Cilt 6 Bölüm 67 [ Küçük Kral ] (2/3)

avatar
1002 21

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 67 [ Küçük Kral ] (2/3)


Çevirmen : Clumsy



Subaru, onun böyle bir zayıflığı olduğunu bilmeksizin Ram’ı bu tehlikeli duruma sokmuştu. Subaru’nun paniklemiş sesinin yükselişiyle birlikte Louis de bir kez daha kaslı, koca adam formuna dönüştü.

 

Hareketsiz Ram’ı hedefleyen düşman, başarılı bir hücum yapmak adına avcunu dışarı çevirerek hızla harekete geçti. Doğrudan bir darbe yediği takdirde Ram’ın bunu ne denli kaldırabileceği muammaydı.

 

Subaru: “Ramーー!”

 

Louis: “Mırıldanmayı kes, bir erkek için amma da gürültülüsün.”

 

Subaru çaresizce seslense de Ram’dan herhangi bir karşılık belirtisi gelmiyordu.

 

O saniyede Louis’in darbesinin Ram’ın yüzünü doğrudan ele geçirmesine ramak kalmıştıーー

 

Emilia: “Ram’ı en iyi ben tanıyorum, hem de kendi zayıflıklarımı tanırcasına. İşte bu yüzdenーー”

 

Emilia: “Ram’ın yanında çarpışacağım!”

 

Louis: “ーー~tsu!?”

 

Diyerek Ram’ın kafasının üzerine doğru atılan, gümüş saçları savrulan Emilia, dizine zarifçe pozisyon aldırdı. Avcunu öne uzatmış rakip karşısında izlemeyi seçtiği taktik çok basitti.

 

O taktik, sayısız buz silahının havada süzülmesi ve hepsinin de aynı anda rakibine ateşlenmesiydi.

 

Emilia: “Hi, yaaaaaーー!!”

 

Geçici formundaki Louis, boştaki avcuna pozisyon aldırarak buz yağmuruna doğru atıldı.

 

Kaçındı, sakındı, savundu, yok etti ve kendisine tek bir çizik dahi atmalarına fırsat vermeden bunaltıcı buz fırtınası menzilinden sorunsuzca çıktı. Bu da yeteneğinde zirvelere çıkmış bir uzmana has bir kabiliyetti.

 

Gerçek şu ki『Oburluğun』kurbanı olan『Yumruk Kralı』, böyle bir güç edinmek için ekstrem bir azimle eğitim görmüş gerçek bir savaşçı olabilirdi. ーーVe şimdi de bu güç istismar ediliyordu.

 

Elde etmek için çırpındığı güç de böylesine büyük bir savaşçı olarak edindiği şöhret de『Oburluk』tarafından çalınmıştı ve ondan her şeyini çaldıktan sonra hayat yolculuğuyla alay etmeye, kafa bulmaya devam ediyordu.

 

Açıkçası bu hatıraların zamanında ulaşamadığı yepyeni bir yetenek zirvesine ulaşmak bile mümkündü.

 

Louis: “Ha~!”

 

Subaru, Emilia’nın tüm saldırı ve darbelerini rahatlıkla savuşturan ve başarı hissiyle bir oh çeken『Oburluk』karşısında umutsuzluğa kapılmadan edemiyordu.

 

Louis: “Ne iyi, daha iyisi yok! Nasıl anlatsak, şey gibi, bu hafızanın katalog özelliklerini tamamıyla yeniden yapılandırdık ama bunun da ötesine geçtikten sonra bile bu bedende yaşamaya değermiş gibi ~tsu! Ödünç aldığımız bu ruhu orijinal sahibinden daha iyi kullanıyormuşuz gibi. Bunu yaşayabildiğimiz için çok mutluyuz ~tsu!”

 

Ram: “ーーBöylesine şeytani işler yapan birine göre bu işlere epey kafa yoruyorsun, ha.”

 

Louis: “Belki de öyledir! Ama görüyorsun ya, normal insanlardan farklı olan bizlerin mutluluğu bulduğu şeyin de farklı olması normal değil mi sence de? Öyle değil mi sence de? Belki sence de öyledir. Sence de öyle olabilir mi ~tsu?”

 

Ram: “Kim bilir? Ne dersin, Emilia-sama?”

 

Emilia: “Yo, yanılıyorsun!”

 

Emilia, omuz silken Ram’ın sözleri karşısında hiddetli görünümlü adamaーー yo, Louis Arneb’e bu karşılığı verdi ve avcundaki buz kütlelerini serbest bıraktı.

 

Bunu yapan ve sorusunu yanıtlayan Emilia, yerden yükselen mızrakları ve baltaları tutarak,

 

Emilia: “İnsanlardan ne kadar farklı olursan ol onlarla aynı şeyleri düşünerek mutlu olabilir ve üzülebilirsin! Mesela ben, hep yalnızdım ama nehir kenarlarında taş toplamaktan keyif alırım.”

 

Ram: “……Bu da kendince, özgün bir şeymiş gibi gerçi.”

