Lms 23.4 - 2/2 : Yıkılmaz Kumdan Kale

avatar
1005 12

Legendary Moonlight Sculptor - Lms 23.4 - 2/2 : Yıkılmaz Kumdan Kale



Çevirmen: Lodos 


Ölümsüz Lejyonu’ndan dört ordu Morata'ya doğru ilerliyordu.

 

Ama Morata'dan bir hafta uzaklığa kadar gelmeye sadece iki ordunun gücü yetmişti.

 

İçlerinden bazılarının bacaklarının olmaması ve rahatsız şekilde yürümeleri nedeniyle çoğu geç geliyordu.

 

Ana yoldan çıkan, bir kuyuya düşen veya bir ormanın etrafında dönüp dolaşanlardan bahsetmeye gerek bile yoktu.

 

Ölümsüz orduları hareket halindeyken çok fazla dağılıyorlardı ve kendine kendine zayi olanların sayıları daha da artmıştı.

 

Ve kuzeydeki birçok sıradan canavarın yanında bölgelerini korumak isteyen goblinler, troller veya devler gibi canavarlar olduğu için ortadan kayboluyorlardı.

 

“Bir Ölümsüz Ordusu bu tarafa geliyor.”

 

Macera ve av sahasındaki oyuncular, Ölümsüz Ordusu’nu görmüşler ve Morata'da alarm vermişler.

 

Acemiler ve tüccarlar için büyük bir olaydı bu.

 

Freya Tarikatı’nın Kilise şövalyeleri Morata'ya tayin edildikten hemen sonra tekrardan yola çıkmışlardı.

 

“Anlaşılan Kilise şövalyeleri Ölümsüzleri avlamak için yola çıkıyorlar.”

 

“Lu Tarikatı ve Freya Tarikatı ortaklaşa bir Ölümsüz avı görevi atadı.”

 

Morata'da avlanan gruplar da görevdeki rahiplere ve paladinlere katılmışlardı.

 

Lordun kalesinde Ölümsüzleri ortadan kaldırmak için bir kuvvet toplanmıştı.

 

Düşmanlar arasında zayıf iskeletler de vardı. Yani 30. levelin üzerindeki herkes katılabilirdi.

 

“Hadi gidip biraz eğlenelim.”

 

“Hadi o Ölümsüzleri yenelim!”

 

Acemiler için bu iyi bir olaydı ve büyük ölçekli bir püskürtmeye katılmak onlara büyük miktarda tecrübe kazandırabilirdi.

 

Freya Tarikatı’ndaki 450 birim paladin toplanmıştı.

 

Bu kutsal şövalyeler, Morata'nın şövalyelerine kıyasla inanılmaz derecede güçlülerdi.

 

Bir şehre ya da bir köye ait olmadıkları için lord bile onlara emir veremezdi.

 

Sadece dini bir kriz veya canavar tehdidi olduğunda Kilise için savaşıyorlardı.

 

Ölümsüz Ordusu ile savaşmak için sırasıyla Lu'nun rahiplerinden ve Freya'nın rahiplerinden 840 kişi katılmıştı.

 

İnsan gücü bir bakıma mükemmeldi ama cezai kuvvette yalnızca sıradan oyunculardan oluşan 3.000'den fazla rahip vardı.

 

Morata'da rahip sınıfına sahip olan insanlar, inançlarını artırabileceği için bu göreve katılmışlardı.

 

Meşgul olanlar veya bir görevde olanlar hızla savaş alanına koşmuşlardı.

 

“Evet, Ölümsüzler!”

 

“Tanrım… Ölümsüzleri seviyorum.”

 

Ölümsüzleri gören rahipler sevinçle dolmuşlardı.

 

Rahipler neredeyse paladinlerle aynı anda gelmişler ve Ölümsüzlerle önce çarpışmak için atlarına binmişlerdi. Cezalandırma kuvvetinde daha sonra gelecek olan birçok başka rahip vardı.

 

Tanrıça heykeli ve Büyük Katedral nedeniyle diğer şehirlere kıyasla oldukça yüksek bir itibara sahip olması nedeniyle; on binlerce oyuncu Freya'nın rahibi olmayı seçmişti.

 

Durum tersine dönmüş, onlar Ölümsüz Lejyonu’na doğru ilerlemeye başlamışlardı!

 

Paladinler; paralı askerler, savaşçılar, sihirbazlar, çağırıcılar ve ozanlar gibi sınıftaki oyuncularla birlikte cezalandırma kuvvetine katılmak ve Ölümsüz ordularının istilasına karşı savunma yapmak için seferber olmuşlardı.

 

Ana Kıta’daki üst düzey oyunculara kıyasla genel ortalama seviyeleri çok yüksek değildi.

