Cilt 7 Bölüm 17 [ Ufukta Beliren Kötülük ] (1/4)

avatar
215 13

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 17 [ Ufukta Beliren Kötülük ] (1/4)


Çevirmen : Clumsy



Subaru: [――――]

 

Ortadaki inanılmaz gerçeği düşünen Subaru, tüm bedeninin soğuk terlerle kaplandığını hissedebiliyordu.

 

Subaru’nun bildiği kadarıyla bu, içerisinde bulunabileceği en korkunç durumlardan biriydi.

 

Hatırladığı bir manzara, daha önce duymuş olduğu bir konuşma. Bu, déjà vu gibi bir şey değildi.

 

Daha önce yaşandığını düşündüğü değil, tekrar yaşanan bir olaydı. Bunun da tek bir sebebi vardı――Ölümden Dönmüştü.

 

Subaru: [Ama, neden…?]

 

En ufak bir uyarı dahi olmamıştı.

 

Bilhassa Subaru’ya dünyası göz açıp kapayıncaya dek değişmiş gibi gelmişti.

 

Öylesine gerçek dışı bir his vermişti ki Otoritesi yanlışlıkla mı etkinleşti diye düşünebilirdi. Ve her nedense Ölümden Dönüşün “Ölüm” kısmı atlanmış da sadece “Dönüş” kısmı aktive olmuş gibi geliyordu.

 

Subaru: [Aptal mıyım ben? Yo, aptalım tabii.]

 

Subaru, duruma iyimser bir şekilde bakmaya çalışarak kendini terbiye ediyordu.

 

Aptalca bir beyandı ama Ölümden Dönüşe güvenmek zorundaydı. Subaru’nun taşıdığı zamanı geri sarma gücü, ölüm tetikleyicisi olmaksızın bir kez bile aktive olmamıştı.

 

Subaru yalnızca ölerek zamanı geriye sarabiliyordu. Bu kadarı kesindi.

 

Subaru: [――PEKİ, bunu kabul edeceğim. Ettim. Peki, şimdi, ne yapacağım?]

 

Yumruğunu alnına bastıran Subaru, paniklemiş benliğine sakinleşmesi için böyle söyledi.

 

Ölümden Dönüşü kabullendiğine göre sıradaki odak noktası ölüm sebebini belirlemekti. Yalnızca saniyeler öncesinde yaşanan olayları düşünmeye başladı.

 

Subaru: [… Aklıma hiçbir şey gelmiyor.]

 

Ama eceliyle buluştuğu anı düşünse bile hiçbir şey anımsayamıyordu.

 

Hafızasında minicik ipuçlarını arasa da elleri boş kalıyordu.

 

Hedefleri olan bar, Flop’la yaptığı konuşma, ana yoldaki koşuşturmacanın sessizleşişi, ara sokaktaki gölgelerin hafif ve eşsiz kokusu; belli belirsiz ama sert bir ses――bulabildikleri bunlardan ibaretti.

 

Hiçbiri Subaru’nun hayatının tehlikede olma sebebiyle bağlantılı değildi.

 

Subaru: [Kahretsin, ben neden sürekli böyleyim…!]

 

Subaru, çevresindeki değişiklikler konusunda dikkatli olabilseydi bu sefalete maruz kalmazdı. Dikkatsizliğinden nefret ediyor ve buna lanetler okuyordu.

 

Ancak mantıklı yanı bunun imkansız bir talep olduğunu anlıyor ve kendine tatsız bir bakış atıyordu.

 

O bir güvenlik kamerası değildi. Yedi yirmi dört etrafına karşı tetikte olamazdı. Ortamdaki küçük değişiklikleri fark edip onlarla anında baş etmek için plan yapabilecek bir dahi de değildi.

 

Natsuki Subaru’nun sıradan bir insan olduğuna hiç şüphe yoktu.

 

Anılarını bir yabancının gözünden vekaleten deneyimledikten ve kendini yeni bir ışıkta gördükten sonra bile kendisi için yaptığı değişmez değerlendirme buydu.

 

Bu yüzden de düşünmekten ve ilerlemekten vazgeçemiyordu.

 

Subaru: [――Bu durum Shaula’nın beni öldürdüğü ilk sefere benziyor.]

