Cilt 7 Bölüm 17 [ Ufukta Beliren Kötülük ] (3/4)

avatar
212 13

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 17 [ Ufukta Beliren Kötülük ] (3/4)


Çevirmen : Clumsy



Flop: [――Bayım, böyle somurtman hiç hoş değil.]

 

Subaru: [――――]

 

Flop: [Gülümsemeye vakti olmayanın yüzüne şans da gülmez. Şimdi yolculuğun için yoldaşlar bulmayı deneyecektin, değil mi? Yani iyi birini bulmalısın.]

 

Parmağını kaşlarının arasına götüren Flop, rahatlatmak için derisini ve etini ovuşturdu.

 

Adamın gözlerinin önündeki performansını seyreden Subaru’ysa kendi omuzlarını kucakladı. Sonra da artık hava kaçırmayan ağzını ve yitip gitmiş olan acısını anımsadı.

 

――Tekrar ölmüş, olamam.

 

Subaru: [Ayrıca… Bu seferki, bir… ejder vagonuydu, değil mi…?]

 

Çarpmanın etkisiyle un ufak olan, uçurulan ve hareketsiz kılınan Subaru’nun hayat ışığı güçsüzleşip sönmüştü.

 

Subaru, vücudunun her bir zerresine yayılan acının hükmü altında öldürülmüştü. Hayatını kaybetmişti.

 

Subaru: [――――]

 

Dişleri takırdıyor, tuttuğu omuzları sarsılıyor, dizleri titremeye başlıyordu.

 

Bedeni başına gelen felaketi hatırlamıyor olsa da ruhu hatırlıyordu. Tüm vücudunu parçalıyormuş gibi gelen darbe ve acı, artık var olmamasına rağmen ruhunu kemiriyordu.

 

Subaru, artık ufukta belirip üzerine çöreklenen kötülüğe duyduğu korkuyu gizleyemiyordu.

 

İlki ani bir ölümdü, ikincisinde kafası kesilmişti, üçüncüsündeyse bir ejder vagonunun altında ezilmişti――tüm bunlara bir tesadüf demek mümkün değildi. Hiç şüphesiz ki hedef, Natsuki Subaru’yu öldürmekti.

 

Subaru’yu acımasızca öldürmüştü. En korkutucu kısımsa Ölümden Dönüşün üç kez tetiklenmiş olmasına rağmen Subaru’nun bir düşmanın varlığı haricinde bir bilgi elde edememiş olmasıydı.

 

Rakibi cansız Subaru için hiçbir ipucu bırakmıyordu.

 

Flop: [Hal böyleyse, alnındaki o kırışıklıkları ortadan kaldır… Mesele nedir, Bayım, pek iyi görünmüyorsun?]

 

Subaru: [Flop, -san…]

 

Flop bir kez daha endişesini gösterirken Subaru’nun surat ifadesi değişti.

 

Muhtemelen ana caddede gerçekleşmiş olan kaosun sebebi, ejder vagonunun deliye dönmesiydi. Ve Flop, çarpışmanın hemen öncesinde kurtarma çabasıyla Subaru’ya elini uzatmıştı.

 

Ama zamanında yetişemediği için Subaru, ölümcül bir darbeye maruz kalmıştı ve yakınlarındaki Flop’un bu işten tek bir sıyrık almadan kurtulmuş olması düşünülemezdi. ――O da ikincil bir zarar görmüş olmalıydı.

 

Subaru: [İlk etapta, şimdiye dek…]

 

Düşman Subaru’yu öldürdükten sonra geri çekilecek diye bir kaide yoktu.

 

Flop olay yerindeydi ve hem ilk hem de ikinci ölüme tanık olmuştu. Rakip dikkatli biriyse görgü tanığı olan Flop’un çenesini kapalı tutması çok doğaldı.

 

Öyleyse bu, Subaru’nun o ana kadarki ölümlerine Flop’un cinayetinin de eşlik ettiği anlamına gelmez miydi?

 

Flop’un çoktan Subaru’nun içine düştüğü duruma sürüklendiği anlamına gelmez miydi?

 

“Buna izin veremem” diye düşünen Subaru, dişlerini sıktı.

 

Subaru: [――Kh! Flop-san!]

 

Flop: [N-ne!?]

 

Dişlerini sıkarak korkusunu öldüren Subaru, cesurca önüne baktı.

