Cilt 7 Bölüm 18 [ Hisar Şehri Guaral'daki Çarpışma ] (3/3)

avatar
237 13

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 18 [ Hisar Şehri Guaral'daki Çarpışma ] (3/3)


Çevirmen : Clumsy



Subaru: [Bu acayip yavaş! Resmen yürüyor!]

 

Flop: [Botecliffe! Benim için koş! Hadi abinin sözünü dinle, Botecliffe!]

 

Rem: [O seni abisi gibi görmüyor anlaşılan…]

 

Rem’in sözleri kulağa gerçekmiş gibi gelse de Botecliffe’in koşma hızı―― Yo, yürüme hızı değişiklik göstermiyordu. Bu gidişle sahiden Subaru Rem’i sırtına alsa ve herkes koşsa daha hızlı giderlermiş gibi duruyordu.

 

Ve tam da Subaru’nun içindeki aciliyet hissi yoğunluğunu arttırırken――

 

Medium: [BOTE-CHAN! KOOOOŞŞŞ! Yoksa seni akşam yemeğim yaparım!]

 

Botecliffe: [――Mööö!!]

 

Barbar kılıçlarını çeken ve kafasının üzerine kaldıran Medium, onları birbirine sürtüp ses çıkartırken bu şekilde bağırdı.

 

Gülümsemesi tüm yüzünü kaplıyordu ve belki de tavrından sözlerinin gerçek olduğunu sezmiş olacak ki Botecliffe, bir saniye sonra kuvvetli, tok bir ses çıkarak sokak boyunca şiddetle koşmaya başladı.

 

Subaru: [UVOOAAAHH!!]

 

Ani ivmelenme ve sallanma yalpalamalarına sebep olurken aracın arkasındaki Subaru’nun çığlığı yükseldi.

 

Ahırdan uçarcasına çıkan Botecliffe ana caddede koşturuyordu ve bu ani istikamet değişikliğine kapılan Subaru’nun araçtan fırlamasına ramak kalmıştı ancak Rem, çabucak elini kavradı.

 

Subaru: [Ah, az daha gidiyordum! Beni kurtardın, Rem! Elin çok pürüzsüz――]

 

Rem: [Haa?]

 

Subaru: [Hemen bırakmasana!]

 

Doğal olarak ağzından gereksiz bir düşünce kaçırdı ve elini bıraktığı Subaru, kafasını araca çarptı. Ama neyse ki dışarı fırlamadan yerleşmeyi başardı ve tam gaz koşan kağnıdakilerden eksilen olmadı.

 

Yola devam eden araç, şehir kapısına yönelmiş şekilde hızla yokuş aşağı ilerliyordu. Sağa sola hareket edip diğer ejder vagonlarından, kağnılardan ve köpek araçlarından kaçarkense dikkatleri üzerine çekiyordu.

 

Subaru: [Ana yolu atlatınca denetlemelerin gerçekleştiği ana kapıya ulaşacak olmalıyız…]

 

Rem: [İşler o kadar sorunsuz ilerlemeyecekmiş gibi görünüyor.]

 

Subaru: [Ne? Bekle, oi oi oi oi!]

 

Rem’in hızla ilerleyen kağnının ötesinde işaret ettiği noktaya bakan Subaru’nun gözleri irileşti.

 

Yollarında, ulusal Kılıç Kurdu mührü işlenmiş zırhlara bürünmüş adamlar duruyordu. Ana yolu kapatacak şekilde konuşlandırılmışlardı. Yani İmparatorluk Askerleri, yollarını kesmeye çalışıyordu.

 

Subaru: [Bu Todd, değil mi!? Plan değiştirip arkadaşlarını çağırmış!]

 

Onları bekleyen İmparatorluk Askerleri arasında Todd'dan hiçbir iz yoktu ancak Subaru’nun grubunun önünü kesme sebepleri hiç şüphesiz ki Todd’un etkisiydi.