 

Louis: “Anlıyoruz. Sahiden sahiden, bizim de nehirde taş toplamaya dair hatıralarımız var ama bu...”

 

Emilia: “Bak işte!”

 

Louis: “Ama biz, bunu eğlenceli diye yapmıyorduk. Yalnızca yapacak başka bir şey olmadığı içindi. Yalnızca vakit öldürecek başka bir şey olmadığı için.”

 

Emilia: “Eh, öyle mi……?”

 

Hatıralarındaki mutluluğun reddedildiğini gören Emilia şaşırdı ve karmaşık bir ifadeye büründü. Arkasında durup bu tepkiyi gören Ram ise normalden fazla bir güçle “Emilia-sama” diye seslendi.

 

Ram: “Lütfen düşmanın seni sarsmasına izin verme. Rakibimiz bir Günah Başpiskoposu…… planlarımızı bozmak için ne gerekiyorsa söyler. Aldanma.”

 

Emilia: “Öyle mi? Demek öyle. Evet, biliyorum. Artık aldanmayacağım.”

 

Louis: “Ne diyebiliriz ki, ee~hh, gerçekten kalp kırıcı bir konuşma oldu. Biricik nee-sama’mız bizi ardında bırakacak olsa da bunu yapmaktan başka çaremiz yok.”

 

Ram: “ーーKapa çeneni!”

 

Ram bir kez daha donmuş zemini tekmeleyerek kalbini paramparça eden sözleri tekrar edip duran Louis’e doğru atıldı.

 

Vücudu formunun zirvesinde değildi. Bunun gayet bilincinde olan Ram, bu pisliği temizlemek adına ellerini kirletmesi gerektiğini bilerek dosdoğru düşmana hücum etti.

 

Ram’ın kışkırtıcı kükreyişi hiddetle Louis’e ulaştı.

 

Bununla birlikteーー

 

Emilia: “Bu defa ben de onunlayım, yani teslim olmak istiyorsan bu son şansın!”

 

Louis: “Bu zarafetiniz için minnettarım ama hiç gerek yok!”

 

Ram: “Bu inatçılığın yetti artık!!”

 

Emilia, tatlı bir ifadeye bürünüyor ama hiç mi hiç tatlı olmayan merhametsiz saldırılar gerçekleştiriyordu. Öfkeli Ram ve Emilia ikilisi aynı anda saldırıya geçmişti lakin Louis, mutlak bir özgürlükle, mide bulandırıcı bir şekilde görünümünü ve savaş stilini değiştirip duruyor, savaşın seyrini gönlünce kontrol ediyordu.

 

“ーーーー”

 

İşte bu bunaltıcı düello içerisinde gözlemcileri şaşırtan iki şey mevcuttu.

 

İlki, Emilia ve Ram arasındaki kusursuz, nefes nefese koordinasyondu.  

 

Bir önceki döngüde Emilia’nın『İsmi』çalındığı için varlığı unutulmuş ve savaş stili bilinmez hale gelmişti, dolayısıyla onun mücadele stilinden bihaber Julius ile arasında bir uyumsuzluk var olmuştu. Ancak şu anda Emilia ve Ram arasında o uyumsuzluktan hiçbir şekilde eser yoktu.

 

Elbette ki bu Emilia’nın yaptığı ayarlamaların anlamsız olduğu anlamına gelmiyordu, burada esas önem taşıyan Ram’ın harikulade mücadele anlayışıydı.

 

Ram: “Haーー ~hk!”

 

Louis: “Tch~! Gerçekten, gerçekten amma can sıkıcısın, nee-sama!”

 

Tam da karşılık vermek üzereyken Ram’ın değneği burnuna yöneldi ve delici rüzgar bıçaklarından ucu ucuna kaçınan Louis, dilini çıkarttı.

 

Ram’ın yaptığı şey pek de sağlam olmasa da Emilia, bu aralıkları fırsat bilerek Louis’e uyguladığı baskıyı arttırıyor, onun karşı saldırı gerçekleştirmesine mani oluyordu.

 

Hareketleri de pek gösterişli olmamasına rağmen Emilia’nın kendini tutmadan saldırabilmesi için uygun bir pozisyona ulaşmasına yarıyordu.

 

Emilia ve Ram arasındaki bu nefes kesici iş birliği bütünüyle Ram’ın muhakeme yeteneğine dayalıydı. İşte Subaru’yu en çok şaşırtan şeylerden biri buydu.

 

Ve bir o kadar şaşırtıcı olan bir şey daha vardı. O daーー

 

Louis: “Haha~! Ne iyi, çok iyi, amma iyi, belki iyidir, mutlaka iyidir, iyi değil mi, iyi olabilir, muhtemelen iyidir, muhtemelen iyi olduğu için! Oburca içmek ~tsu! Oburluk ~tsu! Moralimiz ve hislerimiz giderek kuvvetleniyor olabilir ~tsu!”

 

Emilia: “Kh ~hk! Doğru söylüyor, gücü giderek artıyor……!”

 

Ram: “Sinir bozucu……!”

