkça tuzlu bir tada sahip oluyordu. 300 seviye civarı gruplar, büyük miktarlarda avlanabilecek şekilde gölgelerde pusuya yatıyordu. Tair Porsukları öldüklerinde mücevher ve nadir bulunur öğeler düşürüyorlardı. Weed, bir sürü küçük mücevher biriktirdiğinde pek çok insanın bol bol para saçacağı bir takı yapabilecekti.

 

“İskele Babalarından neler düşürebilirim merak ediyorum doğrusu.”

 

Yüksek seviyeli Babaları avlamayı açgözlülükle hayal ederken riskleri de hesaba katıyordu. Ölecek olursa halihazırda ölümsüz olduğu için ölümü reddetme opsiyonu reddedilebilir ve yeryüzü tanrıçasının lütfunu yitirebilirdi.

 

“Tair Porsukları besin zincirinde aşağılarda. Bir sonraki adımsa Babalar.”

 

Elbette Las Phalanx’ta Weed’in henüz saldırmadığı bir sürü yüksek seviyeli canavar vardı. Onların yüksek seviyeli saldırılar gerektirmesinin yanı sıra bulundukları yer de avlanılması zor bir bölgeydi. Besin zincirinin en diplerini Babaların oluşturduğu düşünülünce işler yakında zorlaşacak demekti. Fakat Weed’in onları avlamak için Tair Porsuklarını kullanmanın kafi olacağı konusunda yeterince kendine güveni vardı. Ölümsüz ordusu lejyonunu geçici olarak %40 büyütmüştü. Bu nedenle çok fazla mana kullanıyordu ve bunu uzun bir süre devam ettiremezdi ancak büyük bir hasar vermek için iyi bir hareketti.

 

“Ah, ölümsüz ordusu lejyonumla çok gurur duyuyorum. Hadi gidip avlanmak için Babaları arayın. Onları gördüğünüzde de ayaklar altına alın. Ben bizler için yeni yoldaşlar yaratacağım. SALDIRIN!”

 

Bir kayanın ardına saklanarak talimatlarını sıralıyordu. Ölümsüzlerse Babalara izdiham yaratmaya gidiyordu. Panterleri andıran yaratıklar, koca alev sütunları arasında çevik bir şekilde koşturuyordu. Ölümsüze dönüşmüş Tair Porsuklarının alev direnci epey azalmış olsa da Babalara rahatlıkla tutunabiliyorlardı. Weed olanları gözlemlerken Babalar zıplayıp zombileri silkip alevlere atıyor, geriye yanık et öbekleri kalıyordu.

 

“İşte şu savaş var ya. Babalar zombi yakmanın müptelası olmuş.”

 

“Kemik kalkan!”

 

“Kemik ok.”

 

“Hava Ateşleyici.”

 

100ü aşkın iskelet büyücü hep bir ağızdan çeşitli güçlendirmelerle büyü yapıyordu. Tair Porsukları varları yoklarıyla Babalara tutunuyordu. Bu sayede iskelet şövalyeler kılıçlarıyla saldırabiliyordu.

 

Weed ise Aslan Kükreyişini kullanıyordu.

 

“Savaşın! Sizler ölümsüzsünüz! Bu topraklara kaybın tanımı olduğunuzu kanıtlayın! Bu dünyanın silahlı kuvvetlerine gücünüzü gösterin! O güçsüz piçlere saldırın!”

 

Babalar güçlü ve hızlıydılar. Ancak iskelet büyücülerin büyü saldırıları sonsuzdu! Güçleri ve kuvvetleri de yeterince fazlaydı. Dahası, Weed’in elindeki 480 iskelet şövalye ve diğerleriyle toplam sayı 900e çıkmıştı. Öldürdükleri Babalar da ölümsüze dönmüştü. Ancak canlı oldukları zamana kıyasla dengeleri çok daha kötüydü ve bir sonraki mücadelede dördü, yarasalar yüzünden ölmüştü.

 

-Değerli bir tecrübe edindiniz.

Ruh Çağıran yetenek yetkinlikleri gelişti.

1. sınıf deri dikiş malzemesi elde ettiniz.

 

“Ölümsüz ordumun büyük bir kısmını kaybettim. Ama %1.6 tecrübe kazandım. Ve de Baba derisi!”

