Cilt 7 Bölüm 23 [ Müzisyen Natsumi Schwartz ] (3/4)

avatar
251 14

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 23 [ Müzisyen Natsumi Schwartz ] (3/4)


Çevirmen : Clumsy



Subaru: [Evet, sıra sende Bianca――!]

 

Abel: [――――]

 

Subaru’ya coşkulu bir bakış atan Abel, namı diğer Bianca, yavaşça kolunu kaldırdı.

 

Yalnızca kolunu kaldırdığı akıcı bir hareketti ama buna rağmen eylemlerinde varlığının derinliklerinden çıkıp gelen bir zarafet mevcuttu. Eriyip havaya karışıyordu ve ana caddeye bir anda hakim olmuştu.

 

Akıcı, güzel ve mühim bir dans başlamıştı.

 

Müziğe eşlik eden dansı Abel’in esasında uzman olduğu bir şey olsa da Subaru’nun müdahaleleriyle herkes için yeni bir şekle bürünmüş olmalıydı.

 

Herhangi bir manipülasyona veya küçük numaralara duyulan ihtiyaç bile ortadan kalkmıştı.

 

Subaru’nun yaptığı ince ayarlarla halihazırda sağlam olan dans, çok daha üstün bir hal almıştı.

 

Seyirciler: [――――]

 

Bu güzel dansın büyüsüne kapılan seyirciler nefes almayı unutmuştu. Adeta içgüdülerine hitap eden bir güzellik nidasıydı, onlara bir an olsun gözlerini ayırmamalarını söylüyordu. Açıkça ifade etmek gerekirse, gözlerinin görmesi gereken şey buydu.

 

Abel’in dansı kibirliydi, gösterişliydi ve seyircisini bu tür düşüncelerle yüzleştiriyordu.

 

―― “Bana bakın” diyordu.

 

Bu fikri ortaya atan kişi olmasına rağmen, büyülenen ve sersemleyen kalabalığı görmek Subaru’yu ürpertiyordu.

 

İçlerinde bir hırsız olsaydı öylece duran insanların ceplerini bir güzel kurcalar ve cüzdanlarını alıp kaçarken ruhları dahi duymazdı. ――Yo, bu geçerli bir varsayım değildi, çünkü bir hırsız bile gözlerini Abel’in dansından alamazdı.

 

???: [――――]

 

Yalnızca tek bir şarkı ve danstan oluşan bir performanstı, beş dakikadan az sürecekti. Gruptakiler herhangi bir hata yapmamak adına konsantre oluyor ama Subaru, herhangi biri hata yapsa bile fark edilir mi bilemiyordu. Dürüst olmak gerekirse bunun şüpheli olduğunu düşünüyordu.

 

Performansın son buluşuyla birlikte Abel’in topukları ve tabanları yerle buluştu.

 

Onun bu pozunu gören seyirciyse nihayet dansın çoktan sonlanmış ve Abel’in hareketi kesmiş olduğunu fark etti.

 

İşte o saniyede ana cadde alkış ve tezahürat sesleriyle dolup taştı.

 

Tam da Subaru’nun umduğu gibi, tam da amaçladığı gibi coşkulu bir karşılıktı.

 

Fakat Subaru, enstrümanını kaldırıp tezahüratlara karşılık veren Flop’un aksine kalabalığa karmaşık hislerle gülümsüyordu.

 

Ne olursa olsun――

 

Abel: [――Hmm.]

 

Kendisine muzaffer bir gülümsemeyle bakan Abel’e ne diyeceğini bilemiyordu.

 

△ ▼ △ ▼ △ ▼ △

 

Grubun Guaral Hisar Şehrindeki saygınlığı, ilk performanslarında sergiledikleri büyük başarıyla belirlenmişti.

 

Ana caddede bir gösteri düzenlenmiş ve aldıkları karşılık beklentilerinin çok daha ötesinde olmuş, bu sayede grubun sıradaki aktivitelerini gerçekleştirmeleri çok daha kolay hale gelmişti.

 

Bununla birlikte――

 

Subaru: [Sadece yeni ve farklı olduğumuz için bu kadar parladığımızı unutmayın. Bizim performansımız aceleci, üstünkörü bir gayretten ibaret… Şu an yaşadıklarımız da yalnızca gelip geçici bir fantezi.]

 

Flop: [Anlıyorum! Başka bir deyişle yeteneklerimiz üzerinde düzenli olarak çalışmalıyız, öyle değil mi, bayım?]

