Cilt 7 Bölüm 23 [ Müzisyen Natsumi Schwartz ] (2/4)

avatar
252 13

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 23 [ Müzisyen Natsumi Schwartz ] (2/4)


Çevirmen : Clumsy



――“Kumaso Takeru” Operasyonu.

 

İmparatorluğun İkinci Sınıf Generali Zampara Zikr Osman’ın hedef alındığı operasyonun ismi buydu.

 

Bu isim, bir Kojiki masalından ilham alan Subaru’nun önerisi olmuş ve şansına kimseden itiraz gelmemişti.

 

Sebep planı geliştiren Subaru’ya saygı duymaları mıydı yoksa operasyon ismini hiç kimsenin umursamayışı mıydı bilinmezdi ama bu konuda sorun yaşamamaları iyi olmuştu.

 

Her halükarda şans unsurunun kaçınılmaz şekilde devreye girdiği bir planda böyle şeylere kafa yormanın bir anlamı yoktu.

 

Elbette ki başarı şanslarını arttırmak için hiçbir çabayı esirgemeyeceklerdi ama şans, arttırılması zor bir şeydi. Bununla birlikte ufak da olsa elverişli bir duruma ulaşmak fena olmazdı.

 

――Buddheim Ormanından ayrılan grup Guaral’a doğru yola koyulmuştu.

 

Grubun beş üyesi, Subaru’nun Natsumi’si, Abel’in Bianca’sı, Flop’un Flora’sı ve Taritta ile Kuna ikilisinden oluşuyordu. Geri kalan Shudraq Halkıysa Rem, Louis ve Medium’u da aralarına katarak Mizelda öncülüğünde ayrı bir grup oluşturmuştu.

 

Şehirdekilerin gözlerinden ırak bir noktaya saklanıp gerekli olduğu takdirde dikkat dağınıklığı yaratmak adına Hisar Şehrinin duvarlarına saldıracaklardı. Tabii bu onlar için bir nevi sigortadan ibaretti.

 

Asıl planları başarısız olursa başvurulacak, pek de ideal olmayan bir b planıydı. Planları gerçekten başarısız olursa Subaru ve diğerlerinin başı fena halde derde girecekti.

 

Öyle ya da böyle――

 

Subaru: [Şahsen ben, en önemlisinin ilk kontrol noktası olduğunu düşünüyorum.]

 

Diye mırıldanan Subaru, kafasını kaldırarak ön tarafı kendilerine dönük olan ana kapıya baktı.

 

Üzerinden birkaç gün geçmiş olsa da en son zorla kaçıp kurtuldukları ana kapıdan bir kez daha geçmeyi deneyeceklerdi. O gün yaşananların ardından doğal olarak kontrol noktasındaki güvenlik seviyesi yükseltilmişti.

 

İsyancıların yeni bir işgal gerçekleştirme ihtimaline karşın ejder vagonları, kağnılar ve insanların yük kısmında gizlenebileceği diğer araçlara özel bir özen gösterilmeye başlanmıştı. Subaru, ticaret araç gereçleri karman çorman edilen, arabaları devrilen ve samanları kılıçlarla dikkatlice eşelenen tüccar ve gezginlerin bağrışlarını işitebiliyordu.

 

Dürüst olmak gerekirse onlar adına çok üzülüyordu. Bununla birlikte şehirdeki hengame düşünülünce bu noktada geri dönmemiz daha akıllıca olabilir diye de düşünüyordu.

 

Tabii ki böyle bir tavsiyede bulunabilmesine imkan yoktu, ama――

 

???: [――Sıradakiii. Şehre geliş sebebiniz nedir?]

 

Düşüncelere dalan Subaru’nun kulak zarları ciddi bir adamın kaba sesiyle dövüldü.

 

Ve kafasını kaldırdığında güçlü bir fiziğe sahip kel bir muhafızın kendisine yaklaşmakta olduğunu gördü. Adamın grubu öne çağırışıyla birlikte de Subaru, kafasıyla grubun geri kalanına gelmelerini işaret etti.

 

Subaru: [Biz gezgin bir eğlence topluluğuyuz. Bu şehre kuzeyden geldik.]

 

Muhafız: [Oh, gezgin eğlence topluluğu ha…]

 

Deyip merak içerisinde tek kaşını kaldıran muhafız, Subaru’nun arkasındaki grubu inceledi.

