Cilt 7 Bölüm 9 [ İmparatorluk Yolu ] (3/3)

avatar
444 17

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 9 [ İmparatorluk Yolu ] (3/3)


Çevirmen : Clumsy



Subaru artık Todd’un grubuyla dostane bir ilişki kurmak ve kendisiyle Rem’i korumalarını sağlamak gibi bir düşünce taşımıyordu. ――Hem müttefik hem de düşman olarak tehdit teşkil ediyorlardı.

 

Müttefik olduklarında bile kontrol edilemiyorlardı ve düşman olarak ne kadar tehlikeli olacaklarını belirtmeye gerek dahi yoktu.

 

Subaru’nun her şeyden önce Vollachia halkıyla takım olmaktan kaçınması gerekiyordu.

 

Vollachia’daki pozisyonu fazlasıyla karmaşıktı ve bir hata yapacak olursa bu, yalnızca kendisini etkileyen bir problem olmazdı. Bu da taşıdığı bir başka sırdı.

 

Todd: [Tamamdır, hadi gidelim. Tetikte olun millet.]

 

Jamal: [Burada emirleri veren benim!]

 

Todd, beraberinde fazlasıyla temkinli bir Subaru’yla ekibine bu şekilde seslendi.

 

Todd’un seslenişine yanıt veren İmparatorluk Askerlerinden biri olan Jamal’ın yanıtıysa son derece açık şekilde öfkeli oldu.

 

                △▼△▼△▼△

 

――Sonrasında başı Subaru’nun çektiği grup, Buddheim Ormanına giriş yaptı.

 

İstikametleri Shudraq Halkının ormanda yaşadığı köydü, hedefleri de o konumu belirlemekti. ――Fakat onları yönlendiren Subaru, köyün konumunu bilmediği için blöf yapıyordu.

 

Blöften de öte, Shudraq Halkının kimlikleriyle ilgili yalnızca yüzeysel bilgilere sahip olmasına rağmen bir kumar oynuyordu.

 

Subaru: [――――]

 

Sık ağaçlarla kaplı ormanda ilerleyen Subaru, bir şekilde gruptan sıyrılıp kaçma fırsatını arıyordu.

 

Kalabalık bir grup karşısındaydı ve üzerlerindeki zırhlar ağır olsa da ekipmanları, Subaru’dan hızlı ilerlemelerine imkan tanımıyordu. Yani dikkatsizliklerinden faydalanıp kaçabilirse onlardan önce kampa koşturup Rem’i alıp kaçması mümkün olabilirdi. Aslına bakarsanız şu an için aklındaki tek plan buydu.

 

Neyse ki Rem’in konulduğu kafes, dışarıdan rahatlıkla açılabiliyordu.

 

Subaru için önem taşıyan şey, Rem’in ona bunu yapma hakkı tanıması ve kafesi açtığı takdirde ona inanıp peşine takılacak olması umuduydu. Tabii bir de Louis meselesi vardı.

 

Subaru: [Louis’i geride bırakacağım dersem Rem hayatta benimle gelmez…]

 

Tüm bunlar yetmezmiş gibi Ölümden Dönüşün eklediği miasmayla Rem’in güveni büyük ölçüde azalmıştı.

 

Yani Subaru bu halde kampa koştursa bile Rem, onun Louis’i geride bırakma kararını hoş karşılamayacaktı. Bundan da öte Subaru’yu olduğu yerde pataklama ve onu İmparatorluk kampında bir başına bırakıp Louis’i kurtarıp gitme ihtimali de vardı.

 

Subaru: […Sanırım Rem bana düşman kesilse de böyle bir şey olmaz. Sonuçta bacaklarını özgürce kullanamıyor.]

 

Rem’in Subaru’nun aklından geçirdiği şeyleri yapamayacak olmasının tek sebebi bacaklarının durumuydu, yani fiziksel olarak formda olduğu takdirde Subaru, onun bunu gerçekleştirmesine hiç şaşırmazdı, tabii yine de bu durum başını belaya sokardı.