 

Subaru’nun Augria Kum Tepelerine meydan okuduğu grup, Pleiades Gözcü Kulesi yolunda, Gözcü Kulesinden kum denizini gözleyen Shaula tarafından imha edilmişti.

 

Kum denizini aşma töreni tepki verilemeyen beyaz bir ışıkla başlamıştı. Subaru’yu havaya uçuran ve sonrasındaki cehennemvari savaşı başlatan ilk darbe bu olmuştu.

 

Neler olmuştu, ölüm sebebi neydi. Ölüp ölmediğinin bile belirsiz olduğu bu durumun, kum denizindeki ilk ölümünün bahşettiği bir insaf olduğu söylenebilirdi.

 

Ama o seferin aksine şu anda, bir şehrin ortasındaydı.

 

İçerisinde bulunduğu ortam, hayatına yönelik çeşitli tehditlerle karşı karşıya olduğu inancını taşıdığı kum denizinden çok farklıydı.

 

Subaru: [Bu durumda canımı alan ne olacak…?]

 

Hiçbir uyarı vermeyen bir ölümdü. Subaru’nun düşünebildiği tek şey, bıraktığı güçlü izlenimden ötürü Shaula’nın keskin nişancı saldırısıydı.

 

Yani bu sefer de vurulmuş olabilirdi. Subaru, bir ara sokakta ölmüştü――çok yüksek olmasalar da etraftaki binalar onları sıkıştırıyor ve görüş mesafesinin düşük olduğu bir alan yaratıyordu.

 

Subaru, biri beni vurduysa bunu yalnızca önden ve arkadan yapmış olabilir ama ateş etmeleri için en ideal yer orası olmazdı, diye düşünüyordu. Tabii ki hafızasının sağlamlığından emin olamadığı için bulunduğu pozisyonun ideal bir görüş hattı sağlama ihtimali de vardı――

 

Flop: [――Bayım? Kaşların neden daha da çok çatıldı?]

 

Subaru: [Ah…]

 

Flop: [Tavsiyemi dinliyor muydun? O kırışıklıkları yok etmezsen şans seni terk edecek! İnsanın kendisini terk eden bir şeyi kovalaması da zor iştir! Çünkü ben genellikle öküz arabasında olurum!]

 

Flop, Subaru’nun önünde eliyle göğsüne vurarak abartılı bir harekette bulundu.

 

Bu abartılı hareketinin asılan suratını gülümsetmeye yönelik olduğunu anlayan Subaru’ysa yaptıkları karşısında donup kalmadan edemedi.

 

Ölüm sebebini bulmak için o sırada kendisiyle birlikte olan şüpheliyi de sorgulaması gerekecekti.

 

Subaru’nun ölüm sebebi vurulmak değilse en olası şüpheli Flop’tu――yani birlikte seyahat ettiği ve en yakın olduğu kişi.

 

Ancak Flop, Subaru’nun ölüm anında görüş alanı içerisindeydi ve saldırıya geçeceğine dair bir işaret de vermemişti.

 

Söylemeye bile gerek olmadığı üzere Subaru, bu dünyada kendisi farkına bile varmadan, tek hamlede canını alabilecek pek çok saldırı tipi olduğunu biliyordu. Yine de Flop, böyle bir şey yapabilecek birine benzemiyordu.

 

Her şeyden önce――

 

Subaru: [Flop-san’ın beni öldürmek için bir sebebi var mı ki?]

 

En olası ihtimal, iyi niyetli taklidi yapıp Subaru’yu soymaya çalışmasıydı. Ama Subaru, şehrin orta yerinde bile isteye böyle bir şey yapmanın iyi bir karar olmadığı düşüncesindeydi.

 

O’Connell kardeşlerle tanışmaları kapının dışındaki sırada gerçekleşmişti.

 

İşlerini fark edilmeden halletmek istedikleri takdirde tek yapmaları gereken onları kandırıp kapının dışında bir yerlere davet etmek olurdu. Muhafızların olduğu bir yer olan Guaral'a girmeden önce her şey yapılabilirdi. Amaçları Cadı Yaratığının boynuzunu satarak aldıkları para olsa bile Subaru’nun bu satışta kazıklanmamasının tek sebebi Flop’un yardımıydı. ――Yani Subaru’yu tuzağa düşürmesi için hiçbir sebep yoktu.