 

Sırtında bir enstrüman taşıyan Flora el salladı; valizlerini sırtlanmış olan Taritta öne eğildi; Kuna’ysa herhangi birinin yüz ifadesini görmesine izin vermeden yanındaki yüzü peçeli kişinin önüne bir şemsiye uzattı.

 

Muhafızın kendilerini bu havaya iyice kaptırmış gruba duyduğu hayranlık apaçık ortadaydı.

 

Subaru: [――――]

 

Öte yandan Subaru, cana yakın gülümsemesini korumasına rağmen gerginlikten ölüyordu.

 

Bu muhafızı tanıyordu. Subaru’nun Guaral’a ilk girişinde Flop ve Medium’la tanıştığı sırada ana kapıda görev yapan muhafızın ta kendisiydi.

 

Başka bir deyişle, ilk engelleri için daha iyi bir seçim olamazdı.

 

Muhafız: [Ama kuzeyden geliyorsanız zorlu bir süreç geçirmiş olmalısınız. Leydi Akkor’un bölgesinin epey hareketli olduğu söyleniyor. Uçan ejderha sürüleri gökten eksik olmuyormuş.]

 

Subaru: [Evet, evet, doğru söylüyorsunuz. Bu yüzden orada çok uzun süre kalamadık zaten… Bu şehirse muazzam duvarlarla çevrilip korunuyor, yani eminim ki içerisi güvenlidir, öyle değil mi?]

 

Muhafız: [Ahhh, bu…]

 

Subaru yüzünde belli belirsiz bir gülümsemeyle flörtleşirken muhafızın ifadesi rahatsız bir hal almıştı.

 

Bu tepkinin nedeniyse muhtemelen kampları yakılıp yıkılan İmparatorluk Askerlerinin şehirde olduğunun farkında olmasıydı. Bunun yanı sıra Subaru ve yoldaşlarının geçen gün yarattığı hengame de şehirdeki İmparatorluk Askerlerini iyice panikletmiş, atmosferi gerginleştirmişti.

 

Muhafızın eveleyip geveleme sebebi bu olsa gerekti.

 

Hal böyle olunca da bundan faydalanmamaları için hiçbir sebep yoktu.

 

Subaru: […Bu şehirde olup biten bir şeylerden endişe duyuyor olabilir misiniz acaba?]

 

Muhafız: […Evet, birazcık. Saklamaya çalışsak da kolayca anlaşılıyor tabii. Aslına bakarsanız şu anda İmparatorluk Ordusu şehre yerleşmiş durumda ve doğudaki kabilelerle sorun yaşıyorlar. Yani…]

 

Subaru: [Ah canıım! Şehir halkı için çok can sıkıcı olmalı.]

 

Muhafız: [Aynen öyle.]

 

Bıkmış usanmış görünen muhafız, Subaru’nun bu sözleri karşısında öne doğru eğildi.

 

Birbirleriyle temas halinde olmadıkları sürece muhafız ve askerleri ayırt etmek zor olsa da özünde farklı pozisyonlara sahiplerdi. Muhafızlar yalnızca bulundukları şehre bağlı olurken askerler ülkeye, hatta bu durumda İmparatorluğa bağlı olurdu. Yani emir komuta zincirleri temelden farklıydı.

 

Subaru’nun karşısındaki muhafız da bu şehre bağlı biriydi ve şehri koruma görevine sahipti.

 

Ancak mevcut durumda İmparatorluk Ordusu Belediyeye yerleşmişti ve muhafızlara emir yağdırılıyordu. Muhafızlarınsa İmparatorluk Askerlerinin oyuncağı olmaları için hiçbir sebepleri yoktu.  

 

Muhafız: [Bunlar yetmezmiş gibi şehirdeki meyhaneleri “gece devriyesi” adıyla devralıp sahipleniyorlar. Ve doğru düzgün ödeme yapmadıkları için işler de kötüye gidiyor. Buna daha fazla dayanamıyorum artık.]

 

Subaru: [Ah canıım, canım benim, ne korkunç! Sizi çok iyi anlıyorum, kalbim sizinle. Aramızda kalsın ama ben de İmparatorluk Askerlerinin kibrinden kaynaklı zorluklardan payıma düşeni aldım.]

 

Muhafız: [Oh, gerçekten mi? Sizin gibi güzel bir kadın mı…?]

 

Subaru’nun bir iki hoş tepki sonrası gelen o derinden, kuvvetli onaylamaları muhafızın tepkilerini yumuşatmıştı. Aslına bakarsanız epeyce arkadaş canlısı birine de benziyordu. Bu yüzden Subaru, sesini hafiften alçaltıp “Evet” deyip kafasını çevirerek uzaklara baktı.