 

Dişlerini sıkan Emilia, bileğindeki ikiz kılıcı savururken Ram, rakibin ayağını hedeflediği bir rüzgar bıçağı gönderdi. Fakat『Yumruk Kralına』dönüşmüş olan Louis, avcuyla Emilia’nın ikiz kılıcını ezdikten sonra『Sıçrayıcı』olarak Ram’ın saldırısından kaçındı ve『Etobur Yaratık』olarak buz geçitleri arasında yuvarlandı.

 

Yaydığı şok dalgası Emilia ve Ram’ı etkilerken de ikili, tiz çığlıklar eşliğinde geri itildi.

 

“ーーーー”

 

Emilia ve Ram arasındaki koordinasyonun incelikli olduğu şüphesizdi. Fakat göründüğü kadar şaşırtıcı şekilde Louis’in hatıraları kullanıp aralarında gidip gelişi daha da hızlıydı.

 

Belki de Louis’in o『Hatıraları』mükemmel bir şekilde yapılandırarak form değiştirmesinin bir sınırı yoktu.

 

ーー『Güneş Tutulması』, Louis’in ağzından dökülen şey tam da buydu.

 

Batenkaitosーー yani Louis’in abisi de bedenini yitirmeden önce -bir önceki döngüde- Emilia’nın Buz Damgası Sanatları denilen harikulade yeteneğini kopyalamıştı ancak onun yapılandırışı kendi bedenini koruyuşuyla sınırlı kalmıştı. Louis’in yaptığı şey bunun ötesindeydi.

 

Güneş tutulması, güneşin ayın gölgesinin ardında gizlendiği, dolayısıyla görünmez hale geldiği bir fenomenken Louis’in gerçek bedeni güneş muamelesi görüyor ve yeniden yapılandırılan『İsimler』ve『Hatıralar』olan ay tarafından gölgeleniyor olabilirdi.

 

Başka bir deyişle『Güneş Tutulmasının』yenilmiş olan『Hatıraların』formunu alma yeteneği olduğu rahatlıkla varsayılabilirdi. ーーSonuç olarak karşılarındaki Louis de bu yeteneği kendi lehine kullanıyordu.

 

Veーー

 

Subaru: “Eğer『Güneş Tutulması』varsa『Ay Tutulmasının』da var olacağını düşünmek doğal olur. Ama ayın gizlenmesiyle nasıl bir güç doğabilir…… yo, bunu görmeden çözmem mümkün mü ki?”

 

Bu tür kopyalama kabiliyetlerinde sıklıkla gerçekleşen şey, kullanıcının tecrübesizliği ve o kabiliyetleri kullanma hususunda doğru düzgün bilgiye sahip olmayışının bir yenilgi sebebine dönüşmesiydi.

 

Gelin görün ki 『Oburluğun』Louis’in de dahil olduğu bariz kopyalama kabiliyeti, 『Kurbanın Bedeni ve Hatıralarını』 kullanma yoluyla o zayıflığın üstesinden mükemmel bir şekilde geliyordu.

 

Bunun kusursuz, harika bir kopyalama kabiliyeti olduğu barizdi.

 

Subaru: “Bu kötü oldu…… Emilia-chan ve diğerleri bastırılırsa işler değişir.”

 

Sıkıca göğsünü kavrayan Subaru, gözle görülür çaresizlik hissi karşısında dişlerini sıkıyordu.

 

Echidna Rem ve Patrasche’yi『Taygeta’ya』kaçırırken Meili, kuleyi çevreleyen kalabalık Cadı Yaratığı sürüsüyle ilgilenmeye gitmişti. Ve Julius’un mücadelesinin hala devam ettiği düşünülünce şiddet kulenin iki katına yayılmış oluyordu.

 

Subaru: “ーーJulius da zorlanıyor olmalı. Bir daha düşününce, buradaki rakip Reid olmalı mı?”

 

Beatrice: “ーーSubaru? Neler söylüyorsun sen? Nereye, neye bakıyorsun?”

 

Subaru: “Nereye ve neye bakıyorsun diyorsun, ha, Beatrice. Baktığım şey……”

 

Kollarının arasındaki Beatrice, Subaru’nun mırıltısını işitip kafasını kaldırarak gözlerini kırpıştırdı. Subaru’ysa ona yanıt vermeye ve kafa karışıklığını gidermeye çalıştı.

 

Hiç kuşkusuz ki şu anda neler söylediğini veya nereye baktığını tam anlamıyla açıklayamazdı.

 

Amaーー

 

Subaru: “Bu da neyin nesi? Herkesin ne yaptığını ve nerede olduğunu hissedebiliyorum. Onları görebiliyorum?”

 

#Louis sürekli yeni bir bedenle yeni bir uzmanlığa geçiyor, giderek güçleniyor. Bizim cepheyse giderek güçten düşüyor. Peki Subaru’nun yeni edinmeye başladığı bu gücü bir işe yarayabilir mi? Ne olduğunu ve neye yaradığını detaylı bir şekilde öğrenebilecek miyiz? Cevaplar için bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 34433 Üye Sayısı
  • 355 Seri Sayısı
  • 43756 Bölüm Sayısı


creator
manga tr