 

Subaru: [Evet. Bu yüzden her gün yorulmak nedir bilmeden çalışmalı ve tetikte olmalıyız!]

 

Subaru yumruklarını iyice sıkarken dimdik oturan Flop da gülümseyerek başını salladı.

 

Flop, sesi çok çıkmasına rağmen gayet iyi bir dinleyiciydi ve hızlı yanıt veriyordu. Subaru’nun konuşmaları da onun sayesinde hız kazanıyordu.

 

Gerçi Subaru’nun konuşması gereken asıl kişi Flop değildi.

 

Subaru: [Siz ikiniz! Gardınızı indirmeyin.]

 

Taritta: [Ah-oh, şimdi çapraz ateşte kaldık işte.]

 

Kuna: [Ö-öyle mi oldu…?]

 

Subaru’nun işaret edişiyle Taritta ve Kuna ikilisinin morallerinin bozulması bir oldu.

 

İki kız hanın içerisine ulaşır ulaşmaz üzerlerini çıkartıp iç çamaşırını andıran Shudraq tarzı kılıklarına bürünmüşlerdi. Grup olarak hareket ederken düzgün giyinseler de gözden ırak hanlarına girince hiç vakit kaybetmeden eski hallerine dönüyorlardı.

 

Subaru: [Fazla gevşiyorsunuz.]

 

Taritta: [Biz biraz rahatlıyoruz evet, aksini söyleyemem ama peki ya o kıza ne diyeceksin…?]

 

Subaru: [Ne demek istiyorsun? Aslına bakarsan, neden bahsediyorsun sen ya? Anlarsın ya, belli bir özne kullanılmayan şu konuşmaları bayağı sinir bozucu buluyorum.]

 

Taritta: [Natsumi’den bahsediyorum. Neden Kuna ve benden başka hiç kimse bakmazken olmadığın bir şey gibi davranıyorsun ki? Buna gerçekten gerek var mı?]

 

Subaru: [Olmadığım bir şey gibi mi davranıyorum…?]

 

Buna hiç anlam veremeyen Subaru soruya soruyla karşılık verirken Taritta’yla diğerleri afallamıştı.

 

Neyse ki Subaru doğal olarak “Şaka yaptım ya” diyerek şaşkınlıklarına bir son verdi.

 

Subaru: [Her halükarda bu söylediğini kabul edemem. Neden biliyor musunuz? “Şeytan detaylarda gizlidir” derler, bir durumun gerçekliğini ortaya çıkartan şey de işe yaramaz görünen detaylardır. İşte tam da bu yüzden, hayati bir şey varsa o da…]

 

Flop: [Gözden ırak olduğunda bile kolaya kaçmamaktır diyorsun. Hhm hhm, tam da bayımdan… yo, Natsumi Hanımdan beklenildiği gibi! Senden çok şey öğreniyorum!]

 

Flop gerçekten de verdiği yüz puanlık yanıtla eğitmeye değer bir öğrenciydi.

 

Buna rağmen ne kadar denerse denesin kendisini birinci şahıs zamiri olarak “Boku” kullanmaktan alıkoyamayınca Kuna’dan inkar dolu bakışlar alıyor, yine de bunu bir gülümsemeyle geçiştiriveriyordu.

 

――An itibarıyla Subaru ve gezgin eğlence grubu, Guaral’daki bir handa konaklıyordu.

 

Şehre sızmalarının üzerinden üç gün geçmişti ve bu süreçte toplam on performans sergileyerek fazlasıyla iyi karşılıklar almışlardı.

 

Elgina’nın boynuzunu sattıktan sonra paraya pek sıkışık olmayan Subaru, her gösteriden güzel meblağlar toplamıştı ve bunun gerçekten de karlı bir girişim olduğunu düşünüyordu.

 

Subaru: [Sanırım sıradaki aşamaya geçme vaktimiz geldi.]

 

Diyerek parmağını usulca çenesine yerleştiren Subaru, durağan gidişatlarında bir değişiklik gerçekleşmesini umuyordu.

 

Aslına bakarsanız şu anki gidişat neredeyse gerçek olamayacak kadar iyiydi. Tüm şovları büyük bir başarıyla sonuçlanıyor, muhafızlar da dahil olmak üzere tüm şehir halkından epeyce ilgi görüyordu.

 

Bu da Bianca’nın dansının mükemmeliyetinin yanı sıra Natsumi ve Flora’nın ağızlarının iyi laf yapmasından kaynaklanıyordu.

