Cilt 7 Bölüm 16 [ İmparatorluktaki Durum ] (1/3)

avatar
239 14

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 16 [ İmparatorluktaki Durum ] (1/3)


Çevirmen : Clumsy



――Hisar şehri Guaral.

 

Subaru’nun grubunun İmparatorluk sınırlarında ulaştığı ilk medeni şehrin adı buydu.

 

Şu ana dek İmparatorluk Kampı ve Shudraq köyünde yıldızların altında uyudukları için medeniyet manzarası bilhassa heyecan vericiydi.

 

Bununla birlikte kendilerini öylece akışa bırakıp medeniyetin harikalarının tadını çıkartabilecek durumda değillerdi.

 

Sebep de――

 

???: [――Denetleme.]

 

Şehrin girişinde bir denetleme noktası mevcuttu ve bunu gören Subaru, diliyle dudaklarını ıslattı.

 

Guaral’ın dört tarafı koruyucu bir duvarla çevrelenmişti, doğu ve batıdaki giriş çıkışlar da sadece büyük kapılarla sınırlandırılmıştı. Kapılarda daimi denetleme noktaları bulunuyordu ve kapı muhafızlarının sert ve dikkatli gözlerle etrafı izlerken büründükleri asık suratlar belli bir mesafeden bile görülebiliyordu.

 

Kuna: [Bizim Shudraq olduğumuzu tek bakışta anlarlar. O yüzden biz sizinle gelemeyiz arkadaşlar, ama şaibeli bir şey taşımadığınız sürece sizin açınızdan sorun çıkmayacaktır.]

 

Holly: [Gergin olmaz ve cesurca yürürseniz halledersiniz~. Rem ve Louis-chan’a iyi bak, tamam mı~?]

 

Kuna ve Holly’nin şehre varmadan önceki vedaları bu şekildeydi.

 

İkisi de Subaru’ya gereğinden fazla gaza gelmemesini tavsiye etmişti ama gerginliği ve kaygısını böyle kolaylıkla bir kenara atmak, Subaru’nun uymasının mümkün olmadığı bir öneriydi.

 

Çünkü ne olursa olsun onlar, bu İmparatorluk sınırlarında bağlantıları bilinmeyen ve kimlikleri olmayan yabancılardı.

 

Subaru: [Her neyse, benim gibi sağduyudan yoksun bir yabancı bile bugünlerde Lugnica halkının Vollachia’da hoş karşılanmadığını anlayabilir.]

 

Aptallık ederek gerçek kimliğini açıkladığı takdirde kapı muhafızlarının hoşnutsuzluğunu üzerine çekeceğine hiç şüphe yoktu.

 

Tek olasılık kapıdan geri çevrilmeleri de değildi, kazara tutuklanabilir veya geçmeyi başardıkları takdirde başlarına korkunç bir şey gelebilirdi. Sonuçta İmparatorluk kampında böyle bir şeyi tecrübe etmişti.

 

――Subaru’nun birçok kişinin kendi hatası yüzünden yanacağı bir senaryoya bir kez daha müsaade etmesi mümkün değildi.

 

Subaru: [――――]

 

???: […Çok katı görünürsen yanındaki insanlar şüphe çekecek.]

 

Subaru, içsel parçalanmasının yansıması olarak kaşlarını çatmıştı; bu sesi işittiğindeyse gözleri şaşkınlıkla irileşti.

 

Ses, arkasından gelmişti―― Ve tahta oturağın üzerindeki Rem’e aitti.

 

Ama Rem, yapısı gereği sırt sırta verdikleri için Subaru’nun yüzünü göremiyor olmalıydı.

 

Subaru: [Buna rağmen kaşlarımı çattığımı nerden anladın?]

 

Rem: [Seni göremesem de nefes alıp verişini hissedebiliyorum. Sırtlarımız değdiği için kalp atışlarını da öyle, sırt çantası aracılığıyla olsa da… gerildiğini sezebiliyorum.]

 

Subaru: [Oof… Affedersin. Çatılan kaşlarım için de kuvvetli kalp atışlarım için de.]

 

Rem: [Evet. Bana biraz sessizlik sağla lütfen.]

 

Subaru: [Bu istekle “nefes almayı bırak” değil de “sakin ol” demek istiyorsun, değil mi?]

 

Subaru her ihtimale karşı onay almaya çalışırken Rem, iç çekerek sessizliğini korudu.

 

Rem’in iç çekişi, Subaru’dan bıkıp usanmakla ona karşı kayıtsız olmak arasında bir noktadaydı. Yine de bariz bir tiksinti veya düşmanlıktan kaynaklanmaması Subaru için azıcık da olsa rahatlatıcıydı.