 

Subaru’yu dışarıda kandırıp boynuzu çalmaları ve şehre girince satmaları yeterli olurdu.

 

Niyetlerinin mantıklı bir açıklaması yoktu.

 

Şimdiye dek Subaru’yu öldüren pek çok kişi olmuş ama hepsinin de mantıklı bir açıklaması bulunmuştu. İletişimin mümkün olmadığı Cadı Yaratıkları haricinde bu, değişmez bir kuraldı.

 

İşte bu yüzden――

 

Subaru: [Flop-san? Neden bize karşı bu kadar iyisiniz?]

 

Flop: [Hm? Ani bir soru oldu.]

 

Subaru: [Aynen, kusura bakma. Yalnızca, birazcık endişelendim.]

 

Flop, Subaru’nun bu ani sorusu karşısında şaşırarak şekilli kaşlarını kaldırdı.

 

Bu tepki karşısında sahte bir kahkaha atan Subaru’ysa Flop’un yanıtını bekleyerek nefesini tuttu. ――Mantıken Flop’tan yana hiçbir kuşkusu yoktu. Geriye kalan tek şey, ona inanıp inanmayacağıydı.

 

Samimi davranan ve onlara yardım etmek için pek çok şey yapan Flop.

Subaru, Flop ve kardeşi Medium’un ikiyüzlü olmadığına ve onlara güvenilebileceğine inanmak için iç huzuru arıyordu.

 

Flop: [――Hmm]

 

Gözlerinin gerçek duygularına ihanet edip etmediğini bilmiyordu ancak Flop, o duyguları görebiliyormuşçasına hoş gözlerini kısmıştı.

 

Subaru’ya benimsemesini söylemiş olduğu o özgüven ve kaygısızlıkla dolup taşan ama temelden yoksun olan ifade değişmiş, yerini entelektüel bir beyefendinin yüzü almıştı.

 

Ardından donakalan Subaru’ya kafasını sallayarak,

 

Flop: [Karmaşık bir şey yok. Basit. Kız kardeşim ve benim Beyefendi, Hanımefendi ve Yeğene iyi davranarak yaptığımız şey…]

 

Subaru: [Evet?]

 

Flop: [――İntikam!]

 

Subaru: […Eh?]

 

Ellerini kaldıran Flop, yüksek sesle böyle söyledi.

 

Kullandığı güçlü ve neşeli sesle sözlerinin içeriği öylesine çelişiyordu ki Subaru, bir an için söylenenleri anlayamadı. Ve şok oluşuyla gözleri irileşti.

 

Flop’sa kaskatı kesilen Subaru’nun önünde saçlarıyla oynayıp, “Dinle, tamam mı?” diyerek,

 

Flop: [Uzun bir süre önce kardeşim ve ben, ölümün kıyısında yaşıyorduk! Ebeveynlerimiz tarafından terk edilmiş ve yetimlerin evlat edinildiği bir evde büyümüştük… Orası da bayağı korkunçtu!]

 

Subaru: [Bir yetimhane…]

 

Subaru'nun aklının bir köşesinde, belli belirsiz, yetimhaneye benzeyen bir ev görüntüsü belirdi.

 

Ancak bu dünyadaki yetimhanelerin tesis ve ekipmanlarının Subaru'nun düşündüğü modern binalardan çok farklı olduğunu hayal etmek zor olmasa gerekti.

 

Muhtemelen o korkunç ortam, Subaru’nun hayal edebileceğinden çok daha kötüydü.

 

Flop, el kol hareketleriyle Subaru’ya içerisinde büyüdüğü ortamı açıklayarak,

 

Flop: [Her gece bizimle aynı gemide olan diğer çocuklarla toplanır ve içimden bu durumdan kaçma kararı alırdım. Bir gün kardeşimle bir fırsatımız olunca da oradan kaçabildik. İlk defa dayak yemeden bir gece geçirdiğimdeyse yemin ettim. ――İntikam alacaktım.]

 

Subaru: [İntikam derken… yetimhanedekilerden mi?]