 

Düzenli olarak Baba avlamak zor bir işti. Geri kalanlar iz sürerken Weed de ölümsüz sayısını arttırıyordu. Babalara rastladıklarında onları avlıyorlardı. Babaların cesetlerinden doğan ölümsüzlerin kalitesi çok daha iyi oluyordu. Canlılıkları ve kuvvet istatistikleri daha yüksekti. Ölümsüz olduktan sonra eksikliklerini çektikleri tek şey ateş nitelikleriydi.

 

-Ölümsüz Çağırma yeteneği Orta Düzey 8. Seviyeye ulaştı.

Ceset çağırma kabiliyeti gelişti. Artık daha yüksek kalite bedenleri idare edebileceksiniz.

Ölümsüz Çağırımını Kavrayış 1. Aşama: 1,219.

Ölümsüz Çağırımını Kavrayış 2. Aşama: 461

Ölümsüz Çağırımını Kavrayış 3. Aşama: 17

Ölümsüz Çağırımını Kavrayış 4. Aşama: 6

Ölümsüzlerin maksimum sağlık ve hasarı yükseldi.

Ölümsüzleri ayakta tutarken harcanan Mana miktarı bir nebze azaldı.

 

Ölümsüz Çağrımını Kavrayışın artmasının etkisi, bir dizi yeni yetenek kazanmaktı.

 

4. Aşama Çağırma yetenekleri ölümcüldü! Savaşçıların ruhlarının musallat olan bedenleri yaratılıyordu. Mükemmel dövüş becerileri sergilemeleri ve aynı zamanda korku uyandırmaları gerekiyordu. Ölümsüzlerin güç başlığı kaldırıldığında dahi çağrılmaları korkutucuydu. Ruh Çağıranların en iyi yeteneklerini kullanmak, arınma gibi büyüyle ilişkili yeteneklere kıyasla çok daha zordu.

 

Ölümsüz çağırımı bir yana kara büyü ve lanet büyüleri yalnızca ufak miktarlarda artış sağlar, pek bir şey kazandırmazdı.

 

“Ölümsüz Çağrımının en iyi 4 yeteneği aynı. Belki de insana döndüğümde güçleri artacaktır?”

 

İnsana döndüğünde belli bir dereceye dek uzanan çeşitli cezalarla karşılaşacak olmalıydı ama seviye atlayışı o kadar da fena değildi. Bununla birlikte ölümsüzlüğün sınırsız yaşam gücüne sahip olma avantajını yitirecekti.

 

“Savaşın! Öldürün! Her şeyden kurtulun!”

 

Ölümsüzlerin sayısı artmış ve artık Tair Porsukları, ölümsüz at adamlar ve Babalar aynı mekanı işgal eder hale gelmişti! Yeryüzü Tanrıçasının lütfu 373. seviyeye dek avlanmayı mümkün kılıyordu. Böylesine uzun süreliğine lütfa sahip olan Weed’in 1-2 günlüğüne dinlenmeye zaman bulamadığı bile oluyordu. Yalnızca avlanmaya yoğunlaşıyordu. Ve sadece elde ettiği sonuçları karşılaştırıp yeni iz sürme pozisyonlarına odaklanmak adına mola veriyordu.

 

“Burası nadir rastlanır bir avlanma sahası.”

 

Las Phalanx’ta nehir civarı pek çok tecrübe ve öğeye ev sahipliği yapsa da bu yalnızca yüzeyseldi. Ancak Weed, örgütlenmeyle birlikte maksimum etkinlikle hareket edebilirdi.

 

“Efendiden emirler geldi. Düşmanları imha edin.”

 

Ölü Şövalye Van Hawk, 30 Babadan oluşan bir gruba öncülük ediyordu! Doğru büyülü malzemelerin eksikliğinden ötürüyse hatırı sayılır büyüklükte bir Golem yaratılamıyordu.

 

-Ham siyah cevher elde edildi.

Onarım elde edildi.

10 Tair Porsuğu kanadı derisi elde edildi.

Yırtıcı çiçek fırçası elde edildi.

10 cüce Baba deri pantolonu elde edildi.

 

Weed, nadir rastlanır birkaç öğe elde etmişti.

 

“Tanımla!”

 

****

 

Cüce Baba deri pantolonu. Dayanıklılık: 65/70 Defans gücü: 58

Las Phalanx’a gelen biri Babaları avlayarak deri pantolon yapmaya karar vermiş. Bir cücenin titiz ellerinden çıkma bir öğe.  