 

Beklentilerin amma düşükmüş diyen olursa da hiçbir karşılık veremezdi.

 

Louis: [Ooh, ooh?]

                                                                                

Subaru: […Anlaşıldı, hadi acele et. Bildiğin gibi sen de benim endişe sebeplerimden birisin!]

 

Bir hevesle Subaru’nun kolundan çekiştirerek sırayı işaret eden kişi, uzun saçlı Louis’ti.

 

Kuna’nın gruba bıraktığı Cadı Yaratığı boynuzu ――Louis o şeyi beyaz ambalajıyla birlikte sırtlanmıştı ve an itibarıyla Subaru’nun neden sıraya girmediğini merak ediyordu.

 

Ama Subaru Louis gibi düşüncesizce hareket ederek pervasızca sıraya giremezdi.

 

Subaru: [Şu anda kapı muhafızlarına verecek birer kimliğimiz de rüşvet imkanımız da yok. Yani ön taraftan yaklaşmamız mümkün değil.]

 

Rem: [Sıraya girip kapı muhafızlarıyla konuşmamız imkansız mı yani?]

 

Subaru: [Dürüst olmak ve açık konuşmak gerekirse böyle bir seçenek var ama başarısız olur ve toparlanamazsak işler korkunç olur… Sonuçta şu anda güvenebileceğimiz hiç kimsemiz yok.]

 

Subaru’nun endişelerini dinleyen Rem, ufak bir ses çıkartıp suskunlaştı.

 

Hafızasını kaybetmiş Rem için hayal etmesi zor olabilirdi ama hiçbir mekan ve kültürde ‘fazla temkinlilik’ gibi bir şey söz konusu olamazdı.

 

――Şaşırtıcı bir şekilde üçlü grubun Pleiades Gözcü Kulesinden İmparatorluğa fırlatılışının üzerinden on gün geçmek üzereydi.

 

Başlangıçtaki kaos epey yatışmış ve Subaru, Rem ve Louis arasındaki hararetli ilişki şimdilik rafa kaldırılmıştı. Yine de her şeyin yolunda olduğunu söylemek zordu.

 

Öyle ya da böyle Subaru’yla Rem’in – ve de Louis’in – tek başlarına geçirdikleri süre, Avcı ve Elgina’dan kaçtıkları süreden ibaretti. O da bu bölgeye fırlatılmalarının ardından gerçekleşmiş kısa bir süreçti.

 

Onun dışında ister İmparatorluk Kampı olsun ister Shudraq köyü ya da Guaral yolculuğu, daima yanlarında İmparatorluğa aşina olan birileri bulunmuştu.

 

Hepsiyle iyi ilişkiler içerisinde olmasalar da hiç değilse yalnız olmamışlardı.

 

Subaru: [Ama artık işler değişti.]

 

Todd ve ekibini kendine düşman edinmek, Abel’in yolundan ve hatta Shudraq Halkından ayrılmak.

 

Tüm bunların ardından üçlü grubun, İmparatorluğun ayak basılmamış topraklarını bir dayanakları olmadan geçmesi gerekecekti. İsteseler de istemeseler de konunun özü, kararlarına dikkat etmeleri olacaktı.

 

Rem: [Ee, öyleyse ne yapacağız? Ne kadar sıkkın veya tereddütlü olursan ol hedefimiz aynı, haksız mıyım? Bu şehri öylece atlama imkanımız yok diye düşünüyorum…]

 

Subaru: [Denetleme yüzünden burayı atlayalım desek bile diğer şehirlerde de aynı şeyi yapıyor olabilirler. Burası Lugnica olsaydı böyle tetikte olmazlardı ama… Yo.]

 

Subaru, İmparatorluktaki durumu hesaba katarak kafasını salladı.

 

Yollarını ayırmış olsalar da Abel, ona kendi durumundan ve İmparator olarak tahtından edildiğinden bahsetmişti. Eğer bu doğruysa İmparatorluğun şu anda bir iç çekişmenin ortasında olduğu söylenebilirdi.

 

Abel İmparatorun yokluğu meselesinin insanlardan gizlendiğini belirtse de insanların çenesini kapalı tutmak epey zor olur ve ruh hali insandan insana bulaşırdı.

 

Ayrıca Todd bile kampa geri gönderilmeleri konusunda bazı şüpheleri varmış gibi görünüyordu.

 

Subaru: [Durum böyleyse denetlemelerin bu kadar sıkı olma sebebi Abel mi…? Kahretsin, siktir et artık o herifi.]

 

Abel’in biraz yardımı dokunmuş olsa da Subaru, her şeyi bir teraziye oturtup ruh hali meselesini de dikkate alınca onu olumsuz kefeye yerleştirmeye daha yatkındı.

