Cilt 6 Bölüm 38 [ Sen Kimsin ] (2/3)

avatar
1834 15

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 38 [ Sen Kimsin ] (2/3)


Çevirmen : Clumsy



– Sonrasında olaylar aşağı yukarı Subaru’nun önsezili rüyalarında gördüğü seyirde ilerledi.

 

[Emilia: Şey, sanırım herkes epey şaşkındır…… Subaru şu anda zor bir durum içerisinde. Ama böyle bir durumda bile…… yo, tam da böyle bir durumda olduğu için ona destek vermeliyiz.]

 

Diyen Emilia, geri kalanlara Subaru’nun hafızasını nasıl kaybettiğini açıkladı. Harika bir açıklama olmasa da Subaru’nun olayları büyük ölçüde değiştirdiği takdirde devamını getirebilmesi imkânsız hale gelmişti. Böylelikle kelimelerinin sonuna gelen Emilia’nın yerini alan Beatrice, bu mücadeleyi üstlendi.

 

Ve sonra da–

 

[Ram: Bu bir çeşit şaka falan mı, Barusu?]

 

Ram, Subaru’nun durumunun şaka olabileceğinden şüphelendi–

 

[Shaula: Söylesene, Usta-sama… böyle oynamaktan haaaala bıkmadın mı? Bu işe bir son verene dek beni daha kaç kez unutman gerekecek?]

 

Shaula yapacak bir şey olmadığını düşünürmüşcesine Subaru’nun hafızasını yitirişini kayıtsızca kabullendi–

 

[Meili: Gerçekten, Onii-san tam bir baş ağrısı-san.]

 

Meili, ilgisini çeksin çekmesin bu kafa karışıklığı havası hoşuna gidiyormuşçasına şakalaşıp gülümsedi–

 

[Echidna: Yalnızca, ona yalnızca birazcık zaman tanı. Bu kadarı sorun olmaz, değil mi?]

 

Julius’un Subaru’nun hafızasını kaybedişini öğrenişi sonrası inanılmaz üzülmüş olacağından endişelenen Echidna, düşüncelerini toparlamaları adına kısa bir ara vermelerini önerdi. Ardından Subaru, Ram’ın davetini kabul ederek su almak için odadan ayrıldı. Baş başa kaldıklarındaysa Ram, Subaru’yu yakasından tuttuğu gibi duvara dayadı.

 

[Ram: ……Lütfen, ağzındaki baklayı… çıkar.]

 

Bu noktada Subaru, ermişlik halinden birazcık sıyrıldı. Fakat bu, iliklerine dek sarsılmadığı anlamına gelmiyordu. Ram’ın sessiz hıçkırıklarını duyduktan sonraysa inanç dolmuş şekilde herkesin bulunduğu yere döndü.

 

…Önsezili rüyası doğru çıkmıştı. Korkunç derecede doğru çıkmış ve olayları bütünüyle önceden duyurmuştu.

 

Subaru, insanların söyleyip yapacağı her şeyi bilmese de verdikleri izlenim aşağı yukarı sabitti. Ortada bir problem varsa o da şuydu–

 

[Echidna: Natsuki-kun bu duruma rağmen bayağı sakin.]

 

Kendilerini tanıtışları ve karşılıklı bomba haberlerin verilişi sonrası Anastasia’nın bilincinin üzerine yerleşmiş bulunan Echidna’nın bilinci, Subaru’ya bu cümleyi kurmuştu.

 

[Subaru: …………………]

 

Subaru ise bu sözleri işitişiyle birlikte ağzının kuruduğunu hissetti. Dürüst olmak gerekirse Echidna’nın gözlemi anlaşılırdı. Subaru’nun bu konuda yapabileceği pek bir şey yoktu.

 

Herkes şok olmuş ve paniğe kapılmıştı. Yine de onların bu absürt durumu yumuşatmaya çalıştığını gören Subaru, ister istemez pek duygulanamamıştı. Tıpkı bir filmi ikinci kez izlemek gibiydi – ikincide hissedilen duygular ilk izleyişinizdeki kadar güçlü olmazdı.

 

Subaru’nun daha da güçlü hissettiği tek bir şey vardı, o da bir negatif duygu sağanağıydı. Yani böyle cesurca ifadelere büründükleri için çevresindekilere duyduğu acıma, her şeyi bile bile onları o halde bırakmanın doğurduğu suçluluk ve muhtemelen hep bunu yapmış ve yapacak olan “Subaru’ya” beslediği tiksinti.