 

Bu anlamlı hareketi gören muhafızsa, “Oh, hanımefendi?” diyerek bir kez daha paniğe kapıldı.

 

Muhafız: [İyi misiniz? Bu konuda konuşmak istemiyorsanız hiç canınızı sıkmayın…]

 

Subaru: [Yo, sorun değil. Artık mazide kaldı. Yalnızca şey, zamanında İmparatorluk Askerleri tarafından yakalanıp kafese atılarak köle muamelesi görmüştüm de…]

 

Muhafız: [Ah, bu…]

 

Subaru: [Bazen bana çelme takıp beni yere düşürmek gibi şeyler yaparlardı, bazense beni bıçaklarıyla tehdit ettikleri bile olurdu…]

 

Muhafız: [B-bu affedilemez bir şey…!]

 

Diyen muhafız, gözyaşları içerisinde geçmişi yad eden Subaru’nun anlattıkları karşısında yumruklarını sıktı.

 

Adamın kulaklarının öfkeden kızardığını gören Subaru’ysa usul usul, “Ne kadar da kibarsınız.” diye mırıldandı.

 

Muhafız: [Yo, hayır, kibarlık etmeye çalışmıyorum. Kim olsa aynı hislere kapılırdı.]

 

Subaru: [Öyleyse, şey, muhafız-sama. Madem bana acıdınız, içeri girmemize izin verir misiniz? Eğer bunu yaparsanız…]

 

Muhafız: [Evet?]

 

Subaru: [Bu şehrin İmparatorluk Ordusu tarafından bu denli kasvetli hale getirilen atmosferini baştan yaratırız.]

 

Diyen Subaru’nun sesi kısık olsa da barındırdığı coşku yoğun, tutkuluydu.

 

Onu duyan muhafızın ciddi suratı şaşkınlıkla kızarıp bozardı. Ve bakışları Subaru’nun ardında sıralanmış gezgin eğlence topluluğuna çevrildi.

 

Muhafız: […Hanımlar, bizlere tam olarak hangi sanatları sergileyeceksiniz?]

 

Subaru: [Elbette ki dünyayı dolaşıp pek çok farklı sanat icra etmeyi öğrendik. Şahsen ben şarkı söylemekten, enstrüman çalmaktan ve biraz da büyüden hoşlanırım. Ama…]

 

Muhafız: […Gulp.]

 

Subaru: [Şovumuzun en iyi kısmı grubumuzun çiçeği olan dansözümüzün dansıdır.]

 

Subaru bu sözlerle birlikte grubun ortasında şemsiyeyle gizlenen figürü işaret etti. Yüzü peçeyle örtülü olan bu kişi, gruplarının en dikkat çeken üyesiydi.

 

Gözleri irileşen muhafız, peçenin ardındaki bakışlarla karşılaştığı anda kaskatı kesildi.

 

Ve her şeyi göremiyor olsa da gördüğü kadarı, boğazının kurumasına yetti.

 

Muhafız: [――――]

 

Gözünün kör, elinin ayağının tutmaz hale gelmesi çok doğaldı.

 

Karşısında Subaru’nun bile sinirini bozan bir başyapıt vardı. Subaru tüm cüretkarlığıyla “Güzellik yaratılabilir” demiş olsa da gerçek güzellik, Tanrının yaratımıydı.

 

Neticede Subaru’nun sağladığı güzellik, ona kıyasla bir rötuştan ibaretti.

 

Lakin o tek adımlık rötuş bile dansözlerinin şeytani güzelliğini daha da ileri taşımaya yetmişti.

 

Subaru: [Dansözümüzle birlikte sizler için şarkılar söyleyecek, enstrümanlar çalacağız. Bu yüzden Guaral’da kalmamıza izin vermenizi umuyoruz.]

 

Muhafız: [――――]

 

Subaru: [Muhafız-sama?]

 

Muhafız: […Ah, aah, doğru ya. Eşyalarınız arasında şüphe çeken bir şey göremiyorum…]

 

Omzundan hafifçe çimdiklendiği anda kendine gelen muhafız bu şekilde mırıldandı. Sonra da elini göğsüne götürüp kalp atışlarını yatıştırmak için ağır ağır nefes alarak gruba bakmayı sürdürdü.

 

Bunu yaparken de o şeytani çehre tarafından büyülenmekten olabildiğince kaçınmaya çalıştı.