 

Kişiliği ve tutumu göz önüne alındığında, emrindeki insanların neden isyan ettiğine dair Nobunaga'ya benzer bir sebep hayal etmek kolaydı.

 

Subaru: [“Kralımız insanların duygularını anlamıyor” ifadesini gerçek anlamda karşılayacak bir adama benziyordu.]

 

Rem: […Acaba ciddi şeylere endişelenmek yerine değersiz şeyleri düşünerek vakit harcıyor olabilir misin?]

 

Subaru çenesini ovuşturup bu şekilde mırıldanırken Rem’in sesi adeta buz kesti.

 

Ses tonunda kayıtsızlık veya rahatsızlığın ötesinde hakiki bir öfke mevcuttu ki bu da Subaru’nun az önceki beyanını aceleyle açıklamak istemesine yol açtı.

 

Subaru: [Yoyoyo, bir saniye, rahatla. Yuvarlak Masa benzeri yorumum kesinlikle boş bir gevezelikten daha kötüydü ama öyle hiçbir planım olmadan dalgın dalgın sıraya bakıyor değilim. Bir fikrim var.]

 

Rem: [Böylesine vurdumduymaz bir şekilde yalan söylerken insan olarak kendinden utanmıyor musun?]

 

Subaru: [Hiç değilse bana inanmaya azıcık da olsa niyetli olduğunu göster lütfen! Hop diye yalan söylediğime inanmakta fazla aceleci davranıyorsun!]

 

Rem’in Subaru hakkındaki izlenimi dibe vurmasa da alçalmaya devam ediyor ve Subaru, onun güvenini kazanma konusunda çaresizce çırpınıyordu.

 

Dürüst olmak gerekirse Subaru yalan üstüne yalan söylemiyordu, sahiden de denetim sürecini atlatmak için alternatif bir planı vardı. Sadece Subaru ve Rem olsaydı korumaların kontrolünü doğru düzgün atlatmaları imkansız olabilirdi.

 

Yani bu, yalnızca Subaru ve Rem’in işi olmak zorunda değildi.

 

Rem: [Bunun anlamı…]

 

Subaru: [Natsuki Subaru'nun yüz sekizinci özel yeteneğini sergilemenin zamanı geldi ― “Başka İnsanlara Bel Bağlama”.] 

 

Subaru, başparmağını havaya kaldırıp parıl parıl dişlerini sergilediği bir gülümsemeyle böyle söyledi.

 

Ve her nedense, yüzünü göremiyor olmasına rağmen Rem’in bu yanıt karşısında kaşlarını çattığını hissetti.

 

                △▼△▼△▼△

 

Eşsiz bir gerilimle dolu denetlemeyi geçen grup, önlerinde yükselen ana kapıdan geçmişti.

 

Ve böylece Subaru’nun görüş alanı açılmıştı. Egzotiklikle dolup taşan taşlı şehir manzarasıyla karşılaşan Subaru, bir başarı hissiyle ellerini havaya kaldırdı.

 

Subaru: [Geçtiiik!]

 

Louis: [Aauu!]

 

Subaru'nun neşeli sesini dinleyen Louis de hemen yanından ellerini kaldırdı.

 

Subaru’nun onunla ilgili birtakım şahsi fikirleri varken yoldaşmış gibi hareket ediyorlardı; ama şimdilik şehre giriş yapmak şeklindeki ilk zorluğun üstesinden gelmenin doğurduğu sevinç, her şeyi silip süpürmüştü.

 

Bu mesele Subaru’nun canını inanılmaz sıksa da Louis’in varlığının denetlemeyi geçmelerinde faydasının dokunduğu doğruydu.

 

Subaru: [Bu arada burası Lugnica’dan tamamen farklı. Başkent ve Pristella’yla da bazı ufak farklılıkları olsa da……]

 

Sokaklardaki ambiyansı izleyen Subaru, zihninde Lugnica Krallığıyla kıyaslama yapıyordu.

 

Subaru’nun en göz alıcı bulduğu konum, yeni Roswaal Köşkü yakınlarındaki Costuul sokaklarıydı ama beklenildiği üzere ayrı bir ülkeyle aralarındaki fark büyüktü.

 

Kraliyet Başkenti, Costuul ve Pristella, hepsinin kendilerine has özellikleri vardı ama genel olarak ortak bir noktaları, Krallığa ait bir özellikleri bulunuyordu. Ve bu, Guaral’da hissedilemiyordu.

 

Tabiri caizse Krallığın taşıdığı paralel fantezi dünyası asaletinin aksine İmparatorluk sokaklarındaki evler ve dükkanlar daha kırsal ve renkten yoksundu. Gösterişten çok faydaya paha biçildiği izlenimini veriyordu.