 

Tüm bunlar birikince Subaru’nun yüzünde karanlık bir ifadeyle birlikte suskun bir tavır sergilemesine şaşmamalıydı – tabii onlar Subaru’nun sakin kaldığını sanıyordu. Her halükârda –

 

[Subaru: İşler durulduğu için mutluyum yalnızca. Sonuçta ben karnesine sürekli “Asla durulmuyor” yazılan bir çocuktum.]

 

[Echidna: Kaarne miii, bununla ne kastettiğini gerçekten anlayamadım… ‘paralel dünyaya’ ait bir şey mi?]

 

[Subaru: Hı hı.]

 

Gözlerini kısan Subaru, Echidna’nın sorusunu başını sallayarak onayladı. “Paralel Dünyanın” anlamıyla ilgili açıklaması değişmemişti. Bu farklı dünyaya çağrılıp kendisini burada bulma macerasını anlatmıştı. Ve yine aynı şekilde Emilia, Echidna ve diğerleri onun 『Büyük Çağlayanın』ötesinden geldiğini varsaymıştı.

 

Belki de önsezili rüyalarındaki olayları tamı tamına tekrarlayamayacak olsa bile az da olsa önem taşıyan tüm olaylar hafif değişikliklerle bir şekilde gerçekleştirilebilirdi. Bu, Subaru’nun gelecek tahminine dayalı oyun ve mangalarda genel olarak gördüğü bir şeydi.

 

Ani bir duruma verilen tepki değişse de alınacak karar öyle kolay kolay değişmiyordu. Birine çıkma teklif etmeye karar veren biri gidip bunu eskisinden tamamen farklı bir yolla yaparsa önüne kayda değer engeller çıkardı – Subaru’nun aldığı hissiyat bu şekildeydi. Başka bir deyişle Echidna, hafızasını kaybetmiş olsun olmasın Subaru’ya diğer dünyayla ilgili sorular soracaktı.

 

[Subaru: Bugüne dek açıklamamışken şimdi ‘Paralel Dünyadan’ bahsederek dikkatsizlik mi ettim acaba… Artık ne düşüneceğimi bile bilmiyorum.]

 

Önsezili rüyalarının tabiatı gereği bu yeteneğine güvenmek zordu ve bundan da öte, farklı dünya meselesinden bahsetmemiş olması inanılmaz tuhaftı. Bunu yapmanın anlamsız olacağında karar kılmış da öylece pes etmiş gibiydi.

 

Bundan korkuyormuş gibiydi.

 

[Echidna: Sonuçta aramızda kafası en az karışan kişi olman garip. Hepimiz tedirginliğe kapılıyor ve bir şeyler yapmak zorundayız diye düşünüyoruz.]

 

[Subaru: Belki de herkes paniğe kapılırken söz konusu kişinin onların yerine de sakin kalması böyle bir şeydir. Hem ben de gerginim ve bu konuda bir şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Yani içiniz rahat edebilir.]

 

[Emilia: Bana kalırsa içimiz hiç de rahat edemez…]

 

Echidna ve Subaru karşılıklı omuz silkerken Emilia’nın sözleriyle yansıttığı yoğun üzüntüyle birlikte moraller fena halde dipteydi.

 

Neticede Subaru’nun tavırları gelişme gösteriyordu. Olabildiğince önsezili rüyasını taklit etmeye çalışıyordu; fakat oradaki tavırlarını taklit etme teşebbüsünde aşırı kötüydü. Rüyasında gördüğü kafası karışık Subaru’yu taklit etmek çok zordu. Bu nedenle, daha fazla saçmalamadan önce –

 

[Subaru: Her neyse, içerisinde bulunduğumuz durumu anlıyorum. Büyük bir kafa karışıklığı içerisinde olduğunuzu da biliyorum ama hadi bu işin üstesinden hep birlikte gelelim. Bu konuda bir şeyler yapalım.]

 

Deyip ellerini çırpan Subaru, konuşmayı ileri taşımayı denedi. Ve Beatrice de karşılığında başını sallayıp Subaru’nun önsezili rüyasına itaat edercesine dedi ki:

 

[Beatrice:『Taygeta』Kütüphanesini kontrol etmek isteyeceksin, sanırım.]