 

Sonra da o coşkuyla Flop’u elinden tutup gafil avladı. Ancak onun şaşkınlığını hesaba katacak vakti yoktu.

 

Şu ana dek olanlar hesaba katılırsa, ölüm için geri sayım çoktan başlamıştı.

 

Üçü bulan çıkmazda öne gitmek cehennem demekti, geri dönmek cehennem demekti, etrafta dolaşmak cehennem demekti.

 

Bu şartlara rağmen hayatta kalma yolunu bulmak zorundaydı. ――Yalnızca kendisi ve Rem için değil, onlara yardım eden nazik abiyi kardeşine kavuşturmak için de.

 

İşte bu yüzden――

 

Subaru: [Flop-san, hadi koşalım!]

 

Flop: [Bir anda mı!? Ne oldu ki!?]

 

Subaru: [Nedenini nasılını boş ver, ömrümüz sınırlı! Bir saniyeyi bile ziyan edemeyiz, haksız mıyım?!]

 

Orada durup içtenlikle karşı tarafı ikna etmeye çalışmak kötü bir hamle olurdu.

 

Subaru bu hükme varmıştı, tıpkı önceki seferlerde olduğu gibi zoraki bir mantıkla Flop’un direncini kıracaktı. Elbette ki onun momentumuna katılan Flop da başıyla onay vererek “Doğru söylüyorsun!” dedi.

 

Flop: [Hayat kısa. Zaman ne kadar kıymetli olursa olsun, kardeşimle hedefimize ulaşmamızın hatırına…]

 

Subaru: [Hadi koşalım! Hemen bara gidelim! Önemsiz meseleler sonraya bırakılabilir!]

 

Flop: [A-anlaşıldı! Anladık zaten, beni sürüklemeyi bıraksana! Kaküllerim bozulacak!]

 

Zorla kolundan çekiştirilen Flop, tökezlerken bu şekilde bağırdı.

 

Flop’un çığlıkvari sesini işiten Subaru’ysa bir zamanlar gittiği yönde――yine bir koruma bulma amacıyla hızla bara doğru koşturmaya başladı.

 

Ama bu seferki koruma bulma amacı, seyahatleri için değildi.

 

Bu defa, bu kaçınılamaz Ölümler silsilesinden kurtulmak adına gerekli yardımı almak için koşuyordu.

 

△▼△▼△▼△

 

???: [――Buradaki en güçlü kişiyi mi tutmak istiyorsunuz?]

 

Nihayet ulaştıkları barmen, Subaru’nun soluğu kesik halde sorduğu soru karşısında kaşlarını çattı.

 

Saçları beyazlamaya başlamış olan orta yaşlı barmen, soluk soluğa kalmış olan Subaru’yu şüpheli denilebilecek bakışlarla baştan ayağa süzüyordu.

 

Subaru’ysa tavrı ve yaşıyla ikna edicilikten yoksun olduğunun farkına varıyordu. Ayrıca bara bir hışımla dalmış ve ansızın böyle bir soru sormuştu.

 

Yani adamın Subaru’nun kendisiyle kafa bulduğu sonucuna anında varmayarak bile yeterince düşünceli davrandığı söylenebilirdi.

 

An itibarıyla Subaru ve Flop ikilisi, esas hedefleri olan barın içerisindeydi.

 

Subaru, ilk seferde barın yakınlarında bilinmeyen bir metotla ani bir ölüm tatmıştı. Bu durum başlı başına huzursuz ediciydi ama belki de işleri hızlandırmanın etkili oluşuyla bu defa aceleyle bara ilerleyen Subaru ile Flop’u durduracak olan kötülüğün pençeleri ortaya çıkmamıştı.

 

Yine de buna dayanarak tehlikeden kurtulmuş olduklarını varsaymak için henüz çok erkendi.

 

Subaru: [Bu yüzden buradaki en güçlü kişinin kuvvetinden faydalanmak zorundayım.]

 

Barmen: […Buranın en güçlü kişisinden bahsediyorsanız o kişi muhtemelen Rowan’dır.]

 

Barmen, nefesini toparlayarak sorusunu yineleyen Subaru’ya omuz silkerek böyle söyledi. Sonra da bakışlarını, Subaru’nun arkasındaki başka bir kişiye, yani aynı şekilde soluk soluğa kalmış olan Flop’a çevirdi.

 

Barmen: [Flop, ben de ne zamandır yüzünü görmedim diye düşünüyordum ki yine birilerine yardım ediyorsun, ha. Hem de bunun için tek kuruş bile kazanmazken.]