 

Görkemden ziyade bir güç ve incelik duygusu uyandırdığı için tüm cadde bir nevi bütünleşmişti ve düz zemin de bu izlenimi teşvik ediyormuş gibi geliyordu.

 

Subaru: [Lugnica olsaydı yollar taşla döşeli olurdu ama burası biraz basit, ha?]

 

Sokakların büyüklüğü ve nüfus düşünüldüğünde Guaral, İmparatorluk içerisinde ortalamanın üzerinde bir şehir olarak düşünülebilirdi.

 

Bütün olarak, İmparatorluktaki çeşitli yerleri kıyaslamak için epey iyi bir ölçüt teşkil ediyordu.

 

Subaru: [Ehh, çok uzun süre kalmak istemeyiz, o yüzden ölçütleri kullanıp da vaktimi ziyan etmesem daha iyi.]

 

Rem: [――Um, çok geçmeden beni indirebilir misin acaba?]

 

Subaru: [Ah, pardon.]

 

İçinde güçlü hisler uyanan Subaru’nun sırtındaki Rem, tahta oturaktan inme talebinde bulunurken Subaru, olduğu yerde yavaşça diz çökerek alçaldı.

 

Ardından Rem’in omuzlarındaki bağı çözdü ve bastonunu tutan Rem, yere indi.

 

Uzun yolculuk boyunca bu şekilde taşınmıştı ama bir sokakta ilerleyecekleri takdirde bacaklarını kullanarak yürümek isterdi. Acele etmeleri için bir sebep de yokken Rem’in talebini yerine getirmemenin bir mantığı kalmıyordu.

 

Rem: [Bu…]

 

Bastonunu kullanan Rem, etrafında dönerek nihayet Subaru ve Louis’le aynı manzarayı görebilir hale geldi.

 

Kaşları hafiften kalkan Rem’in açık mavi gözleri belli belirsiz bir merak ve heyecan duygusu taşıyor, onun bu pozitif tepkisini gören Subaru’nunsa yüz hatları birazcık gevşiyordu.

 

Subaru: [Bak sen şu işe, şaşırdın mı?]

 

Rem: [Şey… Evet, öyle. Sıra benzerdi ama… Bu şekilde insanları ve doğru düzgün bir sokağı gördüğüm ilk sefer.]

 

Subaru: [Ah, doğru, değil mi? Normal bir insan şehrinde bulunduğun ilk sefer, ha.]

 

Yukarıda da bahsedildiği üzere Rem’in tecrübeleri sıra dışı mekanlar ve muamelelerle sınırlıydı.

 

Ve hafızasına kavuşamadığı sürece başka birileriyle yaşamaya dair bir anısı da olmayacaktı. Yani Subaru, Louis ve Shudraqlar, Rem’in yaşadığı deneyimin bütününü teşkil ediyordu.

 

Subaru: [――――]

 

Rem derinden etkilenmiş şekilde tüm yüzüne yayılan bir gülümseme taşırken Subaru, tek gözünü kapattı.

 

Rem’in indiği oturağı kapattı ve heyecanının dinmesini bekledi.

 

――Guaral’ın hayat dolu bir şehir olduğunu söylemek zordu.

 

Kuyruk oluşan denetleme noktaları ve sokakların kaba, koyu renkleri göze çarpıyordu. Her şeyiyle ortamın verdiği izlenim, muhteşemlikten çok uzaktı. Şehrin büyüklüğü de binlerle sınırlı olmalıydı.

 

Yine de tüm bunlar Rem’in gözlerindeki heyecanın değerini azaltmıyormuş gibi görünüyordu.

 

Subaru: [Ee, öyleyse birazcık etrafa bakınalım mı?]

 

Rem: [――. Yo, sorun yok. Fazla zaman harcatmak istemem.]

 

Subaru: [Senin içinse fazla demem ki…]

 

Rem kafasını sallarken Subaru, yanağını kaşıyarak bu yanıtı verdi.

 

Gerçekten de Rem’in içindeki hislere yönelik umut vaat edici bir işaretse şehri gezmek sorun doğurmazdı. Acil bir mesele oluştuğu takdirde Rem’in geri durmasını isterdi ama şimdilik manzara olumluydu.

 

Ne de olsa bu kadar talihli olmalarını Rem’in kıvrak zekasına borçluydular.

 

#Şehre ufak bir zaman sıçramasıyla girdik. Ve denetimi atlatmalarını hem Rem’in zekasına hem de Louis’e borçlu oldukları söylendi. Sanırım bir sonraki bölümde neler döndüğünü anlarız. Öyleyse orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32577 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43281 Bölüm Sayısı


creator
manga tr