 

Yani Subaru Rem’i oradan çıkaracak olursa Louis’i de peşlerine takması gerekecekti. Dolayısıyla Subaru, nereye gider veya ne yaparsa yapsın pranga denilebilecek negatif bir faktörü ardında bırakamamanın zorluğuyla yüzleşmek zorunda kalacaktı.

 

Ve bir de――

 

Todd: [Ee, köye varmamız ne kadar sürecek?]

 

Subaru: […İki üç saat kadar.]

 

Todd: [İki üç saat mi! Bayağı hızlıymış. Yalnızca bu kadarsa daha fazlasını dileyemezmişim. Bizim gözümüzde bu, tamamlanması yıllar alacak bir görev olmalıydı.]

 

Sorusuna yanıt alan Todd, şansının yaver gittiğini düşünerek gülümsedi.

 

Onun söylediklerini işiten ve hafif zırhıyla birlikte belinden sarkan baltayı gören Subaru, Todd’un bu göreve nişanlısını ardında bırakarak katılmış olduğunu anımsadı.

 

Bu apaçık ortadaydı ama Todd’un Subaru’yu yaralayan bir karar vermiş olması, içerisinde bulunduğu koşulların ardında hikayeyi tam anlamıyla değiştirmiyordu.

 

Todd, bir İmparatorluk Askeri olarak kendisine verilen emir doğrultusunda ormana gönderilmiş ve bu uğurda kaçınılmaz olarak nişanlısından ayrılmıştı.

 

Aynısı Todd’un asker arkadaşları ve Jamal için de söylenebilirdi. Onların eylemlerinin ardında da kendince koşullar vardı ve dolayısıyla her birinin böyle bir göreve gönderilmesi bir sebebe dayanıyor olmalıydı.

 

Bu bağlamda Subaru ve Todd’un grubunun kavgalı olmasına lüzum yoktu.

 

Subaru’nun şansı yaver gitmiyordu. Talihsizlikler üzerine yığılıyordu. Durum aleyhine dönüyordu. Bir dizi kelimeyi bu şekilde sıralayacak olursa durum bundan ibaretti.

 

Bununla birlikte――

 

Subaru: […Bunu söylemek bana düşmez ama bu durum tehlikeli değil mi? Shudraq köyüne gidiyor olmamıza rağmen sayınız çok az…]

 

Lider olarak en önde yürüyen Subaru, hemen arkasındaki Todd’a bu şekilde seslendi.

 

Grupta yaklaşık yirmi İmparatorluk Askeri vardı. Yani yanlarında bir rehberleri olsa da koskoca bir ormanı keşfetmek için yeterli kişiye sahip oldukları söylenemezdi.

 

Ancak Todd, Subaru’nun şüpheleri karşısında omuz silkti.

 

Todd: [Yapacak bir şey yok. Sen harika bir bilgi kaynağısın ama üst düzeydekilerin senin hikayenden pek bir beklentisi yok. Bu bilgi yalnızca biz çıkıp teyit edersek değerli hale gelecek. Ayrıca…]

 

Subaru: [Ayrıca?]

 

Todd: [Bunun senin kurduğun bir tuzak olduğu anlaşılır ve grubum geri dönmezse yokluğumuz kamptaki müttefiklere ormana girmenin tehlikeli olduğu bilgisini verecek. Haha, çok yaşa Vollachia.]

 

İmparatorluk Askerleri: [――Çok yaşa Vollachia!]

 

Galibiyet için fedakarlıklarda bulunmak kaçınılmazdı. Todd bunu tasasız bir tavırla sergiliyor gibi görünüyor, İmparatorluk Askerleri de onun sözlerine eşlik ediyordu.

 

Çok yaşa Vollachia! Sesleri ormanın atmosferini titretiyor, her şeyden önce güce değer veren ülkelerine ne kadar sadık olduklarının göstergesi gibi geliyordu.

 

Her halükarda――

 

???: [Bizim için endişelenmenin zamanı mı şimdi? Bu iş bittikten sonra başının ve bedeninin bir arada kalacağının garantisi yok. Bizi güldürmek için elinden gelenin en iyisini yap sen.]