 

Flop: [Hey hey, ben sadece dahil olmak istediğim anlaşmalarla ilgileniyorum. Anlaşmalarına dahil olduğum kişilerse insanlarla sınırlı değil. Bazen dünyanın kendisine karşı sakıncalı anlaşmalar da yapıyorum.]

 

Barmen: [Ben de bunu yapmanın hiçbir getirisi olmadığını söylüyorum, hanım evladı.]

 

Belki de onu epey iyi tanıdığı için olacak ki barmenin Flop’un eylemlerine yaptığı yorum bu olmuştu.

 

Subaru’nun grubuna yardım etme sebebini doğrudan Flop’tan duymuş olmasına rağmen onun nazik doğası, etrafındakiler tarafından zaten biliniyormuş gibi görünüyordu.

 

Barmen elindeki bardağı cilalarken Subaru’ya doğru keskin bir bakış atarak,

 

Barmen: [Duyduğun gibi, o gerçek bir hanım evladıdır. Ama yanlış fikre kapılma. Bu mankafa da kız kardeşi de kim olduğuna bakmaksızın herkese yardım eden hanım evlatlarıdır ama karşılığında onlara borçlu olan bir sürü kişi vardır.]

 

Subaru: […Benim de nankör bir piç gibi davranmaya niyetim yok, ne kadar şımartılırsam onu da o kadar şımartacağım.]

 

Flop: [Hahaha, bunu dört gözle bekliyor olacağım! Şımartılacağım günü yani!]

 

Cebinden çıkardığı tarakla kaküllerini düzelten Flop, böyle dürüst bir karşılık verdi.

 

Onun nezaketi ve yüce gönüllülüğüne borçlu olduğunu düşünen Subaru’ysa barın içerisine doğru bakınarak, “Hangisi Rowan?” diye sordu.

 

Barmen: [Ahh, Rowan oracıkta sızmıştır, şu köşede.]

 

Subaru: [Bir köşede sızmış mı…? Kulağa pek iyi haber gibi gelmedi.]

 

Diyen Subaru, gerginlikle barmenin işaret ettiği noktaya baktı. Ve orada, soluk bar ışıkları altında, sarhoş kafayla sohbet eden birkaç kişinin arasında masanın köşesine devrilmiş olan adamı fark etti.

 

Ellili yaşlardaydı, uzun ve dağınık saçları özensiz bir şekilde toplanmıştı ve silah seçimine gelince――belinde kınına gizlenmiş bir katana uzanıyordu.

 

Üzerine yığıldığı masada birkaç boş şişe vardı; daha güneş bile batmamışken tam anlamıyla bayılıp kaldığı ortadaydı.

 

Subaru: […En güçlüleri o diyorsun?]

 

Barmen: [Korkunç bir içki alışkanlığı olduğuna hiç şüphe yok ama işinde ustadır. Yine de korkunç bir içki alışkanlığı var tabii.]

 

Subaru: [Aynı şeyden iki kez bahsetmiş olman beni daha da endişelendirdi.]

 

Subaru, barmenden korkunç içki alışkanlığıyla ilgili art arda iki uyarı almıştı.

 

Adam tam bir ayyaş gibi görünüyor olsa da dilencilerin seçici davranma şansı olmazdı. Şu an için en mühim şey, kişisel özellikleri veya ciğerinin sağlamlığı değil, savaş gücüydü.

 

Çaresiz Subaru’yu yaklaşan felaketinden kurtaracak kabiliyete sahip olmalıydı.

 

Subaru: [Hey, Rowan-san, beni birazcık dinleyebilir misin acaba?]

 

Rowen: [Ngah?]

 

Subaru, kararlılığını perçinleyip Flop’la birlikte, masanın üzerinde sızmış olan Rowan’a doğru ilerledi. Sızıp kalmış adamı omuzlarından sarsarak konuşurken Rowan, sersemlemiş bir sesle karşılık vererek kafasını kaldırdı.

 

Yüzü uykulu bakışlarla tamamen kızarmıştı ve kırmızı bir burun tarafından mahvedilmiş olmasa epey dikkat çekecek hatlara sahipti.

 

Rowan: [Nooldu kardeşim? Benden neğ istiyosun…?]

 

Subaru: [Bu herifin hali kötü… Neyse, beni dinle. Senin için bir işim var…kokuşmuş herif!!]