 

※  ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

 

[Shaula: Ueeeh~]

 

Çekici, güzel kadın, gevşemiş dudaklarına yerleşen bir gülümsemeyle çığlık attı. Kendisine çekidüzen verip daha zarif görünmeye başladığı takdirde pek çok erkeğin kalbini çalacağı kesindi. Yine de Subaru’ya sırnaşmaya çalışırken yüz ifadesi gayet rahattı.

 

[Shaula: Ustam, Ustam. Çok mutluyuuuummm~. Seni de mutlu edeceğimeee yemiiin edeeriiiimmm!]

 

[Subaru: Hey, şöyle şeyler söylemesene. Koluma da sarılma. Ürkütücü derecede yumuşaksın!]

 

[Shaula: Ah! Ben sadece şu kaba kısımlarından kurtulalım istediğim için uğraşıyorum.]

 

Subaru, çaresizce kollarına tutunmaya çalışan Shaula’yı alnına bastırarak itmeye devam ediyordu. Tamamen dürüst olmak gerekirse böylesine cezbedici görünümlü, güzel bir kadın tarafından sıkıştırılmak, bir insan ve bir erkek olarak taşıdığı güç açısından uzak durmak istediği bir şeydi.

 

Subaru ve diğerleri kulenin 3. Katına, 『Taygeta』 Kütüphanesinin bulunduğu noktaya varmıştı. Tıpkı rüyasında olduğu gibi Subaru’nun hatıralarını nasıl yitirdiğine dair bir ipucu bulmak adına kütüphaneyi arayacak ve mümkünse o hatıraları geri getireceklerdi.

 

Bununla birlikte Subaru, arayışlarının etkisiz olacağını ve hiçbir sonuç elde edemeyeceklerini biliyordu. Üstüne üstlük arayışlarına eşlik etmesine izin verilmediği için tatsız bir zaman dilimi olacaktı. Buna rağmen Subaru’ya Shaula bu defa kendisine rüyasında olduğundan çok daha yakın davranıyormuş gibi geliyordu –

 

[Shaula: E sonuçta, Ustam, o chibi-ko yerine bizi seçtin, deeğil miii?]

 

[Subaru: Bilhassa gidip sizi seçmiş değilim! Olup bitenler gereği size takılıp kaldım, hepsi bu!]

 

Shaula, 『Taygeta』yolundan bahsederek alık bir ifadeyle böyle söylemişti.

 

Kütüphaneye giden yol çok uzun olmasa da Subaru, Emilia ve Beatrice’le el ele tutuşması gerekmesin diye böyle bir ayarlama yapmıştı.

 

Bunun arkasındaki sebepse onlara karşı duyduğu vicdan azabıydı.

 

Önsezili rüyası sayesinde olacakları bildiği için bu yapacaklarının büyük ihtimalle zaman kaybından ibaret olduğu gerçeğini açığa vurmak istememiş, duruma kuşbakışı bakınca da iki kıza böyle davranmayı seçmişti.

 

Dolayısıyla şu anda, aklı havada Shaula’nın yanında oturarak grubun 『Taygeta』araştırmalarını sonlandırmasını bekliyordu.

 

[Shaula: Ustam nihayet benim ne kadar etkileyici ve çekici olduğumu fark etti! Bunun için 400 yıl beklemem gerekti! Çok mutluyum, çook mutluyuum! Sana öyle tutkulu bir öpücük vereceğim kiiiiii!]

 

[Subaru: Kastettiğim şey bu değildi! Korkunçsun! Gerçekten, kes şunu!]

 

Shaula bedenini Subaru’nun bedenine iyice bastırırken Subaru çaresizce onu itmeye çalışıyordu. Fakat kızın olağanüstü gücü nedeniyle Subaru, en sonunda kendisini duvara yapışmış halde buldu. Bu bir kabe-don bile değildi, resmen kabe-gowaaydı! İşte bu kadar yoğundu!

 

Ve tam da Subaru’nun bir kadın sevgisini hiç tecrübe etmemiş dudakları bekaretini yitirip zorla kirletilecekken–

 

[Meili: Hey, hey, onii-san bu durumdan hoşlanmıyormuş gibi görünüyor. Saçmalamayı bırak artık.]

 

[Shaula: Of, of, of, of, of, of!]

 

Shaula’yı atkuyruğundan tuttuğu gibi çekip alan kişi Meili oldu.

 

Shaula ise boynunu büktü, atkuyruğunu Meili’den geri aldı ve uzun, siyah saçlarını dikkatlice göğsüne yerleştirdi.

 

[Shaula: Saçıma ne yaptın!? Kıymetli saçıma ne yaptın, seni korkunç küçük kıızz!]