 

Subaru’nun ara sokaktaki alaylı hareketlerine maruz kalan Todd, tek başına dezavantajlı olacağını anlayarak yoldaşlarını toplamıştı. Kesinlikle son derece mantıklı ve gerekli bir karardı. Subaru, bu kararının doğruluğu ve uygunluğundan nefret edi――

 

???: [――Sizi bok herifler! Kaçıp kurtulabileceğinizi sanmayın!!]

 

Ancak konuşlanan askerlerin başında, orada olmayan Todd’dansa başka bir tanıdık sima yer alıyordu.

 

Sağ gözü göz bandıyla örtülü bir adam. Biri doğrudan kabalık ve vahşilik resmetmişçesine yüz hatları――Evet, o adam Jamal’dı. Todd’a eşlik eden ve şüphesiz ki Subaru’nun Ormandaki tuzağına maruz kalan adamdı.

 

Todd’un hayatta kaldığını gördükten sonra onun da yaşıyor olması şaşırtıcı değildi ama――

 

Jamal: [Üzerimize bir Cadı Yaratığı gönderdiğine göre amma yürekliymişsin! Ama işin bitti!]

 

Subaru: […Benden resmen nefret ediyor. Bir bakıma rahatlatıcı.]

 

Jamal’ın kan çanağına dönen gözlerle bağırdığını gören Subaru, onun tavrının insanlığa daha yakın olduğunu bilerek rahatladı.

 

Tabii bu, Jamal’ın varlığının bir tehdit teşkil etmediği anlamına gelmiyordu. Jamal da dahil olmak üzere toplaşan tüm İmparatorluk Askerleri düpedüz bir tehditti.

 

Peki onları nasıl atlatacaklardı?

 

Medium: [Abi, dizginleri sıkı tut. Sana güveniyorum.]

 

Flop: [Endişelenme, gönder gitsin kardeşim!]

 

Subaru’nun bir karar vermesi gereken sınırlı süre içerisinde, henüz sıradaki hamlesini seçememişken şoför koltuğundaki ikili, yani O’Connell kardeşler Flop ve Medium’un yanıtları yükseldi.

 

Subaru’nun Medium’u durdurma şansı yoktu. Medium bacaklarını şoför koltuğunun ucuna yerleştirip öne eğilip düşerken――

 

Medium: [――Hoop!]

 

Ayaklarıyla bastığı koltuğu tekmeleyerek bedenini ok hızıyla ileri fırlattı.

 

Palalarını çekti, dümdüz bir hatla düşman formasyonunun ortasına daldı.

 

Medium: [Hiyaaaahh!!]

 

Topuğuyla toprağı çizen Medium, düşman hattını kullanarak kendisini güçlükle durdurdu. Sonra da kollarını salladı.

 

Palaları havayı harap ederken yoğun bir şok dalgası oluştu. Zırhlı İmparatorluk Askerleriyse kan kusarak uzaklara savruldu.

 

Subaru: [O-o güçlüymüüüüüşşş!!]

 

Rem: [Sen bir kıza böyle mi iltifat ediyorsun?]

 

Subaru: [Ya ne diyecektim!? İltifat işte! Medium-san hayvan gibi güçlü!]

 

Rem’in Subaru’nun dürüst düşüncesi hakkındaki acımasız yorumuna rağmen Subaru, Medium’un beklenmedik savaş gücü karşısında bu şekilde bağırdı.

 

Subaru’nun sesini işiten Flop’sa şoför koltuğunda oturduğu yerden gururla burnunu kaşıyarak,

 

Flop: [Nasıl ama? Kardeşimin gerçek gücü bu işte! Ben savaşma konusunda tamamen umutsuzum, bu yüzden kardeşim ve ben birbirimizin…]

 

Subaru: [Eksikliklerinizi telafi ediyorsunuz, değil mi? Şimdi anlıyorum!]

 

Flop: [Çözmüşsün!]

 

Subaru’nun cevabı hoşuna gitmiş olacak ki Flop’un gözleri ışıl ışıl parladı ve bembeyaz dişleri görüldü.