 

Bunun nedeni, her gün Morata'da başlayan çok sayıda acemi olmasıydı.

 

Böyle bir avantaj nedeniyle Morata diğer metropollerin yanında en büyük şehirlerden biri haline gelmişti.

 

Morata'nın ilk oyuncularının hatıralarında köylerinin bomboş olduğu zamanlar da vardı. Ama şu anda gecenin bir yarısında bile etrafta tüccarlar dolaşıyor, kamplar kuruyorlardı.

 

Köyün günden güne değiştiğini herkes hissedebiliyordu.

 

Cezalandırma kuvvetindeki elli bin kişi erken gelmişti!

 

Yaklaşık altmış binin üzerinde olan iki Ölümsüz Ordusu’na kıyasla insan gücünden yoksunlardı.

 

Ancak tepede kamp kurduklarından dolayı coğrafi üstünlük onlardaydı.

 

Moralleri de sürekli artıyordu çünkü rahipler o alanı sürekli kutsuyorlardı.

 

Bu görev için cezalandırma kuvvetinin kaptanı olarak atanan Zaffran yüksek sesle bağırdı.

 

“Yeni evimizi, yeni toprağımızı işgal eden bu Ölümsüzleri yenelim!”

 

“Hücuuum!”

 

Paladinler, cezalandırma kuvveti ve Ölümsüzler birbirlerine saldırdı.

 

Cezalandırma kuvvetine durmaksızın daha fazla oyuncu geliyordu ve Ölümsüz Lejyonu da Ölümsüzlerle kaynıyordu.

 

İki ordu arasındaki savaş nihayet başlamıştı.

 

________________________________________________

 

Hermes Loncasından bilgi aldı Polon.

 

- Ruh çağıranlar bilinmeyen bir güç tarafından çağrılmışlar ve şu anda Ölümsüz olarak Ölümsüz Lejyonu için savaşıyorlar.

 

Kendi loncalarındaki ruh çağıranlar bile Ölümsüz Lejyon ile birleşmişlerdi.

 

Loncadaki çeşitli meslekleri doldurma konusunda cidden yeteneklilerdi ama maalesef ruh çağıran yeni ortaya çıkmış bir pozisyondu.

 

Loncalarının bir parçası olan ruh çağıranların seviyeleri bile yüksek değildi ve avlanma hızları yavaştı. Şu anda hala Yüksek Seviye İskelet seviyesinde sıkışıp kalmışlardı.

 

Zabrin, tüm bilgileri loncanın uzak mesafe iletişim kanalı aracılığıyla bildirdi.

 

Zabrin: Görünüşe göre Versay Kıtası’ndaki tüm ruh çağıranlar orada toplanmış.

 

Hermes Loncası yöneticileri de dâhil olmak üzere Polon, ordudaki şövalyeler, büyücüler ve korucular raporu dinlemişlerdi.

 

Zabrin: Jeanne veya Bohram gibi tüm ünlü ruh çağıranları görüyorum.

 

Polon: Şu anki görevleri ne?

 

Zabrin: Tam emin değilim ama sürekli olarak Ölümsüz Lejyonu adına savaşlarla ilgili görevlerdeler.

 

Zabrin rapor verince kendini iyi hissetmişti.

 

Hermes Loncası’nda gerekli olduğu düşünülmesi halinde onlara tam destek verilirdi.

 

Görev ve diğer ihtiyaçlar için birlik sağlıyorlardı. İyi ekipman ve avlanma alanları tedarik etmekten bahsetmeye gerek bile yoktu.

 

Eğer bu sefer bir şey başarırsa şu anki rütbesinin üzerinde bir av grubuna katılabilirdi!

 

Şu anki rütbesi nedeniyle görevde kendisinden daha ileride olan diğer ruh çağırana katılamayacağını bildirmişti. Yani loncadan gelecek herhangi bir yardım, henüz 300 level bile olmayan Zabrin için çok büyük bir yardım olurdu.

 

Zabrin'in Hermes Loncası'na katılmasının tek nedeni, kolayca seviye atlamak için destek alma hırsıydı.

 

Zabrin: Herhangi bir bilgiye ihtiyacın olursa araştırırım. Pek çok ruh çağıran arkadaş edindim. Bu yüzden istediğin herhangi bir bilgiyi alabilirim.

 

Polon: Ruh çağıranlar arasında bir nüfuz edinebilirsen iyi olur.

 

Zabrin: Tamam, deneyeceğim. Ancak en ünlü ve güçlü ruh çağıranlar daha yüksek rütbelere terfi ettiler ve yakın bir yerde savaşıyorlar. Maalesef seviyem düşük ve şu anda onları takip edemiyorum.

 

Polon: Sihirbazlar için olan ekipmanları giyebilir misin?

 

Zabrin: Evet. Lanetli bir eşya olursa çok daha iyi.