 

[Meili: Gümüş saçlı onee-san’ım veya Beatrice-chan’ım öfkelensin istemem. Yarı çıplak onee-san’ımın onii-san’ıma kötü bir şey yapmayacağından emin oluyorum yalnızca.]

 

[Shaula: Grrrrr! Amma sinir bozucusun! Ustam, bir şey yap lütfeeeen!]

 

[Subaru: Shaula, iki metre yakınıma bile yaklaşmaya cüret etme. Beni korkutuyorsun.]

 

[Shaula: Ustam tam bir aptaaaallll.]

 

Diyen Shaula, gözyaşlarına boğulmuş numarası yaparak Subaru’ya sırtını döndü.

 

Subaru ise önce onun sergilediği sırtına bakıp kafa karışıklığı içerisinde yanaklarını kaşıdı, sonra da ellerini ardında birleştirmiş olan Meili’ye döndü.

 

[Subaru: Ah, çok yardımcı oldun… şimdi sana katil demek tuhaflaştı işte.]

 

[Meili: Endişelenme. Bu katil işi bıraktı, artık yalnızca onii-san, onee-san ve arkadaşlarının bana söylediği şeyleri yapıyorum. Onii-san ve arkadaşları tıpkı o aşağılık yaratıklara karşı size yardım ettiğim zamanki gibi beni kullanabilirler.]

 

[Subaru: ……………………………]

 

Herhangi bir garezi veya art niyeti olmaksızın konuşmuştu, Subaru da bu yüzden onun sözlerine karşılık vermedi. Meili, konuşurken vicdan azabı gibi bir şeyden etkileniyormuş gibi görünmüyordu. Bu dünya ile Subaru’nun dünyasının değerleri arasındaki bir fark da buydu.

 

[Meili: ………………………………]

 

Meili de Subaru’nun sessizliği karşısında herhangi bir şey söylemiyordu. Yalnızca yüzünde algılanamaz bir ifadeyle sessizce Subaru’yu izliyordu. Ardından Emilia’nın kütüphaneyi aradığı kısmı ilgisizce izlemek için kafasını çevirdi. Oldukça kısa bir kızdı, genç bir yüze sahipti, kolları ve bacakları hala minicikti ve kadınlık mertebesine ulaşmak için daha çok yolu vardı. Neticede daha yalnızca bir çocuktu. Böylesine arızalı değerlere sahip olmasıysa Subaru’nun yüreğini burkuyordu.

 

[Subaru: Belki de senin içinde bile güvenip bel bağlayabileceğimiz pek çok şey vardır, bu yüzden ben de öyle yapacağım, sana güveneceğim!]

 

[Meili: …? Eh, ne diyorsun yani? “Beni kullanacak mısınız”?]

 

[Subaru: Yo, seni kullanmayacağız. Sana güveneceğiz. Biz öylece kullanılabilen objeler değiliz, bunu bir şey gibi düşün… arkadaşlık gibi?]

 

[Meili: … Hmmph.]

 

Meili, bir an için Subaru’nun sözlerini şaşkınlıkla değerlendirdi. Ancak o an çok kısa sürdü ve hemen ardından hızlıca gözlerini kaçırdı. Onun rahatsız, hoşnutsuz bir tepki vermemesiyse Subaru’yu mutlu etti; çünkü yüzüne belli belirsiz bir rahatlama ışıltısı yerleşmişti. Yani kalbi arızalı öz değerlerle dolu olsa da bu, onun hissedebileceği her şeyin Subaru’nun bildiklerinden farklı olacağı anlamına gelmiyordu.

 

İkisinin de bu bilinmez şartlar konusunda uzlaşabilecek olması da Subaru’ya kendini bir nebze daha iyi hissettiriyordu.

 

[Meili: … Onii-san gerçekten hiçbir şey hatırlamıyor, değil mi?]

 

[Subaru: Hı hı. Maalesef. Aklında bir şey mi vardı ki?]

 

Meili’nin ağzından hafızasıyla ilgili bir cümle çıkması Subaru’yu beklenmedik bir şekilde sarsarken bu cümleyle ne kastettiğini sordu. Onun sorusunu işiten Meili ise yalnızca parmaklarını dudaklarına götürerek çok tatlı bir gülümsemeyle “Oh şeeey” dedi.

 

[Meili: Petra-chan bunu duysaydı kesin ağlardı.]