Seçenekler: %28 Ateş direnci.

Babalarla aranızdaki düşmanlık kuvvetlendi.

 

****

 

Bölgeyi keşfederken oyma izlerine denk geldiği de oluyordu.

 

“Tanımla!”

 

****

 

Kırık Heykel. Dayanıklılık: 3/25. Lavlar bu heykelin bir kısmını eritmiş. Lakin bu süreçte Las Phalanx’ın bir kısmı yaratılmış. Parçanın orijinal şeklini çözmek imkansız. Yalnızca çok ufak bir kısmı bütünlüğünü korurken en kaba tahminler bile kimin tarafından yaratıldığını belirleyemiyor.

Sanatsal Değer: 2

Özel Seçenekler: Onarmak imkansız.

 

****

 

Las Phalanx civarında yerlerinden kaldırılması imkansız ve fazlasıyla hasarlı çok sayıda heykel bulunuyordu. Ancak yine de birinin kalbi ve ruhuyla yaratılmışlardı!

 

“Bu ganimet diye bile satılmaz ki!”

 

Diyen Weed, kırık heykelleri gördüğü haliyle bırakıp ilerliyordu.

 

***

 

Seoyoon hayvanları dinliyor ve onlar da tıpkı birer müşteri gibi çözmesini istedikleri sorunlarını anlatıyorlardı.

 

“ …ve bu da gerekli. Bir de küçük bitkilerden toplaman mümkün mü? Birkaç arkadaşımla randevum var ama sana kırmızı çiçeklerden getirebilecek olmalıyım. Kırmızı çiçeklerin çocukları önlemeye yardımı dokunur, değil mi? Birazcık dolaşmam gerekecek ama bir kez koklarsam gözden kaçırmayacağıma eminim."

 

"Her gece tuhaf bir rüzgar duyuyormuş. Sebebini bir araştırıver lütfen."

 

Küçük ve sevimli hayvanlar Seoyoon’dan bazı kaynaklar talep ediyordu.

 

“Karşılığında sana çiçeklerin yerini söyleyeceğim. İnsanların bulmak için can attığı çiçeklerin yerini biliyor olacaksın."

 

“Bir yaranın iyileştirilmesi için yardımını rica ediyorum.”

 

“Kediler için bir su çeşmesi var mı?”

 

Hayvanlar oldukça bilgiliydi de.

 

“Birkaç tüylü kutup tilkisinin bu yönden geçtiği aklında bulunsun. Sana daha güvenli bir ormanı öğreteceğim.”

 

Doğru bilgi kullanıldığında orman görevlerinde büyük adımlar atmak çok daha kolay oluyordu. Görev ödülleri de epey iyiydi. Ormanda ve dağlarda yaşayan hayvanlar o bölgelere aşinaydı. Ayrıca madenlerin, nadir yaşam alanlarının ve doğrudan erişilemeyen gizli hazinelerin konumlarını da biliyorlardı. Seoyoon onlarla doğrudan konuşmasa da hayvanlar onun ne kastettiğini anlıyor ve aralarında bir iletişim gerçekleşiyordu. Genç kız, onları okşayarak hayvanlarla arasındaki yakınlığı arttırıyordu. Tilki kürkü ve kedi çeşmesi görevlerinin ödülleriyse oldukça ilginç bir şeye yol açmıştı.

 

-Ve annenin topraklarının ötesinde periler tarafından yaratılmış, boyutları aşabilen bir kapısı olan bir zindan bulunuyor.

 

-Yalnızca giriş yolundan geçerek istediğimiz yere gidebiliyor muyuz gerçekten? Bu peri kapısı çok ilginçmiş.

 

-Yalnızca iki aylığına kullanılabiliyormuş. Eğer merak ediyorsan, annem bunun gerçekliğinden emin. Ee, bu güzel bir ödül mü? İnsanların daima böyle şeyler istediğini duymuştum. Onlar genellikle parayla ödüllendiriliyorlarmış.

 

-Her zaman için öyle değil, bana verdiğin şey işe yarayacak.

 

Seoyoon böylece o zindana gitmeye karar vermişti.

 

“Burnuma tehlikeli kokular geliyor ama sorun çıkmaz bence.”