 

Bianca’nın gizemliliği de bir satış stratejisiydi ve o dans etmek dışında halkın arasına nadiren karıştığı için doğal olarak bilgi toplama işini Natsumi ve diğerleri üstleniyordu.

 

Zaten Abel, yani namı diğer Bianca kadın sesiyle konuşamadığı için plan başından beri bu işi Subaru’nun Natsumi’si ve Flop’un Flora’sının üstlenmesi şeklindeydi.

 

Subaru: [Tuhaf bir şekilde kimse Flora’dan şüphelenmiyor, değil mi? Halbuki sesini değiştirmiyor bile.]

 

Flop: [Haha, benim Natsumi Hanım gibi özel yeteneklerim yok. Ama çok uzun zamandır kız kardeşimle seyahat ediyorum. Belki de onun alışkanlıklarından falan edinmişimdir ya da bana kadınsı aurasından bulaştırmıştır.]

 

Subaru: [Hmm, demek Medium’dan geliyor…]

 

Flop mutlu mesut yeni teorisini öne sürse ve Subaru’nun zihninde beliren Medium hoş görünümlü bir kız olsa, sürekli değişen surat ifadeleri tatlı ve çekici gelse de onun varlığının Flora’nın şu anki halini etkilediği şeklindeki teori inkar edilebilirdi.

 

Abel: [――Boşa harcayacak bayağı vaktin var, öyle değil mi?]

 

Subaru: [Hm.]

 

Derken soğuk, mesafeli bir ses, Subaru’yla diğerlerinin konuşmasını böldü.  

 

Konuşan kişi Abel’di. Kafasındaki peruğu çıkarmış şekilde pencerenin yanına çektiği sandalyede oturan dansçıları nihayet konuşmaya katılma kararı almıştı.

 

Abel ilk günden bu yana şovun yıldızı olarak çeşitli yerlerde dans etmişti ve bunu yansıtmamaya çalışsa da belli belirsiz bir bitkinlik belirtisi veriyordu.

 

Elbette ki bunu hayatta itiraf etmezdi ama Guaral’da geçirdiği vakit hem bedeni hem de zihnine ağır bir yük bindirmişti. Düşman hattının ardında her daim tetikte olmaları gerekiyordu. Subaru da Natsumi olarak kendisine sürekli sakinliğini yitirmemesi gerektiğini hatırlatıyordu.

 

Düşman topraklarında cesaretlerini yitirdikleri takdirde onları nasıl bir trajedinin bekleyeceğini asla bilemezlerdi.

 

Bu stratejileri ilk etapta Rem ve Mizelda tarafından alaya alınmıştı.

 

Ancak Subaru planı ciddi bir şekilde teklif etmiş ve başarı şanslarını arttırmak adına üzerinde konuşmuşlardı. Ve Subaru, bu noktada pes edip planım başarısız oldu diye sızlanacak kadar karamsar biri değildi.

 

Dolayısıyla――

 

Subaru: [Bianca, sen neden biraz dinlenmiyorsun? Onca zamandır hiç uyuduğunu görmedim.]

 

Flop: [Neden bahsettiğini bilmiyorum, Natsumi Hanım. Bunu yapması imkans… ha? Şimdi sen bahsedince düşündüm de ben de Bianca Hanımı uyurken hiç görmedim.]

 

Flop Subaru’nun sözlerine gülüp geçecekken kulağa doğru geldiğini fark ederek ciddileşti. Abel’se Flop’un söylediklerini umursamayıp homurdanarak duymazdan geldi.

 

Abel’in temkinliliği ağır basıyor, Subaru ve diğerleriyle birlikte gardını indirmiyordu.

 

Elbette ki Subaru, onun pozisyonundaki biri için başkalarına açılmanın kolay olmadığını biliyordu.

 

Ama kendisiyle birlikte ölüm kalım meselesi denilebilecek bir göreve atılan yoldaşlarının yanında bile en ufak bir rahatlama belirtisi verememesi biraz yorucu olmanın çok daha ötesindeydi.

 

Her iki gözünü kapatsa bile kimsenin bir şey yapmayacağı bir ortamda olmasına rağmen iki gözünü aynı anda kırpmıyordu bile.

 

Subaru: [Böyle yaşamak yorucu değil mi?]

 

Abel: [――Bana bunu sen mi söylüyorsun gerçekten?]

 

Ancak Abel, içten düşüncelerini söyleyen Subaru karşısında kaşlarını çattı.