 

Muhafız: [Şehre girebilirsiniz. Bir yerlerde performansınızı sergileyecekseniz ana kapıdan uzak durmanızı tavsiye ederim. Şehrin ortasındaki ana cadde başlangıç için iyi bir yer olur. Belediye binası da askerler tarafından uygun bir aday olamayacak kadar doldurulmuş durumda.]

 

Subaru: [Ah, ne kadar da kibarsınız… Peki muhafız-sama ne zaman uygun olur acaba?]

 

Muhafız: [Oh, ben mi? Benim vardiyam akşam yemeğinden hemen önce bitiyor, sonra da yemeğe geçiyorum…]

 

Subaru: [Öyleyse gideceğiniz restoranın konumunu benimle paylaşın lütfen. Meslektaşlarınızla birlikte gelirseniz bize gösterdiğiniz nezaketin karşılığını ödeyebileceğimizden eminim.]

 

Subaru, bu sözleri usulca eğilip muhafızın kulağına fısıldadı.

 

Muhafız şaşkınlık içerisinde kafasını kaldırdığı andaysa ona doğru gülümseyerek harekete geçti. Ve kontrol noktasında sabırsızca bekleyen grup arkadaşlarına dönerek,

 

Subaru: [Tamamdır, hadi gidelim hanımlar. Bu şehrin atmosferini güzelce temizlemek hediyemiz olsun.]

 

Diyen Subaru, beklemekte olan arkadaşlarına öncülük ederek muhafızın yanından geçip gitti.

 

Muhafız kulaklarını tutup hayretler içerisinde bakakalırken de Subaru ve grubu, önlerinde hiçbir engel olmaksızın gururla ana kapıdan şehre adım attı.

 

Gidişlerini izleyen Muhafız da sessizce bir nefes vererek――

 

Muhafız: […Bugünkü işleri bir an önce bitirmeye çalışalım öyleyse.]

 

Diye geveledi.

 

****

 

Flop: [Vay be, gerçekten hoş bir gösteriydi, efendim! Belki de benden daha yetenekli bir tüccarsındır diye düşünmeye başlıyorum!]

 

Flop ya da namı diğer Flora, valiziyle birlikte ana kapıdan geçişinin biraz sonrasında gözleri ışıldayarak Subaru’yu kontrol noktasındaki tavırları için övdü.  

 

Bu açık yürekli sözcüklerinde yalan yoktu, Subaru da neşeyle başını sallayarak onayladı.

 

Subaru: [Aynen! Bu şekilde övülmekten onur duydum ama ben hiçbir şekilde tüccar değilim. İlgilenmem gereken başka işlerim var.]

 

Flop: [İlgilenmen gereken işler mi? Ne gibi?]

 

Subaru: [Tabii ki hanımefendi olmak falan değil… benim için önemli kişilere yardım etmekle ilişkili şeyler.]

 

Flop: [――――]

 

Subaru’nun söylediklerini işiten Flop’un gözleri hafiften irileşse de hızlıca gevşeyerek “Şey, evet” diye onay verdi.

 

Flop: [Öyleyse bu planı gerçekleştirmeli ve bir an önce hanımını rahatlatmalıyız.]

 

Subaru: [Ve Flora, Medium-san’ın da endişelenmesini istemeyiz, öyle değil mi?]

 

Flop: [Hahahaha! Benim kardeşim hayatta endişelenmez. Hem fiziksel hem de zihinsel olarak çok güçlüdür. Onun moralinin bozulduğunu hayal dahi edemiyorum!]

 

Subaru da pek hanım hanımcık olmasa da neşeyle gülümseyen Flop’a katılıyordu.

 

O da Medium’un moralinin bozulduğunu hayal edemiyordu. İki kardeş birlikte pek çok zorluğun üstesinden gelmiş olmalıydı.

 

İşte bu yüzden Subaru, bu işin içerisine soktuğu iki kişiye yardım etme sorumluluğuna sahipti.

 

Subaru: [Çuvallamak gittikçe zorlaşıyor, ha?]

 

???: [Bekle, lütfen bekle, Subaru… yo, Natsumi.]

 

Subaru kendisini cesaretlendirirken arkasından güçsüz bir ses işitti.

 

Ve kafasını çevirip baktığında sesin sahibinin grubun valizlerini taşıyan Taritta olduğunu gördü. Ormandan ayrıldıktan sonra makyajı tazelendiği için her zamanki halinde değildi.

 

Amazonu andıran Shudraq kılığından kurtulmuş, daha hareketli şeyler giyinmiş ve görünüşü egzotik, etnik bir dansçınınkini andırır hale gelmişti.