 

Sonra da Tori’nin yardımıyla peri kapısını bulmuş, yalnızca iki aylığına açılan o kapıya başarıyla ulaşılmıştı! Ve o kapı açılırken Seoyoon, gitmek istediği yeri düşünmüştü.

 

“Weed, Weed’in olduğu yere gitmek istiyorum……….”

 

***

 

“Her şeyi öldürün! Bu dünyadaki başarılı kim var kim yoksa kötü. Tair Porsukları! Silip süpürün onları!”

 

Weed, kendini avlanmaya adamış şekilde ölümsüz lejyonuna öncülük ediyordu. Besin zincirinin bir sonraki basamağıyla çarpışmakla sınırlanmış olsa da yanında Tair Porsukları ve Babaları olduğu için bir şikayeti yoktu. Mütemadiyen iz sürmek adına bir bağlantı ağı kullandıkça yetenek yetkinliği ve tecrübesi yükseliyordu. Geumini, Sarı Oğlan ve Ölü Şövalye Van Hawk ise depremlerden ve volkanik patlamalardan kaçınmaya çalışarak avlanıyor, iz sürüyordu.

 

“Zor olsa da riske değiyor.”

 

Yeryüzü Tanrıçasının Lütfunun avlanma sahalarında ilerlemeyi daha kolay kılması sayesinde şu an, mevcut avlanma sahasında avlanmak için en uygun zaman dilimiydi.

 

“Maalesef bu noktada oymacılık, aşçılık, demircilik ve dikişte ilerlemek çok zor.”

 

Ölümsüzler yemek yemiyor ve onlara heykel etkileri işlemiyordu. Geliştirmek için bir zombiye iyi bir silah vermek gerekiyordu.

 

Weed ise en yüksek yoğunluğa sahip en maliyetsiz ölümsüz büyülerini kullanıyordu. Düşük seviyeli bir askerin silahını kaybetmesinden yana endişelenemezdi.

 

“Alev direnci olan kıyafetler yapamam, deliklerle dolup taşarlar.”

 

Las Phalanx’tan elde ettiği materyaller biriktikçe birikiyordu ama şu an için onlara erişimi yoktu. Weed’in en değerli varlıkları yüksek istatistikleri ve çeşitli üretim yetenekleriydi. Evet, Ruh Çağıran mesleği, büyü sınıfı mesleklerin zirvesini teşkil ediyordu. Ölümsüzlerle oynamak ve silah arkadaşları yaratmak mümkündü ancak materyallerden faydalanmak mümkün olmuyordu! Savaşa komuta ederken yay kullanmak gibi bir maharete bile sahip değildi ve bunu değiştiremiyordu. Savaşa komuta etmenin yanı sıra ekstra etkileri bilmek de önem taşıyordu. Ve Weed, daha iyi verim elde etmek için yeni yöntemler üzerine kafa patlatıyordu.

 

“Heykel! Lavlara yenik düşmeyecek bir heykel…”

 

Işık heykelleri havada yapılır ve nihayetinde birer heykel olurlardı.

 

“Ama diğer yaratıklar meraklanıp havalanarak onu yok edebilirler.”

 

Canavarların toplanması! Bunu istemezdi. Öyleyse dönüşebileceği bir heykel yapmalıydı. Weed, heykel üzerindeki makyaj efekti becerilerinden keyif alıyordu! Heykelin eş etkin etkilerinden faydalanarak daha fazla avantaj elde edebiliyordu.

 

“Materyaller…”

 

Burada neler vardı? Ağaç veya taş yoktu. Zemin deliklerle kaplıydı ve düşük canlılıklarından ötürü kayalarla kemik kanserine açık hale gelirdi.

 

Yine de Las Phalanx’ta yere düşmüş ve modifikasyon için kullanılabilecek olan çok fazla materyal vardı.

 

“Tanımla!”

 

“Tanımla!”

 

****

 

Küçük kristal taş: Sertlik 15/15

Bir Las Phalanx dağında bulundu.

Bir miktar şeffaf. Yüksek bir fiyata erişen ama o kadar da pahalı olmayan türden bir cevher.

İşlenerek çeşitli büyü silahları, aksesuarlar veya heykeller yapılması mümkün.

Mana arttırma etkilerini pekiştirebilir.

Materyal kalitesi: 2. sınıf

Seçenekler: Düşük dereceli büyüler bir günlüğüne mühürlenebilir.

