Cilt 6 Bölüm 83 [ Ram ] (1/4)

avatar
510 22

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 83 [ Ram ] (1/4)


Çevirmen : Clumsy



ーーHer şeyin kavrulduğunu, kırmızı, kızıl alevlere boğulduğunu hatırlıyordu.

 

Çöküşteki sakin ve durgun günler aniden sona ermişti.

 

Bu çılgınca şiddetten önceki en güçlü Yarı İnsanlar unvanı, köyün en korkulan lideri pozisyonu ve hatta evlatlarını koruyan ebeveynlerin daimi sevgisi bile hiçbir anlam ifade etmemişti.

 

Katliamın şahlandığını fark etmekte geç kalmış olmaları üzücüydü.

 

ーーYo, belki de bu sefer esas rakibin inceliği övgüye layıktı.

 

Dünya tarafından nefret edilmiş, sakınılmış, dışlanmışlardı.

 

Bu nedenle karanlıklarda gizlenmişler, varlıklarını silmişler, seslerini kesmişler ve fark edilmeden yaklaşma tekniklerini öğrenmişlerdi.

 

İlk pusu noktasında galibiyet ve mağlubiyetin çoktan belirlenmiş olduğunu söylemek yanlış olmazdı.

 

Atmosferik manaya hafif bir sükunet karışmış, boynuzu bunu algılayana dek iş işten geçmişti.

 

En başta köy halkının yarısı çekilmiş, geriye savaşabilecek olanların yarıdan azı kalmıştı. Üstüne bir de yanılıyor olabilir miyim düşüncesinin titizce doğası eklenince bunların yarısı da açığa çıkmamıştı.

 

Özetlemek gerekirse, kalpleri barış ve uyumla kokuşmuştu.

 

Oni Klanı zamanında Yarı İnsanların en güçlüsü olarak adlandırılır, hatta 『Yarı İnsan Savaşına』katıldıkları takdirde Lugnica Krallığında yaşananları değiştirebilecek kapasite oldukları söylenirdiーー ki bu varsayıma göre savaşa ‘gerçekten’ katılmış olsalar bile pek harika sonuçlar doğurmayacakları kesindi.

 

Her halükarda ilk saldırıda yarıya indirilen sayıları, takip eden ikinci saldırıda bir kez daha yarıya inmişti.

 

O noktada tüm köyde alevler yükselmiş, ölüm feryatları gökyüzünü aydınlatan kızıllıkta yankılanırken de köydeki tüm Oniler yaşanan sapkınlığın farkına varmıştı.

 

Ancak o anlarda olup bitenleri bu denli algılayan Oni klanı fertleri ikisinden ibarettiーー

 

“ーーRam! Kuşatmadan çık! Sen hayatta kalabildiğin sürece gerisinin önemi yok!!”

 

İrileşmiş iki devasa boynuza sahip kıdemli, vücudunun tüm kasları şişmiş şekilde bağırmıştı.

 

Kıdemli, uzmanlaşmış olduğu uzun kılıcı taşıyarak odadan dışarı fırlamış ve sıradan savaşçıları rüzgarla indirirken Ram’a seslenmiş, ona hayatta kalmasını söylemişti fakat bunun sebebi, Ram için endişelenmesi değildi.

 

Olabildiğince büyük ve katı bir inançla Ram’ın Oni klanının umut vaat eden, göz kamaştırıcı ve ışıltılı geleceği olduğunu düşünmesiydi.

 

Oni klanının eski ihtişamının, 『Cadının』çağında egemenlik ve zaferle ilerlemiş olan『Oni Tanrısının』reenkarnasyonu.

 

İşte Ram adlı dâhinin oynaması beklenen rol buydu ve savaşmayı unutmuş olan Oni klanının son piskoposu olarak kıdemlinin coşkun arzusu da bu olsa gerekti.

 

“Hah ~hk!”

 

Bunu yalnızca gülünç bulan Ram, öylece gülüp geçmek istemişti.

 

Bu çağda bile, köyü temsil eden Oninin dileği, imkansız bir hayalin gerçekleştirilmesini geleceğe emanet etmekle mi ilgiliydi yani? Halbuki yoldaşlarını çabucak teselli edebilir, düşmana karşı bir saldırı başlatma teşebbüsünde bulunabilirdi, harekete geçmek için sahip olduğu seçenekler sınırsızdı.

 

Fakat Ram’ın piskoposa böyle bir tavsiye vermeye niyeti yoktu.

 

Sebepse o gece değildi.

 

Ram kabilesine sırtını döneli çok olmuştu.

 

“Onilerin ihtişamı gibi bir şey……”


Değersiz. Değersiz. Değersiz.