 

Bunu duyan Subaru’ysa hiçbir anlam veremedi. Evet, Abel’in hayatının yorucu ve boğucu olduğu kesindi ama Subaru’nunki öyle değildi ki.

 

Abel: [Bunun farkında bile olmaman daha da acınası ama seni bağışlıyorum. Elinden geleni yapmaya devam et.]

 

Subaru: [Bana bunu söylemene gerek yok, böyle yaşamaya devam edeceğim zaten. Sana gelince…]

 

Abel: [İki gözünü birden kapatmak, ölme veya yaşama hakkını bir başkasının ellerine bırakmak anlamına gelir. Ben kendimi bunun bir an olsun gerçekleşmesine müsaade edecek kadar hafife almıyorum.]

 

Subaru: [――――]

 

Abel: [Gerginlik hissini yitirme, eminim bu daha önce de değindiğin bir şeydir.]

 

Diyerek Subaru’nun edeceği itirazları ağzına tıktı.

 

Subaru’ysa acı bir hisle Abel’in yüzüne bakakaldı ama artık ciddiye alınmıyordu. Peruğunu ve mücevherlerini çıkarmış olan Abel, herhangi bir durumda Bianca’ya dönüşebilmek için handa da kadın kılığında oturuyordu. Bu da dengesiz bir durum içerisinde olmasına rağmen peruksuz bile bu kadar iyi görünebilmesini makul kılıyordu.

 

İşte bu da Subaru’nun Flop da dahil olmak üzere herkese sürdürmelerini söyleyip durduğu “her daim var olan savaş alanı” zihniyetinin sonucu olan gergin atmosferin güzelliğiydi.

 

Ve tam da Subaru Abel’in soğuk profili üzerine düşünürken――

 

Abel: [――Bir hareket var.]

                               

Subaru: [Ne?]

 

Bu şekilde mırıldanan Abel, sandalyesinden kalkarak ranzasına doğru koşturdu. Subaru onun yatağına bıraktığı peruğu takmaktaki hızı karşısında afallasa da bu eylemin anlamlı hale gelmesi çok sürmedi.

 

Dışarıdan kuvvetli ve seri adım sesleri gelirken Subaru’yla diğerlerinin odasının kapısı sertçe çalındı.

 

???: [Demek gezgin grup burada kalıyor, ha. Açın bakalım. Belediyeden bir mesaj ileteceğiz.]

 

Subaru: [Ah, bi-bir dakika efendim!]

 

???: [Haha, güldürme beni, sizi bekleyecek değiliz. Askeriz biz.]

 

Boğuk bir ses panikleyen Subaru’yla alay ederken kapı kabaca itilerek açıldı. Ve kırmızı siyah üniformalı bir adam, odanın içerisine doğru yürümeye başladı.

 

Sırtından iki kılıç sarkan, şiddetli dürtülerini gizlerken yüzü neşeyle çarpılan ve Subaru’nun daha önce de gördüğü bu adam―― Jamal’dı!

 

Subaru: [――Hk.]

 

Jamal: [Bu kadar ürkmene gerek yok, ısırmam.]

 

Diyen Jamal, istemsizce bir nefes veren ve kaskatı kesilen Subaru’nun yakınlarında dişlerini açıp kapattı. Sonra da sağ gözü bantlıyken kendisine kalan sol gözüyle odayı tarayıp bu kabalığını gizleme gereği bile duymadan “Heh heh” diye kıs kıs güldü. Ve tepki vermekte gecikerek iç çamaşırlarıyla yakalanan Taritta’yla diğerlerini süzdü.

 

Jamal’ın arkasında dört asker daha vardı. Belli ki lider pozisyonundaki kişi de Jamal’dı, çünkü hiçbiri onun bu kaba saba ve gaddarca tavırlarına müdahale etmiyordu.

 

Adamlarını arkasına almış olan Jamal, onaylarcasına başını sallıyordu.

 

Jamal: [Hmm, anlaşılan elimizde güzel hanımlar varmış. O kör kütük aşık bürokratların sohbetlerini işitince herhalde abartıyorlardır diye düşünmüştüm…]

 

Subaru: [Asker-sama, sizin için ne yapabilirim…?]

 

Jamal: [――Şu anda konuşuyorum herhalde, kadın.]

 

Subaru gerginlikten yanaklarını ısırıyordu. Bu sırada Jamal, pat diye Subaru’nun ensesine yapıştı.