 

Rowan: [Oioi, amma da kaba çıktın…]

 

Titreye titreye ayağa kalkan Rowan, Subaru’nun yüzünü kaçırmak zorunda kalacağı kadar rezil bir nefes verdi.

 

Korkunç alkol kokusu etrafa yayılırken de her nasılsa görüşünün dahi bozulduğu şeklinde bir yanılsama doğdu. Bu, gündüz vakti içmek kadar basit bir mesele değildi. İnsanın alkolikliğinin de bir sınırı olmalıydı.

 

Subaru: [Şimdi düşünüyorum da daha önce hiç alkolik birini tanımamıştım, yani böyle biriyle ilk baş edişim… Roswaal ve Otto da sadece makul ölçüde içerdi…]

 

Emilia kampının düzenli içki içme alışkanlığı olan üyeleri Roswaal ve Otto’yla sınırlıydı. Ram ve Frederica yalnızca davet edildiklerinde içerdi. Onlar hariç hiç kimse içki içmezdi.

 

Subaru da bu farklı dünyada içki içecek yaşa gelmiş gibi görünüyordu ama şu ana dek öyle bir ihtiyaç duymamıştı.

 

Subaru: [Dürüst olmak gerekirse ayyaşlarla ilgili izlenimim pek hoş değil ama… Hey, bu herif gerçekten buranın en iyisi, değil mi!? Ben oyun oynamıyorum çünkü.]

 

Barmen: [Ne tesadüf. Ben de burayı insanlar oyun oynasın diye açık tutmuyorum. Hata yok, en güçlüleri o.]

 

Subaru: [Vay be, demek ciddisin…]

 

Barmenin garantisini alan Subaru, acı bir ifadeyle Rowan’a döndü.

 

Rowan sandalyesinde gelişigüzel şekilde oturuyor ve boş bir şişeyi başının üzerinde ters tutarak dilinin üzerine bir alkol damlası düşsün diye çaresizce uğraşıyordu.

 

Rowan: [Tsk, yeterince içki kalmamış. Oi, beyler, bana bi içki ısmarlasanıza.]

 

Flop: [Hm, içki mi istiyorsun? Peki. Barmen, ona bir içki lütfen…]

 

Subaru: [Bir saniye, bekle bir saniye, Flop-san! Beni kurtaran senin nezaketin olduğu için bunu gerçekten söylememeliyim ama şu iyiliğini iki saniye kendine sakla lütfen!]

 

Sırf istedi diye birine iyilik yapmak üzere olan Flop’u durduran Subaru, nahoş görünümlü Rowan’ın önüne geçti. Sonra da ellerini büyük bir güçle masaya yerleştirerek,

 

Subaru: [Rowan-san, doğruca konuya gireceğim. Sana içki falan ısmarlamayacağız. Ama sana içki alman için gerekli parayı ödeyebilirim. Sana bir iş vermek istiyorum.]

 

Rowan: [Aahn, bi iş mi…?]

 

Subaru: [Aynen öyle. Benim korumam olmanı istiyorum. Ve de buna hemen şu saniyede başlamanı.]

 

Alkol kokusuna iyice yaklaşan Subaru, şartlarını cesurca sıraladı.

 

Onun söylediklerini dinleyen Rowan’sa uykulu gözlerini üzerine dikerek karşılık verdi.

 

Rowan: […Ses tonun bayaa gergin. Siz ikiniz tehlikeli bi duruma düşmüşsünüz, di mi?]

 

Subaru: [Aynen öyle, gülünecek bir mesele değil. Ee, ne düşünüyorsun? Sana ödeyebileceğim miktar, yani limitim bu.]

 

Flop: [Bayım, bu…]

 

Gözleri şaşkınlıkla irileşen Flop, Subaru’yu durdurmaya teşebbüs etti. Ancak Subaru, kendisini durdurmaya çalışan Flop’u engelleyerek masaya bir çanta yerleştirdi――yani Cadı Yaratığının boynuzunu sattıktan sonra eline geçen paranın tamamını içeren çantayı.

 

Önlem olsun diye bir kısmını ayırmış veya Rem’e vermiş değildi.

 

O çanta gerçekten de Subaru’nun elindeki her şeydi. Bundan öte ödeme yapabileceği hiçbir şey yoktu.