 

****

 

“Liç ırkından vazgeçmek çok zor, o yüzden yeni bir iskelet yapacağım.”

 

Materyal kullanarak tüm vücutta değişiklikler gerçekleştirecekti.

 

“Bu materyal neredeyse görünmez…”

 

Sadece biraz koyu renk olsa da -ki bu iyi bir şeydi- ışığı yakalayıp kırarak canavarların onu bulmasını zorlaştırabilirdi. Lanet ve saldırı büyülerini tam anlamıyla saptamak ve kendisine yönelik düşmanlığın artmamasını sağlamak zor oluyordu. Yani yakın dövüşte fazlasıyla güçsüz olan ruh çağıranlar için oldukça değerli bir şeydi.

 

“Artık bir sürü büyülü değişiklik ekleyebilirim. Ölümsüzlerin kuvvet ve canlılığını fırsat bilip bu kafatasına bolca konsantre büyü sağlama zamanı.”

 

Diyerek 450nin üzerinde değişiklik gerçekleştirdi. Bütün halde tek seferde yaratmak imkansız olduğu için de her kemiği tek tek oyarak bir araya getirdi. Ve bir kemik topluluğu yarattı.

 

“Bayağı meşakkatli oldu ama orta düzey oymacılığı kullanarak avlanırken ekstra manam olacağı için sıkıntı yok.”

 

Kristal için başka kullanım alanları da bulmuş gibi görünüyordu.

 

“Demircilik ve dikişe dayalı üretimler açısından bayağı kullanım alanı var.”

 

Bir demirci dükkanında yaratılan silahların defansı yüksek olur veya arzu edilesi başka seçenekler sunarlardı. Kristal için geliştirilebilecek birçok teknoloji üretimi de mevcuttu.

 

“Demirci dükkanında temel özellikleri değiştirirsek bir enstrüman olarak kullanılabilecek hale gelebilir.”

 

Weed, yüksek oymacılık sanatı yeteneği sayesinde enstrüman çalabiliyordu. Şarkıları beterin de beteri olsa da arp performansı fena değildi. Ağaçlara bakıyor, metalleri dinliyor, enstrüman yaratılabilecek bir şeyler arıyordu. Mesela canavarların tendonları çalgı teli olarak kullanılabilirdi. Savaş gayesiyle ilerlendiğinde yalnızca yüksek savunma ve saldırıya ihtiyaç duyulacağı için bunu akılda tutarak silah yapmak, esas olarak bir demircinin işiydi. Ancak müzik aletlerinin devrimiyle her şey mümkündü. Yüksek seviyeli bir demirci olarak Weed ne zaman kıdemli bir rakip görecek olsa gözleri kısılırdı. Ancak şu anda sanat istatistikleri çok düşüktü, hatta yok denecek düzeydeydi ve maalesef ki hayatı çok zordu.

 

“Materyalleri toplamak müsriflik olur ama uzun vadede düşününce daha sonrasında, imkanım olduğunda çizim ve dikiş yeteneklerimi arttırmam daha mantıklı.”

 

Weed’in bitki bilimi ve bandaj yeteneği de ileri düzey 2. seviyedeki aşçılığıyla birlikte ileri düzeydeydi. Doğru bitki ve otlarla yazı yazılabilir veya kıyafet boyanabilirdi. Öğelerin özelliklerini geliştirmek için bile kullanılabilirlerdi. Neyse ki Versailles Kıtasında gün gelip de faydası dokunabilecek pek çok bitki mevcuttu.

 

Bitkiler kurutulup para uğruna satılabilecek olduğu için neredeyse hiçbir şey faydasız görülemezdi ancak bitkileri elde tutmayı gerektiren sebep bu değildi.

 

“Nereye gidersen git veya ne yaparsan yap, Versailles Kıtasında materyal ararken olasılıkların sonu gelmiyor.”

 

Weed, aklında avlanma gayesiyle kemikleri değiştirip modifiye ediyordu. O kemiklere bakıldığında tek tek yaratılmaları zor görünmüyordu. Bu esnada bir liçin temelleri atılıyordu. Parçalara bölünmüş ve ayrılmış hayaletvari bir iskelet hayat buluyordu.

 

“Kemikleri boyutları ve oranları tamı tamına uyuşacak şekilde onarmak birazcık yorucu olabiliyor.”