 

İskeletler ve hayaletler, herhangi bir ırk sınırlaması olmaksızın ekipman giyebilirlerdi.

 

Örneğin yaşamı azaltan ve manayı artıran lanetli bir öğe, bir Ölümsüz için ikisini de artırabilirdi.

 

Zabrin için lanetli eşyalar çok daha iyiydi.

 

Polon: Neye ihtiyacın varsa onu alacaksın. Ancak günlük raporlar vermeli ve önemli bir şey duyarsan hemen bana haber vermelisin. Weed ile ilgili herhangi bir bilgi öncelikli.

 

Zabrin: Bana güvenebilirsin. Hermes Loncası’nın bir üyesi olarak seni hayal kırıklığına uğratmayacağım.

 

_________________________________________________

 

Yolculuktan dönen Weed tekrardan bağlandı. Ölümsüz Lejyonu’nun bulunduğu kanyondaydı.

 

Başarılı bir şekilde Ölüm Şövalyesi terfii aldığından dolayı savaş için kanyona yerleştirilmişti.

 

DING!

 

----------------------------------------

 

· Kilizar Garnizonu

 

Ø Ölümsüz Lejyonu yeteneklerinize çok güveniyor.

 

Ø Şimdiye kadar her görevi başarıyla tamamlamanızdan dolayı Ölümsüz Lejyonu, Kilizar kanyonundaki düşmanı yok etmenizi bekliyor.

 

Zorluk: B

 

Kısıtlama: Yalnızca Ölümsüz

 

----------------------------------------

 

Zorluk büyük ölçüde artmıştı.

 

Neyse ki Jeanne, Otem, Bohram, Harien, Gruzed, Varenna ve Goshu dâhil 33 diğer ruh çağıran ondan önce gelmişlerdi.

 

Ruh çağıran olmadan önce büyücü veya çağırıcı oldukları zamanlarda da levelleri yüksekti zaten.

 

Jeanne bir ruh çağıran olduktan sonra birçok kez seviye atlamış olmalıydı ve şu anki seviyesi yaklaşık olarak 408. level idi.

 

Her bireyin farklı statü ve becerileri olduğundan dolayı birinin çağırabileceği Ölümsüzlerin sayısına bakarak onun levelini tahmin etmek zordu.

 

Ayrıca gerçek güçlerini saklıyor olmaları ihtimali de hesaba katılınca durum çok daha karmaşıklaşıyordu.

 

Varenna seviyesini 390 olarak açıklamıştı. Kara büyü çağırırken ve kullanırken muazzam mana tükettiği göz önüne alınırsa buna kıyasla Jeanne en az 408 seviyesinde olmalıydı.

 

“En iyi ruh çağıranların arasında kabul edilmelerine şaşmamalı.”

 

Weed, ruh çağıranların onun önünde olduklarını kabul ediyordu.

 

Sadece Ölümsüzleri kontrol etmede mükemmel olmakla kalmıyorlardı, mükemmel becerilerini savaşlarda kullanmaktan da çekinmiyorlardı.

 

Weed, doğrudan savaş becerilerine sahip bir sınıf seçmişti. Buna karşılık onların sınıfları Ölümsüzleri çağırmada uzmanlaşmıştı.

 

Ölüm Sihirbazları ve Ölüm Cadıları!

 

Diğer oyuncular büyücü ve cadı sınıflarını seçmişlerdi.

 

Ölümsüzleri kontrol etmek için savaş başlamadan önce cesetlerin yükseltilmesi ve güçlendirilmesi gerekirdi.

 

Ayrıca düşmanı zayıflatan, yavaşlatan ve kafa karıştıran her türlü lanetin de baştan yapılması gerekirdi.

 

Ruh çağıran olmak aslında çok yoğun bir çaba gerektiriyordu. Cesetleri patlatmak veya onları savunmak için muhafızları çağırmak gerekiyordu.

 

Savaşta kendilerini korumak için grup üyelerine güvenen ve bu sırada da istikrarlı bir şekilde büyü kuran büyücüler ve rahiplere kıyasla ruh çağıranların bir yandan savaş alanını gözlemlerken yapacakları çok şey vardı.

 

Tek kişilik bir ordu olarak, Ölümsüzleri desteklemek zorundalardı. Çeşitli istatistikler ve beceriler de artırılmalıydı.

 

Ruh çağıranların güçleri; kendi keskin gözlemlerine, hızlı tepki verme sürelerine ve durumları kavrama yeteneklerine bağlı olarak çok değişiyordu. Ancak genel yetenekleri çoğu zaman beklentilerin ötesinde oluyordu.

 

“Fena değil, hiç fena değil.”

 

Weed Ölüm Şövalyesi olmaktan çok memnundu.