 

Subaru: [Jamal-san…]

 

Jamal: [Bana ismimle seslenme, seni boktan hain. Paramparça edilecek ve bir yerlere atılacaksın, kadınla çocuğa gelince… hmm… belki de onları faydalanması için İkinci Sınıf General Zikr’e sunarım. Fazlasıyla keyif alacağı kesin.]

 

Todd: [Jamal… aptalca şeyler söyleme. Beni yoruyorsun.]

 

Subaru’dan her zerresiyle nefret ediyormuş gibi görünen Jamal’ın bakışları ve sesi kötü niyetle doluydu.

 

Bunun yanı sıra Subaru ve Rem pek iyi anlaşmıyordu ve bu durum için belirleyici oyu veren kişi Jamal olursa işler Subaru için en kötü şekilde sonuçlanabilirdi.

 

Beklenildiği gibi Jamal’ın öfkesini yatıştırmaya çalışan kişi Todd oldu ve “Sakin ol” diyerek,

 

Todd: [Asıl bizim bu herifi güldürmemiz gerektiğini unutma. Bize kıçını kurtarmak için gereken bilgiyi sağlayacak. Bunun karşılığında da onu kurtaracağız. Aksi takdirde köye vardığımız anda Shudraqlar üzerimize atlar.]

 

Jamal: [Buyursun yapsınlar. Böyle bir şey yapmaya kalkarlarsa onların kökünü…]

 

Todd: [――Sen ciddi misin? Ben kazanma ihtimalimin olmadığı bir mücadeleye giremem. Sen de kız kardeşinin daha evlenmeden dul konumuna düşmesini istemezsin. Öyle değil mi? Kayınbiraderim?]

 

Jamal: [Gh…]

 

Todd, bu sözlerle sıklıkla düşünceden tamamen yoksun şekilde konuşan Jamal’ı ikna etti.

 

Subaru da aralarındaki bu meçhul ilişkiyi gözden kaçırmadı ancak maalesef ki hislerinde herhangi bir değişiklik olmadı. Todd ve grubuna karşı kararlılığını perçinleyeli çok olmuştu.

 

――Karşılaşmaları, durumları ve Subaru’nun şansı. Hepsi de berbattı.

 

Subaru: [――Ama benim için mühim olan Rem.]

 

İşte bu yüzden Subaru, onları tehlikeye atmaya karar vermişti.

 

İmparatorluk Askeri: [――?]

 

Ansızın arama grubunun oluşturduğu sıranın en arkasındaki askerin boğazından ufak bir ses kaçtı. Ve bir şeyi fark etmişçesine kafasını kaldırarak görüş alanında hissettiği şeyin sebebini aradı.

 

O belli belirsiz his, bir şeylerin yanlış olduğuydu. Aranıyor, içinden geçenleri görmezden gelemiyor, bakışları ormanda daireler çiziyordu ve en sonunda da――

 

İmparatorluk Askeri: [――Ah?]

 

Orman karanlığının ortasında dolanan gözleri, yüzeyde beliren kırmızı bir ışıltıyla buluştu.

 

İmparatorluk Askeri: [Bu bir Cadı Yaratığı――!!]

 

Diğer İmparatorluk Askerleri: [――!?]

 

“Onu” bulan İmparatorluk Askeri, göz temasının hemen ardından müttefiklerini tedbir almaları için uyardı.

 

Bu noktaya kadarki tepkileri mükemmeldi ve hiçbir kusuru olmadığı söylenebilirdi. Aynısı ilk askerin çağrısına uyup savaşmaya hazırlanan müttefikleri için de geçerliydi.

 

Ancak kılıçlarını kınlarından çıkarttıkları anda Cadı Yaratığına saldırmak için hiç vakit kaybetmemişlerdi.

 

――Ve bunun tam anlamıyla pervasızlık olduğu not düşülebilirdi.

 

İmparatorluk Askeri: [Uvooooh!!]