 

Rowan: [Voaa voaaa, bu…]

 

Subaru: [Ödeyebileceğimin hepsi bu. Ne düşünüyorsun? Kabul edecek misin?]

 

Rowan: [――――]

 

Çantanın ağzını açan Rowan, hızlıca attığı bakışla içeriğini kontrol ederek sessizleşti. Yüzü hala kırmızı olsa da az önceki sarhoş bakışları kaybolmuş, yerini ciddi bir inceleme almıştı.

 

Elbette ki Subaru’nun elindeki tüm parayı barda kiralanabilecek bir korumaya――yani Roman gibi bir paralı askere göstermesi epey büyük bir kumardı.

 

Ülke sınırlarını aşmış olan Subaru, İmparatorluktaki mal değerlerini pek bilmiyordu. Ama para birimi değerinin Lugnica Krallığından çok da farklı olmadığını düşünüyordu.

 

Yani Subaru’nun verdiği parayla aylaklık ederek koca bir yılı geçirmek mümkün olmalıydı.

 

Rowan: [Yeteneklerim birinci sınıftır… Böyle demeyi düşünüyordum ama peşin olarak bu para…]

 

Subaru: [Baştan söyleyeyim, ödemede pazarlık yapıp artışa gidemem.]

 

Rowan: [Bundan şüphem yok. Oyun oynamıyorum dediğinde ciddiymişsin gibi gelmişti zaten.]

 

Parmağıyla kıpkırmızı kesilen burnunu kaşıyan Rowan, ağır ağır ayaklandı. Ve Subaru’nun bıraktığı para çantasını kaldırıp dikkatlice cebine yerleştirdi.

 

Rowan: [Geri vermemi söylesen de geri vermem, bilesin.]

 

Subaru: [Çok yazık, ama sana geri vermeni söylemeyeceğim zaten. İşini doğru düzgün yaparsan tabii.]

 

Rowan: [Puhah]

 

Kahkahasıyla pis bir alkol kokusu yayan Rowan, Subaru’nun iş teklifini kabul etti.

 

Onun yanıtını işitişiyle birlikte de Subaru’nun omuzlarında çoktandır var olan gerginlik ortadan kalktı. Tabii ki korkusu geçmemişti ve belirsizlik içinde sonsuz bir şekilde dönüp duruyordu ama――

 

Flop: [Bayım, bu sorun olmayacak mı? O para…]

 

Subaru: [Sorun değil. Güvende olacaksak hiçbir önemi yok. Seni bu şekilde korkuttuğum için üzgünüm, ayrıca beni buraya getirdiğin için de sana teşekkür ederim.]

 

Flop: [――. Sen sorun yok diyorsan benim için de sorun yoktur. Neyse ki hanın parasını önden ödemiştik!]

 

Subaru, odalarını paylaştıkları Flop ve Medium’un parası da dahil olmak üzere tüm konaklama ücretini kendi adına ödemişti.

 

Yani Rowan’ı tutarken konaklama faturasını onlara yüklemek gibi bir şerefsizlik yapmaktan kurtulmuş gibi görünüyordu.

 

Rowan: [Ee, işverenim. Sana nasıl hitap edeyim?]

 

Subaru: [Oh, doğru ya. Pardon. Acelem vardı. Benim adım――]

 

Rowan: [――Dur.]

 

İsmi sorulan Subaru, Rowan’a saygısızlık ettiği düşüncesiyle panikledi. Ve tam ismini söylemek üzereyken Rowan tarafından durduruldu.

 

Elini Subaru’nun suratına doğru uzatan Rowan, keskin bakışlarını Subaru’nun arkasına――bar pencerelerine doğru çevirdi.

 

Subaru: [Ro…wan?]

 

Rowan: [… Tuhaf bi his duyuyorum. Söylesene kardeş, peşinde biri mi var?]

 

#Yeni bir karakterle daha tanışmış bulunuyoruz. Subaru’nun hayatını kurtaracak ve yolculuklarında onlara yardımcı olacaksa uzun bir süre göreceğimiz biridir diye düşünüyorum. Adam ayyaş kafayla bile peşlerinde birinin olduğunu hemen anladı. Umarım şu katil meselesini de çözer de Subaru’nun peşindekinin kim olduğunu öğreniriz. Gerçi bu mesele çözülse bile beş kuruşları olmadan yola nasıl devam edecekler onu bilemiyorum. Cevapları almak için okumaya devam!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32577 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43281 Bölüm Sayısı


creator
manga tr