 

“Harika müttefiklere sahip olmak güzel.”

 

Bu ruh çağıranlar Ölümsüzleri savaşa soktuğunda onun tek yapması gereken canavarları öldürmek ve deneyim ve drop elde etmekti.

 

Binlerce Ölümsüz ve canavar savaşa karışmışken öldürülecek çok fazla düşman vardı.

 

“Sürekli geliyorlar.”

 

Burası insanların güçlü canavarların cenneti dediği yerdi.

 

İnsanların buraya avlanmaya gelmemelerinin bir nedeni vardı.

 

Canavarlar hızlı çoğalıyorlardı ve gruplar halinde hareket etme zekâsına sahiplerdi.

 

Ölümsüz Lejyonu son derece güçlüydü ama bu canavarlar da yüksek standartlardalardı.

 

Bu Ölümsüzler, Niflheim İmparatorluğu'nun çöküşünden uzun zaman önce yağmalanan silahları ve zırhları giyiyorlardı.

 

Canavarlar, Ölümsüz Lejyonu’nu ciddi bir tehdit olarak görüyorlar, sürekli onlara saldırıyorlardı. Ve Balkan da gelip canavarların üzerine sonsuz büyüler yağdıracak gibi değildi.

 

Çok kaotik ve şiddetli bir savaş alanı vardı ortada.

 

Canavar tarafının derinlerinde avlanan Weed seviyesini 394’e çıkarmıştı.

 

On dakikadan kısa bir sürede canavar grupları tekrardan geliyordu.

 

Yükselen kum tozlarını gördü ve çok uzaklardan yaklaşan bir yaşam sıcaklığı hissetti.

 

“Düşmanlar yakında geliyor. Ölümsüzler üzerinde güçlendirici büyüler kullanın.”

 

Jeanne konuşurken, mana yükleme meditasyonlarından uyanmışlar ve bir sonraki savaş için çabucak hazırlanmışlardı.

 

Ruh çağıranlar Jeanne’i kaptanları olarak kabul etmişlerdi.

 

Ölümsüz orduları her savaştıklarında işbirliği yapmaları gerekiyordu. Bundan dolayı da hepsine özel olarak görevleri veriliyordu.

 

“Savaşın! Geri çekilmeyin!”

 

“Hepsini öldürün!”

 

Otem, Bohram, Harien ve Gruzed tarafından çağrılan ölümsüzler silahlarını ve kalkanlarını aldılar ellerine.

 

“Kemik Darbesi!”

 

“Buz Alanı!”

 

“Zehir Bulutu!”

 

“Kutsal Silah!”

 

Kanyonda Jeanne, Varenna, Goshu ve diğer oyuncular hücum büyüleri yapmaya devam ediyorlardı.

 

Üst düzey ruh çağıranlardan gelen her türlü lanet ve büyü, kanyona doğru ilerleyen canavar ordusunu vuruyordu.

 

İskelet büyücüler ve okçular cephanelerini yağdırıyorlardı.

 

Gecenin derinliklerinde başka bir savaş başlamıştı!

 

Ölümsüzlerin coğrafi avantajları vardı ama bu canavarlar da etkileyicilerdi.

 

Ölümsüzleri baltalarla kesip geçiyorlardı.

 

“Hayalet At!”

 

Weed atına bindi.

 

----------------------------------------

 

- Atın morali maksimumda.

 

Mücadele ruhu, karizma ve çeviklik %10 artar.

 

----------------------------------------

 

Hayalet atı ortaya çıktıkça Weed’in de Ölüm Şövalyesi istatistikleri artmıştı.

 

“Haydi!”

 

AĞĞĞHHİHİHİ!

 

Weed atıyla birlikte uçurumdan aşağı doğru koştu.

 

Binicilik becerileri başta o kadar iyi değildi ama bir İskelet Şövalyesi ve Ölüm Şövalyesi oldukça gelişmeye devam etmişti.

 

Yine de at üstünde uçurumdan aşağı koşma cesareti büyük bir şeydi!

 

“İşte tecrübelerim ve eşyalarım geliyor!”

 

Oklar ve büyülerle dolu haldeki uçuruma tırmanmaya çalışan canavarların üstüne saldırmıştı.

 

...

 

Önceki bölümde Seo Yoon’un kumdan kalenin yanına gitmesinde kalmıştık. Yazarımız farklı bir konudan devam etmiş, olsun. Savaş sahneleri de güzeldi gayet. Weed’in sürekli geliştiğini görmek çok mutlu ediyor. Okumaya devam dostlar!

 

Takipte kalın! Yorumlarınızı bizimle paylaşmayı ve serimizi beğenmeyi de unutmayın lütfen! Görüşmek üzere!

 









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32561 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43274 Bölüm Sayısı


creator
manga tr