 

Bir İmparatorluk Askeri kılıcını çekmiş şekilde ormanda koşturup rakibi olan, iri bedenini büken devasa yılanın ― yani yeşil renkli pullarla kaplanmış, yaklaşık on metre uzunlukta bir yılan Cadı Yaratığının üzerine atılmıştı.

 

Subaru’nun ormanda karşılaştığı Cadı Yaratığıyla aynı cinsten olan bu yılanın varlığı, ormanda Cadı Yaratıklarının var olduğundan haberdar olmayan İmparatorluk Askerleri için çok ani bir darbe olmuştu.

 

Bununla birlikte ne kadar tehlikeli olabileceğini bilerek onunla anında baş etme teşebbüsleri doğru bir karar olmasının yanı sıra bir hataydı da. ――Çünkü Cadı Yaratığının hedefi onlar değildi.

 

Onun hedefi, inanılmaz bir miasmayla çevrili Natsuki Subaru’nun ta kendisiydi.

 

Yılan Cadı Yaratığı: [――――ϡϡ!!]

 

Savrulan kılıç darbesini pullarıyla yakalayan koca yılan, çıkarttığı yüksek ses eşliğinde kuyruğunu sallayarak İmparatorluk Askerini uçurdu. Gözlerindeki kırmızı ışıltı şiddetle yoğunlaştı ve grup, muazzam feryadına maruz kaldı.

 

Cadı Yaratıklarına karşı yem şeklinde hareket etmeye başlayalı bir yıl olan Subaru, bu yolda yürüyen bir profesyonel olmanın ne anlama geldiğini gayet iyi biliyordu.

 

Söz konusu Cadı Yaratıkları çoğu zaman aktif olarak, miasmayla çevrili Subaru’yu takip ediyor ama Cadı Yaratığına zarar verildiği takdirde işler değişiyordu. İster Beyaz Balina olsun, ister bu yılan, Cadı Yaratıklarının değişmez doğası buydu.

 

Beyaz Balina kendisini doğrayan Wilhelm’i hedef almış, bu yılan da saldırıya geçen avcıya dişlerini göstermişti.

 

Bu kural mevcut durumda bile yürürlüğe girmişti. Yılanın hedefi Subaru olmaktan çıkmış, aynı ekipmanları kuşanan ve Cadı Yaratıklarına yönelik düşmanlıkları tavan yapan İmparatorluk Askerleri olmuştu.

 

Jamal: [―― bir Cadı Yaratığı mı!? Bana böyle bir bilgi verilmemişti!!]

 

Bağıran yılanın kötülüğünün hedefi olan Jamal, öfkeden titreyen bir sesle bir çift kılıç çekti. Ve beklenmedik bir şekilde, şaşırtıcı bir çeviklikle kendisini Cadı Yaratığının önüne atarak dövüş yeteneklerini sergiledi.

 

Lakin Subaru, Jamal’ın bu beklenmedik, cesur mücadelesini tebrik edemedi.

 

Subaru’nun birkaç saattir Todd’la birlikte ormanda yürüme amacı buydu.

 

Askerler Cadı Yaratığının varlığından haberdar değildi ve Cadı Yaratıkları Subaru’nun miasmasına çekiliyordu. Subaru her defasında Cadı Yaratıklarını vücut kokusuyla çekiyor ve bir “Cadı Yaratığı Kullanıcısı” olmaktan gurur duyuyordu.

 

Hatta bu unvan üzerine Meili’yle kapışacak kadar çok başarısı vardı.

 

Ama şu anda bunlara kafa yormaya ayıracak vakti yoktu.

 

Subaru: [Bunu fırsat bilmeli――]

 

Ve kampa dönüp Rem’i özgür bırakmalıydı.

 

Bunu yapmak için bir boşluk bulmaya çalışırken ensesinde korkunç bir iğnelenme hissi duydu. Ve bu korkutucu hisse tutunarak başkalarının gözünde ne kadar salak görünecek olursa olsun kafasını eğdi.

 

Bir an sonraysa bir balta, az önce kafasının bulunduğu noktayı yarıp geçerek arkasındaki iri ağaca saplandı.