 

Vücut değişikliklerine bakarak kemikleri kendine göre ölçüyordu.

 

“Belki kilit nokta birkaç santimetre daha eklemektir? Yo. Kilit nokta daha iri ve daha fit görünmesi, daha uzun değil. Mevcut vücut durumuna bağlı kalmalı ve üzerinde olabildiğince düzenleme yapmalıyım.”

 

Bir şeyler yaratırken bilgelik ve zeka istatistikleri için sağlam bir kafaya ihtiyaç duyulurdu.

 

“Heykel dönüşümü yeteneğiyle daha çok deney mi yapsam ki? On kat daha büyük bir kafa belli belirsiz zeki görünümlü bir kafatası kadar hoş olmayabilir.”

 

Daha çok bilgi için kocaman bir kafa. Harika!

 

“Devasa bir kafatası ve iskelet modifiyesi.”

 

Maalesef Weed’in yapabildiği en büyük değişiklik kafayı mevcut halinin 1.5 katına çıkartmaktı. Yine de insan bedeninin orantısı düşünülünce rahatlıkla son derece büyük olduğu söylenebilirdi.

 

“2 buçuk metre boyunda bir adam illa da zeki olacak diye bir şey yok… Sanırım elimdekiyle idare etmem gerekecek.”

 

Koca kafalı kafatası sorunsuzca oyulup tamamlanmıştı. Talaşları süpüren elleri materyal konusunda çok daha tecrübeli hale gelmişti. Dönüşüm ve hayal gücü kavramları kültür ve sanat yaratımı için hayatiydi.

 

Artık oyun vaktiydi!

 

Kaburgalar, omurgalar, alt karın, gövde, kollar, omuz ve kafa uyarlanıp oyuluyordu. Dişlerin de elden geçirilmesi gerekiyordu. Kafadaki azı dişlerini de 1.5 kat büyütmek icap ediyordu.

 

*Ding*

 

Heykelin ismi…….

 

“Modifiye Liç!”

 

-Heykele vermek istediğiniz isim bu mu?

 

“Evet.”

 

-Bir Sanat Eseri! Modifiye Liç tamamlandı!!

-Modifikasyon ve temiz işçilik, heykellerde nadir rastlanır tezahürlerdir. Bu türün ilk örneği Sanat Merkezine eklenebilir. Kahramanca çabalara dayalı bu deneyimle modifiye bir liç yaratıldı. Lakin süreç şaşırtıcı olmakla kalmıyor. Maceraperestler için eşsiz bir sanatsal his barındırıyor. Geçmişte yapılmış benzer liçler olsa da onlar başarısızlığa meyilliydi. Erişilmesi can sıkıcı bir görünüş olması, pek çok güzellik ve lüksten ödün verilmesi nedeniyle tamamlanması zor bir eser! Bununla birlikte sanatsal hassasiyeti düşük, çünkü heykelin halihazırda verilmiş bir şekli bulunuyor. Bu dünyada daha fazlası var olmamalı.

Sanatsal Değer: 219

Özel Seçenekler: Gören kişilerin canlılık ve mana onarım hızları o gün için %16 artar.

+42 Bilgelik

+10 Çeviklik

Saldırıda 130 düşüş

Büyü gerçekleştirme hızında %8 artış

Ölümsüz avantajlarında %4 artış

Diğer heykellerin etkileriyle birleşmez.

Tamamlanan sanat eseri sayısı: 87

El Becerisi yeteneği yetkinliği gelişti.

+15 Şöhret

+1 Bilgelik

 

Kafanın oranları farklıydı. Geri kalan parçalar Weed’in tek gözlü liçinin parçalarına çok benzese de oymacılık becerisi uyuşmuyordu. Tek gözlü liç sanatsal bir heykel teşkil ediyordu ve aynı zamanda gündüz halleri de mevcuttu.

 

“El becerisi yeteneği yetkinliği yalnızca çok azıcık yükseldi.”

 

Fakat Weed buna hazırlıklıydı.

 

“Heykel Dönüşümü.”

 

-Vücudunuz eserinize dönüşüyor.

 

Weed’in kemikleri şeffaflaşıyordu. Ve kafası da bu süreç içerisinde hızla irileşiyordu. Kemikleri, soluk mor renkli belirgin bir ışıltı taşıyordu. Diğer taraftan şeffaf görünse de gizemli iskelet şeklini koruyordu.