 

Flop: [Yo, onlardan değil. ――Dünyadan.]

 

İntikam ilanında bulunurken büründüğü ifadeyi tekrarlayan Flop, yumruklarını sıktı.

 

Ve gözü korkan Subaru’ya hırslı yüzünü göstererek,

 

Flop: [Kardeşim ve ben oradaki yetişkinlerden dayak yiyerek büyüdük. Ama bizi yumruklayan o yetişkinler bunu yaparken mutlu muydu? Hayır, değillerdi. Onlar da mutsuzdu. Mutsuz yetişkinler mutsuz çocukları dövüyordu. Bu tür umutsuz bir durum gerçek olabilir mi?]

 

Subaru: [――――]

 

Flop: [Şiddeti seçen yetişkinler bile mutsuzdu. Bu yüzden ben de kendimi ve kız kardeşimi bu talihsizlikten kurtarmak için bir tüccar oldum. Ve elimizden geldiğince başka insanları da mutsuzluklarından kurtardık. Tıpkı o insanların o gece bizi kurtardığı gibi.]

 

Subaru: [Dünyadan aldığınız intikam bu mu yani?]

 

Flop: [Evet, öyle. Ben ve kardeşim, intikam almak için bize talihsizlikler yıkan dünyaya karşı direniyoruz. Sana ve Hanımına yardımcı olmak da bunun bir parçası.]

 

Diyen Flop, hafif bir utançla burnunu kaşıdı.

 

Onun sözleri ve eylemlerindeki ateşi algılayan Subaru’ysa konuşma yetisini yitirdi. O ateşten gelen ısı ağır ağır beynine işledi ve o anda ani bir karar aldı.

 

Subaru: [Teşekkürler, Flop-san. Kuyrukta siz iki kardeşle, Flop-san ve Medium-san’la tanıştığıma çok memnunum.]

 

Subaru, onlara inanıp inanamayacağı sorusunun yanıtını verecek bir yanıt dilemişti.

 

Ve aldığı yanıt, beklediğinden de öte olmuştu. Bu yüzden de kararını vermişti.

 

Flop O’Connell’ın iyi niyetinden şüphe duymayacaktı.

 

Onun dünyanın adaletsizliğine direnmeye karar vermiş asil, intikamcı yüreğine son ana dek güvenme kararı almıştı.

 

Bu da demek oluyordu ki geriye kalan tek şey――

 

Subaru: [Flop-san, bu sokak Feng Shui tarzında gerçekten iyi bir Keh vermiyor. Başka bir yol kullansak olur mu?]

 

Flop: [Keh mi? Keh de nedir? Acaba, alnın ve göz kenarlarındaki kırışıklıkların sebebi bu mu?]

 

Subaru: [Daha çok iyi alametler için bir fal eşyası gibi. Gözlerimle hiçbir ilgisi yok! Ama evet, bu sokaktan hayır gelmez. Yolu uzatmamızın benim için bir sakıncası olmaz, öyle yapalım mı lütfen?]

 

Flop’un iyi niyetine güvenen Subaru, konuşmayı zorla ilerletti.

 

Suçlunun Flop olmadığına karar verdiğine göre sıradaki mesele, yaklaşan ölümden kaçınmak için ne yapacağıydı. Menzilli olsun olmasın, bir saldırıyla karşı karşıya olduğu kesindi.

 

Saldırının gerçekleşme şartlarından kaçınabilirse sonucunda bu ölümden de kaçınabilirdi.

 

Bunun için de öncelikli olarak aynı eylemleri tekrar etmemesi büyük önem taşıyordu.

 

Yolunu değiştirecek, işleri geciktirecek, felaketten başına gelmeden önce kaçınacaktı.

 

Bunu başarabilirse, istenmedik bir ölümün önüne geçebilecekti.

 

Subaru: [Ehh, başlangıç olarak ölmeyi hiç istememişt… Şey, belki sadece bir iki kez.]

 

Onlar da içerisinde bulunulan durum nedeniyle kaçınılmaz seçeneklerdi.

 

Subaru sadece birini kurtarmanın tek yolunun hayatını kaybetmek olduğu bir durumda sıkışıp kaldığı zamanlarda ölmeyi seçmişti. Evet, o da bu dünyadan intikam almak istiyordu.