 

Eski halinden daha az frikik veriyor olsa da etrafına bakınıp kıpkırmızı yanaklarla utanç içerisinde şöyle dedi:

 

Taritta: [Hey, çok dikkat çekmiyor muyuz ya? Kuna ve bende bir tuhaflık mı…]

 

Kuna: [Beni bu işe dahil etme lütfen. Bir tuhaflıktan bahsediyorsan kimse Natsumi’den daha tuhaf olamaz. Az önce kontrol noktasında olanlar da neyin nesiydi öyle?! Erkeklerle aran amma iyiymiş.]

 

Telaşa kapılan Taritta’nın yanındaki Kuna, her zamanki gibi sakince lafı Subaru’ya dokundurdu.

 

Subaru’ysa bu söylediklerini duyduktan sonra elini yanağına götürerek “Amanın” dedi.

 

Subaru: [Bir centilmenle muhatap olduğum ilk sefer değil. Ve endişe etme, Taritta-san. Dikkat çeken Kuna veya sen değilsiniz. Hepimiz dikkat çekiyoruz… Çünkü güzeliz.]

 

Flop: [Çünkü güzeliz!]

 

Flop ve Subaru ikilisi kafalarını güzelce sallayarak onay verdi.

 

Taritta’ysa kuşkucu bir görünümle “Gü…zel mi…” dedi.

 

Taritta: [Bö-böyle kelimeler kullanacaksanız ablam için kullanın…]

 

Flop: [Ağzından neler çıkıyor öyle, Taritta Hanım? Senin ve kardeşinin cazibeleri bambaşka kulvarlarda. Her şeyden önce sana iltifat ederken Mizelda Hanıma olan hayranlığımı asla göz ardı etmem. O başka bir mevzu, ikiniz bambaşka kategorilere dahilsiniz!]

 

Taritta: [――Hk!]

 

Flop, bir anda Taritta’nın elini tutarak ışıl ışıl bir gülümsemeyle böyle söyledi.

 

Onun bu şevki karşısındaysa Taritta’nın gözleri irileşti ve ağzı yavaşça açılıp hızla kapandı. Yanaklarının kızarıklığı iyice artarkense Subaru, elini ağzına götürerek “Şu işe bakın!” dedi.

 

Kuna: [Biraz rahat versenize. Taritta, Şefe çok bağlıdır ve ormandan neredeyse hiç çıkmaz. Bu yüzden toleransı pek yüksek değildir.]

 

Subaru: [E gülümsüyor sonuçta. Ama sen bayağı sakinsin, haksız mıyım?]

 

Kuna: [Ben sık sık ormandan sıvışıp kaçardım ve onun gibi büyük, korkutucu bir ablam yoktu… Benim ele avuca sığmaz bir kız kardeşim vardı.]

 

Kuna’nın kapalı zihninin ardındaki görüntü Holly’e ait olsa gerekti.

 

Onlar abla kardeş, en iyi arkadaş, hatta anne kız gibiydi. Fakat Taritta’nın söyledikleri de göz ardı edilemezdi.

 

△ ▼ △ ▼ △ ▼ △

 

???: [――――]

 

Gözler kesinlikle kılık değiştirip kontrol noktasını geçerek sokaklarda yürüyen Subaru ve diğerlerinin üzerindeydi.

 

Alışılmadık giyim kuşamlarının yanı sıra İmparatorluk Askerlerinin temkinliliği nedeniyle tüm şehir tetikteydi. Doğal olarak vatandaşlar, yabancılardan bir hayli şüpheleniyordu.

 

Hal böyle olunca da――

 

Abel: [――Fırsat bu fırsat.]

 

Subaru: [Meraklı gözleri doyurmak lazım, değil mi?]

 

Şemsiyenin altından, peçenin gölgesinden Subaru’ya doğru keskin bir bakış atıldı.

 

Ve saçmalamayı kesmeye itilen Subaru’nun ağzından coşkulu bir “Evet” kelimesi çıktı. Buna rağmen dansözün fırsat bu fırsat deyişine katılıyordu.

 

Bu nedenle――

 

Subaru: [Muhafızın tavsiyesine uyup sahneye ilk çıkışımızı ana caddede yapalım hadi!]

 

Flop: [Tamamdır efend… yo, Bayan Natsumi!]

 

Subaru oldukları yerde performansa başlama kararı alırken Flop da ona ayak uydurdu.