 

Bu, Flop’tan, yani ikinci ağızdan işitilen bir bilgiyken Subaru, artık kendi gözleriyle doğruluğunu teyit edebiliyordu.  

 

Medium ortalığı dağıtıp birer birer yollarını kesen İmparatorluk Askerlerini alt ediyor, zor kullanarak kağnının geçeceği bir yol açıyordu.

 

Subaru: [Bu gidişle…]

 

???: [――Bu kadar kendini beğenmiş olma, boktan kaltak.]

 

Medium: [Ukyan!?]

 

Tünelin ucundaki ışığı gören Subaru, yumruklarını sıktı. İşte tam da o andı.

 

Çekilmiş bir kılıcın ışıltısı Medium’a saldırdı. Ve Medium, saldırıyı palalarıyla engellese de bir kağıtmışçasına havaya uçtu.

 

Bu saldırı karşısında şok olmuştu. Onu havaya uçuran adam da iki kılıç kuşanmıştı――Ve o kişi Jamal’dı.

 

Jamal: [Sayımız zaten azaldı, bu itiş kakışta daha fazlasını kaybetmeyeceğim! Bir an önce ayaklarıma kapansanız iyi edersiniz!!]

 

Medium: [Kyaah! Vaah! Kardeşim, bu herif güçlüymüş!]

 

Subaru: [Cidden mi!?]

 

Grubu öfke dolu bir taciz yağmuruna tutan Jamal, ikiz kılıçlarını savurarak Medium’a saldırdı. Medium saldırıları engelliyor olsa da Subaru, bir yabancının perspektifinden bile mücadele gücü açısından geri kaldığını anlayabiliyordu.

 

Bu, Jamal’ın adamakıllı savaştığını gördüğü ilk seferdi ama yeteneği Subaru’nun öncesinde edindiği izlenime kıyasla çok daha üstündü. ――Bu da Subaru’ya ormanda üzerlerine saldığı Elgina’nın bizzat Jamal tarafından dövülmüş olabileceğini düşündürüyordu.

 

Subaru: [Durum kötü, mesafe yeterli değil!]

 

Medium’un yoğun çabaları sayesinde yollarını kesen İmparatorluk Askerlerinin sayısı azalmıştı.

 

Kağnının momentumu ve atılımıyla onları atlatmaları mümkün olabilirdi, tabii sokağın ortasında tüm heybetiyle dikilen Jamal olmasaydı.

 

Jamal orada olduğu müddetçe kaçmayı umut edemezlerdi.

 

Flop: [――Kardeşim!]

 

İşte o saniyede Flop seslendi.

 

Köşeye sıkışan Medium, abisinin sesinin yükseldiği yöne baktı. Belki de bu imkansız durumu tersine çevirmeye yarayacak bir tavsiyede bulunacaktı. Subaru bunu umsa da maalesef――

 

Flop: [――Başarabilirsin!!]

 

Flop’un tavsiyesi yalnızca kendisine daha çok inanması şeklindeydi.

 

Onun bu tavsiyesini işiten Subaru ne düşüneceğini bilemezken Jamal bile afalladı.

 

Ancak kan bağıyla bağlı olduğu kişinin, yani Medium O’Connell’ın tepkisi bambaşka oldu.

 

Medium: [Başarabilirim――!!]

 

Abisi tarafından cesaretlendirilen Medium bu şekilde kükredi ve palalarını da kuvvetle birbirine sürttü.

 

Tamamen savunmaya odaklı duruşundan azılı bir saldırı duruşuna geçti ve Jamal’ın tüm bedenini pala yağmuruna tuttu.

 

Jamal: [Böyle çaresizce bir saldırının bir İmparatorluk Askeri üzerinde işe yarayacağını mı sanıyorsun?!]

 

Medium: [Ugii!]

 

Fakat Jamal tüm o azılı saldırıları ikiz kılıçlarıyla savuşturup kendi saldırılarıyla karşılık verdi.