 

Subaru: [――kh,]

 

Kafasını eğmemiş olsaydı şimdiye ölmüştü.

 

Bu gerçekle sarsılan Subaru’nun tek yapabildiği, bakışlarını kaydırıp canını almaya teşebbüs eden kişiye bakmak oldu.

 

Subaru: [――――]

 

Ve gözleri, delici bakışlarını üzerine dikmiş olan Todd’un gözleriyle buluştu.

 

Subaru: [――hk,]

 

O bakışlara esir olmayı reddeden Subaru, var gücüyle ormanın içine doğru koşmaya başladı.

 

Adımlarını duraksatacak olursa Todd tarafından yakalanacaktı. Ve yakalanırsa Todd, hiç şüphesiz canını alacaktı. O gözlerde öylesine sağlam, güçlü bir irade mevcuttu. Zifiri karanlık bir niyetle kararmışlardı.

 

Subaru, Günah Başpiskoposları, Cadı Yaratıkları ve hatta Reid Astrea karşısında hissettiğinden bile farklı bir korku içerisindeydi.

 

O gözler kindarlıkla dolup taşıyordu ― zifiri karanlık bir öldürme arzusuyla.

 

Subaru: [Gah!?]

 

Koşarken sırtına güçlü bir darbe yiyen Subaru, arkasını dönüp bakamadı.

 

Kürek kemiğinin yakınlarına saplanmış olan şey, kendisine fırlatılmış bir bıçaktı ― tuhaf bir şekilde aynı bıçak, bedenine geri dönmüştü.

 

Bıçağı omzuna saplı halde bırakan Subaru, kesik kesik nefesler vererek çaresizce kaçışını sürdürdü.

 

Cadı Yaratığı ve İmparatorluk Askerlerinin savaşının hala arkasında süregeldiğini hissedebiliyor ama yoluna başka Cadı Yaratıkları çıkmasın ve Todd da peşini bıraksın diye çaresizce dua ediyordu.

 

Subaru, çaresizce, telaşla, delice bir koşu gerçekleştiriyor, koşuyor da koşuyordu.

 

Nefesi kesiliyor, kanlar tükürüyor, üç kez düşmenin eşiğine geliyor, bir kez gerçekten düşüyor ve tüm bedeni çamurlara kaplı halde bile koşuyor, İmparatorluk kampına dönmek için daha da çılgınlaşıyordu.

 

Subaru: [Rem… Rem… Re, m…]

 

Yürümeyi yeni öğrenen bir çocuk kadar yavaşlayan, kurumuş boğazıyla nefes alma çabası veren ve oksijeni, dayanıklılığı ve zihinsel gücü tükenmenin eşiğine gelen Subaru, sahip olduğu tek bağa tutunuyordu.

 

Rem’e ulaşacaktı, Rem’i oradan çıkartacak, kurtaracak, evine, geri kalanların olduğu yere götürecekti.

 

Emilia ve Beatrice’in, Ram, Petra ve Frederica’nın, Garfiel ve Otto’nun ve hatta Roswaal’ın yanına dönecek, Rem’e huzurlu, tatlı günlerini geri verecekti.

 

Geçirmiş olması gereken günleri, o kıymetli vakitleri, öylece――

 

Subaru: [――Ah,]

 

Böylesine fani bir düşü ararcasına elini uzatan Subaru’nun bacakları boş havayı tekmeledi.

 

Ve ansızın basacak yerini yitiren Subaru, dengesi bozulan vücudunu desteklemek için kollarını kullanamayarak kafa üstü düşmeye başladı.

 

Bir yerlere doğru alçalıyordu. Çığlık atamıyordu. Boğazı açılmıyordu.

 

Düşüyordu. Öylece, düpedüz, basitçe, düşüyordu.

 

Alçalıyor, aşağı düşüyordu. Düşleri adeta sönük ve arızalı bir balon gibi patlıyordu.

 

Subaru: [――Rem.]