 

Kostümlerinin bir kısmı çıktı, omuzları, göbekleri ve sırtları gözler önüne serildi. Ardından her ikisi de ellerinde birer enstrümanla ana caddenin iki yanına doğru hareketlendi.

 

Ve sonra da――

 

Subaru: [Hadisenize, gelin ve bir göz atın! Şimdi sizlere uzak mı uzak doğudan, Büyük Çağlayanın ötesinden gelen, zaman içerisinde dünyaya yayılan bir şarkı ve dans sergileyeceğiz! Bu performans, sizlere sanatlarını tanıtmak için şehrinize ulaşan gezgin bir gruptan geliyor!]

 

Subaru yüksek sesle tanıtım dizelerini sıralarken göz teması kurduğu Flop, lyulyre’i, yani elindeki telli çalgıyı çalmaya başladı.

 

Hafif notaların müziği şekillendirmek için birleşimi de işitenlerin daha da çok dikkatini çekti.

 

???: [Oh, neler oluyor?]

 

???: [Gezgin bir grubuz diyorlar! Müzik, müziiik!]

 

???: [Vaay, şu çıtırlara baksanıza…]

 

Sokakta yürüyen insanlar Subaru’nun sözleri ve Flop’un müziğinin cazibesine kapılıyor, gruba dikkat kesilenler de hareketi kesiyor veya binaların içlerinden izliyordu.

 

Ana enstrümanlar Subaru ve Flop’tayken Taritta ve Kuna da parmak zili gibi basit vurmalı çalgılarla eşlik ediyordu.

 

Subaru, Flop beklediğinden de yetenekli çıktığı için halinden memnundu, artık müzikle ilgili bir endişesi kalmamıştı. Daha da önemlisi, galibiyet şansları yüzde elliyi bulmuştu.

 

Subaru: [Bundan böyle sizlere farklı bir dünyadan, çook ama çook uzaklardan bir hikayeyi anlatacak, dansa dökeceğiz! Bu, insanların, ejderhaların, iblislerin ve kelimelerle ifade edilemeyecek tuhaf varlıkların hikayesi olacak. Lütfen gönlünüzce dinleyip tadını çıkarın millet!]

 

Yüzüne bir gülümseme, sesine de heyecan yerleşen Subaru’nun Flop’la birlikte gerçekleştirdiği ilk performansın zirveye ulaşışıyla beklentiler artmaya başlamıştı.

 

Müzisyenlerin güzelliği ve performansı herkesin kalbini kazanıyordu ama asıl şov daha başlamamıştı.

 

İşte tam da müzik yoğunluğunu arttırıp doruğa ulaşırken――

 

???: [――――]

 

Siyah saçlı dansöz, yüzündeki peçeyi yavaşça kaldırarak sokağa adımını attı.

 

Dansözün bir eliyle peçesini kaldırıp suratını gözler önüne serişiyle de müziği dinlemekte olanların bakışları ona çevrildi ve karınlarına yumruk yemişçesine bir şaşkınlık hali başladı.

 

Evet, işte buydu. Subaru tam da bu tepkiyi, bu bakışları arzuluyordu ama yine de can sıkıcıydı.

 

Subaru: [Çok sinir bozucu.]

 

Subaru, enstrümanını çalarken içindeki mağlup edilme hüsranını yansıtıyordu.

 

Sahiden de içten içe kendisini yenilmiş hissediyordu. Gerçi böyle yüksek kalibreli bir şey tarafından mağlup edilmek insana kendisini iyi hissettirmeliydi. Ama hayır, bu bir yalandı. Mağlubiyet mağlubiyetti ve ne olursa olsun can sıkardı.

 

Ama tam bir çılgınlık çökmeden önceki bu sükunet, planlarının kilit noktasıydı.

 

Hemen sonrasında bu dansla tüm Guaral halkını tam anlamıyla büyüleyebileceklerdi.

 

#Eğlenceli bölümler ya. Subaru’nun işveli konuşmaları, Flop’un ‘güzeliz’ diye coşkuya kapılması, koskoca imparatorun dansöz kılığında herkesi kendine aşık etmesi falan… Gerçekten hepsinin içinde gün yüzüne çıkmayı bekleyen bir yetenek varmış. Hadi bakalım cadde performansını da tamamlayıp usul usul zamparamızın yanına ilerleyelim de güncel zamanımıza dönelim artık. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32561 Üye Sayısı
  • 333 Seri Sayısı
  • 43274 Bölüm Sayısı


creator
manga tr