 

Medium acı içerisinde yüzünü ekşitiyor, kolları ve bacaklarına aldığı kesiklerden kanlar sızıyordu. Buna rağmen kendini savunmak için kullanabileceği gücü, saldırıya geçip Jamal’ın harekete geçmesini engellemek için kullanmaya devam ediyordu.

 

Medium’un Jamal’ı tutmak için geride kalacağı ihtimalini düşünen Subaru, çaresizce “Yo, yapma!” diye bağırmaya kalksa da――

 

Rem: [Yakala.]

 

Subaru: [Voah!? Rem, sen ne… İp mi?]

 

O daha cümlesini kuramadan Rem, platformdaki ipi Subaru’nun göğsüne doğru fırlattı.

 

Epey uzun, kalın ve sağlam duruyor, araçtaki yükleri korumak için kullanılabilirmiş gibi görünüyordu. Fakat iple ne yapacağını bilemeyen kafası karışık Subaru’nun önündeki Rem,

 

Rem: [――Hey, göz bantlı!]

 

Durduğu yerden bu şekilde seslenip platformdaki bir kutuyu kucakladığı gibi yiğitçe bir fırlatışla Jamal’ın üzerine savurdu.

 

Jamal bu sesleniş karşısında arkasını dönüp “Ah?” dedi. Ve gözlerinin önüne ulaşan kutuyu gördüğü anda sıkkın bir kol savuruşuyla, rahatlıkla ikiye ayırdı.

 

Sonra da tüm bedeni o kutuyu tıka basa dolduran baharatlara bulandı.

 

Jamal: [Gh, voaa!? Bu… da ne…]

 

Jamal huzursuzca kollarını sallıyor, görüşü dağılan tozlar tarafından örtülüyordu. İşte tam da Medium, yaratılan fırsatı değerlendirip palasını sırtına indirecekken――

 

Rem: [Medium-san!]

 

Kağnı, ona bu fırsatı tanımadan Medium ve Jamal’ın savaş alanına ulaştı. Ve Subaru, Rem’in uzatmış olduğu ipi Medium’a fırlattı.

 

İpe bakan Medium da Jamal’a saldırmaktansa ipi tutmaya öncelik verdi.

 

Medium: [Anlaşıldı!]

 

Subaru: [Tamamdır!]

 

Subaru, Medium’un sesini işittiği anda varıyla yoğuyla ipteki ağırlığa direndi. Ayağını yük platformuna yerleştirdi, Medium’un ağırlığını destekledi ve geri dönmesine yardımcı oldu.

 

Kağnıya doğru sıçramayı hedefleyen Medium, ipin yardımıyla sıçrayışını gerçekleştirmek için öne doğru bir adım attı.

 

Subaru ve Rem onu geri alacak, sonra da ön kapı aşılacak ve――

 

Jamal: [Size, kaçabileceğinizi sanmayın dedim!]

 

Derken öfkeli Jamal, baharat bulutunun içerisinden sıyrılarak ileri atıldı.

 

Ve gözünü atlama pozisyonu almış olan Medium’un sırtına dikerek tüm acımasızlığıyla onu ikiz kılıçlarıyla indirmeye teşebbüs etti.

 

Medium bir saniye sonra Jamal’ın saldırısıyla bir kan denizine devrilecekken――

 

Jamal: [Buh,]

 

Rem: [Bu, nehirde yaşananların karşılığı!]

 

Suratı, Rem’in platformdan fırlattığı tahta oturakla buluştu.

 

Ve O’Connell kardeşlere teslim edilişiyle rolünü tamamlamış olan icat, Jamal’ın yüzüne çarptığı anda paramparça oldu.

 

Böylece Jamal devrildi, Medium’sa kağnıya geri döndü. Palalarını platforma atan kız, kollarını uzatarak kendisini yere bıraktı.

 

Medium: [Oh yo, yo, oh yo! Kıl payıydı! Abi, resmen kıl payıydı!]