 

Niyeti kemiklerini kırmak değil, konuşmasını engellemek için usulca dokunmaktı―― yine de hareketlerindeki çeviklik ve tutuşundaki kuvvet, Subaru’ya güçlerinin ne denli farklı olduğunu hissettirmeye yetmişti.

 

Sonuçta Jamal, görünümü ve kötü tavırlarına rağmen yaptığı işte çok iyiydi. Muhtemelen Subaru’nun o ana dek bu imparatorluk sınırlarında gördüğü en yetenekli kişiydi―― tabii korkutucu olmak ve güçlü olmak iki farklı şeydi.

 

Jamal: [Güzel, meydan okuyucu bakışların var. Böyle keskin gözler de hoşuma gider.]

 

Subaru: [Ah, iltifatlarınız göğsümü kabartıyor… Kh.]

 

Jamal: [Çok fazla konuşmuyor olmandan da hoşlandım. Bu gece seni odama davet etmeme ne dersin, ayrıca…]

 

Jamal’ın yüzü Subaru’nunkine bir hayli yakın ve bakışları da arzu doluydu.

 

Ama bu denli yakınken bile Subaru’nun gerçek kimliğini fark edememiş gibi görünüyordu. Aslında hoş bir gelişme olsa da Subaru, tam aksine içinin çekildiğini hissedip kötü oluyordu.

 

Daha önce de bu tarz davetler almış ama her defasında bir gülümseme ve tatlı bir hikayeyle karşısındaki kişiyi başından savmıştı. Fakat karşısında imparatorluk askerleri olunca reddetmekte zorlanacaktı.

 

――İşte tam da o anda güçlü bir rüzgar esti.

 

Subaru: [――Oh.]

 

Ve beklenmedik bir şekilde o rüzgar oda boyunca ilerledi, Subaru’nun siyah saçları uçuşarak Jamal’ın yanaklarını gıdıkladı. Anlık bir sinirin ardından ilgisi pencereye kayan Jamal’sa orada dikilen figürü gördü.

 

Yani Guaral’da onca hengameyi koparttıktan sonra peruğunu takıp rahat bir edayla dirseklerini tutan siyah saçlı dansözü. Ve onu gördüğü anda da şaşkınlıkla ıslık çaldı.

 

Yaptığı şey büyük bir cüretkarlık örneğiydi, muhtemelen kim olsa ona hayran kalırdı.

 

Jamal: [Haha, demek hakkında o kadar çok şey duyduğum dansöz buymuş. Bu işin altından kalkmana şaşmamalı.]

 

Abel: [Hmph.]

 

Diyen Jamal, şaşkınlık ve hayranlık dolu bir nefes verip Subaru’yu kendi haline bırakarak hızla Abel’e yaklaştı. Sonra da onu çenesinden yakaladığı gibi yüzüne bakmasını sağladı.

 

Farkında olmasa da avuçlarında imparatorun kıymetli yüzünü tutuyor ve ona tüm görgüsüzlüğüyle sırıtıyordu.

 

Subaru’ysa ‘cehalet mutluluktur’ derken tam olarak bunu kastetmişler herhalde diye düşünüyordu.

 

Abel: [――――]

 

Jamal: [Ötekinin aksine sen vurdumduymaz bir kadınmışsın. Ama olsun, bu da bana uyar.]

 

Abel çenesini dimdik tutarak sessizce rakibinin gözlerinin içine bakıyor, Subaru’ysa gerginlikten ölüyordu. İşte o sırada Jamal, imparatorluğun en büyük saygısızlığını yaparak burnunu çekti. Sonra da elini Abel’in çenesinden ayırmadan gruba dönerek――

 

Jamal: [Keyiflenin, gezgin eğlence grubu! Hepinizi Belediyede gerçekleşecek bir ziyafete davet etmeye geldim. Zikr Osman, yani bu şehri yöneten İkinci Sınıf General sizi huzuruna çağırıyor.]

 

Subaru: [Zikr Osman, İkinci Sınıf General ha…!]

 

Jamal: [Ah, bu bir şeref değil mi? Bir gezgin eğlence grubu, İmparatorluğun İkinci Sınıf bir Generaline eşlik etmeye çağrılıyor.]

 

――Subaru, demek başlıyoruz dercesine bilinçsizce yumruklarını sıktı.

 

Jamal’ın şatafatlı sözcükleri sergilenen saygısızlıktan üstün gelirken Subaru’nun içini şaşkınlık ve neşe doldurmaktaydı.