 

-Dönüşüm etkileri dolayısıyla bilgelik ve zekada hafif bir artış gerçekleşti.

Sağlık ve manada %15 artış gerçekleşti.

Tam anlamıyla liçe dönüşmediğiniz için ileri düzey oymacılık kavrayışınız 3. seviyede.

Mana ve sağlık çekme miktarı ile etkinliği %10 yükseldi. Daha büyük bir heykel yapılması ve dönüşüm gerçekleştirilmesi nedeniyle heykelleri anlama yeteneğiniz gelişti.

 

“Hueg hueg hue”

 

Kristal kafatasının revizyonunun tamamlanışıyla Weed, tatminkâr bir şekilde gülümsedi. Artık engebeli arazilere bir yığın ölümsüz sürebilecekti! Tek gözlü liçin yetkinliği aynı anda üç lejyonu idare etmekle sınırlıyken bu haliyle daha fazlasını çağırabilecekti.

 

“Ölü Şövalye!”

 

Bol miktarda mana yakan Zombileri ön saflara gönderebilecekti. Tair Porsukları ve Babaların avlanma hızı da artacaktı.

 

***

 

Periler tarafından yapılmış olan kapıdan geçen Seoyoon, seçmiş olduğu Las Phalanx konumuna ulaşmıştı.

 

“Sıcakladım. Ve susadım da.”

 

Dağın tepesinden lavlar dökülüyordu. Dört bir yana tıpkı bir mezarlık misali kırık heykeller saçılmıştı.

 

“Neredeyim ben?”

 

Seoyoon, etrafta Weed’i arıyor ama onu hiçbir yerde göremiyordu. Elflerin pis numarasıyla hedefinin yakınlarına ulaştırılmıştı fakat aralarında hala hatırı sayılır bir mesafe vardı.

 

“Hava sıcak ve bu topraklarda güçlü bir kan kokusu var.”

 

Bu sırada Tori, ilerleyeceği yönü seçmişti.

 

“Burada gizlenen bir canavar var, ben inisiyatif alacağım.”

 

Diyerek birkaç kayanın oluşturduğu karanlık gölgelere yöneldi. Vampir klanından Tori, düşman kanının kokusunu alabiliyordu. Yani ondan gizlenmek faydasızdı! Tori ve yeni inşa ettiği vampir klanı, rakipleri savaşmaya zorluyordu.

 

“Tatları pek matah değilmiş!”

 

Tori ve vampirler, yüksek defanslarıyla gölgelerle çarpışıyordu. Seoyoon da güçlü ateş öğelerinin desteğiyle kılıcını çekip canavarları avlamaya başlamıştı. Kanı güçlü canavarların tadı sarhoşken yılan balığı turtası gibi geliyordu! Tori, Seoyoon ve vampir klanı, maksimum büyüme potansiyellerindeydi. Yani hepsi bir araya gelmişken Baba avı sorunsuzca ilerliyordu! Yüksek seviyelerde hasar verebilen Seoyoon, Tori’yle birlik olarak Babaları yenebiliyordu.

 

“Tehlikeli bir işmiş.”

 

Klanın iyileşmesine yardımı dokunan destekleri olmasaydı Seoyoon, bu işin peşine düşmezdi. Ancak bir an önce Weed’i arayıp bulmak istiyordu. Weed gibi kırılgan bir varlığın Las Phalanx’taki amacına ulaşmakta sorun yaşayacağı kesindi.  

 

#Şu son bölümlerde ya yazar biraz kötü iş çıkarmış ya da İngilizceye çeviren kişi eksik veya hatalı çeviriler yapmış. Çünkü bazı noktalarda bu cümle ne alaka şimdi, bu işte bir tuhaflık var vs diyorum, ister istemez Türkçeye de yansıyor. Benden kaynaklanmadığını bilin istedim.
Bu arada bölümün son cümlesine de değinmek istiyorum. Beyaz atlı prensesimiz zavallı kırılgan varlığımız Weed’i kurtarmaya gelmiş… Bakınız bu bir dramdır. Bakalım bu seride daha neler göreceğiz ve Da’in’in gidişinden sonra Seoyoon ile Weed’in dinamiği nasıl olacak. Hadi bir sonraki epey uzun bölümümüzde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32561 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43274 Bölüm Sayısı


creator
manga tr