 

Oni klanının en saf kanının kendisinin bedeninde aktığı gerçekliği bile mide bulandırıcıydı.

 

Gücü arzuladığı vakit kanı kaynıyor, tüm bedeninde bir gelişme hüküm sürüyor, tüm dünya onun için var olmuşçasına bir her şeye kadirlik hissi tarafından yatıştırılıyordu, o kadarı kesindi.

 

Gerçek şu ki Ram sağlıklı bir şekilde yetişkinliğe ulaşabilmiş olsaydı o her şeye kadirlik hissiyatı hakiki olabilirdi.

 

Fakat Ram, bunu arzulamıyordu.

 

Bu sınırlı dünyada tanrının çocuğu gibi havalara girmektense seçmeyi istediği başka bir gelecek vardı.

 

Oni Tanrısının reenkarnasyonu olarak anılmaktan, ömrünü çoktan yıkıma uğramış bir ihtişama tutunup kalan akrabaları için bir mabet olarak geçirmekten çok daha değerli bir gelecek.

 

ーーİşte o gelecek de ■ ■’in ■■■’sı olarak yaşamaktı.

 

“ーーーー”

 

Dikkatini alnında toplayarak beyaz boynuzu yoluyla ısınıp parıldayan manayla tüm vücudunu kuşatmıştı.

 

Bunun için var gücüyle dua ettikten sonra da algısı büyük oranda, çılgınca büyümüş, çevresinde yaşayan ve nefes alan ne varsa hepsinin görüş alanlarını ele geçirip sınırlı köyde olup bitenleri mükemmel bir şekilde kavramıştı.

 

Düşmanların sayısı fazlaydı ve kaçmalarının imkansız olmasını sağlamak adına köyü çevreleyerek mevzi almışlardı.

 

İlk anda haberleşmekte gecikmişlerdi, karşı koyabilenler yarının da yarısı olmuş ve onlar da öylesine azalmıştı ki geri kalanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor, bu da Oni klanının ruhunu tükettiğine işaret ediyordu.

 

Bir kişi, bir kıdemli büyük çabalar verip savaşıyor gibi görünüyordu ancak orada toplanan düşmanlar bir hayli iyi eğitimliydiーー dolayısıyla dezavantajlı konuma düşen kıdemlinin izleri de zengin bir『Ölümle』örtülmüştü.

 

“ーー■■■.”

 

Küçük vücudunu rüzgarla kaplayan Ram, köyün içinde fırtına misali ilerliyordu.

 

O dudakların dile getirdiği şey, tek ve biricik ■’ine, en ufak bir düşüncesiyle bile sevgi beslediği kişiye yönelikti. Bununla kalpsizlik etmiyordu. Yalnızca bilincini yeniliyordu.

 

Çünkü Ram’ın anne ve babası saldırıya uğrayan ilk yarı arasındaydı ve artık hayatlarının kurtulmasına dair bir umut kalmamıştı.

 

ーーAnne ve babasından hiçbir zaman nefret etmemişti.

 

Ama ikisi de iyisiyle kötüsüyle bu köyde doğmuş ve bu köyde ölmeyi seçmiş, oldukça merhametli bir ölümü kabullenmiş Oni klanı fertleriydi, Ram buna inanmıştı.

 

Dolayısıyla onların o gece hayatlarını kaybetmiş olmaları bir nevi kaçınılmazdı.

 

Bununla birlikteーー

 

“ーーBu, intikamlarının alınmayacağı anlamına gelmiyor.”

 

Yolunu kesen kara gölgeler, tüm bedeni cüppeyle örtülmüş düşmanlardı.

 

Ram, haç biçimli hançerler kuşanıp savuran bu emir kullarına sarsılmaz bir rüzgar göndermişti.

 

Ya yalnızca bir çocuk diyerek onu hafife almışlardı ya da kabiliyetten yoksunlardı.

 

Her halükarda Ram’ın rüzgar bıçaklarını karşılayamayan kara gölgeler sırasıyla kesilmeye devam etmiş, ceset sayısında korkunç bir yükseliş gerçekleşmişti. Ama Ram o zaman bile rüzgarla kuşanmış şekilde, alevlerin içerisinde dans edercesine katliamını sürdürmüştü.

 

Bir şeye benzetmek gerekirse, tıpkı tek ayak üzerinde dönen göz alıcı bir balerin gibi göründüğü söylenebilirdi.

 

Ama gerçekte kolunun tek savruluşuyla can alıyor ve şekli olan şeyleri yok ettiği her seferde genç zihninde karanlık bir neşenin iftihar çığlıkları yükseliyordu.

 

Daha çok öldür, diye uluyordu şiddetle.