 

En sonunda da boş ve anlamsız gelen, boğuk bir ses çıkardı ve o saniyede bilincini yitirdi.

 

                △▼△▼△▼△

 

???: […Ne zamana kadar uyumayı planlıyorsun, ahmak?]

 

Subaru: [Gah?!]

 

Subaru'nun bilinci ani bir darbeyle uçurumun derinliklerinden yukarı çekildi.

 

Ve şakağına aldığı darbe yüzünden kafasının yan tarafına basıldığını hissetti ― yo, öyle hissetmedi, olan tam da buydu.

 

Anlayabildiği kadarıyla başının sağ tarafı yere değerken sol tarafına basılıyordu. Sonuç olarak onu uyandıran şey, keskin bir acı sandviçiydi.

 

Subaru: […N… e? Ben… ahh…]

 

Boğazının ardından kan adı alan Subaru, sersemlemiş halde oturur pozisyona geçti.

 

Ve ansızın sağ omzundan, sırtından, sol elinden, bacaklarından ve bedeninin çeşitli noktalarından yayılan yoğun acıların keskin bir şekilde farkına vardı.

 

Korkunç ıstırabı görüş alanını kırmızıya çevirirken bedeni yere yığıldı ve karaya çıkmış balık gibi titredi.

 

Adrenalin acıyı bir müddet görmezden gelmesini sağlasa da bayılıp yeniden ayılmasının sonucu bu olmuştu. Bununla birlikte tüm bedeninin acıyor olmasının anlamı―

 

Subaru: [Ben… ölmemişim.]

 

???: [E herhalde. Ölüler konuşur mu? Söylemek isterim ki eylemlerin beni ikinci sınıf bir soytarının yarım yamalak eylemlerinden daha çok eğlendiriyor. Bunun için sana bir iltifat edeceğim.]

 

Subaru: [Ha?]

 

Bir kez daha küstahça bir konuşma yağmuruna tutulan afallamış haldeki Subaru’nun ağzından tek bir kelime kaçtı.

 

Kavrayışı söylenenlere yetişirken de acının geri döneceği konusunda temkinli olarak ağır ağır ayaklandı.

 

Etrafına bakınan Subaru, yattığı yerden çıkan kalın dalları görebiliyordu ― yo, onlar dal değildi, bir kafesin tahtalarıydı.

 

Bilmem kaçıncı kez Rem’i anımsayan Subaru, tahta bir kafese hapsedilmiş olduğunu anladı. Ve kafası iyice kaosa daldı.

 

Yok artık, kaçmakta başarısız olup yeniden Todd ve grubuna mı esir olmuştu? Endişelenmeye başlıyo―

 

???: [Panik yapma. Takipçilerin burada değil. Yine de şu anda içerisinde bulunduğumuz tatsız durumu düşününce her şey yolunda demek epey cüretkar bir yalan olur.]

 

Subaru: [Sen…]

 

???: [Cidden ama, bir kez daha senin yüzüne bakacağım hiç aklıma gelmezdi, Natsuki Subaru.]

 

İşte yoldaşı bu şekilde alaylı bir kahkaha attı ve gözleri irileşen Subaru’ya ismiyle seslendi.

 

Bir maske taktığı ve sadece gözlerinin şekli göründüğü için kesin konuşmak mümkün olmasa da Subaru, gülümsediğinden emindi.

 

Evet, Subaru’yla aynı tahta kafeste ve aynı tatsız durumda sıkışıp kalmış olan o kibirli, maskeli adam gülümsüyordu.

 

#Haydaaa! Todd ve grubunu pusuya düşürmeyi başaran Subaru, Todd’dan bir güzel bıçağı yedi, kaçarken de başına her ne geldiyse kendisini bir kafesin içerisinde gizemli maskeli adamımızla birlikte buldu. Ben kesin ölür diyordum ama daha da değişik bir kaderle karşı karşıya. Bakalım bu döngü daha ne kadar çılgınlaşacak, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 34433 Üye Sayısı
  • 355 Seri Sayısı
  • 43756 Bölüm Sayısı


creator
manga tr