 

Flop: [Oh, aynen öyle, kıymetli kardeşim! Siz ikiniz de iyi iş çıkardınız, Beyefendi ve Hanımefendi! Bizi kurtardınız!]

 

Medium: [Aynen, aynen! Teşekkürler! Bizi kurtardınız!]

 

Subaru: [Yo… yok canım. Asıl siz bizi kurtardınız.]

 

Yük platformuna dönmüş olan Medium ve bu duruma sevinen Flop.

 

Gelin görün ki kardeşlerin minnettarlığı yersizdi. Asıl o ikili, bu şehirde başından sonuna dek Subaru ve grubunu kurtarmıştı ve kurtarmaya devam ediyordu.

 

Üstüne üstlük Subaru, kardeşleri kendi zorlu koşullarına da bulaştırmıştı. Tüm bunları nasıl telafi edecekti?

 

Kapı muhafızı: [Durun――! Durun! Dur… Voaaa!?]

 

Bir muhafız, hızla ilerleyen kağnıyı durdurmaya çalışsa da en sonunda altında kalmamak için kenara sıçradı.

 

Kağnıysa hızından hiç ödün vermeden muhafızı geride bırakıp üzerinde Subaru ve yoldaşlarıyla ön kapıya yöneldi. Denetleme sürecini kargaşaya bürüyerek şehirden bir an önce çıkıp gideceklerdi.

 

Ne rezaletti ama. Subaru ve grubu Guaral’da üç saat bile kalamamıştı.

 

Öyle ya da böyle denetleme alanını geçen grup, ön kapıyı aştı. Subaru Botecliffe’in elinden gelenin en iyisini yapmasını istiyordu, çünkü peşlerindeki takipçiden kurtulmak için koşmaya devam etmek zorundaydı.

 

Sonra da Flop ve Medium’a bahsetmesi gereken bir――

 

Subaru: [――――]

 

Platformun kontrol edilemez sarsıntıları arasında kağnı, ön kapıyı aşarak şehirden çıktı.

 

Görüş alanı açılan Subaru, ufku ve geniş arazileri görebilir hale geldi. Kağnı nihayet kaçışını tamamlamak üzereydi.

 

――İşte tam da o saniyede kapıların üzerinden bir siluet atıldı ve havada bir balta yükseldi.

 

???: [Orghhhh!]

 

Subaru’nun kafasının tepesine, onu bir bambu gibi ikiye ayırma arzusuyla alçalan tek bir balta saldırısı.

 

Bu ne Rem ile Medium’un ne de Flop ile Louis’in tepki verebileceği bir saldırıydı. Kabus gibiydi, insanın tahmin etmediği sürece hazırlıklı olamayacağı bir şeydi.

 

Ama――

 

Subaru: [――Biliyordum.]

 

Subaru, balta saldırısını Medium’un platforma bıraktığı palayı kullanarak karşıladı.

 

Subaru, kendisi ve yoldaşlarının kaçmayı başardıkları anın, yani gardlarını en çok indirecekleri zamanın fırsat bilineceğini ve gerçekleştirilecek tek bir saldırının hedefinin――kendisinin kafası olacağını biliyordu.

 

――Çünkü Todd’un yapacağı şey tam da bu olurdu. Subaru’nun beş kez üst üste deneyimlediği şey, bu güvenceyi veriyordu.

 

Todd: [E seni öldürmeliydim sonuçta!]

 

Subaru: [Ghk…!]

 

Todd, gözlerinin ardında ışıldayan bir kötülükle baltasını bastırdıkça bastırıyor, Subaru’yu parçalamaya çalışıyordu.

 

Subaru’nun baltayı palayla karşılayabilmesi iyi olmuştu ama elleri darbenin etkisiyle uyuşuyordu ve silahını düşürmesi an meselesiydi.

 

Ne Rem ne de Medium Subaru’nun hayatını tehdit eden bu silahlı mücadeleye vaktinde müdahale edebilirdi.

 

Subaru hayati bir darbeden kaçınmayı başarmış olsa da böyle giderse Todd tarafından öldü――

 

???: [Aa, uu!!]