 

İçindeki ses onu kan, et, kemik, ruh ve hayatları yağmalamaya teşvik ediyordu.

 

O akşam, bu çağrıya ilk kulak verişi değildi.

 

ーーÇünkü uzak bir geçmişten, doğduğu andan beri tam da bu ses, onu en ufak bir fırsatta cezbediyordu.

 

İçsel benliğinin uyanışını arzuluyor, ona hayatını, kanını, etini, kemiklerini ve ruhunu emanet etmesini öğütlüyordu.

 

Çok daha fazlasını öldürebilecek, çok daha fazlasını yok edebilecek olmak onu cezbediyordu.

 

Ram ise bunun nesinin bu kadar harika olduğunu algılayamıyor gibi görünüyordu.

 

Kıdemlisi, ebeveynleri veya başkaları da anlayamıyordu. Zaten Ram, kendisine Ram olmaktan ayrılacağı bir görev bahşedenlere bunu açıklamaya dahi tenezzül etmiyordu.

 

Boynuzu tarafından kontrol ediliyormuş gibi geliyordu.

 

Sağlam bir benliğe sahip olmasaydı, genç kişiliği kolayca yutulur, yıkılır ve muhakkak tam da etrafındakilerin arzuladığı gibi Oni Tanrısının reenkarnasyonuna dönüşürdü.

 

Fakat böyle olmamıştı. Bunun sebebi deーー

 

“ーー■-chan!!”

 

Tiz bir sesin bağırışıyla arkasını dönerek alevlerin aydınlattığı ■■■’i görmüştü.

 

O anda kabaran bir rüzgar, kendisine engel olan karanlık gölgeleri dağıtmış, tek seferde paramparça etmişti.

 

Ve Ram aceleyle ■■■’e yönelmişti.

 

“■■■……”

 

Bakışlarına korku sinen, dizlerinde derman kalmayan ■■■ , olduğu yere yığılıp kalmıştı.

 

Biricik ■ine elini uzatmış, kalkmasına yardım etmişti. Ram, kıdemlinin arzusu doğrultusunda hayatta kalmak zorundaydı. Ama bir başına değil, ■■■ ile birlikte.

 

ーーİşte, tam da o andı.

 

■■■’in güvenliğini garantilerken bir anlığına gardını indirmişti.

 

Onların varlıklarını fark edinceye dek etrafı sarılmış, bir kaçış yolu bulmanın bile zor olduğu bir duruma düşmüştü. Yalnız olsaydı imkansız bir görev olmazdı. Ama yalnız başına kurtulmasının da ölümden bir farkı kalmazdı.

 

Ne olursa olsun bu durumun üstesinden gelmekten başka şansı yoktu.

 

İşte bu amaçla gücünü mühürleyen tüm zincirleri gevşetecek, düşmana öfkeli bir rüzgar gönderecektiーー

 

“ーーーー”

 

Bu kalbinde beliren, nefret ettiği o her şeye kadirlik hissine yönelik bir açıklık olmalıydı.

 

Derken kara gölge rüzgar bıçaklarının arasından kaymış, azimle ateşlenen yegane parıltı alnını etkilemiş, görüş alanı alev alev yanmıştı.

 

Muazzam etkiye bağlı olarak dayanılmaz bir kayıp hissi tadan Ram, öylece bakakalmıştı.

 

Beyaz bir boynuz, o ana dek köyü kavurmuş olan alevlerin aydınlattığı kızıl geceye doğru ağır ağır, döne döne yükselmişti.

 

Onun kendi boynuzu olduğunu anladığındaysa ince boğazından ıstırap ve kayıp hissinden doğan bir ciyaklama kaçmıştı.

 

Ancak o ciyaklamayla birlikte bir şey tespit etmişti.

 

Doğdu doğalı içini yiyip bitiren o ses, işitilmez hale gelmişti.

 

Ah, demek bu kadar basit bir şeydi diye düşünmüştü, kendi salaklığına gülerken.

 

Ve boynuzunun kızıl geceye bir parabol izi bırakmasını izlerkenーー

 

ーーAh, nihayet kırıldı.

 

 Demişti zihninden.

 

#Bu bölümü de Ram’ın geçmişinden, belki de en önemli anından bir kesitle sonlandırdık. Şu serinin karakterlerin hayatlarına ve düşüncelerine tek tek odaklanmasını çok seviyorum. Ve tüm karakterlerle ilgili her şeyi bileceğimiz, tüm gizemleri çözeceğimiz o günün gelmesini iple çekiyorum. Umarım bu serinin sonunu görmeye hepimizin ömrü yeter arkadaşlar :D Hadi okumaya devam!

 

 

 

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32577 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43281 Bölüm Sayısı


creator
manga tr