 

Flop: [O Keh şeyini bilmiyorum ama içten ifaden hoşuma gitti. Birazcık dolambaçlı olacak ama neden farklı bir yol seçmeyelim ki?]

 

Subaru: [Çok faydası dokunur! Mümkünse bir sürü kişinin olduğu bir ana caddeye gidelim hadi.]

 

Flop: [Tamamdır.]

 

Neyse ki Flop, Subaru’nun anormal önerisini itiraz etmeksizin dinledi.

 

Ve onun önderliğinde bara uzanan yolun planı değişti. İkili, devam edecekleri yoldan geri dönen ve ara sokaklardan olabildiğince uzak durarak ana caddeden ilerlenecek olan bir rota çizdi.

 

Nihayetinde barın önündeki ateş hattını geçtikleri takdirde birilerinin Subaru’nun peşinde olduğu gerçeğinin değişmemesi mümkündü. Ama saldırının barın önündeki ara sokaklarda gerçekleşeceğini bilirse bununla baş etmesinin pek çok yolu olurdu.

 

En kötü senaryoyla rakibinin Subaru’nun temkinli bakışlarına tanık olduktan sonra geri çekilme olasılığı da olabilirdi――

 

Flop: [Öyleyse bu taraftan, Bayım――]

 

Subaru’nun yanından geçen Flop, onu farklı bir yöne yönlendirdi.

 

İşte tam da o andı. ――Flop kazara Subaru’nun omzunun ardından baktı ve bir şey fark etmişçesine gözleri irileşti.

 

Subaru: [――Oh]

 

Ve Subaru Flop’un tepkisinden bir çıkarım yapmaya çalışsa da bu gerçek olamadı.

 

Bunun nedeniyse ağzının, bir soru sormaktansa kan kusmak için açılmış olmasıydı.

 

Subaru: [Ah, uh!?]

 

Anlık bir başarıydı.

 

Subaru, bir şeylerin kafasının arkasını kavradığını ve onu yukarı bakmaya zorladığını hissetti. Ardından çıplak boğazından sıcak bir hissiyat geçti ve kanlar fışkırdı.

 

Fışkıran kanlar ve acı içerisinde boğulan Subaru, boğazının kesilmiş olduğunu anladı.

 

Subaru: [Guh…Uh]

 

Yoğun acı ve kan kaybı arasında boynundaki yaraya bastırmaya, çığır açan bir çözüm bulmaya çalıştı.

 

Yarası derin ve genişti, ana damarları kesilmişti ve kanlar şiddetle fışkırıyordu. Ceketini çıkartıp kanamayı durdurmak için boynuna sarmalıydı―― Yo, önceliği arkasındaki düşmandan uzaklaşmak olmalıydı.

 

Ayrıca Flop da oracıktaydı. Ondan şüphe duymakla hata etmişti. Sonrasında ona inancı olacaktı, affedilemeyebilirdi, ama Flop, oracıktaydı.

 

Subaru: [Ah, nghh…]

 

Rem ise handaydı. Öyle ya da böyle, boynundan fışkıran kanlara rağmen, ona dönmek zorundaydı.

 

Geri dön, onu al, güvenli değil, geri çekil. Senden nefret etse bile onu sürükleyip götür. Rem’in yaşaması için. O yaşamak zorunda. Bunun için, boynundaki kanama, durmalı.

 

Kan, kan, kankankankankankan, kan, dur, durmalı, durdurdurduuuur――

 

Subaru: [――uu]

 

malı.

 

#Flop’un hikayesi ve kurulan cümleler gerçekten etkileyiciydi. Hayatın acı gerçekleri maalesef. Peki ya Subaru’nun boğazının kesilmesi? Resmen beş dakika içerisinde iki kez çat çat öldü ve belki devamı da gelecek. Bu sıkıntıyı atlatmak ayrı dert, atlattığı zaman Rem’e ne hesap vereceği ayrı dert. Her seferinde cadı kokusu kuvvetleniyor ve Rem’in kuşkuları artıyor. İşler yine kötüye gidiyor. Hadi okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32561 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43274 Bölüm Sayısı


creator
manga tr