 

Zikr Osman, İkinci Sınıf General! Anlaşılan tam da oltalarına takılmasını istedikleri balığı yakalamışlardı.

 

Jamal: [Siz gezgin eğlencecilerin teklifimi reddetme ihtimali yoktur herhalde?]

 

Subaru: [Şey…]

 

Flop: [Tabii ki yok! Umudumuz İmparatorluk Askerlerine şarkı söyleyip dans etmekti zaten! Gezimizin asıl amacı bu!]

 

Jamal: [Güzel yanıt! Hoşuma gitti.]

 

Subaru’nun tereddüdü, Flop’un ağzından çıkan daha hızlı yanıtla gölgelendi. Ve kendisini herhangi bir rakip karşısında açabilmesine izin veren cazibesini Jamal’ın karşısında da tam anlamıyla sergiledi.  

 

Böylece Flop’un canlı yorumundan tatmin olan Jamal, hızlı ve kaba bir hareketle Abel’in çenesini bırakarak odanın girişine doğru ilerledi.

 

Ve sonra da――

 

Jamal: [Çıkmaya hazırlanın. Hepinizi Belediyeye götürüyorum.]

 

Subaru: [Ne? Bizi davet ediyorsanız biz size daha sonra kat…]

 

Jamal: [Hahaha, hiç endişe etmeyin. Bize sizleri oraya götürmemiz söylendi. Bu da bizim işimiz sonuçta. Hemen üzerinizi değişip hazırlanabilirsiniz. Arka tarafta eşyalarınızı taşıyacak adamlarım da var.]

 

Subaru: [――――]

 

Jamal: [Bu geceki ziyafet generallere özel. Bizim gibi alt sınıflar ancak ertesi gün için umut besleyebilir. Yani…]

 

Onları kendi hallerine bırakmaya niyeti olmayan Jamal’ın kaba, rahatsız edici bakışları odadaki herkesi taramaya başladı.

 

Onun şu anda iyi olan moralini bozmayı göze almaları mümkün değilmiş gibi görünüyordu. Neyse ki -hiç değilse- Subaru, Abel ve Flop kadın kılığındaydı.

 

En tehlikeli durumda olan Taritta ve Kuna’nın kadın olduğu bariz olunca da hazırlıksız yakalanmalarının görevi bozguna uğratması gibi bir endişe kalmıyordu. Yine de――

 

Jamal: [Acele etmeyin.]

 

Askerlerin gözleri üzerlerindeyken üstlerini değiştirip çantalarını hazırlamanın doğurduğu utancı silkinip atmak zordu. Öyle ya da böyle――

 

Flop: [Tamamdır! Hadi millet, hemen hazırlanalım! Askerleri bekletmek istemeyiz! Bu işi layığıyla halledelim, değil mi ama!]

 

Subaru: [Flora…]

 

Flop: [Bu haller hiç senlik değil, Natsumi Hanım! Sana ne kan yakışır ne de gözyaşı.]

 

Subaru: [――――]

 

Flop’un bu sözleri ve gülümseyişiyle Subaru’nun içinde çalkalanan öfke yatıştı.

 

Son cümlesine büyük bir gayret ve cüretle eklediği kelimeler, Subaru’ya ‘Kansız Kuşatma’ planını hatırlatmak içindi.

 

Subaru: [――. Evet, haklısın. Tamamdır, Bianca ve sen hemen hazırlanın! Malum, Bianca dans etmekten başka bir şey yapamayan bir budala sonuçta!]

 

Abel: [――――]

 

Abel’in konuşamayışından faydalanan Subaru, iğneleyici bir yorumda bulunurken Abel’in kendisine attığı bakışları görmezden geldi.

 

Sonra da çabucak valizini kurcaladı, Belediyeye çıkmaya uygun bir şeyler giyindi ve kendisini Jamal’ın arzuladığı gibi hareket etmeye zorladı.

 

Olsa olsa ıslığını çalar ve onları hazırlanırken izlemenin tadını çıkartırdı.

 

Ama Subaru, her şey plana uygun giderse onu hayatının en büyük şokunun ve pişmanlığının beklediğinden emindi.

 

İşte bu yüzden yaptığı şey――

 

Flop: [Hayır! Poponu sallayacak kadar ileri gitmen gerektiğini zannetmiyorum, Natsumi Hanım!]

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32599 Üye Sayısı
  • 332 Seri Sayısı
  • 43293 Bölüm Sayısı


creator
manga tr