 

[Subaru: Ahh… Onun kim olduğunu bile bilmiyorum ki.]

 

[Meili: Petra-chan Onii-san’ı seven bir kız. Seni buraya gönderme konusunda çok endişeliydi; onun “Bakın, ben biliyordum işte.” dediğini duyar gibiyim adeta.]

 

[Subaru: Lanet olsun dünkü bene, ne düşüncesizce şeyler yapmış ama…]

 

Subaru, henüz görmemiş olduğu Petra denen bu genç kızı endişe içerisinde düşünerek acı çekti. Tanımadığı o “Subaru’nun” ardında bıraktığı ayak izlerinin daha ne kadarını öğrenecekti?

 

[Meili: Sahiden dürüst olmak gerekirse benim dünkü Onii-san hakkındaki düşüncem de epey dikkatsiz biri olduğu yönünde.]

 

Gerinerek böyle söyleyen Meili, Subaru’nun kalbinde bırakmış olduğu karmaşayı görmezden geldi. Subaru’nun işitip hissettiği kadarıyla Meili’nin sözlerine oldukça tuhaf bir duygu eşlik etmişti.

 

Öyle ya da böyle Emilia ve diğerleri, o bunu teyit etme fırsatı bulamadan geri dönecekti. Ve hiçbir ipucu bulamamış olurlarsa bu, Subaru’nun önsezili rüyasının ne kadar doğru olduğunu desteklemekten başka bir işe yaramayacaktı.

 

#Merhaba arkadaşlar! Sitede zaten genel bir duyurumuz olacak ama yıllara dayalı samimiyetimizle burada da bir şeyler söylemek istedim.

Daha önce de belirttiğim gibi bu seriye 4 yıl önce premium olması umuduyla başlamıştık. Ama hem koşullar hem de okunma sayısı buna müsaade etmedi, araya İngilizce çevirinin durduğu uzun bir süre girdi, çevirmeninizin anne olası tuttu derken yılları geride bıraktık :D (Bu noktada bu bir veda duyurusu değil merak etmeyin notunu düşmek istiyorum.) Siteye katkı sağlamaması, okuyucu sayısının az olması vb nedenlerle ara ara çeviri durdurulsa mı denilen zamanlar da oldu ama buna hiçbir zaman içim elvermedi. Elbette başladığım ilk seri olmasının da payı vardır fakat Re:Zero benim için hep özel bir seri oldu. Her an her şeyin olabilmesi, verdiği duygular, uyandırdığı merak, yarattığı şaşkınlık derken her bölümde bana ayrı bir şey kattı. Sürekli sizlerle birlikte daha hızlı ilerleyebilmek, ömrümüz çürümeden daha çok gizem çözebilmek istedim ama bir türlü şartları denkleştiremedik.

Ve nihayet yönetimle ortak bir yol bulup mevcut koşulları zorlayarak bir karar aldık. Adına premium diyemesek de artık yirmişer bölümlük paketler hazırlayacağım ve onları satın alıp okuma fırsatınız olacak. Bunu yapmak içinse atg serisinde de uygulanan promosyon sistemi uygulanacak. Yani premium satın alma sayfasından herhangi bir seriyi sepete attığınızda promosyon seç deyip ekstra bir bedel ödeyerek re:zero paketi satın alabileceksiniz. Bunun halihazırda farklı seriler de okuyanlar için avantajlı bir şey olacağını, yalnızca bu seriyi okuyanlarınsa imkanları elverdiği takdirde yeni bir seriye başlama fırsatını değerlendirebileceğini düşünüyorum.

Ayrıca çoğu seride premiuma geçmeden önce -atıyorum- her gün bölüm gelirken premiumla birlikte bölüm sıklığı düşüyordu. Buradaysa tam aksine 3 günde bir olan sıklığı 48 saatte bire çekerek sabitleyeceğiz.

Yani ben para vermek istemiyorum, her zamanki gibi ücretsiz bölüm düşmesini beklerim diyenler artık 48 saatte bir yeni bölüm okuyabilecek. Ben çok merak ediyorum ya diyenlerinse 20 bölümlük paket alma imkanı olacak. Ve ilk paketimiz hazır bile!

Gönül isterdi ki daha da makul şartlarla sizlere sürpriz yapabileyim ama elimizden gelen bu oldu. Umarım hoşunuza giden bir haber vermişimdir, hadi hepinizi yorumlara bekliyorum! 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32547 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43265 Bölüm Sayısı


creator
manga tr