 

Subaru: [Voah!]

 

O saniyede Todd’un baltasındaki kuvvet azaldı.

 

Kaşları çatık halde neler olduğuna bakan Subaru, Louis’in kollarıyla Todd’un bedenini sarmaladığını gördü. Sarı saçlarını sallıyor, Todd’un şiddet eylemine son vermek için çaresizce çabalıyordu.

 

Todd: [Araya girme, velet!]

 

Louis: [Auh!]

 

Ancak Louis’in müdahalesinden silkinerek kurtulan Todd, dirseğini merhametsizce kızın suratına geçirdi. Ve dirseği yiyen Louis, tiz bir çığlık eşliğinde devrildi.

 

Subaru: [――Hk, orospu çocuğu!]

 

Bu olaya tanık olan Subaru, dişlerini sıkarak Todd’a uyguladığı kuvveti arttırdı.

 

Todd’un bu ani hareketle sendeleyişi, silahlarının birbirine kilitlenişinin ardından Subaru’yla arasında bir mesafe yarattı. Ancak Subaru hala Todd’un menzili içerisindeydi. Todd, baltasının uzun kabzasını kaldırdı. Sıradaki darbe gelmek üzereydi.

 

Ama bu gerçekleşmeden önce――

 

Subaru: [――İzliyorsun, değil mi!? Hadi yap, Kuna! Holly!]

 

Subaru, Todd balta saldırısını gerçekleştiremeden önce avazı çıktığınca bağırdı.

 

Sesinin nerelere dek ulaşabileceğinden emin değildi.

 

Emin değildi, ama――

 

Kuna: [Bay bay, Subaru. Unutma, izliyor olacağım.]

 

Holly: [Yep~!]

 

Bu sesler neredeyse bir yanıtmışçasına kafasının içerisinde yankılandı――aynı saniyede rüzgarla ilerleyen bir şeylerin sesi havayı delip geçti.

 

Ve sonra da o şey, dosdoğru uçup Todd’a saplandı――

 

Todd: [Kah,]

 

Todd, ufak bir acı nidasıyla birlikte yana doğru bükülerek çılgınca bir hızla uçuruldu.

 

Platformun üzerinde kalamayarak kağnıdan yana doğru fırladı, düşüşünü kırmayı başaramayınca da sert zeminde yuvarlandı.

 

İki kez, üç kez yuvarlandı, derken bedeni giderek uzaklaştı.

 

Subaru: [Hah… hah…]

 

Rem: [A-az önce ne yaşandı…?]

 

Fırlatılıp atılan Todd, artık kağnı platformunda değildi. Dizlerinin üzerine çöken Subaru palayı olduğu yere bırakırken Rem, dirsek saldırısı yiyen Louis’i kollarının arasına almıştı.

 

Rem’in yüzünde az önce yaşananlardan kaynaklı bir karmaşa varken Subaru, kapıları aştıkları takdirde yardım alabileceklerini anlatan bir güven duygusu taşıyordu.

 

Bu kesinliğin kaynağıysa――

 

Subaru: [O rezil, kahrolasıca İmparator… Geri döndüğümde suratına yumruğu indirmeyi ihmal etmeyeceğim…]

 

Her şeyi biliyor olması gereken o kötü adamın yüzünü gözünde canlandıran Subaru, zehrini saçarak kağnının platformuna sere serpe yayıldı.

 

#Todd ve Jamal mücadelesinden bin bir güçlükle sıyrılan ekip, okçu kızlarımızın yardımını aldı. Ve Subaru’nun sözlerine bakılırsa imparator kardeşimiz tüm bunların olacağını biliyormuş, Subaru’yu geri dönmeye mecbur kalacağını bilerek yollamış. Öyleyse bir kez daha okçularımız ve genç imparatorumuzla buluşacağız gibi görünüyor. Hadi bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32599 Üye Sayısı
  • 332 Seri Sayısı
  • 43293 Bölüm Sayısı


creator
manga tr